Bizi Takip Edin

Asya

Xi Jinping: Küresel Güney, insanlık için ortak bir geleceğe sahip bir toplum inşa etmede öncülük etmelidir

Yayınlanma

Çin lideri Xi Jinping, Küresel Güney’in uluslararası ilişkilerde daha fazla söz sahibi olması çağrısında bulundu, ABD’ye üstü kapalı bir şekilde yüklenen Xi, çok kutupluluk vurgusu yaparak dünyada “güçlü olanın sözünün geçtiği” bir anlayışa asla izin verilmemesi gerektiğini söyledi. Ülkesinin asla hegemonya arayışına girmeyeceğini yineleyen Çin lideri, Küresel Güney işbirliğini daha iyi desteklemek için bir Küresel Güney araştırma merkezi kurma sözü verdi.

Xi’nin cuma günkü konuşması, Çin’in dış politikasının temel taşı olarak gördüğü “Barış İçinde Bir Arada Yaşamanın Beş İlkesi”ni formüle etmesinin 70. yıldönümü münasebetiyle düzenlenen bir etkinlikte gerçekleşti.

Çin, “egemenliğe ve toprak bütünlüğüne karşılıklı saygı, karşılıklı saldırmazlık, karşılıklı olarak birbirlerinin iç işlerine karışmama, eşitlik ve karşılıklı yarar ve barış içinde bir arada yaşama” olarak sıraladığı beş ilkeyi, “uluslararası ilişkiler için açık, kapsayıcı ve evrensel olarak uygulanabilir temel normlar ve uluslararası hukukun temel ilkeleri” olarak görüyor.

Çin Dışişleri Bakanlığının resmi internet sitesinde yayınlanan Xi Jinping’in konuşmasının tam metninin çevirisini aşağıda bulabilirsiniz:

***

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping tarafından, Barış İçinde Bir Arada Yaşamanın Beş İlkesinin 70. Yıldönümü Münasebetiyle Düzenlenen Konferans’ta yapılan konuşma;

28 Haziran 2024

Değerli Konuklar,
Diplomatik Elçiler,
Bayanlar ve baylar,
Arkadaşlar,

Yetmiş yıl önce, Barış İçinde Bir Arada Yaşamanın Beş İlkesi resmen başlatıldı. Bu, uluslararası ilişkiler tarihinde çığır açan bir başarıya işaret ediyordu. Bugün burada, bu ilkeleri yeni koşullar altında ileriye taşımak, insanlık için ortak bir geleceğe sahip bir toplumu birlikte inşa etmek ve insanlığın ilerlemesi için güçlü bir itici ivme sağlamak amacıyla 70. yıldönümünü anmak üzere toplanmış bulunuyoruz.

Sözlerime başlarken, Çin hükümeti ve halkı adına ve kendi adıma, burada bulunan tüm seçkin konuklara ve dostlara sıcak bir hoş geldiniz diyorum!

İnsan toplumunun modern tarihi boyunca, devletler arası ilişkileri iyi idare etmek, dünya barışını ve huzurunu ortaklaşa korumak ve insanlık için kalkınma ve ilerlemeyi teşvik etmek her zaman tüm ulusların zihnindeki önemli konular olmuştur.

Barış İçinde Bir Arada Yaşamanın Beş İlkesi zamanın çağrısına cevap verdi ve başlatılması kaçınılmaz bir tarihi gelişmeydi. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından ulusal bağımsızlık ve kurtuluş hareketleri tüm dünyayı kasıp kavurdu ve dünyanın dört bir yanındaki sömürge sistemi parçalanarak çöktü. Aynı zamanda dünya Soğuk Savaş’ın kara bulutlarının gölgesinde kalmıştı ve “güçlü olan haklıdır” yaygaralarının tehdidi altındaydı. Yeni bağımsızlığını kazanan ülkeler egemenliklerini korumak ve ulusal ekonomilerini büyütmek istiyordu. Yeni Çin bağımsızlık ilkesini takip etti, tüm ülkelerle aktif bir şekilde barış içinde bir arada yaşamaya çalıştı ve özellikle komşuları olmak üzere dış çevresini iyileştirmeye gayret etti. Bu çerçevede Çin liderliği, egemenliğe ve toprak bütünlüğüne karşılıklı saygı, karşılıklı saldırmazlık, karşılıklı olarak birbirlerinin iç işlerine karışmama, eşitlik ve karşılıklı yarar ve barış içinde bir arada yaşama olmak üzere Beş İlke’yi ilk kez tam olarak belirlemiştir. Çin-Hindistan ve Çin-Myanmar ortak açıklamalarında Beş İlke’ye yer verilmiş ve bu ilkelerin devletten devlete ilişkilerde temel normlar haline getirilmesi için ortak çağrıda bulunulmuştur.

Barış İçinde Bir Arada Yaşamanın Beş İlkesi Asya’da doğdu ama hızla dünya sahnesine çıktı. 1955 yılında 20’den fazla Asya ve Afrika ülkesi Bandung Konferansına katıldı. Beş İlke temelinde devletler arası ilişkilerin ele alınması için on ilke önerdiler ve Bandung dayanışma, dostluk ve işbirliği ruhunu savundular. 1960’larda yükselen Bağlantısızlar Hareketi, Beş İlke’yi yol gösterici ilkeler olarak benimsedi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun (BMGK) 1970 yılındaki 25. oturumunda kabul edilen Uluslararası Hukuk İlkeleri Bildirgesi ve BMGK’nın 1974 yılındaki Altıncı Özel Oturumunda kabul edilen Yeni Uluslararası Ekonomik Düzenin Kurulmasına İlişkin Bildirge de Beş İlke’yi onaylamıştır. Önemli uluslararası belgelerde yer almalarıyla birlikte Beş İlke uluslararası toplum tarafından geniş çapta tanınmış ve gözetilmiştir.

Geçtiğimiz 70 yıl boyunca, Barış İçinde Bir Arada Yaşamanın Beş İlkesi zaman ve mekânı aşmış ve yabancılaşmanın üstesinden gelerek sağlam bir direnç ve sonsuz bir geçerlilik göstermiştir. Uluslararası ilişkiler için açık, kapsayıcı ve evrensel olarak uygulanabilir temel normlar ve uluslararası hukukun temel ilkeleri haline gelmişlerdir. İnsanlığın ilerleme davasına silinmez tarihi katkılarda bulunmuşlardır.

İlk olarak, Barış İçinde Bir Arada Yaşamanın Beş İlkesi uluslararası ilişkiler ve uluslararası hukukun üstünlüğü için tarihi bir mihenk taşı oluşturmuştur. Bu ilkeler, BM Şartı’nın amaç ve ilkelerine, çağımızın gelişen uluslararası ilişkiler trendine ve tüm ulusların temel çıkarlarına tamamen uygundur. Ayrıca, devletten devlete ilişkilerin ele alınmasında karşılıklılık ve eşitliğin önemini vurgulayarak, uluslararası hukukun üstünlüğünün özünü, yani tüm ülkelerin hak, yükümlülük ve sorumluluklarının karşılıklı ilişkisini vurgulamaktadır. Beş İlke, siyasi, güvenlik, ekonomik ve diplomatik alanlarda ülkeler arasında barış içinde bir arada yaşamaya yönelik bir dizi temel norm sunmaktadır. Uluslararası hukukun üstünlüğü ruhunu teşvik etmek ve birbirleriyle iyi geçinmenin doğru yolunu bulmak için tüm ülkelerin izlemesi gereken kesin ve etkili bir davranış kuralı oluştururlar.

İkinci olarak, Barış İçinde Bir Arada Yaşamanın Beş İlkesi, farklı sosyal sistemlere sahip ülkeler arasındaki ilişkilerin kurulması ve geliştirilmesi için başlıca rehber olarak hizmet etmiştir. Beş İlke takip edildiğinde, sosyal sistem, ideoloji, tarih, kültür, inanç, kalkınma aşaması ve büyüklük açısından birbirinden farklı olan ülkeler bile karşılıklı güven, dostluk ve işbirliği ilişkisi kurabilir. Beş İlke, tarihi meselelerin ve uluslararası anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözümüne yönelik yeni bir yol sunmakta, blok siyaseti ve etki alanı gibi eskimiş, dar görüşlü, düşmanca ve çatışmacı zihniyetlerin önüne geçmektedir.

Üçüncüsü, Barış İçinde Bir Arada Yaşamanın Beş İlkesi, gelişmekte olan ülkelerin birlik yoluyla işbirliği ve öz güç sağlama çabalarının ardındaki güçlü bir toparlayıcı güç olmuştur. Bu ilkeler, gelişmekte olan ülkelerin geleceklerini iyileştirme, reform ve ilerleme konusundaki derin düşüncelerini yansıtmaktadır. Beş İlke’den ilham ve cesaret alan Asya, Afrika ve Latin Amerika’da giderek daha fazla ülke birbirlerine destek vermiş, dış müdahalelere karşı durmuş ve bağımsız bir kalkınma yoluna girmiştir. Beş İlke aynı zamanda Güney-Güney işbirliğini artırmış ve Kuzey-Güney ilişkilerini iyileştirmiş ve daha da geliştirmiştir.

Dördüncü olarak, Barış İçinde Bir Arada Yaşamanın Beş İlkesi uluslararası düzenin reformu ve iyileştirilmesine tarihi bir bilgelikle katkıda bulunmuştur. Beş İlke, küçük ve zayıf ülkelerin çıkarlarını ve arayışlarını güç politikalarından korumak amacıyla başlatılmıştır. Emperyalizme, sömürgeciliğe ve hegemonyacılığa kategorik olarak karşı çıkmakta ve orman kanununun kavgacı ve zorba uygulamalarını reddetmektedir. Daha adil ve hakkaniyetli bir uluslararası düzen için önemli bir entelektüel temel atmıştır.

Barış İçinde Bir Arada Yaşamanın Beş İlkesi, 70 yıllık olağanüstü bir yolculuğun ardından, uluslararası toplumun değer vermesi, miras alması ve daha da ileriye götürmesi gereken ortak bir değerdir. Şu anda, Beş İlke’yi ortaklaşa başlatan eski nesil liderleri derin bir hayranlıkla anıyorum. Ayrıca Beş İlke’yi yıllar boyunca azimle destekleyen tüm ülkelerin vizyonerlerini de takdirle anmak istiyorum!

Hanımefendiler ve Beyefendiler,
Arkadaşlar,

Tarihin bayrağı nesilden nesile aktarılmakta ve insanlık çağın sorularına cevap ararken insanlığın ilerleme davası da bir çağdan diğerine ilerlemektedir. Yetmiş yıl önce, sıcak savaşların belasını ve Soğuk Savaş’ın çatışmasını yaşayan atalarımız, Barış İçinde Bir Arada Yaşamanın Beş İlkesi’nin barışı ve egemenliği korumanın en önemli yolu olduğu sonucuna vardılar. Bu cevap uluslararası değişimlerin testine dayanmış ve eskimek yerine daha cazip hale gelmiştir. Yetmiş yıl sonra bugün, “nasıl bir dünya kurulmalı ve nasıl kurulmalı” şeklindeki tarihi soruyla karşı karşıya kalan Çin, insanlık için ortak bir geleceğe sahip bir toplum önererek zamanın çağrısına cevap vermiştir. Bugün Çin’in bu girişimi uluslararası bir mutabakat haline gelmiştir. Bu güzel vizyon üretken eylemlere dönüştürülmüştür. Dünyayı barış, güvenlik, refah ve ilerleme dolu parlak bir geleceğe taşımaktadır.

İnsanlık İçin Ortak Geleceğe Sahip Bir Toplum İnşa Etme Vizyonu, Barış İçinde Bir Arada Yaşamanın Beş İlkesi ile aynı ruhu taşımaktadır. Her ikisi de “Komşuna karşı nazik ol”, “Dürüstlük yoluyla dostluk ara” ve “Tüm uluslar arasında uyumu teşvik et” gibi geleneksel Çin değerlerine dayanmaktadır. Her ikisi de Çin’in kendine güven, özgüven, adalet, dezavantajlıların korunması ve yardımseverlik gibi diplomatik ilkelerini kanıtlamaktadır. Her ikisi de Çin Komünist Partisi’nin insanlığa daha fazla katkıda bulunmaya yönelik geniş vizyonunu ortaya koymaktadır. Her ikisi de Çin’in barışçıl kalkınma yolunu takip etme konusundaki kesin kararlılığını ortaya koymaktadır. İnsanlık İçin Ortak Geleceğe Sahip Bir Toplum İnşa Etme Vizyonu, yeni koşullarda Barış İçinde Bir Arada Yaşamanın Beş İlkesini sürdürmek, teşvik etmek ve yükseltmek için en etkili hamledir.

Vizyon, tüm ülkelerin ortak bir geleceğe ve iç içe geçmiş çıkarlara sahip olduğu gerçeğini yakalamakta ve uluslararası ilişkiler için yeni bir eşitlik ve bir arada yaşama modeli oluşturmaktadır. Çin, büyüklükleri, güçleri ve zenginlikleri ne olursa olsun tüm ülkelerin uluslararası toplumun eşit üyeleri olduğuna inanmaktadır. Uluslararası ilişkilerde ortak çıkarları, ortak hakları ve ortak sorumlulukları vardır. Tüm ülkeler zorlukların üstesinden gelmek, ortak refaha ulaşmak, kalıcı barış, evrensel güvenlik ve ortak refahın olduğu açık, kapsayıcı, temiz ve güzel bir dünya inşa etmek ve insanlık için daha fazla güvenlik ve refah ile barış içinde bir arada yaşamayı gerçekleştirmek için el ele vermelidir.

Vizyon, dünyada hakim olan barış, kalkınma, işbirliği ve kazan-kazan eğilimine yanıt vermekte ve barış ve ilerleme için yeni perspektifler açmaktadır. Çin, tüm ülkeleri insanlığın geleceğini ve insanların refahını göz önünde bulundurmaya ve eşitlik, karşılıklı yarar ve barış içinde bir arada yaşama konusundaki temel taahhütlerini sürdürmeye çağırmaktadır. Hepimiz insanlığın ortak değerlerini savunmalı, ortak fayda için kapsamlı istişare ve ortak katkıyı içeren küresel yönetişimi teşvik etmeli ve yeni bir tür uluslararası ilişkiler geliştirmeliyiz. Küresel Kalkınma Girişimi, Küresel Güvenlik Girişimi ve Küresel Medeniyet Girişimini uygulamak, yüksek kaliteli Kuşak ve Yol işbirliğini ilerletmek ve tüm halklara daha fazla fayda sağlamak için hep birlikte çalışmalıyız.

Vizyon, çok kutupluluk ve ekonomik küreselleşme yönündeki tarihi eğilime ayak uydurmakta ve kalkınma ve güvenliğe ulaşmanın yeni yollarına ilham vermektedir. Çin, insanlık için ortak bir geleceğe sahip bir toplum inşa etmek üzere derin ve gerçek tedbirler almak için tüm taraflarla birlikte çalışmaktadır. Vizyonun ikili ilişkilerden çok taraflı ilişkilere, bölgesel ilişkilerden küresel ilişkilere, kalkınmadan güvenliğe ve işbirliğinden yönetişime doğru genişleyerek tarihi başarılar elde etmesini birlikte sağladık. Bu, eşit ve düzenli çok kutuplu bir dünya ve evrensel olarak faydalı ve kapsayıcı bir ekonomik küreselleşme çabalarını yönlendirdi ve güçlendirdi. Uluslararası topluma geniş bir barış ve istikrar perspektifi sunmuş ve dünyaya daha fazla refah ve kalkınma sağlamıştır.

Tarihin bu kritik anında geçmişe ve geleceğe baktığımızda, insan uygarlığının iyileştirilmesine yönelik arayışlarımızın sona ermeyeceğine ve daha iyi bir dünya için çabalarımızın bitmeyeceğine inanıyoruz. Dünya nasıl gelişirse gelişsin, temel bir gerçek değişmeyecektir. Evrende sadece tek bir Dünya Gezegeni vardır ve tüm insanlığın ortak bir evi vardır. Ortak geleceğimiz Dünya’ya bağlıdır. Ona iyi bakmalı ve gelecek nesillerimize mutlu bir ülke bırakmalıyız.

Gelecek umut vaat ediyor ve zorlukların üstesinden gelinmesi gerekiyor. İnsanlığın barış ve savaş, refah ve durgunluk, birlik ve çatışma arasında seçim yapmak zorunda kaldığı bu tarihi anda, Barış İçinde Bir Arada Yaşamanın Beş İlkesinin özünü her zamankinden daha fazla savunmalı ve insanlık için ortak bir geleceğe sahip bir toplum inşa etme yüce hedefi için her zaman yorulmadan çaba göstermeliyiz.

Egemen eşitlik ilkesine sahip çıkmalıyız. Barış İçinde Bir Arada Yaşamanın Beş İlkesi egemen eşitlik ilkesine odaklanmaktadır. Ve bu temelde, her ülke için eşit hakları, eşit fırsatları ve eşit normları teşvik etmektedir. Büyüklerin küçükleri bastırmasını, güçlülerin zayıflara zorbalık yapmasını ve zenginlerin fakirleri sömürmesini reddeder. Eşit ve düzenli çok kutuplu bir dünya, her ülkenin çok kutuplu bir sistemde yerini bulabilmesi ve uluslararası hukuk uyarınca gereken rolü oynayabilmesi anlamına gelir; böylece çok kutuplulaşma süreci bütünüyle istikrarlı ve yapıcı olur.

Karşılıklı saygı temelini sağlamlaştırmalıyız. Ülkeler eşitlik, karşılıklı saygı ve karşılıklı güveni angajmanın temel kuralları haline getirmelidir. Farklı tarihi ve kültürel geleneklere ve farklı kalkınma aşamalarına, birbirlerinin temel çıkarlarına ve başlıca kaygılarına ve tüm ülkelerin halkları tarafından bağımsız olarak seçilen kalkınma yollarına ve sistemlerine saygı göstermelidirler. Müdahale etmemenin “altın kuralını” birlikte savunmalı ve kendi iradesini başkalarına dayatma, blok çatışmasını körükleme, küçük daireler yaratma ve başkalarını taraf seçmeye zorlama eylemlerine birlikte karşı çıkmalıyız.

Barış ve güvenlik vizyonunu gerçeğe dönüştürmemiz gerekiyor. Geçmiş ve günümüz, tüm ülkelerin barış için ortak sorumluluklarını üstlenmeleri ve barışçıl bir kalkınma yoluna girmeleri gerektiği konusunda bizi aydınlatmıştır. Barışı aramak, barışı korumak ve barışın tadını çıkarmak için birlikte çalışmalıdırlar. Günümüzün birbirine bağımlı dünyasında mutlak güvenlik ve münhasır güvenlik geçerli değildir. Çin’in önerdiği Küresel Güvenlik Girişimi ortak, kapsamlı, işbirliğine dayalı ve sürdürülebilir güvenlik vizyonunu savunmayı amaçlamaktadır. Girişim, işbirliği yoluyla kalkınma ve güvenliğe ulaşmayı ve daha dengeli, etkili ve sürdürülebilir bir güvenlik mimarisini hayata geçirmeyi amaçlamaktadır.

Refaha ulaşmak için tüm güçleri birleştirmemiz gerekiyor. Eski bir Çinli filozof şöyle der: “İyilikseverler başkalarına sevgiyle yaklaşır, bilgeler ise başkalarının faydalarını paylaşır.” Bir Latin Amerika atasözünün dediği gibi, “Karlı bir şekilde ulusal olmanın tek yolu cömertçe evrensel olmaktır.” Bir Arap atasözü de şöyle der: “Birlik olursa ateş büyür; birlik olmazsa ateş söner.” Ekonomik küreselleşme çağında ihtiyaç duyulan şey, bölünme uçurumları değil iletişim köprüleri, çatışma demir perdeleri değil işbirliği otoyollarıdır. Çin, evrensel olarak faydalı ve kapsayıcı bir ekonomik küreselleşmeyi savunmakta, yüksek kaliteli Kuşak ve Yol işbirliğini teşvik etmekte ve Küresel Kalkınma Girişimi’ni hayata geçirmeye çalışmaktadır. Amacımız, kalkınma fırsatından herkesin faydalanması, kalkınma yollarının çeşitlendirilmesi, tüm ulusların kalkınma meyvelerini paylaşmasına yardımcı olunması, küresel köydeki tüm ülkeler için ortak kalkınma ve refahın teşvik edilmesi ve kazan-kazanı sağlam bir uzlaşıya dönüştürmektir.

Hakkaniyet ve adalete bağlı kalmalıyız. Bunlar olmadan güç politikaları günün düzeni olacak ve zayıflar güçlülerin merhametine kalacaktır. Yeni gelişmeler ve güçlükler karşısında Birleşmiş Milletler’in otoritesi ve merkezi rolü zayıflatılmak yerine güçlendirilebilir. BM Şartı’nın amaç ve ilkeleri hiçbir zaman eskimez ve her geçen gün daha da önem kazanmaktadır. Çin, ortak fayda için kapsamlı istişare ve ortak katkı içeren küresel yönetişim vizyonunu savunmaktadır ve Çin gerçek çok taraflılığa inanmaktadır. Amacımız uluslararası kuralların tüm ülkeler tarafından konulması ve bunlara uyulmasıdır. Dünya meseleleri, daha fazla güce sahip olanlar tarafından dikte edilerek değil, kapsamlı istişareler yoluyla ele alınmalıdır.

Açık ve kapsayıcı bir zihniyet benimsemeliyiz. Tüm ülkeler aynı dev gemide yer almaktadır. Bu gemi sadece barış, ekonomik refah ve teknolojik ilerleme arzularını değil, aynı zamanda medeniyetlerin çeşitliliğini ve insan türünün devamını da taşıyor. Tarihte farklı medeniyetler etkileşim yoluyla birbirlerinin gelişmesine yardımcı olmuş ve insanlık için büyük bir ilerleme ve refah sağlamıştır. Bu da bize çeşitli medeniyetler arasında karşılıklı güçlenme ve karşılıklı öğrenmeye dair görkemli bölümler bırakmıştır.  Çin tarafından önerilen Küresel Medeniyet Girişimi, halklar arasında anlayış ve dostluğu artırmayı ve medeniyetler arasında hoşgörü ve karşılıklı öğrenmeyi teşvik etmeyi amaçlamaktadır. Dünya, tüm ülkelerin ortak gelişimini ve ortak ilerlemesini barındıracak kadar büyüktür. Farklı medeniyetlerin birlikte gelişmesi ve eşit bir zeminde karşılıklı öğrenme yoluyla birbirlerine ilham vermesi tamamen mümkündür.

Hanımefendiler ve Beyefendiler,
Arkadaşlar,

Geçtiğimiz 70 yıl, ülkelerin zorluklarla birlikte mücadele etmelerinin ve daha iyi bir gelecek yaratmalarının etkili yolunun birlik, işbirliği, iletişim ve anlayışı geliştirmek olduğunu defalarca kanıtlamıştır. Dünyadaki tüm güçler arasında Küresel Güney, güçlü bir ivme ile öne çıkmakta ve insanlığın ilerlemesinde hayati bir rol oynamaktadır. Yeni bir tarihi başlangıç noktasında duran Küresel Güney, daha açık ve daha kapsayıcı olmalı ve insanlık için ortak bir geleceğe sahip bir toplum inşa etmede öncülük etmek üzere el ele vermelidir.

Birlikte, barış için sadık bir güç olmalıyız. Uluslararası anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözümünü teşvik etmeli ve uluslararası ve bölgesel sıcak nokta sorunlarının siyasi çözümüne yapıcı bir şekilde katılmalıyız. Birlikte, açık kalkınma için temel itici güç olmalıyız. Kalkınmayı uluslararası gündemin ana maddesi haline getirmeli, kalkınma için küresel ortaklıkları yeniden canlandırmalı ve Güney-Güney işbirliğinin yanı sıra Kuzey-Güney diyaloğunu da derinleştirmeliyiz. Birlikte küresel yönetişimin inşa ekibi olmalıyız. Küresel yönetişim sisteminin reformuna ve geliştirilmesine aktif olarak katılmalı, tüm tarafların ortak çıkarlarını genişletmeli ve küresel yönetişim mimarisini daha dengeli ve etkili hale getirmeliyiz. Birlikte, medeniyetler arasında değişimin savunucuları olmalıyız. Medeniyetler arası iletişim ve diyaloğu geliştirmeli ve yönetişim konusunda deneyim paylaşımını güçlendirmeliyiz. Eğitim, bilim, teknoloji ve kültür alanlarındaki değişimlerin yanı sıra ulus-altı, halktan halka ve gençlik etkileşimlerini derinleştirmeliyiz.

Küresel Güney işbirliğini daha iyi desteklemek için Çin bir Küresel Güney araştırma merkezi kuracaktır. Önümüzdeki beş yıl içerisinde Barış İçinde Bir Arada Yaşamanın Beş İlkesi Mükemmeliyet Bursu kapsamında 1.000 burs ve Küresel Güney ülkelerine 100.000 eğitim fırsatı sağlayacaktır. Ayrıca bir Küresel Güney gençlik liderleri programı başlatacaktır. Çin, Çin-BM Barış ve Kalkınma Fonu, Küresel Kalkınma ve Güney-Güney İşbirliği Fonu ve İklim Değişikliği Güney-Güney İşbirliği Fonunu iyi bir şekilde kullanmaya devam edecek ve Küresel Güney ülkelerinde büyümeyi kolaylaştırmak amacıyla Küresel Kalkınma Girişiminin uygulanması için üçlü bir mükemmeliyet merkezi kurmak üzere ilgili taraflarla birlikte çalışacaktır. Çin-IFAD Güney-Güney ve Üçgen İşbirliği Tesisini yenileyecek ve Küresel Güney’in tarımsal kalkınmasını desteklemek için kullanılmak üzere 10 milyon ABD Dolarına eşdeğer ek renminbi katkısında bulunacaktır. Çin, daha fazla Küresel Güney ülkesiyle serbest ticaret düzenlemelerini görüşmeye, DTÖ’nün Ticaret için Yardım girişimini desteklemeye ve DTÖ’nün Çin Programına katkısını yenilemeye hazırdır. Daha fazla Küresel Güney ülkesinin Dijital Ekonomi ve Yeşil Kalkınma için Uluslararası Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Çerçevesi Girişimine katılmasını memnuniyetle karşılamaktadır. Bugün ile 2030 yılları arasında Çin’in gelişmekte olan diğer ülkelerden yaptığı ithalatın 8 trilyon ABD dolarını aşması beklenmektedir.

Hanımefendiler ve Beyefendiler,
Arkadaşlar,

Barış İçinde Bir Arada Yaşamanın Beş İlkesi çok önceden Çin Anayasasına yazılmıştır. Bu ilkeler Çin’in bağımsız barışçıl dış politikasının temelini oluşturmaktadır. Şu anda Çin, her bakımdan büyük ve modern bir sosyalist ülke inşa etmek ve Çin’in modernleşme yolunda ulusal gençleşmeyi sağlamak için çalışmaktadır. Bu yeni yolculukta, Barış İçinde Bir Arada Yaşamanın Beş İlkesini savunmaya, insanlık için ortak bir geleceğe sahip bir toplum inşa etmek üzere tüm ülkelerle birlikte çalışmaya ve dünya barışının korunması ve ortak kalkınmanın teşvik edilmesine yeni ve daha büyük katkılarda bulunmaya devam edeceğiz.

Çin’in barışçıl kalkınma yolunda kalma kararlılığı değişmeyecektir. Sömürgeci yağmacılığın çiğnenmiş yolunu ya da güçlendiğinde hegemonya arayışına girmenin yanlış yolunu asla seçmeyeceğiz. Barışçıl kalkınmanın doğru yolunda kalacağız. Dünyanın büyük ülkeleri arasında barış ve güvenlik konusunda en iyi sicile sahip ülke Çin’dir. Sıcak nokta sorunlarının çözümünde Çin’e özgü bir yaklaşım arayışı içindedir. Ukrayna krizi, Filistin-İsrail çatışması ve Kore Yarımadası, İran, Myanmar ve Afganistan ile ilgili konularda yapıcı bir rol oynamaktadır. Çin’in gücündeki her artış, dünya barışı umutlarının da artması anlamına gelmektedir.

Çin’in tüm ülkelerle dostluk ve işbirliğini geliştirme kararlılığı değişmeyecektir. Eşitlik, açıklık ve işbirliğine dayalı küresel ortaklıkları aktif bir şekilde genişletecek ve tüm ülkelerle ortak çıkarları genişletmeyi taahhüt edeceğiz. Çin, büyük ülkeler arasında koordinasyonu ve sağlam etkileşimleri teşvik edecek ve barış içinde bir arada yaşama, genel istikrar ve dengeli kalkınmayı içeren büyük ülke dinamiklerini geliştirmek için çalışacaktır. Çin, komşularıyla dostluk ve ortaklık geliştirme politikasının yanı sıra dostluk, samimiyet, karşılıklı yarar ve kapsayıcılık ilkelerine bağlı kalacaktır. Komşu ülkeleriyle dostluk, güven ve ortak çıkarları derinleştirmeye çalışacaktır. Çin, gelişmekte olan ülkelerle samimiyet, gerçek sonuçlar, dostluk ve iyi niyet ilkelerine bağlı kalacak ve dostluk ve çıkarlar konusunda doğru yaklaşımı benimseyecektir. Gelişmekte olan ülkelerle birlik ve işbirliğini güçlendirecek ve ortak çıkarlarımızı koruyacaktır. Çin gerçek çok taraflılığı uygulayacak ve küresel yönetişim sisteminin reformu ve iyileştirilmesinde aktif rol alacaktır.

Çin’in dünya genelinde ortak kalkınmayı teşvik etme kararlılığı değişmeyecektir. Çin ekonomisinin yüksek kaliteli gelişimi dünya ekonomik büyümesine güçlü bir ivme kazandıracaktır. Çin’de yaşayan 1.4 milyar insanın modernleşmesi, tüm gelişmiş ülkelerin toplamından daha büyük yeni bir süper büyük pazar anlamına gelmektedir. Çin kendisini dış dünyaya daha da açacaktır. Kapısı asla kapanmayacaktır. Reformu her alanda daha da derinleştirmek ve kurumsal açılımı genişletmek için önemli adımlar atmayı planlıyoruz ve bazı durumlarda zaten atıyoruz. Piyasa ve hukukun üstünlüğüne daha sağlam bir şekilde dayanan ve uluslararası standartlara uygun bir iş ortamı inşa edeceğiz. “Yüksek çitli küçük bahçe”, ayrışma ve sanayi ve tedarik zincirlerinin koparılması tarihin akışına ters düşmektedir. Bunlar uluslararası toplumun ortak çıkarlarına zarar vermekten başka bir işe yaramayacaktır.

Hanımefendiler ve Beyefendiler,
Arkadaşlar,

Çin devriminin öncülerinden biri yüzyıl önce şöyle yazmıştı: “Tarihin akışı asla pürüzsüz değildir. Bazen zorluklar ve engellerle kuşatılmıştır. Kahramanca bir ruh dışında hiçbir şey bunların üstesinden gelmeye yardımcı olamaz.” Bugün, dünya barışını ve kalkınmasını ilerletme tarihi bayrağı bizim neslimize geçmiştir. Barış İçinde Bir Arada Yaşamanın Beş İlkesi’nin 70. yıldönümünü bir başlangıç noktası olarak kabul edelim, tarihi misyonları omuzlayalım ve insanlık için ortak bir geleceğe sahip bir toplum inşa etmek ve insanlık için daha da iyi bir geleceğe öncülük etmek için birlikte ilerleyelim.

Teşekkür ederim.

Asya

“Hamam böceği” protestolarının başarısı Modi hükümetine yönelik eleştirileri güçlendirdi

Yayınlanma

Hindistan’da Modi hükümeti yeni meydan okumalarla karşı karşıya. İktidardaki BJP’nin etanol katkılı yakıtı zorunlu tutmasına karşı çıkanlar, öğrencilerin öncülük ettiği hareketten esinlenerek yeni bir kampanya başlattı.

Hindistan’da gençlerin öncülük ettiği ve büyük yankı uyandıran protestoların yankısı devam ediyor.

Yeni kurulan Cockroach Janta Party (CJP-Hamam Böceği Halk Partisi), yalnızca 36 gün içinde sınav sistemindeki aksaklıklara karşı yüz binlerce öğrenciyi harekete geçirdi. Hareket, Başbakan Narendra Modi’yi nadir görülen bir geri adım atmaya zorladı ve Eğitim Bakanı Dharmendra Pradhan’ın istifasını sağladı.

Hindistan’da protestoların yıllarca büyük ölçüde görmezden gelindiği veya bastırıldığı, Modi’nin ise siyasi söyleme hâkim olduğu bir dönemin ardından CJP’nin hükümeti geri adım atmaya zorlaması, şimdiden benzer bir protesto hareketine ilham verdi. Analistler, başka hareketlerin de ortaya çıkmasını bekliyor.

Modi hükümeti benzine etanol karıştırılması nedeniyle tepkiyle karşı karşıya

Adını yüzde 20 etanol içeren yeni yakıt karışımından alan E20 Janta Party, pazar günü sosyal medya platformu X’te ortaya çıkmasının ardından 24 saat içinde 34 bin takipçiye ulaştı. Hareket, daha fazla yakıt tüketimine yol açacağı ve eski motorlara zarar vereceği yönündeki endişelere rağmen hükümetin bu yakıtı ülke genelinde zorunlu tutmasına yönelik kamuoyu tepkisinden yararlanmayı hedefliyor.

CJP gibi E20 Janta Party de hükümet politikasının değiştirilmesini istiyor. Hareket, tüm akaryakıt istasyonlarında uygun fiyatla yüzde 100 benzin seçeneği sunulmasını ve ilgili bakanın istifa etmesini talep ediyor.

E20 Janta Party, X’teki profilinde kendisini “Halkın Sesi” olarak tanımlıyor ve adalet, şeffaflık, hesap verebilirlik ile “halkın hakları” çağrısında bulunuyor.

Hint siyaset bilimci ve Princeton Üniversitesi öğretim görevlisi Pratap Bhanu Mehta, gençlerin yürüttüğü “hamam böceği” kampanyasının, “devletten taleplerde bulunmanın yeni bir yoluna ilişkin model” sunduğunu ve başkalarına da ilham vereceğini söyledi.

Mehta, “Bu E20 Janta Party’nin ne kadar ivme kazanacağını bilmiyorum ancak bu, tam da bu tür hareketlere bir örnek. İnsanlar taleplerini resmî kurumsal kanallar üzerinden dile getirebileceklerine şüpheyle yaklaşıyor. Bu nedenle ne zaman önemli bir talep ortaya çıksa, bir kamuoyu protesto hareketi oluşturma girişimi de olacaktır” dedi.

E20 kampanyası, oğulları etanol üreten bir aile şirketi işleten Modi hükümetinin Ulaştırma Bakanı Nitin Gadkari’yi hedef alıyor. Gadkari herhangi bir çıkar çatışması bulunduğunu reddetti ve oğullarının Hindistan’daki etanol pazarının yüzde 0,5’inden daha azına sahip olduğunu söyledi.

Yeni etanol karışımına açıkça karşı çıkan siyasi analist Tehseen Poonawalla, cuma günü Gadkari’nin evine yönelik bir “otomobilli yürüyüş” çağrısında bulundu. Delhi’deki taksi şoförleri de geçen hafta yakıt meselesi nedeniyle 4 Ağustos’ta parlamentoya yürüyeceklerini duyurdu.

CJP liderleri, hükümeti taviz vermeye zorlayan başarılarının ardından hareketi yeniden yapılandırırken yakıt protestolarını destekleyip desteklemeyeceklerini henüz değerlendirmedi. Hükümetin verdiği tavizler arasında sınav sisteminin yeniden düzenlenmesi ve Hindistan’ın ulusal tıp fakültesi giriş sınavının iptal edilmesinin ardından intihar eden öğrencilerin ailelerine tazminat ödenmesi sözü de bulunuyor.

Ancak CJP’nin başsözcüsü ve hükümetle yürütülen görüşmelerde yer alan isimlerden Saurav Das, “Hükümet artık uyanmalı ve gerçeği görmeli” dedi.

Das, “İnsanlar artık hiçbir tartışma, görüşme veya müzakere yapılmadan politika ve yasaların kendilerine dayatılmasını kabul etmeyecek” ifadelerini kullandı.

Etanol katkılı yakıt politikasına yönelik öfke, CJP’nin hükümetle anlaşmaya varmasından bir gün sonra, pazar günü Mumbai’de de ortaya çıktı. Hindistan’ın finans merkezinde binlerce kişi Pradhan’ın istifasını kutlamak için bir araya geldi.

Mitinge katılan Hindistan Öğrenciler Federasyonu Mumbai Başkanı Aamir Kazi, protestocular arasında etanol katkılı yakıtın zorunlu tutulmasına karşı bir muhalefet bulunduğunu ve hükümetin eğitim politikasına karşı “mücadelenin devam ettiğini” söyledi.

Kazi, başka gösteriler planlanıp planlanmadığı sorusuna, “Bunun üzerinde çalışıyoruz” yanıtını verdi.

BJP, 2024’te parlamentodaki çoğunluğunu kaybetmesini fazla önemsememiş, art arda eyalet seçimlerini kazanmış ve muhalefet milletvekillerini saf değiştirmeye ikna etmişti.

Eleştirmenler, iktidar partisinin son on yılda gücünü artırmasıyla birlikte mahkemeler, seçim kurumu ve ana akım medya gibi kurumların giderek BJP’nin iradesine boyun eğdiğini ve muhalefet alanını daralttığını savunuyor.

Hindistan’daki gençlik hareketleri üzerine çalışan London School of Economics Profesörü Shakuntala Banaji, “Yalnızca Delhi’de değil, farklı yerlerde benzer meseleler etrafında başka hareketler de yükseliyor” dedi.

Banaji, E20 yakıt protestolarının da yayılabileceğini belirterek, “Çünkü insanlar, özellikle orta sınıf BJP seçmenlerini ve onların çocuklarını doğrudan etkileyen meselelerin kamuoyunda gerçekten karşılık bulduğunu fark etti” ifadelerini kullandı.

Öğrenci protestoları, özellikle kendi çocukları da gösterilere katılan BJP üyeleri arasında huzursuzluğa yol açtı.

Kamuoyunda geniş yankı uyandıran bir olayda, ülkenin kuzeydoğusundaki Assam eyaletinde BJP öncülüğündeki hükümette görev yapan bir bakanın kızı, sosyal medyada yayımlanan videolarda bir CJP protestosu sırasında Modi’ye öfkesini dile getirirken görüldü.

Bazı BJP üyeleri, çoğunlukla barışçıl geçen gösterilerde öğrenci protestocuların polis tarafından dövülmesi ve göz yaşartıcı gaza maruz bırakılması karşısında yaşadıkları şaşkınlığı özel görüşmelerde dile getirdi.

Muhalefetteki Aam Aadmi Party’nin öğrenci kanadından Eeshna Gupta, CJP kampanyasının Hindistan’da “kültürü değiştirdiğini” söyledi.

Gupta, “Bu hareket, Z kuşağının siyasi olamayacağı veya sesini yükseltemeyeceği yönündeki klişeyi ortadan kaldırdı” dedi.

“Hareket başladığında bile insanlar bizi ciddi biçimde küçümsüyordu” diyen Gupta, “Benim kişisel görüşüm, bu hareketin burada sona ermeyeceği yönünde” ifadelerini kullandı.

CJP sözcüsü Das ise durumu şöyle özetledi:

“Bir sonraki genel seçime kadar önümüzdeki üç yıl boyunca Modi hükümetinin insanları dinlemeye başlaması kendi açısından daha iyi olur.”

Okumaya Devam Et

Asya

Çin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik önemedeki yerli litografi makinelerinin seri üretimine başladı

Yayınlanma

Çin, tamamen yerli immersion DUV çip üretim makinelerinin seri üretimine başladı.

Konu hakkında bilgi sahibi bir kaynağın Reuters’a aktardığına göre Çin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik öneme sahip, tamamen yerli imkânlarla geliştirilen immersion derin ultraviyole (DUV) litografi makinelerinin seri üretimine başladı. Bu gelişme, Pekin’in yabancı teknolojilere bağımlılığını azaltma çabalarında önemli bir ilerlemeye işaret ediyor.

Kaynak, konunun hassasiyeti nedeniyle adının açıklanmaması koşuluyla, üretim çalışmalarına kamuoyunda pek tanınmayan Çinli devlet şirketi Shanghai Aishengna Electronic Technology Group’un öncülük ettiğini söyledi. Şirketin, Çin’in önde gelen litografi girişimlerinin ekiplerini bünyesine kattığı belirtildi.

Bu gelişme, Devlet Başkanı Xi Jinping’in en önemli önceliklerinden biri olan Çin’in ülke çapındaki yarı iletkenlerde kendi kendine yeterlilik girişimi açısından bir başarı niteliği taşıyor.

DUV litografi sistemleri, uzun süredir ASML’nin hakim olduğu, çip üretiminin temel teknolojilerinden biri olarak kabul ediliyor. Ancak bunun Hollandalı tedarikçi ASML açısından kısa vadede ticari bir tehdit oluşturması beklenmiyor.

Teknoloji sektörüne odaklanan haber kuruluşu The Information, Çin’in bu teknolojiyi geliştirdiğini ilk kez pazartesi günü duyurmuştu. Haberde, Şanghay merkezli ve adı açıklanmayan devlet destekli bir şirketin makinelerin üretimine başladığı, bu yıl yaklaşık beş, 2027’de ise yaklaşık 20 makine üretmeyi planladığı belirtilmişti.

Kaynağa göre Aishengna’nın DUV makinesinin daha fazla teste tabi tutulması gerekiyor ve sistem, Hollandalı şirketin rakip modellerinin performansına ulaşmaktan hâlâ oldukça uzak.

Bununla birlikte makinelerin başarıyla devreye alınması, Batılı hükümetlerin yabancı litografi ekipmanlarının ihracatına veya bakım hizmetlerine yönelik kısıtlamaları daha da artırması halinde Çinli çip üreticilerine alternatif bir ekipman kaynağı sağlayacak.

The Information’ın konu hakkında bilgi sahibi iki kişiye dayandırdığı haberine göre Çin yapımı DUV makinelerinin bu yıl ülkenin önde gelen çip üreticileri Semiconductor Manufacturing International Corp (SMIC), Hua Hong Semiconductor ve bellek çipi üreticisi ChangXin Memory Technologies’e (CXMT) teslim edilmesi bekleniyor.

Immersion DUV makinelerinde, projeksiyon merceği ile silikon plaka arasına bir su tabakası yerleştiriliyor. Böylece geleneksel kuru sistemlere kıyasla daha küçük devre desenleri basılabiliyor.

Bu makineler geniş bir çip yelpazesinin üretiminde kullanılıyor. Aynı katmanın tekrar tekrar pozlanmasını gerektiren çoklu desenleme yöntemi sayesinde daha ileri düzey yarı iletkenlerin üretiminde de kullanılabiliyor.

The Information’ın pazartesi günü yayımladığı haberin ardından yüzde 8 düşen ASML hisseleri, salı günü TSİ 12.06 itibarıyla yüzde 1,6 geriledi. Hisselerin performansı Avrupa’daki diğer çip sektörü şirketleriyle paralel seyrederken, Avrupa genelindeki STOXX 600 endeksinin gerisinde kaldı.

Aishengna, Şanghay sermayesi ve teknolojisiyle destekleniyor

Kurumsal kayıtlara göre Aishengna, Ağustos 2023’te 7 milyar yuan, yani yaklaşık 1 milyar dolar kayıtlı sermayeyle kuruldu. Şirketin yalnızca iki devlet kuruluşuna ait hissedarı bulunuyor: Shanghai Electric Holding ve Shanghai International Trust’ın bir iştiraki.

İnternet sitesi bulunmayan ve faaliyetleri hakkında kamuoyuna herhangi bir açıklama yapmayan şirketle ilgili çok az şey biliniyor. Kaynak, Aishengna’nın geçen yıl bir DUV prototipini test etmeye başlayan litografi girişimi Yuliangsheng ile Shanghai Micro Electronics Equipment’ın (SMEE) ekiplerini bünyesine kattığını söyledi.

Huawei destekli ekipman üreticisi SiCarrier’ın iştiraki olan Yuliangsheng ile SMEE, Pekin’in yarı iletkenlerde kendi kendine yeterlilik çalışmalarında önemli roller üstleniyor.

ASML’ye yetişme arayışı

ABD, Çin’in ASML’nin en gelişmiş aşırı ultraviyole (EUV) litografi sistemlerini satın almasını engelliyor. Hollanda’nın uyguladığı ihracat kontrolleri de Çin’in bazı gelişmiş DUV makinelerine erişimini kısıtlıyor.

Pekin kendi kendine yeterlilik politikasını ilerletmeye çalışsa da Çin, ASML açısından önemli bir gelir kaynağı olmayı sürdürüyor. Çin, yılın ilk yarısında Hollandalı şirketin net satışlarının yaklaşık yüzde 16’sını oluşturdu. Çinli çip üreticileri, gelişmiş EUV sistemlerini satın alamamalarına rağmen daha düşük teknolojili DUV makinelerini yoğun biçimde tedarik etmeye devam ediyor.

Reuters, aralık ayında kaynaklara dayandırdığı haberinde Çin’in dünyanın en gelişmiş çiplerinin üretiminde kilit rol oynayan bir EUV sisteminin prototipini geliştirmeyi başardığını bildirmişti. Ancak sistemin seri üretime geçmesine hâlâ yıllar olduğu belirtilmişti.

Okumaya Devam Et

Asya

Tayvan çip kaçakçılığı soruşturmasında Nvidia çalışanını tutukladı

Yayınlanma

Tayvan’da savcılar, ABD’li teknoloji devi Nvidia’nın ürettiği yapay zeka çiplerinin Çin’e kaçırılmasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında bir şirket çalışanını tutukladı. Keelung Bölge Savcılığı, zanlının evine ve iş yerine yapılan baskınların ardından Ceza Kanunu uyarınca ticari belgede sahtecilik suçlamasıyla tutuklandığını bildirdi. Soruşturmada tutuklu sayısı, Super Micro Computer ve Albatron Technology çalışanlarının da aralarında bulunduğu yedi kişiye ulaştı.

Tayvan’daki savcılar, ABD’li teknoloji devi Nvidia’ya ait yapay zeka çiplerinin Çin’e kaçırılmasına yönelik yürütülen soruşturma çerçevesinde bir Nvidia çalışanını tutukladı.

Konuya vakıf bir kaynak salı günü AFP’ye yaptığı açıklamada, söz konusu çalışanın soruşturmanın parçası olarak gözaltına alındığını aktardı.

Keelung Bölge Savcılığı tarafından yapılan açıklamada, ismi belirtilmeyen zanlının, müfettişlerin 24 Temmuz’da evine ve iş yerine gerçekleştirdiği baskınların ardından tutuklandığı bildirildi.

Açıklamada Nvidia şirketinin adına yer verilmezken, şüphelinin “Ceza Kanunu kapsamında ticari belgelerde sahtecilik” suçlamasıyla soruşturulduğu kaydedildi.

ABD, sektör lideri Nvidia tarafından tasarlanan ve yapay zeka sistemlerini çalıştırmak için kullanılan en gelişmiş silikon çiplerin Çin’e ihracatını kısıtlıyor.

Resmi yetkililer mayıs ayında yaptıkları açıklamada, Nasdaq’ta işlem gören Super Micro Computer tarafından üretilen ve gelişmiş Nvidia çipleri içeren “üst düzey” yapay zeka sunucularının ABD ihracat kontrollerini ihlal ederek Çin, Makao ve Hong Kong’a gönderilmesini incelediklerini duyurmuştu.

AFP’ye konuşan kaynak, “Bu Nvidia çalışanı, müfettişlerin Super Micro’yu hedef alan önceki arama dalgasının ardından ilgili kanıtları analiz etmesiyle olaya karışan bir kişi olarak tespit edildi” dedi.

Ajansa bir Nvidia sözcüsü de “kaçakçılığın kabul edilemez bir durum olduğunu” söyledi. Sözcü şöyle konuştu:

“Ürünlerimizi öncelikle, tüm satışların ABD ihracat kontrol kurallarına uygunluğunu sağlamamıza yardımcı olan orijinal ekipman üreticileri (OEM) de dahil olmak üzere tanınmış ortaklara satıyoruz. Nispeten küçük ihracatçılar ve sevkiyatlar bile kürenin her iki tarafında kapsamlı inceleme ve denetime tabidir; yönü değiştirilen hiçbir ürün hizmet, destek veya güncelleme alamaz.”

Çin, teknoloji şirketlerinin Nvidia’nın yapay zeka çiplerini satın almasını yasakladı

Savcılar, tutuklanan kişinin “suçları işlediğine dair güçlü şüphe bulunduğunu, kaçma, delilleri karartma, suç ortakları veya tanıklarla işbirliği yapma riski taşıdığını” belirtti.

Yürütülen geniş kapsamlı soruşturmada, Nvidia çalışanıyla birlikte Super Micro Computer şirketinden iki kişi ve Tayvan borsa listesindeki Albatron Technology şirketinden bir kişi dahil olmak üzere toplam yedi kişi tutuklu bulunuyor.

Zanlılar, Super Micro tarafından üretilen yaklaşık 50 sunucuyu Çin’e sevk etmek amacıyla belgelerde sahtecilik yapmakla suçlanıyor.

Daha önce AFP’ye isminin açıklanmaması kaydıyla konuşan bir yetkili, sunucuların bir kısmının Tayvan gümrüğünden geçtiğini ve Japonya üzerinden Çin’e gönderildiğini bildirdi.

Tayvanlı savcılar, mevcut dosyanın ABD ve Singapur’daki Super Micro Computer çalışanlarını içeren başka bir Nvidia çip kaçakçılığı vakasıyla bağlantılı olup olmadığını söylemek için henüz erken olduğunu ifade etti.

Soruşturmaların uluslararası ayağında Singapur polisi, yapay zeka çiplerinin yasa dışı transferi iddiasıyla bağlantılı dolandırıcılık soruşturmaları kapsamında bu ay 40 milyon dolardan fazla değere sahip lüks bir malikaneye el koydu.

Mart ayında gizliliği kaldırılan bir ABD iddianamesi ise şirket çalışanlarının, ihracat kontrollerini ihlal ederek Nvidia yapay zeka çiplerini Çin’e yönlendirmek suretiyle milyarlarca dolar haksız kazanç elde ettiklerini ortaya koymuştu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English