Amerika
Yargıçtan tarihi karar: Google, yasadışı anlaşmalarla aramalarda tekel kurdu

ABD’de bir yargıç pazartesi günü verdiği kararla Google’ın arama motoru pazarını özel anlaşmalar yoluyla yasadışı bir şekilde tekelleştirdiğine hükmederek hükümetin yirmi yılı aşkın bir süredir bir teknoloji devine karşı açtığı ilk büyük antitröst davasını kazanmasını sağladı.
Yargıç Amit Mehta, Amerika Birleşik Devletleri ile Google LLC arasındaki davaya ilişkin kararında, “Tanık ifadeleri ve kanıtları dikkatle değerlendirip tarttıktan sonra, mahkeme aşağıdaki sonuca varmıştır: Google bir tekelcidir ve tekelini korumak için bir tekelci gibi hareket etmiştir. Sherman Yasasının 2. Bölümünü ihlal etmiştir,” dedi.
Washington’daki Yargıç Mehta, Alphabet bünyesinde yer alan Google biriminin, arama motorunu akıllı telefonlarda ve web tarayıcılarında varsayılan seçenek haline getirmek için yaptığı 26 milyar dolarlık ödemenin, başka herhangi bir rakibin pazarda başarılı olmasını etkili bir şekilde engellediğini söyledi.
Mehta 286 sayfalık kararında, “Google’ın dağıtım anlaşmaları genel arama hizmetleri pazarının önemli bir bölümünü devre dışı bırakıyor ve rakiplerin rekabet etme fırsatlarını azaltıyor,” dedi.
Google, ‘varsayılan arama motoru’ olmak için Apple’a 20 milyar dolar ödemiş
Google, rekabet olmaksızın reklam fiyatlarını artırma şansı elde etti
Mehta, Google’ın telefon ve tarayıcılarda dağıtımı tekelleştirerek, çevrimiçi reklam fiyatlarını hiçbir sonuçla karşılaşmaksızın sürekli olarak yükseltebildiğini söyledi.
Yargıç kararında, “Duruşmadaki kanıtlar, Google’ın münhasır dağıtım anlaşmalarıyla sürdürdüğü tekel gücünün, Google’ın metin reklam fiyatlarını anlamlı bir rekabet kısıtlaması olmaksızın artırmasına olanak sağladığını kesin bir şekilde ortaya koymuştur,” diye yazdı.
Mehta, Amazon, Walmart ve diğer perakendeciler gibi rakiplerin kendi web sitelerinde aramalarla ilgili reklamlar sunmaya başladığını belirterek, Google’ın genel arama reklamcılığı pazarında tekel olmadığını tespit etti. Fakat Google’ın, kullanıcıları web sitelerine çekmek için arama sonuçları sayfasının en üstünde görünen arama metni reklamları üzerinde bir tekeli olduğunu söyledi.
Antitröst uygulayıcıları, Google’ın çevrimiçi arama ve ilgili reklamlar üzerinde yasadışı bir şekilde tekel oluşturduğunu iddia etti. Hükümet, Google’ın Apple, Samsung ve diğer şirketlere akıllı telefonlarda ve web tarayıcılarında birinci sırada yer almaları için on yıllar boyunca milyarlarca dolar ödediğini söyledi.
Varsayılan tarayıcı olmak neden önemli?
Bu varsayılan tarayıcı olma hali, Google’ın dünyada en çok kullanılan arama motorunu oluşturmasına ve büyük ölçüde arama reklamlarından elde edilen yıllık 300 milyar dolardan fazla gelir elde etmesine olanak sağladı.
Başka bir deyişle, Google “tüm raf alanını” satın almış durumda. Bu taktiğe, yani tekelcinin rakibinin dağıtımını engellemek için ortaklarına para ödemesine “tekelin sürdürülmesi” (monopoly maintenance) adı veriliyor.
Dijital pazarlarda tekelleşme bir hayli önemli. Örneğin bir arama motoru çok sayıda kullanıcı aldığında, kullanıcıların neye tıkladığını öğrenir ve sonuçları daha iyi ve daha alakalı hale getirmek için değiştirebilir.
