Bizi Takip Edin

Diplomasi

Quebec, ABD ve Çin’e karşı Avrupa ile ilişkilerini güçlendirecek

Yayınlanma

Quebec ve Avrupa, ABD ve Çin ile artan gerginliklere karşılık, iktisadi bağlarını derinleştirecek ve ortak tedarik zincirlerinin dayanıklılığını güçlendirecek.

Quebec Uluslararası İlişkiler ve Frankofoni Bakanı Christopher Skeete, Euractiv’e verdiği demeçte, ABD’nin gümrük vergileri ve Çin’in stratejik öneme sahip mineraller üzerindeki ihracat kısıtlamalarının, Kanada’nın mineral zengini eyaleti Quebec’i derin tarihi, sosyal ve kültürel bağları olduğu bir kıta olan Avrupa ile ilişkilerini daha da geliştirmeye yönelttiğini söyledi.

Kuzey Amerika’daki tek Fransızca konuşan çoğunluğa sahip bölge olan Quebec’in Avrupa ile “ortak değerler, ortak dünya görüşü [ve] ortak bir kader” paylaştığını belirten Skeete, sözlerine şöyle devam etti:

“Şu anda bu alana daha fazla ağırlık veriyoruz ve daha ileriye gitmeyi, daha fazlasını başarmayı umuyoruz. Tarihsel olarak tek müşterimiz olan ABD’ye bağlı olmanın getirdiği bazı riskleri azaltmanın bir yolu olarak, Avrupa ile daha derin bir ilişki kurmaya inanıyoruz.”

Bu açıklamalar, geçtiğimiz yıl boyunca Kanada ile Avrupa arasındaki ilişkilerin ısınmasıyla birlikte geldi.

ABD’nin gümrük vergileri eyalet ekonomisini vurdu

ABD Başkanı Donald Trump’ın geniş kapsamlı gümrük vergileri, NATO’ya karşı ikircikli tutumu ve Kanada ile Grönland’ı ilhak etme tehditleri, iktisadi ve savunma işbirliğini güçlendirme çabalarını hızlandırdı.

İmalat ağırlıklı bir ekonomiye sahip olan Quebec, bu jeopolitik çalkantıdan özellikle ağır bir darbe aldı.

Trump’ın gümrük vergileri, eyaletin ihracata bağımlı endüstrilerini, özellikle de alüminyum eritme tesislerini sert bir şekilde vurdu. Quebec’in ihracatının %70’inden fazlası ABD’ye yapılıyor.

İktisadi konularda yetkisini Kanada federal hükümetiyle paylaşan eyalet, aynı zamanda çok sayıda modern teknolojide kullanılan ve üretimi Çin’in hakimiyetinde olan kritik minerallerin tedarikindeki aksaklıklara karşı son derece savunmasız.

Maden zengini Quebec, “riskten arındırma” için kritik önemde

Fakat maden kaynakları açısından zengin bu bölge, Brüksel tarafından stratejik açıdan kritik olarak değerlendirilen lityum, grafit ve diğer birçok elementi giderek daha fazla üretiyor.

Skeete, “Avrupa’nın daha egemen olmasına yardımcı olabiliriz, aynı zamanda Asya tedarik zincirlerine olan bağımlılığını da azaltabiliriz,” diyerek, eyaletin hem madencilik hem de arıtma kapasitesini artırmayı hedeflediğini ekledi.

Pekin’in dünyadaki kritik mineral tedarikindeki hakimiyetini kırmanın zor olup olmayacağı sorulduğunda Skeete şöyle yanıt verdi:

“Bu, zor olup olmadığına dair bir soru değil. Bence bu ahlaki bir zorunluluk. Bence başka seçeneğimiz yok.”

Skeete ayrıca, Quebec’in Avrupa’nın savunma sektörünü güçlendirme kapasitesini vurguladı ve Montreal merkezli bir şirketin, AB’nin 150 milyar avroluk ‘SAFE’ kredi programı kapsamında şu ana kadar sözleşme imzalayan tek Kanadalı firma olduğunu belirtti:

“Kesinlikle ikinci bir SAFE programı istiyoruz. Değişen dünyanın sunduğu bu fırsatı, ekonomilerimizi derinlemesine entegre etmek için hemen değerlendirmezsek, bence çok büyük bir fırsatı kaçırmış oluruz.”

Quebec, “transatlantik” ilişkilere öncelik verecek

16 Haziran 2026 tarihinde, Québec Hükümeti “Değişime uğrayan bir dünyada güvenilir bir Québec” başlıklı yeni uluslararası politikasını açıklamıştı.

Québec Başbakanı Christine Fréchette ve Skeete tarafından sunulan bu politika, 2017 yılından bu yana yapılan ilk büyük güncelleme niteliğinde ve Québec’in uluslararası ilişkilere yaklaşımında önemli bir dönüşüme işaret ediyor.

ABD ile yaşanan ticaret gerilimleri, Ukrayna’daki savaş ve yapay zekanın (AI) hızlı gelişimi gibi küresel belirsizliklerin yaşandığı bir ortamda, Québec, “ulusal çıkarlar” perspektifinden hareketle uluslararası stratejisini ve önceliklerini yeniden tanımlıyor.

Bunun işletmeler ve yatırımcılar için önemli etkileri bulunuyor: 2025 rakamlarına göre Québec ekonomisi, yıllık 600 milyar Kanada doları (yaklaşık 427,6 milyar ABD doları) üzerinde GSYİH ve yaklaşık 180 milyar Kanada doları (yaklaşık 128,3 milyar ABD doları) tutarında ihracat yaratıyor.

Uluslararası ilişkilerini yeniden şekillendirmek amacıyla Québec, üç temel odak alanı belirledi: ticari ilişkilerin çeşitlendirilmesi, Québec’in çıkarları doğrultusunda diplomatik çabaların yenilenmesi ve Québec’in kimliğinin yurtdışında daha güçlü bir şekilde ortaya konması.

Bu öncelikler aracılığıyla açıklanan yeni politika belgesi, hükümetin ana yönelimlerini belirliyor ve işletmeler ile yatırımcılar için altı temel hususu ortaya koyuyor:

  • Köşe taşı olarak ulusal çıkar
  • İşletmelerin faaliyet alanlarının çeşitlendirilmesi
  • Doğal kaynaklar ve kritik mineraller: Stratejik bir varlık
  • Stratejik ortak olarak Avrupa
  • İktisadi Frankofoni ve bilim diplomasisi
  • Gelişmekte olan piyasalar

Yeni politika bu kapsamda, özellikle Avrupa’ya (Kapsamlı Ekonomi ve Ticaret Anlaşması – CETA pazarları dahil), Hint-Pasifik bölgesine, Afrika’ya, Orta Doğu’ya ve Latin Amerika’ya odaklanarak ticaret ve yatırım ilişkilerinin daha fazla çeşitlendirilmesini öngörüyor.

İş dünyası için bu stratejik yönelim net bir mesaj veriyor: ABD dışındaki pazarlar, ticaret heyetleri, uluslararası ortaklıklar ve hedef odaklı iktisadi girişimler dahil olmak üzere artan devlet desteğinden yararlanacak.

Québec, gelişmekte olan pazarları ticaret çeşitlendirme stratejisinin temel bir ayağı olarak tanımlıyor.

Yalnızca Hint-Pasifik bölgesi, küresel iktisadi fırsatların üçte ikisini temsil ediyor ve giderek artan bir şekilde iktisadi ve jeopolitik etkinin önemli bir merkezi olarak görülüyor.

Québec, enerji, savunma, karbonsuzlaşma ve inovasyon gibi alanlarda stratejik ortaklar olan Japonya ve Güney Kore’ye özel önem verirken, ortak çıkar alanlarında Hindistan ve Çin ile ilişkilerinde pragmatik bir yaklaşım benimsiyor.

Bu bağlamda, Kanada ve Çin’in Ocak 2026’da stratejik bir ortaklık duyurmuştu.

Birleşik Krallık ile kritik mineral anlaşması

Quebec, savunma sanayisi için kritik ve stratejik mineralleri güvence altına almak amacıyla geçen aralık ayında Birleşik Krallık ile bir anlaşma imzaladı.

Anlaşma, mevcut jeopolitik ortamda Quebec’i güvenilir bir ortak olarak konumlandırmayı amaçlıyor.

Batı ülkeleri, kritik ve stratejik minerallerin küresel pazarının büyük bir kısmını kontrol eden Çin’e olan bağımlılıklarını azaltmak için ortaklar arıyor.

Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık, Rusya tehdidine yanıt olarak savunma harcamalarını artıracaklarını duyurdu ve bu sektörün büyük miktarda kritik minerallere ihtiyacı bulunuyor.

Skeete, o dönem The Canadian Press ile yaptığı röportajda, AB tarafından gerekli görülen 40 kritik mineralden en az 10’unun Quebec topraklarında bulunduğunu belirtmişti.

2024 yılında Birleşik Krallık, 5 milyar doları aşan ikili ticaret hacmiyle Quebec’in dördüncü en büyük Avrupa ticaret ortağıydı.

Quebec’in Birleşik Krallık’a yaptığı ihracat son beş yılda yüzde 41 artarak, bu ülkeyi eyaletin Avrupa’daki ikinci, dünya çapında ise altıncı en büyük müşterisi haline getirdi.

Diplomasi

Çin lideri Xi Jinping 10 yıl aradan sonra Mısır’ı ziyaret ediyor

Yayınlanma

Çin lideri Xi Jinping’in Mısır ziyareti, Süveyş’te büyüyen yatırımlar ve ortak hava kuvvetleri tatbikatlarının sürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Pekin’in Kahire ile ekonomik, askeri ve diplomatik bağlarını derinleştirdiği ve Orta Doğu ile Afrika’daki krizlerde Mısır’la daha yakın çalışmayı amaçladığı bir dönemde, on yıl aradan sonra Mısır’a dönüyor.

Xi, salı günü sona erecek Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesi için Kırgızistan’a yaptığı ziyaretin ardından bu hafta Mısır’ı ziyaret edecek.

Çin Dışişleri Bakanlığı geçen hafta Mısır’la ilişkileri “tarihin en iyi seviyesinde” olarak nitelendirdi ve Xi’nin ziyaretinin geçmişteki işbirliğinin üzerine inşa edilirken gelecekteki ilişkilerin yönünü de belirleyeceğini söyledi. Ziyaret, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin kurulmasının 70. yıldönümüne denk geliyor.

Bu, Xi’nin Ocak 2016’dan bu yana Mısır’a yapacağı ilk ziyaret olacak. Xi o tarihte Kahire’de Arap Birliği’ne hitap etmiş ve altyapı, enerji, finans ve sanayi kalkınmasını kapsayan anlaşmaların imzalanmasına tanıklık etmişti.

Buna karşılık Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, 2014’te göreve gelmesinden bu yana Çin’i sekiz kez ziyaret etti. Son ziyareti Mayıs 2024’te gerçekleşti.

Washington merkezli Middle East Institute’ta yerleşik olmayan kıdemli araştırmacı John Calabrese, Xi’nin ziyaretinin her iki tarafa da siyasi fayda sağladığını söyledi.

South China Morning Post’a konuşan Calabrese, “Ziyaret, Pekin’e büyük bir Arap, Afrika ve Küresel Güney ülkesiyle kalıcı ve Batı dışı bir ortaklığı sergileme fırsatı sunuyor” dedi. Mısır açısından ise bu ziyaret, ülkenin “ABD’nin ya da daha genel olarak Batı’nın bir aracı olmadığını” gösterme imkânı sağlıyor.

Calabrese, iki hükümetin kapsamlı stratejik ortaklıklarını yeniden teyit etmelerini ve ticaret, yatırım, Kuşak ve Yol işbirliği ile ikili işlemlerde yuan kullanımına ilişkin anlaşmalar açıklayabileceklerini öngörüyor.

Mısır, 2023 yılında Çin’in iç borç piyasasında 3,5 milyar yuan, yani 520 milyon dolar toplayarak panda tahvili ihraç eden ilk Afrika ülkesi oldu. Pekin ve Kahire haziran ayında ikili para takası anlaşmalarını yenileyerek tutarı 18 milyar yuandan 30 milyar yuana çıkardı ve anlaşmayı üç yıl daha uzattı.

Mısır Ticaret Servisi’nin verilerine göre Çin’in Mısır’la ekonomik bağları hızla genişledi. İkili ticaret, 2024’te 17,38 milyar dolar iken 2025’te yaklaşık 20,8 milyar dolara ulaştı.

Çin’in sanayi yatırımlarının önemli bir bölümü, Asya’yı Kızıldeniz ve Akdeniz üzerinden Avrupa’ya bağlayan stratejik deniz yolu Süveyş Kanalı çevresinde yoğunlaşıyor.

2025 sonu itibarıyla Ayn Sokhna’daki Çin-Mısır TEDA Süveyş Ekonomik ve Ticari İşbirliği Bölgesi yaklaşık 200 şirkete ev sahipliği yapıyordu. Bölgede bildirilen toplam yatırım miktarı 3,8 milyar doları aşarken yaklaşık 10 bin kişilik istihdam yaratıldı. Bölgenin en büyük üreticilerinden China Jushi, Avrupa, Orta Doğu ve diğer ihracat pazarlarına hizmet veren büyük bir fiberglas üretim üssü kurdu.

Calabrese, “İlişki giderek yalnızca ticaretten değil, sanayi yatırımlarından ibaret hale geliyor” dedi.

Calabrese’ye göre Mısır, Avrupa ve Afrika pazarlarına erişmek isteyen Çinli şirketler için kendisini bir üretim üssü olarak konumlandırıyor. Ancak döviz sıkıntısı, borç baskısı ve bürokrasi hâlâ engel teşkil ederken Kahire’nin Körfez ve Batı finansmanına bağımlılığı da Pekin’e doğru ne ölçüde kayabileceğini sınırlıyor.

Kahire Amerikan Üniversitesi’nde siyaset bilimi doçenti olan Amr Adly, Çin yatırımlarının son on yılda hızla arttığını, ancak İngiltere, ABD ve Körfez ülkelerinden yatırımcıların toplam doğrudan yabancı yatırım stokunun hâlâ daha büyük olduğunu söyledi.

Adly’ye göre daha fazla büyüme, Mısırlı şirketlerin Avrupa, Afrika ve Körfez pazarlarına hizmet veren Çin öncülüğündeki tedarik zincirlerine entegre edilmesiyle sağlanabilir.

Askeri işbirliği de genişliyor. Mısır ve Çin, Xi’nin ziyaretinden birkaç gün önce, 22 Ağustos’ta ikinci “Medeniyet Kartalları” ortak hava tatbikatına başladı. Çin, J-16 savaş uçaklarını 6 bin kilometreden fazla mesafe kat ederek Mısır’a konuşlandırdı. Uçaklara YY-20A tanker uçağından havada yakıt ikmali desteği sağlandı. Bu da Çin hava kuvvetlerinin ülke sınırlarından çok uzakta operasyon yürütme kapasitesinin arttığını ortaya koydu.

Mısır onlarca yıldır ABD’nin askeri yardımına dayanırken Çin’le genişleyen tatbikatlar, Kahire’nin savunma ilişkilerini çeşitlendirme çabasına işaret ediyor.

Adly, “Mısır, Çin’le işbirliğini derinleştirerek ABD’yle ilişkilerini dengelemekle ilgileniyor” dedi.

Calabrese, “Gazze konusunda geniş bir görüş birliği var” dedi. “Hem Pekin hem de Kahire ateşkesi, Filistin devletini ve Mısır’ın arabuluculuk ve yeniden inşa sürecindeki rolünü destekliyor” diye ekledi.

İran konusunda ise Calabrese, “Yalnızca kısmi bir uyum görüyorum” dedi, “Her iki taraf da gerilimin düşürülmesini destekliyor ve hiçbiri Süveyş ile Kızıldeniz’deki deniz taşımacılığını aksatacak daha geniş çaplı bir çatışma istemiyor” diye belirtti.

Ancak Calabrese, Pekin’in Tahran’la daha derin ilişkilerinin ve Washington’ın İran’a yönelik baskısına karşı çıkmasının, Kahire ile koordinasyonun muhtemelen itidal çağrılarıyla sınırlı kalacağı anlamına geldiğini söyledi.

Adly, Kızıldeniz ve Basra Körfezi’nin Çin’in çıkarları açısından önemli olduğunu belirtti.

Çin 2023 yılında Suudi Arabistan ile İran arasındaki diplomatik ilişkilerin yeniden kurulması için arabuluculuk yapmış olsa da, Adly’ye göre “Çinliler devam eden çatışmaya müdahil olmak konusunda aynı ölçüde istekli olmadı”.

Şanghay Uluslararası Çalışmalar Üniversitesi Orta Doğu Araştırmaları Enstitüsü’nde doçent ve Afrika Arap Ülkeleri Araştırma Projesi Direktörü Zhao Jun, Çin’in Arap dünyasını, Afrika’yı, Akdeniz’i ve Kızıldeniz’i birbirine bağlayan bölgesel bir “eksen” olarak Mısır’a ihtiyaç duyduğunu söyledi. Zhao’ya göre Mısır ise sanayileşmesini ilerletmek ve diplomatik manevra alanını genişletmek için Çin’in yatırımlarından, teknolojisinden ve pazar erişiminden yararlanmayı umuyor.

Zhao, ekonomik işbirliğinin bir sonraki aşamasında elektrikli araçlar, güneş enerjisi ve enerji depolama, yeşil hidrojen, tuzdan arındırma, yapay zekâ ve liman lojistiği alanlarına odaklanılabileceğini söyledi.

Zhao, “Finansman da giderek daha fazla yuan cinsinden ödemelere, panda tahvillerine, öz sermaye yatırımlarına, sanayi fonlarına ve kamu-özel sektör ortaklıklarına dayanacak ve devlet kredilerine bağımlılığı azaltacak” dedi.

“Sonuçta ziyaretin başarısının temel ölçütü kaç anlaşmanın imzalandığı değil, siyasi güvenin finansmanı sağlanabilir, faaliyete geçirilebilir ve ihracata yönelik, yüksek ölçüde yerelleştirilmiş sanayi projelerine dönüştürülüp dönüştürülemeyeceğidir” diye ekledi.

Zhao, “Ziyaretin, Mısır’ın sahadaki arabuluculuk avantajlarından yararlandığı, Çin’in ise uluslararası siyasi ve kalkınma kaynakları sağladığı bir işbölümünü şekillendirmesi bekleniyor” değerlendirmesini yaptı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Çin ABD’nin ‘ticaret dengesizliği’ konusunda G20’yi harekete geçirme girişimine karşı çıktı

Yayınlanma

Çin, ABD Hazine Bakanı Bessent’in ticaret dengesizliği’ konusunda G20 çapında koordineli bir yanıt çağrısına tepki göstererek, bunun yerine istişare çağrısı yaptı.

Çin, pazartesi günü Washington’ın, ülkenin 1,2 trilyon dolarlık ticaret fazlası nedeniyle Pekin üzerinde baskı kurmak için G20 üyelerini harekete geçirme girişimine karşı çıktı.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun, Pekin’de düzenlenen basın toplantısında, “Çin hiçbir zaman kasıtlı olarak ticaret fazlası peşinde koşmadı ve her türlü tek taraflı tarife tedbirine karşı çıkıyor” dedi.

Guo, Çin’in “yüksek standartlı dışa açılma” politikasına bağlı kalmayı sürdüreceğini ve devasa pazarını, “ABD dahil herkes için yeni fırsatlar sunmak” amacıyla kullanacağını söyledi.

Guo’nun açıklaması, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’ın “dünya, 1,2 trilyon dolarlık ticaret fazlası veren bir Çin’e sahip olamaz” şeklindeki sözlerine ve G20 üyelerinin Pekin’le ticaret koşullarını yeniden değerlendirmesi gerektiği yönündeki çağrısına yanıt niteliğindeydi.

Guo, “Her iki tarafın da iki ülke lideri arasında varılan önemli mutabakatları hayata geçirmesi, eşitlik, karşılıklı saygı ve karşılıklı yarar temelinde istişare yoluyla çözülmemiş meseleleri ele alması ve ikili ticarette güçlükle elde edilen olumlu ivmeyi korumaya çalışması gerekiyor” dedi.

Bessent bu açıklamaları, G20 maliye bakanları ve merkez bankası başkanlarının toplantısı öncesinde pazar günü Reuters’a yaptı ve Çin’le ticaret konusunda koordineli bir yanıt verilmesi çağrısında bulundu. Açıklamalar, Pekin ve Washington’ın Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in 24 Eylül’de ABD’ye yapması planlanan ziyaret için hazırlık yaptığı bir dönemde geldi.

ABD geçen ay, zorla çalıştırma soruşturmasının ardından 60 ekonomiden gelen ürünlere yüzde 10 ila 12,5 arasında değişen gümrük vergileri uyguladı. Çin ürünlerine ise en yüksek oran olan yüzde 12,5 tarife getirildi. Bloomberg geçen hafta, Washington’ın aşırı üretim kapasitesi iddiaları nedeniyle Çin mallarına ek yüzde 7,5 gümrük vergisi uygulamayı da değerlendirdiğini bildirdi.

Çin’in mal ticaretindeki fazlası geçen yıl rekor kırarak 1,2 trilyon dolara ulaştı ve bu durum Batılı siyasetçilerin endişelerine yol açtı. Avrupa Birliği de Pekin’le yürütülen görüşmelerin ekim ayına kadar ticaret dengesizlikleri konusunda “somut sonuçlar” vermemesi halinde harekete geçmek zorunda kalacağı uyarısında bulundu.

Çin’e karşı Alman-Fransız birleşik cephesi

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Musk’tan Kiev’e Starlink şartı: Nihai karar Beyaz Saray’da

Yayınlanma

Financial Times gazetesi, Elon Musk’ın Starlink donanımlı insansız hava araçlarının Rusya topraklarındaki hedeflere yönelik saldırılarda kullanılmasına izin vermeye hazır olduğunu Ukraynalı yetkililere ilettiğini yazdı. Habere göre Musk, bu adımın siyasi bir karar olduğunu belirterek konuyu Beyaz Saray’a bıraktı.

Amerikalı milyarder Elon Musk’ın, Ukrayna’nın Starlink uydu sistemiyle donatılmış insansız hava araçlarını (İHA) ülke sınırları dışındaki Rus hedeflerine yönelik saldırılarda kullanmasına izin vermeye hazır olduğunu Ukrayna tarafına ilettiği iddia edildi.

Financial Times’ın (FT) konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre Musk, Ukrayna’nın eski Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov ile yaptığı görüşmede bu kullanıma onay vermeye açık olduğunu söyledi.

Ancak Musk’ın, söz konusu kararın siyasi nitelik taşıdığını vurgulayarak nihai onayın Beyaz Saray tarafından verilmesi gerektiğini Ukrayna tarafına bildirdiği kaydedildi.

FT, ağustos ayı sonunda yayımladığı bir haberde Kiev’in Rusya topraklarının derinliklerine saldırı düzenlemek amacıyla Starlink donanımlı İHA’ları kullanmak için izin talep ettiğini, ancak ABD Başkanı Donald Trump’ın buna onay vermediğini aktarmıştı.

Gazete, sürecin ilerlemesi için Musk’ın da onayının şart olduğuna dikkat çekmişti.

The Atlantic dergisi ise ay başında yayımladığı haberinde, Fedorov’un iş insanının onayını almak için yürüttüğü perde arkası temaslara rağmen Musk’ın, SpaceX şirketine ait Starlink uydu iletişim sisteminin Rusya topraklarının derinliklerine yönelik saldırılarda kullanılmasına izin vermeyi reddettiğini yazmıştı.

Dergiye göre Musk ile eski bakan arasında savaşın tırmanma riski üzerine tartışmalar sürüyor.

The Atlantic ayrıca, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin temmuz ayı sonunda Trump’tan Starlink terminallerinin Rusya içlerine yönelik saldırılarda kullanılması için izin istediğini, ancak net bir yanıt alamadığını belirtmişti.

Starlink sistemini “Ukrayna ordusunun omurgası” olarak nitelendiren Musk, daha önce yaptığı bir açıklamada, “Eğer sistemi kapatırsam tüm cephe hatları çöker” ifadelerini kullanmıştı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova ise iş insanının Rusya’nın geri çekilmeyeceğine yönelik değerlendirmelerine karşılık olarak, “insanların ölmemesi için” Starlink uydularını geri çekmesini önermişti.

Moskova’dan sert yanıt uyarıları

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kiev yönetiminin Batılı müttefiklerine “en azından bir başarı” gösterebilmek amacıyla “Rusya topraklarının derinliklerindeki tamamen sivil hedeflere saldırı girişimlerinde bulunduğunu” belirtti.

Putin, Rusya’nın Ukrayna’nın iç kesimlerine yönelik misilleme saldırılarının “çok daha güçlü, hassas ve açıkça yıkıcı” olduğunu, bu adımların “gerçekten ciddi sonuçlar” doğurduğunu söyledi.

Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov da Rusya sınırları içerisine yönelik saldırı girişimlerine Moskova’nın sert yanıt vereceğini bildirdi.

Peskov, “Kuşkusuz silahlı kuvvetlerimiz, Rusya buna sert ve Devlet Başkanı Putin’in ifade ettiği gibi sarsıcı şekilde karşılık verecektir” uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English