Bizi Takip Edin

Diplomasi

Putin ve Xi’den ŞİÖ zirvesinde çok kutupluluk ve Ukrayna mesajı

Yayınlanma

Çin’in Tiencin kentinde düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) zirvesinde Çin Devlet Başkanı Xi, üye ülkeler arasında dayanışma ve ekonomik işbirliğini güçlendirme çağrısı yaptı. Rusya Devlet Başkanı Putin ise çok kutuplu bir dünya düzenini savunarak Ukrayna krizinin Batı destekli darbe ve NATO’nun genişlemesi nedeniyle çıktığını belirtti.

Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) zirvesi, 1 Eylül’de Çin’in Tiencin kentinde düzenleniyor. Yerel saatle 10.00’da başlayan ŞİÖ üye ülke liderleri toplantısı öncesinde fotoğraf çekimi yapıldı.

Törene Çin’den Xi Jinping, Rusya’dan Vladimir Putin, Belarus’tan Aleksandr Lukaşenko, Hindistan’dan Narendra Modi, İran’dan Mesud Pezeşkiyan, Kazakistan’dan Kasım-Cömert Tokayev, Kırgızistan’dan Sadır Caparov, Pakistan’dan Şahbaz Şerif, Tacikistan’dan İmamali Rahman ve Özbekistan’dan Şevket Mirziyoyev katıldı.

Zirve başlamadan önce Putin, kendisini Rusya Devlet Başkanı’nın elinden tutarak Xi’ye götüren Hindistan Başbakanı Modi ile sohbet etti.

Üç lider kısa bir süre görüştü. Modi, yedi yıl aradan sonra ilk kez Çin’i ziyaret etti.

ŞİÖ zirvesi, Çin’in Tiencin kentinde başladı

Xi’den 5 adımlık gelişim planı

Zirvede ilk konuşmayı, 2025 dönem başkanı ülkenin temsilcisi olarak Çin lideri Xi Jinping yaptı. Xi, konuşmasında ŞİÖ’nün gelişimi için beş adımdan bahsetti.

Xi’ye göre, örgüt üyeleri arasında dayanışma ve etkileşimi güçlendirmek, ayrıca “bölenin barış, istikrar, kalkınma ve refahı için sorumluluk” üstlenmek amacıyla her ülkenin avantajlarını kullanmak gerekiyor.

ŞİÖ devletlerinin pazarlarının ve “ekonomilerinin birbirini tamamlayıcı” özelliklerinin avantajlarını kullanması gerektiğini belirten Xi, ticaret ve yatırım prosedürlerinin basitleştirilmesi, enerji, altyapı, dijital ekonomi, inovasyon ve yapay zeka alanlarında işbirliğinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

Xi, “Yani ortak bir gelecek adına karşılıklı destek yoluyla modernleşmeye doğru hep birlikte ilerlemek,” dedi.

Çin lideri, ŞİÖ ülkelerinin kültürel ve insani alışverişi, ekonomik etkileşimi güçlendirmesi ve ortak çabalarla “müreffeh bir medeniyet inşa etmesi” gerektiğini vurguladı.

Xi ayrıca eşitlik ve adalete bağlılığın sürdürülmesi, “İkinci Dünya Savaşı hakkındaki tarihsel gerçeğin savunulması”, çok kutuplu dünya düzeninin korunması ve Dünya Ticaret Örgütüne dayalı çok taraflı ticaret sisteminin desteklenmesi gerektiğini söyledi.

Xi, ŞİÖ bünyesinde Güvenlik Sınamaları ve Tehditleriyle Mücadele Merkezi ile Narkotikle Mücadele Merkezinin bir an önce açılması ve ŞİÖ Kalkınma Bankasının kurulması çağrısı yaptı.

Xi, Çin’in kendi gelişimini ŞİÖ’nün gelişimi ve “tüm üye devletlerin halklarının güzel bir yaşama olan özlemiyle” ilişkilendirdiğini kaydetti.

Xi’ye göre, Çin’in diğer ŞİÖ ülkelerinin ekonomilerine yaptığı toplam yatırım hacmi 84 milyar doları aşıyor ve Çin’in diğer ŞİÖ ülkeleriyle yıllık ticaret hacmi 500 milyar dolardan fazla.

Çin, örgütün daha muhtaç ülkelerine yardımcı olacak yüzden fazla sosyal proje uygulamayı planlıyor ve yıl sonuna kadar 2 milyar yuan tutarında karşılıksız hibe yardımı sağlayacak.

Ayrıca Çin, önümüzdeki üç yıl içinde birlik üyelerine 10 milyar yuan tutarında kredi tahsis edecek.

Putin’den çok kutupluluk vurgusu

Vladimir Putin, Çin’in 2025 ŞİÖ dönem başkanlığı sırasında yaptığı çalışmaları takdir etti.

Putin, bu yılın özel olduğunu belirterek mayıs ayında Moskova’da Büyük Anayurt Savaşı’ndaki zaferin 80. yıl dönümünün kutlandığını, 3 Eylül’de ise Pekin’de Japon militarizmine karşı kazanılan zafer ve İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin 80. yıl dönümüne adanmış etkinlikler düzenleneceğini kaydetti.

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından kurulan ve yine 80. yılını kutlayan Birleşmiş Milletlerin tüzüğüne uluslararası hukukun üstünlüğü ve ulusların kendi kaderini tayin hakkı gibi temel ilkelerin dahil edildiğini hatırlatan Putin, iç işlerine karışmama, bağımsızlığa ve ulusal çıkarlara saygı ilkelerinin ŞİÖ’nün de temelini oluşturduğunu söyledi.

Putin, mevcut zirve için Tiencin Deklarasyonu ve 2035’e kadar ŞİÖ Kalkınma Stratejisi de dahil olmak üzere sağlam bir belge paketi hazırlandığını belirtti.

Putin, ŞİÖ çerçevesindeki işbirliğinin gelişim hızının etkileyici olduğunu, üye ülkelerin GSYH’sindeki ortalama artışın 2024’te yüzde 5’i, sanayi üretimindeki artışın ise yüzde 4,6’yı aştığını kaydetti.

Rusya’nın üye devletlerin ortak tahvil çıkarmasını, ŞİÖ’nün kendi ödeme, takas ve saklama altyapısını oluşturmasını ve ortak yatırım projeleri bankası kurmasını desteklediğini ifade etti.

Putin’e göre bu, ŞİÖ devletlerinin ekonomik alışverişlerinin verimliliğini artıracak ve onları “dış konjonktürdeki dalgalanmalardan” koruyacak. Putin ayrıca ulaşım, enerji, kültür ve eğitim alanlarındaki işbirliğinden de bahsetti.

Putin, ŞİÖ’nün gerçek anlamda çok kutupluluğun tesis edilmesini ve tüm Avrasya kıtasında karşılıklı güvenin güçlendirilmesini savunduğunu söyledi.

Putin, örgütün bu sayede Avrasya’da “modası geçmiş Avrupa merkezli ve Avrupa-Atlantik modellerinin yerini alacak” yeni bir istikrar ve güvenlik sisteminin oluşturulması için siyasi ve sosyoekonomik ön koşulların temelini atmaya yardımcı olduğunu belirtti.

Böylece mümkün olan en geniş ülke yelpazesinin dikkate alınması mümkün olacak ve bu da bazı ülkelerin güvenliklerini başkaları pahasına sağlamasına izin vermeyecek.

Putin, Ukrayna krizinin nedenlerini yineledi

Bu sözlerinin ardından Putin, konuşmasında Ukrayna konusuna geçti ve “Fırsattan istifade ederek, Rusya tarafının Ukrayna çevresindeki krize ilişkin olarak da aynı yaklaşımları benimsediğini söylemek isterim,” dedi.

Putin’e göre bu kriz, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması sonucu ortaya çıkmadı.

Putin, “Kriz, Batı tarafından desteklenen ve kışkırtılan Ukrayna’daki devlet darbesi ve ardından bu darbeyi kabul etmeyen, desteklemeyen Ukrayna bölgeleri ile Ukrayna’daki insanların direnişini silahlı kuvvetler yoluyla bastırma girişimleri sonucunda ortaya çıktı,” diye konuştu.

Krizin ikinci nedeni olarak Batı’nın Ukrayna’yı NATO’ya çekme yönündeki sürekli girişimlerini gösteren Putin, bunun Rusya’nın güvenliğine yönelik doğrudan tehdit oluşturduğunu ifade etti.

Putin, 2014 yılında Ukrayna’da ülkenin Kuzey Atlantik İttifakına katılmasını desteklemeyen siyasi yönetimin iktidardan uzaklaştırıldığını belirtti.

Başkan, Rusya’nın krizi çözmeye katkıda bulunan Çin, Hindistan ve diğer ortakların çabalarını ve önerilerini takdir ettiğini belirtti.

Putin, “Yakın zamanda Alaska’da yapılan Rusya-ABD zirvesinde varılan mutabakatların da bu yönde ilerlediğini ve Ukrayna’da barışın yolunu açtığını umuyorum,” dedi.

Putin, zirve marjındaki ikili görüşmeler sırasında meslektaşlarını bu müzakereler hakkında bilgilendireceğine söz verdi. Putin, 31 Ağustos’taki resmi akşam yemeğinde Xi Jinping ile konuyu kısaca ele aldıklarını söyledi.

Putin, Ukrayna’daki çözümün sürdürülebilir ve uzun vadeli olması için krizin temel nedenlerinin ortadan kaldırılması ve güvenlik alanında adil bir dengenin yeniden kurulması gerektiğini bir kez daha vurguladı.

Konuşmasının sonunda Putin, 1 Eylül’de Taşkent’te sınamalara ve tehditlere yanıt verecek evrensel bir ŞİÖ merkezinin kurulmasına ve Duşanbe’de Narkotikle Mücadele Merkezinin açılmasına ilişkin anlaşmaların imzalanacağını hatırlattı.

Moskova’da ise kasım ayında ŞİÖ ülkeleri başbakanlar toplantısı yapılacak ve burada Tiencin’de varılacak anlaşmalar ele alınacak.

Putin’in 1 Eylül programında Modi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile ikili görüşmeler de yer alıyor.

Ayrıca Kamboçya Başbakanı Hun Manet ve Nepal Başbakanı Khadga Prasad Sharma Oli ile de “ayakta” bir dizi görüşme yapacak. Bunun yanı sıra Putin, ŞİÖ+ formatındaki toplantıya da katılacak.

Diplomasi

Zelenskiy ile gerilim yaşayan Kliçko görevden alma ihtimaline rest çekti

Yayınlanma

Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, Ukrayna yönetiminin kendisini görevden alma girişimlerine karşı mücadele edeceğini belirterek çatışma sürecinde yaklaşık 300 belediye başkanının uzaklaştırıldığını hatırlattı.

Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, Ukrayna yönetiminin kendisini herhangi bir şekilde görevden alma girişimine boyun eğmeyeceğini ve böyle bir durumda mücadele edeceğini söyledi.

BBC’ye mülakat veren Kliçko, “Beni görevden alırlarsa mücadele ederim” ifadesini kullandı.

Kiev yönetiminin Ukrayna yasalarına bağlı kaldığını belirten Kliçko, yerel topluluğun temsilcisi sıfatıyla başkent sakinlerinin çıkarlarını savunacağını dile getirdi.

Gelecekteki seçimlere işaret eden Kliçko, “Gelecek seçimler yapılır, başka insanlar gelir, buyursunlar. Buna topluluğun kendisi karar verir. Her kent sakininin, kendi çıkarlarını kimin savunacağını kendisinin belirlemek istediğine inanıyorum; yukarıdan birilerinin topluluğu yönetmesi için paraşütle birini atamasını değil. Demokrasi tam da budur” dedi.

Kliçko’nun bu çıkışının öncesinde, 17 Ekim günü yüzlerce Kievli belediye başkanının istifasını talep eden bir gösteri düzenledi.

Kamu yayıncısı Suspilne Kiev tarafından paylaşılan görüntülerde, belediye binası önünde toplanan protestocuların iki saat boyunca istifa sloganları attığı görüldü.

Eylemi “kurgulanmış” ve “sipariş üzerine yapılmış” olarak nitelendiren Kliçko, çatışma süreci boyunca görevden alınan yaklaşık 300 diğer belediye başkanı gibi kendisinin de bu yolla makamından uzaklaştırılmak istendiğini savundu.

Kliçko, Haziran 2014’ten bu yana Kiev Belediye Başkanlığı görevini yürütüyor; 2015 ve 2020 yıllarındaki seçimlerde de yeniden bu göreve seçildi.

Zelenskiy ile enerji altyapısı üzerinden başlayan gerginlik sürüyor

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile Kliçko arasındaki anlaşmazlık son günlerde kamuoyu önünde karşılıklı suçlamalarla görünür hale geldi.

Fransız Le Monde gazetesinin 14 Ekim tarihli haberine göre iki lider, başkentin enerji altyapısının kış mevsimine hazırlanması konusunda açıkça karşı karşıya geldi.

Zelenskiy, enerji tesislerinin korunmasına dönük adımların hayata geçirilmesinde geç kalındığı gerekçesiyle Kiev yönetimini eleştirdi.

Ukrayna Devlet Başkanı, başkentin kışa hazırlık seviyesinin sınır ve cephe hattındaki bölgelerden bile daha kötü durumda olduğunu savundu.

Bu eleştirileri “temelsiz” olarak tanımlayan Kliçko ise Devlet Başkanlığı Ofisi’nin yerel özyönetimi ortadan kaldırmayı ve kendisini şehir yönetiminden uzaklaştırmayı amaçladığını öne sürdü.

Ekim ayı başında kış mevsimi öncesinde Kiev’in hayatta kalma moduna geçtiğini duyuran Kliçko, kentin su şebekesindeki olası bir aksamanın son derece büyük ölçekli bir krize yol açabileceği uyarısını yapmıştı.

Kliçko, kışa hazırlık kapsamında başkentte yedek ısıtma sistemlerinin kurulduğunu; yakıt, gıda ve içme suyu stoklarının oluşturulduğunu aktardı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Trump, Musk’tan Ukrayna için Starshield sınırlamasını kaldırmasını istedi

Yayınlanma

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD Başkanı Trump’ın SpaceX yöneticisi Elon Musk’ı arayarak askeri Starshield sistemindeki yavaşlatmayı kaldırmasını istemesinin ardından, Ukrayna ordusunun uydu iletişiminde toparlanma görüldü. Terminallerin saatte 60 kilometre hıza ulaştığında dahi kesilmesiyle insansız hava aracı operasyonlarında aksamalar yaşandı.

ABD Başkanı Donald Trump, SpaceX’in kurucusu Elon Musk ile bir telefon görüşmesi yaparak uydu internet ağı Starlink’in askeri sürümü Starshield üzerindeki kısıtlamaların Ukrayna için kaldırılmasını istedi.

The Wall Street Journal’ın (WSJ) haberine göre ABD’li ve Ukraynalı yetkililer, telefon görüşmesinden kısa bir süre sonra, 22 Ekim’de sistemin daha kararlı çalışmaya başladığını aktardı.

Ukraynalı bazı temsilciler altyapının henüz tam kapasiteye ulaşmadığını, ancak bağlantının terminallerin daha yüksek hareket hızlarında kısıtlama dönemine kıyasla daha verimli çalıştığını kaydetti.

Yetkililerin paylaştığı bilgilere göre Trump, görüşmede hız sınırının sürmesinden duyduğu rahatsızlığı Musk’a iletti.

Gazete, söz konusu yavaşlatma yüzünden Ukrayna ordusuna ait bazı insansız hava araçlarının görevlerini eksiksiz yerine getiremediğini yazdı.

ABD’li yetkililer ayrıca Trump’ın bir hafta boyunca yardımcılarına ve müttefiklerine Starlink’teki hız kesintisini sonlandırmak istediğini söylediğini aktardı.

Terminal hızı sınırlandırılınca cephedeki İHA operasyonları aksadı

İletişim kısıtlamalarına dair ilk haberler 14 Ekim gecesi gündeme geldi. Ukrayna Savunma Bakanının eski danışmanı Serhiy Sternenko, terminaller saatte 160 kilometreden daha hızlı hareket ettiğinde bağlantının koptuğunu açıkladı.

Sternenko daha sonra kısıtlamaların sertleştiğini duyurarak ordudan gelen verilere göre bağlantının artık saatte 60 ila 70 kilometre hızda dahi kesildiğini belirtti.

Financial Times’ın Ukraynalı yetkililer ve askerlere dayandırdığı haberine göre yaşanan aksaklıklar; insansız hava araçlarının yönetimini, cephedeki birliklerin ikmalini ve geri hatlardaki hedeflere yönelik saldırıları zorlaştırdı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 16 Ekim’de Starlink altyapısının kısmen toparlandığını duyurdu.

Brüksel’deki basın toplantısında konuşan Zelenskiy, eski hız parametrelerine kademeli olarak dönüldüğünü fakat Ukrayna ordusuna yönelik sınırlandırmaların henüz tamamen kalkmadığını ifade etti.

Gelişmeler üzerine Rusya cephesinden de açıklama geldi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, 14 Ekim’de yaptığı açıklamada, “Starlink gibi parlak teknolojilerin askeri amaçlarla hiç kullanılmaması daha iyi olurdu” diyerek sistemin ordunun hizmetine sunulmasına karşı olduklarını bildirdi.

Kısıtlama talimatının kaynağına dair çelişkili açıklamalar yapıldı

Musk, Starshield üzerindeki kısıtlamalara ilişkin sorumluluğu reddetti. Sistemin mülkiyetinin ve yönetiminin ABD hükümetine ait olduğunu belirten Musk, kullanım koşullarını da Washington’ın belirlediğini dile getirdi.

Ticari Starlink ağını SpaceX’in işlettiğini hatırlatan girişimci, bu hizmetin taarruz amaçlı askeri operasyonlar için tasarlanmadığını savundu.

Reuters’a konuşan iki ABD’li yetkili, Pentagon’a Starlink ile ilgili talimatın Beyaz Saray’dan gittiğini ileri sürdü.

Öte yandan üst düzey bir Amerikalı yetkili, Trump’ın şahsen böyle bir emir vermediğini savundu. The Telegraph gazetesi ise kısıtlamaları başlatan kişinin Musk olduğunu öne sürdü; kaynaklardan biri Trump’ın bu öneriyi kabul etmesiyle kısıtlamanın Pentagon tarafından devreye sokulduğunu aktardı.

20 Ekim’de WSJ, kaynaklarına dayanarak Musk’ın Ukrayna’daki Starshield faaliyetini durdurma yönünde bizzat emir verdiğini, ardından Musk ile Trump’ın kararı telefonda ele aldığını yazdı.

Trump, 16 Ekim’de yaptığı açıklamada kendisinin veya Musk’ın kısıtlamalarla bağı bulunduğu iddialarını reddetti. Trump, “Kimin yaptığını bilmiyorum, en azından ben değilim. Elon’ın da olduğunu pek sanmıyorum” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise 18 Ekim’de ABD’nin Starlink’i yavaşlatma yönünde bir talimat vermediğini ve hızın yeniden sağlandığını savundu.

Rubio ayrıca Ukrayna’nın Starshield sistemine erişimi olmadığını, sistemin Kiev tarafından kullanımı konusunun halen müzakere edildiğini öne sürdü.

Karar ABD Kongresinde de yankı buldu. Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Brian Fitzpatrick, Washington yönetiminin parmağı olduğunun kanıtlanması halinde ilgili kurumların bütçesini durdurmaya çalışacağını belirtti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Barrack: Şara, İsrail ile normalleşmek istiyor

Yayınlanma

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın İsrail ile ilişkileri normalleştirmek istediğini belirtti.

Aynı zamanda İsrail’in Suriye’deki askeri operasyonlarına son verilmesi çağrısında bulunarak, Washington’un bu operasyonları durdurmak için müdahale edip etmemesi gerektiğini sorguladı.

Katar’ın Doha kentinde düzenlenen Küresel Güvenlik Forumu’nda konuşan Barrack, Şara’nın zorlu koşulları iyi idare ettiğini ve hükümetinin bir tehdit oluşturmadığını İsrail’e temin etmeye çalıştığını söyledi.

“Bence Cumhurbaşkanı Şara, çok zor koşullar altında çok iyi bir iş çıkardı,” diyen Barrack, Suriye liderinin İsrail’e ilettiğini düşündüğü mesajı şöyle aktardı: “Ben saldırgan değilim, İsrail ile bir sorunum yok, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesini istiyorum.”

Barrack ayrıca İsrail’i Suriye’deki operasyonlarını durdurmaya çağırırken, ABD’nin bu operasyonları sona erdirmek için müdahale edip etmemesi gerektiği konusunda belirsizliğini dile getirdi:

“Bunu [İsrail’in Suriye’deki eylemlerini] durdurmanın zamanı geldi. ABD’nin bunu durdurmak için müdahale etme zamanının gelip gelmediğini bilmiyorum.”

İsrail, 8 Aralık 2024’te Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’deki askeri operasyonlarını yoğunlaştırdı. İsrail güçleri, Golan Tepeleri boyunca uzanan askerden arındırılmış “tampon bölgeye” girdi ve Şeyh Dağı’nın (Hermon) Suriye tarafında mevzilenirken, İsrail bu konuşlandırmayı geçici bir güvenlik önlemi olarak nitelendirdi.

İsrail’in hava saldırıları ayrıca ülke genelindeki askeri tesisleri ve silah depolarını da hedef aldı.

Barrack, bir zamanlar düşman olarak görülen grupların yeni siyasi ve güvenlik yapılarına nasıl dahil edilebileceğinin bir örneği olarak Suriye’deki siyasi geçiş sürecini gösterdi.

ABD’li diplomat, “Bir zamanlar yabancı terör örgütü olarak nitelendirilen Nusra’yı ele alabilirsiniz; 8 Aralık’ta yaşanan dönüşümün ardından bugün pek çok kişi bu örneği ‘işte bir model’ diye değerlendiriyor,” dedi.

Nusra Cephesi, Suriye iç savaşı sırasında ortaya çıkan ve El Kaide’ye bağlılık yemini ettikten sonra bu ağdan ayrıldığını ilan eden bir cihatçı gruptu. Örgüt, başta ABD ve BM olmak üzere birçok ülke ve kurum tarafından “terörist” kabul ediliyordu.

Grubun lideri Ahmed Şara (Ebu Muhammed el-Colani), daha sonra Esad’ı deviren saldırıyı yöneten Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) başına geçti.

Barrack ayrıca, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ulusal ordusuna entegrasyonunu, daha önce pek çok kişinin olası görmediği bir sonuç olarak gösterdi.

ABD’li, “Hiç kimse, bu Kürt oluşumu olan SDG’yi ulusal bir orduya yeniden entegre edebileceğinizi düşünmemişti, ama bu gerçekleşti,” dedi.

Şam ile Kürt liderliğindeki güçler, 10 Mart 2025 tarihinde SDG’nin askeri ve sivil kurumlarını Suriye devletine entegre etmek üzere bir anlaşma imzalamıştı.

Fakat entegrasyon şartları ve bölgedeki özyönetimin geleceği konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle anlaşmanın uygulanmasında gecikmeler yaşandı.

Bununla birlikte Barrack, Washington’un geniş bölgede gerçekleşen ve kendisinin “23 rejim değişikliği” olarak nitelendirdiği olaylara müdahalesine atıfta bulunarak, ABD’nin Orta Doğu’daki önceki müdahalelerinin etkinliği konusunda şüphelerini dile getirdi.

“Ne zaman müdahale etmeye, bir kişiyi ya da rejimi değiştirmeye çalışsak, bu bir hata olmuş gibi görünüyor,” diyen Barrack ayrıca Yemen’deki ABD müdahalesinin değerini de sorgulayarak, bunu görünüşe göre “anlamsız” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English