Bizi Takip Edin

Diplomasi

Putin ve Xi’den ŞİÖ zirvesinde çok kutupluluk ve Ukrayna mesajı

Yayınlanma

Çin’in Tiencin kentinde düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) zirvesinde Çin Devlet Başkanı Xi, üye ülkeler arasında dayanışma ve ekonomik işbirliğini güçlendirme çağrısı yaptı. Rusya Devlet Başkanı Putin ise çok kutuplu bir dünya düzenini savunarak Ukrayna krizinin Batı destekli darbe ve NATO’nun genişlemesi nedeniyle çıktığını belirtti.

Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) zirvesi, 1 Eylül’de Çin’in Tiencin kentinde düzenleniyor. Yerel saatle 10.00’da başlayan ŞİÖ üye ülke liderleri toplantısı öncesinde fotoğraf çekimi yapıldı.

Törene Çin’den Xi Jinping, Rusya’dan Vladimir Putin, Belarus’tan Aleksandr Lukaşenko, Hindistan’dan Narendra Modi, İran’dan Mesud Pezeşkiyan, Kazakistan’dan Kasım-Cömert Tokayev, Kırgızistan’dan Sadır Caparov, Pakistan’dan Şahbaz Şerif, Tacikistan’dan İmamali Rahman ve Özbekistan’dan Şevket Mirziyoyev katıldı.

Zirve başlamadan önce Putin, kendisini Rusya Devlet Başkanı’nın elinden tutarak Xi’ye götüren Hindistan Başbakanı Modi ile sohbet etti.

Üç lider kısa bir süre görüştü. Modi, yedi yıl aradan sonra ilk kez Çin’i ziyaret etti.

ŞİÖ zirvesi, Çin’in Tiencin kentinde başladı

Xi’den 5 adımlık gelişim planı

Zirvede ilk konuşmayı, 2025 dönem başkanı ülkenin temsilcisi olarak Çin lideri Xi Jinping yaptı. Xi, konuşmasında ŞİÖ’nün gelişimi için beş adımdan bahsetti.

Xi’ye göre, örgüt üyeleri arasında dayanışma ve etkileşimi güçlendirmek, ayrıca “bölenin barış, istikrar, kalkınma ve refahı için sorumluluk” üstlenmek amacıyla her ülkenin avantajlarını kullanmak gerekiyor.

ŞİÖ devletlerinin pazarlarının ve “ekonomilerinin birbirini tamamlayıcı” özelliklerinin avantajlarını kullanması gerektiğini belirten Xi, ticaret ve yatırım prosedürlerinin basitleştirilmesi, enerji, altyapı, dijital ekonomi, inovasyon ve yapay zeka alanlarında işbirliğinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

Xi, “Yani ortak bir gelecek adına karşılıklı destek yoluyla modernleşmeye doğru hep birlikte ilerlemek,” dedi.

Çin lideri, ŞİÖ ülkelerinin kültürel ve insani alışverişi, ekonomik etkileşimi güçlendirmesi ve ortak çabalarla “müreffeh bir medeniyet inşa etmesi” gerektiğini vurguladı.

Xi ayrıca eşitlik ve adalete bağlılığın sürdürülmesi, “İkinci Dünya Savaşı hakkındaki tarihsel gerçeğin savunulması”, çok kutuplu dünya düzeninin korunması ve Dünya Ticaret Örgütüne dayalı çok taraflı ticaret sisteminin desteklenmesi gerektiğini söyledi.

Xi, ŞİÖ bünyesinde Güvenlik Sınamaları ve Tehditleriyle Mücadele Merkezi ile Narkotikle Mücadele Merkezinin bir an önce açılması ve ŞİÖ Kalkınma Bankasının kurulması çağrısı yaptı.

Xi, Çin’in kendi gelişimini ŞİÖ’nün gelişimi ve “tüm üye devletlerin halklarının güzel bir yaşama olan özlemiyle” ilişkilendirdiğini kaydetti.

Xi’ye göre, Çin’in diğer ŞİÖ ülkelerinin ekonomilerine yaptığı toplam yatırım hacmi 84 milyar doları aşıyor ve Çin’in diğer ŞİÖ ülkeleriyle yıllık ticaret hacmi 500 milyar dolardan fazla.

Çin, örgütün daha muhtaç ülkelerine yardımcı olacak yüzden fazla sosyal proje uygulamayı planlıyor ve yıl sonuna kadar 2 milyar yuan tutarında karşılıksız hibe yardımı sağlayacak.

Ayrıca Çin, önümüzdeki üç yıl içinde birlik üyelerine 10 milyar yuan tutarında kredi tahsis edecek.

Putin’den çok kutupluluk vurgusu

Vladimir Putin, Çin’in 2025 ŞİÖ dönem başkanlığı sırasında yaptığı çalışmaları takdir etti.

Putin, bu yılın özel olduğunu belirterek mayıs ayında Moskova’da Büyük Anayurt Savaşı’ndaki zaferin 80. yıl dönümünün kutlandığını, 3 Eylül’de ise Pekin’de Japon militarizmine karşı kazanılan zafer ve İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin 80. yıl dönümüne adanmış etkinlikler düzenleneceğini kaydetti.

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından kurulan ve yine 80. yılını kutlayan Birleşmiş Milletlerin tüzüğüne uluslararası hukukun üstünlüğü ve ulusların kendi kaderini tayin hakkı gibi temel ilkelerin dahil edildiğini hatırlatan Putin, iç işlerine karışmama, bağımsızlığa ve ulusal çıkarlara saygı ilkelerinin ŞİÖ’nün de temelini oluşturduğunu söyledi.

Putin, mevcut zirve için Tiencin Deklarasyonu ve 2035’e kadar ŞİÖ Kalkınma Stratejisi de dahil olmak üzere sağlam bir belge paketi hazırlandığını belirtti.

Putin, ŞİÖ çerçevesindeki işbirliğinin gelişim hızının etkileyici olduğunu, üye ülkelerin GSYH’sindeki ortalama artışın 2024’te yüzde 5’i, sanayi üretimindeki artışın ise yüzde 4,6’yı aştığını kaydetti.

Rusya’nın üye devletlerin ortak tahvil çıkarmasını, ŞİÖ’nün kendi ödeme, takas ve saklama altyapısını oluşturmasını ve ortak yatırım projeleri bankası kurmasını desteklediğini ifade etti.

Putin’e göre bu, ŞİÖ devletlerinin ekonomik alışverişlerinin verimliliğini artıracak ve onları “dış konjonktürdeki dalgalanmalardan” koruyacak. Putin ayrıca ulaşım, enerji, kültür ve eğitim alanlarındaki işbirliğinden de bahsetti.

Putin, ŞİÖ’nün gerçek anlamda çok kutupluluğun tesis edilmesini ve tüm Avrasya kıtasında karşılıklı güvenin güçlendirilmesini savunduğunu söyledi.

Putin, örgütün bu sayede Avrasya’da “modası geçmiş Avrupa merkezli ve Avrupa-Atlantik modellerinin yerini alacak” yeni bir istikrar ve güvenlik sisteminin oluşturulması için siyasi ve sosyoekonomik ön koşulların temelini atmaya yardımcı olduğunu belirtti.

Böylece mümkün olan en geniş ülke yelpazesinin dikkate alınması mümkün olacak ve bu da bazı ülkelerin güvenliklerini başkaları pahasına sağlamasına izin vermeyecek.

Putin, Ukrayna krizinin nedenlerini yineledi

Bu sözlerinin ardından Putin, konuşmasında Ukrayna konusuna geçti ve “Fırsattan istifade ederek, Rusya tarafının Ukrayna çevresindeki krize ilişkin olarak da aynı yaklaşımları benimsediğini söylemek isterim,” dedi.

Putin’e göre bu kriz, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması sonucu ortaya çıkmadı.

Putin, “Kriz, Batı tarafından desteklenen ve kışkırtılan Ukrayna’daki devlet darbesi ve ardından bu darbeyi kabul etmeyen, desteklemeyen Ukrayna bölgeleri ile Ukrayna’daki insanların direnişini silahlı kuvvetler yoluyla bastırma girişimleri sonucunda ortaya çıktı,” diye konuştu.

Krizin ikinci nedeni olarak Batı’nın Ukrayna’yı NATO’ya çekme yönündeki sürekli girişimlerini gösteren Putin, bunun Rusya’nın güvenliğine yönelik doğrudan tehdit oluşturduğunu ifade etti.

Putin, 2014 yılında Ukrayna’da ülkenin Kuzey Atlantik İttifakına katılmasını desteklemeyen siyasi yönetimin iktidardan uzaklaştırıldığını belirtti.

Başkan, Rusya’nın krizi çözmeye katkıda bulunan Çin, Hindistan ve diğer ortakların çabalarını ve önerilerini takdir ettiğini belirtti.

Putin, “Yakın zamanda Alaska’da yapılan Rusya-ABD zirvesinde varılan mutabakatların da bu yönde ilerlediğini ve Ukrayna’da barışın yolunu açtığını umuyorum,” dedi.

Putin, zirve marjındaki ikili görüşmeler sırasında meslektaşlarını bu müzakereler hakkında bilgilendireceğine söz verdi. Putin, 31 Ağustos’taki resmi akşam yemeğinde Xi Jinping ile konuyu kısaca ele aldıklarını söyledi.

Putin, Ukrayna’daki çözümün sürdürülebilir ve uzun vadeli olması için krizin temel nedenlerinin ortadan kaldırılması ve güvenlik alanında adil bir dengenin yeniden kurulması gerektiğini bir kez daha vurguladı.

Konuşmasının sonunda Putin, 1 Eylül’de Taşkent’te sınamalara ve tehditlere yanıt verecek evrensel bir ŞİÖ merkezinin kurulmasına ve Duşanbe’de Narkotikle Mücadele Merkezinin açılmasına ilişkin anlaşmaların imzalanacağını hatırlattı.

Moskova’da ise kasım ayında ŞİÖ ülkeleri başbakanlar toplantısı yapılacak ve burada Tiencin’de varılacak anlaşmalar ele alınacak.

Putin’in 1 Eylül programında Modi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile ikili görüşmeler de yer alıyor.

Ayrıca Kamboçya Başbakanı Hun Manet ve Nepal Başbakanı Khadga Prasad Sharma Oli ile de “ayakta” bir dizi görüşme yapacak. Bunun yanı sıra Putin, ŞİÖ+ formatındaki toplantıya da katılacak.

Diplomasi

ABD sınır dışı edilen göçmenler için Liberya’ya 5 milyon dolar ödeyecek

Yayınlanma

ABD, sınır dışı edilen göçmenlerin kabulü kapsamında Liberya’ya 5 milyon dolar ödeme yapacak. Liberya makamları gelecek bir yıl içinde ABD’den sınır dışı edilen 1200’e kadar göçmeni kabul etmeye hazır olduğunu bildirdi. İlk göçmen kafilesi 20 Ağustos’ta başkent Monrovia’ya ulaştı.

The New York Times (NYT) gazetesinin haberine göre ABD, sınır dışı edilen göçmenlerin kabulüne yönelik anlaşma kapsamında Liberya’ya 5 milyon dolar ödeyecek.

ABD Dışişleri Bakanlığı belgeleri, bakanlığının bu ödemeyi geçen yılın aralık ayında onayladığını gösteriyor. Liberya bu karardan iki ay önce başka ülkelerden gelen göçmenleri kabul etme ihtimalini değerlendirme taahhüdünde bulundu.

Liberya makamları ülkeye gelecek göçmenlerin ırk veya din gerekçesiyle herhangi bir baskı ve takibata maruz kalmayacağı konusunda ABD’ye güvence verdi. Dışişleri Bakanlığı bu taahhütleri güvenilir buldu.

Tahsis edilen mali kaynak Liberya’nın göç sisteminin desteklenmesi ve göçmenlere yardım sağlanması amacıyla kullanılabilir. Bu kapsamda ödenek barınma, beslenme ve mesleki eğitim harcamalarını içeriyor.

NYT’nin aktardığına göre ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, doğrudan kendi menşe ülkelerine sınır dışı edilemeyen göçmenleri nakletmek amacıyla başka ülkelerle benzer anlaşmalar imzalıyor.

İnsan hakları örgütleri, göçmenlerin hiç tanımadıkları ve aralarında insan hakları sorunları bulunan ülkelerin de yer aldığı coğrafyalara gönderilmesi nedeniyle bu uygulamaya karşı çıkıyor.

Gazetenin verilerine göre Liberya makamları, gelecek bir yıl içinde ABD’den sınır dışı edilen 1200’e kadar göçmeni kabul etmeye hazır olduğunu bu hafta duyurdu. İlk göçmen grubu 20 Ağustos’ta Liberya’nın başkenti Monrovia’ya ulaştı.

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı yabancılara ait 175 binden fazla vizeyi iptal etti.

Trump, 2024 yılındaki seçim kampanyası sırasında düzensiz göçmenleri milyonlar halinde sınır dışı etme vaadinde bulunmuştu.

NBC’nin aktardığı hesaplamalara göre sınır dışı edilenlerin sayısının yılda en az 1 milyona ulaşabilmesi için her gün 2,7 binden fazla kişinin ülkeden çıkarılması gerekiyor.

Daha önce, nisan ayında Kongo Demokratik Cumhuriyeti de ABD’den sınır dışı edilen üçüncü ülke vatandaşlarını kabul etmek üzere Washington ile anlaşmaya vardı.

İlk sınır dışı edilen kafile 17 Nisan’da Kinşasa’ya ulaştı; bu kişiler Kolombiya, Peru ve Ekvador vatandaşlarından oluşuyordu.

Anlaşma çerçevesinde Kongo’ya kaç kişinin gönderilebileceğine ilişkin toplam sayı kamuoyuna açıklanmadı.

Göçmenlerin barınması amacıyla Kinşasa yakınlarında tesisler hazırlandı ve sınır dışı işlemlerine dair maliyetleri ABD üstlendi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Blackwater kurucusu Prince abonelikli hava savunma şirketi kurdu

Yayınlanma

Paralı asker şirketi Blackwater’ın kurucusu Erik Prince, hava savunma sistemlerini ücretli abonelik modeliyle sunan Vectus Air Defense Systems adlı yeni bir şirket kurdu. Ukraynalı yazılım firması Swarmer ortaklığıyla hayata geçirilen girişim, kritik tesisleri ucuz insansız hava aracı saldırılarına karşı korumayı hedefliyor. Sistemlerin ABD, Ukrayna ve İsrail teknolojilerini bir araya getireceği açıklandı.

Günümüzde Academi adıyla faaliyet gösteren paralı asker şirketi Blackwater’ın kurucusu Erik Prince, ürettiği hava savunma sistemlerinde ücretli abonelik modelini uygulayan Vectus Air Defense Systems adlı yeni bir şirket kurdu.

Financial Times (FT) gazetesinin haberine göre yeni şirket, yazılım aboneliğine dayalı “hizmet olarak hava savunma” prensibiyle çalışacak; çok katmanlı hava savunma sistemlerini çok yıllık sözleşmeler kapsamında tasarlayacak, kuracak ve bakımlarını üstlenecek.

Şirket, geliştirdiği hava savunma sistemlerini Ortadoğu’daki çatışmalarda ucuz insansız hava araçlarına karşı kullanılan Patriot tipi füzesavar sistemlerine kıyasla daha ekonomik bir alternatif olarak konumlandırıyor.

Vectus ürünleri; sensörler, elektronik harp araçları, önleme dronları ve yüksek atım hızına sahip ağır makineli toplar dahil olmak üzere ABD, Ukrayna, İsrail ve diğer ülkelerin teknolojilerini bir araya getirecek.

Şirket, Ukraynalı insansız hava aracı yazılım geliştirme grubu Swarmer ortaklığıyla kuruldu. Vectus’un kurucu yatırımcıları arasında yer alan Swarmer, şirkette yüzde 20 hisseye sahip bulunuyor.

FT, iki şirketin sensörler ve sürü sistemleri dahil olmak üzere dron savar teknolojileri alanında işbirliği yapacağını bildirdi. Habere göre Prince, halihazırda Swarmer’ın icracı olmayan yönetim kurulu başkanlığı görevini yürütüyor.

Prince, Axios’a yaptığı açıklamada, “Tehdidin hızla evrildiği açık ve özel sektörün bu yöndeki çözümlere talebi çok yüksek. Savunma maliyetlerini sert biçimde düşürmemiz ve müşterilerin kritik tesislerin korunmasını kendi ellerine almalarına imkan tanımamız gerekiyor” dedi.

Prince’in bir temsilcisi, ünlü girişimcinin son bir yılı Ukrayna, Ortadoğu, Afrika ve Latin Amerika’daki teknoloji tedarikçileri ve potansiyel müşterilerle görüşerek geçirdiğini bildirdi.

Temsilciye göre geliştirilen hava savunma sistemleri, güvenliğini tamamen devlete emanet etmek istemeyen ya da edemeyen büyük ticari ve sivil tesisler için en uygun çözümü sunuyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın müttefiki olan Prince, savunma sektörünün uzun süredir içinde yer alıyor.

Özel güvenlik şirketini 1997 yılında kuran Prince’in Blackwater şirketi, 1997 ile 2010 yılları arasında ABD Dışişleri Bakanlığı personelinin korunması dahil olmak üzere 2 milyar dolarlık kamu güvenlik sözleşmesi imzaladı.

Şirket, George W. Bush ve Barack Obama yönetimleri döneminde yaklaşık 100 bin görev icra etti.

Blackwater’ın yürüttüğü bazı operasyonlar ise sert eleştirilere hedef oldu.

Şirket çalışanlarının Eylül 2007’de Bağdat’taki Nisur Meydanı’nda kalabalığın üzerine ateş açarak 17 Iraklı sivili öldürdüğü ve 20 kişiyi ağır yaraladığı olay büyük tepki topladı.

ABD mahkemeleri 2014 ve 2019 yıllarında üç çalışanı 15 ayrı kasıtsız adam öldürme suçundan mahkum etti.

Prince, Blackwater döneminin ardından gelişmekte olan pazarlarda 75’ten fazla hava aracıyla faaliyet gösteren küresel taşımacılık şirketi Presidential Airways’i ve doğal kaynak projelerine odaklanan özel yatırım firması Frontier Resource Group’u kurdu.

Bu yatırım firmasının temel faaliyet alanlarından birini, Afrika’nın uzak ve tehlikeli bölgelerindeki petrol ile madencilik şirketlerine lojistik sağlamak oluşturdu.

Prince, 2014 yılında Avusturyalı havacılık şirketi Airborne Technologies’in yüzde 25 hissesini satın aldı.

Prince’e bağlı yapılar, Thrush 510G tipi zirai ilaçlama uçaklarını gözetleme ekipmanları, makineli tüfekler, zırh ve roket podlarıyla donatarak modifiye etmeye çalıştı.

The Guardian, geçen yılın eylül ayında Prince’in Ukraynalı bir insansız hava aracı üreticisini satın almayı planladığını duyurmuştu. Blackwater kurucusu o dönemde Kiev’de yerel dron üreticileriyle temas kurarken görülmüştü.

Gazete, Prince’in Ukrayna’ya ilgisinin eskiye dayandığını, 2020 yılında kendi özel güvenlik şirketi üzerinden Donbass’taki krizin çözümüne yönelik milyarlarca dolarlık bir plan sunduğunu ancak bu anlaşmanın hayata geçmediğini hatırlattı.

Daha sonra The Guardian’ın aktardığı üzere Prince, otonom dron sürüsü yönetimi alanında uzmanlaşan Ukraynalı girişim Swarmer’ın yönetim kuruluna girdi.

Blackwater kurucusu, şirketi “modern muharebenin potasında doğmuş bir girişim” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Küresel gıda sistemini ayakta tutan üç temel sütun tehlikede

Yayınlanma

New York Times gazetesi, küresel gıda güvenliğini sağlayan kesintisiz ticaret, erişilebilir enerji ve istikrarlı iklim koşullarının aynı anda tehlikeye girdiğini yazdı. Sıcak hava dalgaları ile kuraklık buğday rekoltesini düşürürken çatışmalar ve su yollarındaki tıkanıklıklar taşımacılık maliyetlerini yükseltiyor.

Küresel gıda sistemi kesintisiz ticaret, erişilebilir enerji ve istikrarlı iklim olmak üzere üç temel koşula dayanıyor. The New York Times gazetesinin haberine göre bu üç şartın tamamı mevcut süreçte ciddi bir tehdit altına girdi.

Dünya gıda sistemini inceleyen Guelph Üniversitesi profesörlerinden Evan Fraser, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Bugün gelinen noktada bu koşulların hiçbirinin yerine getirilmediği görülüyor” dedi.

Gıda tedariki açısından öne çıkan başlıca risklerden birini buğday hasadındaki düşüş oluşturuyor. Gazetede yer alan bilgilere göre aşırı sıcaklar ve kuraklık, son yarım yüzyılın en kötü rekoltesini alması beklenen ABD dahil olmak üzere en büyük üretici ülkeleri olumsuz etkiledi.

Bunun da gıda ithalatına bağımlı olan yoksul ülkeler başta olmak üzere fiyatları daha da yukarı çekebileceği öngörülüyor.

Buğday üretimindeki düşüşe paralel olarak tahıl lojistiği de zorlaşıyor. Karadeniz’in çatışma bölgesi olmayı sürdürmesi ve Kızıldeniz’deki Husi saldırıları nedeniyle taşımacılık şirketleri Güney Afrika çevresinden dolaşan daha uzun rotayı kullanmak zorunda kaldı.

Financial Times gazetesi ise kuraklığın Ren ve Tuna nehirlerindeki su seviyesini düşürdüğünü, güçlenen El Nino hava olayının da Panama Kanalı üzerinden yapılan deniz taşımacılığı için ilave risk oluşturduğunu aktardı.

Dünya gıda sisteminin kırılganlığı, üretimin sınırlı sayıda tedarikçiye bağımlı olmasından da kaynaklanıyor. Küresel buğday ihracatının önemli bir bölümünü Rusya, Kanada, ABD, Ukrayna ve Avrupa Birliği karşılarken ana alıcı konumunda ithalata bağımlı düşük gelirli ülkeler yer alıyor.

Ekmek fiyatının sahip olduğu siyasi etkiye işaret edilen haberde, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü verilerine göre buğday fiyatlarının temmuz ayında son üç yılın en yüksek seviyesine ulaştığı belirtildi.

Öte yandan Financial Times, ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonunun başlamasının ardından Ortadoğu’daki savaşın küresel ölçekte gübre kıtlığına yol açabileceğini ve gıda krizini tetikleyebileceğini yazdı.

Saldırılar en yaygın azotlu gübre olan karbamit (üre) üretimini aksatırken doğalgaz açığı Güney Asya’daki üreticilerin üretimi kısmasına neden oldu.

Küresel karbamit ihracatının yaklaşık üçte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın kapanması ise tablonun daha da ağırlaşmasına yol açtı.

ABD Gübre Enstitüsü kıdemli ekonomisti Veronika Nigh, çatışmanın uzaması halinde doğacak sonuçların 2022 yılındakinden daha ağır olabileceği uyarısında bulundu.

Azotlu gübreler dünya gıda üretiminin yaklaşık yarısının sağlanmasında kritik rol oynuyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English