Amerika
Google, ilk davasını kaybetti: ‘Big Tech’ parçalanacak mı?

San Francisco’da bir mahkeme jürisi, Google’ın popüler video oyunu Fortnite’ın yapımcısı Epic Games’e Andriod uygulama pazarında rekabeti bastırarak zarar verdiğine karar verdi ve böylece Google ilk antitröst davasını kaybetti.
Google, şirketin farklı bölümlerinde çok sayıda antitröst davasıyla karşı karşıya, fakat bu, bir karara varılan ilk dava.
Üç yıl önce Epic CEO’su Tim Sweeney, mobil telefon uygulamalarını tekelleştirdikleri gerekçesiyle Apple ve Google’a karşı yasal yollara başvurmuştu. Kimilerinin ‘Amerikan iş dünyasında iç savaş’ olarak adlandırdığı bu dava tek değildi; ekonominin dört bir yanındaki küçük şirketler, baskın büyük teknoloji devlerine karşı yasal olarak güçlerini birleşmeye başlamıştı.
Epic, Apple ve Google’ın uygulama mağazaları üzerindeki katı kontrolünü kırmak için dava açtı. Epic’in davası, Google’ın şirketin Android yazılımını çalıştıran mobil cihazlardaki uygulamalar için pazardaki hakim konumuna ve Play Store’daki geliştiricilerden aldığı ücretlere odaklanıyordu.
Google, Play Store’u cezalandırma aracı olarak kullanıyor
Oyun geliştiricisi 2020 yılında Fortnite oyuncularını, Google ve Apple tarafından geliştirilen sistemleri kullanmak yerine oyun içi öğelerin satın alınması için doğrudan Epic’e ödeme yapmaya teşvik etmeye başladı. Bunun üzerine her iki teknoloji devi de Fortnite’ı uygulama mağazalarından çıkardı.
Dava sırasında Google’ın amacının diğer uygulama mağazalarının ortaya çıkmasını engelleyerek hakimiyetini sürdürmek olduğu anlaşıldı. Geliştiricinin duruşmada sunduğu şirket belgelerine göre Google, Epic’in amiral gemisi Fortnite’ı Play Store’dan uzaklaştırması halinde diğer oyun şirketlerine yönelik ‘bulaşma etkisinden’ endişe ediyordu.
Teknoloji devi, Epic’e göre, rakip uygulama mağazaları geliştirmelerini engelleme amacıyla Project Hug adlı girişimin bir parçası olarak Activision Blizzard’a 360 milyon dolar ve diğer 19 oyun geliştiricisine milyonlarca dolar ödedi. Google, ödemelerin oyun şirketlerini oyunlarını Play Store’da sunmaya teşvik ettiğini savundu. Epic’e göre Google’ın anlaştığı şirketler arasında GSM operatörleri AT&T ve T-Mobile da yer alıyordu.
Epic, Google’ın Samsung ve LG gibi mobil cihaz üreticileriyle Play Store da dahil olmak üzere Google uygulamalarından oluşan bir paketi kabul ettikleri ve mağazasına ana ekranlarda öncelikli yer vermeyi kabul ettikleri anlaşmalar yaptığını ileri sürüyordu. Epic, bunun karşılığında bu üreticilere Google’ın kârından pay verildiğini söylüyor.
Mahkeme ayrıca Google’ın davayla ilgili kanıtları yok ettiğine hükmetti ve jüriye karar verirken bu davranışı göz önünde bulundurmalarını söyledi.
Google mağazası ve faturalandırma arasındaki yasadışı bağ
Sadece birkaç saat süren müzakerenin ardından jüri, önlerine konan her soruya oybirliğiyle evet cevabı verdi: Google’ın Android uygulama dağıtım pazarlarında ve uygulama içi faturalandırma hizmetleri pazarlarında tekel gücüne sahip olduğu, Google’ın bu pazarlarda rekabete aykırı şeyler yaptığı ve Epic’in bu davranışlardan zarar gördüğü kabul edildi.
Jüridekiler ayrıca, Google’ın Google Play uygulama mağazası ile Google Play Faturalama ödeme hizmetleri arasında da yasadışı bir bağ olduğuna ve dağıtım anlaşmasının, oyun geliştiricileriyle yaptığı Project Hug anlaşmalarının ve OEM’lerle (Orijinal ürün üreticisi) yaptığı anlaşmaların hepsinin rekabete aykırı olduğuna karar verdiler.
Epic, temyiz aşamasında olan Apple davasını kaybetmiş fakat Google davasını diğer birkaç davacıyla birlikte jüriye taşımıştı. Google’a meydan okuyan neredeyse tüm diğer şirketler, iddialarından vazgeçmeleri karşılığında arama devinden özel anlaşmalar alarak davadan kademeli olarak çekildiler. Epic CEO’su Sweeney ise para ya da özel bir anlaşmayı kabul etmedi.
Sweeney özellikle, firmaların kendi uygulama mağazalarına sahip olma ve kendi faturalama sistemlerini kullanabilme hakkını istedi. CEO, temel olarak, Google’ın Android telefon sistemi üzerindeki kontrolünü kırmak istiyor.
Sweeney: Bu milenyumda bir ilki yaşadık
Epic bir blog yazısında, kazanımın Google ve Apple’ın akıllı telefon uygulama ekosistemi üzerindeki hakimiyetini ele almak için mevzuat ve düzenleme ihtiyacının altını çizdiğini söyledi.
Epic Games CEO’su Tim Sweeney kararın ardından Financial Times’a (FT) verdiği demeçte, “Bu milenyumda ilk kez ABD antitröst yasasının tüm ağırlığı, teknoloji endüstrisindeki antitröst yasasını kötüye kullandığı için bir teknoloji şirketinin üzerine yıkıldı,” dedi.
Sweeney, kararın oyun endüstrisinde yüzde 30 komisyon ücretinin yaygın kullanımını sorgulattığını söyledi ve “Bana göre odadaki antitröst fili bu: hepsinin aynı oranı talep etmesi çünkü hiçbirinde rekabet yok. Bence yüzde 30’un günleri sayılı,” dedi.
Google hakkında çok sayıda dava var
Google kararı temyize götüreceğini açıkladı. Google’ın hükümet işleri ve kamu politikalarından sorumlu başkan yardımcısı Wilson White yaptığı açıklamada şirketin karara itiraz edeceğini söyledi. White, “Android ve Google Play, diğer tüm büyük mobil platformlardan daha fazla seçenek ve açıklık sağlıyor,” iddiasında bulundu.
White, “Dava, Apple ve App Store’un yanı sıra Android cihazlar ve oyun konsollarındaki uygulama mağazalarıyla da kıyasıya rekabet ettiğimizi açıkça ortaya koydu. Android iş modelini savunmaya ve kullanıcılarımıza, iş ortaklarımıza ve daha geniş Android ekosistemine derinden bağlı kalmaya devam edeceğiz,” dedi.
Bununla birlikte, şirket hakkında birden fazla antitröst davası var. Jüri Google’ın antitröst yasalarını ihlal ettiğine karar verdiği için, bundan sonraki her davada şirketin kendisini kanıtlaması gerekecek.
Microsoft’un parçalanması örnek olur mu?
Microsoft hakkında açılan bir kamu antitröst davası, 2000 yılında şirketin ‘tekel’ olarak kendini konumlandırdığına hükmetmişti.
Yargının buna bulduğu çözüm, Microsoft’un bölünmesi olmuştu. Bu karara göre, Microsoft’un biri işletim sistemi diğeri de diğer yazılım bileşenlerini üretmek üzere iki ayrı birime bölünmesi gerekecekti.
Bununla birlikte, ertesi sene Adalet Bakanlığı Microsoft’ı bölmekten vazgeçtiğini ve daha küçük bir antitröst cezanın verileceğini açıklamıştı. 2002 yılında şirket ile devlet arasında verilen uzlaşma, Microsoft’u kurtaracaktı. Birçok avukat ve aktivist, Amerikan devletinin ‘uzlaşma’ ile birlikte teknoloji devine tekelleşme muafiyeti tanıdığına inanıyordu.
ABD’de, özellikle Elizabeth Warren gibi Demokrat senatörler, Alphabet (Google), Amazon, Apple, Meta ve Microsoft’tan müteşekkil ‘Beş Büyükler’in parçalanması için kampanya yürütmüştü.
Amerika
Michigan Senato yarışında El-Sayed ve Rogers son kez karşılaştı

Michigan’daki kritik Senato koltuğu için yarışan Demokrat Abdul El-Sayed ile Cumhuriyetçi Mike Rogers son münazarada karşı karşıya geldi. Kamuoyu yoklamalarında El-Sayed az farkla önde seyrederken tahmin modelleri Demokrat adaya yüzde 67 kazanma şansı veriyor.
ABD Senatosu’ndaki çoğunluğu belirleme potansiyeli taşıyan Michigan eyaletinde, Demokrat aday Abdul El-Sayed ile Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers ikinci ve son televizyon münazarasında karşı karşıya geldi.
Emekliye ayrılan Demokrat Senatör Gary Peters’ın boşalttığı koltuk için yarışan eski Wayne County sağlık yetkilisi El-Sayed ile eski Temsilciler Meclisi üyesi Rogers, ay başında yapılan ilk karşılaşmaya kıyasla daha sakin geçen oturumda siyasi geçmişleri ve bağlılıkları üzerinden keskin hatlar çizdi.
Kamuoyu yoklamaları El-Sayed’in az farkla önde olduğunu gösterirken, Decision Desk HQ tahminleri Demokrat adayın seçimi kazanma ihtimalini yüzde 67 olarak hesaplıyor.
Adaylar Müslüman Kardeşler suçlamaları üzerinden tartıştı
Münazarada Cumhuriyetçi Rogers, rakibi El-Sayed’i yeniden Müslüman Kardeşler teşkilatıyla ilişkilendirmeye çalıştı.
El-Sayed’in kampanyasına Hamas ve Hizbullah’ı destekleyen isimlerden bağış geldiğini öne süren Rogers, “Müslüman Kardeşler tarafından satın alınmak sorun değil mi? Birleşik Devletler Senatosu’na gidecekseniz bilmemiz gerekiyor: Amerika’nın yanında mısınız yoksa denizaşırı ülkelerdeki bu terör gruplarının mı?” diye sordu.
El-Sayed ise Cumhuriyetçi rakibinin anayasaya bağlılığını sorgulamasını sert sözlerle eleştirdi.
Hiçbir zaman parçası olmadığı bir örgütle sürekli ilişkilendirilmeye çalışıldığını belirten El-Sayed, “Bunun hiçbir mantığı yok ve Mike, anayasaya olan sadakatimi sorgulaman senin seviyenin gerçekten çok altında kalıyor” dedi.
Seçim sürecinde Rogers cephesi, Müslüman Kardeşler bağlantılı kişilerden El-Sayed’e yapılan bağışlara işaret ederek Demokrat adayın örgüte destek sözü verdiğini iddia etti.
The New York Times haberine göre El-Sayed, teşkilat mensubu olan Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin seçilmesinin ardından 2012 yılında “medya ve polisin tasfiyesini” destekleyen bir açık mektuba imza attı. Demokrat aday, eski Başkan Donald Trump’ın geçen yıl terör örgütü listesine aldığı Müslüman Kardeşler ile bağını reddediyor.
Amerika’yla ve Amerikalı olmakla gurur duyduğunu vurgulayan El-Sayed, “Hepimize dilediğimiz gibi ibadet etme hakkı tanıyan anayasamızla gurur duyuyorum. Bunu sorman bence gerçekten utanç verici” ifadesini kullandı.
Rogers ile Trump arasındaki mesafe tartışma yarattı
Rogers, düşük kamuoyu onay oranlarına sahip Trump ile arasına mesafe koyma çizgisini münazarada da sürdürdü. Daha önce İran savaşına ve Trump’ın Kanada ile girdiği ticaret savaşına derhal son verilmesi çağrısında bulunan Rogers, Kanada gümrük vergilerinin “iyi düşünülmediğini” dile getirdi.
El-Sayed ise Trump’ın Rogers’a verdiği desteği kampanyanın merkezine yerleştirmeye çalıştı.
Trump’ın pazar günü Michigan’a yapacağı ziyareti hatırlatan El-Sayed, “Donald Trump buraya gelip senin için miting yapmadan bu yarışı kazanamazsın. Gelmesi için ona bu yüzden yalvardın” diye konuştu.
El-Sayed, izleyicilere “MAGA tombalası” oynamalarını önererek Trump destekçilerinin dikkat dağıtmak amacıyla sürekli hazır sloganlar kullandığını öne sürdü.
Rogers bu suçlamaya tepki göstererek rakibinin yalnızca Trump’a odaklandığını savundu.
Rogers, “Tombala oyunu, son 30 dakikada verdiği her yanıta kaç kez Trump kelimesini sıkıştırdığı üzerinden oynanmalı; bu gülünç” diyerek yarışın Michigan için en doğru yolu seçmekle ilgili olduğunu kaydetti.
Rogers ılımlı Demokrat seçmene seslendi
Rogers kapanış konuşmasında, Demokrat Parti ön seçiminde ılımlı çizgideki Temsilciler Meclisi üyesi Haley Stevens’ı destekleyen seçmenlere yöneldi.
Stevens’ı tercih eden ve El-Sayed’i “fazla aşırı” bulan seçmenlere seslenen Rogers, “Bizim yanımızda size de yer var” çağrısında bulundu.
El-Sayed, ABD’nin İsrail politikasının belirleyici olduğu çekişmeli ağustos ön seçiminde Stevens’ı yalnızca bir puan farkla mağlup etmişti.
Sahada “Mike Rogers İçin Demokratlar” adıyla bir koalisyon kuran Cumhuriyetçi aday, rakibini Amerika Demokratik Sosyalistleri grubuyla ilişkilendirmeye çalıştı. El-Sayed bu grubun üyesi olmasa da Herkes İçin Sağlık Sigortası (Medicare for All) gibi kuruluşun desteklediği politikaları savunuyor.
Eyalet genelinde El-Sayed’in politikalarını aşırı bulan çok sayıda yetkili olduğunu savunan Rogers, “Lafı gediğine koymakta çok başarılı ama mesele siyasete ve politikalara gelince o kadar iyi değil” dedi.
Amerika
Peter Thiel’dan Trump’a İran tepkisi: “Bu savaşı başlatmamalıydık”

Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen bağışçılarından ve Palantir’in kurularından olan Peter Thiel, basına sızan konuşmasında ABD’nin İran’a yönelik askeri müdahalesini eleştirerek bu savaşa hiç girilmemesi gerektiğini söyledi. Trump’a desteğini sürdürdüğünü belirten Thiel, Uluslararası Ceza Mahkemesi tehdidinin yönetim üzerinde baskı kurduğunu savundu.
Milyarder teknoloji yatırımcısı Peter Thiel, ABD’nin İran ile yürüttüğü savaşa şüpheyle yaklaştığını ve bu askeri hamlenin hiç başlatılmaması gerektiğini söyledi.
Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen bağışçıları arasında yer alan Thiel’ın bu çıkışı, onu Başkan Donald Trump ile dış politikanın en kritik kararlarından birinde karşı karşıya getirdi.
Thiel’ın 12 Ekim’de basına kapalı bir etkinlikte yaptığı konuşmanın ses kaydına Politico bünyesindeki Decoded ulaştı.
Kongre’deki çoğunluğunu korumaya çalışan Cumhuriyetçi Parti için ara seçimlere iki haftadan az bir süre kala kaydedilen bu sözler, ünlü yatırımcının İran savaşına dair kamuoyuna yansıyan en açık değerlendirmesi niteliğini taşıyor.
İran’a yönelik savaşa kuşkuyla baktığını belirten Thiel, “Bunu yapmamalıydık, yapılan çok fazla hata oldu” dedi.
Thiel konuşmasında, “Belki de yeterli sert gücümüz yok, belki de yumuşak güç savaşını kaybedeceğiz” ifadesini kullandı.
Konuşmanın tamamında neo-con’lara ve Ortadoğu’daki savaşlara kesin biçimde karşı olduğunu dile getiren Thiel, İran savaşına yönelik eleştirilerine rağmen Trump’a desteğini sürdürdüğünü vurguladı ve başkanı korumak istediğini ima etti.
Buna rağmen dile getirdiği itirazlar, bugüne kadar Trump’ın en sıkı müttefiklerinden birinin söz konusu çatışmaya dair derin endişelerini açığa vuran en somut örneklerden biri oldu.
ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor
Uluslararası Ceza Mahkemesi uyarısı
Söz konusu ifadeler, Thiel’ın sonbahar başından bu yana Nashville’de sürdürdüğü ve Decoded tarafından takip edilen konferans dizisinde dile getirildi.
Son oturumda Uluslararası Ceza Mahkemesinin denetimsiz gücüne dair kapsamlı uyarılarda bulunan Thiel, George W. Bush döneminin kilit isimleri Donald Rumsfeld ve Dick Cheney’nin geçmişteki açıklamalarına atıfta bulundu.
Cheney ailesinin sergilediği Trump karşıtlığını Uluslararası Ceza Mahkemesine şirin görünme ve yargılanmaktan kaçınma çabası olarak okuduğunu belirten Thiel, bu hamle için muhtemelen çok geç kalındığını söyledi.
Thiel, mahkemenin tutuklama emri tehdidinin, İran’daki savaşı sürdürmeye çalışan Trump yönetiminin tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallandığından şüphelenmeye başladığını kaydetti.
Thiel, 7 Ekim Aksa Tufanı’nın ardından 2024 başında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmeye de değindi. Görüşmede Gazze’deki planlarını sorduğu Netanyahu’nun kendisine, “Orayı öylece Dresden’e çeviremem” yanıtını verdiğini aktardı.
Netanyahu’nun bu ifadesiyle, İkinci Dünya Savaşı sırasında Müttefik güçlerin yaklaşık 25 bin kişinin ölümüne yol açan Alman kenti Dresden bombardımanına gönderme yaptığı belirtildi.
Büyük teknoloji yatırımcıları arasında 2016’da Trump’ı ilk destekleyen ve aynı yıl Cumhuriyetçi Parti Ulusal Kongresi’nde konuşma yapan Thiel, 2022’deki Senato yarışında şimdiki Başkan Yardımcısı JD Vance’i destekleyen siyasi eylem komitelerinin de en büyük mali destekçisiydi.
Amerika
Casuslukla suçlanan Suudi OpenAI mühendisine mahkemeden tahliye engeli

OpenAI ofisine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi mühendis Abdulrahman Alfozan’ın kefalet talebi, savcılığın sunduğu kaçma riski gerekçesiyle reddedildi. Mahkeme, Suudi Arabistan Konsolosluğunun sunduğu sınırsız kefalet teklifini geri çevirirken yıllık 385 bin dolar maaşlı mühendisin kraliyetle mesajlaştığı tespit edildi.
Yapay zeka devi OpenAI ofislerine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi Arabistan vatandaşı çalışan Abdulrahman Alfozan, savcılığın kaçma şüphesi ve Suudi kraliyet ailesiyle üst düzey temaslarına dair sunduğu kanıtların ardından cezaevinde kalacak.
Financial Times gazetesinin haberine göre ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki federal mahkeme, Suudi Arabistan konsolosluğunun kefalet için sunduğu ve yargıcın “açık çek” olarak tanımladığı teklife rağmen 35 yaşındaki Alfozan’ın tahliye talebini reddetti.
ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, San Francisco’daki merkez ofisinde yer alan bir yönetici toplantı odasında tuvalet kağıdına sarılmış bir ses kayıt cihazı tespit etti. Bu gelişmenin ardından Suudi Arabistan vatandaşı mühendis, ekim ayında FBI tarafından gözaltına alındı.
Vaka, küresel yapay zeka yarışında avantaj yakalamak isteyen yabancı hükümetlerin öncü teknoloji şirketlerini sanayi casusluğu hedefi haline getirdiğine dair Silikon Vadisi’ndeki kaygıları yeniden alevlendirdi.
Savcılık makamı, “Sanık OpenAI toplantılarını ister kişisel kazanç sağlamak, ister yabancı bir devlete yardım etmek, isterse her iki amaçla kaydetmek istemiş olsun; eylemi suç teşkil ediyor. Bu da Silikon Vadisi’ndeki yenilikçilik ortamı için bir tehlike, ulusal güvenlik için ise bir endişe kaynağıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Duruşma öncesinde Alfozan’ın Suudi Arabistan ile kurduğu kişisel ve ticari bağlara dikkat çeken hükümet avukatları, sanığın “yabancı bir hükümetten kayda değer destek” gördüğünü savundu.
Dava dosyasına yansıyan ayrıntılara göre Alfozan, en azından geçen yıldan bu yana Suudi kraliyet ailesinin ismi açıklanmayan bir üyesiyle WhatsApp üzerinden sık sık mesajlaştı.
Söz konusu yazışmalarda, kraliyet mensubunun Alfozan’ı krallıkta başlatılan yeni bir yapay zeka girişimine dahil etme girişimleri yer aldı.
Kraliyet ailesi üyesi, mayıs ayında bilgisayar mühendisine “Suudi Arabistan’ın sana ABD’den daha çok ihtiyacı var” mesajını gönderdi. Alfozan ise bu mesaja onay anlamına gelen “100” yanıtını iletti.
Dava dosyasında Alfozan’ın, şirketteki hisse hak ediş süresi dolana kadar OpenAI’dan ayrılmayacağını belirttiği kaydedildi.
İkili arasındaki en son WhatsApp yazışmasının ise Alfozan’ın gözaltına alınmasından dört gün önce, 5 Ekim’de gerçekleştiği aktarıldı.
Savcılık sanığın kaçma ihtimali üzerinde duruyor
Mahkeme kayıtları, mühendisin gözaltına alınmasından bir gün sonra eşi ve oğlunun Katar’a uçtuğunu gösteriyor.
Belgelere göre bu uçuş, Suudi bir askeri yetkilinin ayırtıp ödediği tek yön business class biletle gerçekleşti.
Alfozan’ın avukatları ise uçak biletinin parasını eşinin bacanağının kendi kaynaklarıyla ödediğini savundu.
Savcılık bu iddiaya karşı çıkarak, Suudi konsolosluğunun da Alfozan’ın ailesi için başka bir uçuş ayarladığını ancak bu rezervasyonun sonradan iptal edildiğini bildirdi.
Suudi Arabistan Konsolosluğu ayrıca kefalet bedeli için herhangi bir üst sınır belirtmeksizin tüm tutarı karşılama teklifinde bulundu.
Sulh Ceza Hakimi Alex G Tse, duruşmada bu teklifi defalarca “açık çek” olarak niteledi.
Sanığın ABD dışına çıkması durumunda davanın fiilen düşeceğini vurgulayan Yargıç Tse, “Suudi Arabistan’ın suçluları iade etmeme konusundaki tutumu son derece net. ABD hükümetinin çıkarlarını koruyacaklarına dair bana nasıl bir güven verebilirler?” dedi.
Yargıç Tse, Alfozan’ın Suudi Arabistan’a dönmesi halinde bağlılığı nedeniyle “büyük ödüllerle karşılanabileceğini” dile getirdi. Suudi hükümetinin, ABD’de gözaltına alınan vatandaşlarının kefalet ve hukuki masraflarını karşıladığı biliniyor.
Savunma makamı casusluk suçlamalarını reddetti
Alfozan’ın avukatları, konsolosluğun teklifi yerine sanığın Charles Schwab bünyesindeki 1 milyon dolarlık kişisel yatırım hesabının kefalet teminatı olarak kabul edilmesini önerdi.
Savcılık verilerine göre Alfozan’ın OpenAI’daki yıllık maaşı 385 bin dolardı ve kendisine 2,2 milyon dolarlık hisse paketi tanımlanmıştı.
San Francisco’daki mahkeme salonuna turuncu cezaevi kıyafeti, beyaz spor ayakkabılar ve yargıcın karşısına geçtiğinde çıkardığı bir maskeyle gelen Alfozan hakkındaki suçlamaları avukatı reddetti.
Savunma avukatı William Pernick duruşmada, “Bu beyefendi bir turist değil. Hükümetin kurgusu, onu Amerikan teknolojisini çalmak için buraya yerleştirilmiş yabancı bir sızma unsuru gibi göstermekten ibaret” diye konuştu.
Müvekkilinin göçmenlerin bu ülkedeki hayali olan ABD vatandaşlığını almaya yalnızca birkaç hafta uzaklıkta olduğunu söyleyen Pernick, evinde bulunan kayıt cihazlarının internetten temin edilebildiğini kaydetti.
Pernick, OpenAI’ın çalışanları kod yazımı için bu cihazları kullanmaya teşvik ettiğini öne sürdü.
Avukat ayrıca evdeki kayıt cihazlarından birinin kedinin kum kabını izlemek amacıyla kullanıldığını savundu.
Pernick, OpenAI’ın Alfozan’ın Suudi Arabistan ile olan bağlantılarını desteklediğini ve bunlardan fayda sağladığını da sözlerine ekledi.
Sözlü iletişimi hukuka aykırı şekilde dinlemek veya dinlemeye teşebbüs etmekle suçlanan Alfozan, suçlu bulunması halinde yasa gereği beş yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum











