Bizi Takip Edin

Avrupa

Çeburaşka, Baltık ülkelerinde nasıl “güvenlik tehdidi” haline geldi?

Yayınlanma

Baltık ülkelerinde, Sovyet anıtlarına çiçek bırakmak, “Katyuşa” gibi şarkılar söylemek ve hatta Çeburaşka oyuncağı sergilemek “suç” kapsamında soruşturuluyor. Ruslara yönelik şiddet çağrıları cezasız kalırken, Letonya’da dil sınavını geçemeyen yaşlı Rusya vatandaşları, sağlık hizmetlerinden mahrum bırakılma ve sınır dışı edilme tehdidiyle karşı karşıya bulunuyor.

Baltık ülkelerinde, çarpık gerçeklik algısı yaratan yeni uygulamalar dikkat çekiyor. Polis, Sovyet şarkıları söyleyen, yıkılan asker anıtlarına çiçek bırakan ve hatta Çeburaşka’yı sergileyen “suçluları” yakalarken, Rusların öldürülmesi yönündeki çağrılar cezasız kalıyor.

Mahkemeler ise yaşlı Rusların sınır dışı edilmesini, emekli maaşlarından ve sağlık hizmetlerinden mahrum bırakılmasını doğru buluyor.

Letonya’nın Rezekne şehrinde polis, 2022 sonbaharında yıkılan ve halk arasında “Alyoşa” olarak bilinen Sovyet askeri anıtının yerine çiçek bırakan “faili” arıyor.

Ülkede yürürlükte olan yasalara göre, eski Sovyet anıtlarının bulunduğu yerlere çiçek bırakmak yasak. 9 Temmuz’da anıtın yerinde buket bulunması üzerine, “askeri saldırganlığı ve savaş suçlarını yücelten sembollerin kamusal alanda kullanılmasına” ilişkin yasa maddesi uyarınca idari süreç başlatıldı. Failin bulunması durumunda ağır para cezasına çarptırılması bekleniyor.

Polis, “Saldırganlıkla ilişkili nesnelerin yanına çiçek bırakmak gibi sembolik eylemler bile, özellikle hassas tarihsel hafıza bağlamında, kamu düzeninin ihlali olarak yorumlanabilir,” açıklamasını yaptı.

Çeburaşka’ya soruşturma, ‘Katyuşa’ya para cezası

Letonya Rus Birliği Partisi Eş Başkanı ve Yelgava şehir meclisi üyesi Andrey Pagor, ofisinin penceresine Zafer Bayramı tebriği, büyük dedesinin portresi ve Çeburaşka oyuncağı astığı için hakkında idari soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Pagor, “Normal polis memurları, tam da iş yükünün zirve yaptığı ve personel sıkıntısı çekildiği dönemde, bu tür uydurma davalarla uğraşmak zorunda bırakılıyor,” diyerek tepki gösterdi.

Sorguya çağrılan Pagor, “suç ortağı” Çeburaşka’yı ofisinin penceresinde bıraktığını belirtti.

Yazar Eduard Uspenskiy tarafından yaratılan bu karakter, Letonya’da ilk kez baskıya maruz kalmıyor.

2022 baharında Riga’daki kukla tiyatrosu, Çeburaşka ve Timsah Gena karakterlerinin “Rus askeri propagandasının parçası olduğu” gerekçesiyle çocuk oyununu repertuvarından çıkarmıştı.

Geçen yıl haziran ayında ise Daugavpils’te toplu taşıma aracında “savaşı öven” şarkılar söyleyen dokuz kişi hakkında soruşturma başlatıldı.

Kimlikleri tespit edilen iki kişinin, trafikte sıkışan otobüste vakit geçirmek için “Katyuşa” şarkısını söyleyen Rus emekliler olduğu anlaşıldı.

Polis, “Sovyet ordusunu ve işgal rejimini yücelten” şarkıyı söylemenin ağır ihlal olduğunu belirterek her iki emekliyi 300 avro para cezasına çarptırdı.

Rusya, BDT ülkelerini tarih kitaplarında Sovyet geçmişini çarpıtmakla suçladı

Sosyal medyada ‘Alyoşa’ şarkısına 1000 avro ceza

Estonya’nın Kohtla-Järve şehrinde yaşayan İlya Maslyakov ise “Alyoşa” şarkısını söylediği videoyu sosyal medyada paylaştığı için 1000 avro para cezasına mahkûm edildi.

İnterneti “fitne” aramak için tarayan polis memuru (web-konstebl), videoda Estonya’da yasak olan Aziz Yorgi kurdelesi ve kızıl yıldız sembollerini tespit etti. Maslyakov, videoyu bu sembollerin henüz yasaklanmadığı 2019’da kaydettiğini ve altı yıl önceki videoyu TikTok’taki uluslararası şarkı etkinliğine katılmak için farkında olmadan paylaştığını söyledi.

Tek geliri emekli maaşı olan Maslyakov için bu ceza ağır darbe oldu. Estonya’daki Rus topluluğunun çağrısıyla para kısa sürede toplandı.

‘İtalya’da Rusça konuşuluyor’ diyen öğretmen işinden oldu

Riga’daki 225 numaralı anaokulunda eğitimci olarak çalışan Olga Sokolova, İtalya tatilinde çektiği videoda bu ülkede pek çok kişinin Rusça anladığını ancak kimsenin Letonca bilmediğini söylemesi üzerine işinden oldu.

Riga belediyesi, Sokolova’nın “ülkeye bariz saygısızlık gösterdiğine” karar verdi. Sokolova istifaya zorlanırken, Letonya milli takımında oynayan basketbolcu oğulları Rodion ve Artur Kurucs’un da “Letonya için oynamaya layık olmadıkları” gerekçesiyle takımdan ayrılmaları yönünde baskıya maruz kaldığı belirtildi.

Litvanya’da ise yeni atanan Maliye Bakan Yardımcısı Valentin Gavrilov’un, her yıl Zafer Günü’nde Vilnius’taki Antakalnis Mezarlığı’na giderek savaşta ölen Sovyet askerlerinin mezarlarına çiçek bıraktığı ortaya çıkınca istifa etmek zorunda kaldı.

Gavrilov’un ayrıca, Litvanya’da yasaklı olan Rus sosyal ağı VKontakte’de Sovyet savaş şarkıları içeren kişisel sayfasının bulunması da skandalı büyüttü.

Ruslara yönelik şiddet çağrıları cezasız kalıyor

Eski televizyon sunucusu ve siyasetçi Natalya Abola’nın devleti eleştiren paylaşımının altına yorum yapan Gints Zemitans adlı kullanıcı, Abola’nın “halk güçleri tarafından tasfiye edilmesi” çağrısında bulundu.

Uldis Dundurs isimli başka kullanıcı ise “tüm Rusların gaz odasına gönderilmesi” gerektiğini yazdı. Polise yapılan şikâyetler üzerine, sadece gaz odası çağrısıyla ilgili “kurum içi inceleme” başlatıldığı, diğer başvuruların ise reddedildiği bildirildi.

Letonya’dan Rus emeklilere sınır dışı tehdidi

Letonya meclisi, 1991’de vatandaşlık verilmeyen ve daha sonra Rusya vatandaşlığı ile Letonya’da oturum izni alan yaşlıları hedef alan yasayı kabul etti.

Bu kişilerden, sınır dışı edilme tehdidi altında Letonca dil sınavını geçmeleri isteniyor. Sınavı geçemeyenler ise ücretsiz sağlık hizmetlerinden ve sosyal yardımlardan mahrum bırakılıyor.

Avukat Yelizaveta Krivtsova’nın, bu yasaya karşı Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuru reddedildi. Mahkeme, kararında Rus emeklilerin sınır dışı edilmemek için A2 seviyesinde Letonca bilmelerinin zorunlu olduğunu belirtti.

Krivtsova, “Mahkeme, sınavı üç kez geçemeyen yaşlı bir kadının durumuyla hiç ilgilenmedi. Kararın ana mesajı şu: Letonca bilmeyen çok sayıda insanın ülkede yaşamasının devlete yönelik ciddi tehdit oluşturduğu, bu nedenle yaşlı ve hasta insanların sınır dışı edilmesinin kabul edilebilir olduğu kabul ediliyor,” diyerek durumu özetledi. Krivtsova, davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyacağını bildirdi.

Putin’in danışmanı Kobyakov: SSCB hukuken varlığını sürdürüyor

Avrupa

Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Yayınlanma

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.

Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.

The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.

Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.

Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.

Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.

Fransa’da okul boykotları yayılıyor

“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.

Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.

Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.

Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.

Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.

17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.

BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.

Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.

Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.

Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.

Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.

Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.

Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.

Bu kapsamda iki soru sorulacak:

  • Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
  • Beklentileriniz nelerdir?

Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.

Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Yayınlanma

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.

Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.

Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.

Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.

Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.

İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).

Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.

BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.

Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.

Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.

Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.

Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.

Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.

Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.

Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

Yayınlanma

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.

Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.

Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.

Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.

Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.

Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.

Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English