Bizi Takip Edin

Avrupa

Dodik: Biden yönetimi Bosna Hersek’i büyükelçisi aracılığıyla yönetti

Yayınlanma

Bosna Hersek’e bağlı Sırp Cumhuriyeti Başkanı Milorad Dodik, Rus gazetesi Vedomosti‘ye verdiği mülakatta, Joe Biden yönetiminin ABD büyükelçisi aracılığıyla ülkeyi fiilen yönettiğini ve bunun uzun süreli hasara yol açtığını belirtti. Dodik, Donald Trump yönetiminin ise başka ülkelerin içişlerine karışmaktan vazgeçtiğini ve Sırp Cumhuriyeti’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlara karşı durarak Moskova ile işbirliğine değer verdiğini vurguladı.

Bosna Hersek’e bağlı Sırp Cumhuriyeti Başkanı Milorad Dodik, Rus gazetesi Vedomosti‘ye verdiği mülakatta, eski ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin Saraybosna’daki büyükelçisi aracılığıyla Bosna Hersek’i fiilen yönettiğini ve bunun uzun süreli hasara yol açtığını söyledi.

Dodik, Donald Trump’ın iktidara gelmesiyle ABD ile ilişkilerin önemli ölçüde değiştiğini ve Sırp Cumhuriyeti’nin Rusya’ya yönelik Batı politikalarına katılmayacağını da sözlerine ekledi.

‘Trump’ın gelişi durumu biraz kolaylaştırdı’

Milorad Dodik, Joe Biden yönetiminin sadece Bosna Hersek’in içişlerine karışmakla kalmadığını, aynı zamanda büyükelçisi aracılığıyla ülkeyi fiilen yönettiğini belirtti.

Dodik, “Biden yönetimi büyük zarar verdi ve bunun sonuçları uzun süre devam edecek,” dedi. Sırp Cumhuriyeti Başkanı, Bosna Sırplarının Cumhuriyetçi Donald Trump’ın zaferinden memnuniyet duyduğunu vurgulayarak, “Trump’ın iktidara gelmesi durumumuzu biraz daha kolaylaştırdı, en azından şimdi Saraybosna’da sadece kendi görüşüne göre hareket eden bir Amerikan büyükelçisi yok,” diye konuştu.

Ayrıca Dodik, yeni Amerikan yönetiminin diğer ülkelerin içişlerine müdahale etmekten vazgeçtiğini kaydetti.

Dodik, “Trump, USAID’yi sivil toplum kuruluşlarını finanse ederek devletleri istikrarsızlaştıran bir suç ve dolandırıcılık örgütü olarak nitelendirdi,” diye ekledi.

ABD’nin Bosna Hersek’teki son büyükelçisi Michael Murphy, 15 Şubat 2025’te görevinden ayrılmıştı. Murphy, daha önce Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı, ABD’nin NATO Misyonu Başkan Yardımcısı ve Amerikan BM heyeti üyesi olarak görev yapmıştı. Trump yönetimi ise Bosna Hersek’e büyükelçi atamamıştı.

‘Sırp Cumhuriyeti Rusya karşıtı politikalara katılmayacak’

Öte yandan Dodik, federasyonun Boşnak Müslümanlar ve Hırvatlar tarafından temsil edilen kısmının Rusya’yı müttefikleri arasında görmek istemediğini söyledi.

Başkan Dodik, “Şunu vurgulamak önemlidir ki, Bosna Hersek’in diğer kısmı Rusya’ya karşı yaptırımlara katılmak istese de, Sırpların ve Sırp Cumhuriyeti’nin tutumu nedeniyle bunu yapmadı. Boşnak Müslümanlar Batı söylemini destekledi, biz ise üzerimizdeki tüm baskılara rağmen bunu yapmadık,” ifadelerini kullandı.

Dodik, Rusya’nın Sırpların tutumunu takdir ettiğini ve Bosna Sırplarının “istikrarlı ve güçlü bir ortak” olarak kendini kanıtlayan Moskova ile işbirliğine değer verdiğini belirtti.

Sırp Cumhuriyeti’nin Rusya’ya karşı yürütülen Batı politikalarına katılmak istemediğini vurgulayan Dodik, şunları kaydetti: “Aynı zamanda Batı ile işbirliğine karşı değiliz. Ancak Batı, Rusya ile ilişkilerimiz nedeniyle bizimle işbirliği yapmak istemiyorsa, bu onların sorunudur.”

Milorad Dodik’in düzenli olarak Rusya’yı ziyaret ettiği biliniyor. 1 Nisan’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir görüşme gerçekleştiren Dodik, 9 Mayıs’ta Moskova’daki Zafer Günü geçit törenine katılmış ve ardından Sırp Cumhuriyeti’nin Dayton Barış Anlaşması’nın korunmasında Rusya’nın desteğine güvenebileceğini belirtmişti.

Dodik ayrıca, Ukrayna’daki özel operasyonun tamamen haklı gerekçelerle başlatıldığını söylemişti.

Vučić, Batı’yı lityum maden protestolarını kışkırtmakla suçladı

Avrupa

Almanya, Fransa ve İngiltere, Rusya ile müzakere planı üzerinde çalışıyor

Yayınlanma

Bloomberg’in kaynaklarına göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonu için bir plan hazırlıyor. Avrupa ülkeleri çatışmanın bir kış daha uzamasını önlemeyi hedeflerken, görüşmelere ilişkin nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’e ait olacağını ve Kiev’e baskı yapılmayacağını belirtiyor.

Bloomberg’in kaynaklara dayandırdığı haberine göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonuna yönelik bir plan üzerinde çalışıyor.

Ajansa konuşan kaynaklar, Avrupa ülkelerinin çatışmanın bir kış daha devam etmesini önlemek istediğini belirtti. Aynı kaynaklar, görüşmeler konusunda nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e ait olacağını ve Avrupa’nın bu konuda kendisine baskı yapmayı planlamadığını aktardı.

Kaynaklara göre İngiltere Başbakanı Keir Starmer, önümüzdeki günlerde bu konuyu Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüşecek.

Alman televizyon kanalı NTV, 2 Haziran’da Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder’in Moskova’ya geldiğini bildirmişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin daha önce Schröder’i Avrupa tarafından tercih edilebilecek bir müzakereci olarak nitelendirmişti.

Rusya Devlet Başkanı Sözcüsü Dmitriy Peskov, mayıs ayının sonunda yaptığı açıklamada Avrupa’nın Rusya ile diyalog kurulmasının gerekliliğini anladığını, ancak müzakere süreci konusunda “ancak şimdi olgunlaşmaya başladığını” ifade etmişti.

Peskov ayrıca Moskova’nın, Avrupa Birliği’nden Rusya ile temas kurabilecek olası müzakerecilere ilişkin gelen sinyalleri ciddiyetle değerlendirdiğini söylemişti.

Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ise Avrupa’nın Ukrayna konusundaki görüşmelere tarafsız bir arabulucu olarak değil, çatışmadan etkilenen çıkarlara sahip bir taraf olarak katılması gerektiğini belirtti.

Eide, Avrupa Birliği ve ABD’nin Kiev’e desteğini sürdürmesi gerektiğini de vurguladı.

Putin ise Kiev’in çatışmayı barışçıl yollarla çözmeye hazır olduğuna inanmadığını dile getirmişti. Rus lider, çatışmanın temel nedenlerinin ortadan kaldırılması ve 2024 yılında açıkladığı koşullar temelinde barışçıl bir çözüme hazır olduğunu söylemişti.

Putin’in sıraladığı koşullar arasında Ukrayna birliklerinin Donetsk ve Lugansk halk cumhuriyetleri ile Zaporojye ve Herson bölgelerinden çekilmesi, bu bölgeler ile Kırım’ın Rusya’nın parçası olarak tanınması, Ukrayna’nın tarafsız, askeri bloklara katılmayan ve nükleer silahlardan arındırılmış bir statü benimsemesi, Ukrayna’nın silahsızlandırılması ve “Nazizmden arındırılması” ile Rusya’ya yönelik tüm yaptırımların kaldırılması yer alıyordu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise geçen yıl eylül ayında Avrupa’ya Ukrayna konusundaki müzakere masasında yer olmadığını söylemişti.

Lavrov, Avrupa Birliği ülkelerinin Rusya karşıtı tutumları nedeniyle bu süreçte yer alamayacağını belirtmiş ve Batı tarafından sunulan güvenlik garantilerinin “Rusya’ya karşı kurgulandığını” ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Rheinmetall, otomotiv tedarik bölümünü satıyor

Yayınlanma

Alman savunma sanayi şirketi Rheinmetall, otomotiv tedarikçi bölümünü özel sermaye şirketi Aequita’ya satıyor.

Rheinmetall çarşamba günü yaptığı açıklamada, iki şirketin “bugün, Rheinmetall’in eski Power Systems bölümüne yeni bir yönetim altında bir gelecek açan bir satın alma anlaşması imzaladığını” duyurdu.

Bu, “stratejik yeniden yapılanmada bir dönüm noktası” niteliğinde; sivil bölümün satışıyla birlikte grup, “odak noktasını askeri işine kaydırıyor.”

İşlemin bu yılın dördüncü çeyreğinde tamamlanması bekleniyor ve halen düzenleyici kurumların onayına tabi.

Hisselerin yüzde 100’ü için ön satın alma bedeli 350 milyon avro olarak belirlendi fakat bu rakam işlemin kesinleşmesinden önce değişebilir.

Rheinmetall, kısa süre önce savunma işinde rekor kâr ve dolu sipariş defterleri bildirdi. Öte yandan, otomotiv tedarik endüstrisi krizde.

Şirket, “Özellikle otomotiv sektöründeki iş durumunun daha da kötüleşmesi, nihai anlaşmanın şart ve koşullarını etkiledi,” açıklamasını yaptı.

Avrupa’nın savunma harcamalarını artırmasıyla Ukrayna savaşının başlamasından bu yana iş hacmi hızla artan Rheinmetall, geçen yıldan beri Power Systems bölümüne alıcı arıyordu ve bu bölümü Aralık 2025’te durdurulan faaliyetler kategorisine almıştı.

Rheinmetall, şirketleri satın alıp yeniden yapılandıran bir yatırım şirketi olan Aequita’nın, bu birimdeki dünya çapındaki yaklaşık 6.250 çalışanı işte tutmayı planladığını da ekledi.

Aequita’nın Yönetim Kurulu Başkanı ve Eş CEO’su Axel Geuer, “Bu şirket, artık yaklaşık 5 milyar avro gelir elde edecek olan otomotiv bölümümüze mükemmel bir katkı sağlıyor,” dedi.

Geuer, Aequita’nın bu şirketin uzun vadeli gelişimini destekleyeceğini ve otomotiv portföyü genelinde sinerji yaratmaya çalışacağını da sözlerine ekledi.

Rheinmetall, satışın dışında kalanlar arasında alüminyum döküm uzmanı KS Huayu AluTech’in Almanya’daki üç tesisi, otomotiv sensörleri ortak girişimi Dermalog SensorTec’teki hisseler ve otomobil parçaları üreticisi Pierburg’un İspanya’daki Abadiano fabrikasının bulunduğunu belirtti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Litvanya, ABD ile nükleer silah müzakerelerine başladı

Yayınlanma

Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, ABD nükleer silahlarının ülke topraklarında olası konuşlandırılmasına yönelik Washington ile müzakereler yürütüldüğünü açıkladı. Litvanya Anayasası kitle imha silahlarının konuşlandırılmasını yasaklasa da Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu engeli aşacak değişiklikler önerdi.

Litvanya, ABD’ye ait nükleer silahların kendi topraklarında olası konuşlandırılması konusunda Washington ile müzakereler yürütüyor.

Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, konuya ilişkin yaptığı açıklamada ABD ile görüşmelerin sürdüğünü doğruladı.

Politico’nun aktardığı habere göre Kaunas, “Tartışmalar devam ediyor. Litvanya kesinlikle bu sürecin dışında kalmıyor” ifadelerini kullandı.

Litvanya Anayasası, ülke topraklarında kitle imha silahlarının konuşlandırılmasını açıkça yasaklıyor. Ancak Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, bölgedeki güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu yasal engelin etrafından dolaşılmasını sağlayacak anayasa değişiklikleri yapılmasını daha önce teklif etti.

Politico, söz konusu müzakerelerin ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını azaltma eğiliminde olduğu ve bu durumun NATO müttefikleri arasında güvenlik endişelerini artırdığı bir dönemde yürütüldüğünü yazdı.

Financial Times tarafından aktarılan bilgilere göre ise ABD, ek nükleer savaş başlıkları ve bombardıman uçaklarının diğer Avrupa merkezli NATO ülkelerinde konuşlandırılması seçeneğini değerlendiriyor.

Mevcut durumda ABD’ye ait nükleer silahlar Avrupa coğrafyasında altı ülkede bulunuyor. Bu ülkeler Almanya, Belçika, İtalya, Türkiye, Hollanda ve Birleşik Krallık olarak sıralanıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English