Amerika
Washington’da saldırıya uğrayan Ulusal Muhafız hayatını kaybetti

Çarşamba günü Beyaz Saray yakınlarında vurulan 20 yaşındaki Ulusal Muhafız üyesi Sarah Beckstrom hayatını kaybetti.
Başkan Donald Trump, perşembe akşamı Beckstrom’un ölümünü duyurarak, onu “her bakımdan olağanüstü”, “saygı duyulan, genç ve muhteşem bir kişi” olarak nitelendirdi.
Trump, Mar-A-Lago’dan yaptığı açıklamada, “Artık aramızda değil. Şu anda yukarıdan bizi izliyor,” dedi ve Beyaz Saray’a göre, daha sonra Beckstrom’un ailesiyle görüştü.
Çarşamba günkü saldırıda vurulan 24 yaşındaki Andrew Wolfe ise hâlâ kritik durumda.
Trump, “Bildiğiniz gibi, diğer genç adam da hayat mücadelesi veriyor. Durumu çok kötü. Hayat mücadelesi veriyor. Umarım onunla ilgili daha iyi haberler alırız. Bu suçu işleyen canavar da ciddi durumda, ama ondan bahsetmeyeceğiz bile,” dedi.
Başsavcı Pam Bondi, bu haber nedeniyle “yıkıldığını” söyledi. Bondi, “Yıkıldım. Lütfen Sarah’ın ailesi için dua edin. Amerika onun cesaretini asla unutmayacak. Sarah için ADALET SAĞLANACAK. Andrew için dua etmeye devam edin. Başkan Trump’a teşekkürler; idam cezası geri geldi,” diye konuştu.
Perşembe sabahı, Columbia Bölgesi Başsavcısı Jeanine Pirro, Beckstrom ve Wolfe’u vuran adamın, CIA ve ABD ile olan bağlantıları da dahil olmak üzere yeni bilgiler ortaya çıktıkça, ölümcül silahla saldırı ve şiddet suçu sırasında ateşli silah bulundurma suçlarından üç kez yargılanacağını söyledi.
Pirro, tetikçinin öldürme niyetiyle saldırı suçlamasıyla 15 yıl hapis cezasına çarptırılacağını ve Beckstrom veya Wolfe’un yaralanmalarına yenik düşmesi halinde ek suçlamaların da ekleneceğini söyledi.
Pirro, “Hayatta kalmaları ve en yüksek suçlamanın birinci derece cinayet olmaması için dua ediyoruz. Fakat şüphesiz, hayatta kalamazlarsa, suçlama kesinlikle birinci derece cinayet olacaktır,” demişti.
Pirro’ya göre, Beckstrom ve Wolfe, 29 yaşındaki Afgan vatandaşı Beyaz Saray’dan birkaç blok ötede ateş açmadan 24 saat önce yemin etmişti.
Olaydan kısa süre sonra bilgilendirilen Trump, Washington’a 500 ek Ulusal Muhafız gönderilmesini emretti. Trump, saldırıyı “kötülük, nefret ve terör eylemi” olarak nitelendirdi.
Rahmanullah Lakanwal olarak duyurulan saldırgan, .357 Smith and Wesson tabancayla “küstahça bir saldırı” düzenleyerek muhafızlara pusu kurdu.
Pirro, Lakanwal’ın saat 14:15 civarında hiçbir provokasyon olmaksızın ateş açtığını söyledi. Olay yerinde bulunan diğer muhafızlar hemen müdahale ederek “saldırganı etkisiz hale getirdi.” Saldırgan daha sonra yerel bir hastaneye kaldırıldı ve burada sıkı güvenlik önlemleri altında tutuluyor.
Bondi Perşembe günü Fox & Friends’e yaptığı açıklamada, Adalet Bakanlığının “ülkemizde olmaması gereken bu canavara karşı idam cezası talep etmek için elimizden gelen her şeyi yapacağını” söyledi.
Perşembe günkü basın açıklamasında FBI Direktörü Kash Patel, Lakanwal’ın evinde arama emri uygulandığını ve “evde bulunan tüm kişilerin sorgulandığını” söyledi.
Patel, “Bu, devam eden bir terör soruşturmasıdır, buna şüphe yok,” dedi.
Patel ayrıca FBI’ın CIA ve Savunma Bakanlığı ile birlikte, yurtdışında ve ABD’de bilinen tüm bağlantıları da dahil olmak üzere, saldırganın geçmişini araştırdığını duyurdu.
CIA Direktörü John Ratcliffe, POLITICO’ya Lakanwal’ın daha önce ABD ile, CIA da dahil olmak üzere, bağlantıları olduğunu doğruladı.
Ratcliffe, saldırganın CIA bağlantısını ifşa ederek şunları söyledi:
“Afganistan’dan Biden’ın felaketle sonuçlanan çekilmesinin ardından, Biden yönetimi, kaotik tahliyenin ardından kısa süre sonra sona eren Kandahar’daki ortak kuvvetlerin bir üyesi olarak CIA dahil ABD hükümetiyle daha önce çalışmış olması nedeniyle, şüpheli saldırganı Eylül 2021’de ABD’ye getirmeyi haklı gösterdi. Bu kişi ve diğer pek çok kişi buraya gelmesine asla izin verilmemeliydi. Vatandaşlarımız ve askerlerimiz, Biden yönetiminin felaketle sonuçlanan başarısızlıklarının devam eden etkilerini çekmekten çok daha iyisini hak ediyor. Tanrı cesur askerlerimizi korusun.”
Öte yandan ABD’li gaziler ve Afganistan’da görev yapmış diğer kişiler tarafından yönetilen kar amacı gütmeyen bir kuruluş olan #AfghanEvac’a göre, Lakanwal daha önce Afganistan’ın seçkin terörle mücadele birimlerinden birinde görev yapmış.
Çarşamba günkü silahlı saldırının ardından, ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetleri Direktörü Joseph Edlow, bakanlığın “endişe duyulan ülkelerden” yeşil kart sahibi olan tüm göçmenleri yeniden inceleyeceğini duyurdu.
Bu yılın başlarında Trump, Afganistan dahil 19 ülkeden gelen göçmenlere seyahat yasağı getirmişti.
Edlow, “Bu ülkenin ve Amerikan halkının korunması her şeyden önemlidir ve Amerikan halkı, önceki yönetimin pervasız yeniden yerleştirme politikalarının bedelini ödemek zorunda kalmayacaktır. Amerikan halkının güvenliği tartışmaya açık değildir,” diye ekledi.
Trump yönetiminin haziran ayında yayınladığı bir notta, giriş kısıtlamaları uygulanan 19 ülke listelenmişti. Listede yer alan ülkeler arasında Afganistan, Burma, Çad, Kongo Cumhuriyeti, Ekvator Ginesi, Eritre, Haiti, İran, Libya, Somali, Sudan ve Yemen, Burundi, Küba, Laos, Sierra Leone, Togo, Türkmenistan ve Venezuela bulunuyordu.
Başkan Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance, Afgan mültecileri kabul eden göçmenlik politikasını yürüten Biden yönetimini sert bir şekilde eleştirdi, USCIS ise Afganistan vatandaşlarının tüm göçmenlik başvurularını derhal askıya aldı.
Vance şunları söyledi:
“2021’de Biden’ın, güvenlik kontrolünden geçmemiş Afgan mültecilere kapıları açma politikasını eleştirdiğimi hatırlıyorum. Arkadaşlarım bana ırkçı olduğumu söyleyen mesajlar gönderdi. Bu, her şeyi açıklığa kavuşturan bir andı. Onlar ülkemizde olmamalıydılar.”
The Hill’in elde ettiği bir nota göre, silahlı saldırıdan önce Trump yönetimi salı günü USCIS’e ülkeye giren yaklaşık 200.000 mülteciyi “yeniden mülakata” çağırdı. Notta, mültecilerin koruma statülerinin kaldırılabileceği belirtildi.
Amerika
Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.
ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.
Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.
Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.
Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.
Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.
Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.
Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.
ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.
Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.
The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.
Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.
Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi5 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Dünya Basını1 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı










