Bizi Takip Edin

Amerika

Vance, Fuentes’e sert çıktı: B.k yiyebilir

Yayınlanma

ABD’de sağ-muhafazakâr siyaset içinde bölünmede sertlik artarken, Başkan Yardımcısı JD Vance, yorumcu Nick Fuentes’e sert sözlerle yüklenerek, “B.k yiyebilir,” dedi.

Vance, aylardır Fuentes ve “Groypers” olarak bilinen ırkçı ve antisemitik destekçilerinden oluşan sanal ordusunu kınaması için artan baskı ile karşı karşıya.

Cuma günü başkan yardımcısının konutunda UnHerd’e özel olarak verdiği röportajda sözlerini sakınmadan konuşan Vance, “Açık konuşayım. Jen Psaki [Biden dönemi eski basın sekreteri] ya da Nick Fuentes olsun, eşime saldıran herkes b.k yiyebilir. Bu, ABD başkan yardımcısı olarak benim resmi politikam,” dedi.

“Antisemitizm ve hiçbir türden etnik nefretin muhafazakâr hareketin içinde yeri olmadığını” savunan başkan yardımcısı, “Birini beyaz olduğu için, siyah olduğu için ya da Yahudi olduğu için saldırıyor olsanız da, bence bu iğrenç bir şey,” diye konuştu.

Başkan yardımcısının eşi Usha Vance’i 4chan veya Reddit gibi internet dehlizlerinde Asyalılara yönelik hakaretamiz bir ifade olarak kullanılan şekliyle “jeet” olarak adlandıran ve onunla evlendiği için başkan yardımcısını “ırk haini” olarak nitelendiren Fuentes, aynı videosunda İsrail’e, eşcinsel komünitesine ve Peter Thiel’e de saldırmıştı.

Vance, Fuentes hakkındaki sözlerine şöyle devam etti:

“Nick Fuentes’in Donald Trump yönetimi ve sağcı kurumlar üzerindeki etkisinin büyük ölçüde abartıldığını düşünüyorum ve açıkçası, bu abartı Amerika’nın İsrail ile ilişkisi hakkında dış politika tartışması yapılmasını istemeyen kişiler tarafından yapılıyor.”

Buna göre Adolf Hitler’i öven “Groyper” grubunun lideri, ABD’nin İsrail ile ittifakı konusunda patlak veren sağcılar arası iç tartışmada, İsrail yanlısı sertlik yanlıları için “yararlı bir kontrast unsuru” olarak işlev görüyor.

Nick Fuentes Amerikan sağının İsrail karşıtı cephesini nasıl büyüttü?

Tartışma, geçen hafta Charlie Kirk tarafından kurulan Turning Point USA (TPUSA) organizasyonunun bir toplantısında tam anlamıyla bir iç savaşa dönüştü. Ben Shapiro, yorumcu Tucker Carlson’ı kınarken, İsrail karşıtı kampı temsil eden Steve Bannon ve Megyn Kelly de Shapiro’yu kınadı.

Vance, karşılıklı konuşmaları henüz izlemediğini, fakat tartışmanın devam etmesinin sağlıklı olduğunu düşündüğünü söyledi. Vance, pazar günü TPUSA’de yaptığı konuşmada, “saflık testlerini” reddederek tartışmaya girmemişti.

Öte yandan Vance, Carlson’ı savunarak, “Tucker benim arkadaşımdır. Tucker Carlson ile anlaşmazlıklarım var mı? Elbette. Çoğu arkadaşımla, özellikle de siyasetle uğraşanlarla anlaşmazlıklarım var… Ben [aynı zamanda] çok sadık biriyim ve arkadaşlarımı zor durumda bırakacak bir şeye kalkışmayacağım,” dedi ve şöyle devam etti:

“Dünyanın en büyük podcast’lerinden birine sahip, milyonlarca dinleyicisi olan, 2024 seçimlerinde Donald Trump’ı destekleyen, 2024 seçimlerinde beni destekleyen Tucker Carlson’ın görüşlerinin bir şekilde muhafazakârlığa tamamen aykırı olduğu, muhafazakâr hareket içinde yeri olmadığı fikri açıkçası saçma. Ve kimsenin buna gerçekten inandığını sanmıyorum.”

Vance’e göre asıl mesele “bekçilik yapmak” ve insanlar,  özellikle de Washington’un Orta Doğu politikası konusunda, “kendi ideolojik hesaplarını görmeye çalışıyorlar.”

Vance, İsrail’in önemli bir müttefik olduğuna ve “birlikte çalışacakları bazı konular olduğuna kesinlikle inandığını” vurgularken, İsrail ile “çok önemli anlaşmazlıklar da yaşayacaklarını” ve bunun normal olduğunu savundu.

Vance, “‘Bu konuda İsrail ile aynı fikirdeyiz, ancak bu diğer konuda İsrail ile aynı fikirde değiliz’ diyebilmeliyiz. Bence bu konuşmayı yapmak birçok kişi için çok daha rahatsız edici, çünkü onlar Nick Fuentes’e odaklanmak istiyorlar,” diye konuştu.

Fuentes’in böylece “meşru bir hoşnutsuzluğu” çarpıttığını ve “zehirli retoriğiyle bozduğunu” vurgulayan Vance şöyle devam etti:

“Cumhuriyetçilerin %99’u ve muhtemelen Demokratların %97’’i Yahudilerden Yahudi oldukları için nefret etmiyor. Aslında olan şey, Amerikan dış politikasındaki konsensüs görüşüne karşı gerçek bir tepki olması. Bence bu konuyu konuşmalı ve susturmaya çalışmamalıyız. Çoğu Amerikalı antisemitik değildir, asla antisemitik olmayacaktır ve bence asıl tartışmaya odaklanmalıyız.”

Fuentes’in ırkçı görüşlerinden kendisinin de endişe duyduğunu, fakat önceki yıllarda “elitlerin ayrıcalıkları ve ilerici ahlaki hiyerarşileri ile uyumlu” başka bir ırkçılığa ses çıkarılmadığını ileri sürdü:

“Diyelim ki siz de benim gibi ırkçılığın kötü olduğunu, insanları etnik kökenlerine göre değil, yaptıklarına göre yargılamamız gerektiğini düşünüyorsunuz. Nick Fuentes gerçekten bu ülkenin sorunu mu? O bir podcast yayıncısı. Kendisine sadık bir genç hayran kitlesi var ve bazıları arkadaşlarıma ve aileme kötü davranıyor. Bu beni rahatsız ediyor mu? Elbette. Ama biraz perspektifimizi koruyalım. Son beş ila on yıldır, siyasi liderlerimizin yarısının, üniversiteye giriş ve işlerde beyazlara ayrımcılık yapmanın sadece kabul edilebilir değil, aynı zamanda olumlu bir şey olduğu fikrine tamamen kapıldığını izledim.”

Dolayısıyla Vance’e göre, “Irkçılığın kötü olduğuna inanıyorsanız, Fuentes dikkatinizin bir saniyesini, beyaz erkeklere karşı ayrımcılık yapmak için çok çalışan gerçek siyasi güce sahip kişiler ise saatlerce dikkatinizi hak ediyor.”

Ayrıca, sağcı ırkçılığın büyük ölçüde, onlarca yıldır sınırları açık tutan ve Biden yönetimi altında yeni gelenlerin akınına maruz kalan “iki partili elitlere karşı bir tepki” niteliğinde olduğunu ileri süren başkan yardımcısı, bunun “sevdiği ülkede” sosyal uyumun yok olmasına yol açacağını savundu.

Vance, “Etnik rekabet ve balkanlaşma, bu durumların kaçınılmaz sonucudur. Bunun iyi bir şey olduğunu düşünmek zorunda değilsiniz. Ben kesinlikle öyle düşünmüyorum, ama bu öngörülebilir bir sonuç,” iddiasında bulundu.

Amerikalı kimliği üzerinde de duran Vance, “kültürel miras-milliyetçilik” peşinde koşan ABD’lilerin de, sadece bir vatandaşlık akdi ile herkesi vatandaş sayan ABD’lilerin de yanıldığına inanıyor. Bununla birlikte Vance, “statik” bir Amerikan ulusu fikrine de itiraz ediyor:

“Irkçı milliyetçilerin –ya da bunun tamamen genetik olduğunu veya tamamen 17. yüzyılın sonlarında Mayflower gemisiyle gelenlerin torunları ile bir bağlantısı olduğunu söylemek isteyenlerin– göz ardı ettikleri şey, insanların bunu zaman içinde biriktirebileceğidir. Bu bir gecede gerçekleşmez, fakat Mayflower gemisiyle gelenlerin veya onların torunlarının oluşturduğu statik bir ulus olmamız gerektiği fikri, bence Amerikan uygulamalarıyla da uyumlu değildir.”

Amerikan kimliğinde Hristiyan değerlerinin önemine de işaret eden başkan yardımcısı, “Amerika’nın ortak bir kültürü olduğunu söylediğimde, bunun merkezinde Hristiyanlığın yer aldığını düşünüyorum… Hristiyan olmasanız bile, Hristiyanlıkta çok yararlı olan birçok şey var. Hıristiyanlık bize ortak bir ahlaki dil sağlıyor. Bunu Sivil Haklar Döneminde gördük, İç Savaş sırasında gördük. İç Savaş sonrası bir ulus olarak bir araya gelmemizi sağlayan yollardan biri de bu ortak Hıristiyan kimliğiydi,” iddiasında bulundu.

Amerika

New York eyaleti Kalshi platformuna 36 milyar dolarlık dava açtı

Yayınlanma

ABD’de New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, tahmin pazarı platformu Kalshi’ye lisanssız ve yasa dışı kumar oynattığı gerekçesiyle dava açtı. Eyalet yönetimi, şirketin New York’taki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının iade edilmesini ve en az 36 milyar dolar ceza ödenmesini talep ediyor.

New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, en büyük tahmin pazarı platformlarından biri olan Kalshi’ye karşı lisanssız yasa dışı şans oyunları düzenlediği suçlamasıyla dava açtı.

Eyalet yetkilileri, servisin eyaletteki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının geri ödenmesini ve şirketten en az 36 milyar dolar tahsil edilmesini talep ediyor.

New York yetkililerinin değerlendirmesine göre Kalshi, eyalet sakinlerinin eyalet şans oyunları komisyonundan lisans almadan spor, kültür olayları ve seçimler üzerine bahis oynamasına izin verdi.

Dava dilekçesinde ayrıca şirketin yasalarla öngörülen vergileri ödemediği ileri sürülüyor.

Tahmin pazarları (prediction markets), kullanıcıların “evet” veya “hayır” jeton-bahisleri satın alarak spor, siyaset ve daha birçok olayın sonucu üzerine bahis oynadığı platformlar olarak tanımlanıyor.

Bahsin piyasa fiyatı, olasılığa dair kolektif değerlendirmeyi yansıtıyor. Örneğin 0,20 dolar, olayın gerçekleşme şansının yüzde 20 olduğunu gösteriyor.

Kazanan jetonlar her biri için 1 dolar kazandırırken, kaybeden jetonlar sıfırlanıyor. Jetonlar, sonuç gerçekleşene kadar platformların içinde bir borsadaki gibi takas edilebiliyor.

Kalshi ve Polymarket bu alandaki en büyük iki platform konumunda. Kalshi, ABD Emtia Vadeli Ticaret Komisyonu (CFTC) lisansına, New York Menkul Kıymetler Borsasının (NYSE) işletmeci şirketinin desteğine ve televizyon kanalları, medya, spor birlikleri ile büyük kripto borsalarıyla ortaklıklara sahip.

Blokzincir üzerinde çalışan Polymarket ise başlangıçta kripto para ortamından çıktı. Her iki servis de milyarlarca dolarlık değerlemelere ve onlarca milyon dolarlık yatırımlara sahip.

New York yetkilileri davayla eş zamanlı olarak mahkemeden, yargılama sona erene kadar Kalshi’nin eyalet sakinlerine ilgili olay sözleşmelerini sunmasının yasaklanmasını istedi.

Eyalet yönetimi ayrıca, şirketin kullanıcılara fonlarını tamamen tazmin etmesini, bu ürünlerden elde edilen tüm geliri iade etmesini, yasa dışı yollardan elde edilen hasılatın üç katı tutarında ceza ve bu tür sözleşmelerin her bir teklifi için 100 bin dolar ödemesini talep ediyor.

Mahkeme belgelerine göre, talep edilen toplam tazminat miktarı en az 36 milyar doları bulabilir. Nihai miktar, tam finansal hesaplamanın ardından belirlenecek.

New York Eyaleti Valisi Kathy Hochul konuya ilişkin açıklamasında, “Kalshi, tüketicileri koruyan, sorunlu kumarın gelişmesini önleyen, önemli devlet programlarının finansmanını sağlayan ve tüm şirketlerin tek bir kurala göre çalışmasını garanti eden New York’un kumar yasalarını göz ardı etmeyi seçti” dedi.

CoinDesk’in hesaplamalarına göre, son Dünya Kupası sırasında Kalshi, Polymarket ve onların daha küçük ölçekli rakipleri 50 milyar dolardan fazla bahis işledi.

Bu miktar, tüm Amerikalı bahis şirketlerinin toplamından katbekat fazla bir büyüklüğe karşılık geliyor.

New York eyaletinin davası, düzenleyici kurum CFTC’nin mahkeme yoluyla ayrı eyaletlerin yetkililerinin CFTC onaylı tahmin pazarı platformlarına karşı tedbir uygulamasının yasaklanmasını talep etmesinin ertesi günü açıldı.

Daha önce ABD’nin diğer eyaletlerinin yetkilileri de Kalshi ve Polymarket ile mahkemelik olmuştu.

Tahmin pazarlarındaki kripto para bahisleri son iki yılda büyük popülerlik kazandı. Ancak ülkeler birbiri ardına tahmin pazarlarını yasa dışı kumar kapsamına alıyor.

Bu tür bahislerin yasa dışı olduğunu belirten ve Polymarket’i engelleyen son ülkelerden biri Çekya oldu.

Daha önce benzer tedbirler Almanya, Belçika, Romanya, İsviçre, Polonya, Yunanistan, Kıbrıs, Portekiz, İspanya ve Ukrayna tarafından alındı.

Hollanda, Fransa ve Birleşik Krallık da platformun faaliyetlerinin kumar mevzuatına girebileceğini bildirdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Cumhuriyetçi senatörler Trump’ın Adalet Bakanı adayı Blanche’a karşı

Yayınlanma

ABD’de Cumhuriyetçi Senatörler John Cornyn ve Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması planlanan fonun iptal edildiğine dair yazılı garanti verilene kadar Todd Blanche’ın adalet bakanlığı adaylığını desteklemeyeceklerini bildirdi. İki senatörün muhalefeti üzerine Senato Yargı Komisyonundaki oylama iptal edilirken ABD Başkanı Donald Trump adaylığı geri çekebileceğini açıkladı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın bir sonraki adalet bakanı olarak belirlediği ve halen bakan vekili olarak görev yapan Todd Blanche’ın adaylığı, Senato Yargı Komisyonundaki iki Cumhuriyetçi üyenin muhalefeti nedeniyle belirsizliğe girdi.

Teksas Senatörü John Cornyn ve Kuzey Karolina Senatörü Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması önerilen “hukukun araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonunun tamamen kaldırıldığına dair yazılı bir garanti talep ediyor.

Senato Yargı Komisyonunda yer alan Cornyn veya Tillis’ten gelecek tek bir “hayır” oyu, Blanche’ın adaylık sürecini engelleme gücüne sahip bulunuyor. Komisyon, iki senatörün karşı duruşu nedeniyle perşembe sabahı yapılması planlanan oylamayı iptal etti.

İki senatörün Trump ile görüş ayrılığı yaşadığı tek konu Blanche’ın adaylığı değil. Kongre’den ayrılmaya hazırlanan ve Trump yönetimiyle sorun yaşayan diğer bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri de başkanın çeşitli pozisyonlarına karşı tavır alıyor.

“YOLO” grubu ve Kongre’deki dengeler

Kongre çevrelerinde şakayla karışık “YOLO” grubu olarak adlandırılan bu yapı, ocak ayında görev süreleri dolacak olan ve artık Trump’a siyasi bir bağımlılığı kalmadığı belirtilen Cumhuriyetçilerden oluşuyor.

İngilizce “sadece bir kez yaşarsın” (you only live once) ifadesinin kısaltması olan “YOLO”, gelecekteki sonuçları önemsemeden hareket eden tavırları tanımlamak için kullanılıyor.

Bu gruptaki isimlerin bir kısmı emekli olmayı tercih ederken, bir kısmı ise Cumhuriyetçi Parti içindeki ön seçimlerde Trump’ın desteklediği adaylara karşı kaybetti.

Senatoda bu grupta yer alan isimler arasında, bu yılki ön seçimleri kaybeden Teksas Senatörü Cornyn ve Louisiana Senatörü Bill Cassidy ile Trump’ın “Tek Büyük, Güzel Yasa” tasarısı nedeniyle başkanla ters düşerek geçen yıl emekli olacağını açıklayan Kuzey Karolina Senatörü Tillis bulunuyor. Her üç isim de önemli konularda başkanla görüş ayrılığı yaşadı.

Temsilciler Meclisinde ise Trump’ın müttefiki bir adaya ön seçimi kaybeden Kentakki Temsilcisi Thomas Massie ile yıl sonunda emekliye ayrılacak olan Nebraska Temsilcisi Don Bacon bu grupta yer alıyor.

Trump adaylığı geri çekebileceğini belirtti

YOLO grubunun farklı üyeleri başka konularda Trump’a karşı gelse de Blanche’ın adaylığının onaylanmasında kilit rolü Cornyn ve Tillis elinde tutuyor.

Senato Yargı Komisyonu Başkanı Chuck Grassley’nin, Blanche’ın Adalet Bakanlığına kalıcı olarak atanmasını değerlendirmek üzere yapılması planlanan toplantıyı iptal etmesinin ardından Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada adaylığı geri çekmeyi değerlendireceğini söyledi.

Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda Cornyn ve Tillis’in Blanche’ın adaylığı konusunda net bir tutum sergilemekten kaçındığını vurguladı.

Trump paylaşımında, “Todd Blanche bir YILDIZ ve herkes bunu biliyor! Tüm zamanların en büyük adalet bakanlarından biri olma potansiyeline sahip” ifadelerini kullandı.

Açıklamasına devam eden Trump, “Ancak Teksaslı John Cornyn ve Kuzey Karolina’dan Thom Tillis -ki her ikisini de desteklemeyi reddettim ve siyasi kariyerleri benim bu hareketimle sona erdi- her durumda bakan vekili olarak kalacak olan bu harika adaya oy vermeyi reddediyorlar” diye yazdı.

1,8 milyar dolarlık fon tartışması

İki senatörün muhalefetinin merkezinde, Adalet Bakanlığının “taraflı tutumunun” mağduru olduğunu iddia eden kişilere ödeme yapması öngörülen 1,8 milyar dolarlık “adaletin araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonu yer alıyor.

Kongre’deki her iki partiden eleştirmenler, bu fonun 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınına katılanlar da dahil olmak üzere Trump’ın müttefiklerine para aktarma aracı olacağını belirterek fona karşı çıkıyor.

Trump, Adalet Bakanlığı ve ABD İç Gelir Servisi (IRS) arasındaki bir uzlaşmanın parçası olarak gündeme gelen fon hakkında Blanche, konunun artık “hükümsüz” olduğunu ve fonun gündemden kalktığını savundu. Ancak Cornyn, bu ayın başlarında Yargı Komisyonundaki onay oturumunda Blanche’ın bu iddiasına şüpheyle yaklaştı.

Cornyn, 15 Temmuz’da oturum salonunun dışında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Uzlaşma anlaşması tarafların yazılı izni olmadan değiştirilemez. Tarafların böyle bir yazılı izni yok ve kendisi de bunun bir sözleşme unsuru olarak yürürlüğe konulabileceğini kabul etti” dedi.

Teksas senatörü sözlerini şöyle sürdürdü: “Düzeltmeye çalıştığım kayıtlara geçmesi açısından bunun gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum. Sorularıma dürüstçe yanıt verdi ancak bu yanıtlar inevitably konunun kapandığı sonucuna varılmasını sağlamıyor. İleride tekrar gündeme getirilebilir.”

Cornyn, bu yılın başlarında Teksas’taki Cumhuriyetçi ön seçiminde Trump’ın desteklediği Teksas Başsavcısı Ken Paxton’a kaybettikten sonra Beyaz Saray’a yönelik eleştirilerini daha yüksek sesle dile getirmeye başladı.

