Bizi Takip Edin

Diplomasi

Putin ve Xi’den ŞİÖ zirvesinde çok kutupluluk ve Ukrayna mesajı

Yayınlanma

Çin’in Tiencin kentinde düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) zirvesinde Çin Devlet Başkanı Xi, üye ülkeler arasında dayanışma ve ekonomik işbirliğini güçlendirme çağrısı yaptı. Rusya Devlet Başkanı Putin ise çok kutuplu bir dünya düzenini savunarak Ukrayna krizinin Batı destekli darbe ve NATO’nun genişlemesi nedeniyle çıktığını belirtti.

Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) zirvesi, 1 Eylül’de Çin’in Tiencin kentinde düzenleniyor. Yerel saatle 10.00’da başlayan ŞİÖ üye ülke liderleri toplantısı öncesinde fotoğraf çekimi yapıldı.

Törene Çin’den Xi Jinping, Rusya’dan Vladimir Putin, Belarus’tan Aleksandr Lukaşenko, Hindistan’dan Narendra Modi, İran’dan Mesud Pezeşkiyan, Kazakistan’dan Kasım-Cömert Tokayev, Kırgızistan’dan Sadır Caparov, Pakistan’dan Şahbaz Şerif, Tacikistan’dan İmamali Rahman ve Özbekistan’dan Şevket Mirziyoyev katıldı.

Zirve başlamadan önce Putin, kendisini Rusya Devlet Başkanı’nın elinden tutarak Xi’ye götüren Hindistan Başbakanı Modi ile sohbet etti.

Üç lider kısa bir süre görüştü. Modi, yedi yıl aradan sonra ilk kez Çin’i ziyaret etti.

ŞİÖ zirvesi, Çin’in Tiencin kentinde başladı

Xi’den 5 adımlık gelişim planı

Zirvede ilk konuşmayı, 2025 dönem başkanı ülkenin temsilcisi olarak Çin lideri Xi Jinping yaptı. Xi, konuşmasında ŞİÖ’nün gelişimi için beş adımdan bahsetti.

Xi’ye göre, örgüt üyeleri arasında dayanışma ve etkileşimi güçlendirmek, ayrıca “bölenin barış, istikrar, kalkınma ve refahı için sorumluluk” üstlenmek amacıyla her ülkenin avantajlarını kullanmak gerekiyor.

ŞİÖ devletlerinin pazarlarının ve “ekonomilerinin birbirini tamamlayıcı” özelliklerinin avantajlarını kullanması gerektiğini belirten Xi, ticaret ve yatırım prosedürlerinin basitleştirilmesi, enerji, altyapı, dijital ekonomi, inovasyon ve yapay zeka alanlarında işbirliğinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

Xi, “Yani ortak bir gelecek adına karşılıklı destek yoluyla modernleşmeye doğru hep birlikte ilerlemek,” dedi.

Çin lideri, ŞİÖ ülkelerinin kültürel ve insani alışverişi, ekonomik etkileşimi güçlendirmesi ve ortak çabalarla “müreffeh bir medeniyet inşa etmesi” gerektiğini vurguladı.

Xi ayrıca eşitlik ve adalete bağlılığın sürdürülmesi, “İkinci Dünya Savaşı hakkındaki tarihsel gerçeğin savunulması”, çok kutuplu dünya düzeninin korunması ve Dünya Ticaret Örgütüne dayalı çok taraflı ticaret sisteminin desteklenmesi gerektiğini söyledi.

Xi, ŞİÖ bünyesinde Güvenlik Sınamaları ve Tehditleriyle Mücadele Merkezi ile Narkotikle Mücadele Merkezinin bir an önce açılması ve ŞİÖ Kalkınma Bankasının kurulması çağrısı yaptı.

Xi, Çin’in kendi gelişimini ŞİÖ’nün gelişimi ve “tüm üye devletlerin halklarının güzel bir yaşama olan özlemiyle” ilişkilendirdiğini kaydetti.

Xi’ye göre, Çin’in diğer ŞİÖ ülkelerinin ekonomilerine yaptığı toplam yatırım hacmi 84 milyar doları aşıyor ve Çin’in diğer ŞİÖ ülkeleriyle yıllık ticaret hacmi 500 milyar dolardan fazla.

Çin, örgütün daha muhtaç ülkelerine yardımcı olacak yüzden fazla sosyal proje uygulamayı planlıyor ve yıl sonuna kadar 2 milyar yuan tutarında karşılıksız hibe yardımı sağlayacak.

Ayrıca Çin, önümüzdeki üç yıl içinde birlik üyelerine 10 milyar yuan tutarında kredi tahsis edecek.

Putin’den çok kutupluluk vurgusu

Vladimir Putin, Çin’in 2025 ŞİÖ dönem başkanlığı sırasında yaptığı çalışmaları takdir etti.

Putin, bu yılın özel olduğunu belirterek mayıs ayında Moskova’da Büyük Anayurt Savaşı’ndaki zaferin 80. yıl dönümünün kutlandığını, 3 Eylül’de ise Pekin’de Japon militarizmine karşı kazanılan zafer ve İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin 80. yıl dönümüne adanmış etkinlikler düzenleneceğini kaydetti.

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından kurulan ve yine 80. yılını kutlayan Birleşmiş Milletlerin tüzüğüne uluslararası hukukun üstünlüğü ve ulusların kendi kaderini tayin hakkı gibi temel ilkelerin dahil edildiğini hatırlatan Putin, iç işlerine karışmama, bağımsızlığa ve ulusal çıkarlara saygı ilkelerinin ŞİÖ’nün de temelini oluşturduğunu söyledi.

Putin, mevcut zirve için Tiencin Deklarasyonu ve 2035’e kadar ŞİÖ Kalkınma Stratejisi de dahil olmak üzere sağlam bir belge paketi hazırlandığını belirtti.

Putin, ŞİÖ çerçevesindeki işbirliğinin gelişim hızının etkileyici olduğunu, üye ülkelerin GSYH’sindeki ortalama artışın 2024’te yüzde 5’i, sanayi üretimindeki artışın ise yüzde 4,6’yı aştığını kaydetti.

Rusya’nın üye devletlerin ortak tahvil çıkarmasını, ŞİÖ’nün kendi ödeme, takas ve saklama altyapısını oluşturmasını ve ortak yatırım projeleri bankası kurmasını desteklediğini ifade etti.

Putin’e göre bu, ŞİÖ devletlerinin ekonomik alışverişlerinin verimliliğini artıracak ve onları “dış konjonktürdeki dalgalanmalardan” koruyacak. Putin ayrıca ulaşım, enerji, kültür ve eğitim alanlarındaki işbirliğinden de bahsetti.

Putin, ŞİÖ’nün gerçek anlamda çok kutupluluğun tesis edilmesini ve tüm Avrasya kıtasında karşılıklı güvenin güçlendirilmesini savunduğunu söyledi.

Putin, örgütün bu sayede Avrasya’da “modası geçmiş Avrupa merkezli ve Avrupa-Atlantik modellerinin yerini alacak” yeni bir istikrar ve güvenlik sisteminin oluşturulması için siyasi ve sosyoekonomik ön koşulların temelini atmaya yardımcı olduğunu belirtti.

Böylece mümkün olan en geniş ülke yelpazesinin dikkate alınması mümkün olacak ve bu da bazı ülkelerin güvenliklerini başkaları pahasına sağlamasına izin vermeyecek.

Putin, Ukrayna krizinin nedenlerini yineledi

Bu sözlerinin ardından Putin, konuşmasında Ukrayna konusuna geçti ve “Fırsattan istifade ederek, Rusya tarafının Ukrayna çevresindeki krize ilişkin olarak da aynı yaklaşımları benimsediğini söylemek isterim,” dedi.

Putin’e göre bu kriz, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması sonucu ortaya çıkmadı.

Putin, “Kriz, Batı tarafından desteklenen ve kışkırtılan Ukrayna’daki devlet darbesi ve ardından bu darbeyi kabul etmeyen, desteklemeyen Ukrayna bölgeleri ile Ukrayna’daki insanların direnişini silahlı kuvvetler yoluyla bastırma girişimleri sonucunda ortaya çıktı,” diye konuştu.

Krizin ikinci nedeni olarak Batı’nın Ukrayna’yı NATO’ya çekme yönündeki sürekli girişimlerini gösteren Putin, bunun Rusya’nın güvenliğine yönelik doğrudan tehdit oluşturduğunu ifade etti.

Putin, 2014 yılında Ukrayna’da ülkenin Kuzey Atlantik İttifakına katılmasını desteklemeyen siyasi yönetimin iktidardan uzaklaştırıldığını belirtti.

Başkan, Rusya’nın krizi çözmeye katkıda bulunan Çin, Hindistan ve diğer ortakların çabalarını ve önerilerini takdir ettiğini belirtti.

Putin, “Yakın zamanda Alaska’da yapılan Rusya-ABD zirvesinde varılan mutabakatların da bu yönde ilerlediğini ve Ukrayna’da barışın yolunu açtığını umuyorum,” dedi.

Putin, zirve marjındaki ikili görüşmeler sırasında meslektaşlarını bu müzakereler hakkında bilgilendireceğine söz verdi. Putin, 31 Ağustos’taki resmi akşam yemeğinde Xi Jinping ile konuyu kısaca ele aldıklarını söyledi.

Putin, Ukrayna’daki çözümün sürdürülebilir ve uzun vadeli olması için krizin temel nedenlerinin ortadan kaldırılması ve güvenlik alanında adil bir dengenin yeniden kurulması gerektiğini bir kez daha vurguladı.

Konuşmasının sonunda Putin, 1 Eylül’de Taşkent’te sınamalara ve tehditlere yanıt verecek evrensel bir ŞİÖ merkezinin kurulmasına ve Duşanbe’de Narkotikle Mücadele Merkezinin açılmasına ilişkin anlaşmaların imzalanacağını hatırlattı.

Moskova’da ise kasım ayında ŞİÖ ülkeleri başbakanlar toplantısı yapılacak ve burada Tiencin’de varılacak anlaşmalar ele alınacak.

Putin’in 1 Eylül programında Modi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile ikili görüşmeler de yer alıyor.

Ayrıca Kamboçya Başbakanı Hun Manet ve Nepal Başbakanı Khadga Prasad Sharma Oli ile de “ayakta” bir dizi görüşme yapacak. Bunun yanı sıra Putin, ŞİÖ+ formatındaki toplantıya da katılacak.

Diplomasi

G20 ticaret bakanları açıklamasına tek itiraz Çin’den geldi

Yayınlanma

G20 ticaret yetkilileri bu hafta Milwaukee’de bir araya geldi ve küresel çelik arz fazlasıyla mücadeleye yönelik yeni bir anlaşma duyurdu.

“Milwaukee Çerçevesi”, ülkeleri piyasayı bozan sübvansiyonları kısıtlamaya ve çelik ithalatı ile ticaretin kuralları dışına çıkarılmasının izlenmesini artırmaya çağırıyor.

Ayrıca, olası gümrük vergileri de dahil olmak üzere, kapasite fazlasına karşı “kanıta dayalı önlemleri” destekliyor.

Bu anlaşma, Eylül ayında Kuzey Carolina’nın Asheville kentinde düzenlenen G20 maliye bakanları toplantısında varılan daha geniş kapsamlı bir mutabakatın ardından geldi.

Toplantıda ABD ve diğer neredeyse tüm G20 ekonomileri, büyük ve kalıcı ticaret dengesizliklerinin diğer ülkelere zarar verebileceği konusunda mutabık kaldı.

Büyük ticaret fazlası olan ülkelerden, büyüme için ihracata aşırı bağımlı hale getiren politikalarını gözden geçirmelerini isteyen bir bildirgeyi imzaladılar.