Başka bir deyişle, ürünün kullanımı aslında ürünü geliştirir. Dolayısıyla Google’ın rakiplerine ölçek ve veri sağlamama becerisi, hiç kimsenin gerçek rekabeti teşvik edecek kadar kaliteli bir hizmet üretmek için yeterli bilgiye sahip olamayacağı anlamına geliyordu.
Hükümet, Google’ın diğer dijital platformlardaki reklam fiyatlarını dikkate almadan reklam verenler için fiyatları yükseltmesine ve Google’ın gizlilik ve diğer alanlarda aksi takdirde takip edeceği kalite iyileştirmelerinden vazgeçmesine izin verdiğini savunuyor.
Tüketiciler de daha sağlıklı bir rekabet olması halinde ortaya çıkabilecek daha kaliteli bir arama motoru potansiyelinden mahrum kalıyor.
The Intercept’ten Dave Dayen’in 2017’de Google’ın arama motorunu kötü yönetmesinin kullanıcıları nasıl kötü rehabilitasyon kliniklerine yönlendirdiğini gösterirken yazdığı gibi, kalitesiz arama hayatlara da mal olabiliyor.
Google, Play Store davasında 700 milyon dolarlık uzlaşmayı kabul etti
Google karara itiraz edecek
Kararın ardından Alphabet hisseleri New York’taki kapanışta yaklaşık %4,5 düşüşle 159,25 dolara geriledi. Karara bağlı olarak Google’ın arama motorunun iPhone’larda varsayılan tarayıcı olması için yaptığı ödemelerden milyarlarca dolar kaybedebilecek olan Apple ise %4,8 düşüşle 209.27 dolara geriledi.
Başsavcı Merrick Garland, “Google’a karşı kazanılan bu zafer Amerikan halkı için tarihi bir kazanımdır. Hiçbir şirket, ne kadar büyük ya da etkili olursa olsun, yasaların üstünde değildir. Adalet Bakanlığı antitröst yasalarını titizlikle uygulamaya devam edecektir,” dedi.
Google ise karara itiraz etmeyi planladığını söyledi. Google Küresel İlişkiler Başkanı Kent Walker yaptığı açıklamada, “Bu süreç devam ederken, insanların yararlı ve kullanımı kolay bulduğu ürünler üretmeye odaklanmaya devam edeceğiz,” dedi.
Alphabet’in parçalanması gündeme gelebilir
Mehta’nın kararı, Adalet Bakanlığı ve bir grup eyaletin federal mahkemede 10 hafta süren bir duruşma gerçekleştirmesinden dokuz ay sonra, yalnızca Google’ın sorumluluğuna odaklanıyor. Mehta, çözüm için ayrı bir duruşmanın zamanlamasını görüşmek üzere önümüzdeki ay için bir duruşma planladı.
Adalet Bakanlığı ne gibi değişiklikler talep edeceğini henüz açıklamadı, fakat Avrupalı düzenleyicilerin Google’ın kullanıcılara arama motoru seçeneği sunmasını zorunlu kılma çabalarının çok az kişinin geçiş yapmasına yol açtığına dair kanıtlar sundu.
Bakanlık, Alphabet’in arama işinin Android ya da Chrome gibi diğer ürünlerden ayrılmasını talep edebilir ki bu da, eğer yargıç tarafından emredilirse, AT&T’nin 1984’te parçalara ayrılmasından bu yana bir ABD şirketinin en büyük zora dayalı parçalanması anlamına gelecek.
Yargıç ayrıca tam bir parçalama emri vermekten kaçınabilir ve özel arama anlaşmalarını çözmeyi seçebilir. Bir başka seçenek de Google’ın arama sonuçlarını oluşturmak için kullandığı veriler olan arama dizinini lisanslamasını talep etmek olabilir.
Öte yandan antitröst uygulayıcıları, Google’a çevrimiçi görüntülü reklam satın almak, satmak ve sunmak için kullanılan teknolojiyi tekelleştirdiği iddiasıyla ayrı bir dava açtı. Önümüzdeki ay Virginia federal mahkemesinde görülecek olan bu davada hükümet Google’ı bazı reklam teknolojisi ürünlerini satmaya zorlamaya çalışıyor.
Amerika
Peter Thiel’dan Trump’a İran tepkisi: “Bu savaşı başlatmamalıydık”

Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen bağışçılarından ve Palantir’in kurularından olan Peter Thiel, basına sızan konuşmasında ABD’nin İran’a yönelik askeri müdahalesini eleştirerek bu savaşa hiç girilmemesi gerektiğini söyledi. Trump’a desteğini sürdürdüğünü belirten Thiel, Uluslararası Ceza Mahkemesi tehdidinin yönetim üzerinde baskı kurduğunu savundu.
Milyarder teknoloji yatırımcısı Peter Thiel, ABD’nin İran ile yürüttüğü savaşa şüpheyle yaklaştığını ve bu askeri hamlenin hiç başlatılmaması gerektiğini söyledi.
Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen bağışçıları arasında yer alan Thiel’ın bu çıkışı, onu Başkan Donald Trump ile dış politikanın en kritik kararlarından birinde karşı karşıya getirdi.
Thiel’ın 12 Ekim’de basına kapalı bir etkinlikte yaptığı konuşmanın ses kaydına Politico bünyesindeki Decoded ulaştı.
Kongre’deki çoğunluğunu korumaya çalışan Cumhuriyetçi Parti için ara seçimlere iki haftadan az bir süre kala kaydedilen bu sözler, ünlü yatırımcının İran savaşına dair kamuoyuna yansıyan en açık değerlendirmesi niteliğini taşıyor.
İran’a yönelik savaşa kuşkuyla baktığını belirten Thiel, “Bunu yapmamalıydık, yapılan çok fazla hata oldu” dedi.
Thiel konuşmasında, “Belki de yeterli sert gücümüz yok, belki de yumuşak güç savaşını kaybedeceğiz” ifadesini kullandı.
Konuşmanın tamamında neo-con’lara ve Ortadoğu’daki savaşlara kesin biçimde karşı olduğunu dile getiren Thiel, İran savaşına yönelik eleştirilerine rağmen Trump’a desteğini sürdürdüğünü vurguladı ve başkanı korumak istediğini ima etti.
Buna rağmen dile getirdiği itirazlar, bugüne kadar Trump’ın en sıkı müttefiklerinden birinin söz konusu çatışmaya dair derin endişelerini açığa vuran en somut örneklerden biri oldu.
ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor
Uluslararası Ceza Mahkemesi uyarısı
Söz konusu ifadeler, Thiel’ın sonbahar başından bu yana Nashville’de sürdürdüğü ve Decoded tarafından takip edilen konferans dizisinde dile getirildi.
Son oturumda Uluslararası Ceza Mahkemesinin denetimsiz gücüne dair kapsamlı uyarılarda bulunan Thiel, George W. Bush döneminin kilit isimleri Donald Rumsfeld ve Dick Cheney’nin geçmişteki açıklamalarına atıfta bulundu.
Cheney ailesinin sergilediği Trump karşıtlığını Uluslararası Ceza Mahkemesine şirin görünme ve yargılanmaktan kaçınma çabası olarak okuduğunu belirten Thiel, bu hamle için muhtemelen çok geç kalındığını söyledi.
Thiel, mahkemenin tutuklama emri tehdidinin, İran’daki savaşı sürdürmeye çalışan Trump yönetiminin tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallandığından şüphelenmeye başladığını kaydetti.
Thiel, 7 Ekim Aksa Tufanı’nın ardından 2024 başında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmeye de değindi. Görüşmede Gazze’deki planlarını sorduğu Netanyahu’nun kendisine, “Orayı öylece Dresden’e çeviremem” yanıtını verdiğini aktardı.
Netanyahu’nun bu ifadesiyle, İkinci Dünya Savaşı sırasında Müttefik güçlerin yaklaşık 25 bin kişinin ölümüne yol açan Alman kenti Dresden bombardımanına gönderme yaptığı belirtildi.
Büyük teknoloji yatırımcıları arasında 2016’da Trump’ı ilk destekleyen ve aynı yıl Cumhuriyetçi Parti Ulusal Kongresi’nde konuşma yapan Thiel, 2022’deki Senato yarışında şimdiki Başkan Yardımcısı JD Vance’i destekleyen siyasi eylem komitelerinin de en büyük mali destekçisiydi.
Amerika
Casuslukla suçlanan Suudi OpenAI mühendisine mahkemeden tahliye engeli

OpenAI ofisine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi mühendis Abdulrahman Alfozan’ın kefalet talebi, savcılığın sunduğu kaçma riski gerekçesiyle reddedildi. Mahkeme, Suudi Arabistan Konsolosluğunun sunduğu sınırsız kefalet teklifini geri çevirirken yıllık 385 bin dolar maaşlı mühendisin kraliyetle mesajlaştığı tespit edildi.
Yapay zeka devi OpenAI ofislerine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi Arabistan vatandaşı çalışan Abdulrahman Alfozan, savcılığın kaçma şüphesi ve Suudi kraliyet ailesiyle üst düzey temaslarına dair sunduğu kanıtların ardından cezaevinde kalacak.
Financial Times gazetesinin haberine göre ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki federal mahkeme, Suudi Arabistan konsolosluğunun kefalet için sunduğu ve yargıcın “açık çek” olarak tanımladığı teklife rağmen 35 yaşındaki Alfozan’ın tahliye talebini reddetti.
ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, San Francisco’daki merkez ofisinde yer alan bir yönetici toplantı odasında tuvalet kağıdına sarılmış bir ses kayıt cihazı tespit etti. Bu gelişmenin ardından Suudi Arabistan vatandaşı mühendis, ekim ayında FBI tarafından gözaltına alındı.
Vaka, küresel yapay zeka yarışında avantaj yakalamak isteyen yabancı hükümetlerin öncü teknoloji şirketlerini sanayi casusluğu hedefi haline getirdiğine dair Silikon Vadisi’ndeki kaygıları yeniden alevlendirdi.
Savcılık makamı, “Sanık OpenAI toplantılarını ister kişisel kazanç sağlamak, ister yabancı bir devlete yardım etmek, isterse her iki amaçla kaydetmek istemiş olsun; eylemi suç teşkil ediyor. Bu da Silikon Vadisi’ndeki yenilikçilik ortamı için bir tehlike, ulusal güvenlik için ise bir endişe kaynağıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Duruşma öncesinde Alfozan’ın Suudi Arabistan ile kurduğu kişisel ve ticari bağlara dikkat çeken hükümet avukatları, sanığın “yabancı bir hükümetten kayda değer destek” gördüğünü savundu.
Dava dosyasına yansıyan ayrıntılara göre Alfozan, en azından geçen yıldan bu yana Suudi kraliyet ailesinin ismi açıklanmayan bir üyesiyle WhatsApp üzerinden sık sık mesajlaştı.
Söz konusu yazışmalarda, kraliyet mensubunun Alfozan’ı krallıkta başlatılan yeni bir yapay zeka girişimine dahil etme girişimleri yer aldı.
Kraliyet ailesi üyesi, mayıs ayında bilgisayar mühendisine “Suudi Arabistan’ın sana ABD’den daha çok ihtiyacı var” mesajını gönderdi. Alfozan ise bu mesaja onay anlamına gelen “100” yanıtını iletti.
Dava dosyasında Alfozan’ın, şirketteki hisse hak ediş süresi dolana kadar OpenAI’dan ayrılmayacağını belirttiği kaydedildi.
İkili arasındaki en son WhatsApp yazışmasının ise Alfozan’ın gözaltına alınmasından dört gün önce, 5 Ekim’de gerçekleştiği aktarıldı.
Savcılık sanığın kaçma ihtimali üzerinde duruyor
Mahkeme kayıtları, mühendisin gözaltına alınmasından bir gün sonra eşi ve oğlunun Katar’a uçtuğunu gösteriyor.
Belgelere göre bu uçuş, Suudi bir askeri yetkilinin ayırtıp ödediği tek yön business class biletle gerçekleşti.
Alfozan’ın avukatları ise uçak biletinin parasını eşinin bacanağının kendi kaynaklarıyla ödediğini savundu.
Savcılık bu iddiaya karşı çıkarak, Suudi konsolosluğunun da Alfozan’ın ailesi için başka bir uçuş ayarladığını ancak bu rezervasyonun sonradan iptal edildiğini bildirdi.
Suudi Arabistan Konsolosluğu ayrıca kefalet bedeli için herhangi bir üst sınır belirtmeksizin tüm tutarı karşılama teklifinde bulundu.
Sulh Ceza Hakimi Alex G Tse, duruşmada bu teklifi defalarca “açık çek” olarak niteledi.
Sanığın ABD dışına çıkması durumunda davanın fiilen düşeceğini vurgulayan Yargıç Tse, “Suudi Arabistan’ın suçluları iade etmeme konusundaki tutumu son derece net. ABD hükümetinin çıkarlarını koruyacaklarına dair bana nasıl bir güven verebilirler?” dedi.
Yargıç Tse, Alfozan’ın Suudi Arabistan’a dönmesi halinde bağlılığı nedeniyle “büyük ödüllerle karşılanabileceğini” dile getirdi. Suudi hükümetinin, ABD’de gözaltına alınan vatandaşlarının kefalet ve hukuki masraflarını karşıladığı biliniyor.
Savunma makamı casusluk suçlamalarını reddetti
Alfozan’ın avukatları, konsolosluğun teklifi yerine sanığın Charles Schwab bünyesindeki 1 milyon dolarlık kişisel yatırım hesabının kefalet teminatı olarak kabul edilmesini önerdi.
Savcılık verilerine göre Alfozan’ın OpenAI’daki yıllık maaşı 385 bin dolardı ve kendisine 2,2 milyon dolarlık hisse paketi tanımlanmıştı.
San Francisco’daki mahkeme salonuna turuncu cezaevi kıyafeti, beyaz spor ayakkabılar ve yargıcın karşısına geçtiğinde çıkardığı bir maskeyle gelen Alfozan hakkındaki suçlamaları avukatı reddetti.
Savunma avukatı William Pernick duruşmada, “Bu beyefendi bir turist değil. Hükümetin kurgusu, onu Amerikan teknolojisini çalmak için buraya yerleştirilmiş yabancı bir sızma unsuru gibi göstermekten ibaret” diye konuştu.
Müvekkilinin göçmenlerin bu ülkedeki hayali olan ABD vatandaşlığını almaya yalnızca birkaç hafta uzaklıkta olduğunu söyleyen Pernick, evinde bulunan kayıt cihazlarının internetten temin edilebildiğini kaydetti.
Pernick, OpenAI’ın çalışanları kod yazımı için bu cihazları kullanmaya teşvik ettiğini öne sürdü.
Avukat ayrıca evdeki kayıt cihazlarından birinin kedinin kum kabını izlemek amacıyla kullanıldığını savundu.
Pernick, OpenAI’ın Alfozan’ın Suudi Arabistan ile olan bağlantılarını desteklediğini ve bunlardan fayda sağladığını da sözlerine ekledi.
Sözlü iletişimi hukuka aykırı şekilde dinlemek veya dinlemeye teşebbüs etmekle suçlanan Alfozan, suçlu bulunması halinde yasa gereği beş yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir.
Amerika
ABD’de zenginler prestijli arsalar için milyonluk evleri yıktırıyor

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD’de milyarderler, prestijli kıyı bölgelerindeki arsa kıtlığı nedeniyle yüz milyonlarca dolarlık malikaneleri satın alıp yerle bir ediyor. Satış ilanlarında yapay zekayla boş arsa tasarımları öne çıkarken uzmanlar tek bir yıkım ve lüks inşaat döngüsünün 250 hanenin yıllık karbon salımına denk zarar ürettiğini belirtiyor.
ABD’de milyarderler, yüz milyonlarca dolar ödeyerek satın aldıkları lüks malikaneleri kısa süre içinde yıktırıyor.
The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre bu yönelimin arkasında, özellikle sahil şeritleri gibi prestijli bölgelerde yaşanan arsa kıtlığı yatıyor.
Çok zengin alıcılar için asıl belirleyici etken üzerindeki yapı değil, arazinin konumu haline geldi. Satın alınan mülkler yerle bir edildikten sonra açılan alana daha modern tarzda yeni konutlar inşa ediliyor.
Haberde lüks gayrimenkul piyasasındaki değişime dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:
“Daha önce pahalı gayrimenkul alımlarının temel nedeni olan evin kendisi, artık neredeyse önemini yitirdi. Alıcılar her şeyden önce okyanus kıyısında veya dağ zirvesinde yer alan, iyi konuma sahip araziler için yarışıyor.”
Gazete bu duruma örnek olarak ABD’li milyarder William Lauder’ın hamlelerini aktardı. Lauder, Mart 2023’te hayatını kaybeden radyo programcısı Rush Limbaugh’nun okyanus kıyısındaki mülkünü 155 milyon dolara aldıktan sonra temmuz ayında tamamen yıktırdı.
Lauder daha önce de Palm Beach sahilinde yaklaşık 1,2 hektarlık arazide yer alan iki evi yıktırmıştı. Başlangıçta bu alana kendi konutunu yapmayı tasarlayan Lauder, daha sonra boşalan arsayı yaklaşık 200 milyon dolara sattı.
Gayrimenkul değerleme uzmanı Jonathan Miller, arsa fiyatları arttıkça bu tür işlemlerin giderek yaygınlaştığını belirtti.
Yaşanan hareketlilik üzerine emlak danışmanları da lüks konutları doğrudan yıkıma uygun arsa olarak pazarlamaya başladı.
İlanlarda arazinin üzerindeki yapılar olmadan nasıl görüneceğini göstermek için yapay zekayla üretilen görseller kullanılıyor.
Pazarlamacılar “yıkım” sözcüğünü doğrudan kullanmamak adına “uyarlanabilir yeniden kullanım” gibi ifadelere başvuruyor.
Lüks konut piyasasında yıkım ilanı oranı artıyor
Eğilim yalnızca kıyı şeridiyle sınırlı kalmayıp ABD’nin diğer bölgelerine de yayılıyor.
Gayrimenkul aracılık şirketi Redfin’in verileri, satış ilanlarında binaların yıkılmasını öngören ifadelerin sıklaştığını ortaya koyuyor.
Söz konusu ifadelerin oranı Houston’ın Bunker Hill Village bölgesindeki ilanlarda yüzde 15’in üzerine çıkarken, Virginia’daki Pimmit Hills’te yüzde 6,67 seviyesinde seyrediyor.
Miami’de çalışan emlak danışmanı Dina Goldenteyer, alıcıların on yıldan daha eski evleri artık beğenmemesi nedeniyle üst üste yıkım uygulamalarının sıklaştığını dile getirdi.
Perakende sektörünün eski yöneticileri Jamie Dooley ve Christine Scott çifti, 2020 yılında Florida’daki Destin yakınlarında deniz kenarındaki bir evi yıkmak için 3,7 milyon dolar harcadı.
Çift, açılan alana modern bir konut inşa etmek için beş yıl harcamasına rağmen ortaya çıkan yeni yapıyı da yıkım şartıyla satışa çıkardı; gerekçe olarak yapıyı bu haliyle kimsenin satın almak istememesini gösterdi.
WAP Sustainability adlı çevre danışmanlığı şirketinin çalışanı William Paddock ise bu inşaat döngüsünün çevreye verdiği zarara işaret etti.
Paddock, yaklaşık 1000 metrekarelik bir evi yıkıp yerine yaklaşık 2 bin 700 metrekarelik yeni bir bina yapmanın, ortalama 250 Amerikan hanesinin yıllık emisyonuna denk bir karbon ayak izi ürettiğini vurguladı.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Asya2 hafta önceEndonezya’nın yeni iş yasası işçileri memnun etti, iş dünyasını endişelendirdi
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları










