Diplomasi
“Üç Deniz Girişimi”: Eski Kıtada AB-ABD rekabeti

Doğu ve Güneydoğu Avrupa’da AB ile ABD arasında yaşanan nüfuz mücadelesinde, “Üç Deniz Girişimi” (3SI) öne çıkmaya başladı.
German Foreign Policy’deki analize göre bu bölgede AB ve Batı Avrupa ülkeleri, yenilenebilir enerjiyi ABD’nin sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tedariklerine karşı bir denge unsuru olarak konumlandırıyor.
Nisan ayı sonunda Hırvatistan’ın Dubrovnik kentinde düzenlenen ve Doğu ve Güneydoğu Avrupa’daki 13 AB üye devletinden oluşan 3SI zirvesinde, bölgedeki çeşitli hükümetler ile Trump yönetiminin temsilcileri, enerji tedariki, boru hatları, yapay zeka (AI) ve dijital altyapı alanlarında yeni projeler üzerinde mutabık kaldı.
Odak noktası, Güneydoğu Avrupa için yeni doğal gaz bağlantıları ve yaklaşık 50 milyar avroluk yatırım hacmine sahip Hırvatistan’daki büyük bir yapay zeka projesiydi.
Başlangıçta Baltık Denizi, Adriyatik Denizi ve Karadeniz arasındaki altyapıyı genişletmek amacıyla kurulan girişim, giderek Doğu ve Güneydoğu Avrupa’da ABD’nin güç projeksiyonunun bir aracı haline geliyor.
Enerji politikası kilit bir rol oynuyor: Trump yönetimi ABD’den LNG tedarik etmek isterken, AB ise yenilenebilir enerjiye yönelme eğiliminde. Dubrovnik’te yenilenebilir enerjiye yönelik yatırımlar da onaylandı.
Üç Deniz Girişimi’nin kısa tarihi
Üç Deniz Girişimi (3SI), 2015 yılında Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda ve Hırvatistan Cumhurbaşkanı Kolinda Grabar-Kitarović tarafından duyuruldu.
İlk zirve, Ağustos 2016’da Hırvatistan’ın Dubrovnik kentinde gerçekleştirildi. 3SI, Baltık ülkeleri (Estonya, Letonya, Litvanya) ile Vişegrád Grubu ülkeleri (Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Slovakya) ve Avusturya’dan Hırvatistan, Romanya, Bulgaristan ve Yunanistan’a kadar uzanan 13 AB üye devletinden oluşan bir platform.
Arnavutluk, Karadağ, Ukrayna ve Moldova da daha sonra bu platforma katıldı.
Girişim adını, üye ülkeler aracılığıyla Baltık Denizi, Adriyatik Denizi ve Karadeniz olmak üzere üç denizi birbirine bağlamasından alıyor.
Girişimin kurulması büyük ölçüde ABD’nin öncülüğünde gerçekleşmişti. ABD’li stratejistler, iki savaş arası dönem Polonya’sına ait eski bir dış politika kavramından esinlendiler: Ülkenin kurucusu Józef Piłsudski’nin, Baltık ülkelerinden Yugoslavya ve Romanya’ya kadar uzanan Doğu Avrupa ülkelerini, anti-Sovyet bir devletler kuşağı altında birleştirme planları.
2014 yılının sonlarında, ABD’li düşünce kuruluşu Atlantic Council, Polonya, Litvanya ve Romanya’daki enerji şirketlerini temsil eden bir lobi örgütü olan Central Europe Energy Partners (CEEP) ile işbirliği içinde, “Baltık Denizi’nden Adriyatik ve Karadeniz’e uzanan bir kuzey-güney koridorunun” geliştirilmesine odaklanan bir analiz yayınladı.
Üç Deniz Girişimi’nin kurucu belgelerinde de bu ABD strateji belgesine atıfta bulunuluyor.
ABD, on iki üye ülke üzerindeki etkisini genişletmek için yıllardır 3SI’yı kullanıyor.
Bunun merkezinde, Rus doğal gaz tedarikini ABD’den ithal edilen sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ile değiştirmeyi hedefleyen enerji politikası yer alıyor.
Doğu-Batı Yerine Kuzey-Güney koridoru
Bunu başarmak için Üç Deniz Girişimi, ağırlıklı olarak doğu-batı yönünde uzanan, 1990’dan beri yenileme veya yeni inşaat için öncelik verilen ve AB’nin merkezindeki Almanya’ya yönelik olan Doğu ve Güneydoğu Avrupa altyapısını, kuzey-güney bileşenleri ekleyerek genişletmeyi amaçlıyor.
Bu, sadece Akdeniz ve Baltık Denizi’ndeki limanlar üzerinden ABD’den sıvılaştırılmış doğalgaz tedarikini mümkün kılmakla kalmayacak, aynı zamanda daha genel olarak, karayolu ve demiryolu ağlarının Almanya’ya yönelmiş olmasından daha az bağımlı, bölgenin daha özerk bir şekilde gelişmesini de kolaylaştıracak. Berlin için bu, önemli bir etki kaybı anlamına geliyor.
AB’nin 2027 yılına kadar Rus gaz ithalatını kademeli olarak sonlandırma kararı sonucunda, LNG terminallerinin ve bunlara bağlı kuzey-güney boru hatlarının önemi artmaya devam ediyor.
Bu durum, Almanya’nın kendisi için de geçerli: Federal Ekonomi Bakanlığı’na göre, 2025 yılında Kuzey Denizi ve Baltık Denizi’ndeki Alman LNG terminalleri üzerinden ithal edilen sıvılaştırılmış doğalgazın yaklaşık yüzde 96’sı ABD’den geldi.
Bu, Almanya’nın toplam gaz ithalatının yüzde 10,3’ünü oluşturuyor.
Güneydoğu Avrupa’da Alman-Amerikan anlaşmazlığı
Doğu Avrupa’daki nüfuz mücadelesi ve bu mücadelede enerji tedarikinin oynadığı rol, en son Bosna-Hersek’te ve Saraybosna’daki Alman Yüksek Temsilcisi Christian Schmidt’i çevreleyen iktidar mücadelesinde açıkça ortaya çıktı.
Schmidt’in istifası, bazı Batı Avrupa ülkeleri (özellikle Almanya) ile Bosna-Hersek’te gaz ve hammadde anlaşmaları yapmaya çalışan Trump yönetimi arasındaki iktidar mücadelelerinden kaynaklandı.
Schmidt’i istifaya zorlamayı başaran ABD, eski Yugoslav cumhuriyetindeki liderlik yarışında, Schmidt’in yerine İtalyan diplomat Antonio Zanardi Landi’yi aday olarak önerdi.
Bu, AB üye ülkeleri arasına nifak sokma girişimiydi: Almanya, Washington’un önerdiği adayı reddediyor, İtalya ise onu destekliyor. Trump, Washington’ın devre dışı bırakılması halinde Bosna’ya sağlanan finansmanı keseceğini açıkladı.
Bu, Trump yönetiminin mayıs ayında Kongre’ye sunduğu Güneydoğu Avrupa’ya yönelik yeni ABD stratejisinin bir parçası. Strateji, artık “demokrasi”ye değil, güvenliğe ve ABD şirketlerinin pazara erişimine odaklanıyor.
Bugüne kadar Bosna-Hersek’e, TürkAkım boru hattı üzerinden Rusya’dan doğalgaz tedarik ediliyordu.
ABD, burada da Rus gazını, Hırvatistan’ın Krk adasındaki bir terminal üzerinden ithal edilecek ABD menşeli LNG ile değiştirmek istiyor.
Planlar, ABD şirketleri Bechtel ve AAFS Infrastructure and Energy tarafından inşa edilecek, Bosna-Hersek’e uzanan yeni bir boru hattını öngörüyor.
Schmidt, ABD’nin bu planlarının önünde engel oluşturuyordu.
Trump yönetiminin Üç Deniz Girişimi zaferi
Nisan sonunda, 10. yıldönümünü kutlayan bu yılki 3SI zirvesi ve bir iş forumu, Hırvatistan’ın Dubrovnik kentinde yapıldı.
Foruma, 3SI üye devletlerinden yedi cumhurbaşkanı ve başbakanın yanı sıra çok sayıda bakan da dahil olmak üzere üst düzey katılımcılar katıldı. Trump yönetiminin önde gelen temsilcileri de oradaydı.
Forumda ABD, milyarlarca dolar değerindeki enerji ve teknoloji projeleri aracılığıyla Güneydoğu Avrupa’daki etkisini genişletmeyi başardı.
ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Dubrovnik’te yaptığı açıklamada, “ABD, Orta ve Doğu Avrupa için yeni bir işbirliği dönemini başlatıyor. Bu ortaklık, enerji genişleme gündemine yönelik karşılıklı desteğimize dayanıyor,” dedi.
Bunu vurgulamak amacıyla Wright, Hırvatistan Başbakanı Andrej Plenković ve Bosna-Hersek Bakanlar Kurulu Başkanı Borjana Krišto, “Trump Barış Boru Hatları Çerçevesi”ni başlatmak üzere bir mutabakat zaptı imzaladı.
Anlaşma, Bosna-Hersek’i Hırvatistan’ın doğalgaz şebekesine ve Krk adasındaki LNG terminaline bağlayan “Güney Bağlantısı” projesiyle ilgili.
Zirvede, Polonya Enerji Bakanı Miłosz Motyka da bölgenin nükleer enerjinin rolünü güçlendirmeye yönelik ilgisini vurguladı. Motyka’ya göre bu, “yeni güvenliğin temel taşı.”
Enerji girişiminin yanı sıra, ABD’li yatırımcılar Hırvatistan’da devasa bir yapay zeka ve veri merkezi kurmayı planlıyor.
Pantheon Atlas yatırım grubu ile Hırvat Končar Grubu, toplam yatırım tutarı yaklaşık 50 milyar avro olan bir yapay zeka kampüsü için bir mutabakat zaptı imzaladı.
Bu yatırım hacmi, Hırvatistan’ın gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYİH) yarısını aşıyor.
Veri merkezi için gerekli olan gigawatt kapasitesi, Zagreb gibi büyük bir şehrin elektrik talebiyle karşılaştırılabilir.
Hırvatistan, elektrik ihtiyacının büyük bir kısmını, diğer kaynakların yanı sıra Krk’taki LNG terminali üzerinden ithal ettiği doğalgaz ile karşılıyor.
Enerji dönüşümünün dış politikaya etkileri
Dubrovnik’teki zirvede, bölgesel altyapı için yeni bir fon da kuruldu. Fon, hidrojen üretimi, sınır ötesi altyapı, yenilenebilir enerji ve elektrik şebekesinin genişletilmesine yönelik ortak yatırımlara kaynak aktarmayı amaçlıyor. Bu tür projelere en az iki milyar avro yatırım yapılması planlanıyor.
Karşılaştırma amacıyla şu veriler önemli görünüyor: 2016 ile 2025 yılları arasında doğalgaz projelerine dört milyar avrodan fazla yatırım yapılmıştı.
Öte yandan yenilenebilir enerjiye doğru gerçekleşen bu geçiş en azından kısmen beraberinde yeni bir dış politika odağı da getiriyor.
Sıvılaştırılmış doğalgaz esas olarak ABD’den ithal edilirken, yenilenebilir enerjinin kullanılması için gerekli altyapı için durum böyle değil. Çoğu durumda bu altyapı Avrupa’dan geliyor.
Diplomasi
ABD ve Avrupa’dan Ukrayna için dört maddelik barış planı

The Washington Post yazarı David Ignatius, ABD ve Avrupa’nın Ukrayna savaşını sona erdirmek için dört maddelik ortak bir barış planı hazırladığını yazdı. Plan, Ukrayna’ya NATO’nun 5. maddesine denk güvenlik garantisi sağlanmasını, savaş sonrası imar fonunu, cephe hattının dondurulmasını ve Rus enerjisine dayalı ortak gelir modelini kapsıyor.
The Washington Post köşe yazarı David Ignatius, ABD ile Avrupa’nın Ukrayna’daki savaşı sona erdirmek amacıyla dört maddelik ortak bir barış planı hazırladığını yazdı.
Müzakerelerin seyrine hakim bir Amerikalı yetkiliye dayandırılan makalede, Washington ile Avrupalı müttefiklerin iki tarafın savaş hedeflerinin gerisinde kalan ancak her iki ülkeye de güvenlik ve mali kazanımlar sunan bir çerçeve üzerinde çalıştığı kaydedildi.
Hazırlanan teklifin temel mantığını aktaran Amerikalı yetkili, Ignatius’a yaptığı açıklamada, “Her iki tarafın da savaş sonrası durumu görmelerine ve ardından taviz vermelerine yardımcı olmak için sorunu da çözümü de büyütmemiz gerekiyor” dedi.
Görüşmelerin geçen cuma günü ABD özel temsilcileri Jared Kushner ve Steve Witkoff’un ev sahipliğinde, Florida’daki Hallandale Beach’te yer alan Shell Bay Golf Kulübü’nde altı saat süren bir toplantıda ele alındığı belirtildi.
Toplantıya Ukraynalı yetkililerin yanı sıra İngiltere, Fransa ve Almanya temsilcileri katıldı.
Ignatius, diplomatik girişimlerin merkezinde yer alan dört temel başlığı ayrıntılandırdı. Planın ilk ayağını Ukrayna’nın yeniden inşası ve ekonomik restorasyonu oluşturuyor.
Makalede, Dünya Bankası ile yatırım şirketi BlackRock’ın Ukrayna’nın yıkıma uğrayan bölgelerini yeniden imara açmak, ölen ve yaralanan askerlerin ailelerine yardım sağlamak ve çöken ekonomiyi canlandırmak üzere bir finansman çerçevesi kurmayı amaçladığı bildirildi.
Müzakerecilerin Kiev’den maliyet tahminleri ile sağlanan fonların “savaş sonrası rantçılar tarafından yağmalanmayacağına” dair güvence istediği, Ukrayna tarafının ise rakamları birkaç gün içinde iletmesinin beklendiği aktarıldı.
İkinci ayağı ise güvenlik garantileri kapsıyor. Tasarıya göre ABD ve Avrupalı ülkeler, Rusya’nın saldırılarını yeniden başlatması durumunda Ukrayna’ya askeri karşılık verme taahhüdünde bulunacak.
Amerikalı yetkili bu yapıyı, NATO kurucu anlaşmasının kolektif savunmayı düzenleyen 5. maddesine denk olarak nitelendirdi.
Düzenlemenin Moskova’nın Avrupa ile kendi güvenlik kaygılarını ele alacağı bir anlaşma müzakere etmesini de içerdiği ifade edildi.
Rusya ile kârın paylaşılacağı enerji anlaşması
Planın üçüncü ayağı, enerji işbirliği yoluyla Rusya, Ukrayna ve Avrupa’nın ekonomik entegrasyonunu hedefliyor.
Değerlendirilen seçenekler arasında, Rus petrol ve doğalgazını Avrupa’ya taşıyacak, gelirinin ise Rusya ile Ukrayna arasında paylaşıldığı bir boru hattı projesi yer alıyor.
Amerikalı yetkili, bu hattın Avrupa’nın enerji maliyetlerini ciddi oranda düşüreceğini ve Moskova’ya Avrupa pazarında uzun vadeli erişim imkanı tanıyacağını dile getirdi. Çerçevenin ayrıca Rusya’ya yönelik ekonomik yaptırımların hangi takvimle kaldırılacağını belirlemesi öngörülüyor.
Teklifin en zor kabul edilebilir dördüncü ayağı ise cephe hattında çatışmaların dondurulması olarak kayda geçti.
Planda Rusya’nın mevcut kontrol hattı boyunca ateşkese razı olması, Ukrayna’nın ise Donbass dahil Rusya ordusunun kontrolü altındaki toprakların Moskova’nın denetiminde kalmasına izin vermesi tasarlanıyor.
Ignatius, cephe hattında neredeyse her gün yaşanan küçük çaplı kaymalar sebebiyle sınırın belirsiz olmasını önemli bir engel olarak tanımladı.
Trump, enerji ateşkesi için Ukrayna’ya desteği kesmekle tehdit etmiş
“Rafineri saldırılarını durdurursa Moskova’ya gideriz”
Makalede, barış girişiminin ABD Başkanı Donald Trump ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy arasındaki gerilimin gölgesinde kaldığı belirtildi.
Trump’ın her iki ülkeden de karşılıklı rafineri bombardımanlarını durdurmasını istediğini aktaran Ignatius, Ukrayna’nın en büyük rafinerisinin zaten vurulmuş olması sebebiyle bu şartın Rusya için kolay, ancak rafineri saldırılarını ekonomik koz olarak kullanan Zelenskiy için ağır bir taviz olduğunu yazdı.
Yetkilinin aktardığına göre Kushner ve Witkoff cuma günkü toplantıda Ukrayna heyetinden rafineri saldırılarını durdurmasını istedi ve aksi halde Trump’ın Moskova ile dizel anlaşması yapacağı uyarısında bulundu.
Zelenskiy’nin geri adım atmaması üzerine Trump, ara seçimler öncesinde fiyatları düşürme amacıyla Rusya ile dizel ticaretine onay verdi. Zelenskiy kararı “zayıflık” olarak niteledi; Beyaz Saray ise Kiev’e sağlanan kritik istihbarat desteğini kesme tehdidinde bulundu.
Amerikalı yetkili, “Zelenskiy rafineri saldırılarını durdurmayı kabul ederse yeniden masaya döneriz ve Moskova’ya gideriz” dedi.
Makalede değerlendirmelerine yer verilen bir Avrupalı diplomat ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in tutumuna dikkat çekerek, “Putin barış konusunda ciddi görünmüyor” ifadesini kullandı.
Diplomasi
Meksikalı kartel mensupları Ukrayna’da: Hükümet soruşturma başlattı

Meksika hükümeti, uyuşturucu kartelleriyle bağlantılı kişilerin Ukrayna ordusunda savaştığını gösteren görüntüler üzerine resmi inceleme başlattı. Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, videonun gerçekliği ile kişilerin bölgeye nasıl ulaştığının araştırıldığını duyurdu.
Meksika hükümeti, uyuşturucu kartelleriyle bağlantılı kişilerin Ukrayna ordusunda paralı asker olarak savaştığı yönündeki iddialar ve sosyal medyada paylaşılan görüntüler üzerine inceleme başlattı.
Sosyal medyada yayımlanan ve henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanmayan videoda, Ukrayna askeri teçhizatı giymiş silahlı kişilerin çatışma bölgesinde Meksika’daki suç örgütlerine ait sloganlar attığı görülüyor.
Kayıttaki bir kişi, gruptaki diğer savaşçıların Sinaloa Karteli’nin bir kolu olan La Chapiza ile Jalisco Yeni Nesil Karteli mensubu olduğunu ima ediyor. Sigara içen gruptakilerin görüntülerde “Ukrayna’ya zafer. Çok yaşa Meksika, çok yaşa Kolombiya, çok yaşa Panama” dediği duyuluyor.
Sinaloa cartel sicarios just filmed themselves on the Ukrainian front, shouting greetings home while wearing full AFU kit. Mexican officials keep insisting “it’s only Colombians.”
Watch the video.
These aren’t idealistic volunteers but actual cartel foot soldiers using someone… pic.twitter.com/6kDtGUGFCO
— THE ISLANDER (@IslanderWORLD) October 12, 2026
Görüntülerin ardından konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, hükümetin olayı iki aşamalı olarak ele aldığını açıkladı.
Sheinbaum, “Öncelikle videonun gerçek olup olmadığını, ikinci olarak da bu kişilerin o bölgeye nasıl ulaştığını belirlemek üzere inceleme yürütüyoruz” dedi.
İnceleme sonucunda videonun doğrulanması halinde yetkililerin, suç örgütlerine mensup olabilecek Meksikalıların Avrupa’daki bir silahlı çatışmaya nasıl dahil olduğunu tespit etmeye çalışacağını belirten Sheinbaum, bu kişilerin çatışmalarda yer alan özel bir şirket, bir ordu ya da bir hükümet tarafından silah altına alınmış olabileceğini dile getirdi.
Sosyal medyada yayılan paylaşımlarda ise söz konusu kişilerin çatışma bölgesini FPV (birinci şahıs görüşlü) dronlar, fiber optik yönlendirme sistemleri ve modern piyade taktikleri alanında ileri düzey bir eğitim sahası olarak kullandığı, cephe deneyiminin ardından Meksika’ya ve ABD sınırına dönecek kişilerin güvenlik tehdidi oluşturacağı iddiaları dile getiriliyor.