Çin, bu bildirgeye itiraz eden tek G20 üyesi oldu.

Axios’a göre giderek daha fazla ülke, Donald Trump’ın küresel ticaretteki sorunlara ilişkin argümanının temel bir unsurunu benimsiyor. Üstelik bu durum, Trump’ın uyguladığı gümrük vergilerinin dünya ekonomisini sarsmasına rağmen gerçekleşiyor.

On yıllardır hükümetler, aşırı çelik üretimi de dahil olmak üzere küresel ticaretteki dengesizlikler konusunda uyarıda bulunuyorlar.

Değişen şey ise, yerli sanayilere verilen zararı kabul etme ve onları koruma konusundaki istek.

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, konferansın aralarında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çoğu ülke bu küresel sorunlara katılıyor, insanlar teşhise katılıyor fakat harekete geçmekten çekiniyorlar,” dedi.

Greer’e göre Milwaukee anlaşmasının “2015 yılında gerçekleşmesi” mümkün değildi.

Greer şöyle konuştu:

“Diğer tüm ülkeler, ABD pazarına erişimlerini sürdürmek istiyorlarsa uluslararası sistemi yeniden düzenlememiz gerektiğini biliyorlar. Yaratıcı fikirler, yeni yapılar ve tutarlı planlar ortaya koydukça, onlar da bu sürece katılıyorlar.”

AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, salı günü Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezinde Greer ve imalat sektöründen CEO’larla düzenlenen yuvarlak masa toplantısında, yönetimin kapasite fazlası konusuna odaklanmasını olumlu karşıladı.

Greer, “Ticaret komiseri ve diğerleri de dahil olmak üzere Avrupa’daki pek çok kişinin bu konu hakkında oldukça net bir görüşe sahip olduğunu düşünüyorum… Onlar, bizim 10 yıl önce atmaya başladığımız bazı adımları atmaya başlıyorlar,” dedi ve Avrupa’nın kendisinin de küresel kapasite fazlasına katkıda bulunduğuna inandığını ekledi.

ABD’nin ticaret ortakları, Washington ile birlikte çözmeye çalıştıkları bazı sorunları hedef alan gümrük vergileriyle ya da bu vergilerin uygulanma olasılığıyla karşı karşıya kalıyor.

Kanada’nın ABD’ye yaptığı çelik ihracatının çoğu %50’lik bir gümrük vergisiyle karşı karşıya. 

Ülkenin ticaret yetkililerinden biri Milwaukee’ye vardığında, belirli Kanadalı ürünlere yönelik bir ithalat yasağı yürürlüğe girdi.

Greer ayrıca 16 ekonomideki kapasite fazlası ve üretimi de soruşturuyor ve bu soruşturmalar nihayetinde yeni gümrük vergilerinin önünü açabilir.

Greer, yuvarlak masa toplantısındaki gerginliği kabul ederek, ABD ile ticaret ortakları arasında anlaşmazlıklar olabileceğini ama yine de başka yerlerdeki üretim fazlası konusunda ortak endişeleri paylaştıklarını belirtti.

Dış ticaret bakanları dün öğleden sonra, Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezine 1,5 mil (yaklaşık 2,4 km) uzunluğundaki bir yolculuk için otobüslere bindi ve burada fabrika tesisini gezdi.

Bu “saha gezisi”, Trump yönetiminin teşvik etmek istediği türden ileri düzey yerli üretimi sergilemeyi amaçlıyordu.

Rockwell, bakanlara gezi için çelik burunlu spor ayakkabılar hediye etti (bu ayakkabılar Vietnam’da üretilmişti).

Fabrikalarda kullanılan otomasyon teknolojisi üreten Rockwell, ABD’deki tesislerine, insan kaynağına ve teknolojiye 2 milyar dolarlık yatırım yapıyor. 

Fakat gümrük vergileri de bu üreticinin maliyetlerini artırıyor. Rockwell, yaz aylarında yatırımcılara bazı müşterilerinin projelerini ertelediğini bildirdi.

CEO Blake Moret, şirketin kazanç açıklamasında, “Gümrük vergileri ve enflasyon açısından bu kadar dalgalı bir ortamda, müşteriler iş planlarının maliyet tarafının sağlam olduğundan emin olmak istiyorlar,” dedi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Tayvan, Xi-Trump zirvesinin ardından gelen F-16V teslimatını memnuniyetle karşıladı

Yayınlanma

Tayvan, ayrı bir milyarlarca dolarlık silah paketine ilişkin ABD başkanlığı tarafından getirilen askıya alma kararına rağmen, uzun süredir ertelenen iki adet F-16V savaş uçağının teslimatını, ABD’nin askeri desteğinin devam ettiğinin bir göstergesi olarak değerlendirdi.

Cuma günü doğudaki Taitung ilçesindeki Chihhang Hava Üssü’ne ulaşan iki tek kişilik uçak, 1997 yılında orijinal F-16A/B filosunun teslimatlarının başlamasından bu yana adanın aldığı ilk yeni F-16’lar.

Önceki versiyonlarla karşılaştırıldığında, F-16V konfigürasyonu Northrop Grumman APG-83 aktif elektronik taramalı dizi radarını, güncellenmiş aviyonik sistemleri ve geliştirilmiş hedef tespit ve izleme yeteneklerini içermektedir.

Bu iki uçak, ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk görev dönemi sırasında, Ağustos 2019’da Washington tarafından onaylanan 247,2 milyar NT$ (7,76 milyar ABD doları) tutarındaki 66 adet F-16V satışının bir parçası.

İki uçağın, geçen hafta Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in ABD’ye yaptığı devlet ziyaretinden yaklaşık bir ay önce, ağustos ayı sonunda Tayvan’a ulaşması bekleniyordu. Ne Taipei ne de Washington, gecikmeyle ilgili kamuoyuna bir açıklama yapmadı.

Kongre’nin gayri resmi incelemesinden geçen, Taipei’ye yönelik yaklaşık 14 milyar ABD doları değerindeki ayrı bir silah paketi ise başkanın onayı beklenirken askıda kalmaya devam ediyor.

Trump’ın Xi’yi sıcak bir şekilde karşılamasının adada bir miktar belirsizliğe yol açmasının ardından, cuma günkü teslimat Tayvan’ın iktidar partisi Demokratik İlerleme Partisi (DPP) tarafından memnuniyetle karşılandı.

Tayvanlı lider William Lai Ching-te, Tayvan’ın kendini savunmasına yönelik “uzun vadeli desteği” ve iki taraf arasındaki güvenlik işbirliğini derinleştirmeye devam ettiği için Washington’a teşekkür etti. Ayrıca, bu teslimatı bölgesel istikrarla ilişkilendirerek, bunun ABD’nin “güvenliği ilerletmek için Tayvan dahil Hint-Pasifik ortaklarıyla birlikte çalışma” taahhüdünü gösterdiğini belirtti.

Demokrasi İlerleme Partisi (DPP) milletvekili Chen Kuan-ting de, bu teslimatın zirveden bu yana ABD’nin silah satışlarında “yapısal bir değişiklik” olmadığını gösterdiğini belirtti.

Buna karşılık, muhalefetteki Kuomintang milletvekili Ma Wen-chun, uçakların gelmesinin programdaki gecikmelerden dikkatleri başka yöne çekmemesi gerektiğini belirterek, savunma bakanlığını kalan uçaklar için net bir takvim sunmaya çağırdı. “İkisi geldi; kalan 64’ü de zamanında gelmelidir” dedi.

Tayvan Savunma Bakanlığı başlangıçta 66 savaş uçağının tamamını yıl sonuna kadar teslim almayı umuyordu, ancak program planlanan takvimin çok gerisinde kaldı. Tayvanlı yetkililer, takvimi etkileyen başlıca faktörler arasında üretim hattının yer değiştirmesini ve tedarik zincirindeki aksaklıkları gösterdi.

