Bizi Takip Edin

Rusya

Patruşev: Bu savaş, küresel ticari ve iktisadi ilişkiler sistemini yıllarca geriye götürecektir

Yayınlanma

Rusya Devlet Başkan Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan küresel lojistik ve ekonomik nizamı kökten sarstığını, “denizlerin serbestliği” ilkesinin yerini bir “kaos ve terör” iklimine bıraktığını vurguluyor. Rusya’nın önde gelen ekonomi gazetelerinden Kommersant‘a mülakat veren Patruşev, Batı’nın Rus denizciliğine yönelik “gölge filo” operasyonlarını ve Akdeniz’deki sabotajları “uluslararası terör” olarak niteleyerek, Rusya’nın buna mukabil askeri konvoy ve insansız deniz sistemleriyle yanıt vereceğini ilan ediyor. Kuzey-Güney Koridoru gibi projelerin bu krizden etkilenmeyeceğine dair iyimser bir tablo çizen Patruşev, asıl hedefin Batı’nın finansal ve teknolojik tahakkümünden azade, “ithalata bağımsız” bir deniz ekonomisi inşa etmek olduğunu belirtiyor. ABD’nin yeni deniz doktrinini hem bir tehdit hem de “ucuz kredi ve bürokrasisiz üretim” bağlamında ders çıkarılması gereken bir model olarak sunan Patruşev; Rus denizaltı filosunun 120 yıllık mirasını, 90’lı yılların “yeis” döneminden çıkarıp yeniden küresel bir güç odağı haline getirdiklerinin altını çiziyor.


“Bu savaş, küresel ticari ve iktisadi ilişkiler sistemini yıllarca geriye götürecektir”

Yelena Çernenko
Kommersant
18 Mart 2026

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in topyekûn bir savaşa tutuştuğu İran eksenindeki vaziyet, had safhada gerginliğini korumaktadır. Bu cepheleşmenin sarsıntıları, Orta Doğu sınırlarının çok ötelerinde dahi hissediliyor. Kommersant Özel Muhabiri Yelena Çernenko, bu bölgedeki ve diğer kriz noktalarındaki durumu, Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu[1] Başkanı Nikolay Patruşev’e[2] sordu.

ABD Başkanı’nın Ekonomi Danışmanı Kevin Hassett geçtiğimiz günlerde petrol tankerlerinin yeniden Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye başladığını duyurdu; ancak boğazdaki deniz trafiği, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaş öncesindeki hacmine yaklaşabilmiş dahi değil. Başta Hürmüz Boğazı olmak üzere bölgedeki durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hürmüz Boğazı yıllar boyunca küresel lojistik zincirlerinin ana halkasıydı; şimdiyse bu zincirler büyük ölçüde darmadağın olmuş durumda. Boğaz, denizcilik için tehlike arz eden bir çatışma alanına dönüşüyor. Görünen o ki, mevcut kriz, inşa edilmiş küresel ticari ve ekonomik ilişkiler sistemini yıllarca geriye götürecektir. Esasen Destansı Öfke harekâtı, küresel enerji pazarının yeniden paylaşılmasına ve deniz lojistiğinin çökmesine ivme kazandıran bir katalizör işlevi görmüştür. Üstelik bu “öfkede” zerre kadar “destansı” bir yan da yoktur; dünya bunun yerine, öngörülemez insani ve ekonomik sonuçları olan bir trajediye tanıklık etmektedir. Petrol ve doğalgaz tesisleri hasar görmüş, Basra Körfezi sularında muazzam bir ekolojik tahribat yaratılmış, liman altyapıları yerle bir edilmekte, sivil halk acı çekmekte ve kültürel, tarihi miras yok edilmektedir. Çatışmalar yüzünden pek çok farklı ülkeye ait ticari gemiler hasar almış ve batırılmıştır. Enerji fiyatları, en büyük deniz konteyner hatlarının navlun tarifeleri ve sigorta maliyetleri fırlamıştır. Asya, Afrika ve Avrupa’daki tarımsal sanayi kompleksini derinden sarsacak şekilde küresel gübre ihracatı daralmaktadır.

Pek çok Batılı siyasetçi ve uzman, artan petrol fiyatları sebebiyle sözde Rusya’nın bu çatışmadan kazançlı çıktığını iddia ediyor.

Bu savaş hiçbir tarafın lehine değildir. Ne bir haklılık payı ne de nesnel bir gerekçesi vardır. Amerikalılar kendi elleriyle, dünya çapındaki müttefikleri için bir güvenlik garantörü olma statülerini yok ettikleri için, bu savaş ABD’nin bizzat kendisi için de yıkıcıdır. Batılı askeri üslerin, bulundukları ülkelerin güvenliğini sağlayabileceğine dair inanç gözlerimizin önünde buharlaşıp kayboluyor. Tıpkı Amerika ile kurulan müttefiklik ilişkilerinin ekonomik krizden kurtaracağına dair inancın kaybolduğu gibi… Enerji tedarikindeki kısıtlamalar, Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Avrupa Birliği ülkelerindeki enerji yoğun üretimlerin durmasına kaçınılmaz olarak yol açacaktır.

Evet, hidrokarbon fiyatları artıyor ancak bu, durumun hep böyle süreceği anlamına gelmez. Savaştan etkilenen ülkelerin her biriyle Rusya’nın on yıllardır denizcilik de dahil olmak üzere sıkı ticari, ekonomik, bilimsel ve teknik bağları bulunmaktadır. Bu sebeple tırmanan olayları büyük bir endişeyle takip ediyoruz. Ve elbette, aralarında şahsen de tanıdığım İran’ın üst düzey yöneticilerinin bulunduğu hiçbir haklı gerekçesi olmayan can kayıplarından ötürü samimi bir teessür duyuyor; bu ülkenin ve bize dost Basra Körfezi devletlerinin katledilen sivil vatandaşları ile çeşitli ülkelerden hayatını kaybeden denizciler için derin bir yas tutuyoruz. Tüm bu ölümlerin önüne geçilebilirdi.

Kuzey-Güney Koridoru kapsamında Reşt-Astara demiryolu hattının inşasına 1 Nisan’da başlanması öngörülüyordu. Mevcut şartlar altında bu projenin geleceği nedir?

İran, Rusya’nın stratejik partneridir; bizi uzun yıllara dayanan bir dostluk ve verimli bir işbirliği birbirimize bağlamaktadır. Çatışmanın çözüme kavuşacağına ve İran halkının kendi egemen rotasında ilerlemeye devam edeceğine inancım tamdır.

