Bizi Takip Edin

Rusya

Wagner hakkında kim ne diyor?

Yayınlanma

23 Haziran akşamı Yevgeny Prigojin, Rus birliklerinin Rus paralı askeri şirketi Wagner’in mevzilerini vurduğunu iddia etti ve bunun intikamını alma sözü verdi. Ertesi sabah paralı askerler Rostov-on-Don’u ele geçirdi: paralı askerler kent merkezini işgal etti ve sokaklarda tanklar belirdi.

Prigojin, Rusya Savunma Bakanlığı temsilcileriyle görüşmeler yaptı, Sergey Şoygu’nun kendisine teslim edilmesini talep etti ve Moskova’ya “yürüyeceğini” ilan etti.

Vladimir Putin yaşananları “ihanet” ve “arkadan bıçaklanma” olarak nitelendirdi.

Çeşitli figürler ve siyasetçilerin yorumları şöyle:

Vladimir Zelenskiy, Ukrayna Devlet Başkanı

Kötülük yolunu seçen herkes kendini yok eder. Başka bir ülkenin hayatını yok etmek için ordu konvoyları gönderir ve hayat karşılık verdiğinde kaçmalarını ve onlara ihanet etmelerini engelleyemez. İnsanları aşağılıyor ve yüzbinlerce insanı savaşın içine atıyor, nihayetinde Moskova oblastında kendi silahlandırdıklarına karşı barikat kuruyor.

Rusya uzun zamandır zayıflığını ve yönetiminin aptallığını propaganda ile maskeliyordu. Ve şimdi o kadar büyük bir kaos var ki hiçbir yalan bunu gizleyemez. Ve bunların tamamı, başka bir şey yapmaktan aciz olduğu halde, tek bir adamın tekrar tekrar yaptığı, 1917’yle gözdağı verdiği şey.

Rusya’nın zayıflığı ortada. Tam anlamıyla bir zayıflık. Rus birlikleri ve paralı askerleri topraklarımızda ne kadar uzun süre kalırsa, Rusya o kadar fazla kaos, ıstırap ve sorun yaşayacaktır. Bu da çok bariz. Ukrayna; kalemizi, birliğimizi ve gücümüzü koruyarak Avrupa’yı Rus şeytaniliğinden ve kaosundan koruyabilir. Tüm komutanlarımız, tüm savaşçılarımız ne yapacaklarını biliyor. Ukrayna’ya şan olsun!

Vyaçeslav Volodin, Devlet Duması Başkanı

“Rusya’nın tarihi, dışarıdan gelen zorlukların ve tehditlerin toplumumuzu daha güçlü kıldığını göstermiştir. Birlikte her türlü zorluğun üstesinden gelebiliriz. Ülkenin sorunları ve dertleri her zaman sadece ihanet, iç karışıklık ve elitlerin ihaneti nedeniyle ortaya çıkmıştır. Rusya Federasyonu yurttaşlarının çıkarlarını temsil eden Devlet Duması milletvekilleri güçlerin birleştirilmesinden yanadır, Başkomutanımız Devlet Başkanı Vladimir Vladimiroviç Putin’i desteklemektedir. Wagner savaşçıları tek doğru seçimi yapmalıdır: halklarıyla birlikte, yasalara riayet etmek, anayurtlarının güvenliğini ve geleceğini korumak ve Başkomutanın emirlerini yerine getirmek.

Bunun dışındaki her şey ihanettir! Nazizm ideolojisini destekleyen, Rus yurttaşlarını yok eden ve ülkemizin güvenliğini tehdit eden ortak bir dış düşmanla karşı karşıyayız. Bu durumda daha da fazla birlik olmalı ve kazanmak için her şeyi yapmalıyız.”

Mihail Hodorkovskiy, vergi kaçakçısı eski Yukos patronu

“Prigojin’in kalkışması her ne kadar gönülsüz ve hazırlıksız olsa da Putin’in itibarına ağır bir darbe indirdi. Kremlin trolleri yarın her şeyin yoluna gireceğini iddia ediyor. Ne yazık ki bu olmayacak!

Prigojin’in savaşçılarının aslında konuşlandıkları yerin dışına çıkmadıkları ortaya çıksa bile (ki kesinlikle çıktılar), askeri şeflerin teşvikleri, Prigojin’e karşı açılan ceza davaları (Putin’in çetesi başka ne yapabilir ki) ve Kremlin’in korkakça sessizliği (“Putin biliyor” gibi, lanet olası lider) her şeyi anlatıyor; en iyi eğitilmiş silahlı oluşum kontrolden çıktı (hepimizin beklediği bir şey). Kremlin hırsızları haydutları bile bıktırmış durumda.

Ve hepsinden önemlisi Prigojin’in konuşmasıdır; savaş karşıtı muhalefetin savaş başladığından beri söylediklerini kelimesi kelimesine tekrarlamıştır: “Savaşın amacı hırsızlıktır, savaşın resmi gerekçesi (NATO’nun Rusya’ya saldırı hazırlığı) kimsenin inanmadığı bir saçmalıktır. Ordu, Putin’e yakın hırsızların elinde mahvoldu, Ukrayna’yı yenemez (neyse ki). Gerçek düşman Kiev’de değil, Moskova’da.” Ve bunu Putin’in en sadık adamları kendi kitlesine söylüyor.

Şu anda ülkemize yardım etmek için yapabileceğimiz şey, doğruyu söylediği sürece insanların Prigojin’i duymasına yardımcı olmaktır (ne diyorum ben!). Ve eğer Moskova’ya giderse, benzin ve mazot yardımı yapmak, onu durdurmak için gönderilecek olanları artık ortak bir düşmanımız olduğuna ikna etmek. Sözle ve eylemle ikna etmek.

Bu rejime karşı durmaya karar verirse şeytana bile yardım etmek için! Yardım etmek, zira bir işgal savaşı yürütmekten daha kötü bir suç yoktur. Eğer bir suçlu diğerini engellemek istiyorsa, bunu görmezden gelmenin zamanı değildir; şimdi yardım etmeliyiz ve sonra, eğer mecbur kalırsak, bununla da savaşacağız. Ve evet, bu sadece bir başlangıç. Bol şans!”

Dmitriy Rogozin, Roscosmos’un eski başkanı

“Cephedeki durumu Prigojin kadar iyi biliyorum ve tavrımı hiçbir zaman gizlemedim, ancak silahlı bir kalkışmanın gerekçesi ne olursa olsun, bu yine de savaşan bir ordunun gerisindeki silahlı bir kalkışmadır. Savaşta kişi siyasi hırslarını bir kenara itmeli ve elinden gelen her şeyle cepheyi desteklemelidir. Bunu zayıflatmaya yönelik her türlü teşebbüs düşmana yaranmaktan başka bir şey değildir.”

Vladimir Solovyov, Rusya’nın en ünlü gazetecisi

“Zor bir dönem. Bunu görecek kadar yaşamayı beklemiyordum. Ülke savaşta. Şimdi Zaporojye’den dönüyorum. Gerçek kahramanlarımızı kendi gözlerimle gördüm. Çok seyahat ederim. Soledar’da ve Artyomovsk’ta “müzisyenlerin” yanındaydım. Zaporojye ve Herson oblastında, Donetsk ve Lugansk oblastlarında kahramanlar gördüm, askerlerimizi ve gönüllü birliklerin subaylarını, Kızıl Ordu savaşçılarını gördüm.

Bugün duyduğum tüm sorular tek bir şey hakkındaydı: “Ülkede, geride neler oluyor?” 25 bin adam cephede çok faydalı olur. Bir yürüyüş gerekli. Lvov’a, Kiev’e ve gerekirse daha da uzağa.

Ama olup bitenlere baktığınızda şöyle düşünüyorsunuz: Ne oldu? Kornilov isyanı mı? Mussolini’nin Roma’ya yürüyüşü? Biz neden bahsediyoruz? Biz Rus halkıyız, anayurdumuzu seviyoruz. Şimdi sahiden de ülkenin iç çekişmelerde kaybolmasına izin mi vereceğiz?

Şimdi kim bu medya yaygarasına eşlik ediyor? Ukrayna Enformasyon ve Prikolojik Harp Merkezi’nin nasıl sevindiğine, Ukrayna medyasının nasıl coştuğuna bakın! Hodorkovskiy ve onun bir avuç rüşvetçi piçinin ne istediğine bir bakın! Beyler, aklınızı başınıza toplayın! Düşman dışarıda, Ukrayna’da. Ukronazizmle mücadele edilmeli. Çok geç olmadan durdurun. Ülkeyi kaybetmek istemiyoruz. İç savaştan daha kötü bir şey yoktur.”

Boris Akunin, yazar

“Rus devleti gözlerimizin önünde parçalanmaya başlıyor. İç Savaştan bu yana bu ölçekte (herhangi bir ölçekte) bir askeri kalkışma yaşanmamıştı.

Ve bu, istikrarın garantörü olan diktatörün kendisi tarafından kurgulanmıştır.

İlk olarak, paralı askerliği yasaklayan yasayı hiçe sayarak, kötü idare edilen silahlı bir yapı oluşturur. Bunu örtülü ödenekle finanse eder. Suçluların silah altına alınmasına izin verir. Büyük çetenin giderek daha “bağımsız” hale gelmesini sessizce izler.

Tüm bunlar, diktatörün sadece egosunu tatmin etmek için başlattığı şahsi savaşının arka planında gerçekleşiyor. Başı omuzlarının üzerine düşmüş, sessiz bir Rusya, kaptanın gemiyi neşeyle buzdağına doğru sürmesini izliyor.

Antik Roma’dan bu yana imparatorluklar bu şekilde dağılmıştır.”

Maksim Kononenko, köşe yazarı

“Prigojin’in motivasyonu elbette anlaşılabilir. Ancak anlayamadığınız bir şey var ki, o da tüm bunların ortasında bu adamın nasıl olup da mutfaktan bir şeyler kaptığı. Aynı zamanda tüm “Batılı ortaklarımızın” bu çatışmaya dahil olacağını ve sonuna kadar istifade edeceğini bilerek. Batiskafları unutarak. Haydut hayduttur. Stratejik hedefle işi olmaz. O sadece burada ve şimdi olan belirli bir hesaplaşmanın sonuçlarıyla ilgilenir.

Elbette Rostov’u ele geçirme teşebbüsü (genel olarak konuşursak, iki işgalden sağ çıkmıştır) onun adına üzücü bir şekilde sona erecektir. Eğer bir keskin nişancı tarafından indirilirse, onun adına üzülmeyeceğim. Dünden önceki gün o bir kahramandı. Bugün ise bir alçak ve bir hain. Ve biz hayatta kalacağız.”

Valeriy Fadeyev, Rusya Devlet Başkanı Danışmanı

“Hiçbir belirsizlik söz konusu olamaz: Rusya Devlet Başkanı’nın, Başkomutan’ın emir ve talimatlarına kayıtsız şartsız uyulmalıdır. Emir ve talepleri kesinlikle yasal olan ve itaat edilmesi gereken yetkililer vardır. Umarım Wagner savaşçıları sağduyu sahibi olur ve yasadışı eylemlerine son verirler.”

Sergey Mironov, Adil Rusya Partisi Genel Başkanı

“Ülkemiz bir ölüm kalım savaşı veriyor. Ve istikbalimiz için! Düşmana ülke içinde bir çatışma tatmini yaşatmaya en ufak bir hakkımız yoktur. Başkomutanımızın da dediği gibi, her türlü iç çekişme ülkemizin varlığına yönelik ölümcül bir tehdittir. Ve bunu gerçekleştirenler zaferimizi elimizin tersiyle itmektedir.

Batılı ülkeler cani faşist rejimi barışçıl kasaba ve köylerimizi bombalamaya, sivilleri ve savunmasız vatandaşları yok etmeye doğrudan teşvik ederken, hala bir siperde bulunan Anavatan savunucularının arasını açmak suçtur ve kabul edilemez. Hiç kimsenin en zorlu savaşlarda kazanılan zaferi, anayurdun çıkarlarına ters düşen kendi şahsi amaçları için kullanmaya hakkı yoktur. Bugün şahsi şikayetler kabul edilemez! Ve her kim şu ya da bu nedenle yanlış yönlendirilmişse bu suçları derhal durdurmalıdır. Cephede askeri güce ihtiyacımız var!

Ülkemiz, tarihinde bu tür suç eylemlerinin Rus devletini gereksiz yere kan dökülmesine ve zayıflamasına yol açtığı örnekleri hatırlamaktadır. Düşmana en ufak bir şans vermeyeceğiz. Ülkemiz istikbali için savaşmaktadır. Savunma Bakanlığı ya da Wagner’i taraf tutmak olmaz. Bir düşman tarafı ve Devlet Başkanı tarafından yönetilen bir Rus tarafı vardır.

Devlet Başkanı Vladimir Putin, kolluk ve özel kuvvetlere her türlü kanunsuz eyleme karşılık vermeleri için net talimatlar vermiştir. Onlar infaz edilmelidir.

Partinin tüm üyelerini ve destekçilerimizi bir kez daha Devlet Başkanı’nın etrafında toplanmaya çağırıyorum. Bu yıl 20 Mayıs’ta parti kongresinde, Vladimir Putin’i Başkomutan olarak koşulsuz destekleme ve 2024 yılında Rusya Federasyonu Devlet Başkanı olarak aday gösterme yönünde tek doğru kararı aldık.

Bugün hepimiz başkanımızın, ülkemizin ve halkımızın yanında olmalıyız.”

Ramzan Kadirov, Çeçenistan lideri

“Arkadaşlar, yoğun bir gece oldu ve uçuşlar bana bu iğrenç ŞEREFSİZLİK hakkındaki görüşlerimi burada dile getirme fırsatı vermedi! Tüm bunlar arkadan hançerleme ve gerçek bir kalkışmadır!

Savaşın şahsi şikâyetleri dile getirme ve arkamızdaki anlaşmazlıkları çözme zamanı olmadığı konusunda defalarca uyarıda bulundum. İç cephe her zaman sakin ve güvenli olmalıdır. Siperlerdeki askerlerin, karşılarında düşman ve arkalarında hain bir macera varken şu anda nasıl hissettiklerini bir düşünün. İstikrardan, devlet bütünlüğünden ve yurttaşların güvenliğinden bahsediyoruz. Tarih, bu tür eylemlerin kanlı sonuçlara yol açabileceğini göstermektedir. Özel askeri harekatta yeterince kayıp vermedik mi? Hala ülke içinde sorun yaratmak zorunda mıyız?

Halk tarafından seçilmiş, durumu tüm ayrıntılarıyla herhangi bir stratejistten, hatta bir iş adamından bile daha iyi bilen, sahadaki komutanları bizzat arayan ve harekatın gidişatı üzerinde tam kontrole sahip bir başkomutanımız var. Ve başkomutanın kararları ölçülü ve titiz bir şekilde alınır. Her birimiz haritanın sadece bir bölümünü görürken, o tamamını birden görüyor! Ve Vladimir Vladimiroviç’in ulusa sesleniş konuşmasında belirttiği kesinlikle doğrudur; bu bir silahlı kalkışmadır! Bu tür eylemlerin hiçbir gerekçesi olamaz! Vladimir Vladimirovi. Putin’in her sözünü tamamen destekliyorum!

Yurtsever savaşçılara sesleniyorum. Provokasyonlara kanmayın. Ulaşmaya çalıştıkları hedefler, size söyledikleri vaatler ne olursa olsun; böyle bir zamanda devletin güvenliği ve Rus toplumunun bütünlüğü her şeyden önemlidir! Batı’daki düşmanlarımızın bu durumdan nasıl istifade ettiklerini bir bakın. Vatandaşlarımızı korkutan ve istikrarsızlaştırıcı bir durum tehlikesi yaratan ne kadar çok ima, ne kadar çok yalan, ne kadar çok yanlış çağrı var. Ve bunlar Prigojin’in hain kalkışmasının beklenen sonuçlarıdır.

Yaşananlar Savunma Bakanlığı’na yönelik bir ültimatom değildir. Bu devlete karşı bir meydan okumadır ve bu meydan okumaya karşı, ordu, güvenlik güçleri, valiler ve sivil halk olarak, ülke liderinin etrafında toplanmak gerekir. Savunma Bakanlığı ve Çeçen Cumhuriyeti Federal Muhafız Teşkilatı askerleri tansiyonun yükseldiği bölgelere doğru yola çıktılar bile. Rusya’nın birliğini korumak ve devlet yapısını muhafaza etmek için her şeyi yapacağız! Kalkışma bastırılmalıdır ve bunun için sert önlemler alınması gerekiyorsa, biz hazırız!”

Ekaterina Şulman, siyaset bilimci

Sistemin çok hızlı tepki vermesi ilginç: bir yandan sadece insanlar yüksek teyakkuzda değil, aynı zamanda üç bölgede terörle mücadele harekâtı ilan edildi ve Devlet Başkanı bir konuşma yaptı. Öte yandan durumun gerektirdiği şekilde değil, alışkın olduğu şekilde tepki veriyor; konuşalım ve bir sürü evrak dolduralım. Devlet Başkanı’nın konuşması benim gözümde çok acıklı; “birleşelim, biz kardeşiz, aynı amacı taşıyoruz…” Bu arada, görünen o ki çok az insan Ukrayna ile savaşmakla ilgileniyor; birbirimizle uğraşmak çok daha ilginç.

Genel olarak yaşananlar, ne kadar çok otokrasi ve merkezileşme o kadar çok düzen şeklindeki popüler efsaneyi canlı bir şekilde ortaya koyuyor. Otokrasi ve istikrar arasındaki ilişki, var olan en uzlaşmaz ilişkidir.”

Rusya

Çin ve Rusya’dan 2030 hedefli yapay zeka adımı

Yayınlanma

Rusya ve Çin yüksek mahkemeleri, yargı süreçlerinde yapay zekanın ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin güçlendirilmesi için süresiz bir anlaşma imzaladı. Rusya’da mahkemelerin yüzde 95’ine 2030 yılına kadar yapay zeka sistemleri entegre edilecek; Çin’de ise yılda 45 milyon davanın görüldüğü yargı ağı algoritmalarla destekleniyor.

Rusya ve Çin, yargı sistemlerinde yapay zeka teknolojilerinin ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin genişletilmesi konusunda uzlaştı.

Rusya Yüksek Mahkemesi Başkanı İgor Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün’ün davetiyle Pekin’e giderek iki ülke yargısı arasındaki işbirliği anlaşmasını yeniledi.

Krasnov, çarşamba günü gerçekleşen görüşmede bu tür temasların taraflar arasında eşgüdüm sağladığını belirterek imzalanan belgenin ilişkileri niteliksel açıdan yeni bir aşamaya taşıdığını ifade etti.

Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün ise Moskova ile Pekin arasındaki bağların çalkantılı dünyada dengeleyici bir güç niteliği taşıdığını dile getirdi; suçla ortak mücadele ve adalet alanındaki deneyim paylaşımında önemli başarılar elde edildiğini kaydetti.

Süresiz olarak imzalanan yeni metin; 1998 ve 2006 yıllarındaki işbirliği anlaşmaları ile 2018 tarihli mutabakat zaptının yerini alıyor.

Belge uyarınca taraflar deneyim, analiz ve içtihat paylaşımına gidecek, yargı idaresi ile insan haklarının korunması başlıklarında ortak çalışmalar yürütecek ve Şanghay İşbirliği Örgütü, Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği ile BRICS gibi uluslararası platformlarda adımlarını koordine edecek.

Belge kapsamındaki talep ve temasların uluslararası adli yardım niteliği taşımadığı da kayda geçirildi.

Yargıda yapay zeka entegrasyonu hız kazanıyor

Görüşmelerde adalet sistemlerinin dijital dönüşümü öne çıkan başlık oldu. Ziyareti, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in belirlediği yakınlaşma çizgisinin doğal bir adımı olarak nitelendiren Krasnov, ticari, ekonomik ve teknolojik ilişkilerin zirveye ulaştığı bir ortamda yargı organlarının vatandaşların ve iş dünyasının haklarını hızlı ve adil biçimde koruma güvencesi sunması gerektiğini belirtti.

Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesinin eylül ayı başında yayımladığı yargıda yapay zeka kullanımına dair yasal düzenleme belgesine de değindi.

Rus yargısının başındaki isim, bu adımın üretken yapay zeka servislerinin denetimsiz gelişim dönemini sona erdirdiğini ve teknolojinin kişisel güvenlik üzerindeki sınırlarını çizdiğini savundu.

Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün, ülkesinde mahkemelerin yılda 45 milyon dosyaya baktığını ve yargıç başına yaklaşık 400 dosya düştüğünü bildirdi.

Cang, son iki yılda farklı kademelerdeki mahkemeleri yapay zeka destekli tek bir ağ altında toplamayı başardıklarını aktardı.

Rusya Yüksek Mahkemesinde ise Yargı Yetkinlikleri Merkezinin yürüttüğü Yargı Sürecinde Yapay Zekanın Uygulanması Konsepti uygulanıyor.

Karar alma süreçlerinde yargıcın belirleyici rolünün korunması dahil olmak üzere Rus belgesindeki temel ilkelerin Çin’in uygulamalarıyla büyük ölçüde örtüştüğünü dile getiren Krasnov, daha önce Rus yargı sisteminde beş ayrı yapay zeka modelinin devrede olduğunu açıklamıştı.

Rusya’nın hazırladığı plana göre 2030 yılına kadar mahkemelerin yüzde 95’inde karar taslaklarının hazırlanması ve risklerin tespiti amacıyla yapay zeka ağları devreye alınacak.

Nihai kararın yargıçta kalacağı bu sistemle adalete erişimin kolaylaştırılması, şeffaflığın artırılması, rutin süreçlerin otomatikleşmesiyle iş yükünün hafifletilmesi ve insan kaynaklı hataların azaltılması hedefleniyor.

Rus mahkemelerindeki algoritmalar gelen evrakın kaydı, belgelerin incelenmesi, dava kategorisi ile görevli mahkemenin tayini ve mevzuata uygunluğun denetlenmesi gibi görevleri üstlenecek.

Sistem ayrıca dosyaları karmaşıklık düzeyine göre sınıflandıracak, materyalleri indeksleyecek ve dosyaları iş yükü ile uzmanlık alanlarına göre yargıçlar arasında paylaştıracak.

Krasnov, Pekin temasları sırasında Çin Yüksek Halk Mahkemesi bünyesinde 2019 yılında kurulan Akıllı Mahkeme Laboratuvarını inceledi.

Bu birim, Yüksek Halk Mahkemesi, Çin Yargı Büyük Veri Araştırma Enstitüsü ve yazılımları geliştiren iFlytek, Tencent ve Alibaba gibi teknoloji şirketleri arasında koordinasyon sağlıyor.

Yüz milyonlarca hukuki belgeden oluşan bir veri tabanı üzerinde çalışan laboratuvar, dosyaların otomatik taranmasını, özet çıkarılmasını, mevzuat taramasını ve emsal kararların derlenmesini sağlayan yapay zeka platformunun işleyişini yürütüyor.

Sistemler aynı zamanda ses tanıma teknolojisiyle duruşma tutanaklarını hazırlıyor ve karar taslağı şablonları üretiyor.

Algoritmaların kendi başına hüküm kurması ya da yargıcın yerine geçmesi etik kurallar gereğince yasaklanmış durumda.

Ancak kurulan uçtan uca denetim sistemi nedeniyle yargıçlar algoritmanın tavsiyelerini gerekçesiz biçimde göz ardı edemiyor.

Büyük veri analizine dayanan sistem bir yargıcın vermeyi tasarladığı kararın ülke genelindeki yerleşik içtihattan belirgin biçimde saptığını belirlerse yargıç kendi kararında ısrar edebiliyor.

Fakat bu durumda yargıcın karara neden katılmadığına dair ayrıntılı yazılı gerekçesini dijital yargı yönetimi sistemine kaydetmesi zorunlu tutuluyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

Moskova’dan ABD’ye şartlı yeşil ışık: Taviz yok, teklife açığız

Yayınlanma

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD’li temsilcilerin getireceği teklifleri ekonomik açıdan faydalı olması halinde değerlendirebileceklerini ancak hiçbir siyasi taviz vermeyeceklerini açıkladı. Oslo’daki Ukrayna müzakerelerine katılan ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un 21 Ekim’de Petersburg’a geçmesi bekleniyor.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile Jared Kushner’dan gelecek ekonomik ve finansal teklifleri değerlendirmeye açık olduklarını, ancak bunun karşılığında herhangi bir siyasi taviz verilmeyeceğini açıkladı.

Diplomatik hizmete yeni başlayan üniversite mezunlarıyla bir araya geldiği toplantıda konuşan Lavrov, Rusya’nın temel yaklaşımını şu sözlerle dile getirdi:

“Ne teklif edeceklerini göreceğiz. Bize ekonomik ve finansal açıdan yarar sağlayan bir öneri getirirlerse neden olmasın? Ancak bu, bizim açımızdan hiçbir siyasi taviz verilmeden ve bizi tüm küresel meselelerde ‘kurtaracak’ bir siyasi yakınlık beklenmeden yapılmalı. Yalnızca kendimize güvenmeliyiz.”

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da daha önce yaptığı açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD’li müzakereciler arasında yakın zamanda bir görüşme organize edilmesini umduklarını kaydetmişti.

Amerikan tarafıyla temasları her seferinde çok önemsediklerini belirten Peskov, arabuluculuk çabalarını takdirle karşıladıklarını aktardı.

Witkoff Oslo müzakerelerinin ardından Rusya’ya geçiyor

Lavrov’un bu çıkışı, Ukrayna’daki savaşı sonlandırma amacıyla Norveç’in başkenti Oslo’da düzenlenen yeni müzakere turu sırasında geldi.

20 Ekim’de başlayan temaslara Witkoff’un yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb katıldı.

The New York Times gazetesi, ABD heyetinin Oslo’daki temaslarda Ukrayna liderini Rusya ile bir uzlaşıya varmak adına toprak tavizlerini kabul etmeye ikna etmeye çalışacağını yazdı.

Müzakerelerin ardından basın toplantısı düzenleyen Norveç Başbakanı Støre ise Witkoff’un 21 Ekim Çarşamba günü Rusya’yı ziyaret edeceğini ve temaslarını Petersburg kentinde sürdüreceğini bildirdi.

Moskova yönetimi çatışmanın barışçıl çözümü konusunda müzakerelere hazır olduğunu yineliyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna ile görüşmelerin İstanbul mutabakatları temelinde yürütülebileceğini, ancak tarafların Moskova ile Washington arasında Anchorage’da varılan uzlaşıları, temas hattındaki askeri durumu ve Rusya’nın daha önce ilan ettiği koşulları dikkate alması gerektiğini ifade etmişti.

Trump: Ukrayna anlaşma istemek zorunda, yoksa sonuç kötü olacak

Donald Trump, Ukrayna ve Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin savaşı sonlandırmayı ve Putin ile bir anlaşmaya varmayı “istemek zorunda olduğunu” söyledi. Trump, bunun gerçekleşmemesi durumunda Ukrayna’daki tablonun çok daha kötüleşeceği uyarısını yaptı.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, “Ukrayna bu savaşı bitirmeyi bizzat istemeli, Zelenskiy bunu bitirmek istemeli; eğer bu olmazsa, bence sonuçlar çok kötü olacak” dedi. Kiev yönetiminin bir barış anlaşmasına ilgi göstermesi gerektiğini savunan ABD Başkanı, ABD ile Avrupa’nın Kiev’e destek için “büyük bir servet harcadığını”, Avrupa’nın ise “bundan artık gerçekten yorulduğunu” dile getirdi.

Rusya’yı “dev bir ülke” olarak tanımlayan Trump, cephedeki ağır kayıplara rağmen Moskova’nın “sınırsız insan kaynağına” sahip olduğunu, bu durumun Rus birliklerinin taarruzunu sürdürmesini sağladığını söyledi. ABD Başkanı, Rus ordusunun şimdiden Ukrayna topraklarının önemli bir bölümünü kontrolü altında tuttuğunu belirtti.

Trump, Rusya’nın Ukrayna’daki sivil hedeflere yönelik şiddetlenen bombardımanlarına dair de konuştu. BM verilerine göre yalnızca eylül ayında 328 Ukraynalı sivilin yaşamını yitirdiği ve 2 bin 105 kişinin yaralandığı saldırılara değinen Trump, savaşta çoğunlukla askerlerin öldüğünü savundu. Trump, “Şehirlerde sivillerin vurulduğu yerler var ama ölenler çoğunlukla genç askerler” dedi.

ABD’nin Ukrayna’ya çok şey verdiğini yineleyen Trump, buna karşılık “pahalı dizel yakıt dışında” hiçbir şey elde edemediklerini sözlerine ekledi.

Okumaya Devam Et

Rusya

Dört AEB ülkesinden rapor: Ermenistan’ın ayrılığı GSYİH’yi yüzde 15 eritebilir

Yayınlanma

Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan, AB ile yakınlaşan Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği’nden ayrılması halinde karşılaşacağı ekonomik faturayı ortak bir raporla çıkardı. Değerlendirmede Ermenistan’ın gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 15,6 küçüleceği ve birlikle olan ticaretinin yüzde 55’ten fazla azalacağı hesaplandı.

Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan, Avrupa Birliği ile yakınlaşan Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) üyeliğini askıya alması halinde karşılaşacağı ekonomik sonuçları inceleyen kapsamlı bir rapor hazırladı.

Rus hükümetinin paylaştığı belgede, Erivan yönetiminin Brüksel’e entegrasyon adımlarının yaratacağı ticari ve hukuki riskler ayrıntılı biçimde ele alınıyor.

Dört ülkenin 29 Mayıs 2026 tarihli ortak bildirisi doğrultusunda şekillenen çalışma, AEB üyesi devletlerin liderlerine sunulmak üzere Avrasya Ekonomik Komisyonu’na iletildi.

Milli gelir yüzde 15,6 eriyebilir

Raporda yer alan projeksiyonlara göre Ermenistan’ın birlikten ayrılması, ülke ekonomisinde sert bir sarsıntı yaratabilir.

Uzmanlar, ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 15,6, yani yaklaşık 4,6 milyar dolar küçüleceğini öngörüyor. Tüketimin yüzde 14,6 daralacağı hesaplanırken, enflasyonun baz seviyeye kıyasla 14,9 yüzde puan yükseleceği tahmin ediliyor.

Ticarete yönelik risklerin boyutu da raporda geniş yer tutuyor. Ermenistan’ın birlik ülkeleriyle yürüttüğü toplam ticaret hacminin yüzde 55’ten fazla gerileyeceği hesaplanıyor.

Özellikle ihracat cephesinde kaybın yüzde 65’i aşabileceği, ithalatın ise yarı yarıya düşebileceği belirtiliyor.

Gümrük kapıları ve kontroller geri dönüyor

Üyeliğin durdurulması halinde Ermenistan, AEB dışındaki üçüncü ülkelere uygulanan gümrük rejimine tabi tutulacak.

Bu durum, gümrük beyannamelerinin, fiziki kontrollerin, tarifelerin ve çeşitli kısıtlamaların yeniden devreye girmesi anlamına geliyor. Ayrıca Ermenistan tarafından düzenlenen ürün uygunluk belgelerinin geçerliliği sona erecek; ihracatçıların bu belgeleri diğer AEB ülkelerinden temin etmesi gerekecek.

Tarım ürünlerinde de sağlık, veterinerlik ve bitki sağlığı kontrolleri istisnasız uygulanacak.

Göçmen işçiler haklarını kaybedecek

Belgede Ermeni vatandaşlarının çalışma koşullarının ağırlaşacağı açıkça vurgulanıyor.

Ermenistan’dan gelen işçiler için kota sınırlamaları ile çalışma izni veya patent alma zorunluluğu geri getirilecek.

Birlik anlaşması kapsamında sağlanan sağlık hizmetleri ve sosyal güvenlik hakları, hem işçiler hem de aileleri için tamamen yürürlükten kalkacak.

Ayrıca Ermenistan, kamu ihalelerindeki ulusal muamele ayrıcalığını, ithalat gümrük vergilerinin ortak paylaşımındaki payını ve AEB’nin serbest ticaret anlaşması yaptığı pazarlara ayrıcalıklı erişim hakkını yitirecek.

Süreç Astana’daki zirvede başladı

Söz konusu raporu hazırlama kararı, Mayıs sonunda Astana’da düzenlenen AEB zirvesinde alındı.

Dört ülkenin liderleri, Erivan’ın AB rotasını birliğin ekonomik güvenliğine yönelik bir tehdit olarak değerlendirerek çalışmanın Aralık ayındaki Yüksek Avrasya Ekonomik Konseyi toplantısına yetiştirilmesini istemişti. Liderler o dönemde Ermenistan’a hızla referanduma gitme ve tercihini netleştirme çağrısı da yaptı.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ise daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de dile getirdiği gibi iki birliğe aynı anda üye olmanın imkansızlığını kabul etmişti.

Buna karşın Paşinyan, halk oylamasına gitmeden önce AB’ye resmi başvuru yapılmasını ve adaylık statüsü alınmasını savunuyordu. Paşinyan 24 Ağustos’ta resmi başvuru hazırlıklarının başladığını duyurmuş, gerekli reform takvimi belirlendikten sonra referandumun pratik bir anlam kazanacağını söylemişti.

Putin: “AB hakkınız ama AEB ile zorlaşır”

Putin, 1 Eylül’de Paşinyan ile gerçekleştirdiği görüşmede Ermenistan’ın AB’ye yönelme hakkı olduğunu teslim etti ancak bu adımın AEB içindeki işleyişi zorlaştıracağını belirtti.

Referandum çağrısını yineleyen ve çıkacak her sonuca saygı duyacağını söyleyen Putin, başka bir ekonomik birliğe katılım yasasını onaylamanın fiilen “AEB’den çıkış dilekçesi” vermek anlamına geldiğini ifade etti.

Paşinyan ise aynı temasta, Avrupa entegrasyonu yasasının kabul edilmesiyle birlikte referandum fikrinden fiilen vazgeçtiklerini aktardı.

Ermenistan Başbakanı, sivil toplum girişiminin parlamento tarafından reddedilmesi durumunda halk oylamasına ihtiyaç duyulacağını, ancak vekillerin tasarıyı doğrudan onayladığını dile getirdi.

Ermenistan Parlamentosu AB’ye katılım sürecini başlatan yasayı 26 Mart 2025’te kabul etmiş, Cumhurbaşkanı Vahagn Haçaturyan da düzenlemeyi 4 Nisan’da imzalamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English