Bizi Takip Edin

Avrupa

Fransa’da sağcı gencin ölümünün faturası Boyun Eğmeyen Fransa’ya kesiliyor

Yayınlanma

23 yaşındaki sağcı genç Quentin Deranque’ın geçen hafta darp sonucu beyin hasarı nedeniyle hayatını kaybetmesi, “aşırı sol”a karşı kampanya başlatılmasına neden oldu.

Fransız sol lider Jean-Luc Mélenchon ve partisi Boyun Eğmeyen Fransa (LFI), cinayetin ardından yoğun eleştirilere maruz kalıyor ve bu durum partisinin seçim hedeflerini tehdit ediyor.

Mélenchon ve LFI, hareketlerinin şiddet içermediğini vurguladı ve Deranque’ın ölümle sonuçlanan kavgadan sorumlu oldukları yönündeki iddiaları reddetti.

Deranque, LFI’nın Avrupa Parlamentosu (AP) milletvekili Rima Hassan’ın ana konuşmacı olduğu bir öğrenci toplantısının kenarında çıkan kavga sırasında saldırıya uğramıştı.

Sağcı Ulusal Birlik (RN) ve daha muhafazakâr Les Républicains, önümüzdeki ay yapılacak önemli belediye seçimleri ve 2027’deki cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Mélenchon’u “tehlikeli bir demagog” olarak gösterme fırsatını bu trajediyi kullanarak yakalamış görünüyor.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Başbakan Sébastien Lecornu gibi siyasetçiler, bu fırsatı kullanarak LFI’ya “içini temizlemesi” ve söylemlerini yumuşatması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan Macron, cumartesi günü, aşırı sağcı gruplar tarafından Deranque’a saygı göstermek için Lyon’da düzenlenen yürüyüşe yaklaşık 3.000 kişinin katılması üzerine sükunet çağrısında bulundu.

Macron hükümeti, “aşırı sağcı” gencin ölümünden “aşırı sol”u sorumlu tuttu

LePen’in partisinden LFI’ya karşı “güvenlik kordonu” çağrısı

Eski muhafazakâr başbakan ve muhtemel 2027 cumhurbaşkanı adayı Dominique de Villepin, Mélenchon’un partisinin şu anda “şeytanlaştırılmasının” tek bir amacı olduğunu düşündüğünü söyledi: Fransız aşırı sağının iktidara gelmesini meşrulaştırmak.

Fakat RN’nin LFI’yı ülkenin yeni “yasaklı”ları haline getirme girişimi işe yarıyor gibi görünüyor.

Deranque’ın ölümünden sonra bağımsız anket şirketi Odoxa tarafından yapılan bir ankette, ankete katılanların sadece yüzde 11’i Mélenchon’un olaya uygun tepki verdiğini düşündüğünü belirtti.

Ankete katılanların yüzde 61’i, LFI’nın iktidara gelmesini engellemek için gelecek ay yapılacak belediye seçimlerinde oy kullanmaya hazır olduklarını söyledi.

Bu, seçmenlerin “aşırı sağa” karşı güvenlik duvarı oluşturmak için takındıkları tutumu hatırlatıyor.

Gerginlikler tırmanırken, RN Başkanı Jordan Bardella geçen hafta, LFI’ya karşı bir “cordon sanitaire”, yani bu partiyi herhangi bir koalisyondan dışlayacak bir güvenlik kordonu çağrısında bulundu.

Macron hükümeti, “sola karşı tehlikeli bir sempati” olduğu kanaatinde

Avrupa’da, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında cordon sanitaire çağrıları genellikle neo-nazi ve neo-faşist partilere karşı yapılıyordu.

Fakat bu açıklamalarının ardından Bardella, bu tür etkinliklerin şiddet olaylarına dönüşebileceği endişesiyle, Ulusal Birlik yetkililerinden Deranque’ı anmak için düzenlenen toplantılara katılmamalarını istedi.

Bardella ve müttefikleri, RN’nin politikalarının normalleşmesiyle birlikte, partilerini “giderek radikalleşen şiddet yanlısı siyasi sol”un kurbanı olarak göstermeye çalışıyorlar.

Bardella’ya yakın RN milletvekili Pierre-Romain Thionnet, “Boyun Eğmeyen Fransa [bizden] tamamen zıt yönde ilerliyor,” dedi.

Fransa’nın “giderek tehlikeli hale gelen bir solun pençesinde” olduğu fikri açıkça yerleşiyor.

Örneğin POLITICO’ya konuşan bir hükümet yetkilisi şunları söyledi:

“Aşırı sol ve aşırı sağın yanlışlarını kınıyoruz. Fakat aşırı sola karşı bir hoşgörü var, Fransa’da radikal sol hakkında tehlikeli bir tür romantizm var.”

Mélenchon’a karşı kutsal ittifak

Nitekim sağın çeşitli tonları da Boyun Eğmeyen Fransa ve lideri Mélenchon’a karşı harekete geçti.

Örneğin Public Sénat’ın sabah programına konuk olan Identité-Libertés partisi başkanı Marion Maréchal, Deranque’ın ölümünde LFI’nın “ahlaki suç ortaklığı” olduğunu savundu.

Partisinin Avrupa Parlamentosu üyesi ve Jean-Marie Le Pen’in torunu, Quentin Deranque’a yapılan anma töreninde yaşanan olayların “önemsiz” olduğunu düşünürken, valilik Nazi selamı yapıldığına dair ihbarlar aldığını bildirdi.

Rhône valiliği, 21 Şubat Cumartesi günü Lyon’da Deranque’ı anmak için düzenlenen gösteride ırkçı hakaretler ve Nazi selamları yapıldığına dair ihbarda bulunmuştu.

Bildirimlere ve birkaç aşırı sağcı grubun varlığına rağmen, Maréchal “anma töreni düzenlemek isteyen tüm insanları şeytanlaştırmaya yönelik bir tavır” olduğunu eleştirdi.

LFI milletvekili Raphaël Arnault’nun parlamento asistanı soruşturma altına alınırken, özellikle bu partinin sorumluluğuna dikkat çeken Maréchal, “Jeune Garde [Genç Muhafız], LFI tarafından gayri resmi bir güvenlik gücü olarak kullanılıyorsa, Rima Hassan ve LFI üyeleri Lyon’da olanlardan sorumlu tutulmalıdır,” dedi.

Marion Maréchal ayrıca, Sosyalist Parti’nin (PS) de 2024 seçim anlaşmasında Jeune Garde’nin desteğini aldığını ekledi.

Maréchal, son yıllarda siyasi şiddetin arttığını söylerken, “aşırı solcu” militanları bunun sorumlusu olmakla suçladı:

“Ülkemizde yaygın olan şiddet, aşırı solcu militanlardan kaynaklanıyor […] Bugün, açıkça şiddete çağıran tek kişi Jean-Luc Mélenchon.”

Boyun Eğmeyen Fransa lideri şiddeti kınadı

Mélenchon ise, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e düzenlediği saldırıyı kınamayı reddetmesi de dahil olmak üzere, uzun süredir Fransız siyasetinde tartışmalı bir figür.

Mélenchon, bir LFI milletvekili tarafından kurulan ve çatışmaya karışmakla suçlanan, Haziran 2025’te dağıtılan antifaşist grup Genç Muhafız’ın “direniş” ruhunu övdü; şiddeti yetkililere yükledi; ve olaydaki rolü nedeniyle soruşturma altında olan parlamento yardımcısını görevden uzaklaştırdığı için Ulusal Meclis başkanını eleştirdi.

Mélenchon nihayetinde şiddeti kınadı ve geçen hafta, “Genç Quentin’in ailesine ölü olarak geri getirilmesini hiçbir şey haklı çıkaramaz,” dedi.

Gelecek ay yapılacak belediye seçimleri iki turlu olacak ve ilk turda yüzde 10’un üzerinde oy alan her aday ikinci tura yükselecek. Bu da zaferin genellikle stratejik ittifaklara ve benzer görüşlere sahip rakipleri gururlarını bir kenara bırakıp güçlerini birleştirmeye ikna etmeye bağlı olduğu anlamına geliyor.

Fakat Deranque’ın ölümünün ardından, LFI ile işbirliği yapmak riskli olabilir.

Sosyalist Parti, olayın ardından Mélenchon ve ekibiyle ilişkilerini kestiğini açıkladı, fakat muhafazakâr veya aşırı sağcı rakiplerine karşı ikinci turda başarılı olmak için muhtemelen “aşırı sol”un oylarına ihtiyaç duyacak.

Ipsos anketörü Mathieu Gallard, POLITICO’ya, “Paris ve Marsilya gibi şehirlerde, LFI seçmenlerinin tercihi belirleyici olabilir. Ulusal Birlik, sağ ve bazı Macron destekçileri tarafından LFI’nun şeytanlaştırılmasıyla, Sosyalistler aşırı sol ile ittifak kurabilir mi?”diye sordu.

LFI meclis lideri Panot: Neo-Nazi yürüyüşü yasaklanmalıydı

Pazar günü BFMTV’ye konuk olan Ulusal Meclis’teki LFI grubunun başkanı Mathilde Panot, sağcılar ve hükümet tarafından suçlanan LFI milletvekili Raphaël Arnault’yu savundu.

Arnault’nun parlamento asistanı Jacques-Elie Favrot ve bir stajyeri, Quentin Deranque’ın ölümüyle ilgili soruşturmada soruşturma altına alınmıştı.

Panot, “Onun bu olayla hiçbir ilgisi yok. Bir adamı yere düşürdükten sonra ölümüne kadar dövmek gibi bir şey yapmaz. Bu, Jeune Garde’nin tarihinde yaptığı şey değil,” dedi.

Panot, Genç Muhafız militanlarının daha ziyade, “Lyon’da insanları ırkçı saldırılardan koruduğunu”savundu.

Raphaël Arnault’un Ulusal Meclis veya parlamento grubundan uzaklaştırılması olasılığı sorulduğunda, Panot bu iddiayı reddetti ve “Kesinlikle hayır […] Raphaël Arnault’nun grubumda olmasından gurur duyuyorum,” dedi ve şöyle devam etti:

“Bu trajediyi, LFI’nın ellerinde kan olduğunu inandırarak bize herhangi bir sorumluluk yüklemeye çalışanlar son derece sorumsuzdur.”

Insoumis milletvekili, Raphaël Arnault’nun “Fransa’nın her yerinde ve hatta Avrupa’nın her yerinde ölüm tehdidi altında” olduğunu ve bugün genç adamın ölümünden dolayı “yıkılmış” olduğunu söyledi ve “Karar verdiğinde konuşacaktır,” diye ekledi.

Panot ayrıca Cumartesi günü Lyon’da düzenlenen yürüyüşü şiddetle kınadı ve “Bu yürüyüş yasaklanmalıydı […]. Neonazilerin sokaklarda yürüyüş yapmasına asla izin verilemez,” dedi.

Fransız hükümetinden ABD’ye tepki

Öte yandan Fransa Dışişleri Bakanı, Deranque’ın öldürülmesi konusunda Trump yönetiminin yaptığı açıklamaları protesto etmek için ABD Büyükelçisi Charles Kushner’ı çağıracağını söyledi.

Jean-Noel Barrot, ABD Dışişleri Bakanlığı Terörle Mücadele Bürosu’nun X’te yayınladığı, “Fransız İçişleri Bakanı tarafından doğrulanan, Quentin Deranque’ın solcu militanlar tarafından öldürüldüğü haberleri hepimizi endişelendirmeli,” şeklindeki açıklamasına tepki gösterdi.

Barrot, “Bir Fransız ailesini yas tutmaya sürükleyen bu trajedinin siyasi amaçlarla kullanılmasına karşı çıkıyoruz. Özellikle şiddet konusunda, uluslararası gerici hareketten öğrenecek hiçbir dersimiz yok,” dedi.

Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, “şiddet içeren radikal solculuğun yükselişte olduğunu ve Quentin Deranque’ın ölümündeki rolünün, kamu güvenliğine yönelik tehdidi gösterdiğini” belirtmişti.

ABD, “Durumu izlemeye devam edeceğiz ve şiddet uygulayanların adalete teslim edilmesini bekliyoruz,” demişti.

Olayla ilgili yedi kişiye ön suçlama yöneltildi. Lyon savcılığı, her birinin kasıtlı cinayet, ağır şiddet ve suç örgütü kurmakla suçlanmasını talep etti. Sanıklardan altısı üç suçlamanın tümüyle suçlandı. Yedincisi ise kasıtlı cinayet, ağır şiddet ve suç örgütü kurmakla suç ortaklığıyla suçlandı.

Lyon savcısı Thierry Dran, “suç ortaklığı” suçlamasıyla sorgulanan diğer dört kişi (üç erkek ve bir kadın) serbest bırakıldığını açıkladı. Sorgulanan yedi kişiden ikisi olayla ilgili açıklama yapmayı reddederken, diğerleri olay yerinde bulunduklarını kabul etti.

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni de Quentin Deranque’ın ölümünü “tüm Avrupa için bir yara” olarak nitelendirdi. 

Deranque’ın politik konumu: Fransız aşırı sağı ve “Avrupa medeniyetini korumak”

Deranque’ın ölümü, LFI milletvekili Hassan’ın konferansını protesto eden sağcı grubu da öne çıkardı.

Deranque, “Batılı kadınların” haklarını savunmak için 2019 yılında kurulan Némésis Kolektifi’nin kadınlarıyla birlikte protestoya katıldı.

Kolektif, Avrupa kıtasındaki “yasadışı göçmenlerin cinsel şiddetini” görmezden gelirken, kadınları desteklediğini iddia eden “sahte doktrinlere” karşı da mücadele ediyor.

Öte yandan Le Monde’un aktardığına göre sağcı genç, özellikle Kiliseler etrafında örgütlenen bir hareketin de parçasıydı. Gazeteye göre onun aracılığıyla, “aşırı sağ”ın yeni neslinin portresi de ortaya çıkıyor: “öz savunma” fikrine çekim duyan, integral Katoliklikten oluşan bir portre.

Deranque Lyon’da bulunan ve ayinlerin Latince yapıldığı gelenekçi bir cemaat olan Saint-Georges kilisesinin düzenli bir üyesiydi. Aşırı sağcı Radio Courtoisie radyo istasyonunda “ahlaki ve manevi erdemlerini” öven arkadaşı Vincent’a göre, “birkaç yıl önce” din değiştirmişti.

Vincent, Deranque’yi aşırı sağcı öğrenci grubu GUD’nin şiddet yanlısı aktivistlerine verilen “kara sıçan” lakabından ziyade bir kitap kurdu olarak tanımlayarak, “Aziz Thomas Aquinas ve Aziz Augustinus’un kitaplarını çok okurdu,” diye ekledi. 

Vincent’a göre ölen genç, “Kökleriyle yeniden bağlantı kurmuş normal bir gençti. Ülkesini, halkını, medeniyetini, dinini seven biriydi. Quentin efsane oldu; o zaten bir kahraman ve şehit.”

Kilise merkezli “beyaz öz savunması” örgütlenmeleri

Deranque, eğitim için Lyon’a taşınmadan önce, köyü Saint-Cyr-sur-le-Rhône’dan sadece birkaç kilometre uzaklıkta bulunan, yine gelenekçi bir cemaatin bulunduğu Vienne kasabasındaki Notre-Dame-de-l’Isle kilisesine gidiyordu.

Yakınlarına göre, ailesinin bir kısmını din değiştirmeye ikna etmiş ve iki yıl önce Lyon’daki Saint-Georges kilisesinde kendi babasının vaftiz babası olmuştu.

Bu bağlamda, Lyon’da Academia Christiana tarafından düzenlenen konferanslara, sonbahar toplantısına ve örgütün güney Fransa’da düzenlediği hac ziyaretine katıldı.

Kendisini bir inanç okulu olarak tanıtan Academia Christiana, göçmenlerin zorla sınır dışı edilmesini ve fiziksel savaş eğitimini savunuyor ve radikal aşırı sağcı grupların buluşma noktası olarak hizmet ediyor. Örgütün önerilen okuma listesinde birkaç antisemitik yazar da yer alıyor.

2023 yılında, dönemin içişleri bakanı Gérald Darmanin, Academia Christiana’yı feshetme sözü vermiş, fakat daha sonra bu fikrinden vazgeçmişti.

O zamandan beri Academia Christiana, Fransa’nın çeşitli bölgelerine yayıldı. Pagan aşırı sağ çevrelerin önemli isimlerinden kimlik teorisyeni Jean-Yves Le Gallou, “Bu, güncel bir eğilimi yansıtıyor: Academia Christiana’ya gelen ve ideolojik farklılıklarına rağmen ortak bir zemin bulan ‘yeniden doğanlar’. Genel olarak, aynı kimlik mücadelesini paylaşıyorlar ve aynı anda birkaç gruba ait olabilirler,” diyor.

Deranque’ın kişisel yolculuğunda, birçok farklı radikal aşırı sağcı grup yer alıyor. Öldüğü gün, kimlikçi ve “femonasyonalist” grup Némésis’i korurken bir grup antifaşist aktivistle çatıştı.

Oysa kendisi, Lyon’un aşırı sağ sahnesini şu anda domine eden “devrimci milliyetçi” hareketin bir aktivistiydi. Polis kaynakları, bu grubun üye sayısının 400 ila 500 arasında olduğunu tahmin ederken, aşırı sol grupların üye sayısı 800.

Kimlikçi aşırı sağ fraksiyon, İslam ve göçmen nüfusun beyaz nüfusun yerini aldığını iddia eden “büyük ikame” sürecine karşı “Avrupa medeniyetini” savunmaya odaklanırken, devrimci milliyetçi fraksiyon, etnik açıdan aynı derecede takıntılı olmasına rağmen, sosyal katılım, anti-semitizm ve anti-emperyalist davaları destekleme geleneği ile kendini ayırıyor.

Buna Filistin davasını desteklemek de dahil ama Némésis’in protesto ile engellemeye çalıştığı LFI milletvekili Rima Hassan’ın konferansının konusuda Filistin’di.

Neo-faşist gruplar, Deranque’ı anmak için sıraya girdi

Deranque ayrıca, küçük bir yerel grup olan Allobroges’in aktivistiydi. 2025 yılında Bourgoin-Jallieu kasabasında kurulan Allobroges, daha önce neo-faşist 9 Mayıs Komitesi’nin Paris’te düzenlediği yıllık geçit töreninde aşırı sağcı Kelt haçı sembolü altında yürüyüş yapan bir gruptu.

Deranque de o gün Paris sokaklarında yürüyüşe katıldı. Lyon’da yaşayan bir aktivistin Le Figaro gazetesine verdiği bilgiye göre, Deranque, yürüyüşe katılan aşırı sağcı aktivistlerin büyük çoğunluğu gibi yüzünü boyunluk ve güneş gözlüğüyle gizlemişti.

Deranque daha önce üçüncü büyük aşırı sağcı hareketin üyesi olmuştu: Kraliyetçi örgüt Action Française, Vienne şubesinden yaptığı açıklamada Deranque’nin örgütlerinde aktivist olduğunu belirtti.

Deranque ile bağlantıları olduğunu iddia eden bir başka grup da, 2019 yılında dağılan “devrimci milliyetçi” grup Bastion Social’ın halefi olan Audace Lyon.

Audace Lyon, “yoldaşımız Quentin’i” öven ve “parlamento ve Siyonist sağcıları” kınayan bir açıklama yayınladı.

Grubun sözcüsü AFP’ye yaptığı açıklamada, genç adamın “geçen hafta da dahil olmak üzere” boks ve koşu gibi “birçok spor antrenmanına bizimle birlikte” katıldığını söyledi. Fakat sözcü, Deranque’nin “ne şiddet eğilimli ne de saldırgan” olduğunu savundu.

Audace Lyon, Lyon’u antifaşistlere karşı “savunmak” amacıyla “Beyaz öz savunma” eğitimleri düzenleyen bir neo-faşist grup.

“Avrupa kökenli Fransızların çıkarlarını savunmak” amacıyla 2019 yılında kurulan Audace Lyon, yerel aşırı sağın merkez üssü olan ortaçağ Lyon bölgesinde bulunuyor.

Deranque de bu mahallede yaşıyordu ve oda arkadaşı Rémy Chemain ile birlikte, zayıf vücudunu güçlendirmek için boks ve halter antrenmanı yapıyordu.

Chemain, Le Dauphiné Libéré gazetesine verdiği demeçte Deranque’ı “ciddi ve aklı başında” ve “kesinlikle şiddet yanlısı olmayan” biri olarak tanımladı.

Avrupa

Almanya, Rusya’ya karşı binlerce yeni füze almaya hazırlanıyor

Yayınlanma

Bloomberg’ün haberine göre Almanya, Tomahawk sevkiyatında yaşanan gecikmeler üzerine savunma cephaneliğini binlerce hassas vuruş füzesiyle takviye etmeyi planlıyor. Berlin, Amerikan girişimi Covenant’tan 1,12 milyar doları aşan Anthem füzeleri almanın yanı sıra Ukrayna, Hollanda ve İngiltere ortaklı projeleri değerlendiriyor.

Almanya, savunma cephaneliğini genişletmek amacıyla binlerce hassas vuruş füzesi satın almayı planlıyor.

Almanya ordusunun envanterinde şu anda yalnızca havadan fırlatılan ve yaklaşık 500 kilometre gibi görece kısa bir menzile sahip olan Taurus seyir füzeleri yer alıyor.

Bloomberg’ün konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberinde, Berlin’in Amerikan Raytheon üretimi BGM-109 Tomahawk füzeleri ile Typhon fırlatma sistemlerini tedarik etme planının ise gecikmelerle karşılaştığı belirtildi.

Bu tablonun ardından Almanya Savunma Bakanlığı, çok sayıda üreticiyle binlerce hassas vuruş füzesi almak üzere görüşmelere başladı.

Berlin’in benimsediği strateji, görece düşük maliyetli füzeleri yüksek adetlerle temin ederek nicelik üstünlüğü kurmayı ve olası bir hasmın hava savunma sistemlerini doygunluğa ulaştırarak felce uğratmayı amaçlıyor.

Görüşme yürütülen taraflardan birini Amerikan savunma girişimi Covenant oluşturuyor.

Almanya, bu şirketten 1,12 milyar doları aşan bir maliyetle karadan fırlatılan binlerce Anthem seyir füzesi almayı değerlendiriyor.

Covenant şirketi ABD kökenli olmasına karşın projenin Avrupa ile doğrudan bağı sürüyor. Girişim, bu yıl Almanya’nın Leipzig kentinde bir fabrika açtı.

Fabrikadaki ilk füzelerin 2027 yılının başında üretim bandından çıkması hedefleniyor.

Gelecek yılın sonuna kadar bin adet üretmeyi planlayan şirket, bağımsız Avrupa tedarik zincirlerinden faydalanarak 2028 yılına gelindiğinde yıllık 5 bin füzelik azami kapasiteye ulaşmayı amaçlıyor.

Berlin tek bir tedarikçiye bağlı kalmamak için alternatifleri inceliyor

Berlin yönetimi tek bir şirkete bağımlı kalmaktan kaçınmak için farklı seçenekleri de gündemde tutuyor.

Bu kapsamda Ukrayna ile Bars seyir füzelerinin ortak üretimi ve satın alınması yönünde temaslar yürütülüyor.

Hollanda merkezli Destinus SA şirketinin geliştirdiği Ruta füzeleri de incelenen seçenekler arasında yer alıyor.

Almanya ve İngiltere ortak girişimi olan Hypersonica ile de yüksek hızlı HS1 füzelerinin geliştirilmesi konusu ele alınıyor.

Avrupa ülkeleri, Ukrayna’daki çatışmaların başlamasının ardından geniş kapsamlı bir yeniden silahlanma sürecine girdi.

Rusya’nın Berlin Büyükelçisi Sergey Neçayev ise mayıs ayında yaptığı açıklamada Almanya’nın Rusya ile askeri bir karşı karşıya gelişe hazırlandığını öne sürmüştü.

Neçayev, Almanya’nın Ukrayna’daki çatışmalara taraf olmama yönündeki resmi beyanlarına rağmen askeri harcamalarını artırdığını, ordu mevcudunu büyüttüğünü ve silahlanma adımlarını hızlandırdığını savundu.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Avusturya, dört Rus diplomatı sınır dışı etti

Yayınlanma

Avusturya, üçü büyükelçilikte biri AGİT temsilciliğinde görevli dört Rus diplomatı casusluk şüphesiyle sınır dışı etti. Karara tepki gösteren Rusya Dışişleri Bakanlığı misillemenin kaçınılmaz olduğunu duyururken Viyana’nın 2022’den bu yana sınır dışı ettiği Rus görevli sayısı en az 18’e ulaştı.

Avusturya, dört Rus diplomatı “istenmeyen kişi” ilan ederek sınır dışı etti. Diplomatlardan üçü Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde görev yaparken biri ülkenin Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Daimi Temsilciliğinde yer alıyordu.

Gelişmeyi cuma günü ilk olarak Avusturya dergisi Profil duyurdu; kamu yayıncısı ORF ve Die Presse gazetesi de Dışişleri Bakanlığına dayandırdıkları haberlerle bilgiyi teyit etti.

Bakanlık açıklamasında kararın güvenlik birimlerinden gelen veriler doğrultusunda alındığı belirtildi. Açıklamada, dört Rus görevlinin diplomatik statüleriyle bağdaşmayan faaliyetler yürüttüğü kaydedildi.

Moskova ise karara gecikmeden karşılık verileceğini duyurdu. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Avusturya’nın bu adımına yönelik tepkinin “kaçınılmaz olarak geleceğini” açıkladı.

Avusturya Dışişleri Bakanlığı verilerine göre Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde toplam 48 diplomat görev yapıyor. 23 Rus vatandaşı da ülkenin AGİT Daimi Temsilciliğinde yer alıyor.

Profil: Rus diplomatlar casuslukla suçlanıyor

Profil dergisi, sınır dışı edilen dört Rus diplomatın casusluk şüphesiyle hedef alındığını aktardı.

Bu isimlerin, araştırmacı yayın organı Agentstvo’nun ağustos başında yayımladığı ve istihbarat servisleriyle bağlantılı olabileceği öne sürülen 21 kişilik diplomat listesinde yer alıp almadığı ise henüz netleşmedi.

Profil, Avusturya Savunma Bakanlığının ağustos ayı ortasında askerlere olası Rus ajan devşirme girişimlerine karşı uyarı yazısı gönderdiğini ve şüpheli temasların bildirilmesini istediğini kaydetti.

Avusturya makamlarının gündemine giren bir diğer başlık ise Viyana sakinlerinin Rusya Büyükelçiliği çatısından gelen seslere yönelik şikayetleri oldu.

İngiliz The Financial Times gazetesi mart ayında kaynaklarına dayandırdığı haberinde, çatıdaki “anten ormanı” aracılığıyla NATO ve diğer uluslararası kuruluşların haberleşmelerinin dinlendiğini öne sürmüştü. Viyana yönetimi bu iddialar üzerine mayıs ayında üç Rus diplomatı sınır dışı etmişti.

Avusturya Dışişleri Bakanlığı eylül ayı ortasında yerel haber ajansı APA’ya yaptığı açıklamada, Rusya Büyükelçiliği temsilcilerinin çatıdaki havalandırma pervanelerinin arızalandığını savunarak gürültü için özür dilediğini bildirmişti.

Şubat 2022’de Ukrayna’da başlayan savaştan bu yana Avusturya, son kararla birlikte Rus temsilciliklerindeki en az 18 personeli sınır dışı etmiş oldu.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Sırbistan’da öğrenci mitinginde yüzbinlerce kişi bir araya geldi

Yayınlanma

Sırbistan’da öğrencilerin öncülüğündeki hareketin son mitingi için perşembe günü yüz binlerce kişi Belgrad’ın merkezinde bir araya geldi.

25 Ekim’de yapılacak erken parlamento seçimleri öncesinde yapılan mitingin organizatörleri, mitinge en az 200.000 kişinin katıldığını belirtti.

Hareket, Aleksandar Vučić ve Sırp İlerleme Partisi’nin (SNS) 14 yıllık iktidarını sona erdirmeyi ve yaklaşık iki yıldır süren hükümet karşıtı protestoları bir seçim zaferine dönüştürmeyi hedefliyor.

Protesto hareketi, Kasım 2024’te kuzeydeki Novi Sad kentinde bir tren istasyonu kanopisinin çökmesi sonucu 16 kişinin hayatını kaybetmesi ve bunun ülke genelinde öğrenciler öncülüğünde kitlesel yolsuzluk karşıtı protestolara yol açmasının ardından ortaya çıktı.

Göstericiler, felaketin sorumlusu olarak hükümetin yolsuzluğunu gösterdi fakat henüz kimse cezai olarak sorumlu tutulmadı.

Öğrenci Listesi’nden birçok aday kalabalığa hitap etti. Aralarında, yargı ve savcılığın siyasi baskı ve kişisel çıkarların etkisinden arındırılması çağrısında bulunan tanınmış Sırp aktör Tihomir Stanić de vardı.

Stanić, “Hepimiz kanun önünde eşit olmamaktan bıktık. Sırbistan özgürlüğü, adaleti ve hesap verebilirliği hak ediyor,” dedi.

Miting, son iki yıldır öğrenci hareketinin harekete geçirdiği çok sayıda genç de dahil olmak üzere her yaştan insanı bir araya getirdi.

Belgrad’dan 26 yaşındaki Nađa, başından beri öğrencileri desteklediğini ve adalet ve daha iyi bir gelecek için mücadele eden insanların yanında yer almaktan gurur duyduğunu söyledi.

Rapporteur’e verdiği demeçte, “Öğrenci Listesi’nin seçimi kazanmasını bekliyorum fakat iktidar yetkililerinin sonuçları sorgulamak ve itibarsızlaştırmak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarına inanıyorum,” dedi.

Mitinge, siyasi değişim ve çocukları için daha iyi bir gelecek umduğunu belirten daha yaşlı destekçiler de katıldı.

61 yaşındaki Dragana, Rapporteur’e, “Umarım yeni hükümet, çocuklarımızın Sırbistan’ı terk etmek zorunda kalmadan geleceklerini kurabilecekleri bir ülke yaratır,” dedi.

Seçimler, Vučić’in iktidar partisinin yıllarca kendisiyle kıyaslanabilecek kadar güçlü bir seçim rakibiyle karşılaşmadığı 2012’de SNS’nin iktidara gelmesinden bu yana Sırbistan’da görülen en belirsiz seçimler olarak değerlendiriliyor.

Seçim kampanyası neredeyse bir referandum havasına büründü. Oylama, genel olarak SNS’nin iktidarının devamı ile siyasi değişim umudu arasında bir seçim olarak görülüyor.

Anketler, iktidar koalisyonu ile Öğrenci Listesi arasında başa baş bir yarışa işaret ediyor. Salı günü yayınlanan son ankete göre, kararını vermiş seçmenler arasında SNS liderliğindeki koalisyon %42,9, Öğrenci Listesi ise %42 oy oranına sahip.

Avrupa Parlamentosu heyeti de dahil olmak üzere uluslararası gözlemciler, seçimleri izleyecek.

Seçimlerin nasıl yürütüleceği, seçim koşulları, demokratik standartlar ve hukukun üstünlüğü konusundaki süregelen endişeler nedeniyle, uzun süredir durma noktasına gelen Sırbistan’ın AB üyelik süreci üzerinde önemli etkiler yaratabilir.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English