Bizi Takip Edin

Diplomasi

Xi: ŞİÖ, hegemonyacılığa ve güç siyasetine karşı etkin bir güç haline geldi

Yayınlanma

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping pazartesi günü Rusya, Hindistan ve diğer Asya ülkelerinin liderlerine güvenlik ve ekonomik işbirliğini güçlendirme çağrısında bulundu, ŞİÖ’nün hegemonyacılığa ve güç siyasetine karşı etkin bir güç haline geldiğini söyledi.

Xi, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) 25. Devlet Başkanları Konseyi Zirvesi’nde yaptığı konuşmada bu açıklamayı yaptı. Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de zirveye katılanlar arasındaydı.

Xi, üyelerin “Soğuk Savaş düşüncesine, blok çatışmasına ve zorbalığa karşı çıkmaları” gerektiğini söyledi. Ayrıca, “Dünya Ticaret Örgütü’nün merkezinde yer aldığı çok taraflı ticaret sistemini desteklemeleri” ve “eşit ve düzenli çok kutuplu bir dünya” savunmaları için çağrıda bulundu.

Çin lideri, örgüt üyelerine farklılıkları kenara koyup işbirliğini ve dayanışmayı geliştirme çağrısında bulunarak, “Eşit ve düzen içinde çok kutuplu bir dünyayı ve evrensel olarak kapsayıcı bir ekonomik küreselleşmeyi savunmalı, küresel yönetim sistemini daha eşit ve adil hale getirmeliyiz” ifadesini kullandı.

“ŞİÖ, uluslararası eşitliğin ve adaletin yanında olarak, uygarlıkların kapsayıcılığını ve birbirinden öğrenmesini savunarak hegemonyacılığa ve güç siyasetine karşı etkin bir güç haline geldi” dedi.

Xi, Çin’in ŞİÖ’yü “pratik” yollarla geliştirmeyi amaçladığını söyledi. Bu yıl içinde üye ülkelere 2 milyar yuan (280 milyon dolar) hibe yardımı sağlama, önümüzdeki üç yıl içinde ŞİÖ Bankalararası Konsorsiyumu’nun üye bankalarına 10 milyar yuan ek kredi verme ve gelecek yıldan itibaren ŞİÖ özel burslarının sayısını ikiye katlama planlarını açıkladı.

Xi ayrıca, güvenlik tehditlerini ele almak için bir merkezin ve bir uyuşturucu ile mücadele merkezinin bir an önce kurulmasını istedi.

Çin devlet medyasına göre, Pekin yakınlarındaki Tianjin şehrinde düzenlenen zirveye 20’den fazla yabancı lider katıldı ve bu, grubun şimdiye kadarki en büyük etkinliği oldu.

Xi-Modi buluşması

Xi, pazar günü Modi ile görüştü ve ABD Başkanı Donald Trump’ın, Rus petrolü satın alımlarını cezalandırmak amacıyla Hint mallarına ek gümrük vergileri uygulamasının hemen ardından Hindistan ile daha sıcak ilişkiler kurma niyetini ortaya koydu.

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, zirve öncesinde Hindistan’a gitti ve Hindistan’ın yüksek teknoloji üretiminde kullanılan kritik metaller olan nadir toprak minerallerine olan ihtiyacını karşılama sözü verdi. Çin, ABD’nin gümrük vergilerine misilleme olarak nisan ayında nadir toprak elementleri ihracatına kısıtlamalar getirdi.

Çin ve Hindistan, sınır sorunlarından Çin’in Pakistan’a verdiği desteğe kadar çok çeşitli çelişkilerle karşı karşıya. Ancak analistler, kendi ülkesinde ekonomik yavaşlama yaşayan Çin’in, Hindistan’ın büyüyen tüketici pazarından ve altyapı ve sanayinin modernizasyonu talebinden faydalanabileceğini söylüyor. Ayrıca ABD tarafından yüzde 50 gümrük vergisi ile cezalandırılan Hindistan için de Çin’le yakınlaşma hamlesi stratejik görülüyor.

Xi-Putin dostluğu

Zirve, Çin ve Rusya arasındaki daha yakın ilişkilerin yanı sıra, iki liderin yıllar boyunca kurdukları dostluğun da bir göstergesi olarak yorumlandı ve Putin’in Xi ile olan yakın ilişkilerini vurguladı.

İki lider arasındaki kişisel uyum, pazar akşamı Xi ve eşi Peng Liyuan’ın katılımcı liderler için düzenledikleri hoş geldiniz yemeğinde ortaya çıktı.

Putin ziyafette Çin devlet başkanının yanında dururken fotoğraflandı ve ikili, salona girerken yan yana yürürken televizyonda görüntülendi.

Pezeşkiyan’dan iki öneri

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan zirvede yaptığı konuşmada, bölgesel krizlerin yönetimi için dışişleri bakanlarından oluşan bir kriz komitesinin kurulmasını teklif etti.

Komitenin, üyelerin egemenliğine yönelik ihlallerde hızlıca müdahale edebilecek bir yapıda olması gerektiğini belirten Pezeşkiyan, “İran, uluslararası sistemin çok kutupluluğunun önemli sütunlarından biri olan Şanghay İşbirliği Örgütü’nün daha barışçıl ve ekonomik işbirliğine daha elverişli bir dünya oluşturmak için somut adımlar atması gerektiğine inanmaktadır” dedi.

Pezeşkiyan bu bağlamda, İran’ın “barışın inşasının gerekliliği” ve “tek taraflı yaptırımların etkisini azaltmak için mali işbirliğinin güçlendirilmesi gerekliliği” olmak üzere iki konuda özel öneri sundu: “Bölgesel barış ve güvenliği tehdit eden çeşitli krizler konusunda görüş alışverişinde bulunmak ve istişarelerde bulunmak, kriz yönetimine ilişkin operasyonel öneriler geliştirmek ve bunların takibi için bir mekanizma sağlamak amacıyla üye devletlerin dışişleri bakanlarından oluşan bir komitenin oluşturulması gerekmektedir. Bu komite, olası ve fiili çeşitli krizlerde bir üyenin talebi üzerine derhal toplanma yetkisine sahip olmalı ve örgütün entelektüel ve operasyonel kolu olarak uygun bir rol üstlenmelidir. Özellikle bir üyenin egemenliği ihlal edildiğinde, bu mekanizma derhal tepki vermeli ve egemenliği ihlal edilen üyeyi çeşitli kanallar aracılığıyla desteklemeye çalışmalıdır.”

Pezeşkiyan, Batılı ülkelerin tek taraflı yaptırımlarının üye ülkelerin ekonomik ilişkilerine zarar verdiğini hatırlatarak, bu sorunun çözümü için ulusal para birimleriyle ödemenin yaygınlaştırılması, dijital altyapıların kurulması ve çok taraflı para takas fonunun oluşturulmasını kapsayan “ŞİÖ Özel Hesaplar” mekanizmasının güçlendirilmesini önerdi.

Erdoğan-Xi görüşmesi

Zirve kapsamında Tianjin’de bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Çin lideri Xi Jinping ile bir araya geldi.

Xi, Çin ve Türkiye’nin bağımsızlık ruhuna sahip, yükselen büyük ülkeler olduğunu belirterek, ikili ilişkilerin üst düzeyde gelişmesinin her iki ülkenin temel çıkarlarına ve Küresel Güney’in ortak çıkarlarına hizmet ettiğini ekledi.

Xi, her iki ülkeyi barış, kalkınma ve kazan-kazan işbirliği gibi küresel eğilimleri kavramaya ve daha adil ve eşitlikçi bir küresel yönetişim sistemi oluşturmak için birlikte çalışmaya çağırdı.

Gelecek yılın Çin ve Türkiye arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının 55. yıldönümü olduğunu belirten Xi, iki tarafın bu fırsatı ikili ilişkileri güçlendirmek için değerlendirmesi gerektiğini söyledi. “İki ülke, siyasi karşılıklı güveni pekiştirmeli, kendi temel çıkarları ve önemli endişeleriyle ilgili konularda birbirlerini desteklemeli ve terörle mücadele ve güvenlik alanındaki işbirliğini güçlendirmelidir” dedi.

Xi, iki ülkenin pratik işbirliğini derinleştirmesi ve yeni enerji, 5G teknolojisi ve biyotıp alanlarında yeni işbirliği fırsatları araması gerektiğini söyledi. Ayrıca, uluslararası adalet ve hakkaniyeti korumak için her iki tarafın çok taraflı çerçeveler içinde koordinasyonu güçlendirmesi çağrısında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Çin ile yakın üst düzey ilişkilerini sürdürmeye, yüksek kaliteli Kuşak ve Yol işbirliğini ilerletmeye ve altyapı ve yeni enerji gibi alanlarda işbirliğini güçlendirerek ikili ilişkilerin sağlam büyümesini desteklemeye hazır olduğunu söyledi.

Erdoğan, Türkiye’nin ŞİÖ çerçevesinde Çin ile işbirliğini geliştirerek bölgenin ve dünyanın kalkınmasına ve refahına katkıda bulunmaya hazır olduğunu belirtti ve Çin’in Orta Doğu meselesindeki adil tutumunu övdü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin “Tek Çin” politikasına desteğini yinelerken iki ülke arasındaki ilişkilerin stratejik boyutuna dikkati çekti.

Görüşmede, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Türkiye’nin Pekin Büyükelçisi Selçuk Ünal da yer aldı.

Çin tarağında ise, Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Birinci Sekreteri Cai Qi, Dışişleri Bakanı Wang Yi de dahil olmak üzere üst düzey Çinli yetkililer yer aldı.

Pazartesi günü sona erecek zirvede, Tianjin deklarasyonu olarak adlandırılan bir ortak bildiri ve 10 yıllık bir kalkınma planı hazırlanması bekleniyor.

Bazı yabancı liderler, İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin 80. yıldönümünü anmak için çarşamba günü Pekin’de düzenlenecek askeri geçit törenine katılmak üzere Çin’de kalacak.

Şanghay İşbirliği Örgütü

ŞİÖ, ilk olarak 1996’da sınır güvenliği ve ekonomik işbirliği ittifakı olarak Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan tarafından oluşturuldu. O yıllarda “Şanghay Beşlisi” olarak anılan gruba 2001’de Özbekistan’ın da dahil edilmesiyle örgütün kuruluşu gerçekleşti.

2017’de Kazakistan’da düzenlenen Astana Zirvesi’nde Hindistan ve Pakistan’ın üyelik süreçleri tamamlanırken 2021’de Tacikistan’da düzenlenen Duşanbe Zirvesi’nde İran’ın, 2024’te Kazakistan’da düzenlenen Astana Zirvesi’nde Belarus’un katılımıyla örgütün üye sayısı 10’a ulaştı.

Moğolistan ve statüsü Eylül 2021’den bu yana aktif durumda bulunmayan Afganistan, örgütte “gözlemci” olarak yer alırken ŞİÖ’nün, aralarında Türkiye’nin de olduğu 14 ülkeyle “diyalog ortaklığı” bulunuyor.

Örgüt üyesi ülkelerin yüz ölçümlerinin toplamı, Avrasya kıta parçasının yaklaşık yüzde 65’ini kapsıyor, dünya nüfusunun yüzde 40’ını ve küresel gayrisafi hasılanın yüzde 30’unu temsil ediyor.

Diplomasi

Xi, Trump ve Putin için APEC’te üçlü zirve girişimi

Yayınlanma

ABD, Rusya ve Çin, 18-19 Kasım tarihlerindeki APEC Zirvesi marjında Xi Jinping, Donald Trump ve Vladimir Putin arasında ilk kez üçlü bir liderler görüşmesi gerçekleştirmeyi müzakere ediyor. Washington ve Moskova temas konusunda ısrarcı davranırken, Ukrayna ve nükleer denetim başlıklarındaki görüş ayrılıkları nedeniyle Pekin henüz nihai kararını vermedi.

ABD, Rusya ve Çin’den üst düzey yetkililer, 18-19 Kasım tarihlerinde Çin’in Shenzhen kentinde düzenlenecek Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) Zirvesi marjında Xi Jinping, Donald Trump ve Vladimir Putin arasında üçlü bir liderler zirvesi olasılığını ele alıyor.

Financial Times’a (FT) konuşan ve üç başkentteki temaslara vakıf kaynaklar, son iki haftadır devlet başkanları düzeyindeki ilk üçlü buluşmanın organizasyonuna dair ciddi görüşmeler yürütüldüğünü kaydetti.

APEC Zirvesi’ne katılması ve Çin Devlet Başkanı Xi ile bir araya gelmesi planlanan Trump, bir süre önce Putin’in de bu temasa dahil edilmesi fikrini gündeme getirmişti.

Ancak FT’nin kaynakları, ev sahibi Pekin’in zirvenin yapılıp yapılmayacağına ilişkin henüz kesin bir karar vermediğini aktardı.

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier de pazar günü yaptığı açıklamada, geçen haftaki görüşmelerinde olası üçlü zirveyi sorduğunda Xi’nin şaşkınlık yaşadığı izlenimi edindiğini bildirdi. Steinmeier, Çin liderinin bu söylentilerin nereden çıktığını sorduğunu aktardı.

Diplomatik temasların doğrudan üçlü formatta mı yürütüldüğü, yoksa ev sahibi Pekin’in Moskova ve Washington ile ayrı ayrı mı istişarelerde bulunduğu netlik kazanmadı.

Müzakerelerin seyrine yakın bir kaynak, ABD ve Rusya’nın Çin’in görüşmeyi kabul etmesi yönünde ısrarcı olduğunu ifade etti.

Zirvenin gerçekleşmesinin önündeki temel engellerden birini ortak bir gündem belirlenememesi oluşturuyor. Steinmeier’in aktardığına göre Şi, Ukrayna’daki savaşı ele almak üzere üçlü bir toplantı planı olmadığını belirtti.

Xi, söz konusu çatışmanın bir Avrupa meselesi niteliği taşıması nedeniyle Avrupalı tarafların müzakere masasında yer alması gerektiğini dile getirdi.

Moskova ise Avrupalı temsilcilerin bu tür görüşmelere katılmasına karşı çıkıyor. Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı Yuriy Uşakov, ekim ayı sonunda yaptığı açıklamada, kasım ayında Birleşik Arap Emirlikleri’nde Ukrayna konusunda yapılması planlanan müzakerelerde Avrupalıların yer almayacağını belirterek “Kimse onları müzakere masasına davet etme niyetinde değil.” demişti.

Moskova’nın tutumunu bilen bir kaynak ise FT’ye, Shenzhen’de bir araya gelinmesi durumunda dahi Rusya’nın Ukrayna başlığında somut bir ilerleme beklemediğini savundu. Kaynak, Rusya’nın Çin’i krizin çözümünde öncü rol üstlenmek istememekle, çözüme yaklaşıldığı anda ise barış yapıcısı rolünü sahiplenmeyi hedeflemekle değerlendirdiğini ileri sürdü.

Diğer taraftan Trump, Pekin’in nükleer cephaneliğini hızla büyüttüğü gerekçesiyle nükleer silahların denetimi konusunu ele almak istediğini aktardı.

ABD ile Rusya arasındaki nükleer silah sınırlandırma anlaşmalarının süreleri de dolmuş durumda.

George W. Bush yönetiminde Asya konularında başdanışmanlık yapan Dennis Wilder, Çin yönetiminin on yıllardır bu konuyu müzakere etmeyi reddettiğine işaret ederek şöyle konuştu:

“Xi, üçlü bir toplantının gerçekleşmesini uluslararası arenadaki liderlik rolünü gösteren şahsi bir başarı olarak değerlendirebilir. APEC Zirvesi’nin kendi hedefleri oldukça mütevazı ve zirveden büyük sonuçlar beklemek pek olası değil.”

Pekin’in Ortadoğu diplomasisi hız kazandı

FT, olası zirvede İran dosyasının gündeme gelip gelmeyeceğinin henüz netleşmediğini bildirdi.

The Washington Post’un aktardığına göre ise Pekin, Ortadoğu’daki gerilimin düşürülmesi için diplomatik temaslarını yoğunlaştırdı.

Pazartesi günü Xi, ABD ile İran arasındaki müzakerelerde arabuluculuk yürüten Umman Sultanı’nı ağırladı.

Temas, iki ülke arasındaki 48 yıllık diplomatik ilişkilerde bir Umman devlet başkanının Pekin’e gerçekleştirdiği ilk ziyaret oldu.

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi de İran ve Suudi Arabistan temsilcileriyle görüşmeler yaptı. Çin Dışişleri Bakanlığı, bölgedeki yedi ülkeye üç üst düzey temsilcinin gönderileceği bir diplomatik hamle başlatıldığını duyurdu.

Görüşmelerin ardından yapılan resmi açıklamalarda Pekin’in Ortadoğu’da acil bir gerilimi düşürme sürecini ve bölgesel güvenlikte daha etkin rol almayı hedeflediği vurgulandı.

Demokrasileri Savunma Vakfı’nın Çin programı direktörü Craig Singleton, Pekin’in zamanlamasına ilişkin olarak, “Trump yeniden İran’ı tehdit ediyor, Körfez ülkeleri yeni bir gerilimden endişe duyuyor ve Riyad, Tahran’ı frenlemesi için Çin’den ilişkilerini devreye sokmasını talep etti.” değerlendirmesini yaptı.

Üçlü zirve ihtimaline ilişkin Çin Dışişleri Bakanlığı, FT’ye yaptığı açıklamada Pekin’in “Çin ve Rusya devlet başkanları arasındaki görüşmeye dair ilgili taraflarla temas halinde olduğunu” bildirdi ancak Trump’a değinmedi. Beyaz Saray konuya dair henüz bir yorum yapmadı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise FT’ye yaptığı açıklamada, “Böyle bir görüşmenin organize edilmesine yönelik çalışmalar yürütülüyor.” dedi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Kiev’de gizli gözaltı merkezi: İşkence gören askerler hastaneye kaldırıldı

Yayınlanma

Kiev yakınlarında seferberlik personelinin alıkonulduğu ve işkenceye maruz kaldığı belirtilen bir binaya baskın düzenlendi. Olay yerinde dört yaralı asker hastaneye sevk edilirken, Cumhurbaşkanlığı Ofis Başkanı Kirill Budanov benzer tesislerin varlığını teyit etti ve resmi soruşturma başlatıldı.

Ukrayna’nın başkenti Kiev yakınlarındaki Petropavlovskaya Borşçagovka banliyösünde, seferberlik kapsamında askere alınanlar ile firar şüphelilerinin tutulduğu iddia edilen bir binaya protestocular baskın girişiminde bulundu.

Askerlere işkence yapıldığı ve tıbbi yardımın engellendiği iddialarıyla başlayan olaylar arbedeye dönüştü.

Yaşanan gelişmeler üzerine Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Ofis Başkanı Kirill Budanov dahil olmak üzere üst düzey yetkililer olay yerine gitti.

Sosyal medyada yayılan ve Ukrayna basınında yer alan görüntülerde, göstericilerin müstakil bir evin kapılarını zorladığı, kimliği belirsiz kişilerle arbede yaşandığı ve sağlık görevlilerinin içeri girmesinin ardından yaralı askerlerin binadan çıkarıldığı görüldü.

Olaylar, binanın bodrum katında silahlı kişilerin yaklaşık 40 kişiyi alıkoyduğu, bu kişileri darbettiği ve yakınlarıyla iletişim kurmalarını engellediği yönündeki iddiaların yayılmasıyla başladı.

İlk haberlerde içeride en az bir kişinin öldüğü ileri sürülse de polis daha sonra can kaybı yaşandığını yalanladı.

Tutulan kişilerin yakınlarının da aralarında yer aldığı onlarca kişi bina önünde toplanarak görüş izni karşılığında rüşvet istendiğini öne sürdü.

Özel bir ambulansın tıbbi müdahale için adrese gelmesi ancak sağlık personeline başlangıçta izin verilmemesi gerginliği tırmandırdı; polis de personelin ilk anda içeri alınmadığını kabul etti.

Görgü tanıklarının aktardığına göre göstericilerin kapıları zorlaması üzerine içerideki kişiler kalabalığa gaz sıktı. Bir polis memuru eşliğinde içeri giren kadın sağlık görevlisi, binada 25 ila 30 kişinin bulunduğunu, durumu ağır dört askerin hastaneye kaldırılması gerektiğini açıkladı.

Vücutlarında darp ve yara izleri görülen bu dört kişi tedaviye götürüldü. Yaralılardan birinin omurgasında ciddi bir rahatsızlık olduğu bildirilirken, yaralanmaların nedeni ve boyutu netlik kazanmadı.

Olay yerindeki videolara göre binadan çıkarılanlar arasında 14 yaşında bir çocuğun da yer aldığı iddia edildi, ancak çocuğun durumu ve gözaltında olup olmadığı teyit edilemedi.

“Biz işkence yapmıyoruz, birlik kuruyoruz”

Kiev bölge polisi, yasa dışı gözaltı ve ölüm iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek kamuoyuna resmi açıklamaları takip etme çağrısında bulundu.

Olay yerine gelen Ukrayna Ulusal Muhafız Komutanı Aleksandr Pivnenko ise kalabalığa hitap ederek binanın eğitim merkezlerine sevk edilmeyi bekleyen seferberlik personeli için geçici bir barınma ve kabul noktası olduğunu savundu.

Pivnenko, UNIAN haber ajansına yaptığı açıklamada, “Biz işkence yapmıyoruz, birlik kuruyoruz.” dedi.

Pivnenko, hastaneye sevk edilen dört kişinin birliklerinden firar ettikten sonra yakalandığını kaydetti.

Ulusal Muhafızlar bünyesindeki neo-Nazi Azov Taburu tesisin kendi unsurlarından birine ait olduğunu doğruladı.

Dört askerin yaralandığını kabul eden Azov yetkilileri, sistematik kötü muamele iddialarını reddetti ve yasa dışı bir şiddetin tespiti halinde gereken adımların atılacağını duyurdu.

Benzer tesislerin varlığı kabul edildi

Zelenskiy’nin Ofis Başkanı ve eski Askeri İstihbarat Başkanı Kirill Budanov da bölgeye gelerek incelemelerde bulundu.

Bazı hasta yakınlarının içeri girmesine ve içeridekilerle görüşmesine izin verildiğini belirten Budanov, müfettişlerin koşulları incelediğini bildirdi.

Budanov, Ukrayna’da “benzer birçok tesisin” yer aldığını kabul ederek bunların işleyişine ilişkin soruşturma başlatılacağını açıkladı.

Budanov’un müdahalesine rağmen gerginlik sona ermedi. Sivil giyimli kimliği belirsiz kişilerin göstericilere saldırmasıyla çatışmalar çıktı.

UNIAN muhabirinin karnına tekme atıldığı bildirilirken, başından yaralanan bir kişinin Budanov’a başvurduğu görüntülere yansıdı; Budanov yaralıya polise başvurmasını söyledi. Çatışmalar sırasında bina çevresinde silah sesleri duyulduğu öne sürüldü.

Hromadske muhabirleri ise askerleri tahliye etmek için getirilen bir otobüsün çevresinde kavgalar çıktığını aktardı.

Yetkililer kalan askerleri nakletmek isterken arbede yeniden şiddetlendi. Budanov, 14 askerin hastaneye sevk edilmesi gerektiğini belirterek göstericileri otobüsü engelleyip devirmeye çalışmakla suçladı.

Gösteriyi yasa dışı bir sokak eylemi olarak nitelendiren Budanov, kalabalığa dağılma çağrısında bulundu.

Ukrayna İçişleri Bakanlığı olayla ilgili resmi soruşturma başlatıldığını, Devlet Soruşturma Bürosu ile Askeri Ombudsmanlığın sürece dahil olduğunu bildirdi.

Askeri Ombudsman Olga Reşetilova, Ulusal Muhafız Komutanlığı ile ortak inceleme yürüttüklerini ve askerlerin tıbbi yardım aldığını duyurdu.

Uluslararası insan hakları örgütleri, 2014 yılındaki Meydan olayları ve Donbass’taki çatışmaların başlangıcından bu yana Ukrayna’daki gizli gözaltı merkezlerini belgelemişti.

Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün 2016 tarihli ortak raporunda, Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) ile milliyetçi gönüllü birliklerin işlettiği gizli merkezlerde yargısız alıkoyma ve işkence vakalarına dikkat çekilmişti. Yetkililer ise izinsiz merkezlerin varlığını reddetmişti.

Son olaylar, zorunlu asker alım uygulamaları ve cepheden kaçış tartışmalarının yoğunlaştığı bir dönemde gerçekleşti.

Ukraynalı milletvekili Aleksandr Fediyenko, ekim ayında yaptığı açıklamada birliklerini terk eden asker sayısının kesin olarak bilinmemekle birlikte 500 bine kadar ulaşabileceğini tahmin etmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD, Ukrayna garantileri için Avrupa ve NATO ile masaya oturuyor

Yayınlanma

ABD yönetimi, Ukrayna’ya verilecek güvenlik garantileri ve savaş sonrası planları görüşmek üzere Brüksel’de Avrupalı müttefikleriyle bir araya geleceğini duyururken üçlü müzakerelerin 10-11 Kasım’da Abu Dabi’de yapılacağını açıkladı. Washington diğer taraftan NATO müttefiklerinden PURL silah tedarik mekanizmasına sağladıkları mali katkıyı artırmalarını talep etmeye hazırlanıyor.

ABD Başkanı’nın Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Ukrayna’ya yönelik güvenlik garantilerini ve ülkenin yeniden inşasını ele almak üzere Brüksel’de Avrupalı müttefikler, Avrupa Birliği ve NATO temsilcileriyle bir araya geleceklerini duyurdu.

Witkoff, X sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, ABD’li müzakerecilerin bu hafta Brüksel’de Fransa, Almanya, İngiltere, AB ve NATO yetkilileriyle görüşeceğini kaydetti.

Özel Temsilci, tarafların Ukrayna için güvenlik garantilerini, “Avrupa’da savaş sonrası güvenlik mimarisini” ve ülkenin yeniden inşasını destekleyecek ekonomik imkanları müzakere edeceğini belirtti.

Witkoff, Brüksel’deki görüşmelerin net takvimine ilişkin ayrıntı vermedi.

ABD Temsilcisi, öte yandan ABD, Rusya ve Ukrayna arasındaki üçlü müzakerelerin 10-11 Kasım tarihlerinde Abu Dabi’de yapılacağını açıkladı.

Daha önce söz konusu zirvenin tarihi kamuoyuyla paylaşılmamıştı.

Öte yandan ABD’li yetkili Marco Rubio, Washington’ın Ukrayna konusunda müzakereler yoluyla hızlı bir çözüme ulaşılmasını beklemediğini dile getirdi.

Olası bir barış mutabakatı kapsamında her iki ülke için güvenlik garantileri daha önce de tartışma konusu olmuştu.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, şubat ayında yaptığı değerlendirmede, Kiev için sağlanacak güvenilir garantileri barışa ulaşmanın “tek gerçek temeli” olarak nitelendirmişti.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Aleksandr Gruşko ise Moskova’nın güvenlik çıkarları gözetilmeden bir anlaşmaya varılmasının imkansız olduğunu savunmuştu.

Gruşko, bu garantilerin şartları arasında Ukrayna’nın NATO’ya katılmaktan vazgeçmesinin, ülke topraklarında yabancı birliklerin konuşlandırılmamasının ve Kiev’in Rusya’ya tehdit oluşturmama taahhüdünün yer alması gerektiğini belirtti.

Rus diplomat, Moskova’nın Avrupalı ülkelerle karşılıklı güvenlik garantilerini hukuki olarak kayıt altına almaya hazır olduğunu da sözlerine ekledi.

Bu konudaki temaslar, Rusya ve Ukrayna’nın ABD yönetimiyle yürüttüğü görüşmeler ve yeni tur üçlü müzakere hazırlıkları kapsamında ekim ayının ikinci yarısında yeniden hareketlendi.

Zelenskiy, Ukrayna, Avrupa ülkeleri ve ABD temsilcilerinin Oslo’da gerçekleştirdiği toplantıda güvenlik garantileri konusunun gündeme geldiğini duyurmuştu.

Ukrayna lideri, toplantıda NATO’nun kolektif savunmaya dair 5. maddesine benzer mekanizmaların değerlendirildiğini aktarmıştı.

Financial Times gazetesi de daha sonra yayımladığı haberde, Ukraynalı liderin gelecekteki bir anlaşma kapsamında Rusya’nın güvenlik garantilerine yönelik taleplerinin müzakere edilmesine ilk kez yeşil ışık yaktığını yazmıştı.

ABD müttefiklerden PURL katkısını artırmasını istiyor

Diplomatik temasların yanı sıra ABD, Ukrayna’ya silah alımını sağlayan PURL programına NATO müttefiklerinin sağladığı katkıyı artırmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre Washington, müttefiklere ek kaynak talebini kasım ayı içinde iletebilir.

Açılımı “Ukrayna’nın Öncelikli İhtiyaçları Listesi” olan PURL mekanizması, ABD ve NATO tarafından Temmuz 2025’te devreye sokuldu.

Bu sistemde NATO müttefikleri ile ortakları ABD’den temin edilecek silah ve mühimmatın finansmanını karşılıyor; NATO ise Ukrayna’nın önceliklerine göre yardım paketlerini koordine ederek sevkiyatı yönetiyor.

Business Insider, Ukrayna’nın hava savunma sistemleri için kullanılan Patriot füzeleri de dahil olmak üzere önleme mühimmatının büyük bölümünün bu mekanizma üzerinden sevk edildiğine dikkat çekiyor.

NATO, ekim ayında müttefiklerin Destek ve Tedarik Ajansı (NSPA) üzerinden Ukrayna’nın silah, mühimmat ve askeri teçhizat alım imkanlarını genişletmişti.

NSPA Operasyon Destek Direktörü Jacqueline Borsboom, bu yeni mekanizmanın teslimatları hızlandıracağını ve maliyetleri düşüreceğini kaydetti.

Düzenleme sayesinde Kiev, belirli parti silah ve diğer tedarik kalemleri için doğrudan NSPA’yı yetkilendirebilecek.

Buna karşın ABD silahlarının sevkiyatında yaşanan gecikmeler, mevcut yardım mekanizmalarının işleyişine dair soru işaretlerini beraberinde getirdi.

Zelenskiy, Patriot ve NASAMS hava savunma sistemlerine ait füzelerin onaylanması için Kiev’in yaklaşık bir aydır beklediğini ifade etti.

Pentagon ise yanıt olarak ABD politikasının değişmediğini, PURL programının “herhangi bir değişiklik olmaksızın uygulanmaya devam ettiğini” bildirdi.

Bunun yanı sıra Avrupalı müttefikler, ABD’deki ara seçimlerin ardından Washington’ın Ukrayna’ya sağladığı desteğin riske girmesinden endişe duyuyor.

Politico’nun 2 Kasım’da NATO diplomatlarına dayandırdığı haberine göre, Cumhuriyetçilerin yenilgisi halinde Donald Trump’ın ittifak üzerindeki baskıyı artırabileceği kaydediliyor.

Haberde Trump’ın Avrupa’daki Amerikan askeri varlığını azaltabileceği, ABD’nin NATO bütçesine katkısını düşürebileceği ve PURL programını sınırlayabileceği aktarılıyor.

Avrupa ülkelerinin ise hava savunma sistemleri ve istihbarat desteği de dahil olmak üzere Amerikan askeri kaynaklarının olası kesintisini telafi etmekte zorlanacağı vurgulanıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English