Diplomasi
Ukrayna’da Genelkurmay Başkanı Sırskiy’nin görevden alınması protestoları durduracak mı?

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile eski Savunma Bakanı Mihail Fedorov arasındaki siyasi uzlaşmazlık sürüyor. Konuya vakıf kaynakların Kyiv Independent gazetesine verdiği bilgilere göre, bakanın görevden alınmasına karşı düzenlenen protestolara üç gün ara verilmesine rağmen iki taraf da geri adım atmaya yanaşmıyor.
Binlerce kişinin Fedorov’un görevden alınmasını protesto etmesinin üzerinden günler geçmesine karşılık, her iki kamp da katı tutumunu koruyor. Zelenskiy, kamuoyundaki tepkiyi azaltmak amacıyla Genelkurmay Başkanı Aleksandr Sırskiy’yi görevden aldı ancak Fedorov’u yeniden savunma bakanı yapma niyetinde olmadığını gösterdi.
Ukrayna Devlet Başkanı, 21 Temmuz’da yaptığı açıklamada, Fedorov’a hükümette Ukrayna’nın teknoloji sektörünü güçlendirmeye odaklanan “önemli bir pozisyon” teklif ettiğini duyurdu.
Fedorov ise ancak savunma bakanı olarak geri döneceğini, hükümette başka bir görevi kabul etmeyeceğini net bir dille ifade etti. Eski bakan, Zelenskiy’nin son önerisine henüz resmi bir yanıt vermedi.
Konuya vakıf bir kaynak, “Bu konuyu konuşmaya devam edecekler” diyerek durumun belirsizliğini koruduğunu aktardı. Yaşanacak gelişmeler, yalnızca Ukrayna ordusunun gelecekteki liderliğini değil, aynı zamanda protestoların bu hafta içinde yeniden başlayıp başlamayacağını da belirleyecek.
Fedorov’dan Sırskiy’ye yönelen tepkiler
Fedorov’un geçen hafta görevden alınması, Ukrayna genelinde protesto dalgasına yol açtı. Çok sayıda Ukrayna vatandaşı, savaş döneminde somut başarılarıyla tanınan ve ülkenin en popüler bakanlarından biri olan Fedorov’un neden görevden uzaklaştırıldığını kavrayamadı.
Zelenskiy ise kamuoyuna yaptığı tek açıklamada, Fedorov ile Sırskiy arasında yaşandığı iddia edilen bir anlaşmazlığa işaret etti.
Gösterilerin ilk gününde neredeyse tamamen Fedorov’un görevden alınmasına odaklanıldı. Ancak ikinci günden itibaren protestoların yönü değişmeye başladı. Fedorov’un eski danışmanı ve eski neo-Nazi Pravıy Sektör sokak örgütünün yöneticilerinden Serhiy Sternenko, 17 Temmuz’daki canlı yayınında Genelkurmay Başkanı Sırskiy’yi hedef aldı.
Sternenko, Sırskiy’yi dost ateşi vakalarının üzerini örtmekle ve Rus saldırıları sırasında bazı Ukrayna tugaylarını kasıtlı olarak zayıflatmakla suçladı. Diğer kamuoyu önderleri ve askeri gazilerin de bu eleştirilere katılmasıyla tartışma, Fedorov’un görevden alınmasından Sırskiy’nin liderliğine kaydı.
İki isim arasındaki gerilim uzun süredir bekleniyordu. Fedorov; inovasyon, ademi merkeziyetçilik ve teknolojik modernizasyonu temel alan reformcu bir yaklaşımı temsil ediyordu.
Sırskiy ise Sovyet askeri doktrinine dayanan, son derece merkeziyetçi bir komuta yapısını tercih ediyordu. Sırskiy, ayrıntılara aşırı müdahale etmekle ve “Sovyet tarzı” olarak nitelendirilen komuta kültürünü sürdürmekle suçlanıyordu.
Skeliya Alayı tartışması
Kamuoyundaki tartışmalar, Skeliya Alayı etrafında çıkan yeni bir krizle daha da hız kazandı. Sırskiy’nin özel hücum birimleri kurma çabalarının bir parçası olarak genişletilen ve 10 binden fazla personeli barındıran alay, yeni seferber edilen askerleri bünyesine alıyor ve yüksek riskli hücum görevlerinde kullanıyor.
Ukrayna merkezli yayın organı Babel, 23 Haziran’da alay içindeki kötü muamele iddialarını ayrıntılarıyla yayımladı. Haberde, yeni askere alınanlar arasında en az 25 muharebe dışı ölümün gerçekleştiği bildirildi. Site, daha sonra yedi benzer vakayı daha ortaya çıkardı.
Protestoların sürdüğü sırada Rus kuvvetleri, bir operasyonda Skeliya Alayına bağlı iki Ukrayna askerini esir aldı. Bu olay, birliğin Rus askerlerinden temizlendiğini iddia ettiği Konstantinovka bölgesinde Ukrayna bayrağının çekilmesi sırasında yaşandı. Aynı gün, anonim bir Ukrayna Telegram kanalında Skeliya logosunun yer aldığı bir video paylaşıldı. Videoda, ellerinde Sırskiy ve Zelenskiy’nin portrelerinin olduğu bayraklar tutan üç askerlerin, Konstantinovka’daki kültür merkezinin temizlendiğini ve Ukrayna bayrağının çekildiğini söylediği görüldü. Söz konusu video daha sonra kanaldan kaldırılsa da diğer platformlarda yayılmaya devam etti.
Bu gelişmeler, Sırskiy’nin liderliğine yönelik eleştirileri artırdı ve görevden alınması yönündeki çağrıları güçlendirdi. Protestoların ikinci ve üçüncü gününde, “Sırskiy dışarı” sloganları, Fedorov’un göreve iade edilmesi talebi kadar sık duyulur hale geldi.
Zelenskiy’nin strateji değişikliği
Devlet Başkanlığı Ofisi, halkın öfkesinin yön değiştirdiğini hızla fark etti. Zelenskiy, protestolardan önce kendi partisi Halkın Hizmetkarı milletvekillerine, ideal senaryoda hem Fedorov’u hem de Sırskiy’yi değiştirmek istediğini kapalı kapılar ardında söylemişti.
Genelkurmay başkanına yönelik eleştiriler yoğunlaşınca Zelenskiy aktif olarak yeni bir aday aramaya başladı. Tartışmalara vakıf bir yetkili, Zelenskiy’nin son birkaç günde bu pozisyon için olası adaylarla görüştüğünü teyit etti.
Bu görüşmeler, büyüyen tepkiyi kontrol altına alma çabalarıyla eş zamanlı yürüdü. Zelenskiy aynı zamanda Fedorov ile doğrudan temasını sürdürdü. Eski bakanın popülaritesini dikkate alan Zelenskiy, ona ekibinde başka bir üst düzey rol teklif etti.
Zelenskiy, Fedorov’un askeri modernizasyonu devlet başkanlığı danışmanı veya başbakan yardımcısı olarak yönetmesini önerdi. Bu teklif, devlet başkanının, Fedorov’un başlattığı reformları Savunma Bakanlığına dönmeden de sürdürebileceğine olan inancını yansıtıyordu.
Siyasi duruşuyla değil, teknolojik atılımlarıyla “Ukrayna’nın Elon Musk’ı” olarak anılan Fedorov; insansız hava aracı savaşından askeri modernizasyona, Rus güçlerinin Starlink sistemlerine erişiminin engellenmesinden Rus lojistik hatlarına yönelik saldırıların koordine edilmesine kadar birçok reformu yönetmişti. Ayrıca kendisinin de “popüler olmayan ancak son derece hayati” olarak nitelendirdiği bir askeri rütbe reformunu başlatmıştı.
Silikon Vadisi’nin Ukrayna’daki ‘altın çocuğu’ savunma koltuğunda: Mihail Fedorov kimdir?
Uzlaşma sağlanamadı
Fedorov için bu teklif hiçbir zaman kabul edilebilir olmadı. Yakın çevresinden edinilen bilgilere göre Fedorov, Zelenskiy’e yalnızca savunma bakanı olarak dönmek istediğini iletti. Altı aylık görev süresi boyunca başlattığı reformların ancak bu pozisyondan tamamlanabileceğine inanıyor.
Fedorov, görev süresindeki üç ana önceliğini; askeri alım süreçlerinin reformu, savunma tedarik sisteminin baştan aşağı yenilenmesi ve orduya yönelik İHA tedarikinin artırılması olarak sıraladı.
Buna karşılık Devlet Başkanlığı Ofisi geri adım atmaya niyetli görünmüyor. Zelenskiy’nin yakınındaki yetkililer, kamuoyu baskısının büyük ölçüde Fedorov’dan Sırskiy’ye kaydığını ve bunun da siyasi maliyeti düşürdüğünü düşünüyor. Fedorov’un ekibi ise durumu farklı değerlendiriyor.
Sürekli kamuoyu baskısının Zelenskiy’yi yeni bir geri adıma zorlayabileceğine inanıyorlar; tıpkı geçen yıl geniş çaplı gösterilerin ardından devlet başkanının yolsuzlukla mücadele kurumlarını zayıflatma girişimlerinden vazgeçmesi gibi.
Duruma vakıf bir kaynak, gizlilik kaydıyla yaptığı açıklamada, “Protestoları yatıştırmak için sadece genelkurmay başkanını görevden almaya çalışıyorlar gibi görünüyor. Ancak sokaktaki insanlar tüm bu kararların arkasında net bir açıklama bekliyor” dedi.
Kiev’de protestolar sürerken Zelenskiy’nin, halkın öfkesini dindirmek amacıyla Sırskiy’yi feda etmeye giderek daha hazır olduğu gözlemlendi. Zelenskiy’nin geçen hafta savunma bakanlığı için ilk tercihi dönemin İçişleri Bakanı İgor Klimenko olmuştu. Ancak bu adaylık hızla kamuoyunun sert tepkisiyle karşılaştı.
Tepkilerin büyümesi üzerine Zelenskiy farklı bir isme yönelerek Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) bünyesindeki Alfa Özel Harekat Merkezini yöneten SBU Başkan Vekili Yevgeniy Hmara’yı aday gösterdi.
Hmara, askeri çevrelerde büyük saygı gören bir isim olarak tanınıyor ve adaylığı protestocular tarafından çok daha olumlu karşılandı. Eylemlere katılan 39 yaşındaki bilişim uzmanı Aleksey, “Yevgeniy Hmara alanında olağanüstü bir profesyonel. Ancak savunma bakanlığı onun yapması gereken iş değil” dedi.
Hmara, kısa süre sonra hükümet tarafından geçici olarak savunma bakanlığı görevine getirildi. Resmi onay, devlet başkanının aday göstermesinin ardından parlamento tarafından yapılacak.
Parlamento teknik olarak 18 Ağustos’a kadar tatilde olduğu için Zelenskiy, Hmara’yı henüz kalıcı görev için resmi olarak aday göstermedi.
Cuma günü geniş çaplı protestolar düzenlenecek
Fedorov’un görevden alınmasına ve Sırskiy’nin görevde kalmasına karşı son protesto 20 Temmuz’da Kiev’de düzenlendi. Başkentte yüzlerce gösterici toplanırken diğer Ukrayna şehirlerinde de daha küçük çaplı mitingler yapıldı.
Pazartesi günkü gösterinin ardından organizatörler, Zelenskiy’e iki temel talebini yerine getirmesi için 24 Temmuz’a kadar süre vererek eylemlere üç gün ara verdiklerini duyurdu.
Bu talepler, Fedorov’un savunma bakanlığına iade edilmesi ve Sırskiy’nin genelkurmay başkanlığı görevinden alınması olarak açıklandı.
Devlet başkanlığı ofisindeki genel beklenti, Sırskiy’nin değiştirilmesinin protestocuları memnun edeceği ve gösterilerin yeniden başlamasını engelleyeceği yönünde.
Yetkililer ayrıca kamuoyu baskısının hafiflemesiyle birlikte Fedorov’un teklif edilen alternatif görevi yeniden değerlendirmekten başka çaresinin kalmayacağını umuyor. Ancak eski bakana yakın çevreler beklemeye hazır görünüyor.
Şu an için iki taraf da geri adım atmıyor. Bir sonraki kritik sınav, yalnızca Sırskiy’yi değiştirmenin protestocuları tatmin etmeye yetip yetmeyeceğinin ya da Fedorov’un göreve iade edilmesi talebinin insanları yeniden sokaklara döküp dökmeyeceğinin netleşeceği 24 Temmuz günü verilecek.
Diplomasi
Deutsche Bank, renminbi için Avrupa’nın ilk kliring bankası oldu

Çin merkez bankası, Pekin’in para biriminin uluslararası kullanımını artırma çabaları kapsamında, Deutsche Bank’ı renminbi için ilk Avrupalı kliring merkezi olarak atadı.
