Bizi Takip Edin

Avrupa

Von der Leyen, istihbaratı merkezileştirme planlarını gevşetti

Yayınlanma

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, dışişleri komiseri Kaja Kallas ile yaşadığı anlaşmazlığın ardından, AB istihbarat paylaşımını daha fazla kontrol altına alma yönündeki baskılarını yumuşatıyor.

AB yürütme organı kasım ayında, bloğu Rusya’nın dijital saldırı ve sabotajlarından korumak amacıyla, başkanın bizzat denetleyeceği, Avrupa genelinden istihbarat toplamak üzere bir iç hücre kurmak istediğini açıklamıştı.

Fakat bu plan, Avrupa başkentleri ve Avrupa çapında istihbarat paylaşımı için kendi merkezine sahip olan AB diplomatik servisinin tepkisini çekmişti.

POLITICO’ya konuşan iki AB yetkilisi ve iki AB diplomatı da dahil olmak üzere kaynaklara göre, Komisyon şu anda istihbarat birimi konusundaki hedeflerini geri çekiyor.

İki yetkili, birimin muhtemelen bir güvenlik birimi haline geleceğini ve istihbarat paylaşımının büyük bir kısmını Avrupa Dış Eylem Servisi’nin (EEAS) INTCEN merkezine bırakacağını söyledi.

Bu hamle, Kallas’ın istihbarat üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmasını sağlayacak. EEAS’ın başkanı olan Estonyalı üst düzey diplomat, geçen yıl AB yürütme başkanı ile defalarca çatıştı.

Bu çatışmalardan biri, von der Leyen’in selefi Jean-Claude Juncker’in eski kabine başkanı Martin Selmayr’ı üst düzey bir pozisyona işe almaya çalışmasıydı.

İşe alım girişimi, AB yürütme organı altında gücü merkezileştirmeye çalışan von der Leyen yönetimindeki Komisyon’da rahatsızlık yarattı.

Von der Leyen, kendisine bağlı istihbarat örgütü kurma peşinde

Avrupa, istihbarat paylaşımı konusunda Washington ile ilişkilerin bozulması ve Rusya’nın “dezenformasyon” kampanyalarından hack ve sabotajlara kadar uzanan “hibrit saldırılarına” karşı misilleme yapmaya çalışması nedeniyle, ulusal istihbarat kurumları arasında bilgi paylaşımını artırmayı hedefliyor.

İstihbarat ve güvenlik yetkilileri, bu hafta sonunda Almanya’da Münih Güvenlik Konferansı için bir araya gelecek. Konferansın gündeminde transatlantik ilişkiler ve Avrupa’nın doğu sınırındaki savaşın başı çekmesi bekleniyor.

Avrupa Birliği, geçtiğimiz yıllarda istihbarat paylaşımını artırmaya çalışıyor, fakat ulusal hükümetler ulusal güvenlik konusunda yetkiye sahip ve AB’ye hassas ve gizli bilgiler üzerinde fazla kontrol verme konusunda temkinli davranıyor.

INTCEN müdürlüğü, geçtiğimiz yıl bazı ulusal başkentlerde güvenilirlik kazanmış durumda. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ve Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, ocak ayında INTCEN bünyesindeki “hibrit füzyon hücresinin” hibrit tehditlerle mücadele için daha iyi desteklenmesi gerektiğini söyleyerek bu bölümü desteklediler.

Sivil istihbaratı yönetmekten sorumlu olan ve Kallas’a bağlı olan direktörlük, geçtiğimiz aylarda komisyon üyelerinin haftalık Kolej toplantısına ve dışişleri bakanlarının Dışişleri Konseyine brifing verdi.

Von der Leyen, “özel hücre” için resmi bir plan sunmamış veya personel sayısını açıklamamış olsa da, Komisyon, “Güvenlik Koleji’nin hazırlanmasında önemli bir rol oynayacağını” söyledi.

Bir AB diplomatı şunları söyledi:

“Başka bir hücreye gerek yok. INTCEN düzeyinde bile henüz çok fazla bilgi paylaşımı yok. Durum daha iyi, fakat başka bir hücre oluşturulmasına gerek yok.”

POLITICO’ya yanıt veren, kayıtlara geçmemesi nedeniyle isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir Komisyon yetkilisi, “zorlu jeopolitik ve jeoekonomik ortamda” INTCEN’in güvenlik ve istihbarat kapasitesini nasıl güçlendirebileceğini araştırdığını söyledi.

Yetkili, hücrenin Komisyon içindeki Güvenlik Direktörlüğü’nün çalışmalarını tamamlayacağını ve “EEAS’ın ilgili hizmetleriyle yakın işbirliği içinde çalışacağını” ekledi.

İkinci AB diplomatı, hücrenin oluşturulması planını destekledi ve bu girişimin karar verme sürecini iyileştirmeye yardımcı olacağını, çünkü 27 üye ülke arasında zahmetli bir süreç olan istihbaratın yorumlanması ve kullanılması işini bir avuç yetkilinin üstlenmesini sağlayacağını savundu.

Kallas ise kasım ayında Komisyon istihbarat hücresi fikrine eleştirel yaklaşmış, AP’de yaptığı konuşmada şunları söylemişti:

“Bir ülkenin başbakanı olarak, tüm üye ülkelerin bütçeyle mücadele ettiğini biliyorum ve halihazırda yaptıklarımızın yanı sıra başka şeyler de yapmamızı istemek akıllıca bir fikir değil.”

Avrupa

Daimler: Savunma yatırımları olumlu yan etkiler yaratacak

Yayınlanma

Daimler Truck’ın CEO’su, savunma sektörüne daha fazla yatırım yapmanın şirketin faaliyetleri için olumlu yan etkiler yaratacağını belirtti.

CEO Karin Rådström, Financial Times’a (FT) verdiği mülakatta, otonom sürüş alanındaki yenilikler ve daha hızlı geliştirme döngüleri gibi konularda kamyon üreticisinin savunma sektöründeki ortaklarından ders alabileceğini söyledi:

“Savunma sektöründe şu anda pek çok yenilik yaşandığını görüyoruz ve bunların sivil sektöre de fayda sağlayacağına inanıyoruz.”

Alman otomotiv şirketleri, büyüme sağlamak ve bazı durumlarda araçlarına olan talebin düşmesi nedeniyle atıl kalan fabrikalarını doldurmak için giderek daha fazla silah sektörüne yöneliyor.

Daimler Truck, haziran ayında savunma ürün yelpazesini genişletmek, daha geniş bir askeri araç yelpazesi geliştirmek ve Avrupa dışına açılmak için yüzlerce milyon avro düzeyinde bir yatırım yaptığını açıklamıştı.

Şirket ayrıca, savunma sektöründen elde ettiği geliri 2028 yılına kadar 1 milyar avroya çıkarma hedefini açıkladı.

Bu, 2025 olarak belirlenen önceki hedeften iki yıl daha erken bir tarih.

Daimler Truck, geçen yıl endüstriyel faaliyetlerinde 45,9 milyar avro satış gerçekleştirdi ama ABD’nin uyguladığı yüksek gümrük vergileri ve Kuzey Amerika pazarındaki yavaşlama nedeniyle kârında düşüş yaşadı.

Rådström, şirketin savunma iş kolunun “beklediğimizden daha hızlı” geliştiğini ve savunma sektörünün geleneksel iş kollarından daha hızlı büyüdüğünü söyledi.

CEO, Daimler Truck’ın, daha küçük hacimlerde üretime alışkın geleneksel savunma sektöründeki oyuncularından daha hızlı bir şekilde üretimi ölçeklendirme kapasitesine sahip olduğunu belirtti:

“Gerçek anlamda endüstriyelleşme kapasitemiz var çünkü, bildiğiniz gibi, şu anda tüm savunma bakanlıklarının ihtiyacı olan şey daha fazla kapasite ve bunu oldukça hızlı bir şekilde elde etmek.”

Ordular, savaş alanında güvenliği artırmak için otonom kamyonları kullanmayı planlıyor.

Rådström, otonom teknolojiye sahip kamyonların çalıştırılması için daha az askeri personele ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

İşgücü talebinin azalması, yeni asker bulmanın zor olduğu uzun süren çatışmalarda da bir avantaj oluşturuyor ve işgücünün diğer alanlarda görevlendirilmesine olanak tanıyor.

Rådström, yüksek riskli çatışma bölgelerinde araçları kullanma ihtiyacının, uzaktan kumandalı sürüşün benimsenmesini ve birkaç kamyonun sürücüsü olan bir öncü aracın arkasında otonom olarak ilerlediği “konvoy sürüşü” gibi yeni özelliklerin geliştirilmesini teşvik ettiğini belirtti.

Aynı teknolojiler sivil alanda da farklı kullanım senaryolarıyla uygulanabilir. CEO, “Savunma amaçlı otonom projelerimizden edindiğimiz deneyimlerin bir kısmı, sivil alanda da geçerli,” dedi.

Kamyon taşımacılığı şirketlerinin maliyetlerinin yüzde 40’ını işgücü oluşturduğundan, otonom teknolojinin lojistik sektörünün kârlılığına katkı sağlayacağını belirtti.

“Maliyetin yüzde 40’ını ortadan kaldırabilir ve kamyonları bütün gece, 24 saat boyunca çalıştırmaya başlayabilirseniz, bu çok büyük bir avantajdır,” diyen Rådström, otonom yeteneklerin eklenmesinin sektörün karşı karşıya olduğu “en büyük değişim” olduğunu da ekledi.

Rådström’e göre şirket, önümüzdeki yıl ABD’deki belirli bölgelerde otonom sürüş yapabilen kamyonların teslimatına başlamayı hedefliyor ve “büyük çaplı piyasaya sürülme” ise 2028 için planlanıyor.

Alman kamyon grubu, otomotiv sektöründeki daha uzun geliştirme sürecine kıyasla, savunma alanındaki startup’ların yeni teknolojileri uygulamaya koyma hızından da ders alabilir.

Savaş alanı, yeni otonom teknolojiler için bir test ortamı oluşturuyor ve bu da yazılım ve donanımın hızlı bir şekilde geliştirilmesine olanak tanıyor, dedi.

Rådström, “Bu döngü, savunma sektöründe şu anda bizim normal iş yapma şeklimize kıyasla çok daha hızlı ilerliyor,” diye ekledi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Romanya, nükleer santral soğutması için Tuna’da kontrollü patlama düzenledi

Yayınlanma

Romanya Deniz Kuvvetleri, soğutma işlemine yardımcı olmak amacıyla büyük miktarda suyu Eski Tuna Nehrine ve Cernavodă nükleer santraline yönlendirmek için kontrollü bir patlama gerçekleştirdi.

Adevărul gazetesi, bugün su akışını engelleyen büyük bir kayayı yerinden kaldırmak için yaklaşık 180 kg patlayıcı kullanıldığını bildirdi.

Savunma Bakanı Vekili Radu Miruță, operasyonu bir başarı olarak nitelendirerek, bunun santralin soğutulmasına ve nehirdeki su taşınmasına yardımcı olacağını söyledi.

Aşırı hava koşullarının devam etmesi nedeniyle Cernavodă santralinin bir noktada faaliyetlerini geçici olarak durdurmak zorunda kalabileceğini ancak santralin bir gün daha çalışmasının, patlatma maliyetinden daha değerli olduğunu belirtti.

Romanya ve Macaristan’ın karşı karşıya olduğu zorluk hakkında bir fikir vermek gerekirse, Tuna Nehri’nin su debisi Romanya’da saniyede 1.500 metreküpe düştü.

Bu rakam, temmuz ayı ortalamasının üçte birinden daha az.

Reuters’ın haberine göre, Avrupa’nın başlıca nehirlerinde kaydedilen rekor düzeyde düşük su seviyeleri, mal taşımacılığını kısıtladı, elektrik üretimini düşürdü ve şirket kârlarını azalttı.

Bu durum, kavurucu sıcaklıkların ve düzensiz yağışların iktsadi ilişkin endişeleri artırdı.

Rotterdam’ın hareketli limanından Sırbistan’daki hidroelektrik santrallerine kadar, su yolları tahıl ve petrol gibi malların taşınmasında ya da milyonlarca insanın evlerini serinletmeye çalıştığı bu dönemde çok ihtiyaç duyulan elektriğin üretilmesinde giderek daha az güvenilir bir yol haline geldi.

Emtia veri ve analiz şirketi Kpler’de enerji analisti olarak görev yapan Alessandro Armenia şunları söyledi:

“Bu durum, geçmişte gördüğümüz gibi tek bir bölgeyi değil, tüm Avrupa’yı etkiliyor. Mevcut dinamikler göz önüne alındığında, bu durum ya elektrik kesintileriyle karşılaşacağımız ya da çok daha fazla yatırım yapmamız gerektiği anlamına geliyor.”

Sırbistan’ın en büyük hidroelektrik santrali olan Djerdap 1’de üretim kapasitenin %20’sine düştü, santralin üretim müdürü Davor Maljoković, bir zamanlar geniş olan yanındaki nakliye kanalının daralarak kum ve çakıl yataklarını ortaya çıkardığını belirtti.

Su eksikliği ayrıca Sırbistan’ın Kostolac kömür santrallerindeki soğutma sistemlerini de aksattı, bu da santralleri üretimi azaltmaya zorladı.

Romanya’nın devlet nükleer enerji üreticisi Nuclearelectrica da aynı nedenden ötürü bu hafta başında iki reaktöründen birini kapatmak zorunda kaldı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB, ABD teknolojisinin yerine başka bir teknoloji kullanabilir

Yayınlanma

Personelin gizlilik konusundaki endişelerini dile getirmesinin ardından, AB yürütme organı yeni bir dijital işe alım aracı için Avrupa menşeli bulut ve yapay zeka alternatiflerini değerlendiriyor.

“İş Eşleştirme Uygulaması” olarak bilinen bu araç, geliştirme sürecinin son aşamalarında bulunuyor.

Euractiv daha önce, uygulamanın Amazon Web Services (AWS) üzerinde barındırılacağını ve ABD merkezli Anthropic şirketinin Claude büyük dil modelini (LLM) kullanacağını bildirmişti.

Bu karar, Euractiv tarafından görülen Avrupa Birliği Adalet Divanı (CJEU) personel komitesinin hazırladığı bir iç memoranduma, adayların hassas kişisel verilerinin işlenmesinde ABD’li bir bulut sağlayıcısının kullanılmasının sorgulanmasının ardından geldi.

Euractiv’in sorusu üzerine bir Avrupa Komisyonu sözcüsü, yürütme organının temel ABD dijital hizmetlerini Avrupa alternatifleriyle değiştirmeyi değerlendirdiğini doğruladı.

Sözcü, “Egemen bulut ihale sürecinin sonucu şimdi yeni fırsatlar sunuyor,” diyerek, AB kurum ve organlarının egemen Avrupa bulut hizmetleri satın almasını desteklemek üzere nisan ayında ihale edilen Komisyon’un 180 milyon avroluk bulut çerçevesine atıfta bulundu.

Sözcü, bunun İş Eşleştirme Uygulaması’nın “dört Avrupa egemen alternatifinden birine” taşınması anlamına gelebileceğini de ekledi.

Çerçeve kapsamında ihaleyi kazanan dört tedarikçi, Almanya’dan StackIT ile Fransa’dan OVHcloud, Scaleway ve S3NS.

Euractiv, dört tedarikçiye da Komisyon’un İş Eşleştirme Uygulaması’nı barındırma konusunda kendileriyle iletişime geçip geçmediğini sordu ama şirketler yorum yapmaktan kaçındı.

Komisyon ayrıca Anthropic’in yapay zeka modelini Avrupa menşeli bir alternatifle değiştirmeyi de değerlendiriyor.

Sözcü şunları söyledi:

“Şu anda Anthropic Claude, kullanılan büyük dil modeli (LLM) konumunda. Fakat Komisyon, Avrupa menşeli LLM alternatiflerini test etmeyi planlıyor… Önümüzdeki aylarda mevcut LLM’nin daha egemen bir çözümle değiştirilmesi mümkün olabilir.”

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English