Bizi Takip Edin

Diplomasi

Xi: ŞİÖ, hegemonyacılığa ve güç siyasetine karşı etkin bir güç haline geldi

Yayınlanma

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping pazartesi günü Rusya, Hindistan ve diğer Asya ülkelerinin liderlerine güvenlik ve ekonomik işbirliğini güçlendirme çağrısında bulundu, ŞİÖ’nün hegemonyacılığa ve güç siyasetine karşı etkin bir güç haline geldiğini söyledi.

Xi, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) 25. Devlet Başkanları Konseyi Zirvesi’nde yaptığı konuşmada bu açıklamayı yaptı. Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de zirveye katılanlar arasındaydı.

Xi, üyelerin “Soğuk Savaş düşüncesine, blok çatışmasına ve zorbalığa karşı çıkmaları” gerektiğini söyledi. Ayrıca, “Dünya Ticaret Örgütü’nün merkezinde yer aldığı çok taraflı ticaret sistemini desteklemeleri” ve “eşit ve düzenli çok kutuplu bir dünya” savunmaları için çağrıda bulundu.

Çin lideri, örgüt üyelerine farklılıkları kenara koyup işbirliğini ve dayanışmayı geliştirme çağrısında bulunarak, “Eşit ve düzen içinde çok kutuplu bir dünyayı ve evrensel olarak kapsayıcı bir ekonomik küreselleşmeyi savunmalı, küresel yönetim sistemini daha eşit ve adil hale getirmeliyiz” ifadesini kullandı.

“ŞİÖ, uluslararası eşitliğin ve adaletin yanında olarak, uygarlıkların kapsayıcılığını ve birbirinden öğrenmesini savunarak hegemonyacılığa ve güç siyasetine karşı etkin bir güç haline geldi” dedi.

Xi, Çin’in ŞİÖ’yü “pratik” yollarla geliştirmeyi amaçladığını söyledi. Bu yıl içinde üye ülkelere 2 milyar yuan (280 milyon dolar) hibe yardımı sağlama, önümüzdeki üç yıl içinde ŞİÖ Bankalararası Konsorsiyumu’nun üye bankalarına 10 milyar yuan ek kredi verme ve gelecek yıldan itibaren ŞİÖ özel burslarının sayısını ikiye katlama planlarını açıkladı.

Xi ayrıca, güvenlik tehditlerini ele almak için bir merkezin ve bir uyuşturucu ile mücadele merkezinin bir an önce kurulmasını istedi.

Çin devlet medyasına göre, Pekin yakınlarındaki Tianjin şehrinde düzenlenen zirveye 20’den fazla yabancı lider katıldı ve bu, grubun şimdiye kadarki en büyük etkinliği oldu.

Xi-Modi buluşması

Xi, pazar günü Modi ile görüştü ve ABD Başkanı Donald Trump’ın, Rus petrolü satın alımlarını cezalandırmak amacıyla Hint mallarına ek gümrük vergileri uygulamasının hemen ardından Hindistan ile daha sıcak ilişkiler kurma niyetini ortaya koydu.

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, zirve öncesinde Hindistan’a gitti ve Hindistan’ın yüksek teknoloji üretiminde kullanılan kritik metaller olan nadir toprak minerallerine olan ihtiyacını karşılama sözü verdi. Çin, ABD’nin gümrük vergilerine misilleme olarak nisan ayında nadir toprak elementleri ihracatına kısıtlamalar getirdi.

Çin ve Hindistan, sınır sorunlarından Çin’in Pakistan’a verdiği desteğe kadar çok çeşitli çelişkilerle karşı karşıya. Ancak analistler, kendi ülkesinde ekonomik yavaşlama yaşayan Çin’in, Hindistan’ın büyüyen tüketici pazarından ve altyapı ve sanayinin modernizasyonu talebinden faydalanabileceğini söylüyor. Ayrıca ABD tarafından yüzde 50 gümrük vergisi ile cezalandırılan Hindistan için de Çin’le yakınlaşma hamlesi stratejik görülüyor.

Xi-Putin dostluğu

Zirve, Çin ve Rusya arasındaki daha yakın ilişkilerin yanı sıra, iki liderin yıllar boyunca kurdukları dostluğun da bir göstergesi olarak yorumlandı ve Putin’in Xi ile olan yakın ilişkilerini vurguladı.

İki lider arasındaki kişisel uyum, pazar akşamı Xi ve eşi Peng Liyuan’ın katılımcı liderler için düzenledikleri hoş geldiniz yemeğinde ortaya çıktı.

Putin ziyafette Çin devlet başkanının yanında dururken fotoğraflandı ve ikili, salona girerken yan yana yürürken televizyonda görüntülendi.

Pezeşkiyan’dan iki öneri

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan zirvede yaptığı konuşmada, bölgesel krizlerin yönetimi için dışişleri bakanlarından oluşan bir kriz komitesinin kurulmasını teklif etti.

Komitenin, üyelerin egemenliğine yönelik ihlallerde hızlıca müdahale edebilecek bir yapıda olması gerektiğini belirten Pezeşkiyan, “İran, uluslararası sistemin çok kutupluluğunun önemli sütunlarından biri olan Şanghay İşbirliği Örgütü’nün daha barışçıl ve ekonomik işbirliğine daha elverişli bir dünya oluşturmak için somut adımlar atması gerektiğine inanmaktadır” dedi.

Pezeşkiyan bu bağlamda, İran’ın “barışın inşasının gerekliliği” ve “tek taraflı yaptırımların etkisini azaltmak için mali işbirliğinin güçlendirilmesi gerekliliği” olmak üzere iki konuda özel öneri sundu: “Bölgesel barış ve güvenliği tehdit eden çeşitli krizler konusunda görüş alışverişinde bulunmak ve istişarelerde bulunmak, kriz yönetimine ilişkin operasyonel öneriler geliştirmek ve bunların takibi için bir mekanizma sağlamak amacıyla üye devletlerin dışişleri bakanlarından oluşan bir komitenin oluşturulması gerekmektedir. Bu komite, olası ve fiili çeşitli krizlerde bir üyenin talebi üzerine derhal toplanma yetkisine sahip olmalı ve örgütün entelektüel ve operasyonel kolu olarak uygun bir rol üstlenmelidir. Özellikle bir üyenin egemenliği ihlal edildiğinde, bu mekanizma derhal tepki vermeli ve egemenliği ihlal edilen üyeyi çeşitli kanallar aracılığıyla desteklemeye çalışmalıdır.”

Pezeşkiyan, Batılı ülkelerin tek taraflı yaptırımlarının üye ülkelerin ekonomik ilişkilerine zarar verdiğini hatırlatarak, bu sorunun çözümü için ulusal para birimleriyle ödemenin yaygınlaştırılması, dijital altyapıların kurulması ve çok taraflı para takas fonunun oluşturulmasını kapsayan “ŞİÖ Özel Hesaplar” mekanizmasının güçlendirilmesini önerdi.

Erdoğan-Xi görüşmesi

Zirve kapsamında Tianjin’de bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Çin lideri Xi Jinping ile bir araya geldi.

Xi, Çin ve Türkiye’nin bağımsızlık ruhuna sahip, yükselen büyük ülkeler olduğunu belirterek, ikili ilişkilerin üst düzeyde gelişmesinin her iki ülkenin temel çıkarlarına ve Küresel Güney’in ortak çıkarlarına hizmet ettiğini ekledi.

Xi, her iki ülkeyi barış, kalkınma ve kazan-kazan işbirliği gibi küresel eğilimleri kavramaya ve daha adil ve eşitlikçi bir küresel yönetişim sistemi oluşturmak için birlikte çalışmaya çağırdı.

Gelecek yılın Çin ve Türkiye arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının 55. yıldönümü olduğunu belirten Xi, iki tarafın bu fırsatı ikili ilişkileri güçlendirmek için değerlendirmesi gerektiğini söyledi. “İki ülke, siyasi karşılıklı güveni pekiştirmeli, kendi temel çıkarları ve önemli endişeleriyle ilgili konularda birbirlerini desteklemeli ve terörle mücadele ve güvenlik alanındaki işbirliğini güçlendirmelidir” dedi.

Xi, iki ülkenin pratik işbirliğini derinleştirmesi ve yeni enerji, 5G teknolojisi ve biyotıp alanlarında yeni işbirliği fırsatları araması gerektiğini söyledi. Ayrıca, uluslararası adalet ve hakkaniyeti korumak için her iki tarafın çok taraflı çerçeveler içinde koordinasyonu güçlendirmesi çağrısında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Çin ile yakın üst düzey ilişkilerini sürdürmeye, yüksek kaliteli Kuşak ve Yol işbirliğini ilerletmeye ve altyapı ve yeni enerji gibi alanlarda işbirliğini güçlendirerek ikili ilişkilerin sağlam büyümesini desteklemeye hazır olduğunu söyledi.

Erdoğan, Türkiye’nin ŞİÖ çerçevesinde Çin ile işbirliğini geliştirerek bölgenin ve dünyanın kalkınmasına ve refahına katkıda bulunmaya hazır olduğunu belirtti ve Çin’in Orta Doğu meselesindeki adil tutumunu övdü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin “Tek Çin” politikasına desteğini yinelerken iki ülke arasındaki ilişkilerin stratejik boyutuna dikkati çekti.

Görüşmede, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Türkiye’nin Pekin Büyükelçisi Selçuk Ünal da yer aldı.

Çin tarağında ise, Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Birinci Sekreteri Cai Qi, Dışişleri Bakanı Wang Yi de dahil olmak üzere üst düzey Çinli yetkililer yer aldı.

Pazartesi günü sona erecek zirvede, Tianjin deklarasyonu olarak adlandırılan bir ortak bildiri ve 10 yıllık bir kalkınma planı hazırlanması bekleniyor.

Bazı yabancı liderler, İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin 80. yıldönümünü anmak için çarşamba günü Pekin’de düzenlenecek askeri geçit törenine katılmak üzere Çin’de kalacak.

Şanghay İşbirliği Örgütü

ŞİÖ, ilk olarak 1996’da sınır güvenliği ve ekonomik işbirliği ittifakı olarak Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan tarafından oluşturuldu. O yıllarda “Şanghay Beşlisi” olarak anılan gruba 2001’de Özbekistan’ın da dahil edilmesiyle örgütün kuruluşu gerçekleşti.

2017’de Kazakistan’da düzenlenen Astana Zirvesi’nde Hindistan ve Pakistan’ın üyelik süreçleri tamamlanırken 2021’de Tacikistan’da düzenlenen Duşanbe Zirvesi’nde İran’ın, 2024’te Kazakistan’da düzenlenen Astana Zirvesi’nde Belarus’un katılımıyla örgütün üye sayısı 10’a ulaştı.

Moğolistan ve statüsü Eylül 2021’den bu yana aktif durumda bulunmayan Afganistan, örgütte “gözlemci” olarak yer alırken ŞİÖ’nün, aralarında Türkiye’nin de olduğu 14 ülkeyle “diyalog ortaklığı” bulunuyor.

Örgüt üyesi ülkelerin yüz ölçümlerinin toplamı, Avrasya kıta parçasının yaklaşık yüzde 65’ini kapsıyor, dünya nüfusunun yüzde 40’ını ve küresel gayrisafi hasılanın yüzde 30’unu temsil ediyor.

Diplomasi

Avrupa savunmada ABD olmadan yol almaya hazırlanıyor

Yayınlanma

Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşü Avrupa ülkelerini kendi güvenlik mimarilerini yeniden şekillendirmeye yönlendirirken, askeri harcamalarda ve yerli savunma sanayisinde kapsamlı bir dönüşümü beraberinde getiriyor. Kamuoyu araştırmaları, Avrupa genelinde Washington’a olan güvenin çarpıcı biçimde gerilediğini ve askeri harcamaların artırılmasına yönelik desteğin yükseldiğini ortaya koyuyor.

Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşü, Avrupa ülkelerini kendi güvenlik politikalarını köklü bir biçimde gözden geçirmeye sevk ederken, kıta genelindeki silahlanma ve savunma hazırlıklarına ivme kazandırdı.

Amerikan düşünce kuruluşu Dış İlişkiler Konseyi’nin (CFR) yayını Foreign Affairs dergisinde yayımlanan analiz, Avrupa’nın olası bir tehdit anında ABD’nin askeri desteğine bütünüyle güvenemeyeceği yönündeki endişelerin derinleştiğini ortaya koyuyor.

Bu çerçevede Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler savunma bütçelerini artırırken, kendi askeri-endüstriyel altyapılarını güçlendiriyor ve Amerikan silah sistemlerine olan bağımlılıklarını kademeli olarak azaltıyor.

Yapılan kamuoyu araştırmaları, AB ülkelerinde yaşayanların yüzde 77’sinin Ukrayna’daki savaşı doğrudan Avrupa’nın güvenliğine yönelik bir tehdit olarak algıladığını gösteriyor.

Buna karşın, incelenen 15 Avrupa ülkesindeki katılımcıların yalnızca yüzde 11’i ABD’yi güvenilir bir müttefik olarak nitelendiriyor.

Katılımcıların büyük çoğunluğu, silahlı bir çatışma çıkması durumunda Washington’ın Avrupa’nın yardımına koşacağı konusunda şüphe taşıyor.

Bu toplumsal algı paralelinde, birçok Avrupa ülkesinde askeri harcamaların artırılması, yerli savunma sanayisinin geliştirilmesi ve Amerikan teçhizatı yerine Avrupa yapımı askeri donanımların tercih edilmesi yönündeki eğilim güç kazanıyor.

Bazı üye ülkelerde zorunlu askerlik hizmetine geri dönülmesi fikri de kamuoyunda zemin buluyor.

Analizde, Avrupa’nın yeniden silahlanma sürecindeki en önemli lokomotiflerden birinin Almanya olduğu belirtiliyor.

Berlin yönetimi, askeri harcamalarını 2022 yılına kıyasla yaklaşık üç katına çıkarmayı planlarken, Avrupalı savunma şirketleri insansız hava araçları, zırhlı araçlar, tanklar ve diğer mühimmatların üretim kapasitesini genişletiyor.

Uzmanlar, ABD’de gelecekte yönetim değişse bile Washington ile Avrupa arasındaki ilişkilerin eski seyrine dönmeyeceğini öngörüyor.

ABD’nin stratejik odağının her halükarda Çin ile rekabete kayacağı, bu nedenle Avrupa ülkelerinin kendi güvenliklerinin sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalacağı belirtiliyor.

Trump’ın yeniden seçilmesiyle birlikte Washington ile Avrupalı müttefikleri arasındaki ilişkiler daha karmaşık bir evreye girdi.

Beyaz Saray, Avrupalı ortaklarından savunma harcamalarını kararlılıkla artırmalarını talep ediyor.

Trump, geçmiş dönemlerinde de NATO müttefiklerini yeterli yük paylaşımı yapmamakla eleştirmiş ve ABD’nin ittifaktaki rolünü gözden geçirebileceği yönünde işaretler vermişti.

Bu gelişmelerin ışığında, Avrupa’da kendi savunma kapasitesini güçlendirme ve Washington’a olan bağımlılığı azaltma arayışları daha yüksek sesle dile getiriliyor.

AB Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü tarafından hazırlanan “Avrupa’yı Savunmak, Rusya’yı Caydırmak” başlıklı raporda da Avrupa ülkelerine NATO bünyesinde daha fazla sorumluluk üstlenme, askeri harcamaları artırma, ortak tedarik mekanizmalarını genişletme ve yerli savunma sanayisini geliştirme çağrısı yapıldı.

Raporda, Avrupa’nın artık ABD’den gelecek askeri desteğe eski düzeyde bel bağlayamayacağı vurgulandı.

Estonya Başbakanı Kristen Mihal de konuya ilişkin değerlendirmesinde, Avrupa’nın geçmişte silahsız bir barış projesi olarak tasarlandığını, ancak mevcut konjonktürde silahlı bir barış projesine dönüşmesi gerektiğini ifade etti.

Mihal, savunma alanındaki işbirliğinin geliştirilmesinin ve askeri kapasitenin artırılmasının, Avrupa ülkelerinin küresel sahnedeki nüfuzunu korumasının tek yolu olduğunu belirtti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Çin, Venezuela’ya deprem yardımı için 14,7 milyon dolar ek destek sözü verdi

Yayınlanma

Çin, geçen hafta meydana gelen iki depremin en az 1.450 kişinin ölümüne yol açmasının ardından Venezuela’ya 100 milyon yuan, yani 14,7 milyon ABD doları değerinde ek yardım malzemesi sağlayacak. Ölenler arasında sekiz Çin vatandaşı da bulunuyor.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun pazartesi günü yaptığı açıklamada, Pekin’in ülkeye daha önce sağlanan nakit yardıma ek olarak söz konusu yardım malzemelerini gönderme kararı aldığını söyledi.

Guo, Çin’in Venezuela’nın yardım operasyonlarını desteklemek amacıyla etkilenen bölgelerin uydu görüntülerini de sağladığını belirtti. Venezuela’daki Çinli şirketlerin ve denizaşırı Çinli toplulukların acil ihtiyaç duyulan mühendislik makineleri ve tıbbi malzemeler temin ettiğini, ayrıca arama-kurtarma çalışmalarına aktif biçimde katılmak üzere kurtarma ekipleri oluşturduğunu kaydetti.

Guo, “Çin, afet durumunun değişen ihtiyaçlarına göre Venezuela’ya daha fazla destek sağlamaya hazırdır,” dedi.

Nakit yardım, Çin Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı tarafından cuma günü duyurulmuştu. Ancak yardımın miktarı belirtilmemişti.

Yine cuma günü Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodríguez’e bir taziye mesajı gönderdi.

Yerel saatle çarşamba akşamı, 39 saniye arayla meydana gelen 7,2 ve 7,5 büyüklüğündeki depremler, Güney Amerika ülkesini son yüzyılı aşkın sürede vuran en güçlü depremler oldu.

Rodríguez ülke genelinde olağanüstü hal ilan etti ve kıyı eyaleti La Guaira’yı afet bölgesi olarak belirledi.

Birleşmiş Milletler raporuna göre, pazar günü itibarıyla 27 ülkeden 2.245 uzman personel ve 140 köpekten oluşan 44 arama-kurtarma ekibi bölgeye konuşlandırıldı. Ekipler, yıkılan yapılarda hayatta kalanları kurtarma ve acil tıbbi yardım sağlama çalışmaları yürütüyor.

Uluslararası Göç Örgütü’nün (IOM) cumartesi günü yayımladığı ön değerlendirmeye göre, afetten 2 milyona yakını başkent Caracas’ta olmak üzere 6,76 milyona kadar kişi etkilenmiş olabilir.

IOM, evlerini kaybeden ailelerin acil olarak geçici barınağa, güvenli içme suyuna, sanitasyon ve halk sağlığı hizmetlerine, tıbbi bakıma, koruma desteğine ve temel ev eşyalarına ihtiyaç duyduğunu bildirdi.

Çin’in Venezuela Büyükelçiliği, ülkedeki Çin vatandaşlarına yerel deprem uyarılarını yakından takip etmeleri, kıyı bölgelerinden uzaklaşmaları ve güvenli bölgelere geçmeleri yönünde uyarıda bulundu.

Büyükelçilik ayrıca, yerel Çinli şirketler ve Çin derneklerinin afet yardımı için mühendislik makineleri ve tıbbi malzemeler sağlamasına ve kurtarma ekipleri oluşturmasına rehberlik ettiğini cumartesi günü devlet haber ajansı Xinhua’ya bildirdi.

Xinhua’nın haberine göre, cumartesi öğleden sonra itibarıyla Venezuela’daki Çin dernekleri ve Çin toplumu; şişelenmiş su, bisküvi, bebek bezi, süt, pirinç, şeker ve et dahil olmak üzere 500 tondan fazla yardım malzemesi bağışladı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

AB, Çin ithalatına karşı korumacı önlemleri hızlandırıyor

Yayınlanma

Avrupa Birliği, genişleyen ikili ticaret açığı ve Avrupalı sanayicilerin maruz kaldığı yoğun rekabet karşısında Çin’e yönelik yeni ticari önlemler hazırlıyor. Brüksel, bir yandan yerli üreticiyi koruyacak adımları hızlandırırken diğer yandan Pekin ile diyalog kanallarını açık tutmayı hedefliyor.

Avrupa Birliği (AB), Çin’den gelen artan ithalat dalgasına karşı Avrupa sanayisini korumak amacıyla yeni ticari önlemlerin hazırlığını hızlandırıyor.

South China Morning Post (SCMP) gazetesinin Avrupalı yetkililere dayandırdığı haberine göre Brüksel, bu süreçte Pekin ile doğrudan diyalog zeminini de muhafaza etmek istiyor.

Geçtiğimiz hafta bir araya gelen AB ülke liderleri, Avrupa Komisyonuna Çin’in ihracat artışından kaynaklanan ekonomik etkilerle mücadele çalışmalarını yoğunlaştırma talimatı verdi.

Bu gelişmenin ardından AB Komisyonunun ticaretten sorumlu üyesi Maros Sefcovic, Çin Ticaret Bakanı Wang Wentao ile görüşerek ticaret ve yatırım konularında istişarelerde bulunmak üzere yeni bir ortak platform kurulması hususunda mutabakata vardı.

Kapsamlı bir anlaşma beklenmiyor

SCMP’ye konuşan Brüksel kaynakları, AB ile Çin arasında geniş kapsamlı bir ticaret anlaşmasına varılmasına ihtimal vermiyor.

Avrupalı bir yetkili, mevcut duruma ilişkin gerçekçi olunması gerektiğini belirterek “Çin’in aşırı üretim kapasitesine dayalı ekonomik modelinin değişmeyeceğini kabul etmek zorundayız. Bu gerçekle yaşamak ve kendimizi buna göre dönüştürmek durumundayız” ifadelerini kullandı.

Çin gümrük verileri üzerinden yapılan hesaplamalar, AB’nin Çin ile olan ticaret açığının mayıs ayında yıllık bazda yüzde 15 arttığını, Almanya’nın bu ülkeye karşı verdiği dış ticaret açığının ise yüzde 31,6 yükseldiğini ortaya koyuyor.

Gazete, Çinli üreticilerin baskısı altındaki Alman otomotiv üreticisi Volkswagen’in, artan rekabet koşulları nedeniyle yaklaşık 100 bin çalışanın istihdamını azaltmayı değerlendirdiğine dikkat çekiyor.

Brüksel’deki karar mercileri, tek bir tedarikçiye olan bağımlılığı azaltacak yeni mekanizmalar üzerinde çalışırken Çin’in olası misilleme adımlarına maruz kalabilecek Avrupalı şirketler için de telafi edici destek yapıları geliştiriyor.

Avrupa Komisyonu ise atılan adımların doğrudan Çin’i hedef almadığını, yalnızca Avrupa ekonomisinin güvenliğini sağlamayı amaçladığını vurguluyor.

Çin, AB ile yapılacak iki toplantıyı son anda iptal etti

Pekin’den adil rekabet savunması

Pekin yönetimi ise Avrupa kanadından yöneltilen haksız rekabet suçlamalarını reddediyor.

Çin Başbakanı Li Qiang, Çin teknolojisinin ve ürünlerinin küresel pazar için bir tehdit değil, aksine bir gelişim kaynağı ve fırsat teşkil ettiğini belirtti.

Çin’in AB Nezdindeki Büyükelçisi Cai Run ise Brüksel’in “risk azaltma” gerekçesiyle kısıtlayıcı önlemler uygulamaya devam etmesi halinde Çin’in gerekli karşı adımları atacağı uyarısında bulundu.

İki taraf arasındaki ticari ilişkiler, AB’nin korumacı politikalarını artırmasıyla birlikte daha karmaşık bir hal alıyor.

Brüksel’in, Çinli firmaların Avrupa pazarına erişim sağlayabilmesi için özellikle otomotiv ve batarya üretimi gibi stratejik sektörlerde teknoloji transferini zorunlu kılacak düzenlemeleri gündemine aldığı belirtiliyor.

Çin Ticaret Bakanlığı, bu tür girişimlerin serbest ve adil rekabet ilkelerine aykırı olduğunu, küresel tedarik zincirlerinin istikrarını tehlikeye attığını duyurdu.

Ayrıca AB’nin yerli üretimi teşvik etmeyi amaçlayan yasa tasarılarının, kamu finansmanından yararlanmak isteyen yabancı ortaklı firmalara yerli parça kullanım zorunluluğu getirmesi de Pekin ile Brüksel arasındaki ticari anlaşmazlığı derinleştiren unsurlar arasında yer alıyor.

Alman otomotivinde Çin kaynaklı büyük daralma başladı

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English