Meksika’da ele geçirilen FPV dron sevkiyatları ve fiber optik makaraların bu yetenek aktarımının başladığını gösterdiği savunuluyor.
Ukrayna makamları ise Sheinbaum’un açıklamalarına veya söz konusu videoya ilişkin henüz kamuoyuna izahat sunmadı.
Meksikalı karteller, Ukrayna’da savaşan paralı askerleri bünyesine katıyor
Latin Amerika’da dron saldırıları artıyor
Öte yandan Fransız bağımsız araştırmacı gazetecilik platformu Intelligence Online, Haziran 2025’te yayımladığı haberde, Meksika Ulusal İstihbarat Merkezinin (CNI) Ukrayna’yı uyuşturucu kartelleriyle bağlantılı kişilerin Uluslararası Lejyon’a katılma girişimleri konusunda uyardığını aktarmıştı.
Habere göre istihbarat birimi, paralı asker olmak isteyen bu kişilerin dayanışma amacıyla değil, Meksika güvenlik güçlerine ve rakip kartellere karşı kullanmak üzere FPV kamikaze dronlarını operasyonel düzeyde kullanmayı öğrenmek için cepheye gitmek istediğini bildirmişti.
Latin Amerika’daki suç örgütlerinin silahlı insansız hava araçlarını kullanımına ilişkin kaygılar, bölgedeki can kayıplarıyla da gündeme geliyor.
Foreign Policy dergisi de Kolombiya’da Temmuz 2024’te arkadaşlarıyla oynadığı sahaya dronla patlayıcı atılması sonucu hayatını kaybeden 10 yaşındaki Dilan Camilo Erazo Yela’nın, Silahlı Çatışma Konumu ve Olay Veri Projesi’ne (ACLED) göre ülkede dron saldırısıyla öldürüldüğü bilinen ilk kişi olduğunu aktardı.
ACLED verileri ve haber kaynakları, bu olayın ardından Kolombiya’da Ağustos 2025’te Antioquia’da 13 polisin ve Aguachica’da 7 askerin hedef alındığı benzer saldırıların düzenlendiğini kaydetti.
ACLED uzmanları, ülkedeki silahlı grupların bu savaş yöntemini Meksika’daki suç örgütlerinden öğrendiğini değerlendiriyor.
Aşırıcılık ve Teknoloji Küresel Ağı (GNET) bünyesinde çalışan Mathilde Gamba da yayımladığı analizde, silahlandırılmış dronların rakip örgütleri hedef almak, kolluk kuvvetlerine saldırmak, sivil halkı korkutmak ve toprak hakimiyeti sağlamak amacıyla rutin biçimde kullanıldığını belirtti.
Gamba, Meksikalı kartel mensuplarının Ukrayna savaşında geliştirilen taktikleri çevrim içi ortamlar üzerinden uyarlamakla kalmayıp doğrudan çatışma deneyimi kazanma arayışında olabileceğine dair kanıtların arttığını kaydetti.
Diplomasi
Newsweek Zelenskiy’nin yerine geçebilecek dört adayı açıkladı

Newsweek dergisi, Ukrayna’da Zelenskiy’nin yerine geçebilecek dört muhtemel ismi sıralarken eski Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy’ı en güçlü rakip olarak gösterdi. Anketlerde Zalujnıy’a güven oranı yüzde 64 ile Zelenskiy’nin önünde seyrediyor.
ABD merkezli haber dergisi Newsweek, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin yerine geçebilecek dört muhtemel ismi sıraladı.
ABD yönetiminden Ukrayna’da yeni bir devlet başkanlığı seçimi yapılması yönünde gelen çağrının ardından hazırlanan değerlendirmede, Zelenskiy’nin karşısındaki en güçlü rakip olarak eski Ukrayna Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy öne çıkarıldı.
Derginin paylaştığı listede, şu anda Ukrayna’nın Londra Büyükelçisi olarak görev yapan eski Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy, Ukrayna Askeri İstihbarat Teşkilatının (GUR) eski başkanı ve mevcut Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Kırilo Budanov, eski Savunma ve Dijital Dönüşüm Bakanı Mihail Fedorov ile ülkenin beşinci devlet başkanı ve muhalefetteki Avrupa Dayanışması partisinin lideri Petro Poroşenko yer alıyor.