Komisyondaki diğer Cumhuriyetçi senatör Tillis ise Blanche’ın adaylığına karşı çıkmasının Trump ile yaşadığı anlaşmazlıklardan kaynaklandığı yönündeki iddiaları reddetti.

The Independent gazetesinin haberine göre Kuzey Karolina senatörü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gerçek şu ki, başkandan hiçbir zaman destek talep etmedim, buna rağmen bana destek verdi. Başkan bu tür bir aracı kullandığı anda karşısında Tillis’in yanıtını bulurdu ama bunu hiçbir zaman yapmadı” diye konuştu.

Her iki senatör de fonun resmi ve kalıcı olarak iptal edildiğine dair güvence almadıkları sürece Blanche’ın komisyondan geçmesi yönünde oy kullanmayacaklarını bildirdi.

Blanche komisyondan geçse dahi göreve atanabilmek için Senato genel kurulunda basit çoğunluğun desteğine ihtiyaç duyacak.

Adalet Bakanlığına yönelik eleştiriler sürüyor

Senatör Cassidy, perşembe günü CBS News’ten Nikole Killion’a yaptığı açıklamada, Adalet Bakanlığının mevcut tutumundan “büyük endişe duyduğunu” belirtti. Cassidy, eski Beyaz Saray çalışanı ve 6 Ocak olaylarının kilit tanıklarından Cassidy Hutchinson hakkında soruşturma yürütmek üzere bir büyük jüri oluşturulduğuna dikkati çekti.

Cassidy, “Her Amerikalı Adalet Bakanlığının bir silah gibi kullanılmasından korkmamalı mı? Buna tatmin edici yanıtlar verilemiyorsa, o zaman muhtemelen başka birinin bu göreve gelmesi gerekir” dedi. Cassidy, Blanche’ın “iyi yanıtlar verebilmesi, Tillis ve Cornyn’e bu taahhüdü sunabilmesi ve Hutchinson’a bu süreçlerin neden yürütüldüğünü açıklayabilmesi durumunda yola devam edilebileceğini” ekledi.

Mayıs ayında yapılan ön seçimlerde Trump’ın desteklediği Temsilciler Meclisi Üyesi Julia Letlow’a kaybeden Cassidy, yenilgisinden bu yana geçen aylarda Trump yönetimini ve karşı çıktığı bazı Cumhuriyetçi politikaları açıkça eleştiriyor.

Louisiana senatörü, Blanche’ın adaylığına destek verip vermeyeceği konusunda renk vermeyerek perşembe günü gazetecilere “halen bilgi toplama aşamasında olduğunu” söyledi.

Diğer bazı Cumhuriyetçi senatörler de bu hafta yaptıkları değerlendirmelerde, tartışmanın ön planında Cornyn ve Tillis yer alsa da kendilerinin de adaylık ve fon konusunda endişeleri bulunduğunu bildirdi.

Cornyn ve Tillis perşembe günü Blanche ile bir görüşme gerçekleştirdi, bu nedenle taraflar arasında bir uzlaşma sağlanabileceği belirtiliyor.

Ancak Trump’ın adaylığı geri çekme düşüncesini hayata geçirmesi ihtimaline değinen Cornyn, ön seçimi kazanan Paxton’ın kasım ayındaki genel seçimi kazanmasının kesin olmadığını hatırlattı. Teksas Başsavcısı Paxton, seçilmesi halinde Trump yönetiminin yasama önceliklerine güçlü destek vereceğini taahhüt etmişti.

Buna karşın Paxton, kasım ayındaki seçimlerde Demokrat Eyalet Temsilcisi James Talarico karşısında zorlu bir yarışla karşı karşıya bulunuyor. Cook Political Report, Cornyn’in mayıs ayındaki ikinci tur yenilgisinin ardından bu yarışa ilişkin değerlendirmesini “Muhtemel Cumhuriyetçi” seviyesinden “Cumhuriyetçilere Kayıyor” seviyesine revize etti. Son anketlerde Demokrat adayın farkı açtığı görülüyor.

Cornyn perşembe günü yaptığı açıklamada, “Yani bizi istediği noktada getirdiğini düşünebilir. Ancak gerçek şu ki, Senatör Tillis ve benim yerimizi kimin alacağına dair bir garanti yok. Gelecek yıl elindeki kozlar şu ankinden daha zayıf olabilir. Bu talihsiz bir durum çünkü biz bu kavgayı büyütmemeye çalıştık” ifadelerini kullandı.

Kendi koltuğu “Demokratlara kayıyor” kategorisinde değerlendirilen Tillis de benzer bir uyarıda bulunarak sürecin ters tepebileceğini söyledi.

Tillis, fonun artık yürürlükte olmadığına dair beklentilerin karşılanması durumunda kendisini onaylamaya hazır bir grupla çalışmak yerine, Trump’ın bir sonraki Kongre’deki sandık sayılarını hesaba katması gerektiğini vurguladı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Minnesota’da 30’dan fazla su tesisine siber saldırı

Yayınlanma

ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları araştırıyor. İncelemelerde olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntılara ulaşıldığı bildirildi. Eyalet ve federal kurumlar, kamu hizmetlerinin aksamaması ve sistemlerin emniyete alınması için ortak çalışma yürütüyor.

ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları inceliyor. Soruşturmada olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntıların yer aldığı belirtildi.

Minnesota Bilişim Teknolojileri (MNIT) kurumu Salı günü saldırılara ilişkin bir uyarı yayımladı.

Kurum; ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı (CISA), ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve Federal Soruşturma Bürosu (FBI) dahil olmak üzere federal kurumlarla koordineli bir inceleme yürüttüklerini duyurdu.

Uyarda yer alan bilgilere göre yetkililer, devam eden soruşturma nedeniyle “faaliyeti henüz belirli bir aktöre bağlamadıklarını” veya saldırıların tek bir aktöre atfedilemeyeceğini kaydetti.

Araştırmacılar, Minnesota genelindeki vakalar arasında saldırı zamanlamaları ve “kullanılan teknoloji türleri” de dahil olmak üzere benzerlikler tespit etmeyi başardı.

MNIT, Minnesota Sağlık Bakanlığının yerel su sistemleri üzerindeki etkileri araştırdığını ekledi. Kurum, şehirlerden “içme suyu kullanımlarını değiştirme” yönünde gelen “herhangi bir aktif talep” bulunmadığını bildirdi.

Pazar ve Pazartesi günleri gerçekleşen saldırılarda, operatörlerin kullandığı bilgisayar ekranları olan “programlanabilir mantıksal denetleyiciler” (PLC) ile “insan-makine arayüzleri” (HMI) hedef alındı.

Minnesota Bilgi Güvenliği Başkanı John Israel, eyaletin bilgileri federal kurumlara ilettiğini ve bu kurumların “bu faaliyeti daha geniş bir ulusal bağlamda değerlendirdiğini” söyledi.

CISA, FBI ve diğer federal kurumlar tarafından 22 Temmuz’da yayımlanan ortak bir uyarıda, İranlı bilgisayar korsanlarının su sistemlerini ve diğer PLC’leri hedef aldığı konusunda uyarıda bulunulmuştu.

Açıklamada ayrıca operasyonel teknoloji (OT) sahipleri ve operatörlerinin “doğrudan internet erişimini sınırlandırmalarının ve güvenli PLC kurulumunu sağlamalarının” önemi vurgulanmıştı.

FBI Siber Bölümü Direktör Yardımcısı Brett Leatherman söz konusu uyarıda, İranlı aktörlerin “ABD’nin kritik altyapısını hedef almaya” ve “Amerikalıların bağımlı olduğu temel hizmetleri aksatmaya devam ettiğini” ifade etmişti.

Bu durum, İran savaşı sırasında ABD’nin ülkedeki kritik altyapıyı hedef alan saldırılarını takip ediyor. ABD ordusu İran’daki bir liman tesisine, enerji altyapısına ve köprülere saldırılar düzenlemişti.

MNIT; su ve atıksu sistemlerine, internetten erişilebilen operasyonel teknolojileri tespit etmeleri ve tesislerdeki uzaktan erişim imkanlarını kontrol etmek gibi adımları derhal atarak sistem güvenliğini sağlamaları tavsiyesinde bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English