Amerika
ABD yargısı, Google’ın çevrimiçi reklam pazarını kasten tekelleştirdiğine hükmetti

ABD’li bir federal yargıç, Google’ın dijital reklamcılık alanında yasadışı bir şekilde tekel oluşturduğuna ve bu tekeli sürdürdüğüne hükmederek, teknoloji devinin işinin bir kısmını elden çıkarmak zorunda kalmasına neden olabilecek yolu açtı.
Virginia’daki davaya başkanlık eden bölge yargıcı Leonie Brinkema perşembe günü yaptığı açıklamada Google’ın dijital reklam pazarının iki bölümünü “kasıtlı olarak” tekeline aldığını söyledi.
Bu, çevrimiçi yayıncıların reklam alanı satmak için kullandıkları teknoloji ve işletmelerin reklamlar için teklif verdikleri en büyük alan.
Fakat Brinkema, davayı açan ABD Adalet Bakanlığı’nın, Google’ın pazarın üçüncü bileşeni olan reklamveren reklam ağlarına haksız bir şekilde hakim olduğunu kanıtlayamadığına karar verdi.
ABD, Google’ı reklam teknolojisi pazarında tekelcilikle suçluyor
Karar, geçen yıl ayrı bir antitröst davasında federal bir yargıcın, şirketin arama alanında yasadışı tekelini sürdürmek için özel anlaşmalara milyarlarca dolar harcadığını tespit etmesinin ardından geldi.
Mahkemenin Google’ı işinin bir bölümünü satmaya zorlamayı da içerebilecek çözümleri belirleyeceği bu davanın ikinci aşaması önümüzdeki hafta başlıyor.
Adalet Bakanlığı bu davasında Google’dan Chrome tarayıcısını satmasını, Apple’a varsayılan arama motoru olması için her yıl yaptığı 20 milyar dolarlık ödemeyi durdurmasını ve rakipleriyle daha fazla veri paylaşmasını istedi.
Brinkema perşembe günkü kararında, “On yılı aşkın bir süredir Google, yayıncı reklam sunucusunu ve reklam borsasını sözleşme politikaları ve teknolojik entegrasyon yoluyla birbirine bağladı ve bu da şirketin bu iki pazardaki tekel gücünü oluşturmasını ve korumasını sağladı. Google, müşterilerine rekabet karşıtı politikalar dayatarak ve arzu edilen ürün özelliklerini ortadan kaldırarak tekel gücünü daha da sağlamlaştırdı,” diye yazdı.
Fakat bakanlığın pazarın üçüncü kısmını tanımlama şeklini reddederek, “reklamveren reklam ağı” teriminin sektörde yaygın olmadığını ve yayıncıları “haksız yere dışladığını” söyledi.
Google ise yaptığı açıklamada, davanın “yarısını kazandıklarını” ve diğer yarısını da temyize götüreceklerini vurguladı. Açıklamada, “Mahkemenin yayıncı araçlarımızla ilgili kararına katılmıyoruz. Yayıncıların pek çok seçeneği var ve reklam teknolojisi araçlarımız basit, uygun fiyatlı ve etkili olduğu için Google’ı seçiyorlar,” denildi.
Yargıçtan tarihi karar: Google, yasadışı anlaşmalarla aramalarda tekel kurdu
Karar, eski başkan Joe Biden tarafından atanan ve Donald Trump Beyaz Saray’a dönmeden önce davayı açan eski antitröst yetkililerinin kazandığı son zafer oldu.
Adalet Bakanlığı’nın antitröst biriminin eski başkanı Jonathan Kanter perşembe günü X’te yaptığı bir paylaşımda, “Bugün antitröst uygulaması, medya endüstrisi ve özgür ve açık internet için büyük bir zafer. Google artık iki kat daha fazla yasadışı bir tekelci,” dedi.
Trump tarafından atanan antitröst yetkilileri, özellikle Büyük Teknoloji’ye karşı yaptırım konusunda sert bir tutum benimseme niyetinde olduklarının güçlü sinyallerini verdiler.
ABD Federal Ticaret Komisyonu (FTC) bu hafta Washington federal mahkemesinde Meta’ya karşı tekel davasına başladı. ABD Başsavcısı Pam Bondi yaptığı açıklamada, “Bu, Google’ın dijital kamusal alanı tekeline almasını engellemek için devam eden mücadelede dönüm noktası niteliğinde bir zafer. Adalet Bakanlığı, Amerikan halkını teknoloji şirketlerinin ifade özgürlüğüne ve serbest piyasalara yönelik tecavüzlerinden korumak için cesur yasal adımlar atmaya devam edecek,” dedi.
AB’nin rekabet şefi Teresa Ribera ise, kararı not ettiklerini ve “ilgiyle inceleyeceklerini söyledi.
Avrupa Komisyonu Google’ı kendi reklam hizmetlerini kayırdığı gerekçesiyle ayrıca soruşturuyor.
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa6 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa5 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa6 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya5 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor











