Diplomasi
Ukrayna’da Genelkurmay Başkanı Sırskiy’nin görevden alınması protestoları durduracak mı?

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile eski Savunma Bakanı Mihail Fedorov arasındaki siyasi uzlaşmazlık sürüyor. Konuya vakıf kaynakların Kyiv Independent gazetesine verdiği bilgilere göre, bakanın görevden alınmasına karşı düzenlenen protestolara üç gün ara verilmesine rağmen iki taraf da geri adım atmaya yanaşmıyor.
Binlerce kişinin Fedorov’un görevden alınmasını protesto etmesinin üzerinden günler geçmesine karşılık, her iki kamp da katı tutumunu koruyor. Zelenskiy, kamuoyundaki tepkiyi azaltmak amacıyla Genelkurmay Başkanı Aleksandr Sırskiy’yi görevden aldı ancak Fedorov’u yeniden savunma bakanı yapma niyetinde olmadığını gösterdi.
Ukrayna Devlet Başkanı, 21 Temmuz’da yaptığı açıklamada, Fedorov’a hükümette Ukrayna’nın teknoloji sektörünü güçlendirmeye odaklanan “önemli bir pozisyon” teklif ettiğini duyurdu.
Fedorov ise ancak savunma bakanı olarak geri döneceğini, hükümette başka bir görevi kabul etmeyeceğini net bir dille ifade etti. Eski bakan, Zelenskiy’nin son önerisine henüz resmi bir yanıt vermedi.
Konuya vakıf bir kaynak, “Bu konuyu konuşmaya devam edecekler” diyerek durumun belirsizliğini koruduğunu aktardı. Yaşanacak gelişmeler, yalnızca Ukrayna ordusunun gelecekteki liderliğini değil, aynı zamanda protestoların bu hafta içinde yeniden başlayıp başlamayacağını da belirleyecek.
Fedorov’dan Sırskiy’ye yönelen tepkiler
Fedorov’un geçen hafta görevden alınması, Ukrayna genelinde protesto dalgasına yol açtı. Çok sayıda Ukrayna vatandaşı, savaş döneminde somut başarılarıyla tanınan ve ülkenin en popüler bakanlarından biri olan Fedorov’un neden görevden uzaklaştırıldığını kavrayamadı.
Zelenskiy ise kamuoyuna yaptığı tek açıklamada, Fedorov ile Sırskiy arasında yaşandığı iddia edilen bir anlaşmazlığa işaret etti.
Gösterilerin ilk gününde neredeyse tamamen Fedorov’un görevden alınmasına odaklanıldı. Ancak ikinci günden itibaren protestoların yönü değişmeye başladı. Fedorov’un eski danışmanı ve eski neo-Nazi Pravıy Sektör sokak örgütünün yöneticilerinden Serhiy Sternenko, 17 Temmuz’daki canlı yayınında Genelkurmay Başkanı Sırskiy’yi hedef aldı.
Sternenko, Sırskiy’yi dost ateşi vakalarının üzerini örtmekle ve Rus saldırıları sırasında bazı Ukrayna tugaylarını kasıtlı olarak zayıflatmakla suçladı. Diğer kamuoyu önderleri ve askeri gazilerin de bu eleştirilere katılmasıyla tartışma, Fedorov’un görevden alınmasından Sırskiy’nin liderliğine kaydı.
İki isim arasındaki gerilim uzun süredir bekleniyordu. Fedorov; inovasyon, ademi merkeziyetçilik ve teknolojik modernizasyonu temel alan reformcu bir yaklaşımı temsil ediyordu.
Sırskiy ise Sovyet askeri doktrinine dayanan, son derece merkeziyetçi bir komuta yapısını tercih ediyordu. Sırskiy, ayrıntılara aşırı müdahale etmekle ve “Sovyet tarzı” olarak nitelendirilen komuta kültürünü sürdürmekle suçlanıyordu.
Skeliya Alayı tartışması
Kamuoyundaki tartışmalar, Skeliya Alayı etrafında çıkan yeni bir krizle daha da hız kazandı. Sırskiy’nin özel hücum birimleri kurma çabalarının bir parçası olarak genişletilen ve 10 binden fazla personeli barındıran alay, yeni seferber edilen askerleri bünyesine alıyor ve yüksek riskli hücum görevlerinde kullanıyor.
Ukrayna merkezli yayın organı Babel, 23 Haziran’da alay içindeki kötü muamele iddialarını ayrıntılarıyla yayımladı. Haberde, yeni askere alınanlar arasında en az 25 muharebe dışı ölümün gerçekleştiği bildirildi. Site, daha sonra yedi benzer vakayı daha ortaya çıkardı.
Protestoların sürdüğü sırada Rus kuvvetleri, bir operasyonda Skeliya Alayına bağlı iki Ukrayna askerini esir aldı. Bu olay, birliğin Rus askerlerinden temizlendiğini iddia ettiği Konstantinovka bölgesinde Ukrayna bayrağının çekilmesi sırasında yaşandı. Aynı gün, anonim bir Ukrayna Telegram kanalında Skeliya logosunun yer aldığı bir video paylaşıldı. Videoda, ellerinde Sırskiy ve Zelenskiy’nin portrelerinin olduğu bayraklar tutan üç askerlerin, Konstantinovka’daki kültür merkezinin temizlendiğini ve Ukrayna bayrağının çekildiğini söylediği görüldü. Söz konusu video daha sonra kanaldan kaldırılsa da diğer platformlarda yayılmaya devam etti.
Bu gelişmeler, Sırskiy’nin liderliğine yönelik eleştirileri artırdı ve görevden alınması yönündeki çağrıları güçlendirdi. Protestoların ikinci ve üçüncü gününde, “Sırskiy dışarı” sloganları, Fedorov’un göreve iade edilmesi talebi kadar sık duyulur hale geldi.
Zelenskiy’nin strateji değişikliği
Devlet Başkanlığı Ofisi, halkın öfkesinin yön değiştirdiğini hızla fark etti. Zelenskiy, protestolardan önce kendi partisi Halkın Hizmetkarı milletvekillerine, ideal senaryoda hem Fedorov’u hem de Sırskiy’yi değiştirmek istediğini kapalı kapılar ardında söylemişti.
Genelkurmay başkanına yönelik eleştiriler yoğunlaşınca Zelenskiy aktif olarak yeni bir aday aramaya başladı. Tartışmalara vakıf bir yetkili, Zelenskiy’nin son birkaç günde bu pozisyon için olası adaylarla görüştüğünü teyit etti.
Bu görüşmeler, büyüyen tepkiyi kontrol altına alma çabalarıyla eş zamanlı yürüdü. Zelenskiy aynı zamanda Fedorov ile doğrudan temasını sürdürdü. Eski bakanın popülaritesini dikkate alan Zelenskiy, ona ekibinde başka bir üst düzey rol teklif etti.
Zelenskiy, Fedorov’un askeri modernizasyonu devlet başkanlığı danışmanı veya başbakan yardımcısı olarak yönetmesini önerdi. Bu teklif, devlet başkanının, Fedorov’un başlattığı reformları Savunma Bakanlığına dönmeden de sürdürebileceğine olan inancını yansıtıyordu.
Siyasi duruşuyla değil, teknolojik atılımlarıyla “Ukrayna’nın Elon Musk’ı” olarak anılan Fedorov; insansız hava aracı savaşından askeri modernizasyona, Rus güçlerinin Starlink sistemlerine erişiminin engellenmesinden Rus lojistik hatlarına yönelik saldırıların koordine edilmesine kadar birçok reformu yönetmişti. Ayrıca kendisinin de “popüler olmayan ancak son derece hayati” olarak nitelendirdiği bir askeri rütbe reformunu başlatmıştı.
Silikon Vadisi’nin Ukrayna’daki ‘altın çocuğu’ savunma koltuğunda: Mihail Fedorov kimdir?
Uzlaşma sağlanamadı
Fedorov için bu teklif hiçbir zaman kabul edilebilir olmadı. Yakın çevresinden edinilen bilgilere göre Fedorov, Zelenskiy’e yalnızca savunma bakanı olarak dönmek istediğini iletti. Altı aylık görev süresi boyunca başlattığı reformların ancak bu pozisyondan tamamlanabileceğine inanıyor.
Fedorov, görev süresindeki üç ana önceliğini; askeri alım süreçlerinin reformu, savunma tedarik sisteminin baştan aşağı yenilenmesi ve orduya yönelik İHA tedarikinin artırılması olarak sıraladı.
Buna karşılık Devlet Başkanlığı Ofisi geri adım atmaya niyetli görünmüyor. Zelenskiy’nin yakınındaki yetkililer, kamuoyu baskısının büyük ölçüde Fedorov’dan Sırskiy’ye kaydığını ve bunun da siyasi maliyeti düşürdüğünü düşünüyor. Fedorov’un ekibi ise durumu farklı değerlendiriyor.
Sürekli kamuoyu baskısının Zelenskiy’yi yeni bir geri adıma zorlayabileceğine inanıyorlar; tıpkı geçen yıl geniş çaplı gösterilerin ardından devlet başkanının yolsuzlukla mücadele kurumlarını zayıflatma girişimlerinden vazgeçmesi gibi.
Duruma vakıf bir kaynak, gizlilik kaydıyla yaptığı açıklamada, “Protestoları yatıştırmak için sadece genelkurmay başkanını görevden almaya çalışıyorlar gibi görünüyor. Ancak sokaktaki insanlar tüm bu kararların arkasında net bir açıklama bekliyor” dedi.
Kiev’de protestolar sürerken Zelenskiy’nin, halkın öfkesini dindirmek amacıyla Sırskiy’yi feda etmeye giderek daha hazır olduğu gözlemlendi. Zelenskiy’nin geçen hafta savunma bakanlığı için ilk tercihi dönemin İçişleri Bakanı İgor Klimenko olmuştu. Ancak bu adaylık hızla kamuoyunun sert tepkisiyle karşılaştı.
Tepkilerin büyümesi üzerine Zelenskiy farklı bir isme yönelerek Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) bünyesindeki Alfa Özel Harekat Merkezini yöneten SBU Başkan Vekili Yevgeniy Hmara’yı aday gösterdi.
Hmara, askeri çevrelerde büyük saygı gören bir isim olarak tanınıyor ve adaylığı protestocular tarafından çok daha olumlu karşılandı. Eylemlere katılan 39 yaşındaki bilişim uzmanı Aleksey, “Yevgeniy Hmara alanında olağanüstü bir profesyonel. Ancak savunma bakanlığı onun yapması gereken iş değil” dedi.
Hmara, kısa süre sonra hükümet tarafından geçici olarak savunma bakanlığı görevine getirildi. Resmi onay, devlet başkanının aday göstermesinin ardından parlamento tarafından yapılacak.
Parlamento teknik olarak 18 Ağustos’a kadar tatilde olduğu için Zelenskiy, Hmara’yı henüz kalıcı görev için resmi olarak aday göstermedi.
Cuma günü geniş çaplı protestolar düzenlenecek
Fedorov’un görevden alınmasına ve Sırskiy’nin görevde kalmasına karşı son protesto 20 Temmuz’da Kiev’de düzenlendi. Başkentte yüzlerce gösterici toplanırken diğer Ukrayna şehirlerinde de daha küçük çaplı mitingler yapıldı.
Pazartesi günkü gösterinin ardından organizatörler, Zelenskiy’e iki temel talebini yerine getirmesi için 24 Temmuz’a kadar süre vererek eylemlere üç gün ara verdiklerini duyurdu.
Bu talepler, Fedorov’un savunma bakanlığına iade edilmesi ve Sırskiy’nin genelkurmay başkanlığı görevinden alınması olarak açıklandı.
Devlet başkanlığı ofisindeki genel beklenti, Sırskiy’nin değiştirilmesinin protestocuları memnun edeceği ve gösterilerin yeniden başlamasını engelleyeceği yönünde.
Yetkililer ayrıca kamuoyu baskısının hafiflemesiyle birlikte Fedorov’un teklif edilen alternatif görevi yeniden değerlendirmekten başka çaresinin kalmayacağını umuyor. Ancak eski bakana yakın çevreler beklemeye hazır görünüyor.
Şu an için iki taraf da geri adım atmıyor. Bir sonraki kritik sınav, yalnızca Sırskiy’yi değiştirmenin protestocuları tatmin etmeye yetip yetmeyeceğinin ya da Fedorov’un göreve iade edilmesi talebinin insanları yeniden sokaklara döküp dökmeyeceğinin netleşeceği 24 Temmuz günü verilecek.
Diplomasi
İddia: Norveç Başbakanı Støre eski Rus yetkiliyle Oslo’da görüştü

Bloomberg, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre’nin geçtiğimiz yaz aylarında Oslo’da üst düzey eski bir Rus yetkiliyle bir araya geldiğini yazdı. Habere göre bu görüşme, Støre ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb’ın büyük Avrupa güçlerini Ukrayna müzakerelerine dahil etmek için yürüttüğü diplomatik hazırlıklar dahilinde yapıldı.
Bloomberg’ün kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre, geçtiğimiz yaz aylarında başkent Oslo’da üst düzey eski bir Rus yetkiliyle bir araya geldi.
Ajansa konuşan kaynak, eski Rus yetkilinin bu görüşmede Støre’ye Avrupa’nın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e ültimatom vermek yerine onunla diyalog kurması gerektiğini söylediğini aktardı.
Söz konusu temas, Støre ile Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb’ın, Ukrayna’daki çözüm müzakerelerine büyük Avrupa güçlerinin katılmasına zemin hazırlamak amacıyla yürüttüğü “mutfak diplomasisinin” parçasını oluşturuyor.
Norveç ve Finlandiya liderlerinin uzun bir ortak çalışma geçmişine sahip olduğuna dikkat çeken Bloomberg, ikilinin yirmi yıllık dostlukları sayesinde uluslararası siyasette sonuç aldığını yazdı.
Liderler daha önce, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı ele geçirme tehditleri üzerine kendisiyle müzakere girişimlerine öncülük etmiş, ayrıca yaklaşık 30 lideri gelişmiş yapay zeka modellerinin denetlenmesine yönelik anlaşmayı imzalamaya ikna etmişti.
Ajansa konuşan kaynak, iki liderin uyumunu şu sözlerle anlattı: “Birlikte harika çalışıyorlar. Stubb, Avrupa çapında ve küresel ölçekte büyük düşünmek istiyor; bu yaklaşım Støre’de de karşılık görüyor.”
Bloomberg’e bilgi veren iki ayrı kaynak ise liderlerin benimsediği ekip çalışması stratejisinin, zorlu müzakereler sırasında Stubb ve Støre’ye “birbirini kollama” ve üzerlerindeki baskıyı hafifletme imkanı tanıdığını savundu.
İlk kez 2008 yılında dışişleri bakanlığı yaptıkları dönemde tanışan Stubb ve Støre, spora duydukları ortak ilgiyle yakınlaştı.
Fransa’da eğitim görmüş olmaları ve Fransızca bilmeleri de iki siyasetçiyi birleştiren diğer unsurlar arasında yer alıyor. Stubb, kaleme aldığı Alex adlı kitabında Støre’yi “iyi dostu” olarak tanımlamıştı.
Bloomberg’in haberinde, Stubb ve Støre’nin bu hafta Ukrayna’nın talebi üzerine Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile telefon görüşmesi yapmasının birçok müttefiki şaşırttığı vurgulandı.
Öte yandan ajans, söz konusu girişimin Avrupa’ya müzakere masasında yer alma konusunda yeni bir şans sunduğunun altını çizdi.
Ancak telefon trafiği bazı Avrupa ülkelerinin eleştirilerine yol açtı. Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, Finlandiya ve Norveç’in bu görüşmeyle ne elde etmeyi umduğunu anlamadığını belirterek Avrupa ülkelerinin ortak hareket etmesinin önemini vurguladı.
İsveç Başbakanı Ulf Kristersson da görüşme hakkında kendisine önceden bilgi verilmemesinden duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdi.
Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius ise Moskova ile daha önce yürütülen müzakere girişimlerinin sonuçsuz kaldığına işaret etti.
İngiliz The Guardian gazetesi, telefon görüşmesinin doğurduğu gerilimin, Avrupa’nın Moskova ile kendi iletişim kanalını kurma çabalarını zorlaştırma tehdidi taşıyan görüş ayrılıklarını gözler önüne serdiğini yazdı.
Gazete bu durumu, hükümetlerin yalnızca Rus liderle temas kurma gerekliliği konusunda değil, aynı zamanda kendi adlarına kimin konuşacağı üzerinde de uzlaşmaya çalışmasına bağladı.
Financial Times (FT) gazetesi ise ülkelerin, Ukrayna müzakerelerinde kendi çıkarlarını Moskova ve Washington’a iletmek adına Putin ile nasıl temas kurulacağı konusundaki anlaşmazlıklar yüzünden “ikilemle” karşı karşıya kaldığını bildirdi.
Gazetenin verilerine göre ABD ve Ukrayna; İngiltere, Fransa ve Almanya’dan oluşan E3 grubunu müzakerelerde Avrupa’nın en olası temsilcileri olarak görüyor.
Ancak küçük devletler kendi çıkarlarının göz ardı edileceğinden endişe duyduğu için bu seçenek Avrupa içinde görüş ayrılıkları yaratıyor.
Diğer yandan Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı Yuriy Uşakov, Putin’in Stubb ve Støre ile yaptığı telefon görüşmesine Avrupa Birliği (AB) liderlerinden olumsuz tepki gelmesini Moskova’nın beklemediğini açıkladı.
Avrupa’da Rusya Devlet Başkanı ile görüşmeler konusunda ortak tutum oluşmadığını belirten Uşakov, “orada çok seslilik ve kargaşa hakim olduğunu” ifade etti.
Diplomasi
Politico: ABD, Belarus gübresi için Litvanya’ya liman baskısı yapıyor

Politico’nun haberine göre ABD yönetimi, Belarus potasyumunun sevkiyatı için Klaipeda Limanı’nın açılması konusunda Litvanya’ya çağrıda bulunuyor. Kanada ile yaşanan tarife krizinin ardından alternatif gübre arayışına giren Washington, Avrupa Birliği yaptırımlarını aşmayı hedefliyor.
ABD yönetimi, Avrupa Birliği yaptırımlarını aşarak Belarus potasyumunun ihracatı için Klaipeda Limanı’nı açması yönünde Litvanya’ya baskı uyguluyor.
Politico’nun dört Avrupalı yetkiliye dayandırdığı haberde, ABD’nin Belarus Özel Temsilcisi John Cole’un Litvanyalı diplomatlarla Belarus mallarına yönelik ablukanın hafifletilmesi konusunu ele aldığı aktarıldı.
Gübre üretiminde temel bir bileşen niteliği taşıyan potasyumun küresel pazarının yaklaşık yüzde 20’sini Belarus kontrol ediyor.
Kullandığı potasyumun neredeyse tamamını ithal eden ABD, sevkiyatın yaklaşık yüzde 80’ini Kanada’dan karşılıyor.
Ağustos ayında Ottawa yönetimi ile yürütülen ticaret müzakerelerinin kesilmesi ve karşılıklı gümrük tarifelerinin yeniden devreye girmesi üzerine Washington, hammadde temininde alternatif kaynak arayışına girdi.
ABD Başkanı Donald Trump, geçen ay yaptığı açıklamada Minsk yönetimiyle “kapsamlı bir anlaşma” üzerinde çalıştıklarını duyurmuştu.
Trump, Amerikalı çiftçilerin şu anda Kanadalı şirketlere ödediğinden “çok daha düşük bir fiyata” potasyum satın almayı hedeflediklerini dile getirdi.
Hazırlanan planın hayata geçmesi ise gübrelerin Klaipeda Limanı ya da bölgedeki diğer limanlar üzerinden gemilere yüklenmesine bağlı kalıyor.
Avrupa Birliği’nin yürürlükteki yaptırımları, üye ülkelerin limanlarından Belarus menşeli malların sevk edilmesini yasaklıyor. Kısıtlamaların uzatılmasına dair bir sonraki kararın şubat ayında alınması bekleniyor.
2027 yılının ilk yarısında AB dönem başkanlığını üstlenecek Litvanya’nın ise bu yaptırımları veto etme yetkisi mevcut.
ABD, Belarus’un potasyum sektörüne yönelik ilk yaptırımları 2021 yılında devreye sokmuştu.
Washington yönetimi birkaç yıl sonra, Aralık 2025’te Belarus potasyum endüstrisine uyguladığı kısıtlamaları hafifletme sürecine girdi.
Financial Times’ın aktardığına göre, Amerikan kısıtlamalarının yumuşatılmasının ardından Belarus potasyumunun ilk partisi 22 Ekim’de ABD’ye sevk edildi. Bu sevkiyat, iki ülke arasında 2021 yılından bu yana gerçekleşen ilk teslimat oldu.
Öte yandan Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko, üretilen tüm miktarın bu yıl için önceden sözleşmeye bağlandığını gerekçe göstererek Belarus’un Batı pazarlarına potasyum gübresi gönderemeyeceğini ifade etti.
Diplomasi
Trump baskı yaptı, Kiev Rus petrol rafinerilerini vurmayı durdurdu

Trump’ın küresel akaryakıt fiyatlarını artırdığı gerekçesiyle yürüttüğü baskı sonuç verdi ve Ukrayna, Rus petrol rafinerilerine yönelik saldırılarına gayriresmi olarak ara verdi. Wall Street Journal’ın haberine göre 3 Kasım’daki ABD Kongresi ara seçimlerine kadar sürmesi beklenen duraklama öncesinde Washington, Kiev’den saldırıları 30 günlüğüne kesmesini istedi.
The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin haberine göre ABD, Rusya’daki petrol rafinerilerine düzenlenen Ukrayna saldırılarının durdurulması için ABD Başkanı Donald Trump’ın haftalarca sürdürdüğü baskı sonucunda amacına ulaştı.
Gazeteye konuşan kaynakların belirttiğine göre saldırılardaki “gayriresmi ara” en azından 3 Kasım’da yapılacak ABD Kongresi ara seçimlerinin sonuna kadar sürecek, hatta bu süreyi de aşabilecek.
Kiev yönetimi ise saldırıların durdurulduğuna dair resmi bir açıklama yapmadı.
Son haftalarda Kiev’den Rus petrol rafinerilerini vurmayı bırakmasını talep eden Trump, küresel akaryakıt fiyatlarındaki artıştan Ukrayna’yı sorumlu tutuyordu.
Gazetenin görüşlerine başvurduğu enerji uzmanları ise fiyat artışını ağırlıklı olarak ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşa bağlıyor.
WSJ’nin iki Amerikalı yetkiliye dayandırdığı haberine göre ABD Özel Temsilcisi Jared Kushner, 20 Ekim’de Oslo’da Ukrayna lideri Vladimir Zelenskiy ile yapılan görüşmede Trump’ın talebini yineledi.
WSJ’ye konuşan kaynaklardan biri bu görüşmeyi “çok sert” diye nitelendirdi.
Amerikalı yetkililerden birinin aktardığına göre toplantıya uzaktan katılan Kushner, Washington’a duyulan minnettarlığın bir göstergesi olarak Ukrayna’ya petrol rafinerisi saldırılarını 30 günlüğüne durdurmayı önerdi.
WSJ’nin belirttiğine göre uydu internet sistemi Starlink’in çalışmasındaki kısıtlamalar da Kiev’in tutumunu etkiledi.
14 Ekim’de başlayan bu kısıtlamalar Ukrayna’nın insansız hava araçlarını kullanmasını zorlaştırdı.
Hizmetin tam kapasiteyle çalışmasına ancak on gün sonra, Trump’ın SpaceX CEO’su Elon Musk’a başvurmasıyla geri dönülebildi.
Gazetenin haberine göre Ukrayna’nın Avrupalı müttefikleri de ABD’deki oylama tamamlanana kadar rafineri saldırılarına ara verilmesini tavsiye etti.
Gazete, Starlink’teki kesintinin ve ABD’nin Kiev’e desteği kesme tehditlerinin sonucunda Ukrayna’nın Beyaz Saray’a duyduğu güvenin daha da sarsıldığı değerlendirmesini yaptı.
Enerji ateşkesi tartışmaları Rus motorini anlaşmasının gölgesinde yürüdü
Trump, 11 Ekim’de Rusya ve Ukrayna’nın enerji tesislerine yönelik saldırıları durdurma konusunda anlaştığını duyurmuştu.
Ukrayna lideri Vladimir Zelenskiy ise Amerikalı mevkidaşının sözlerini ilk kez duyduğunu söylemiş, ancak Rusya’nın da kabul etmesi şartıyla ateşkese hazır olduğunu dile getirmişti.
Rusya Devlet Başkanı Sözcüsü Dmitriy Peskov da 13 Ekim’de enerji ateşkesine ilişkin temasların sürdüğünü doğrulamıştı.
Buna rağmen ertesi gün Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, Ryazan ve Saratov bölgelerindeki petrol rafinerilerine saldırılar düzenlendiğini açıkladı.
Ryazan Bölgesi Valisi Pavel Malkov ise 15 Ekim sabahı insansız hava aracı saldırısının ardından yerel petrol rafinerisi arazisinde yangın çıktığını duyurdu.
Devlet Başkanı Vladimir Putin de enerji altyapısına yönelik saldırıların sorun yarattığını ancak cephedeki durumu etkilemediğini söylüyordu.
Putin 1 Ekim’de yaptığı açıklamada “Bizim petrol rafinerilerimizde de tablo aynı. Petrol rafinerilerini vurmaya başladılar ve amaçlarını doğrudan ekonomimize zarar vermek olarak açıkladılar. Amaçlarına ulaştılar mı? Kısmen, çünkü tahminlerimize göre gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 1’ini kaybettik. Üstelik bunu bilinçli yaptılar, bunlar sivil hedefler, sivil hedefleri vurdular. Peki ne oldu? Birebir karşılığını aldılar” dedi.
Enerji ateşkesi görüşmeleri, Moskova ile Washington arasında 9 Ekim’de varılan Rus motorini tedariki anlaşmasının gölgesinde yürütüldü.
Zelenskiy bu anlaşmayı ABD’nin ihaneti olarak nitelendirmişti.
Amerika2 hafta önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Diplomasi7 gün önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Dünya Basını1 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Söyleşi1 hafta önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Görüş2 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Dünya Basını1 hafta önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar
Dünya Basını2 hafta önce“Tescilli aşırı sağcı”: Alman parti sisteminin bumerangı
Amerika2 hafta önceMilenyum kuşağı tarihin en büyük nostalji dalgasını başlattı