Savunma Bakanı Wellington Koo Li-hsiung cuma günü, yıl sonuna kadar daha fazla F-16V’nin teslim edileceğini söyledi, ancak kesin bir sayı vermedi.

İlk iki savaş uçağının teslim süreci de beklenmedik bir şekilde uzamıştı.

17 Ağustos’ta ABD anakarasından ayrılan uçaklar, Pasifik’i aşan yolculuklarında havada yakıt ikmali yaparak 21 Ağustos’ta Hawaii’deki Pearl Harbour-Hickam Ortak Üssü’ne ulaştı. Uçakların birkaç gün içinde Tayvan’a doğru yola devam etmeleri bekleniyordu, ancak bunun yerine üssünde neredeyse altı hafta kaldılar.

Tayvanlı medya ve askeri gözlemciler, teknik sorunlar, elverişsiz hava koşulları ve yakıt ikmal uçağının bulunmaması gibi çeşitli olası açıklamalar öne sürdü.

Nedeni açıklanamayan bu gecikme, Tayvan’da Washington’un, Xi’nin ABD’ye yapacağı devlet ziyaretinden kısa bir süre önce siyasi açıdan hassas bir teslimatı önlemek istemiş olabileceğine dair spekülasyonlara yol açtı.

Tayvan’ın United Daily News gazetesi, isimsiz bir kaynağa atıfta bulunarak, bu hafta bir ekipman sorununun uçağın Hawaii’de gecikmesine neden olmasının ardından Washington’un, teslimatın Xi’nin ziyareti etrafında daha fazla karmaşıklığa yol açmasını istemediğini bildirdi.

Ne ABD ne de Tayvanlı yetkililer, teslimatın zamanlamasını Xi’nin Washington ziyaretiyle ilişkilendirdi.

South China Morning Post, Xi’nin Washington ziyaretinden önce, yönetimin Tayvan’a yönelik büyük çaplı yeni silah satışlarını ertelemeyi değerlendirdiğini bildirmiş; kaynaklar, Pekin’in Xi’nin gezisi sırasında yeni anlaşmaların onaylanmamasını sağlamak için Washington’a gizlice baskı uyguladığını belirtmişti.

14 milyar ABD doları tutarındaki silah paketi, bu yılın başlarında zaten askıya alınmıştı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington’un silah satışlarını değerlendirirken kendi askeri ihtiyaçlarını, üretim kapasitesini ve silah stoklarını yenileme gerekliliğini de göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamıştı.

Geçen hafta Trump ile yapılan zirve sırasında Xi, ABD’nin “Tayvan bağımsızlığına” karşı çıkacağını ve Tayvan meselesini ihtiyatla ele alacağını umduğunu yineledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, zirvenin ardından Tayvan’a yönelik genel ABD politikasının değişmediğini vurgulamaya çalıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO’nun Kafkasya’daki genişlemesine Fransız-Türk anlaşmazlığı engel oluyor

Yayınlanma

NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan ile işbirliğini güçlendirme çabası, Fransa ile Türkiye arasındaki gerginlik nedeniyle tıkanma noktasına geldi.

POLITICO’ya konuşan üç NATO diplomatına göre, Fransa, bir Fransız vatandaşının tutuklanmasını temel gerekçe göstererek Bakü ile yeni bir ortaklık planını onaylamayı reddetti.

Buna karşılık Türkiye de, yakın müttefiki Azerbaycan’a dayanışma göstermek amacıyla Ermenistan’ın planının yenilenmesini engelledi.

Beş NATO diplomatı, iki Kafkas ülkesinin tatbikatlar, askeri eğitim ve diğer alanlarda NATO ile daha derin bir işbirliği arayışında olduğunu belirtti.

Sonuç olarak, her iki plan da bir yılı aşkın süredir belirsizlik içinde kaldı.

Aylar süren NATO anlaşmazlığı, geçen hafta Fransa’nın Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarının yenilenmesini engellemesinin ardından yeni bir aciliyet kazandı.

Paris, Brüksel’in Rus-Özbek milyarder Alişer Usmanov’a yönelik kısıtlamaları kaldırmasının ardından itirazını geri çekti.

Bu da Azerbaycan’ı, bir Fransız vatandaşı da dahil olmak üzere birkaç tutukluyu serbest bırakmaya sevk etti.

Geçen çarşamba günü Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in tutukluları serbest bırakmasının ardından Fransa, NATO ile Bakü arasındaki bağların güçlendirilmesine yönelik vetosunu kaldırması yönünde baskı altında bulunuyor.

NATO diplomatlarından biri, “Eğer veto hakkını kaldırmazlarsa, bu ne sağlam bir siyasi hamle olur ne de ittifakın çıkarları doğrultusunda hareket eden bir müttefik olarak kendilerini göstermiş olurlar. Ermenistan için bu çok tehlikeli; onların yakınımızda olmasının iyi olduğunu düşünüyoruz,” dedi.

İkinci bir NATO diplomatı ise şöyle konuştu: “Bir hayal kırıklığı var: İkili meseleler için NATO’yu kullanmayı bırakın.”

Hem Ermenistan hem de Azerbaycan, son yıllarda Rusya ile ilişkilerini soğutmuş durumda ve Avrupa ile bağlarını derinleştirmeye çalışıyor.

Erivan, Moskova liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (CSTO) savunma ittifakındaki üyeliğini askıya aldı, AB üyeliği lehine bir yasa kabul etti ve buna karşılık Moskova’dan ticaret kısıtlamaları ve sert eleştirilerle karşı karşıya kaldı.

Fransa uzun süredir Ermenistan ile yakın ilişkiler sürdürürken, Bakü ise bölgedeki Rus etkisini dengelemek için Türkiye ile olan yakın ittifakına güveniyor.

Bir Türk yetkili, “Mesele kesinlikle bir Türkiye-Fransa ya da Türkiye-Ermenistan kavgası değil,” diyerek şunları ekledi:

“Her ikisinin de erken onaylanmasını sağlamak amacıyla, Ermenistan ve Azerbaycan’ın ITPP [Bireysel Olarak Uyarlanmış Ortaklık Programları] belgelerini birlikte onaylamaya oldukça uzun bir süredir hazırız.”

NATO’nun ITTP ortaklıkları, ittifakın NATO üyesi olmayan ülkelerle siyasi diyalog ve askeri işbirliği için kullandığı başlıca araç.

Bu programlar dört yılda bir yenilenir ve hedeflerinin düzeyi, yararlanıcı ülkelerin ittifakla entegre olma isteğine bağlı.

Üç diplomat, yeni planlara ilişkin müzakerelerin neredeyse sonuçlandırılmak üzere olmasına rağmen, yaşanan gecikme nedeniyle NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan’ın güncelliğini yitirmiş ortaklıklarını geçici olarak uzatmak zorunda kaldığını belirtti.

Yeni planlar, bu ülkelerin ortak askeri tatbikatlara katılımına olanak tanıyacak, ordular arası eğitimi artıracak ve yerel İngilizce derslerinin düzenlenmesine kadar uzanan kültürel işbirliğini yoğunlaştıracak.

Bazıları, Erivan’ın dış politikasını Rusya’dan uzaklaştırmak için aldığı riskler göz önüne alındığında, bu gecikmenin Ermenistan’ın Batı ile yeniden yakınlaşma çabasını da engelleyebileceğinden endişe duyuyor.

“Bu bir endişe kaynağı… Bazı ülkelerde beklentiler yaratıyoruz, sonra da bunları karşılayamıyoruz — bu da daha sonra kızgınlığa yol açabilir,” diyen üçüncü NATO diplomatı, Bakü ve Erivan’ı ittifaka yaklaştırmanın her iki ülke arasındaki kırılgan barışı pekiştirmeye yardımcı olabileceğini de sözlerine ekledi.

Diplomat, “Artık iki ülke arasında barış olduğu için, bu NATO’nun onları daha fazla kendi tarafımıza çekmesi için iyi bir fırsat,” diye ekledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English