Diplomasi
Xi: ŞİÖ, hegemonyacılığa ve güç siyasetine karşı etkin bir güç haline geldi

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping pazartesi günü Rusya, Hindistan ve diğer Asya ülkelerinin liderlerine güvenlik ve ekonomik işbirliğini güçlendirme çağrısında bulundu, ŞİÖ’nün hegemonyacılığa ve güç siyasetine karşı etkin bir güç haline geldiğini söyledi.
Xi, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) 25. Devlet Başkanları Konseyi Zirvesi’nde yaptığı konuşmada bu açıklamayı yaptı. Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de zirveye katılanlar arasındaydı.
Xi, üyelerin “Soğuk Savaş düşüncesine, blok çatışmasına ve zorbalığa karşı çıkmaları” gerektiğini söyledi. Ayrıca, “Dünya Ticaret Örgütü’nün merkezinde yer aldığı çok taraflı ticaret sistemini desteklemeleri” ve “eşit ve düzenli çok kutuplu bir dünya” savunmaları için çağrıda bulundu.
Çin lideri, örgüt üyelerine farklılıkları kenara koyup işbirliğini ve dayanışmayı geliştirme çağrısında bulunarak, “Eşit ve düzen içinde çok kutuplu bir dünyayı ve evrensel olarak kapsayıcı bir ekonomik küreselleşmeyi savunmalı, küresel yönetim sistemini daha eşit ve adil hale getirmeliyiz” ifadesini kullandı.
“ŞİÖ, uluslararası eşitliğin ve adaletin yanında olarak, uygarlıkların kapsayıcılığını ve birbirinden öğrenmesini savunarak hegemonyacılığa ve güç siyasetine karşı etkin bir güç haline geldi” dedi.
Xi, Çin’in ŞİÖ’yü “pratik” yollarla geliştirmeyi amaçladığını söyledi. Bu yıl içinde üye ülkelere 2 milyar yuan (280 milyon dolar) hibe yardımı sağlama, önümüzdeki üç yıl içinde ŞİÖ Bankalararası Konsorsiyumu’nun üye bankalarına 10 milyar yuan ek kredi verme ve gelecek yıldan itibaren ŞİÖ özel burslarının sayısını ikiye katlama planlarını açıkladı.
Xi ayrıca, güvenlik tehditlerini ele almak için bir merkezin ve bir uyuşturucu ile mücadele merkezinin bir an önce kurulmasını istedi.
Çin devlet medyasına göre, Pekin yakınlarındaki Tianjin şehrinde düzenlenen zirveye 20’den fazla yabancı lider katıldı ve bu, grubun şimdiye kadarki en büyük etkinliği oldu.

Xi-Modi buluşması
Xi, pazar günü Modi ile görüştü ve ABD Başkanı Donald Trump’ın, Rus petrolü satın alımlarını cezalandırmak amacıyla Hint mallarına ek gümrük vergileri uygulamasının hemen ardından Hindistan ile daha sıcak ilişkiler kurma niyetini ortaya koydu.
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, zirve öncesinde Hindistan’a gitti ve Hindistan’ın yüksek teknoloji üretiminde kullanılan kritik metaller olan nadir toprak minerallerine olan ihtiyacını karşılama sözü verdi. Çin, ABD’nin gümrük vergilerine misilleme olarak nisan ayında nadir toprak elementleri ihracatına kısıtlamalar getirdi.
Çin ve Hindistan, sınır sorunlarından Çin’in Pakistan’a verdiği desteğe kadar çok çeşitli çelişkilerle karşı karşıya. Ancak analistler, kendi ülkesinde ekonomik yavaşlama yaşayan Çin’in, Hindistan’ın büyüyen tüketici pazarından ve altyapı ve sanayinin modernizasyonu talebinden faydalanabileceğini söylüyor. Ayrıca ABD tarafından yüzde 50 gümrük vergisi ile cezalandırılan Hindistan için de Çin’le yakınlaşma hamlesi stratejik görülüyor.
Xi-Putin dostluğu
Zirve, Çin ve Rusya arasındaki daha yakın ilişkilerin yanı sıra, iki liderin yıllar boyunca kurdukları dostluğun da bir göstergesi olarak yorumlandı ve Putin’in Xi ile olan yakın ilişkilerini vurguladı.
İki lider arasındaki kişisel uyum, pazar akşamı Xi ve eşi Peng Liyuan’ın katılımcı liderler için düzenledikleri hoş geldiniz yemeğinde ortaya çıktı.
Putin ziyafette Çin devlet başkanının yanında dururken fotoğraflandı ve ikili, salona girerken yan yana yürürken televizyonda görüntülendi.
Pezeşkiyan’dan iki öneri
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan zirvede yaptığı konuşmada, bölgesel krizlerin yönetimi için dışişleri bakanlarından oluşan bir kriz komitesinin kurulmasını teklif etti.
Komitenin, üyelerin egemenliğine yönelik ihlallerde hızlıca müdahale edebilecek bir yapıda olması gerektiğini belirten Pezeşkiyan, “İran, uluslararası sistemin çok kutupluluğunun önemli sütunlarından biri olan Şanghay İşbirliği Örgütü’nün daha barışçıl ve ekonomik işbirliğine daha elverişli bir dünya oluşturmak için somut adımlar atması gerektiğine inanmaktadır” dedi.
Pezeşkiyan bu bağlamda, İran’ın “barışın inşasının gerekliliği” ve “tek taraflı yaptırımların etkisini azaltmak için mali işbirliğinin güçlendirilmesi gerekliliği” olmak üzere iki konuda özel öneri sundu: “Bölgesel barış ve güvenliği tehdit eden çeşitli krizler konusunda görüş alışverişinde bulunmak ve istişarelerde bulunmak, kriz yönetimine ilişkin operasyonel öneriler geliştirmek ve bunların takibi için bir mekanizma sağlamak amacıyla üye devletlerin dışişleri bakanlarından oluşan bir komitenin oluşturulması gerekmektedir. Bu komite, olası ve fiili çeşitli krizlerde bir üyenin talebi üzerine derhal toplanma yetkisine sahip olmalı ve örgütün entelektüel ve operasyonel kolu olarak uygun bir rol üstlenmelidir. Özellikle bir üyenin egemenliği ihlal edildiğinde, bu mekanizma derhal tepki vermeli ve egemenliği ihlal edilen üyeyi çeşitli kanallar aracılığıyla desteklemeye çalışmalıdır.”
Pezeşkiyan, Batılı ülkelerin tek taraflı yaptırımlarının üye ülkelerin ekonomik ilişkilerine zarar verdiğini hatırlatarak, bu sorunun çözümü için ulusal para birimleriyle ödemenin yaygınlaştırılması, dijital altyapıların kurulması ve çok taraflı para takas fonunun oluşturulmasını kapsayan “ŞİÖ Özel Hesaplar” mekanizmasının güçlendirilmesini önerdi.
Erdoğan-Xi görüşmesi
Zirve kapsamında Tianjin’de bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Çin lideri Xi Jinping ile bir araya geldi.
Xi, Çin ve Türkiye’nin bağımsızlık ruhuna sahip, yükselen büyük ülkeler olduğunu belirterek, ikili ilişkilerin üst düzeyde gelişmesinin her iki ülkenin temel çıkarlarına ve Küresel Güney’in ortak çıkarlarına hizmet ettiğini ekledi.
Xi, her iki ülkeyi barış, kalkınma ve kazan-kazan işbirliği gibi küresel eğilimleri kavramaya ve daha adil ve eşitlikçi bir küresel yönetişim sistemi oluşturmak için birlikte çalışmaya çağırdı.
Gelecek yılın Çin ve Türkiye arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının 55. yıldönümü olduğunu belirten Xi, iki tarafın bu fırsatı ikili ilişkileri güçlendirmek için değerlendirmesi gerektiğini söyledi. “İki ülke, siyasi karşılıklı güveni pekiştirmeli, kendi temel çıkarları ve önemli endişeleriyle ilgili konularda birbirlerini desteklemeli ve terörle mücadele ve güvenlik alanındaki işbirliğini güçlendirmelidir” dedi.
Xi, iki ülkenin pratik işbirliğini derinleştirmesi ve yeni enerji, 5G teknolojisi ve biyotıp alanlarında yeni işbirliği fırsatları araması gerektiğini söyledi. Ayrıca, uluslararası adalet ve hakkaniyeti korumak için her iki tarafın çok taraflı çerçeveler içinde koordinasyonu güçlendirmesi çağrısında bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Çin ile yakın üst düzey ilişkilerini sürdürmeye, yüksek kaliteli Kuşak ve Yol işbirliğini ilerletmeye ve altyapı ve yeni enerji gibi alanlarda işbirliğini güçlendirerek ikili ilişkilerin sağlam büyümesini desteklemeye hazır olduğunu söyledi.
Erdoğan, Türkiye’nin ŞİÖ çerçevesinde Çin ile işbirliğini geliştirerek bölgenin ve dünyanın kalkınmasına ve refahına katkıda bulunmaya hazır olduğunu belirtti ve Çin’in Orta Doğu meselesindeki adil tutumunu övdü.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin “Tek Çin” politikasına desteğini yinelerken iki ülke arasındaki ilişkilerin stratejik boyutuna dikkati çekti.
Görüşmede, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Türkiye’nin Pekin Büyükelçisi Selçuk Ünal da yer aldı.
Çin tarağında ise, Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Birinci Sekreteri Cai Qi, Dışişleri Bakanı Wang Yi de dahil olmak üzere üst düzey Çinli yetkililer yer aldı.
Pazartesi günü sona erecek zirvede, Tianjin deklarasyonu olarak adlandırılan bir ortak bildiri ve 10 yıllık bir kalkınma planı hazırlanması bekleniyor.
Bazı yabancı liderler, İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin 80. yıldönümünü anmak için çarşamba günü Pekin’de düzenlenecek askeri geçit törenine katılmak üzere Çin’de kalacak.
Şanghay İşbirliği Örgütü
ŞİÖ, ilk olarak 1996’da sınır güvenliği ve ekonomik işbirliği ittifakı olarak Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan tarafından oluşturuldu. O yıllarda “Şanghay Beşlisi” olarak anılan gruba 2001’de Özbekistan’ın da dahil edilmesiyle örgütün kuruluşu gerçekleşti.
2017’de Kazakistan’da düzenlenen Astana Zirvesi’nde Hindistan ve Pakistan’ın üyelik süreçleri tamamlanırken 2021’de Tacikistan’da düzenlenen Duşanbe Zirvesi’nde İran’ın, 2024’te Kazakistan’da düzenlenen Astana Zirvesi’nde Belarus’un katılımıyla örgütün üye sayısı 10’a ulaştı.
Moğolistan ve statüsü Eylül 2021’den bu yana aktif durumda bulunmayan Afganistan, örgütte “gözlemci” olarak yer alırken ŞİÖ’nün, aralarında Türkiye’nin de olduğu 14 ülkeyle “diyalog ortaklığı” bulunuyor.
Örgüt üyesi ülkelerin yüz ölçümlerinin toplamı, Avrasya kıta parçasının yaklaşık yüzde 65’ini kapsıyor, dünya nüfusunun yüzde 40’ını ve küresel gayrisafi hasılanın yüzde 30’unu temsil ediyor.
Diplomasi
Kanada, AB’ye üyeliği değil, “benzersiz bir ittifak” kurmayı hedefliyor

Başbakan Mark Carney’e göre Kanada, AB ile “benzersiz bir ittifak” kurmayı hedefliyor fakat üye olmayı düşünmüyor.
Carney, Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin Kanada’nın bloğun “ortak üyesi” olup olamayacağını araştırdığını bildirmesinin ardından pazar günü açıklama yaptı.
Gazete, hem AB hem de Kanada’dan ismi açıklanmayan yetkililere atıfta bulunarak, geçmişte üyelik kuralları konusunda esnek davranmayan AB’nin, Kanada’ya henüz oluşturulmamış bir ortak üyelik statüsü tanıma fikrine açık olduğunu bildirdi.
Carney, “Avrupa Birliği’ne üye olmak gibi bir niyetimiz yok,” dedi.
Başbakan, Toronto Uluslararası Film Festivali’nde gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Aradığımız şey ve bunun için görüşmelere başlayacağımız şey Kanada ile Avrupa Birliği arasında benzersiz bir ittifaktır. Aynı değerleri paylaşıyoruz, aynı önceliklere sahibiz ve birbirimizi çok iyi tamamlayan güçlü yanlarımız var.”
Carney’in ofisi cumartesi günü, Carney’in önümüzdeki hafta Fransa ve İngiltere’ye seyahat edeceğini doğruladı.
Carney, Strazburg’daki Avrupa Parlamentosu’nda bir konuşma yapacak ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in “Avrupa Birliği’nin Durumu” başlıklı konuşmasına katılacak.
The Globe and Mail gazetesi ise ayrı bir haberde, “ortak üyelik” unvanını gündeme getiren kişinin Carney değil, AB olduğunu bildirdi ve isimsiz bir kaynağa atıfta bulunarak, bu ilişkiye verilecek unvanla ilgili herhangi bir tartışmanın henüz erken olduğunu belirtti.
Kanada’nın ABD ile giderek tırmanan ticaret savaşı, diğer ticaret ortaklarına yönelik stratejik yönelimine aciliyet kazandırdı.
Ottawa ile Washington arasındaki ilişkiler, ticaret ve diğer konulardaki anlaşmazlıklar nedeniyle geçen yıl Başkan Donald Trump’ın Beyaz Saray’a geri dönmesinden bu yana keskin bir şekilde kötüleşti.
Ticaret anlaşmazlığı, sınır ötesi ticarette on milyarlarca dolarlık gümrük vergilerinin uygulanmasına yol açtı.
Trump pazar günü eleştirilerini yineledi; Kanada’yı “iş yapmak için en kötü ülke” olarak nitelendirdi ama bu ülkenin “anlaşma yapmak için can attığını” düşündüğünü de ekledi.
Trump Air Force One uçağında gazetecilere, “Yıllardır ülkemizi dolandırıyorlar,” dedi.
ABD Başkanı, 1 Ocak’tan itibaren Kanada’dan gelen otomobiller, kamyonlar ve otomobil parçalarına yeni gümrük vergileri uygulama niyetini yineledi.
WSJ’nin haberine göre, Kanada ve AB, enerji, yapay zeka, savunma ve kritik mineraller gibi stratejik tedarik zincirlerinde yer alan Kanada menşeli mal, hizmet ve işgücünün serbestçe dolaşımını sağlamak için çeşitli yolları görüşüyor. Bu sayede AB sınırı fiilen kaydırılmış olacak.
Gazetenin aktardığına göre, Kanada ve AB ayrıca su altı kablolarının döşenmesi, veri merkezleri, bulut depolama ve yeni uydu ağlarının ortaklaşa inşası ile Kanada’dan AB’ye enerji nakliyesi için gerekli altyapının kurulması konularını da görüşüyor.
WSJ, konuyla ilgili bilgisi olan ismi açıklanmayan iki yetkiliye atıfta bulunarak, Carney’in Kanadalıların AB’de vizesiz olarak yaşama ve çalışma imkânı konusunda başta Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron olmak üzere birçok AB lideriyle düzenli olarak görüşmeler yaptığını belirtti.
Fransa Cumhurbaşkanlığı, Macron’un 20 Eylül’de Kanada’nın Atlantik kıyısı açıklarındaki bir ada grubu olan ve Fransa’ya ait Saint Pierre ve Miquelon’da Carney ile görüşeceğini doğruladı.
Fakat daha mütevazı bir ticaret anlaşmasını hayata geçirme yönündeki geçmişteki çabaların Avrupa içinde şiddetli bir muhalefetle karşılaşmış olması nedeniyle, Kanada ile AB arasında daha yakın bağlar kurmaya yönelik herhangi bir projenin zorluklarla karşılaşması muhtemel.
Anlaşmanın imzalanmasından on yıldan fazla, geçici olarak yürürlüğe girmesinden ise dokuz yıl geçmesine rağmen, birçok AB ülkesi hâlâ anlaşmayı onaylamadı.
Diplomasi
Alman şirketleri Çin’deki yatırımlarını artırıyor

Alman şirketleri 2026 yılının ilk yarısında Çin’deki yatırımlarını üçte bir oranında artırırken, ABD’deki yatırımlarını ise keskin bir şekilde azalttı.
Alman Ekonomi Enstitüsü (IW) tarafından yapılan ve Bundesbank verilerine dayanan bir araştırmaya göre, Alman firmaları Çin’e önceki yılın aynı dönemine kıyasla 5,6 milyar avro (6,50 milyar dolar) daha fazla yatırım yaptı.
Bu rakam, 2020 ile 2025 yılları arasındaki ortalama yarı yıllık yatırım seviyesiyle uyumlu.
IW’den Jürgen Matthes, ülkeyi hem önemli bir satış pazarı hem de şirketlerin rekabet gücünü artırabilecekleri bir “spor salonu” olarak nitelendirerek, “Alman şirketlerinin Çin’e yatırım yapmaya devam etmekten başka seçeneği yok,” dedi.
Matthes, devlet sübvansiyonları ve değerinin altında tutulan yuanın Çin’deki üretimi yapay olarak ucuz hale getirdiğini ve Alman şirketlerini, küresel ölçekte Çinli rakiplerle rekabet edebilmek için yerel olarak genişlemeye teşvik ettiğini söyledi.
Matthes şöyle devam etti:
“Almanya için bu, üretim ve istihdamın Çin’e kaydığı anlamına geliyor. AB, bu haksız oyuna son vermeli ve Çin’den yapılan ithalatlara telafi edici gümrük vergileri uygulamalı.”
Araştırmaya göre, ticaret gerilimleri ve Başkan Donald Trump tarafından uygulanan ABD gümrük vergileri nedeniyle ABD’ye yapılan yatırımlar yaklaşık üçte iki oranında azalarak 4,3 milyar avro civarına geriledi.
Bu farklılık, Avrupa’da iktisadi bağımlılıkları azaltma ve yerli sanayinin rekabet gücünü artırma yönündeki geniş çaplı çabalara rağmen, söz konusu dönemde Almanya’nın yatırımları açısından Çin’in ABD’nin önüne geçmesine neden oluyor.
Diplomasi
BRICS liderlerinden ortak tavır: Ortadoğu’da itidal çağrısı

Çin, Rusya ve İran’ın da aralarında bulunduğu BRICS liderleri, hafta sonu Yeni Delhi’de Narendra Modi ev sahipliğinde düzenlenen zirvede ortak bir cephe görüntüsü verdi. Zirvenin ortak bildirisinde ABD’nin Orta Doğu’da başlattığı savaş, Washington’ın gümrük tarifeleri politikası ve yaptırım uygulamaları hedef alındı.
ABD’nin ve Başkan Donald Trump’ın adı doğrudan anılmadı ancak Washington’ın hem dostlarını hem de karşıtlarını bünyesinde barındıran 10 BRICS ülkesinin yayımladığı 45 sayfalık ortak bildirinin hedefinde açıkça ABD vardı.
Bildiride, Orta Doğu’daki çatışmaya dahil olan ülkelere “azami itidal” çağrısı yapılırken, savaşın tırmanmasından “derin endişe” duyulduğu belirtildi. Ayrıca “sivil altyapıya ve barışçıl amaçlarla kullanılan nükleer tesislere yönelik kasıtlı saldırılar” kınandı.
Cumartesi sabahının erken saatlerine kadar süren müzakereler sonunda üzerinde uzlaşılan bu ifadeler, üyeleri altı aydan uzun süre önce ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı çatışmada farklı pozisyonlara sahip olan ülkeler açısından dikkat çekici bir ortak çağrı niteliğindeydi. Bir tarafta Tahran yer alırken, diğer tarafta Birleşik Arap Emirlikleri ve henüz tam BRICS üyesi olmayan Suudi Arabistan bulunuyor. Çin ve Hindistan ise büyük petrol ithalatçıları arasında.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, cuma günü yaptığı sert konuşmada ülkesinin teslim olmayacağını söyleyerek zirvenin tonunu belirledi.
Buna karşın, Trump yönetiminin İran’a yardım eden herhangi bir ülkeye yaptırım uygulama tehdidine rağmen BRICS üyeleri, Washington’ın politikalarına ve yükselen ekonomilerin yeterince temsil edilmediklerini savunduğu küresel düzene karşı tepki gösterdi.
Hindistan Başbakanı Narendra Modi cumartesi günü liderlere hitaben yaptığı konuşmada, “Birbirimizin bakış açılarına saygı duyuyor ve uzlaşı yoluyla ilerliyoruz. Kimseye karşı çıkarak değil, herkesi yanımıza alarak ilerlemeye çalışıyoruz” dedi.
Modi, “Artık BRICS içindeki birlik ve uzlaşımızı küresel sahnede somut sonuçlara dönüştürmenin zamanı geldi” diye ekledi.
Zirve, ülkesinin bir yıl süren BRICS dönem başkanlığını Küresel Güney’e yönelik daha geniş bir gündemi ilerletmek için kullanmaya çalışan Modi açısından önemli bir başarı noktası oldu.
Bloomberg’e konuşan kaynaklara göre özellikle İran ile BAE arasındaki görüş ayrılıkları oldukça belirgindi. Tahran, ABD ve İsrail’in açık biçimde kınanmasını isterken, ABD’nin müttefiki olan BAE buna karşı çıktı ve İran’ın Körfez ülkesine yönelik insansız hava aracı ve füze saldırılarının da kınanmasını talep etti.
Hindistan Dışişleri Bakanlığı Ekonomik İlişkiler Sekreteri Sudhakar Dalela, cumartesi günü düzenlenen basın toplantısında BRICS üyeleri arasındaki görüşmelerin uzlaşı sağlanıncaya kadar sürdüğünü söyledi.
Dalela, “Batı Asya konusunda ortak bir yaklaşım üzerinde anlaşmaya varmış olmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu yaklaşımın temelinde, herhangi bir çatışmanın çözümünde diyalog ve diplomasinin yol gösterici ilkeler olması gerektiğine hepimizin inanması yatıyor” dedi.
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in zirveye katılması toplantının ağırlığını artırdı. Xi geçen yıl Rio de Janeiro’da düzenlenen BRICS zirvesine katılmamıştı. Bu ziyaret, Xi’nin yedi yıl aradan sonra Hindistan’a yaptığı ilk ziyaret oldu ve 2020’de yaşanan ölümcül sınır çatışmasının ardından Hindistan ile Çin arasındaki temkinli yakınlaşmanın son işaretlerinden biri olarak değerlendirildi.
Xi, BRICS üyelerine “tarihin doğru tarafında yer alma” ve barışın korunması ile küresel yönetişimin reformunda öncü olma çağrısı yaptı.
Xi ayrıca, Çin’in Orta Doğu’da barış ve istikrarın sağlanmasında “üzerine düşen rolü” oynamaya hazır olduğunu belirtti.
Devlet yayın kuruluşu CCTV’nin aktardığına göre Xi, “İlgili taraflar siyasi çözüm konusundaki kararlılıklarını sürdürmeli ve kalıcı ve kapsamlı bir ateşkesin sağlanması yönünde çaba göstermelidir,” dedi.
Putin ise yıllardır uygulanan Batı yaptırımlarına rağmen dünya sahnesinde hâlâ etkili bir lider olduğunu göstermek için zirveyi fırsata çevirdi.
Moskova Devlet Üniversitesi Asya ve Afrika Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Alexey Maslov, “Paradoks şu ki Putin’in politikaları, nasıl değerlendirirseniz değerlendirin, Rusya’nın tecrit edilmesiyle sonuçlanmadı” dedi.
Maslov, “Tam tersine, Rusya’nın çevresinde Küresel Güney ve güvenlik ile bağlantılı fikirleri destekleyen oldukça sıra dışı bir ülkeler koalisyonu oluştu” ifadelerini kullandı.
Avrupa7 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa6 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa7 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya6 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor









