Rusya
Patruşev: Bu savaş, küresel ticari ve iktisadi ilişkiler sistemini yıllarca geriye götürecektir

Rusya Devlet Başkan Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan küresel lojistik ve ekonomik nizamı kökten sarstığını, “denizlerin serbestliği” ilkesinin yerini bir “kaos ve terör” iklimine bıraktığını vurguluyor. Rusya’nın önde gelen ekonomi gazetelerinden Kommersant‘a mülakat veren Patruşev, Batı’nın Rus denizciliğine yönelik “gölge filo” operasyonlarını ve Akdeniz’deki sabotajları “uluslararası terör” olarak niteleyerek, Rusya’nın buna mukabil askeri konvoy ve insansız deniz sistemleriyle yanıt vereceğini ilan ediyor. Kuzey-Güney Koridoru gibi projelerin bu krizden etkilenmeyeceğine dair iyimser bir tablo çizen Patruşev, asıl hedefin Batı’nın finansal ve teknolojik tahakkümünden azade, “ithalata bağımsız” bir deniz ekonomisi inşa etmek olduğunu belirtiyor. ABD’nin yeni deniz doktrinini hem bir tehdit hem de “ucuz kredi ve bürokrasisiz üretim” bağlamında ders çıkarılması gereken bir model olarak sunan Patruşev; Rus denizaltı filosunun 120 yıllık mirasını, 90’lı yılların “yeis” döneminden çıkarıp yeniden küresel bir güç odağı haline getirdiklerinin altını çiziyor.
“Bu savaş, küresel ticari ve iktisadi ilişkiler sistemini yıllarca geriye götürecektir”
Yelena Çernenko
Kommersant
18 Mart 2026
Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in topyekûn bir savaşa tutuştuğu İran eksenindeki vaziyet, had safhada gerginliğini korumaktadır. Bu cepheleşmenin sarsıntıları, Orta Doğu sınırlarının çok ötelerinde dahi hissediliyor. Kommersant Özel Muhabiri Yelena Çernenko, bu bölgedeki ve diğer kriz noktalarındaki durumu, Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu[1] Başkanı Nikolay Patruşev’e[2] sordu.
ABD Başkanı’nın Ekonomi Danışmanı Kevin Hassett geçtiğimiz günlerde petrol tankerlerinin yeniden Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye başladığını duyurdu; ancak boğazdaki deniz trafiği, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaş öncesindeki hacmine yaklaşabilmiş dahi değil. Başta Hürmüz Boğazı olmak üzere bölgedeki durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hürmüz Boğazı yıllar boyunca küresel lojistik zincirlerinin ana halkasıydı; şimdiyse bu zincirler büyük ölçüde darmadağın olmuş durumda. Boğaz, denizcilik için tehlike arz eden bir çatışma alanına dönüşüyor. Görünen o ki, mevcut kriz, inşa edilmiş küresel ticari ve ekonomik ilişkiler sistemini yıllarca geriye götürecektir. Esasen Destansı Öfke harekâtı, küresel enerji pazarının yeniden paylaşılmasına ve deniz lojistiğinin çökmesine ivme kazandıran bir katalizör işlevi görmüştür. Üstelik bu “öfkede” zerre kadar “destansı” bir yan da yoktur; dünya bunun yerine, öngörülemez insani ve ekonomik sonuçları olan bir trajediye tanıklık etmektedir. Petrol ve doğalgaz tesisleri hasar görmüş, Basra Körfezi sularında muazzam bir ekolojik tahribat yaratılmış, liman altyapıları yerle bir edilmekte, sivil halk acı çekmekte ve kültürel, tarihi miras yok edilmektedir. Çatışmalar yüzünden pek çok farklı ülkeye ait ticari gemiler hasar almış ve batırılmıştır. Enerji fiyatları, en büyük deniz konteyner hatlarının navlun tarifeleri ve sigorta maliyetleri fırlamıştır. Asya, Afrika ve Avrupa’daki tarımsal sanayi kompleksini derinden sarsacak şekilde küresel gübre ihracatı daralmaktadır.
Pek çok Batılı siyasetçi ve uzman, artan petrol fiyatları sebebiyle sözde Rusya’nın bu çatışmadan kazançlı çıktığını iddia ediyor.
Bu savaş hiçbir tarafın lehine değildir. Ne bir haklılık payı ne de nesnel bir gerekçesi vardır. Amerikalılar kendi elleriyle, dünya çapındaki müttefikleri için bir güvenlik garantörü olma statülerini yok ettikleri için, bu savaş ABD’nin bizzat kendisi için de yıkıcıdır. Batılı askeri üslerin, bulundukları ülkelerin güvenliğini sağlayabileceğine dair inanç gözlerimizin önünde buharlaşıp kayboluyor. Tıpkı Amerika ile kurulan müttefiklik ilişkilerinin ekonomik krizden kurtaracağına dair inancın kaybolduğu gibi… Enerji tedarikindeki kısıtlamalar, Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Avrupa Birliği ülkelerindeki enerji yoğun üretimlerin durmasına kaçınılmaz olarak yol açacaktır.
Evet, hidrokarbon fiyatları artıyor ancak bu, durumun hep böyle süreceği anlamına gelmez. Savaştan etkilenen ülkelerin her biriyle Rusya’nın on yıllardır denizcilik de dahil olmak üzere sıkı ticari, ekonomik, bilimsel ve teknik bağları bulunmaktadır. Bu sebeple tırmanan olayları büyük bir endişeyle takip ediyoruz. Ve elbette, aralarında şahsen de tanıdığım İran’ın üst düzey yöneticilerinin bulunduğu hiçbir haklı gerekçesi olmayan can kayıplarından ötürü samimi bir teessür duyuyor; bu ülkenin ve bize dost Basra Körfezi devletlerinin katledilen sivil vatandaşları ile çeşitli ülkelerden hayatını kaybeden denizciler için derin bir yas tutuyoruz. Tüm bu ölümlerin önüne geçilebilirdi.
Kuzey-Güney Koridoru kapsamında Reşt-Astara demiryolu hattının inşasına 1 Nisan’da başlanması öngörülüyordu. Mevcut şartlar altında bu projenin geleceği nedir?
İran, Rusya’nın stratejik partneridir; bizi uzun yıllara dayanan bir dostluk ve verimli bir işbirliği birbirimize bağlamaktadır. Çatışmanın çözüme kavuşacağına ve İran halkının kendi egemen rotasında ilerlemeye devam edeceğine inancım tamdır.
Kuzey-Güney Koridoru’na gelince; bu katiyen sadece Rusya ve İran’ın projesi değildir. Hayata geçirilmesi, Orta Doğu, Güney ve Güneydoğu Asya ile Afrika’daki pek çok diğer ülkenin menfaatinedir. Malların Rusya’nın Avrupa yakasından Hindistan’a ulaştırılmasındaki en kısa güzergâh olarak bu proje, onlarca devletin ticaret hacmini artırmasına imkân tanıyacak, deniz limanlarının ve gemicilik şirketlerinin gelişimine ivme kazandıracaktır. Kanaatimce bu projenin önü açıktır.
İran eksenindeki çatışma durmadan yeni aktörleri içine çekiyor: Denizlerdeki stratejik dengenin temel prensipleri sadece Basra Körfezi’nde değil, Akdeniz ve Hint Okyanusu’nda da ihlal edilmiş durumda. Bunun ne gibi sonuçları olabilir?
Savaş halihazırda Basra Körfezi sınırlarını aşmış durumda. Hint Okyanusu’nda bir Amerikan denizaltısının bir İran fırkateynini torpidolaması bunun en bariz örneğidir. Bu, Falkland Savaşı’ndan bu yana, kırk yılı aşkın süredir yaşanan ilk vakadır. Şunu bilmek mühimdir: İran gemisinde silah dahi yoktu ve 51 ülkenin gemilerinin insani misyonlarda ortak katılım provaları yaptığı uluslararası çok taraflı Milan deniz tatbikatından dönerken kendisini tamamen güvende hissediyordu. Bu esnada dikkat ediniz, ABD kendisini Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği güvenliği sorununun bizzat kendisinden soyutlamaktadır. Amerikalılar bunun yerine, sorumluluk yükünü başkalarına yıkmak amacıyla NATO üyelerini ve diğer ülkeleri kendi donanmalarını bu bölgeye göndermeye çağırdılar. NATO ülkeleri ise Washington’a olan tüm bağımlılıklarına rağmen, bu bölgedeki askeri eylemlere dahil olmaktan imtina etmektedirler.
Fakat Avrupa deniz kuvvetleri bunun yerine, sözde Rus “gölge filosunu”[3] avlamaya devam ediyor.
Rus limanlarından yük taşıyan filoya karşı gerçekten de emsalsiz bir kampanya başlatıldı; üstelik görünüşe göre üçüncü sınıf deniz devletleri bile buna dahil ediliyor. Bazı ülkeler, tankerleri, kuru yük gemilerini ve konteyner gemilerini avlama işinde ipin ucunu fena halde kaçırdılar.
Rus sıvılaştırılmış doğalgaz tankeri Arktik Metagaz’a Akdeniz’de düzenlenen saldırı, tarafımızca uluslararası bir terör eylemi olarak değerlendirilen son derece vahim ve çirkin bir vakadır. Elimizdeki bilgilere göre, Rus limanlarına seyreden gemilere yönelik terör ve sabotaj tehdidi riski azalmış değil. Bu bağlamda, deniz seyrüsefer güvenliğini sağlamak amacıyla tarafımızca kapsamlı bir tedbirler paketi geliştirilmiş ve uygulamaya konulmuştur.
Bu tedbirler neleri kapsıyor?
Yurtdışından gelen gemilerin denetimi gerçekleştirilmekte, armatörlerin deniz limanı idareleriyle operasyonel etkileşim usulleri belirlenmekte ve Rusya menfaatine yük taşımacılığı yapan gemiler üzerindeki denetim sıkılaştırılmaktadır. Üslere, limanlara, askeri ve ticari gemilere yönelik ani saldırı tehditlerini bertaraf etmek amacıyla, ekonomik faaliyet yürüten tüm deniz unsurlarına dair bilgiler gerçek zamanlı olarak işlenmektedir.
Liman başkanlıkları aracılığıyla Rus bayraklı gemilere mobil ateş grupları tarafından eskortluk talep etme imkânı değerlendirilmektedir. Şu anda gemilere özel savunma teçhizatlarının yerleştirilmesi üzerine de çalışmalar yürütülüyor. Ticaret filosunun Deniz Kuvvetleri gemileri tarafından konvoy halinde korunmasına yönelik tedbirler öngörülmektedir. Batı’nın Rus denizciliğine karşı başlattığı kampanyaya mukabele etmede, siyasi-diplomatik ve hukuki adımların çoğu zaman işe yaramadığını giderek daha sık müşahede ediyoruz. Avrupa ülkeleri tarafından denizde yeni tehditlerin ortaya çıkması halinde, tarafımızca ilave tedbirler de geliştirilecektir.
Amerika’nın planı, özellikle stratejik rakiplerinin sayısal üstünlüğünü dengelemek adına devasa otonom deniz sistemlerinin konuşlandırılmasına ve ucuz insansız su üstü ve su altı platformlarının üretimine ağırlık veriyor. Amerika’nın bu tür sistemlerden oluşan filolara sahip olması Rusya’yı tehdit edebilir mi?
Klasik donanma inşası konseptinin çağdaş gereksinimleri karşılamadığını düşünen pek çok ülke, deniz robotik sistemlerinin konuşlandırılmasına ihtimam göstermektedir. Örneğin Hindistan’da, hem deniz kuvvetleri hem de sivil donanma için gelişmiş insansız platformların tasarlanıp üretileceği ülkenin ilk merkezinin inşasına geçtiğimiz günlerde başlandı.
Rusya’da ise otonom, mürettebatsız ve uzaktan kumandalı su altı araçları halihazırda kullanılmaktadır; bilimsel enstitülerimiz ve tasarım bürolarımız bu tür teçhizatların yeni neslini geliştirmektedir. Bu alanda askeri bilimimiz yabancı muadillerinin gerisinde kalmamakta, aksine pek çok açıdan onların önünde gitmektedir. Şu anda deniz dronlarının yapımında uygulanabilecek en istikbal vaat eden çözümleri tespit etmek için yerli pazar analizi yapılmaktadır.[4] Kendi inisiyatifleriyle yabancı muadillerinden aşağı kalmayan prototipler üreten küçük özel şirketlere de bilhassa dikkat çekilmektedir.
Rusya’nın uzun bir süre daha deniz ticaretini korumak zorunda kalacağını mı öngörüyorsunuz?
Batılı stratejistler şu gerçeği uzun zaman önce idrak ettiler: Bir devlete kritik bir hasar vermenin yollarından biri, onun dış ticaret operasyonlarını abluka altına almaktır. ABD, İngiltere, Fransa ve bir dizi müttefikinin kilit deniz yolları üzerinde doğrudan siyasi, askeri ve finansal kontrol kurmayı hedeflemesi tesadüf değildir. Bu yüzden, deniz ticaretinin güvenliğini her daim temin etmek elzemdir. Her şeyden evvel Rusya için kendi deniz taşımacılığı potansiyeline -filoya, gemi inşa ve onarım tesislerine, liman kapasitelerine, operatörlere, sigortacılara vb.- sahip olmak hayati önem taşımaktadır. En yıkıcı yanılgılardan biri, ulusal bir ticaret filosuna sahip olmanın şart olmadığına ve şüpheli bir tasarruf uğruna yük taşımak için her zaman “kolay bir bayrak” (elverişli bayrak) bulunabileceğine dair inançtı.[5] Günümüzde ithalata bağımlı olmayan bir deniz ekonomisi modeli inşa etmeliyiz. Bu, diğer büyük deniz güçleriyle işbirliğini reddederek kendimizi dış dünyaya kapatacağımız anlamına gelmez. Tam aksine, küresel deniz ekonomisine entegre olmaya devam edecek ve ilgili ortaklarla etkileşim halinde olacağız. Ancak bu, sadece karşılıklı menfaat temelinde gerçekleşecektir.
Yakın zamanda onaylanan Amerikan Denizcilik Eylem Planı, esasen uzun bir aradan sonra ABD’nin ilk bütüncül denizcilik doktrini oldu. Size göre bu belge, Rusya için herhangi bir risk faktörü barındırıyor mu?
Belge şüphesiz oldukça ilgi çekici; biz de onu detaylı bir şekilde etüt ettik. Elbette belirli risklerden söz etmek mümkün; örneğin bu “Plan”da ilan edilen, Kuzey Kutbu’na yönelik daha aktif bir yayılmacılık ile Amerikan kutup denizciliğinin ve altyapısının geliştirilmesi bağlamında. Ancak bu doktrinin genel tonunu incelemenin ve ondan ne gibi dersler çıkarabileceğimizi düşünmenin çok daha ilginç olacağı kanaatindeyim.
Dikkat çeken bir husus var: Trump yönetimi göreve geldiği ilk aylardan itibaren, kapsamlı bir deniz gücünü istikrarlı bir şekilde inşa etme rotasını benimsedi. Sadece donanma potansiyelinden değil, bilhassa denizcilik faaliyetlerinin tüm yelpazesindeki kabiliyetlerden bahsediyorum. “Eylem Planı”nda gemi inşası ve yan sanayilerde teknolojik egemenliğin sağlanması, bu alanlara ucuz kredi akışının temin edilmesi, kıyı bölgelerinin kalkındırılması ve özel ekonomik bölgeler kurulması gibi hedefler belirlenmiştir. Gemi ve tekne inşasının daha sorumlu bir yaklaşımla yürütülmesinden, devasa boyuttaki bürokratik prosedürlerin ve proje dokümantasyonlarındaki bitmek bilmeyen değişiklik ve yeniden onaylama pratiklerinin ortadan kaldırılmasından, ayrıca gemi tasarımına yapay zekânın entegre edilmesinden söz ediliyor.[6] Bahsi geçen “Plan”da ABD denizcilik sektörünün modernizasyonunun büyük ölçüde, bilhassa gemi inşasında oldukça başarılı olan Japonya ve Güney Kore gibi stratejik ortakları üzerinden gerçekleştirilmesinin öngörüldüğünü belirtmekte fayda var. Nitekim Seul, ABD gemi inşasına yönelik 150 milyar dolarlık bir yatırım tasarısını şimdiden onayladı. Borçlanma fonlarını çekmek için devlet himayesinde mekanizmalar oluşturma fikri oldukça enteresan. Amerikan planının mantığı son derece yalın: Güçlü bir deniz ekonomisi yaratmak için ucuz paraya ve yüksek yetkinliklere ihtiyaç vardır; bu da kaçınılmaz olarak eğitime, ileri teknolojilere ve elbette üretim kapasitelerine odaklanmayı gerektirir.
Bunlardan herhangi biri Rusya için faydalı olabilir mi?
Evet, özünde Amerikalıların işaret ettiği reçetelerin birçoğu ülkemiz için de gerekli; nitekim bunların hatırı sayılır bir kısmı yıllardır yerli tersanelerimizde ve limanlarımızda uygulanmaktadır. Şu sıralar Denizcilik Kurulu bünyesinde, pek çok benzer tedbiri ihtiva edecek olan gemi inşasına dair federal bir yasa tasarısı hazırlanıyor.
19 Mart, Rusya’da Denizaltıcılar Günü[7] olarak kutlanıyor ve bu yıl aynı zamanda denizaltı filosunun 120. yıldönümüne denk geliyor.
Denizaltıcılar Günü, 1906 yılında denizaltıların muharip gemi sınıfı olarak donanma envanterine dâhil edildiği tarihe atfedilmiştir. Oysa daha 19. yüzyılda, bu yıl aynı zamanda 240. doğum yıldönümü kutlanan seçkin mühendis Karl Şilder[8] tarafından tasarlanan dünyanın ilk tamamen metal denizaltısının testleri Proletarya Fabrikası’nda yapılmıştı.
İki binli yılların başında Kamçatka, Primorye ve Murmansk bölgelerindeki denizaltı üslerinin yakınındaki askeri yerleşkeleri ziyaret etmiştim. Denizaltıcıların aileleriyle birlikte yaşadıkları o yerlerde gördüğüm tek şey yıkım ve yeisti[9]. Batılı danışmanlar ise hükümetin ekonomi blokundaki liberalleri, denizaltı filosunu tamamen hurdaya çıkarmaları için kışkırtıyorlardı. Devlet Başkanımızın kararları sayesinde denizaltı filosu korunmuş ve gücüne güç katılmıştır. Devlet Başkanı (Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin – ed. n.) gemi inşa bilimine, mühendislik eğitimine ve askeri personelin ailelerinin sosyal güvencesine özel bir ihtimam göstermektedir. Konut inşaları yeniden başlamış; kültür ve spor tesisleri, yeni okullar ve kreşler inşa edilmiştir.
Bugün denizaltıcıların profesyonelliği ve muharebe kabiliyeti, en modern teçhizatlarla birleşerek Rus Donanması’nı dünyanın en güçlü donanmalarından biri haline getirmektedir. Sevmaş Gemi İnşa Fabrikası’nın, Amirallik Tersanelerinin, Zvyozdoçka Gemi Onarım Tesisi’nin, Rubin ve Malahit Tasarım Büroları ile Krılov Bilimsel Merkezi’nin katkılarını bilhassa vurgulamak isterim. Denizaltı filosunun gerçek vatanseverleri tasarım bürolarında, fabrikalarda, denizde ve karada görev yapmaktadır. Onların arasında denizaltıcıları destekleyen aileleri, denizciliği romantize edip bunun hayalini kuran genç delikanlıları ve elbette Vatan’a olan sadakatleri yeni nesil subay ve erlere emsal teşkil eden donanma gazilerini de saymalıyız. Bayramlarını en içten dileklerimle kutluyorum.[10]
[1] Denizcilik Kurulu: Orijinal: Морская коллегия (Morskaya kollegiya): Çar I. Petro (Deli Petro) tarafından 18. yüzyılda kurulan “Admiralty Board”un (Amirallik Kurulu) modern bir yansımasıdır. Rusya’nın deniz jeopolitiğini, liman altyapılarını ve donanma stratejilerini sivil-askeri bir çatı altında birleştiren üst düzey bir devlet organıdır. Patruşev’in bu kurulun başında olması, Rusya’nın deniz jeopolitiğini bir “güvenlik” ve “beka” meselesi olarak gördüğünün ispatı gibidir. (ç.n.)
[2] Nikolay Patruşev: Eski FSB (Federal Güvenlik Teşkilatı) Direktörü ve Rusya Güvenlik Konseyi eski Başkanı. Rus devlet yapısındaki “Siloviki” (güvenlik bürokrasisinden gelen, şahin, güvenlikçi elitler) kanadının ideolojik mimarlarından biridir. (ç.n.)
[3] Gölge Filo: Orijinal: Теневой флот (Tenevoy flot): 2022 sonrası Batı yaptırımları ve petrol fiyat tavanı uygulamalarına karşı Rusya’nın oluşturduğu devasa, sicili ve mülkiyeti paravan şirketler (çoğunlukla üçüncü ülkeler) ardına gizlenmiş yaşlı petrol tankerleri filosunu ifade eder. Batı medyası bunu yasadışı bir kaçakçılık ağı olarak (”Dark Fleet”) etiketlerken, Rus söyleminde bu kavram devletin beka mücadelesinin ve ticari bağımsızlığının bir aracı olarak nötralize edilir. (ç.n.)
[4] Bu ifade, Rusya’nın askeri-sınai kompleksindeki paradigma değişimine de işaret eder. Sovyet döneminin devasa, hantal fabrikaları yerine, Ukrayna savaşıyla (veya 2026’daki bu fiktif krizle) önemi anlaşılan “garaj üretimi” dron teknolojilerine atıf yapar. Patruşev gibi bir Silovik’in özel teşebbüsü övmesi, devletin artık inovasyonu sadece emir-komuta zincirinde değil, “sivil vatanseverlikte” aradığını gösterir. (ç.n.)
[5] Elverişli Bayrak: Orijinal: Удобный флаг (Udobnıy flag): Denizcilik literatüründe gemilerin vergi ve denetim avantajı için Panama, Liberya gibi ülkelerin bayrağı altında yüzdürülmesini ifade eder. Ancak Patruşev’in buradaki tonu siyasidir. O, 1990’ların “liberal iktisat” anlayışını, Rus milli kimliğini yabancı bayraklar arkasına saklayarak “vatansızlaştırmakla” suçlar. Bu ifadeyle, sermayenin vatanı olduğunu ve “milli bayrağın” (stratejik özerkliğin) her türlü kâr marjından üstün olduğunu hatırlatır. (ç.n.)
[6] Rütbeler Tablosu ve Bürokrasi Geleneği (Çinoviçestvo): Orijinal: Чиновничество / Бюрократические процедуры: Patruşev’in “bürokratik prosedürlerin ortadan kaldırılması” vurgusu, Rusya’nın kadim Çinovnik (memur) çıkmazına bir göndermedir. Rusya tarihinde “Kâğıt üzerinde kalan donanmalar” (Potyomkin Köyleri misali), her zaman Rus askeri dehasının önündeki en büyük engel görülmüştür. Patruşev burada, Çarlık’tan miras kalan hantal yapının modern teknolojiyle (Yapay Zekâ) kırılması gerektiğini savunarak bir nevi “Teknokratik Çar” vizyonu çiziyor. (ç.n.)
[7] Denizaltıcılar Günü: Orijinal: День моряка-подводника (Den moryaka-podvodnika): Çar II. Nikolay’ın 19 Mart 1906 tarihli kararnamesiyle denizaltıların resmi bir gemi sınıfı olarak kabul edilmesinin anısına kutlanır. Rus askeri mitolojisinde Podvodnik (Denizaltıcı), en ağır fiziki ve psikolojik şartlara (denizin derinliklerindeki klostrofobi ve Toska’ya) dayanan, nükleer caydırıcılığın belkemiğini oluşturan sessiz ve elit bir kahraman figürüdür. 2000’deki Kursk denizaltısı faciası, bu asker sınıfına yönelik Rus toplumundaki trajik ve derin saygıyı pekiştirmiştir. (ç.n.)
[8] Karl Şilder (Rus Mühendislik Dehası): Patruşev’in mülakatta özellikle adını andığı Şilder (1785-1854), sadece bir mühendis değil, Rusya’nın Batı ile teknolojik yarışındaki sembol isimlerden biridir. İlk metal gövdeli denizaltıyı tasarlaması, Rusya’nın denizlerdeki “ilklerin öncüsü” olduğu iddiasını güçlendirir. Bu isimle okura şu mesaj verilir: “Denizaltı teknolojisi bize Batı’dan ihraç edilmedi; bu bizim genetik mühendislik mirasımızdır.” (ç.n.)
[9] Yıkım ve Yeis: Orijinal: Разруха и уныние (Razruha i unıniye): “Razruha”, sadece fiziksel bir yıkımı değil, Mihail Bulgakov’un Köpek Kalbi kitabında anlattığı gibi zihinlerdeki ve sistemdeki kaosu, çürümeyi de ifade eder. “Unıniye” ise Ortodoks teolojisinde yedi ölümcül günahtan biridir; derin, umutsuz bir keder, melankoli ve ataleti imler. Türkçede sıradan bir “çöküntü ve üzüntü” kelimeleri bu ağırlığı taşıyamazdı. Bu nedenle, 90’lı yılların (Yeltsin dönemi) travmasını ve ordunun hissettiği terkedilmişliği yansıtır. (ç.n.)
[10] “Gereksiz Adam”dan “Vatansever Mühendis”e: Rus edebiyatındaki Lişniy Çelovek (Gereksiz Adam) tipi, hayatın anlamını bulamayan, toplumdan kopuk aristokrattır. Patruşev’in mülakatın sonundaki “denizciliği romantize eden genç delikanlılar” ve “vatansever mühendisler” vurgusu, Rus toplumuna yeni bir kahraman prototipi sunmaktadır: Bir yere ait olan, üreten ve derinliklerde görev yapan “Lüzumlu Adam”. (ç.n.)
Patruşev’den seyrüsefer güvenliği ve Rusya Federasyonu’nun deniz sınırları üzerine
Rusya
Rusya Maden Rezervleri Komisyonu Başkanı rüşvetten mahkemeye çıkıyor

Rusya Devlet Maden Rezervleri Komisyonu Genel Müdürü İgor Şpurov hakkında yaklaşık 3 milyon ruble rüşvet aldığı iddiasıyla ceza davası açıldı. Soruşturma Komitesinin yürüttüğü dosya kapsamında mahkeme Şpurov’un tutuklanma talebini görüşürken, ilgili maddeden 15 yıla kadar hapis cezası istenebiliyor.
Rusya Devlet Maden Rezervleri Komisyonu (GKZ) Genel Müdürü İgor Şpurov hakkında yaklaşık 3 milyon ruble rüşvet aldığı iddiasıyla ceza davası açıldı.
RBK medya kuruluşuna konuşan kolluk kuvvetlerindeki kaynaklar, Moskova’daki Basmannıy Bölge Mahkemesinin 2 Ekim günü müfettişlerin Şpurov hakkında talep ettiği tutuklama başvurusunu değerlendireceğini aktardı.
Rusya Ceza Kanunu’nun 290. maddesinin 6. fıkrası uyarınca suçlanan GKZ başkanının karşı karşıya olduğu en yüksek ceza 15 yıl hapis olarak öngörülüyor.
Federal Maden Kullanım Ajansı (Rosnedra), Şpurov hakkında soruşturma işlemlerinin sürdüğünü doğruladı.
Kurumdan yapılan açıklamada, “Şu anda soruşturma işlemleri yürütülüyor. Rosnedra, kolluk kuvvetlerine gerekli yardımı sağlıyor” ifadelerine yer verildi.
Maden rezervlerinin onayından sorumlu tepe kurum
Rosnedra bünyesinde devlet ekspertiz organı olarak faaliyet gösteren GKZ, kullanıma sunulan maden sahalarının rezervleri ile jeolojik, ekonomik ve çevresel verilerinin resmi incelemesini yürütüyor.
Kurum aynı zamanda maden rezervlerini inceleyen ve onaylayan yetkili komisyonlara organizasyonel ve metodolojik destek veriyor.
1964 yılında Tümen’de doğan İgor Şpurov, 1987’de Tümen Endüstri Enstitüsünden maden mühendisi olarak mezun oldu.
1985 ile 1999 yılları arasında SibNİİNP bünyesinde Samotlor petrol sahasının geliştirilmesi projelerinde görev alan Şpurov, 1999 ve 2000 yıllarında aynı sahanın jeoloji ve geliştirme departmanı direktörlüğünü yürüttü. Şpurov, Aralık 2013’te GKZ genel müdürlüğü görevine atanmıştı.
Uzak Doğu’da da maden yetkilileri tutuklanmıştı
Rusya’da maden sahalarına ilişkin rüşvet soruşturmaları daha önce de üst düzey bürokratları hedef almıştı.
Şubat ayında Primorskiy Krayı’ndaki mahkeme, Uzak Doğu Federal Bölgesi Maden Kullanım Departmanı Başkanı Dmitriy Tsukanov ile yardımcısı Artem Neveselıy hakkında rüşvet suçlamasıyla tutuklama kararı vermişti.
Soruşturma makamlarına göre Tsukanov, değeri 17,5 milyon rubleyi aşan bir Lexus LX600 marka otomobili rüşvet olarak kabul etti. Tsukanov’un ticari bir şirketin temsilcisine kurumsal bilgileri aktardığı ve Magadan bölgesindeki maden arama ile işletme ruhsatının lehte koşullarla verilmesini sağladığı öne sürülüyor.
Yardımcısı Neveselıy ise jeolojik araştırma lisansının uzatılmasına aracılık etmek ve gizli bilgileri sızdırmak karşılığında aracılar üzerinden 350 bin ruble almakla suçlanıyor. Söz konusu davada rüşveti veren kişinin de tutuklandığı bildirildi.
Rusya
Rusya: Saldırıya uğrayan rafinerilerin yüzde 10’unda onarım sürüyor

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, petrol şirketlerinin Ukrayna saldırıları sonrası rafinerileri daha hızlı devreye aldığını ve hasarın azaldığını açıkladı. Rusya Savunma Bakanlığı bir gecede 646 İHA’nın düşürüldüğünü duyururken dört rafinerinin hedef alındığı bildirildi.
Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, petrol şirketlerinin Ukrayna saldırılarının ardından rafinerileri işletmeye alma süresini kısalttığını ve tesislerdeki hasarın belirgin ölçüde azaldığını öne sürdü.
TASS haber ajansının aktardığına göre Novak, bu durumun şirketler, Enerji Bakanlığı ve Savunma Bakanlığının ortaklaşa yürüttüğü savunma önlemleri sayesinde sağlandığını söyledi.
Novak, rafinerilere yönelik tehdit modellerine uygun pasif koruma sistemleri kurulduğunu ve hava savunma araçlarıyla aktif korumanın güçlendirildiğini belirterek “Tesislerimize yönelik sürekli akınlardan kaynaklanan hasarın son dönemde çok daha düşük olduğunu gözlemliyoruz” dedi.
Novak ayrıca petrol şirketlerinin, üretimin durmasından kaynaklanan yüksek zararlar sebebiyle güvenlik önlemlerini kendi bütçelerinden finanse ettiğini kaydetti.
Dört rafineriye saldırı düzenlendi
Novak, 2 Ekim gecesi Ukrayna ordusunun Rusya topraklarındaki dört petrol rafinerisini hedef aldığını, saldırıların tümünün püskürtüldüğünü iddia etti. Teknolojik ekipmanın zarar görmediğini savunan Novak, yalnızca bir tesiste hasar tespit çalışmalarının devam ettiğini açıkladı.
Rusya Savunma Bakanlığı ise aynı gece Rusya bölgeleri, Kırım, Karadeniz ve Azak Denizi üzerinde toplam 646 insansız hava aracının düşürüldüğünü duyurdu. Volgograd Bölge Valisi Andrey Boçarov da gece saatlerinde bir sanayi altyapısına yönelik saldırı gerçekleştiğini kaydetti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 1 Eylül’de yaptığı açıklamada hasar gören rafinerilerin yaklaşık yüzde 10’luk kısmının onarılmayı beklediğini bildirmişti.
Novak ise bu açıklamanın hemen ertesinde, bakımdan çıkan tesislerin tedariki artırmasıyla yakıt piyasasının daha istikrarlı hale geldiğini savunmuştu.
Başbakan Birinci Yardımcısı Denis Manturov da rafinerilerdeki onarım ve restorasyon sürelerini asgariye indirmeye çalıştıklarını, çalışmaların hasarın boyutuna ve parça ihtiyacına göre değiştiğini fakat önceliğin tesisleri hızla devreye almak olduğunu ifade etmişti.
Manturov, kapasitelerin korunması, yedeklenmesi ve onarım sürelerinin kısaltılması talimatını vermişti.
Putin, rafinerilerin güvenliğini ağustos ayı sonunda sanayi ve enerji tesisleri dahil kritik altyapıların korunmasına yönelik imzaladığı kararnameyle ilişkilendirmişti.
Tesislerin teçhizat ve korunması için on milyarlarca ruble ayrıldığını kaydeden Putin, kararnamede yer alan geçici yönetim uygulamasının bir kamulaştırma anlamına gelmediğini vurgulamıştı.
Novak, şirketlerin savunma önlemlerini Savunma Bakanlığı ve Ulusal Muhafızlar (Rosgvardiya) ile koordineli yürüttüğünü aktardı.
Rusya
Schröder Rusya’da 22 mağazalı hipermarket zincirinin yönetimine geçti

Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder, Rusya’da faaliyet gösteren perakende zinciri Globus’un stratejik yönetimini üstlendi. Ülkede sekiz bölgede 22 hipermarketi kapsayan ağda görev alan Schröder, gıda tedarikinde ekonomik bağların korunması gerektiğini savundu.
Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder, Rusya’da faaliyet gösteren perakende zinciri Globus’un stratejik gelişim süreçlerini yönetecek.
Rus medya kuruluşu RBK’ya konuşan şirket temsilcisi, OOO Giperglobuş Genel Kurulu kararıyla Schröder’in denetim kurulu üyeliğine getirildiğini duyurdu.
Temsilcinin verdiği bilgiye göre Schröder, Rusya pazarındaki genel yönetim süreçlerine dahil olacak ve şirketin uzun vadeli planlamasına katkı sunacak.
Globus Holding hissedarı ve OOO Giperglobuş’un sahibi Thomas Bruch, basın servisi aracılığıyla yaptığı değerlendirmede, atamanın şirketteki uzmanlık desteğini artırma ihtiyacından kaynaklandığını bildirdi.
Bruch, eski başbakanın Rusya’nın siyasi ve iktisadi hayatındaki uzun yıllara dayanan tecrübesinin, mevcut koşullarda “diyalog odaklı bir yaklaşım” izlemeyi ve yapıcı çözümler geliştirmeyi kolaylaştıracağını kaydetti.
Gerhard Schröder ise ekonomik temasların ve yatırımların sürdürülmesinin önemini vurgularken, gıda tedarik sektörünü temel bir işbirliği alanı olarak niteledi.
Basın servisinin aktardığına göre Schröder, “Kriz dönemlerinde bu bağlar birbirini dinlemeyi ve geleceğe dönük yollar belirlemeyi mümkün kılması açısından ayrı bir değer taşıyor” ifadesini kullandı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, daha önce yaptığı bir değerlendirmede, Avrupa tarafından Rusya ile yürütülecek diyalog zemini için Schröder’in tercih edilen bir müzakereci olduğunu dile getirmiş ve bu öneriyi kendisine duyduğu yüksek güvenle gerekçelendirmişti.
Putin, 2026 yılında St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu (SPIEF) marjında uluslararası haber ajanslarının temsilcileriyle gerçekleştirdiği toplantıda, Schröder’in tutumunu savunma cesaretine sahip bir siyasetçi olduğunu söylemişti.
Rusya Devlet Başkanı, eski başbakanın Kuzey Akım gibi altyapı projelerini hayata geçirerek Almanya sanayisine uygun maliyetli ve güvenilir sevkiyat sağlamayı amaçladığını da anımsatmıştı.
Rusya’daki perakende yapısı OOO Giperglobuş, Ocak 2025’te Almanya merkezli Globus Holding bünyesinden ayrıldı.
Rusya’nın Merkez Federal Bölgesi’ndeki sekiz bölgede faaliyet gösteren ağın bünyesinde, 2025 yılı sonu itibarıyla 22 hipermarket yer alıyor. Şirket, faaliyetlerini doğrudan ana şirketin finansmanına bağlı kalmaksızın kendi öz kaynaklarıyla yürüttüğünü açıklıyor.
Almanya kökenli zincir, gıda odaklı hipermarket segmentinde orta ve üst gelir grubuna hitap ediyor.
Rusya pazarına 2006 yılında Moskova bölgesindeki Şçyolkovo kentinde açtığı ilk mağazayla giren Globus, 2022 yılı sonrasında ülkeden ayrılmayan az sayıdaki yabancı perakendeci arasında yer alıyor.
Ülkedeki varlığını sürdüren yabancı şirketler arasında Alman Metro Cash & Carry, Fransız Auchan ve eski adı Leroy Merlin olan Lemana PRO da bulunuyor.
Rusya’da yabancı şirketlerin mülkiyet yapısına dönük idari adımlar ise genişliyor.
Vladimir Putin, eylül ayı ortasında imzaladığı kararnameyle Auchan, Lemana PRO, lojistik şirketi FM Logistic ve Nestle’nin Rusya operasyonlarının yönetimini L.E.V. Management şirketine devretti. 28 Eylül’de ise Metro’nun ülkedeki ticari varlıkları UK Torg Rus yönetiminin idaresine verildi.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya1 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak









