Avrupa
Yabancıların Alman şirketlerini satın alması artıyor

Almanya’daki iktisadi kriz, yabancı şirketler tarafından Alman şirketlerinin satın alınma sayısının artmasına neden oluyor.
Bunun nedenleri, bir yandan büyük şirketlerin zayıflaması, diğer yandan ise özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ’ler) arasında görülen mevcut iflas dalgası.
German Foreign Policy’de yer alan habere göre Çinli e-ticaret devi JD.com, Media Markt ve Saturn elektronik mağaza zincirlerini kontrol eden Alman elektronik perakendecisi Ceconomy’nin yaklaşık %59,8’lik çoğunluk hissesini satın aldı.
Ceconomy’nin piyasa değeri şu anda yaklaşık 2,2 milyar avro; şirketin son satışları 22,4 milyar avro ve 50.000’den fazla çalışanı var. JD.com ve gelecekteki ortağı Convergenta, Ceconomy’nin %85,2 hissesine sahip olacak.
Bu satın alma, JD.com’a 1.000’den fazla mağazaya erişim imkanı sağlayarak Alibaba ve Amazon ile rekabet halinde Avrupa’daki işlerini genişletmesine olanak tanıyacak.
Ceconomy CEO’su Kai-Ulrich Deissner, “JD.com ile ortak olarak, büyüme sürecimizi hızlandırabiliriz” diyerek iyimser bir yorumda bulundu.
İşlem hâlâ düzenleyici kurumların onayına tabi ve önümüzdeki yılın başlarında tamamlanması bekleniyor.
Bu, büyük bir Alman şirketi için tek Çinli satın alma planı değil. Çinli spor malzemeleri üreticisi Anta Sports Products şu anda Alman spor markası Puma’yı satın almayı düşünüyor.
22.000’den fazla çalışanı bulunan ve son olarak 8,8 milyar avro ciro elde eden şirketin piyasa değeri, yılbaşından bu yana yarı yarıya azalarak 2,52 milyar avroya geriledi.
Bunun yanı sıra Hintli çelik devi Jindal Steel International, Almanya’nın en büyük çelik üreticisi Thyssenkrupp Steel Europe’u (TKSE) satın almayı planlıyor ve devralma müzakerelerinde siyasi destek bekliyor.
Jindal Steel International’ın Avrupa operasyonları direktörü Narendra Kumar Misra, geçen cuma günü yaptığı açıklamada, TKSE’nin planlanan devralınmasıyla ilgili olarak Avrupa’daki ek devlet sübvansiyonlarının “stratejimizde önemli bir faktör” olduğunu söyledi.
Eylül başında Jindal Steel, TKSE için bağlayıcı olmayan bir teklif sunmuş ve iki milyar avroluk yatırım sözü vermişti.
Geçen yıl Thyssenkrupp, TKSE’nin %20 hissesini Çek milyarder Daniel Křetínský’ye sattı ve hisselerin %30’unu daha satmayı hedefledi ama plan işe yaramadı.
ThyssenKrupp yıllardır çelik işini satmaya çalışıyor. 2019 yılında AB Komisyonu, rekabet endişeleri nedeniyle başka bir Hintli çelik devi olan Tata Steel ile Thyssenkrupp arasında bir ortak girişim kurulmasını yasaklamıştı.
Tata, Nisan 2007’de Anglo-Hollanda grubu Corus’u 12 milyar dolara satın alarak Avrupa çelik sektörüne daha önce girmiş ve dünyanın en büyük çelik üreticilerinden biri haline gelmişti.
Son zamanlarda, Çekya ve Polonya’dan Almanya’ya yapılan satın almalar ve yatırımlar da artıyor, ama şu anda bunlar çoğunlukla “Mittelstand” olarak bilinen aile işletmelerine ve küçük ve orta ölçekli işletmelere yönelik.
Bu fenomen tamamen yeni değil; örneğin, yakın zamana kadar yeni Çek Başbakanı Andrej Babiš’e ait olan Çek grubu Agrofert, yıllar önce SKW Stickstoffwerke Piesteritz ve unlu mamuller üreticisi Lieken’i satın almıştı.
Ekim ayında Bundesbank’ın verilerine göre, Çeklerin Almanya’daki yatırımları 2023 yılında neredeyse %30 artarak 5 milyar avroya ulaştı. Örneğin, bu yılın başında Çek meyve brendi üreticisi R. Jelínek, Berlin’in en büyük el işi içki imalathanesi BLN’nin %52 çoğunluk hissesini satın alarak REWE ve Edeka gibi büyük gıda zincirlerine erişim sağladı.
Yeni adı R. Jelinek Deutschland GmbH olan şirketin CEO’su Petr Minárech, “İşbirliğimize başladığımızda Jelínek yaklaşık üç veya dört mağazada temsil ediliyordu. Şimdi ise yüzlerce mağaza var,” dedi.
Aynı zamanda, Polonya’nın satın alım sayısı 2024’te ikiden bu yıl altıya yükseldi. Örneğin, Polonyalı bulut ve Nesnelerin İnterneti şirketi Transitional Technologies PSC, bu yılın başında Alman veri analizi uzmanı x-Info Wieland Sacher GmbH’nin hisselerinin %100’ünü satın aldı. TT PSC’nin genel müdürü Szymon Bartkowiak’a göre, şirket o zamandan beri yeni siparişler “yağmur gibi yağmaya” başladı.
Çek ve Polonyalıların Almanya’ya yatırım yapmasının ana nedeni, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ’ler) arasında artan iflas dalgası. KOBİ’ler, Almanya’nın iktisadi üretiminin yaklaşık yarısını oluşturuyor, istihdamın neredeyse %60’ını sağlıyor ve Almanya’daki tüm şirketlerin yaklaşık %99’unu oluşturuyor.
Aslında, Almanya’daki kurumsal iflasların sayısı 2025’in ilk yarısında 11.900 ile on yılın en yüksek seviyesine ulaştı ve geçen yılın aynı dönemine göre %9,4 artış gösterdi.
Kredi kuruluşu Creditreform, yılın tamamında bu sayının 23.900 civarında olacağını tahmin ediyor; bu, 2014’ten bu yana en yüksek rakam.
Bu durum, Almanya’da, özellikle üretim ve lojistik alanlarında, ihracata yönelik şirketler de dahil olmak üzere, bir yer edinmek isteyen nakit zengini Çek ve Polonya şirketleri için bir fırsat yaratıyor.
Polonya Yatırım ve Ticaret Ajansı Başkanı Łukasz Chrabański, Reuters’a verdiği demeçte, “Almanya bugün nispeten ‘daha ucuz’… Bu da, Polonya’dan gelenler de dahil olmak üzere yabancı alıcılar için varlıkların cazibesini artırıyor,” dedi.
Yabancı şirketler tarafından Alman şirketlerinin satın alınması ve iç birleşme ve satın almaların (M&A) toplam sayısı son yıllarda artış gösterdi.
London Stock Exchange Group’a göre, yabancı yatırımcılar 2024’ün ilk dokuz ayında toplam 111 milyar ABD doları değerinde Alman M&A işlemlerine katıldı; bu, geçen yılın aynı dönemine göre %39’luk bir artışa tekabül ediyor.
“M&A Outlook 2025” raporuna göre, 2024 yılında şirketlerin yaklaşık %65’i bir önceki yıla göre daha fazla birleşme başlattı ve tamamladı.
Avrupa içinde Almanya, yabancı satın almalar için en popüler destinasyon olmaya devam ediyor. Avrupa Komisyonu’nun yakın tarihli bir raporuna göre, Almanya 2024 yılında Avrupa’daki yabancı satın almaların %21’ini (412 işlem) gerçekleştirerek AB içinde en yüksek paya sahip ülke oldu.
Alman imalat sanayi, yabancıların en büyük ilgisini çekiyor. KfW’nin bir araştırmasına göre, 2020 ile 2023 yılları arasında gerçekleşen satın almaların %33,4’ü bu sektörde gerçekleşirken, bilgi ve iletişim teknolojisi şirketleri %27,6’lık payla ikinci sırada yer alıyor.
Avrupa
Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.
Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.
The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.
Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.
Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.
Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.
“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.
Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.
Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.
Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.
Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.
17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.
BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.
Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.
Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.
Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.
Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.
Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.
Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.
Bu kapsamda iki soru sorulacak:
- Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
- Beklentileriniz nelerdir?
Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.
Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.
Avrupa
Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.
Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.
Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.
Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.
Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.
İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).
Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.
BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.
Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.
Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.
Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.
Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.
Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.
Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.
Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.
Avrupa
AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.
Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.
Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.
Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.
Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.
Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.
Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.
Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi5 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Dünya Basını1 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak










