Bizi Takip Edin

Avrupa

Avrupa Komisyonu enerji tedariki krizi için özel çalışma grubunu topluyor

Yayınlanma

Macaristan ve Slovakya’ya ocak ayından bu yana Drujba boru hattı üzerinden petrol sevkiyatı yapılamıyor. Macaristan Başbakanı Viktor Orban yaşanan kesintiden dolayı doğrudan Ukrayna’yı suçlarken, Avrupa Komisyonu konuyu çözüme kavuşturmak amacıyla özel çalışma grubunu devreye soktuğunu duyurdu.

Macaristan ve Slovakya’ya ocak ayının sonundan bu yana Rusya’dan Drujba boru hattı üzerinden petrol sevkiyatı yapılamıyor. Macaristan Başbakanı Viktor Orban, 20 Ocak’ta yaptığı açıklamada, Ukrayna’daki çatışmaların başlamasından bu yana üçüncü kez yaşanan bu kesintiden Kiev yönetimini sorumlu tuttu.

ABD Başkanı Donald Trump’ın kurduğu Barış Kurulu’nun ilk toplantısı kapsamında Washington’da bulunan Orban, Macaristan Telgraf Ajansına (MTI) konuştu.

Orban, “Drujba, Kuzey Akım’ı havaya uçuranlar, yani Ukrayna tarafından kapatıldı” dedi.

Kiev’in boru hattında ciddi hasar olduğu yönündeki iddialarını reddeden Orban, hattın çalışır durumda olduğunu kaydetti.

Macaristan Başbakanı, “Ukraynalıların petrol sevkiyatına yeniden başlaması önünde hiçbir teknik engel bulunmuyor” diye konuştu.

Orban, Avrupa Komisyonunun Ukrayna temsilcilerini çağırarak sorgulamasını umduğunu, Brüksel’in bir Avrupa Birliği (AB) üyesi olan Budapeşte’yi enerji güvenliği tehditlerine karşı korumakla yükümlü olduğunu ifade etti.

Orban, “Avrupa Komisyonu üye ülkelerin çıkarlarını savunmalı, bu nedenle şimdi Ukrayna’ya karşı Macaristan ve Slovakya’nın yanında yer almalı. Komisyonun görevi bu, ondan beklentimiz de budur” diye ekledi.

Avrupa Komisyonu kriz için devreye giriyor

Avrupa Komisyonu, 19 Şubat’ta yaptığı açıklamada, Drujba hattındaki kesinti nedeniyle 25 Şubat’ta özel çalışma grubunu toplayacağını teyit etti ve konunun 16-17 Şubat tarihlerinde de ele alındığını bildirdi.

Görüşmelerde ayrıca, Slovakya ve Macaristan’dan Ukrayna’ya yönelik dizel yakıt tedarikinin 18 Şubat itibarıyla durdurulması konusu da değerlendirildi. Söz konusu yakıt, Macar enerji şirketi MOL’e ait rafinerilerde üretiliyor.

İngiliz Sky News televizyonuna konuşan kaynaklara göre Avrupa Komisyonu, Ukrayna’dan Drujba boru hattını onarmasını talep ediyor ve yakın zamanda bir çalışma takvimi almayı bekliyor.

Komisyon, 19 Şubat’ta resmi olarak Kiev’e baskı yapmadığını bildirdi. Financial Times gazetesine konuşan kaynaklar ise 20 Şubat’ta, Macaristan’ın AB’nin Ukrayna’ya yönelik 90 milyar euroluk mali yardımını engellediğini aktardı.

Söz konusu fon, dondurulmuş Rus varlıklarına el konulmasını içeren tazminat kredisine alternatif olarak, 2025 yılı için Avrupa içi borçlanma fonlarından onaylanmıştı.

Budapeşte ve Bratislava karşı önlemlere hazırlanıyor

Budapeşte yönetimi, Drujba boru hattı yeniden faaliyete geçene kadar Kiev’e sevkiyat yapılmayacağını duyurdu. Macaristan Başbakanlık Ofisi Başkanı Gergely Gulyas 19 Şubat’ta, Slovakya Başbakanı Robert Fico’nun 18 Şubat’taki açıklamasını tekrarlayarak Ukrayna’yı elektrik ve doğalgaz tedarikini kesmekle uyardı.

Slovak makamları yakıt ihracatını durdurarak üretimi iç pazar için rezerv oluşturmaya yönlendirdi, enerjide olağanüstü hal ilan etti ve devlet rezervlerinin bir kısmını MOL’e ait Slovnaft rafinerisine devretti. Slovakya’nın elinde 90 günlük rezerv bulunuyor.

Kesintinin arkasında siyasi hedefler aranıyor

Açıklamalarını 20 Şubat’ta sürdüren Macaristan Başbakanı, Drujba üzerinden yapılan petrol sevkiyatındaki üç haftalık duraksamayı, Ukrayna’nın nisanda parlamento seçimlerinin yapılacağı Macaristan’ın içişlerine müdahale etme niyetiyle ilişkilendirdi.

Orban, “Ukraynalılar, Macaristan’da Ukrayna dostu bir hükümet olmasını istiyor. Ukrayna, Macaristan’da bedelini halkın ödeyeceği bir kaos ortamı yaratmakla ilgileniyor, böylece kendileri için elverişli bir hükümetin kurulmasını etkileyebileceklerini düşünüyorlar” dedi.

Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijjarto da 17 Şubat’ta benzer bir bağlantıya işaret etti. MTI’nin haberine göre Szijjarto, “Ukrayna, Drujba hattını kapattı çünkü Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Macaristan karşıtı politikası doğrultusunda enerji tedariki alanında bir kriz çıkararak Macaristan’daki seçimlere müdahale etmeye karar verdi” ifadelerini kullandı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise durumu, Ukrayna’nın Macaristan ve Slovakya’ya yönelik enerji şantajı olarak nitelendirdi.

Macar şirketi MOL’ün verilerine göre, Drujba petrol boru hattının Ukrayna üzerinden geçen güney kolundaki Rus petrolü sevkiyatı 27 Ocak’ta durdu.

Ukrayna tarafı, kesintinin 27 Ocak’ta Rusya’nın enerji altyapısına düzenlediği saldırıdan kaynaklandığını belirtiyor. Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrey Sibiga, 12 Şubat’ta Drujba boru hattının bir bölümünün hasar gördüğünü duyurdu.

Orban’ın kasıtlı kesinti suçlamalarına yanıt veren Ukrtransnafta şirketi ise 20 Şubat’ta yaptığı açıklamada, durumdan Rusya’nın sorumlu olduğunu ve onarım çalışmalarının sürdüğünü bildirdi.

Rusya Savunma Bakanlığı, söz konusu altyapıya yönelik herhangi bir saldırı düzenlendiğine dair açıklama yapmadı.

Boru hattı, Rusya tarafındaki Bryansk bölgesinde Ağustos 2025’in ortaları ve sonlarında Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin saldırılarına maruz kalmıştı.

Ukrayna, 2024 yılının temmuz ve eylül ayları arasında da Kiev’in yaptırım listesine aldığı Lukoil şirketine ait petrolün taşındığı gerekçesiyle Drujba hattını kapatmıştı.

O dönemdeki kesinti, boru hattındaki ham maddenin resmi mülkiyet şemasının değiştirilmesiyle sona ermişti. Petrolün mülkiyetinin Macar MOL şirketine geçtiği nokta, Ukrayna-Belarus sınırına kaydırılmıştı.

Macaristan ve Slovakya, AB’nin Rusya’dan boru hattıyla petrol sevkiyatını yasaklayan yaptırımlarından muaf tutuluyor. Söz konusu muafiyetin süresi önce 2025’e, ardından 2027’ye kadar uzatılmıştı.

Kiev transit gelirlerinden vazgeçiyor

Vedomosti gazetesine konuşan uzmanlar, çatışmaların başlamasından bu yana yaşanan üçüncü kesintinin teknik değil, Macaristan seçimlerine bir buçuk ay kala ortaya çıkan siyasi bir sorun olduğu konusunda Macar makamlarıyla aynı görüşü paylaşıyor.

Rusya Hükümeti nezdindeki Finans Üniversitesi uzmanlarından İgor Yuşkov, Rusya ile silahlı çatışmaların sona yaklaştığı bir dönemde Kiev yönetiminin, transit ücretlerinden elde edeceği mali kazanımlar uğruna artık kendini tutmamaya karar verdiğini belirtti.

Yuşkov, Ukrayna makamlarının Macaristan ve Slovakya’nın AB içindeki pozisyonunu kırabileceğini düşündüğünü, özellikle de 2025 yılında bu iki ülkenin zayıflık gösterdiğini ifade etti.

Uzman, “Budapeşte ve Bratislava yönetimi, Rus doğalgaz transitinin durmasının ardından yakıt ve elektrik sevkiyatını kesmek gibi ciddi adımlar atmadı. Aksine, TürkAkım üzerinden gelen ihtiyaç fazlası doğalgazı Ukrayna’ya yeniden sattılar ve Drujba’nın engellenmesi sırasında taviz verdiler” diye konuştu.

Yuşkov’a göre Kiev yönetimi, muhalif AB üyelerinin sorunlarını çözmekte acele eden Brüksel bürokrasisiyle aynı çizgide hareket ediyor.

Slovak ve Macar makamlarının 2027’den itibaren Rus enerji kaynaklarından vazgeçme planından kaçmaya çalıştığına işaret eden Yuşkov, Ukrayna’nın fiili olarak Macaristan ve Slovakya’yı RePower planına uymaya zorladığı değerlendirmesinde bulundu.

Macaristan ve Slovakya Ukrayna’ya dizel yakıt sevkiyatını durdurdu

Hırvatistan güzergahı alternatif olarak gündemde

Öte yandan Szijjarto, 15 Şubat’ta Hırvatistan’a Adria boru hattı üzerinden Macaristan ve Slovakya’ya Rus petrolü transitini açma çağrısında bulundu.

Bratislava ve Budapeşte yönetimi, deniz taşımacılığının yüksek maliyetine rağmen fiyatta daha avantajlı olan aynı Rus petrolü için alternatif bir güzergah oluşturulması halinde, Kiev’in transit gelirlerini kalıcı olarak kaybedebileceği mesajını veriyor. ABD, Macar MOL şirketini yaptırımlardan muaf tutmuştu.

Szijjarto, 18 Şubat’ta yaptığı açıklamada, Hırvatistan’dan yüklenerek deniz yoluyla Macaristan’a transit edilecek Rus petrolü için ilk sözleşmelerin imzalandığını duyurdu. Macar bakana göre, söz konusu petrol sevkiyatı mart ayı başında Hırvatistan’a, ardından 5 ila 10 gün içinde Macaristan topraklarına ulaşacak.

Avrupa Birliği ise Rus petrolü sevkiyatlarına yönelik yaptırımlara muafiyet getirme konusunda acele etmiyor.

Rusya Ulusal Enerji Enstitüsü Başkan Yardımcısı Aleksandr Frolov, Hırvatistan güzergahının Macaristan ve Slovakya için Drujba boru hattının kapasitesini tamamen ikame etmesinin pek olası görünmediğini kaydetti.

Frolov, Macaristan ve Slovakya’nın komşu ülkelerden de petrol alabileceğini belirterek, asıl meselenin iç pazara yönelik tedarik istikrarının sağlanması ve mevcut yakıt fiyatlarının sosyopolitik bir unsur olarak halk için katlanılabilir bir seviyede tutulması olduğunu sözlerine ekledi.

Ukrayna İHA’ları Tataristan’daki Drujba petrol boru hattı istasyonunu vurdu

Avrupa

Göçmen krizi: İspanya, AB’ye karşı

Yayınlanma

İspanya İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska, bugün Ceuta kriziyle ilgili acil AB toplantısında her yönden gelecek eleştirilere karşı kendini hazırlıyor.

Euractiv’in aktardığına göre çevrimiçi toplantıda ilk sözü o alacak; ardından söz, geçen hafta İspanya topraklarına 60.000 kişinin yasadışı girişini yönetme biçimi nedeniyle hükümetine sert tepki gösteren diğer ülkelere geçecek.

İspanyaBaşbakanı Pedro Sánchez, diğer AB hükümetlerinin tepkilerinin “siyasi çıkar, cehalet ve önyargı” ile şekillendiğini söyleyerek sert bir çıkış yaptı.

Bu hükümetlerden 22’si hafta sonu yayınladıkları açık mektupta ona karşı birleşerek, İspanya Başbakanı’nı göç yanlısı politikalarından sorumlu tutmuştu.

Eleştirilerin başını çeken İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ise İspanya’dan gelen yolculara geçici iç sınır kontrolleri getirilmesi yönünde adım attı.

Birçok diplomatın aktardığına göre, büyükelçiler dün (3 Ağustos) yapılan hazırlık toplantısında gerilimi yatıştırmak ve odağı geleceğe kaydırmak için ortak bir çaba gösterdi.

Madrid, üye devletleri “dayanışma göstermemek” ile suçladı

Fakat bazıları, bakanlar toplantısında da siyasi bir çatışma yaşanmasını beklediklerini belirtti.

İki diplomat, İspanya büyükelçisinin uzun bir sunum yaptığını ve diğerlerini Madrid’e karşı dayanışma göstermemekle suçladığını söyledi.

Diplomatlardan biri bu konuşmayı “30 dakikalık bir tirat” olarak nitelendirdi.

Diğer iki diplomat ise bugünkü toplantının gidişatının büyük ölçüde, Sánchez’in uzun süredir müttefiki olan Grande-Marlaska’nın nasıl bir tavır alacağına bağlı olacağını belirtti.

İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Albares, pazartesi günü basına yaptığı açıklamada, Madrid’in toplantıda Avrupalı ortaklarından daha fazla dayanışma talep edeceğini belirtti ve özellikle İtalya’yı eleştirdi.

Bakan bir röportajda, Roma’nın İspanya’nın Schengen serbest dolaşım bölgesi üyeliğinin askıya alınmasını talep ederek “duruma uygun davranmadığını” savundu.

Albares, Ceuta ve Melilla’nın serbest seyahat bölgesinin bütünlüğünü hiçbir zaman tehdit etmediğini belirterek, bunun yerine Avrupa’nın diğer bölgelerindeki göç baskılarına dikkat çekti.

İspanya’ya göç dalgası, İtalya’da “Schengen” tepkisini yükseltti

Leyen’den gerilimi yatıştırma çabası

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Sánchez’e yazdığı mektupta gerilimi yatıştırmaya çalışırken dikkatli bir çizgi izledi ve krizi çözmek için gösterdiği çabaları övdü.

Ayrıca, krizden çıkarılması gereken en önemli dersin Avrupa’nın göç konusundaki tutumunu sertleştirmesi gerektiği olduğunu belirterek, Avrupa hükümetlerinin büyük çoğunluğunu yatıştırdı.

AB Göç Komiseri Magnus Brunner ise, Euractiv’in haber bülteni Rapporteur ile paylaştığı yorumlarda şunları söyledi:

“Şu anda önemli olan, AB’nin birleşik bir şekilde hareket etmesi ve bu olaylardan doğru sonuçları çıkarmasıdır. Şu an için Avrupa bu sınavı geçti; insanlar Schengen bölgesine giremedi.”

Fakat Sánchez’in İspanya’daki yaklaşık 500.000 göçmenin statüsünü düzenleme girişimi AP’de de büyük tepki görüyor.

Von der Leyen’in de üyesi olduğu AP’nin en büyük grubu Avrupa Halk Partisi (EPP), bu nedenle iktidara bedel ödetmek istiyor. 

EPP Genel Sekreteri ve İspanyol merkez sağ milletvekili Dolors Montserrat, “Sánchez hükümeti, Fas hükümetinden saygı, işbirliği ve karşılıklı bir yanıt talep etmekten ziyade, komplo teorileri üretmek ve Avrupalı ortaklarıyla diplomatik anlaşmazlıklar yaratmakla daha çok ilgilendi,” dedi.

Sánchez, içeride de sıkışıyor

Sağcı Vox, Senato’da Albares ve CNI başkanından Ceuta’daki göç kriziyle ilgili açıklama yapmalarını talep ediyor.

Parti, hükümetin Ceuta’ya göçmenlerin kitlesel girişinden önce elinde bulunan tüm belgeleri ve bilgileri sunmasını amaçlayan kapsamlı bir girişim paketi sundu.

Aynı zamanda, Dışişleri Bakanı José Manuel Albares ve Ulusal İstihbarat Merkezi (CNI) Direktörü Esperanza Casteleiro Llamazares’in, kriz sırasında yürütülen yönetim sürecini açıklamak üzere Senato’ya gelmelerini talep etti.

Vox senatörü Ángel Pelayo Gordillo, özellikle Başbakan Pedro Sánchez ile ilgili bakanlıklar, CNI, Avrupa Sınır ve Sahil Güvenlik Ajansı (Frontex) ve Faslı yetkililer arasında yapılan yazışmaların bir kopyasını talep ediyor.

Ayrıca, yaşananları öngörmek ve önlemek amacıyla gönderilmiş olabilecek uyarılar, tahminler veya bilgileri içeren tüm önceki mesajların da sunulmasını istiyor.

Partinin lideri Santiago Abascal pazar günü Ceuta’yı ziyaret ederek, hükümeti Fas’ın emrinde olmakla suçladı.

Basın mensuplarına konuşan Abascal, yaşananların sorumluluğunu Rabat hükümetine ve her şeyden önce Pedro Sánchez’in kendisine yükledi.

Abascal, Fas’ın, İspanya başbakanının kendi ifadesiyle “bu Afrika ülkesine boyun eğmiş” olması nedeniyle, herhangi bir tepki veya misilleme olmayacağına inanarak hareket ettiğini savundu.

Vox dışındaki sağcı gruplar Núcleo Nacional ve SALF de göç krizi ile öne çıkarak hükümete karşı söylemlerini sertleştirdi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

İran savaşı Belçika’yı Rus LNG’sine tamamen bağımlı hale getirdi

Yayınlanma

Basra Körfezi’nden LNG tedarikinin kesilmesi, Belçika’yı uzun vadeli sözleşmeler kapsamında temmuz ayında yalnızca Rusya’dan sıvılaştırılmış doğalgaz ithal ederken buldu. Bloomberg verilerine göre Belçika geçen ay yaklaşık 400 bin ton Rus LNG’si aldı ve diğer kaynaklardan alım yapmadı.

Basra Körfezi’nden sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tedarikinin durması ve bunun Avrupa’da gaz fiyatlarını yükseltmesi, Belçika’yı temmuz ayında Rusya’dan LNG ithalatına tamamen bağımlı hale getirdi.

Çoğu AB ülkesi geçen ay LNG alımlarından kaçınırken, Belçika uzun vadeli sözleşmeler çerçevesinde Rus gazı almaya devam etti.

Bloomberg’in aktardığı gemi takip verilerine göre, Belçika’nın temmuz ayındaki Rus LNG ithalatı yaklaşık 400 bin ton olarak gerçekleşti.

Bu miktar, nisan ayında Rusya’dan alınan 600 bin tonluk sevkiyat hariç tutulduğunda, yılın diğer aylarındaki alım düzeyleriyle aynı seviyede kaydedildi.

Diğer AB ülkelerinin aylık LNG alımları 2026 yılında 500 bin ila 600 bin ton arasında değişse de bu rakamlar mayıs ayından itibaren belirgin biçimde düşüş gösterdi. Belçika temmuz ayında başka hiçbir ülkeden LNG satın almadı; yalnızca Norveç ve Birleşik Krallık’tan boru hatları üzerinden doğalgaz tedariki sağladı.

Fiyatlar 60 avroya fırladı

Ortadoğu’daki savaş başlamadan önce AB ülkeleri, LNG ihtiyaçlarının nispeten küçük bir bölümünü Katar’dan (yüzde 8’e kadar), büyük kısmını ise ABD’den (yüzde 60’a yakın) karşılıyordu. Savaş öncesinde uzun aylar boyunca megavat saat başına 30 avro civarında seyreden doğalgaz fiyatları, sonrasında iki katına çıktı.

Nisan ayında İran ile ABD arasındaki çatışmaların aktif aşamasının sona ermesinin ardından 40-50 avro bandında dalgalanan fiyatlar, temmuz ayında yeniden 60 avro seviyesine yükseldi. Pazartesi günü Hollanda TTF vadeli işlem sözleşmeleri megavat saat başına 58 avro (1000 metreküp başına 704 dolar) seviyesinden işlem gördü.

Fiyatlardaki bu yeni sıçrama nedeniyle yurt dışından LNG tedarik eden AB ülkeleri, kısa vadeli sözleşmeler kapsamındaki alımlarını sert biçimde azalttı ya da tamamen durdurdu. AB üyeleri, Rus enerji kaynaklarından kademeli vazgeçme planı doğrultusunda nisan ayından bu yana Rusya’dan kısa vadeli LNG satın alamıyor. Uzun vadeli sözleşmeler kapsamındaki alımların ise 2027 yılında sona ermesi öngörülüyor.

Avrupa’nın Rus LNG faturası 6 milyar avro

Alman kâr amacı gütmeyen kuruluşu Urgewald’ın verilerine göre, Avrupa 2026’nın ilk yarısında bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 16 daha fazla Rus LNG’si ithal etti ve bunun için yaklaşık 6 milyar avro ödedi.

Büyük LNG ithalat terminallerine sahip olan Fransa, Belçika ve İspanya, gelen gazın diğer ülkelere dağıtıldığı noktalar olarak geleneksel biçimde en fazla alım yapan ülkeler listesinin başında yer aldı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Ford ve Dacia Romanya’daki fabrikaları elektrik krizi nedeniyle durdurdu

Yayınlanma

Ford ve Dacia, Romanya’daki fabrikalarında üretimi 19 Ağustos’a kadar durdurarak ülkedeki elektrik şebekesindeki yükü yaklaşık 200 megavat azalttı. Başbakan Ilie Bolojan, Reuters’a yaptığı açıklamada kararın enerji sistemindeki açık nedeniyle alındığını duyurdu. Şiddetli kuraklık ve Tuna Nehri’ndeki su seviyesinin düşmesi, ülkenin ağustos ayı boyunca ulusal enerji olağanüstü haline girmesine neden oldu.

Otomotiv devleri Ford ve Renault’nun yan kuruluşu Dacia, Romanya’daki fabrikalarında üretimi 19 Ağustos’a kadar tamamen durdurdu. Karar, ülkede yaşanan elektrik enerjisi açığı karşısında ulusal şebeke üzerindeki baskıyı hafifletmek amacıyla alındı.

Başbakan Ilie Bolojan, konuya ilişkin açıklamasını Reuters haber ajansına yaptı.

Şirketlerin bu adımı, Romanya’nın elektrik tüketimini yaklaşık 200 megavat düşürdü. Bolojan, diğer büyük sanayi işletmelerinin de şebekeyi rahatlatmak için enerji kullanımını gönüllü olarak azaltmayı planladığını belirtti.

Kuraklık nükleer santrali vurdu

Elektrik tedarikinde yaşanan aksaklıkların temelinde şiddetli kuraklık ve Tuna Nehri’ndeki su seviyesindeki düşüş yatıyor. Rumen devlet şirketi Nuclearelectrica, soğutma sistemi için yeterli su bulunamadığı gerekçesiyle Çernavodă Nükleer Santrali’nin iki reaktöründen birini daha önce devre dışı bırakmıştı.

Yetkililer, nehir akışının bir kısmını faal durumdaki diğer enerji bloğuna yönlendirmek üzere çalışmalara başladı.

Romanya hükümeti, ağustos ayı boyunca geçerli olmak üzere ülke genelinde enerjide olağanüstü hal ilan etti.

Başkent Bükreş, komşu ülkelerden elektrik ithalatını artırmak için görüşmelere başlasa da uluslararası iletim hatlarının kapasitesi ve bölgedeki yüksek talep, tedarik imkanlarını sınırlıyor.

ABD’nin en büyük otomobil üreticilerinden Ford Motor Company, 1903 yılında Henry Ford tarafından kuruldu ve merkezi Michigan eyaletinin Dearborn kentinde.

Ford ve Lincoln markaları altında binek otomobil, SUV, kamyonet ve ticari araç üreten şirket, Ford Credit birimi aracılığıyla finansal hizmetler de sağlıyor.

Rumen otomobil markası Dacia ise 1968 yılında Romanya’da kuruldu. Fransız Renault Grubu, şirketi 1999 yılında satın aldı ve markayı 2004’te Logan modeliyle uluslararası pazarda yeniden lanse etti.

Uygun fiyatlı araçlar üreten Dacia’nın ana pazarları Avrupa ve Akdeniz ülkeleri olarak öne çıkıyor.

Ford, Romanya’daki Automobile Craiova tesisinin kontrolünü 2007 yılında devraldı. Şirket, tesise 675 milyon avro yatırım yapmayı ve yıllık üretim kapasitesini 300 bin otomobil ile aynı sayıda motor seviyesine çıkarmayı hedeflemişti.

Fabrikada daha sonra Avrupa pazarı için Ford EcoSport crossover modelinin üretimine başlandı.

2017 yılında Rus tedarikçiler Ford Sollers, tesise parça sevkiyatına başlarken, o dönemde sahanın yıllık üretim kapasitesi yaklaşık 300 bin otomobil olarak değerlendiriliyordu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English