Kuzey-Güney Koridoru’na gelince; bu katiyen sadece Rusya ve İran’ın projesi değildir. Hayata geçirilmesi, Orta Doğu, Güney ve Güneydoğu Asya ile Afrika’daki pek çok diğer ülkenin menfaatinedir. Malların Rusya’nın Avrupa yakasından Hindistan’a ulaştırılmasındaki en kısa güzergâh olarak bu proje, onlarca devletin ticaret hacmini artırmasına imkân tanıyacak, deniz limanlarının ve gemicilik şirketlerinin gelişimine ivme kazandıracaktır. Kanaatimce bu projenin önü açıktır.

İran eksenindeki çatışma durmadan yeni aktörleri içine çekiyor: Denizlerdeki stratejik dengenin temel prensipleri sadece Basra Körfezi’nde değil, Akdeniz ve Hint Okyanusu’nda da ihlal edilmiş durumda. Bunun ne gibi sonuçları olabilir?

Savaş halihazırda Basra Körfezi sınırlarını aşmış durumda. Hint Okyanusu’nda bir Amerikan denizaltısının bir İran fırkateynini torpidolaması bunun en bariz örneğidir. Bu, Falkland Savaşı’ndan bu yana, kırk yılı aşkın süredir yaşanan ilk vakadır. Şunu bilmek mühimdir: İran gemisinde silah dahi yoktu ve 51 ülkenin gemilerinin insani misyonlarda ortak katılım provaları yaptığı uluslararası çok taraflı Milan deniz tatbikatından dönerken kendisini tamamen güvende hissediyordu. Bu esnada dikkat ediniz, ABD kendisini Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği güvenliği sorununun bizzat kendisinden soyutlamaktadır. Amerikalılar bunun yerine, sorumluluk yükünü başkalarına yıkmak amacıyla NATO üyelerini ve diğer ülkeleri kendi donanmalarını bu bölgeye göndermeye çağırdılar. NATO ülkeleri ise Washington’a olan tüm bağımlılıklarına rağmen, bu bölgedeki askeri eylemlere dahil olmaktan imtina etmektedirler.

Fakat Avrupa deniz kuvvetleri bunun yerine, sözde Rus “gölge filosunu”[3] avlamaya devam ediyor.

Rus limanlarından yük taşıyan filoya karşı gerçekten de emsalsiz bir kampanya başlatıldı; üstelik görünüşe göre üçüncü sınıf deniz devletleri bile buna dahil ediliyor. Bazı ülkeler, tankerleri, kuru yük gemilerini ve konteyner gemilerini avlama işinde ipin ucunu fena halde kaçırdılar.

Rus sıvılaştırılmış doğalgaz tankeri Arktik Metagaz’a Akdeniz’de düzenlenen saldırı, tarafımızca uluslararası bir terör eylemi olarak değerlendirilen son derece vahim ve çirkin bir vakadır. Elimizdeki bilgilere göre, Rus limanlarına seyreden gemilere yönelik terör ve sabotaj tehdidi riski azalmış değil. Bu bağlamda, deniz seyrüsefer güvenliğini sağlamak amacıyla tarafımızca kapsamlı bir tedbirler paketi geliştirilmiş ve uygulamaya konulmuştur.

Bu tedbirler neleri kapsıyor?

Yurtdışından gelen gemilerin denetimi gerçekleştirilmekte, armatörlerin deniz limanı idareleriyle operasyonel etkileşim usulleri belirlenmekte ve Rusya menfaatine yük taşımacılığı yapan gemiler üzerindeki denetim sıkılaştırılmaktadır. Üslere, limanlara, askeri ve ticari gemilere yönelik ani saldırı tehditlerini bertaraf etmek amacıyla, ekonomik faaliyet yürüten tüm deniz unsurlarına dair bilgiler gerçek zamanlı olarak işlenmektedir.

Liman başkanlıkları aracılığıyla Rus bayraklı gemilere mobil ateş grupları tarafından eskortluk talep etme imkânı değerlendirilmektedir. Şu anda gemilere özel savunma teçhizatlarının yerleştirilmesi üzerine de çalışmalar yürütülüyor. Ticaret filosunun Deniz Kuvvetleri gemileri tarafından konvoy halinde korunmasına yönelik tedbirler öngörülmektedir. Batı’nın Rus denizciliğine karşı başlattığı kampanyaya mukabele etmede, siyasi-diplomatik ve hukuki adımların çoğu zaman işe yaramadığını giderek daha sık müşahede ediyoruz. Avrupa ülkeleri tarafından denizde yeni tehditlerin ortaya çıkması halinde, tarafımızca ilave tedbirler de geliştirilecektir.

Amerika’nın planı, özellikle stratejik rakiplerinin sayısal üstünlüğünü dengelemek adına devasa otonom deniz sistemlerinin konuşlandırılmasına ve ucuz insansız su üstü ve su altı platformlarının üretimine ağırlık veriyor. Amerika’nın bu tür sistemlerden oluşan filolara sahip olması Rusya’yı tehdit edebilir mi?

Klasik donanma inşası konseptinin çağdaş gereksinimleri karşılamadığını düşünen pek çok ülke, deniz robotik sistemlerinin konuşlandırılmasına ihtimam göstermektedir. Örneğin Hindistan’da, hem deniz kuvvetleri hem de sivil donanma için gelişmiş insansız platformların tasarlanıp üretileceği ülkenin ilk merkezinin inşasına geçtiğimiz günlerde başlandı.

Rusya’da ise otonom, mürettebatsız ve uzaktan kumandalı su altı araçları halihazırda kullanılmaktadır; bilimsel enstitülerimiz ve tasarım bürolarımız bu tür teçhizatların yeni neslini geliştirmektedir. Bu alanda askeri bilimimiz yabancı muadillerinin gerisinde kalmamakta, aksine pek çok açıdan onların önünde gitmektedir. Şu anda deniz dronlarının yapımında uygulanabilecek en istikbal vaat eden çözümleri tespit etmek için yerli pazar analizi yapılmaktadır.[4] Kendi inisiyatifleriyle yabancı muadillerinden aşağı kalmayan prototipler üreten küçük özel şirketlere de bilhassa dikkat çekilmektedir.

Rusya’nın uzun bir süre daha deniz ticaretini korumak zorunda kalacağını mı öngörüyorsunuz?

Batılı stratejistler şu gerçeği uzun zaman önce idrak ettiler: Bir devlete kritik bir hasar vermenin yollarından biri, onun dış ticaret operasyonlarını abluka altına almaktır. ABD, İngiltere, Fransa ve bir dizi müttefikinin kilit deniz yolları üzerinde doğrudan siyasi, askeri ve finansal kontrol kurmayı hedeflemesi tesadüf değildir. Bu yüzden, deniz ticaretinin güvenliğini her daim temin etmek elzemdir. Her şeyden evvel Rusya için kendi deniz taşımacılığı potansiyeline -filoya, gemi inşa ve onarım tesislerine, liman kapasitelerine, operatörlere, sigortacılara vb.- sahip olmak hayati önem taşımaktadır. En yıkıcı yanılgılardan biri, ulusal bir ticaret filosuna sahip olmanın şart olmadığına ve şüpheli bir tasarruf uğruna yük taşımak için her zaman “kolay bir bayrak” (elverişli bayrak) bulunabileceğine dair inançtı.[5] Günümüzde ithalata bağımlı olmayan bir deniz ekonomisi modeli inşa etmeliyiz. Bu, diğer büyük deniz güçleriyle işbirliğini reddederek kendimizi dış dünyaya kapatacağımız anlamına gelmez. Tam aksine, küresel deniz ekonomisine entegre olmaya devam edecek ve ilgili ortaklarla etkileşim halinde olacağız. Ancak bu, sadece karşılıklı menfaat temelinde gerçekleşecektir.

Yakın zamanda onaylanan Amerikan Denizcilik Eylem Planı, esasen uzun bir aradan sonra ABD’nin ilk bütüncül denizcilik doktrini oldu. Size göre bu belge, Rusya için herhangi bir risk faktörü barındırıyor mu?

Belge şüphesiz oldukça ilgi çekici; biz de onu detaylı bir şekilde etüt ettik. Elbette belirli risklerden söz etmek mümkün; örneğin bu “Plan”da ilan edilen, Kuzey Kutbu’na yönelik daha aktif bir yayılmacılık ile Amerikan kutup denizciliğinin ve altyapısının geliştirilmesi bağlamında. Ancak bu doktrinin genel tonunu incelemenin ve ondan ne gibi dersler çıkarabileceğimizi düşünmenin çok daha ilginç olacağı kanaatindeyim.

Dikkat çeken bir husus var: Trump yönetimi göreve geldiği ilk aylardan itibaren, kapsamlı bir deniz gücünü istikrarlı bir şekilde inşa etme rotasını benimsedi. Sadece donanma potansiyelinden değil, bilhassa denizcilik faaliyetlerinin tüm yelpazesindeki kabiliyetlerden bahsediyorum. “Eylem Planı”nda gemi inşası ve yan sanayilerde teknolojik egemenliğin sağlanması, bu alanlara ucuz kredi akışının temin edilmesi, kıyı bölgelerinin kalkındırılması ve özel ekonomik bölgeler kurulması gibi hedefler belirlenmiştir. Gemi ve tekne inşasının daha sorumlu bir yaklaşımla yürütülmesinden, devasa boyuttaki bürokratik prosedürlerin ve proje dokümantasyonlarındaki bitmek bilmeyen değişiklik ve yeniden onaylama pratiklerinin ortadan kaldırılmasından, ayrıca gemi tasarımına yapay zekânın entegre edilmesinden söz ediliyor.[6] Bahsi geçen “Plan”da ABD denizcilik sektörünün modernizasyonunun büyük ölçüde, bilhassa gemi inşasında oldukça başarılı olan Japonya ve Güney Kore gibi stratejik ortakları üzerinden gerçekleştirilmesinin öngörüldüğünü belirtmekte fayda var. Nitekim Seul, ABD gemi inşasına yönelik 150 milyar dolarlık bir yatırım tasarısını şimdiden onayladı. Borçlanma fonlarını çekmek için devlet himayesinde mekanizmalar oluşturma fikri oldukça enteresan. Amerikan planının mantığı son derece yalın: Güçlü bir deniz ekonomisi yaratmak için ucuz paraya ve yüksek yetkinliklere ihtiyaç vardır; bu da kaçınılmaz olarak eğitime, ileri teknolojilere ve elbette üretim kapasitelerine odaklanmayı gerektirir.

Bunlardan herhangi biri Rusya için faydalı olabilir mi?

Evet, özünde Amerikalıların işaret ettiği reçetelerin birçoğu ülkemiz için de gerekli; nitekim bunların hatırı sayılır bir kısmı yıllardır yerli tersanelerimizde ve limanlarımızda uygulanmaktadır. Şu sıralar Denizcilik Kurulu bünyesinde, pek çok benzer tedbiri ihtiva edecek olan gemi inşasına dair federal bir yasa tasarısı hazırlanıyor.

19 Mart, Rusya’da Denizaltıcılar Günü[7] olarak kutlanıyor ve bu yıl aynı zamanda denizaltı filosunun 120. yıldönümüne denk geliyor.

Denizaltıcılar Günü, 1906 yılında denizaltıların muharip gemi sınıfı olarak donanma envanterine dâhil edildiği tarihe atfedilmiştir. Oysa daha 19. yüzyılda, bu yıl aynı zamanda 240. doğum yıldönümü kutlanan seçkin mühendis Karl Şilder[8] tarafından tasarlanan dünyanın ilk tamamen metal denizaltısının testleri Proletarya Fabrikası’nda yapılmıştı.

İki binli yılların başında Kamçatka, Primorye ve Murmansk bölgelerindeki denizaltı üslerinin yakınındaki askeri yerleşkeleri ziyaret etmiştim. Denizaltıcıların aileleriyle birlikte yaşadıkları o yerlerde gördüğüm tek şey yıkım ve yeisti[9]. Batılı danışmanlar ise hükümetin ekonomi blokundaki liberalleri, denizaltı filosunu tamamen hurdaya çıkarmaları için kışkırtıyorlardı. Devlet Başkanımızın kararları sayesinde denizaltı filosu korunmuş ve gücüne güç katılmıştır. Devlet Başkanı (Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin – ed. n.) gemi inşa bilimine, mühendislik eğitimine ve askeri personelin ailelerinin sosyal güvencesine özel bir ihtimam göstermektedir. Konut inşaları yeniden başlamış; kültür ve spor tesisleri, yeni okullar ve kreşler inşa edilmiştir.

Bugün denizaltıcıların profesyonelliği ve muharebe kabiliyeti, en modern teçhizatlarla birleşerek Rus Donanması’nı dünyanın en güçlü donanmalarından biri haline getirmektedir. Sevmaş Gemi İnşa Fabrikası’nın, Amirallik Tersanelerinin, Zvyozdoçka Gemi Onarım Tesisi’nin, Rubin ve Malahit Tasarım Büroları ile Krılov Bilimsel Merkezi’nin katkılarını bilhassa vurgulamak isterim. Denizaltı filosunun gerçek vatanseverleri tasarım bürolarında, fabrikalarda, denizde ve karada görev yapmaktadır. Onların arasında denizaltıcıları destekleyen aileleri, denizciliği romantize edip bunun hayalini kuran genç delikanlıları ve elbette Vatan’a olan sadakatleri yeni nesil subay ve erlere emsal teşkil eden donanma gazilerini de saymalıyız. Bayramlarını en içten dileklerimle kutluyorum.[10]


[1] Denizcilik Kurulu: Orijinal: Морская коллегия (Morskaya kollegiya): Çar I. Petro (Deli Petro) tarafından 18. yüzyılda kurulan “Admiralty Board”un (Amirallik Kurulu) modern bir yansımasıdır. Rusya’nın deniz jeopolitiğini, liman altyapılarını ve donanma stratejilerini sivil-askeri bir çatı altında birleştiren üst düzey bir devlet organıdır. Patruşev’in bu kurulun başında olması, Rusya’nın deniz jeopolitiğini bir “güvenlik” ve “beka” meselesi olarak gördüğünün ispatı gibidir. (ç.n.)

[2] Nikolay Patruşev: Eski FSB (Federal Güvenlik Teşkilatı) Direktörü ve Rusya Güvenlik Konseyi eski Başkanı. Rus devlet yapısındaki “Siloviki” (güvenlik bürokrasisinden gelen, şahin, güvenlikçi elitler) kanadının ideolojik mimarlarından biridir. (ç.n.)

[3] Gölge Filo: Orijinal: Теневой флот (Tenevoy flot): 2022 sonrası Batı yaptırımları ve petrol fiyat tavanı uygulamalarına karşı Rusya’nın oluşturduğu devasa, sicili ve mülkiyeti paravan şirketler (çoğunlukla üçüncü ülkeler) ardına gizlenmiş yaşlı petrol tankerleri filosunu ifade eder. Batı medyası bunu yasadışı bir kaçakçılık ağı olarak (”Dark Fleet”) etiketlerken, Rus söyleminde bu kavram devletin beka mücadelesinin ve ticari bağımsızlığının bir aracı olarak nötralize edilir. (ç.n.)

[4] Bu ifade, Rusya’nın askeri-sınai kompleksindeki paradigma değişimine de işaret eder. Sovyet döneminin devasa, hantal fabrikaları yerine, Ukrayna savaşıyla (veya 2026’daki bu fiktif krizle) önemi anlaşılan “garaj üretimi” dron teknolojilerine atıf yapar. Patruşev gibi bir Silovik’in özel teşebbüsü övmesi, devletin artık inovasyonu sadece emir-komuta zincirinde değil, “sivil vatanseverlikte” aradığını gösterir. (ç.n.)

[5] Elverişli Bayrak: Orijinal: Удобный флаг (Udobnıy flag): Denizcilik literatüründe gemilerin vergi ve denetim avantajı için Panama, Liberya gibi ülkelerin bayrağı altında yüzdürülmesini ifade eder. Ancak Patruşev’in buradaki tonu siyasidir. O, 1990’ların “liberal iktisat” anlayışını, Rus milli kimliğini yabancı bayraklar arkasına saklayarak “vatansızlaştırmakla” suçlar. Bu ifadeyle, sermayenin vatanı olduğunu ve “milli bayrağın” (stratejik özerkliğin) her türlü kâr marjından üstün olduğunu hatırlatır. (ç.n.)

[6] Rütbeler Tablosu ve Bürokrasi Geleneği (Çinoviçestvo): Orijinal: Чиновничество / Бюрократические процедуры: Patruşev’in “bürokratik prosedürlerin ortadan kaldırılması” vurgusu, Rusya’nın kadim Çinovnik (memur) çıkmazına bir göndermedir. Rusya tarihinde “Kâğıt üzerinde kalan donanmalar” (Potyomkin Köyleri misali), her zaman Rus askeri dehasının önündeki en büyük engel görülmüştür. Patruşev burada, Çarlık’tan miras kalan hantal yapının modern teknolojiyle (Yapay Zekâ) kırılması gerektiğini savunarak bir nevi “Teknokratik Çar” vizyonu çiziyor. (ç.n.)

[7] Denizaltıcılar Günü: Orijinal: День моряка-подводника (Den moryaka-podvodnika): Çar II. Nikolay’ın 19 Mart 1906 tarihli kararnamesiyle denizaltıların resmi bir gemi sınıfı olarak kabul edilmesinin anısına kutlanır. Rus askeri mitolojisinde Podvodnik (Denizaltıcı), en ağır fiziki ve psikolojik şartlara (denizin derinliklerindeki klostrofobi ve Toska’ya) dayanan, nükleer caydırıcılığın belkemiğini oluşturan sessiz ve elit bir kahraman figürüdür. 2000’deki Kursk denizaltısı faciası, bu asker sınıfına yönelik Rus toplumundaki trajik ve derin saygıyı pekiştirmiştir. (ç.n.)

[8] Karl Şilder (Rus Mühendislik Dehası): Patruşev’in mülakatta özellikle adını andığı Şilder (1785-1854), sadece bir mühendis değil, Rusya’nın Batı ile teknolojik yarışındaki sembol isimlerden biridir. İlk metal gövdeli denizaltıyı tasarlaması, Rusya’nın denizlerdeki “ilklerin öncüsü” olduğu iddiasını güçlendirir. Bu isimle okura şu mesaj verilir: “Denizaltı teknolojisi bize Batı’dan ihraç edilmedi; bu bizim genetik mühendislik mirasımızdır.” (ç.n.)

[9] Yıkım ve Yeis: Orijinal: Разруха и уныние (Razruha i unıniye): “Razruha”, sadece fiziksel bir yıkımı değil, Mihail Bulgakov’un Köpek Kalbi kitabında anlattığı gibi zihinlerdeki ve sistemdeki kaosu, çürümeyi de ifade eder. “Unıniye” ise Ortodoks teolojisinde yedi ölümcül günahtan biridir; derin, umutsuz bir keder, melankoli ve ataleti imler. Türkçede sıradan bir “çöküntü ve üzüntü” kelimeleri bu ağırlığı taşıyamazdı. Bu nedenle, 90’lı yılların (Yeltsin dönemi) travmasını ve ordunun hissettiği terkedilmişliği yansıtır. (ç.n.)

[10] “Gereksiz Adam”dan “Vatansever Mühendis”e: Rus edebiyatındaki Lişniy Çelovek (Gereksiz Adam) tipi, hayatın anlamını bulamayan, toplumdan kopuk aristokrattır. Patruşev’in mülakatın sonundaki “denizciliği romantize eden genç delikanlılar” ve “vatansever mühendisler” vurgusu, Rus toplumuna yeni bir kahraman prototipi sunmaktadır: Bir yere ait olan, üreten ve derinliklerde görev yapan “Lüzumlu Adam”. (ç.n.)

Patruşev’den seyrüsefer güvenliği ve Rusya Federasyonu’nun deniz sınırları üzerine

Rusya

Rusya tüm dış borcunu yakında kapatmayı planlıyor

Yayınlanma

Rusya Maliye Bakanı Anton Siluanov, ülkenin dış borcunun sadece yüzde 10 seviyesinde olduğunu ve bu borcu yakında kapatacaklarını açıkladı. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu bünyesinde düzenlenen oturumda konuşan Siluanov, Rusya’nın dış mali altyapıdan bağımsız olduğunu ve ekonomik kararlarını tamamen kendi önceliklerine göre aldığını belirtti.

Rusya Maliye Bakanı Anton Siluanov, Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu’nda (SPIEF-2026) yaptığı konuşmada, ülkenin dış borcunun “sadece yüzde 10” seviyesinde olduğunu ve bu borcu yakında kapatacaklarını, böylece bu tür borçların kalmamasını umduğunu açıkladı.

Bakan Siluanov, Rusya’nın dış mali altyapıdan bağımsız olduğunu belirtti. Dış finansal hizmetlere yönelik tüm kesintilerin Rusya’nın hesaplama ve mali işlem kabiliyetlerini kesinlikle etkilemediğini kaydeden Siluanov, bütçe meselelerinde kararları, ülkedeki ihtiyaçlar ile önceliklerden yola çıkarak tamamen bağımsız bir şekilde aldıklarını ifade etti.

Mevcut duruma rağmen Rusya’nın G20 ülkeleri arasında en düşük borç seviyelerinden birine sahip olduğunu ekleyen Siluanov, ülkenin bütçe açığı kontrolünde ise ilk beşte yer aldığını bildirdi.

Siluanov’a göre, en önemli unsur egemenliğin ta kendisi olan bağımsız bir ekonomik politikanın yürütülmesi. Egemenliğin korunması ve bütçe kararlarına ciddi yaklaşılması çağrısında bulunan Siluanov, dış yatırım yokluğunda sadece iç imkanlara dayanarak devlet finansmanının istikrarının sağlanması gerektiğini dile getirdi.

Oturumun moderatörlüğünü yürüten Devlet Duması Bütçe ve Vergiler Komisyonu Başkanı Andrey Makarov, Siluanov’un bu sözlerine karşılık olarak, “Bir hukukçu olarak borçların geri ödenmesi gerektiğini anlıyorum ama hiç canım istemiyor” şeklinde espri yaptı.

Rusya Maliye Bakanlığı verilerine göre, 1 Mayıs 2026 itibarıyla devletin dış tahvil kredilerinden kaynaklanan borcu, tahvillerin sahiplerinin yerleşik olup olmadığına bakılmaksızın 33,8 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.

Rusya Merkez Bankasının 1 Nisan verileri ise yerleşik olmayanlara yönelik devlet borcunun 1 Nisan itibarıyla 23 milyar dolar olduğunu gösteriyor.

Maliye Bakanı Anton Siluanov, SPIEF oturumunda yaptığı konuşmada, finansal egemenliğin Rusya’nın ekonomik sorunlarının çözülmesi için temel bir koşul olduğunu belirtti.

Bugün dışarıdan yatırım akışının bulunmadığı bir ortamda yaşadıklarını ifade eden Siluanov, tamamen iç mali imkanlara güvendiklerini ve bunları kullandıklarını kaydetti.

Son üç yılda ekonomik büyümenin yaklaşık yüzde 10 düzeyinde gerçekleştiğini aktaran Siluanov, bu nedenle mali istikrar ile finansal egemenliğin ekonomik meselelerin çözümünü sağlamak için bir temel oluşturduğunu söyledi.

Bakan Siluanov, “Dış akışlara ve dış borçlanmalara bağımlı değiliz” vurgusunda bulundu. Rusya’nın bütçe meselelerinde kendi kararlarını tamamen bağımsız bir şekilde, ülkedeki ihtiyaçlar ve öncelikler doğrultusunda aldığını yanıtlayan Siluanov, bu sayede bütçe açığını kontrol etmeyi başardıklarını ve halkın reel gelirlerinin arttığını dile getirdi.

Siluanov, Ekonomik Kalkınma Bakanı Maksim Reşetnikov ve Devlet Başkanlığı İdaresi Başkan Yardımcısı Maksim Oreşkin ile birlikte SPIEF kapsamında düzenlenen “Küresel Belirsizlik Koşullarında Sürdürülebilir Ekonomik Büyüme Trendine Nasıl Geri Dönülür?” başlıklı oturuma katılıyor. Forum, Saint Petersburg kentinde 3-6 Haziran tarihleri arasında düzenleniyor ve bu yılki etkinlik “Pragmatik Diyalog – İstikrarlı Geleceğe Giden Yol” temasına odaklanıyor.

Maliye Bakanı Anton Siluanov, oturum moderatörü Andrey Makarov’un “yeni bir darbe vurulması” durumuna ilişkin plan hakkındaki sorusuna, “Bizde sürekli darbe vuruluyor” yanıtını verdi.

Rusya’nın yeni bir darbe olasılığına karşı belirli bir “panzehir” geliştirdiğini belirten Siluanov, Ulusal Refah Fonunu (NWF) gerektiğinde kullandıklarını, konjonktür düzeldiğinde ise fona birikim yaptıklarını açıkladı.

Oturumun moderatörü, Devlet Duması Bütçe ve Vergiler Komisyonu Başkanı Andrey Makarov, Siluanov’a hitaben, “Güvenlik marjımızın artık o kadar da güçlü olmadığı ve yeni bir darbe vurulması durumunda bu tehditlere, risklere yanıt verecek kaynaklara, yani o rezervlere sahip olup olmayacağımız konusunda bir endişeniz yok mu?” sorusunu yöneltti.

Siluanov bu soruya, “Bizde sürekli darbe vuruluyor Andrey Mihayloviç. Ve bana göre buna karşı belirli bir panzehir çoktan geliştirildi. Bu birincisi. İkincisi, Ulusal Refah Fonunun azaldığını söylüyorsunuz ama biz bu fonu tam olarak bunun için, iyi yıllarda biriktirmek ve ihtiyaç duyulan yıllarda kullanmak üzere kurduk” şeklinde cevap verdi.

Bakanın açıklamalarına göre, Ulusal Refah Fonu sadece bütçe harcamalarını desteklemek için değil, aynı zamanda ekonomiye yatırım yapmak amacıyla da kullanılıyor. Fonu altyapısal ve teknolojik kalkınma için de kullandıklarını kaydeden Siluanov, bunun da ekonomik kalkınmaya katkı sağladığını belirtti.

Konjonktürün şu an biraz daha iyi olduğunu ve fona tekrar birikim yaparak onu geri koyacaklarını ifade eden Siluanov, rezerv oluşturma mantığının tam olarak bu rezervleri kullanmak, bütçeye yardım etmek, finansal piyasa üzerindeki baskıyı azaltmak ve önlerindeki görevleri geçmişte biriktirilen stokları kullanarak gerçekleştirmek olduğunu sözlerine ekledi.

Siluanov, güvenlik marjının sadece finansmanda olmadığını, bu marjın öncelikle ülkedeki insanlar ve teknolojik imkanlar olduğunu vurgulayarak konuşmasını tamamladı.

Maliye Bakanı nisan ayında yaptığı açıklamada, Birleşik Arap Emirlikleri’nin OPEC’ten ayrılmasına atıfta bulunarak, petrol fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı Rusya bütçesinin bir güvenlik marjına sahip olması gerektiğini söylemişti.

Siluanov, bu nedenle Rusya’nın en az üç yıllık bir nakit rezervine ihtiyaç duyduğunu kaydetmişti.

Okumaya Devam Et

Rusya

Petrol fiyatlarındaki artış Rusya’nın bütçe açığını kapatmaya yetmedi

Yayınlanma

Rusya federal bütçesinin petrol ve gaz gelirleri, mayıs ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 34 artarak 678,9 milyar rubleye ulaşsa da ilk beş aylık toplam gelirler geçen yılın yüzde 30 gerisinde kaldı. Güvenlik harcamalarının bütçenin yaklaşık yüzde 40’ını yutması nedeniyle Maliye Bakanlığı, savunma dışındaki kalemlerde milyarlarca rublelik kesinti ve harcama dondurma kararı önerdi.

Petrol fiyatlarının yükselmesiyle elde edilen ham madde gelirleri, yıla ilk dört ayda 5,8 trilyon rublelik rekor açıkla başlayan Rusya bütçesine ulaştı.

Federal kasa mayıs ayında petrol ve gazdan, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 34 artışla ve ocak ile şubat aylarına kıyasla yaklaşık yüzde 70 daha yüksek bir seviyede, toplam 678,9 milyar ruble gelir elde etti.

Rusya Maliye Bakanlığı verilerine göre, petrol gelirleri yıllık bazda yüzde 28 artarak 550 milyar rubleye, gaz gelirleri ise yüzde 56 artışa imza attı.

Bununla birlikte, bütçedeki her beş rubleden birini sağlayan maden çıkarma vergisinden (NDPI) elde edilen gelirler, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 57, ocak ve şubat aylarına göre ise iki kattan fazla artış gösterdi.

Buna karşılık Raiffeisenbank analistleri, Maliye Bakanlığının Ulusal Refah Fonunu (NWB) desteklemek için yönlendirdiği ek gelirlerin beklentilerin üçte bir oranında altında kaldığını kaydetti.

Analistler 330 milyar ruble ek gelir öngörürken, fiili rakam 208 milyar ruble olarak gerçekleşti. Mayıs vergileri için ortalama petrol fiyatının varil başına 95 dolara ulaşarak 2014 yılından bu yana en yüksek seviyesini görmesine rağmen, bütçenin topladığı miktar, petrol fiyatlarının 70 dolar civarında seyrettiği ve aylık ortalama 700 ila 800 milyar ruble toplandığı 2024 yılının gerisinde kaldı.

Arikapital Genel Müdürü Aleksey Tretyakov, bütçenin vergi gelirlerini eksik almaya devam ettiğini ifade etti. Tretyakov, bu durumun temel sebebinin, bahar aylarında petrol rafinerilerine yönelik bir dizi saldırıyla karşılaşan petrol şirketlerine ödenen sübvansiyonlar olduğunu belirtti.

Bütçenin maden çıkarma vergisinden 1 trilyon ruble toplamasına rağmen, her üç rubleden birini petrol üreticilerine iade ettiği aktarıldı.

Bu kapsamda petrol şirketlerine “damping mekanizması” üzerinden 204 milyar ruble, ters özel tüketim vergisi üzerinden ise 153 milyar ruble geri ödendi. Benzin perakende fiyatlarını istikrara kavuşturmayı amaçlayan damping mekanizması kapsamında, petrol şirketlerine sadece nisan ve mayıs aylarında bütçeden 400 milyar rubleden fazla ödeme yapıldığı ve bunun 2023 yılından bu yana en yüksek rekor tutar olduğu bildirildi.

Petrol gelirleri ilk beş ayda geçen yılın gerisinde kaldı

Yılın ilk 5 ayının birikimli toplamında petrol ve gaz gelirleri, geçen yılki 4,24 trilyon rubleye karşı 2,98 trilyon rublede kalarak geçen yılın yüzde 30 altında seyretmeye devam ediyor.

Raiffeisenbank raporuna göre, yılbaşından bu yana yüzde 6 değer kazanan güçlü ruble bütçeyi olumsuz etkiliyor.

Ayrıca petrol üretiminin geçen yılki günlük 9,2 milyon varilden günlük 8,8 milyon varile gerilemesi ve petrol rafinerisindeki zorluklar nedeniyle petrol şirketlerine yönelik sübvansiyonların artması da bütçe üzerinde baskı oluşturuyor.

Bütçeye ek petrol gelirleri girse de yetkililer, bu hacmin İçişleri Bakanlığı, Rusya Ulusal Muhafızları (Rosgvardiya), Federal Güvenlik Servisi (FSB) ve diğer kolluk kuvvetlerinin bütçeleri dahil federal kasanın neredeyse yüzde 40’ını, yani 16,8 trilyon rubleyi yutan “güvenlik” harcamalarını karşılamaya yetmediği görüşünü taşıyor.

Bloomberg’e konuşan hükümete yakın kaynaklar, ekonomide bir iyileşme hissedilebilmesi için petrol fiyatlarının yıl boyunca 100 dolar civarında kalması gerektiğini dile getirdi.

Financial Times’ın aktardığı verilere göre, artan bütçe açığı sebebiyle Maliye Bakanlığı, savunma ile ilgili kalemler dışındaki tüm maddelerde cari yıl bütçe harcamalarını 2,9 trilyon ruble tutarında dondurmayı teklif ediyor.

Maliye Bakanı Anton Siluanov’un mektubunda, harcamaların sınırlandırılmaması halinde, yıl sonuna kadar “olumsuz senaryoda” bütçe aşımının 4 trilyon rubleye ulaşabileceği uyarısı yer aldı.

Siluanov, artan askeri harcamaları karşılamak amacıyla cari 3 yıllık bütçe döneminin tamamında bütçe kısıntısına gidilmesini önerdi.

Bu kapsamda, bu yılki yaklaşık 3 trilyon rublenin yanı sıra, 2027 yılında 5,4 trilyon ruble ve 2028 yılında 7,1 trilyon rublelik harcamanın “dondurulması” öngörülüyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya’nın en büyük ekonomi forumunda dev anlaşmalar imzalandı

Yayınlanma

Rusya’nın en önemli iş etkinliği olan St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu, son yıllarda trilyonlarca ruble değerinde anlaşmalara ev sahipliği yaparak küresel iş bağlantılarının merkezi haline geldi. Bu yıl 130’dan fazla ülke ve bölgeden 20 bini aşkın katılımcıyı ağırlayacak olan forum, diplomatik ilişkilerin 100. yılı vesilesiyle Suudi Arabistan’ı konuk ülke olarak misafir edecek.

Rusya’nın en önemli iş etkinliği olan XXIX. St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu (SPIEF), 3 Haziran’da kapılarını açıyor.

Kuzey başkentinde 1997 yılından bu yana her yıl düzenlenen (sadece 2020 yılında Kovid-19 salgını nedeniyle gerçekleştirilemeyen) ve 2006 yılından beri Rusya Devlet Başkanı’nın himayesinde ve katılımıyla yürütülen forumun son yıllardaki öne çıkan verileri ve imzalanan en büyük anlaşmalar şöyle:

Bu yılki SPIEF-2026 organizasyonuna 130’dan fazla ülke ve bölgeden 20 binden fazla kişinin katılması bekleniyor. Diplomatik ilişkilerin kurulmasının 100. yıl dönümü vesilesiyle bu yılki forumun konuk ülkesi Suudi Arabistan olacak.

Geçen yıl bu statü Bahreyn’e, 2024 yılında ise Umman’a verilmişti. Krallık heyetine Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman başkanlık edecek.

Forumun organizatörü olan Roscongress Vakfı’nın verilerine göre, 2025 yılındaki forum 144 ülkeden 24 bin 200 katılımcı ile tarihi bir rekor kırmıştı.

Genel katılımcı sayısındaki artışla birlikte, son yıllarda forumu ziyaret eden Rus ve yabancı şirket temsilcilerinin sayısı da yükseliyor. Geçen yıl bu sayı, bir önceki yılın 8 bin 300 ve 2022 yılının 1700 olan seviyelerini geride bırakarak 8 bin 700’ün üzerine çıktı.

SPIEF, iş bağlantıları kurma noktasında her geçen gün daha aktif bir platforma dönüşüyor. Roscongress ve Rusya Kamuoyu Araştırma Merkezi (VtSIOM) tarafından ortaklaşa yapılan bir ankete göre, 2022 yılında katılımcıların yalnızca yüzde 29’u forumdaki temel amaçlarının kendileri için önemli ortaklarla ilişkiler kurmak olduğunu belirtirken, bu oran 2025 yılında yüzde 44’e yükseldi.

Bunun yanı sıra, anketin yapıldığı an itibarıyla bu tür bağlantıları halihazırda kurmayı başarmış olan katılımcıların oranı da artış gösterdi. Bu gösterge 2022 yılındaki yüzde 12 seviyesinden 2025 yılında yüzde 27’ye ulaştı.

Ticari sır niteliğinde olan ve tutarı açıklanmayan anlaşmalar hariç tutulduğunda, 2007 yılından bu yana SPIEF kapsamında toplam değeri 47,5 trilyon rubleyi aşan anlaşmalar imzalandı.

Forum tarihinde 2013 yılı, toplam 9,6 trilyon ruble değerinde 102 anlaşmanın imzalanmasıyla rekor bir dönem oldu. O yıl ve aynı zamanda SPIEF tarihindeki en büyük işlem, Rosneft ile Çin Ulusal Petrol ve Gaz Şirketi (CNPC) arasında uzun vadeli petrol sevkiyatına yönelik yapılan 270 milyar dolarlık anlaşma olarak kayıtlara geçti.

2025 yılının sonuçlarına göre ise katılımcılar, toplam 6,48 trilyon ruble değerinde 1084 anlaşmaya imza attı. 2024 yılında ise 6,49 trilyon ruble tutarında 1073 anlaşma imzalanmıştı.

Son yılların en büyük anlaşmaları

SPIEF-2021 kapsamında imzalanan en büyük proje, Leningrad Bölge Valisi Aleksandr Drozdenko ile Rusgazdobıça AŞ Genel Müdürü Konstantin Mahov tarafından imzalanan, Ust-Luga’da 868 milyar ruble değerindeki entegre gaz işleme ve petrokimya tesisi inşaatı anlaşması oldu.

İnşaat süreci Gazprom ve Rusgazdobıça (operatör Ruskhimalliance) tarafından yürütülüyor. Etan içerikli gaz işleme kompleksi her yıl 45 milyar metreküp gaz işleyecek ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) üretimi 13,1 milyon ton olacak. Ham madde olarak Nadım-Pur-Tazovskiy bölgesinden gelen gaz kullanılacak. Gaz işleme kompleksinin ilk etabının 2026 yılında, LNG tesisinin ilk etabının ise 2027 yılında işletmeye alınması planlanıyor.

Aynı forumda Russkaya Platina, VEB ve VTB, Krasnoyarsk Krayı’ndaki Çernogorskoye maden yatağının geliştirilmesine yönelik toplam yatırım tutarı 570 billion ruble olan bir iyi niyet anlaşması imzaladı.

Yıllık 7 milyon ton bakır-nikel cevheri işleme kapasitesine sahip maden zenginleştirme tesisinin ilk etap inşaat maliyeti o dönemde 190 milyar ruble olarak öngörülürken, bu tutar daha sonra 240 milyar rubleye yükseldi. Yaptırımların etkisiyle tesisin işletmeye alınma tarihi 2026 yılının ikinci yarısına ertelendi.

2022 yılında ise çok sayıda büyük ölçekli anlaşma gerçekleştirildi. Rus şirketi Novıy Suhoputnıy Zernovıy Koridor (Yeni Kara Tahıl Koridoru) ile Çin devlet kuruluşu China Chengtong International Investment, Çin’e Sibirya tahılı tedarik edilmesini ve Ural, Sibirya ile Uzak Doğu bölgelerinde silo ağının geliştirilmesini öngören bir sözleşme imzaladı. Anlaşmanın toplam değeri yaklaşık 1 trilyon ruble olarak belirlendi ve sevkiyatlar 2023 yılının mayıs ayı sonunda başladı.

Aynı yıl St. Petersburg Forumu’nda Sber ve DOM.RF, 2022-2025 döneminde 1 trilyon rubleye kadar ipotek teminatlı menkul kıymet ihraç edilmesine yönelik bir mutabakat zaptı imzalayarak Rusya menkul kıymetleştirme piyasasında rekor bir seviyeye ulaştı. Bu hedefe Aralık 2025’te ulaşıldı.

Diğer bir büyük işlem ise Rusya Demiryolları (RJD) ile VTB arasında imzalanan beş yıl vadeli ve 630 milyar rubleye kadar olan kredi anlaşması oldu. Bu anlaşma, Avrupa kaynaklı kredilerin kısmen ikame edilmesine ve ulaşım altyapısının modernizasyonunun sürdürülmesine olanak tanıdı.

SPIEF-2023’ün en büyük işlemi, Rusal bünyesindeki Russkiy Alyuminiy Menedjment AŞ ile Leningrad Bölgesi hükümeti arasında bölgede iki etaplı bir alümina fabrikası inşa edilmesine yönelik anlaşma oldu. Proje; dört teknolojik alümina üretim hattı, derin deniz limanı ve liman altyapısı, çamur depolama alanı, enerji altyapısı ve yardımcı tesislerin inşasını kapsıyor.

Projeye yapılması planlanan yatırım tutarı 400 milyar ruble olarak açıklandı. İlk etabın 2028 yılında işletmeye alınması hedefleniyor. Tesisin inşası, yerli alüminyum sanayisinin ihtiyaç duyduğu ham maddenin ülke içinden karşılanmasına katkı sağlayacak.

Ayrıca Leningrad Bölgesi, Samolet Şirketler Grubu ile 323,2 milyar rublelik bir işbirliği sözleşmesi imzaladı. Sözleşme kapsamında sonraki 11 yıl içinde bölgede 2,26 milyon metrekare konut inşa edilmesi planlanıyor. Geliştirici firma ayrıca 2034 yılına kadar 13 anaokulu ve sekiz okul inşa edecek.

2024 yılındaki forum sırasında VEB.RF ve RusHydro, Uzak Doğu’da termik santral modernizasyonu projelerinin uygulanmasında işbirliği yapmak üzere bir anlaşma imzaladı.

Toplamda altı proje finanse edilecek: Partizanskaya GRES’in genişletilmesi, Neryungrinskaya GRES’in ikinci etabının inşası, Vladivostokskaya TETs-2’nin rekonstrüksiyonu, ayrıca Artemovskaya TETs-2, Habarovskaya TETs-4 ve Yakutskaya GRES-2’nin ikinci etabının inşası. Yeni veya modernize edilen enerji tesislerinin toplam elektrik kapasitesi 2100 MW, toplam yatırım hacmi ise 650 milyar ruble olacak.

SPIEF-2024 kapsamında Tomsk Bölgesi hükümeti de on yıl vadeli 500 milyar rublelik büyük bir sözleşmeye imza attı. Anlaşmaya göre Sibagro AŞ, Tom Nehri’nin sol yakasında konut, ticari, eğitim, spor ve kültür tesislerinin yer alacağı yeni bir bölge inşa edecek.

2025 yılının en büyük anlaşması, VEB.RF ile Natsproektstroy Şirketler Grubu arasında imzalanan kamu-özel ortaklığı projelerine yönelik işbirliği mutabakat zaptı oldu. Anlaşma çerçevesinde 2030 yılına kadar yaklaşık 1 trilyon ruble tutarında yatırım yapılması öngörülüyor.

Kaynaklar; büyük köprü geçişlerinin ve şehir çevre yollarının inşasına, ana altyapının geliştirilmesine, deniz ve nehir limanlarının genişletilmesine aktarılacak. VEB.RF, SPIEF-2025 kapsamında toplamda 1,6 trilyon ruble değerinde 12 anlaşma imzaladı.

2025 yılı forumunun diğer büyük işlemleri arasında, RJD ile Alfa-Bank arasında demiryolu altyapısının geliştirilmesini finanse etmek amacıyla kurulan 400 milyar rubleye kadar limitli kredi hattı anlaşması yer aldı.

Aynı dönemde St. Petersburg hükümeti ile Birleşik Gemi İnşa Şirketi, St. Petersburg’daki Severnaya Verf tersanesinin 2030 yılına kadar 300 milyar ruble yatırımla modernize edilmesi konusunda anlaşmaya vardı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English