Çin Halk Bankası, pazartesi gecesi Frankfurt’ta Alman bankayı renminbi kliring bankası olarak yetkilendirdi.
Deutsche Bank salı günü yaptığı açıklamada, bu atamanın renminbinin “süregelen uluslararasılaşmasını” ve bankanın “Çin-Avrupa arasındaki başlıca koridorlarda ticaret, hazine ve yatırım faaliyetlerini kolaylaştırmadaki artan rolünü” vurguladığını belirtti.
Yurtdışındaki renminbi kliring odalarının çoğu, Çin’in en büyük dört devlet bankası olan Bank of China, Industrial and Commercial Bank of China, Bank of Communications ve China Construction Bank’ın yerel şubeleri.
Deutsche Bank, Avrupa’da renminbi işlemlerini takas ve mutabakatına izin verilen ilk Çinli olmayan banka.
Deutsche Bank Çin Başkanı Leo Yin, “Bu, Çin’in finansal sistemine doğrudan bir köprü kuruyor ve Avrupa-Çin ticaret ve yatırım akışlarında yer alan müşterilerimizi destekleme kabiliyetimizi güçlendiriyor,” dedi.
Çin Merkez Bankası, bağımsız beş yıllık planda yuanın küreselleşmesini hedefliyor
Yin, Avrupalı grupların “döviz sürtüşmesini” azaltmak ve tedarik zinciri ödemelerini kolaylaştırmak için Deutsche Bank’ın renminbi kliring hizmetini kullanmasını beklediğini, Çinli şirketlerin ise “renminbi ekosisteminde kalarak” Avrupa’daki yatırımlarını finanse etmek ve ticaret akışlarını kolaylaştırmak için bu hizmeti kullanmasının muhtemel olduğunu belirtti.
Çin, son yıllarda para biriminin küresel kullanımını artırmak ve doların hakimiyetine meydan okumak için çabalarını yoğunlaştırdı.
Bu yıl açıklanan Komünist Parti’nin 15. Beş Yıllık Planı, ticarette, yatırımda ve finansmanda renminbi’nin rolünün genişletilmesini öngörüyor.
Deutsche Bank, uzun süredir renminbi’nin uluslararasılaşmasına katkıda bulunuyor ve 2015 yılında Çin’in SWIFT’e alternatif olan Sınır Ötesi Bankalararası Ödeme Sistemi’ne doğrudan katılımcı olarak dahil oldu.
Bloomberg verilerine göre, Alman bankası bu yıl “panda tahvili” işlemlerinde (Çin anakarasında yabancı kurumlar tarafından ihraç edilen renminbi cinsinden borçlanma araçları) Çinli olmayan bankalar arasında birinci sırada yer alıyor.
Çin’deki faiz oranlarının tarihi düşük seviyelerde olmasıyla birlikte, renminbi cinsinden borçlanma hızla arttı.
Goldman Sachs, sigorta şirketi Chubb ve Singapur’un devlet yatırımcısı Temasek gibi çok uluslu gruplar, Hong Kong’da renminbi cinsinden borçlanma yoluyla ihraç edilen “dim sum tahvillerinin” ihracını artırdı.
Pekin, ticaret ve offshore kredilerde para birimini tanıtma konusunda bir miktar başarı elde etse de, renminbinin rezerv para birimi olarak payı hâlâ düşük seviyede.
Çin, tahvil piyasalarını yabancı yatırımcılara daha fazla açmak için adımlar attı ama küresel sabit getirili menkul kıymet yöneticileri, ülkenin devlet tahvillerine ayırdıkları payı artırma konusunda isteksiz davranıyor.
Yatırımcılar, Çin devlet tahvillerine ayırdıkları payı artırmalarını engelleyen faktörler olarak ülkenin nispeten düşük getirilerini, yavaşlayan iktisadi büyümeyi ve artan borç/GSYİH oranını gösteriyor.
Diplomasi
‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?

Analistlere göre yeni savunma paktı, etkisini Hint Okyanusu bölgesine kadar genişletebilecek daha geniş, ideolojik temelli bir askeri bloka dönüşebilir.
South China Morning Post’a konuşan analistlere göre Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye arasında imzalanan yeni savunma paktı, İslamabad’ın bu anlaşmayı Hindistan’ın çevresindeki Müslüman çoğunluklu ülkelerle daha geniş güvenlik bağları kurmak için kullanıp kullanamayacağı konusunda Yeni Delhi’de soru işaretlerine yol açtı.
Cuma günü imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı saldırının üçünün tamamına yapılmış sayılacağını hükme bağlıyor.
Üçlü anlaşma, Suudi Arabistan ile Pakistan arasında geçen eylül ayında imzalanan ikili anlaşmanın ardından geldi.
Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Muhammad Asif cumartesi günü paktı, İslam ülkeleri arasında daha geniş kapsamlı bir askeri ittifak için olası bir model olarak tanımladı ve böyle bir yapılanmayı NATO’ya benzetti.
İslam ülkelerinin dini dayanışmadan ziyade ulusal çıkarlarına öncelik verme ihtimali hâlâ daha yüksek olsa da analistlere göre Pakistan’ın paktı daha geniş kapsamlı işbirliği için potansiyel bir platform olarak sunması nedeniyle Delhi’nin temkinli olması gerekecek.
Bu gelişme, Bangladeş’in askeri modernizasyon planları kapsamında Çin ve Pakistan’ın ortak geliştirdiği JF-17 Thunder savaş uçaklarını İslamabad’dan satın alma seçeneğini değerlendirdiği bir döneme denk geliyor.
İki ülke arasında üst düzey hava kuvvetleri görüşmeleri ve olası bir savunma paktına ilişkin temaslar gerçekleştirildi. Bunlara, eğitim simülatörlerinin devri gibi adımların da eşlik ettiği bildirildi.
Delhi merkezli Indic Researchers Forum’un Stratejik İlişkiler ve Ortaklıklar Direktörü Srinivaasan Balakrishnan, paktın etkisini Hindistan’ın başlıca güvenlik sağlayıcısı olarak hareket ettiği Hint Okyanusu bölgesine kadar genişleten “daha geniş, ideolojik veya kimlik temelli bir askeri bloka” dönüşebileceğini söyledi.
“Dolayısıyla asıl stratejik soru, bugün bir ‘İslami NATO’nun kurulup kurulmadığı değil,” dedi ve ekledi: “Asıl soru, bunun savunma anlaşmaları, askeri tatbikatlar, istihbarat paylaşımı ve silah transferleri yoluyla kademeli olarak ortaya çıkıp çıkamayacağıdır.”
Analistler, Hindistan’ın Bangladeş’i yakından takip etmesi gerekeceğini söyledi.
Hindistan’daki Ashoka Üniversitesi’nde siyaset bilimi profesörü olan Uday Chandra, “Bangladeş kesinlikle yakından izlenmeye değer ve Hindistan yönetimi de şu anda bunu yapıyor. Hem Pakistan hem de Türkiye ile savunma ilişkileri son dönemde kesinlikle gelişti,” dedi.
Pakistan, döviz rezervlerini artırmak ve zor durumdaki ekonomisini canlandırmak amacıyla savunma ürünleri için aktif biçimde yeni pazarlar araştırıyor ve bu pazarlardaki varlığını genişletiyor.
Ancak Chandra’ya göre Dakka’nın Pakistan’dan silah ve savunma teçhizatı satın alması veya Pakistan’la ortak askeri tatbikatlar yapması halinde bile Mekke paktına resmen katılması hâlâ oldukça büyük bir adım olacaktır. Chandra, “Bangladeş’in katılması mümkün ama bu, belirsiz bir geleceğe doğru çok büyük bir sıçrama olur,” dedi.
Hindistan, hükümeti Delhi ile yakın çalışan Şeyh Hasina’nın iki yıl önce devrilmesinin ardından Bangladeş’le ilişkilerinde yaşanan gerginlik döneminden sonra bağları istikrara kavuşturmak için adımlar attı.
Hindistan’ın güvenlik ve istihbarat kurumları, özellikle siyasi geçişler ve bölgesel dinamiklerdeki değişimlerin ardından İslamcı militan grupların Bangladeş içinde operasyon alanları kullanması veya oluşturması ihtimali konusunda süregelen kaygılar taşıyor.
Gerilim, bir süredir Delhi’de yaşayan Hasina’nın 5 Ağustos’ta çevrim içi bir medya etkinliği düzenlemesinin ardından kısa süre önce yeniden ortaya çıktı. Bangladeş bunun üzerine, Hasina’nın açıklamalarının ülkedeki istikrarı zedelediği yönündeki endişesini dile getirdi.
Uzmanlara göre bu kaygılar geçici olabilir; zira son iki yılda uygulanan ticari kısıtlamaların kademeli olarak gevşetilmesi bekleniyor. Hindistan, Bangladeş’in ikinci büyük ticaret ortağı konumunda.
Hasina’nın ülkeye dönmesi beklenirken Bangladeş Cumhurbaşkanı istifa edeceğini duyurdu
Bangladeş ve yine Müslüman çoğunluklu bir ülke olan Maldivler, Hindistan’la önemli ekonomik, kalkınma ve güvenlik bağlarına sahip ve Hint Okyanusu bölgesindeki bölgesel ortaklıklar ile bağlantı projelerine katılıyor.
Balakrishnan, bu iki ülkeden herhangi birinin Pakistan merkezli karşılıklı savunma çerçevesiyle resmî veya gayriresmî bir hizalanmaya dahil olması halinde bunun Bengal Körfezi ve daha geniş Hint Okyanusu güvenlik denklemine önemli yeni bir değişken ekleyeceğini belirtti.
Ancak Chandra, Maldivler’in böyle bir pakta katılma ihtimalinin Bangladeş’e kıyasla “daha düşük” olduğunu söyledi. Bunun nedeni olarak Maldivler’in kısa süre önce Güney Asya Bölgesel İşbirliği Teşkilatı’nın (SAARC) Hindistan liderliğinde yeniden canlandırılması yönündeki çağrılarını gösterdi.
Ekonomik kalkınma ve bütünleşmeyi teşvik eden SAARC; Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Sri Lanka, Nepal, Bhutan ve Maldivler’den oluşuyor. Örgüt, Hindistan’ın Uri’deki bir terör saldırısının ardından Pakistan’da yapılacak zirveyi boykot etmesi ve zirvenin iptal edilmesi üzerine 2016’da fiilen işlemez hale geldi.
Maldivler Devlet Başkanı Mohamed Muizzu’nun başlangıçtaki “Hindistan Dışarı” yaklaşımının yol açtığı gergin dönemin ardından diplomatik ilişkiler yeniden toparlandı. Bu değişim; üst düzey devlet ziyaretleri, mali destek paketleri ve geçen ay serbest ticaret anlaşmasına ilişkin ilk tur müzakerelerin yapılmasıyla kendini gösterdi.
Analistler, Mekke paktının Asif’in sözünü ettiği NATO tarzı ittifaktan hâlâ çok uzak olduğunu, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel güçler arasındaki farklı tutumların paktın Ortadoğu’da bile genişlemesini muhtemelen sınırlayacağını söyledi.
Hindistan Genelkurmay Başkan Yardımcılığı görevinde bulunmuş Satinder Kumar Saini, Mekke paktının “birbirlerinin topraklarını savunma taahhüdünden çok siyasi mesaj verme amacı taşıdığını” söyledi.
Saini’ye göre İslamabad’ın nükleer kapasitesi nedeniyle pakt Ortadoğu’da daha fazla ağırlık taşıyor. Ancak Suudi Arabistan ve Türkiye’nin gelecekteki bir Hindistan-Pakistan çatışmasına doğrudan katılmasının muhtemel olmadığını belirtti.
“Hindistan, 2015’ten bu yana yoğun diplomatik temaslar, enerji anlaşmaları ve yurt dışındaki Hint vatandaşlarının refahına yönelik çalışmalarla Suudi Arabistan ve BAE ile ilişkilerini büyük bir özenle geliştirdi. Bu pakt söz konusu dengeyi karmaşıklaştırıyor. Hindistan, Suudilerle angajmanını sürdürmeli, ikili ilişkilerimizi ve karşılıklı bağımlılığımızı genişletip derinleştirmeli,” dedi.
Bağımsız analist Priyajit Debsarkar ise ABD-İran barış görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Pakistan’ın Ortadoğu ülkeleri nezdinde askeri güç olarak sahip olduğu itibardan yararlanmaya çalıştığını söyledi. Ancak ona göre İslamabad, ABD’yi rahatsız etmekten çekineceği için Mekke paktının yakın zamanda Bangladeş gibi ülkelere genişletilmesi pek olası değil.
“Burada izlenmesi gereken asıl mesele bunun Amerikalılar tarafından nasıl karşılanacağı. Çünkü Amerikalılar bu alternatif ittifakın kurulmasından pek memnun olmayabilir,” dedi.
Debsarkar, Pakistan’ın ABD’nin en büyük katkı sağlayıcısı olduğu Uluslararası Para Fonu gibi çok taraflı yardım mekanizmalarına bağımlılığına dikkat çekti. Pakistan ekonomisi, devlet temerrüdünü önlemek ve döviz rezervlerini istikrara kavuşturmak için IMF kurtarma paketlerine büyük ölçüde bağımlı.
“Pakistan kartlarını doğru oynamak konusunda çok dikkatli olmak zorunda,” dedi.
The Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Diplomasi
Grönland, ABD’li petrol şirketine “bu yıl sondaj yapmayı unutmasını” söyledi

Grönland yetkilileri, ABD’li petrol şirketi Greenland Energy’nin bu yıl Ada’nın doğusunda sondaj çalışmalarına başlamak için gerekli izinleri alamayacağını açıkladı.
Geçen hafta, ABD’li şirket hissedarlarına, Grönland’ın doğusundaki uzak bir yarımada olan Jameson Land’de bu yıl bir arama kuyusu açmayı planladığını bildirmiş ve Grönlandlı yetkililerle “yapıcı” bir diyalog içinde olduklarını vurgulamıştı.
Fakat Nuuk, projenin onay almaktan hâlâ çok uzak olduğunu belirtiyor.
Grönland Dışişleri ve Doğal Kaynaklar Bakanı Múte B. Egede, yerel yayıncı KNR’ye yaptığı açıklamada, “Mevcut durumda, şirketin bu sonbaharda sondaj çalışmaları yürütmesinin gerçekçi olduğunu düşünmüyorum,” dedi.
Grönland, çevresel endişeleri gerekçe göstererek 2021 yılında yeni petrol ve gaz ruhsatı vermeyi durdurdu.
Fakat İngiliz şirketi 80 Mile PLC’nin bir iştirakine ait üç eski ruhsat hâlâ geçerliliğini koruyor.
Greenland Energy, projenin ruhsat sahibi değil, yatırımcı ve işletmecisi ve kamp kurup sondaj çalışmalarına başlamak için gerekli izinleri henüz almadı.
Skandal, Danimarkalı araştırmacı medya kuruluşu Danwatch’ın, 80 Mile ve Greenland Energy Company şirketlerinin Temmuz ayı sonlarında Jameson Land’e büyük miktarda ekipman taşıdığını bildirmesiyle ortaya çıkmaya başladı.
Sevkiyatta bir ekskavatör ve en az 15 konteyner bulunuyordu.
Egede, şirkete, “gelecekteki tüm lojistik düzenlemelerin” uygulanmadan önce maden kaynakları otoritesine bildirilmesi ve onaylanması gerektiği yönünde “sert bir uyarı” gönderildiğini söyledi.
Egede, bir başka ihlalin kısıtlamalar, para cezaları veya en ciddi durumlarda lisansların geri alınması dahil olmak üzere daha sert yaptırımlarla sonuçlanabileceğini de ekledi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın, Danimarka’nın yarı özerk bir bölgesi olan bu ada ülkesine hak iddia etmesinden bu yana Grönland, transatlantik gerilimlerin odak noktası haline geldi.
Hem Grönlandlı hem de Danimarkalı yetkililer, ABD’nin Grönland’ı ele geçirme planlarını reddederken, ocak ayından bu yana bir “üst düzey çalışma grubu” Kopenhag, Nuuk ve Washington arasında bir uzlaşma bulmak için çalışıyor.
Diplomasi2 hafta öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Dünya Basını2 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’
Dünya Basını1 hafta önceMilyarder Elon Musk: Paranın hiçbir değerinin kalmayacağı döneme giriyoruz
Görüş2 hafta önceAteş altındaki Mısır: Dimyat saldırısı küresel enerji piyasaları için ne anlama geliyor?
Dünya Basını2 hafta önceABD-Japonya ittifakını savaşa hazır hâle getirmek için altı maddelik plan
Asya2 hafta önceÇin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik önemedeki yerli litografi makinelerinin seri üretimine başladı
Dünya Basını2 hafta öncePekin ve Brüksel, küresel enerji geçişinin kurallarını baştan yazıyor