Ekim ayında Reyting adlı sosyolojik araştırma grubunun yayımladığı anket verileri, olası bir başkanlık yarışında Zalujnıy’ın Zelenskiy’ye en yakın isim olduğunu ortaya koyuyor.
Araştırmaya göre katılımcıların yaklaşık yüzde 23’ü Zelenskiy’ye, yüzde 20’den fazlası ise Zalujnıy’a oy vermeye hazır olduğunu ifade ediyor.
Kamuoyu güveninde ise eski Genelkurmay Başkanı önde görünüyor. Ankete katılanların yüzde 64’ü Zalujnıy’a güvendiğini belirtirken, mevcut Devlet Başkanı Zelenskiy’ye yönelik güven oranı yüzde 53 düzeyinde kalıyor.
Aberystwyth Üniversitesinden uluslararası politika uzmanı Jenny Mathers, Newsweek’e yaptığı değerlendirmede, siyasetçiler ve askeri figürlerin savaş sürecinde edindikleri itibarın seçmen tercihleri üzerinde belirleyici rol oynayabileceğini dile getirdi.
Mathers bununla birlikte, eski Devlet Başkanı Poroşenko’nun makam için şansı en düşük adaylardan biri olduğunu kaydetti.
Görevden ayrılışı ülke çapında kitlesel gösterilere yol açan eski Savunma ve Dijital Dönüşüm Bakanı Mihail Fedorov, ağustos ayında çatışmalara rağmen Ukrayna’da başkanlık seçimlerinin yapılması gerektiğini ifade etmişti.
Fedorov daha önceki beyanlarında aday olmayacağını vurgulamış, istifasının ardından lehine düzenlenen mitingleri de “siyasi mücadele” olarak değerlendirmediğini açıklamıştı.
Trump seçim çağrısı yaptı, Zelenskiy ateşkes şartı koştu
ABD Başkanı Donald Trump, 10 Ekim’de Ukrayna’da yeni bir seçime gidilmesi önerisinde bulunarak Zelenskiy’yi ABD’ye zarar vermek istemekle suçlamıştı.
Trump, “Anlaşmaya varabilecek yeni bir lider bulunmasını öneriyorum. Çünkü o pek çok anlaşma yapabilirdi fakat bir nedenle bunu hiçbir zaman yapmadı” ifadelerini kullanmıştı.
Milyarder Elon Musk da Trump’ın Ukrayna’da devlet başkanının değişmesi yönündeki çağrısına destek vermişti.
Zelenskiy ise ertesi gün ABC News kanalına verdiği mülakatta, Rusya’nın 60 günlük tam bir ateşkesi kabul etmesi durumunda Ukrayna’nın devlet başkanlığı seçimlerini düzenlemeye hazır olduğunu duyurmuştu.
Ukrayna’da devlet başkanlığı seçimlerinin Mart 2024 sonunda düzenlenmesi planlanıyordu ancak yürürlükteki sıkıyönetim sebebiyle sandık kurulmadı.
Zelenskiy’nin beş yıllık görev süresinin Mayıs 2024’te dolmasının ardından Moskova yönetimi Ukrayna liderini gayrimeşru ilan etti.
Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler ve ABD Dışişleri Bakanlığı ise görev süresinin sona ermesine rağmen Zelenskiy’yi Ukrayna Devlet Başkanı olarak tanımayı sürdürüyor.
Görüş2 hafta önceEast-West Forum: Dünyanın artık kaçınamayacağı bir diyalog
Asya2 hafta önceÇin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor
Dünya Basını5 gün önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Dünya Basını2 hafta önceÇin büyük güç kavramının anlamını nasıl dönüştürmek istiyor?
Dünya Basını2 hafta önceYarım trilyon dolarlık balon: Süper zeka söylemi gerçek zararları gizliyor
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Richard Wolff: ABD’de oligarklar devleti rehin alarak piyasayı yönetiyor
Görüş7 gün önceOrtadoğu’da Koridor İttifakları Devri
Asya2 hafta önceJapon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı








