Rusya
Patruşev’den seyrüsefer güvenliği ve Rusya Federasyonu’nun deniz sınırları üzerine

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı Nikolay Patruşev, Batı’nın Rus deniz ticaretine yönelik kısıtlama ve saldırılarını modern birer “korsanlık” faaliyeti olarak niteleyerek, bu kuşatmanın gerekirse askeri güçle yarılacağını ilan ediyor. Argumentı i Faktı dergisine mülakat veren Patruşev, Rusya Donanması’nın sadece bir savunma gücü değil, aynı zamanda petrol ve tahıl sevkiyatı gibi hayati ekonomik çıkarları koruyan esnek bir jeopolitik enstrüman olduğunu vurguluyor. BRICS ülkeleriyle yapılan ortak tatbikatlar üzerinden Batı hegemonyasına karşı çok kutuplu bir deniz düzeni kurulduğunu belirten Patruşev, sektördeki gençleşme ve akademik atılımları Büyük Petro’dan devralınan imparatorluk vizyonuyla ilişkilendiriyor. Patruşev, mülakatını “huzura güvenip askeri hazırlığı elden bırakmama” düsturuyla sonlandırarak, hem diplomasinin bittiği noktaya işaret ediyor hem de Rusya’nın tarihsel denizci kimliğini yeniden tahkim ediyor.
“Donanma ablukayı yaracak”: Patruşev’den seyrüsefer güvenliği ve Rusya Federasyonu’nun deniz sınırları üzerine
Vitaliy Tseplyayev
Argumentı i Faktı
17 Şubat 2026
Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu [1] Başkanı Nikolay Patruşev, “Eğer onlara gereken sertlikte bir karşılık vermezsek, çok yakında İngilizler, Fransızlar ve hatta Baltık milletleri, küstahlıkta öyle bir noktaya varacaklar ki, ülkemizin denizlere erişimini en azından Atlantik havzasında sımsıkı kapatıp mühürlemeye yeltenecekler” ifadelerini kullanıyor.
Vatan Savunucuları Günü [2] arifesinde, aif.ru’ya verdiği bu münhasır mülakatta Patruşev; ülkenin seyrüsefer güvenliği ve deniz hudutlarının muhafazası, Donanma’nın tahkim edilmesi, gençlerin gemi inşa sanayine ve bahriye hizmetine ilgi duyup duymadığı hususlarında alınan tedbirleri anlattı.
Vitali Seplyayev, aif.ru: Nikolay Platonoviç, Dünya Okyanusu’ndaki vaziyet o denli keskinleşti ki, kimi uzmanlar “Kolektif Batı’nın Rusya Federasyonu’na karşı yeni bir cephe açmasından” dem vuruyor. Sadece bayrağımızı taşıyan gemilere ve yüklerimize el konulması hadiseleri bile tek başına vahameti göstermeye yetmez mi? Öngörüleriniz nelerdir, Rusya buna nasıl bir mukabelede bulunacak?
Nikolay Patruşev: Rus deniz ticaretine yönelik bu -özü itibarıyla korsanlık olan- saldırılar, Batılı hasımlarımızın Rusya ekonomisinin şah damarlarından birine, dış ticarete darbe indirme kararı aldığını ve onu felç etmek istediklerini gösteriyor. Elimizdeki veriler, bu tür eylemlerin şiddetleneceğine; gemilerimize ve yüklerimize yönelik saldırıların sıklaşacağına işaret ediyor. Şayet onlara sert bir karşılık vermezsek, çok yakında İngilizler, Fransızlar ve hatta Baltık milletleri küstahlıkta öyle bir noktaya varacaklar ki, ülkemizin denizlere erişimini en azından Atlantik havzasında sımsıkı kapatıp mühürlemeye yeltenecekler.
Elbette Batı’nın bu hamlelerine karşı reaksiyon tedbirleri, Denizcilik Kurulu nezdinde de üretilmektedir. Kanaatimizce, tarih boyunca olduğu gibi bugün de seyrüsefer emniyetinin en büyük teminatı askeri deniz filosudur (VMF). Başlıca deniz rotalarında ve Rusya’dan uzak bölgelerde, Batılı korsanların [3] ateşini söndürecek, onların hevesini kursağında bırakacak heybetli kuvvetlerin daimi surette mevcudiyet göstermesi elzemdir.
Peki, gücümüz buna yetecek mi?
Saklayacak değilim; halihazırda Donanmamız, deniz ticaretini koruma vazifesini kuvvetlerini oldukça yüksek bir gerilim hattında kullanarak ifa etmektedir. Üslerinden çok uzak mesafelerde, uzun süre otonom hareket kabiliyetine sahip “açık deniz” ve okyanus bölgesi gemilerine ihtiyacımız mevcuttan çok daha fazladır. Mevcut konjonktür gösteriyor ki, tüm silahlı kuvvet türleri arasında filo; hem barış zamanında hem de silahlı çatışma döneminde aktif kullanıma en müsait, en kudretli ve aynı zamanda en esnek jeopolitik enstrümandır.
Bir donanmaya sahip olmak; denizdeki iktisadi faaliyetlerimizi koruyabilmek, petrolümüzü, tahılımızı, gübremizi dışarıya sevk edebilmek, devletin normal hayatiyetini sürdürebilmesi için bir şarttır. Bu bağlamda, Donanma’nın inkişafı için gerekli talepleri, VMF’nin 2050 yılına kadarki güncellenmiş gemi inşa programına derç ediyoruz. Bu program şu an son şeklini almakta olup, VMF’nin yeni Kalkınma Stratejisi’ni ve FSB organlarının gemi inşa programını halihazırda onaylamış olan Devlet Başkanı’na yakında arz edilecektir.
Rusya’ya nasıl bir filo lazım; küresel meseleleri çözecek devasa bir yapı mı, yoksa kıyı savunmasına odaklı kompakt bir güç mü?
Rusya’ya, tüm hayati meseleleri çözebilecek ve zamanın -bilhassa teknolojik- icaplarına cevap verebilecek, dengeli bir filo gereklidir. Deniz harp sanatının kökten değiştiği bir çağda yaşıyoruz. Daha yakın zamanda filonun envanterine mürettebatsız tekneler girdi; fakat çok uzak olmayan bir gelecekte dünyanın önde gelen donanmaları, en azından “korvet” sınıfında mürettebatsız gemilerle kitlesel olarak takviye edilecektir. Deniz savaşının çehresini tamamen değiştirecek daha onlarca yeni teknoloji devreye girecektir. Bu ahvalde, bizim de yüksek teknolojiye dayalı bir filo inşasına oynamamız icap eder. İşte bu yüzden, zikredilen belgelere koyduğumuz önceliklerden biri “teknolojik liderlik”tir.
Abluka senaryosundan bahsettiniz. Geçenlerde Fransa Genelkurmay Başkanı Mandon; Baltık Denizi’nin güya tamamen NATO’nun elinde olduğunu ve Rusya için her an kapatılabileceğini beyan etti. Cevabımız ne olacak?
Baltık’ta vaziyet elbette çetrefilli. NATO mensupları fiilen taarruz harekatlarına odaklı, çok uluslu bir gruplaşma teşkil ediyorlar. Mesela Finler, ülkemizin kuzeybatı bölgelerini pekala vurabilecek menzilde taarruz silahlarıyla donatılmış korvetler ediniyorlar. Diğer hususların yanı sıra, NATO planları; Kaliningrad bölgesinin ablukaya alınmasını, ticaret gemilerine el konulmasını ve bilahare kinik bir tavırla yine bizi suçlayacakları su altı iletişim hatlarına yönelik sabotajları ihtiva ediyor.
Ülkemize yönelik her türlü deniz ablukası teşebbüsü, uluslararası hukuk nezdinde gayrimeşrudur. AB temsilcilerinin her köşe başında dillerine pelesenk ettikleri o “gölge filo” [4] kavramı da hukuki bir kurgudan ibarettir. Yine de ilk adım olarak, genel kabul görmüş siyasi-diplomatik ve hukuki mekanizmaları devreye sokacağız. Ancak dürüst olalım; Batı’nın diplomasiye ve hukuka zerre kadar saygısı kaldığına dair ümitlerimiz tükenmek üzere.
Diploması ve hukuk işe yaramazsa, o zaman ne olacak?
Esasında Avrupalılar, deniz ablukası planlarını hayata geçirerek bilinçli bir askeri tırmanış senaryosu uyguluyor, sabrımızın sınırlarını yokluyor ve bizi aktif karşı tedbirlere kışkırtıyorlar. Şayet bu vaziyet barışçıl yollarla tanzim edilemezse, o vakit ablukayı Donanma yaracak ve bertaraf edecektir. Unutmayalım ki, denizlerde Avrupa bayrakları altında seyreden pek çok gemi var. Onların ne taşıdığı ve nereye gittiği, bizim de ilgimizi çekmeye başlayabilir.
Yani Dünya Okyanusu, birkaç asır evvel olduğu gibi, işbirliği sahası olmaktan çıkıp yeniden bir harp meydanına mı dönüşüyor?
Vakıalar gösteriyor ki deniz, yeniden askeri saldırganlıklar için bir harekat üssü haline gelmektedir. Venezuela’da yahut İran etrafında yaşananların da işaret ettiği üzere, o eski “gambot diplomasisi” [5] pratiği geri dönüyor. Fakat hüküm verirken sadece Batılı ülkelerin eylemlerine bakmamak lazım. Batı, denizlerde uzun süre, hatta bulunduğumuz asrın başına kadar hüküm sürdü; fakat artık onların hegemonyası büyük ölçüde maziye karıştı.
Halihazırdaki kilit vazife, Dünya Okyanusu’nda çok kutuplu bir dünya düzeni tesis etmektir ve Rusya, hemfikir olduğu müttefikleriyle birlikte bu konuda faal bir mesai harcamaktadır. Denizcilik Kurulu vasıtasıyla yabancı ortaklarımızla düzenli müzakereler yürütüyoruz. Şunu belirteyim ki; Rusya’nın deniz askeri işbirliği, ticari gemicilik, liman altyapısının geliştirilmesi, gemi inşası, deniz bilimleri ve eğitimi alanlarındaki teklifleri fevkalade müspet karşılanmaktadır. BRICS’in potansiyelini devreye sokuyoruz; artık bu yapıya tam manasıyla stratejik bir deniz boyutu kazandırmanın vakti gelmiştir. Ocak ayında Güney Atlantik’te Rusya, Çin, İran, BAE ve Güney Afrika’nın iştirakiyle ilk BRICS deniz tatbikatı olan “Barış İradesi-2026” başarıyla icra edildi. Donanmalar, Batı korsanlığı da dahil olmak üzere günümüzde giderek daha savunmasız hale gelen ticaret yollarının korunması hususunda müşterek çalışma pratikleri geliştirdi. Hürmüz Boğazı’nda Rusya, Çin ve İran’ın gemilerini sevk ettiği “Deniz Güvenlik Kuşağı-2026” tatbikatı da son derece isabetli olmuştur.
Harp gemilerinin inşası ve genel gemi inşaatı mevzusuna dönersek. Kalifiye kadroların yetiştirilmesi gerekliliğinden defalarca bahsettiniz. Bu sahada bir muvaffakiyet var mı?
Önceliğimiz, gemi inşaatını ve yan sanayileri; hem maddi hem kariyer hem mesleki ve hatta gündelik yaşam açısından uzmanlar için cazip bir saha haline getirmektir. Evet, halen orta mesleki ve yüksek öğrenime sahip uzmanlar konusunda ciddi bir açık görüyoruz ama aynı zamanda denizcilik teknik üniversitelerine ve kolejlerine başvuranların sayısı da artıyor. Sektörün kadro yapısı gençleşiyor. Tersaneler tedricen çehre değiştiriyor; pek çok atölyeye girmek artık insana keyif veriyor, insanlar oralara şevkle çalışmaya gidiyor, emekleri kıymet görüyor. Eğer büyük bir deniz devleti olarak kalmak istiyorsak, gemi inşa mühendisliği mesleği -maddi boyutunu bir kenara bırakıyorum- izzet ve hürmetle kuşatılmalıdır.
Peki ya gençler? Sektöre rağbet ediyorlar mı?
Daha 2-3 sene evveline kadar gemi inşaatında genç uzmanlara rastlamak, sadece çalışma koşulları yüzünden değil, aynı zamanda kalıplaşmış yargılar sebebiyle de istisnai bir durumdu. Gemileri ancak yaşı kemale ermiş, tecrübeli insanların inşa etmesi gerektiği düşünülürdü. Bir yönetici, gençlerin diskli telefon kullanmayı bile bilmediğini söyleyerek latife ediyordu. Hakikatte ise genç uzmanlarımız bilgili, enerjik; dijitalleşme ve yapay zeka gibi ileri alanlarda iyi donanımlı olup, işe sıra dışı ve inovatif bir yaklaşım sergiliyorlar. Geçenlerde Moskova Tersanesi’ni açtık. Orada üretilen elektrikli gemilerin orijinal tasarımı ve konstrüksiyonu, yaş ortalaması 30’u zor bulan mimar ve mühendislere aittir. Bana kalırsa bu, sektörün gençleşmesinin en güzel timsalidir.
Denizciler arasında da aynı eğilim mevcut mu?
Hem VMF hem de sivil filo, istikbal vadeden ve azimli uzmanlarla takviye ediliyor. Ocak ayında Pasifik Filosu fırkateyni “Marşal Şapoşnikov”u ziyaret ettim. Denizciler beni misafir etmek, gemiyi gezdirmek istediler. Subay salonunda (kamara) subaylarla hasbihal ettim ve memnuniyetle müşahede ettim ki; bunlar ekseriyetle enerjik çocuklar, denizcilik zanaatının ustaları… Üstelik zeki, keskin sorular soruyor; ciddi ve stratejik kategorilerle düşünüyorlar.
Gençlik, sivil filoya da şevkle yöneliyor. Bu, büyük ölçüde zamanın icaplarına göre yeniden yapılandırılan yerli denizcilik eğitiminin bir başarısıdır. Müstakbel denizcilerin ve gemi inşaatçılarının eğitimi, hakikaten heyecan verici bir meşgale haline geldi. Eğitim, dünyada emsali olmayan modern simülatörlerde veriliyor. Öğrencilerin staj yapabileceği ve kendi araştırma projelerini hayata geçirebileceği üretim laboratuvarları açılıyor. Meşhur “Korabelka”yı [6], “Makarovka”yı [7] ve diğer üniversiteleri ziyaret ettiğimde tüm bunları bizzat görüyorum.
Gençlerin denize her şeyden evvel romantizm için açıldığı zamanlar vardı…
Elbette, işte tam da bu yüzden, finansal teşvik araçlarının yanı sıra, yeni nesil denizcilerde o romantizm ruhunu yeniden diriltmenin; müstakbel bahriyelilerde vatanlarına karşı mesuliyet bilincini küçük yaşlardan itibaren terbiye etmenin ve genç gemi inşaatçılarına başarılarından haz duymayı öğretmenin vakti gelmiştir. Gençler arasında denizcilik mesleklerinin itibarını yükseltmek, Rus denizcilik tarihini ve gemi inşaatını popülerleştirmek icap eder.
Seri gelmişken; bu yıl, iki yüzden fazla yerli denizaltının genel tasarımcısı, büyük ve yetenekli alim, mühendis İgor Dmitriyeviç Spasski’nin [8] yüzüncü doğum yılı idrak edilecek. Onun Vatan’a sadakati ve Donanma’ya bağlılığı, modern denizci ve tasarımcı nesli için bir emsal teşkil etmektedir.
2026 yılı, denizcilik sahasında başka jübile ve anma tarihleri açısından da zengindir. Mart ayında Rus Donanması, denizaltı filosunun kuruluşunun 120. yılını kutlayacak. Ve tabii ki, içinde bulunduğumuz yıl, Rusya’nın varlığını ilk imparatorumuza borçlu olduğu Rus filosunun 330. kuruluş yıldönümüdür. Büyük Petro, diğer sözlerinin yanı sıra şöyle demişti: “Huzura itimat edip askerlik işinde gevşeklik göstermek icap etmez.” [9] Bu sözü, Vatan Savunucuları Günü arifesinde hususi bir manayla iktibas etmek; bugün Zafer’i yakınlaştıranlara, orduda ve donanmada muharebe görevlerini ifa edenlere ve savunma sanayi işletmelerinde ter dökenlere şükranlarımı sunmak isterim. Tüm kalbimle size ve ailelerinize sağlık, saadet, barış ve esenlik diliyorum.
[1] Denizcilik Kurulu (Морская коллегия – Morskaya Kollegiya): Patruşev’in unvanı sıradan bir bürokratik atama değildir. “Morskaya Kollegiya”, kökleri Büyük Petro dönemine (1718) dayanan, Çarlık Rusyası’nın denizcilik idaresini merkezileştiren tarihi bir kurumdur. Kremlin, bu ismi yeniden canlandırarak Rusya’nın denizcilikteki imparatorluk mirasına ve “büyük devlet” (Derjava) iddiasına atıfta bulunur. Bu kurum, askeri ve sivil denizciliğin “beyni” olarak konumlandırılmıştır. (ç.n.)
[2] Vatan Savunucuları Günü (День защитника Отечества – Den zahitnika Oteçestva): Eski adıyla “Kızıl Ordu Günü” (23 Şubat). Rusya’da fiilen “Erkekler Günü” olarak kutlansa da, 2022 sonrası konjonktürde militarist ve patriyotik anlamı zirveye çıkmıştır. Patruşev, bu mülakatı sıradan bir günde değil, ordunun kutsandığı bu “seküler bayram” arifesinde vererek sözlerine manevi bir zırh giydirmektedir. (ç.n.)
[3] Batılı Korsanlar (Западные корсары – Zapadnıye korsarı): Patruşev burada basit “korsan” (pirat) kelimesini kullanabilirdi ama “korsar”ı (corsair) seçmiş. Korsan, yasasız hayduttur; “Korsar” (Fransızca corsaire) ise devletinden aldığı icazetle (Letters of Marque) düşman gemilerini yağmalayan “resmi” deniz akıncısıdır. Patruşev, Batılı devletlerin Rus gemilerine el koymasını “hukuksuzluk” olarak değil, Batı devletlerinin resmi ama haydutça bir politikası olarak nitelendiriyor. (ç.n.)
[4] Gölge Filo (Теневой флот – Tenevoy flot): Batı medyasında Rusya’nın petrol yaptırımlarını atlatmak için kullandığı, sigortasız ve yaşlı gemilerden oluşan filoya verilen ad. Patruşev, “dillerine pelesenk ettikleri” (razmahivayut na kajdom uglu – kelime anlamıyla ‘her köşede salladıkları’) diyerek bu kavramı küçümsüyor ve bunun Batı’nın uydurduğu bir “hukuki kurgu” (yuridiçeskaya fiksiya) olduğunu ifade ediyor. (ç.n.)
[5] Gambot Diplomasisi (Дипломатия канонерок – Diplomatiya kanonerok): 19. yüzyılda emperyalist güçlerin, daha zayıf ülkelerin kıyılarına savaş gemisi (gambot) göndererek siyasi taviz koparma stratejisi. Patruşev, Batı’nın Venezuela ve İran’a karşı tutumunu bu arkaik ve sömürgeci terimle tanımlayarak, onları “modern zamanların sömürgecileri” olarak çerçeveliyor. (ç.n.)
[6] Korabelka (Корабелка): St. Petersburg Devlet Deniz Teknik Üniversitesi’nin (SPbGMTU) halk arasındaki sevecen lakabı. Nasıl ki İTÜ’ye “Teknik Üniversite” denirse, Rus denizcilik camiasında da buraya “Gemicik” veya “Gemi Okulu” manasında Korabelka denir. (ç.n.)
[7] Makarov (Макаровка): Amiral Makarov Devlet Denizcilik ve İç Su Yolları Üniversitesi. Sivil denizciliğin en prestijli okuludur. Patruşev “Makarovka” diyerek, o okulun kültürüne, zorlu eğitimine ve mezun dayanışmasına selam çakıyor. (ç.n.)
[8] İgor Spasski (Игорь Спасский): Sovyet ve Rus denizaltı tasarımının efsanevi ismi. Rubin Tasarım Bürosu’nun başındaydı. Patruşev’in onu anması, teknolojik sürekliliğe ve Sovyet mirasının modern Rusya’daki meşruiyetine yapılan bir vurgudur. 2026 yılı, onun 100. doğum yılıdır (d. 1926). (ç.n.)
[9] Petro’nun sözü: Orijinal: «Надеясь на мир, не надлежит ослабевать в военном деле». “Barışa umut bağlayıp…” şeklinde motomot çevirmek yerine, 17. yüzyıl sonu/18. yüzyıl başı Osmanlı-Türk diplomatik diline yakın, hafif arkaik bir ton tercih ettik: “Huzura itimat edip askerlik işinde gevşeklik göstermek icap etmez.” (ç.n.)
Rusya
Bulgaristan Başbakanı Radev Karadeniz’deki gemi saldırılarını Rusya’ya bağladı

Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, ülke karasuları yakınlarında iki kargo gemisine düzenlenen dron saldırılarının arkasında muhtemelen Rusya’nın yer aldığını duyurdu. Hedef alınan Ukrayna bağlantılı iki ticari gemiden biri batarken mürettebattan çok sayıda kişi kayboldu.
Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, ülke karasuları yakınlarında salı günü iki kargo gemisine düzenlenen insansız hava aracı saldırılarının arkasında büyük olasılıkla Rusya’nın durduğunu açıkladı.
Televizyondan halka hitap eden ve Rusya’nın Sofya Büyükelçisi Eleonora Mitrofanova ile de görüşen Radev, Karadeniz’deki askeri tırmanışı “kabul edilemez” olarak niteledi.
Radev konuşmasında, “Taraflardan herhangi birine karşı suçlamada bulunmak için elimizde güçlü ve kesin kanıtlar yok ancak mantık bu sonucun Rusya Federasyonu’nun işine yaradığını gösteriyor” dedi.
Gelişmeler üzerine NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile telefonda görüştüğünü aktaran Bulgaristan Başbakanı, Rutte’nin ihtiyaç halinde bölgedeki savunmayı güçlendirme sözü verdiğini bildirdi.
Büyükelçi Mitrofanova: “Saldırılar üçüncü bir tarafın provokasyonu olabilir”
Bulgar haber ajansı BTA’nın aktardığına göre Başbakan Radev, Rusya Büyükelçisi Mitrofanova’yı Başbakanlığa çağırarak Ukrayna’nın kendi gemilerini imha etmesinin anlamsız olduğunu, dolayısıyla olayın muhtemel failinin Rusya olduğunu iletti.
Büyükelçi Mitrofanova ise saldırılar hakkında Moskova’dan bilgi almadığını belirterek olayın üçüncü bir tarafça tezgâhlanan “provokasyon” olabileceğini savundu.
Hedef alınan kargo gemilerinden Malta bayraklı ve Ukrayna mülkiyetindeki “Chelsea 3”, üç insansız hava aracının saldırısına uğradı. Gemideki yedi Ukraynalı ve sekiz Azerbaycanlı personelin tamamı kurtarıldı.
Gece saatlerinde vurulan ikinci yük gemisi “HS Dignity” ise saldırının ardından battı. Gemideki mürettebattan bir kişi kurtarılırken diğer personeli arama çalışmaları sürüyor.
Avrupa Komisyonu: “Karadeniz yeni bir tırmanma cephesine dönüştü”
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de saldırılara tepki gösterdi.
Von der Leyen, “Karadeniz, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşın yeni bir tırmanma cephesi haline geldi” ifadelerini kullanarak gelişmeyi Başbakan Radev gibi “kabul edilemez” olarak değerlendirdi.
Bulgaristan kıyılarında bir hafta önce de kimliği belirsiz dronlar iki ticari gemiyi hedef almış, saldırıya uğrayan gemilerden biri batmıştı.
Rusya
Novak: AB, 2022’den bu yana Rusya’ya 320 milyar dolardan fazla ödedi

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, 2022’den bu yana Avrupa Birliği’ne 320,7 milyar dolar, bu yılın ilk dokuz ayında ise 21,3 milyar dolarlık enerji kaynağı sağladıklarını duyurdu. Novak, Rus şirketleri ile bakanlıkların dizel yakıt sevkiyatı kapsamında ABD’li yetkililer ve alıcılarla temaslarını sürdürdüğünü kaydetti.
Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, 2022 yılından bu yana Avrupa Birliği (AB) ülkelerine toplam 320,7 milyar dolar tutarında enerji kaynağı ihraç ettiklerini açıkladı.
İnformasiyonnaya Slujba Vesti’ye demeç veren Novak, ABD Başkanı Donald Trump’ın AB’nin Rusya’dan 250 milyar dolarlık enerji kaynağı aldığı yönündeki değerlendirmesini yanıtladı.
Söz konusu tutarın Trump’ın ifade ettiğinden daha yüksek olduğunu belirten Novak, “Bu rakam, Amerikalı meslektaşlarımızın dile getirdiği 250 milyar dolardan belirgin biçimde fazla. 2022’den bugüne kadarki dönemde bu miktar 320,7 milyar dolar düzeyine ulaşıyor; AB ülkelerine yapılan enerji sevkiyatının hacmi budur” dedi.
Rusya Enerji Bakanlığı verilerine işaret eden Novak, bu yılın ilk dokuz ayında da Avrupa’ya 21,3 milyar dolarlık enerji kaynağı gönderildiğini kaydetti.
İstisnalar kapsamında sevkiyat sürüyor
Yaptırımlara rağmen bazı güzergahlarda muafiyetler sayesinde sevkiyatın devam ettiğini belirten Novak, Moskova’nın güvenilir bir tedarikçi olarak imzalanan sözleşmeleri yerine getirdiğini söyledi.
Novak, AB’ye yönelik ihracat dengesindeki değişimin Rusya’dan kaynaklanmadığını savunarak “Avrupalı meslektaşlarımızın talep ettiği ürünleri tedarik ediyoruz” ifadesini kullandı.
İhracatın büyük kısmını büyüyen Asya-Pasifik pazarlarına yönlendirdiklerini aktaran Novak, temel ortaklarının bu bölgedeki ülkeler olduğunu ve dost ülkelerle uzun vadeli ilişkiler kurmayı sürdürdüklerini kaydetti.
Novak, Rus şirketlerinin ABD’li ticari kuruluşlarla dizel yakıt tedariki konusunda görüşmeler yürüttüğünü duyurdu.
Rusya Enerji Bakanlığı ile ABD Enerji Bakanlığı arasında da temasların sürdüğünü belirten Novak, Rus ham maddesi alıcılarıyla müzakerelerin devam ettiğini ifade etti.
ABD Başkanı Donald Trump, 9 Ekim Cuma günü Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Rus dizel yakıtının küresel piyasalara sunulmasını öngören bir mutabakata vardıklarını açıklamıştı.
Kararın ardından ABD Hazine Bakanlığı, Rus dizeline yönelik yaptırımları Nisan 2027’ye kadar askıya aldı. Trump’ın açıklamasına göre Moskova, ilk etapta birkaç aşamada 1,8 milyon tondan fazla akaryakıt sağlayacak, ardından 3 milyon tonluk ek sevkiyat yapabilecek.
Kremlin tarafından yayımlanan açıklamada ise Putin’in, “Rus tarafı petrol ve petrol ürünlerini Amerikan ve dünya pazarlarına sunmaya hazır olduğunu teyit etti” ifadelerine yer verildi.
Novak da Rusya’nın dizel ihracat kısıtlamalarını planlanan tarihten önce derhal kaldırmaya başlayacağını ve ekim ayında ABD’ye sevkiyata hazır olduğunu belirtti.
Trump, enerji ateşkesi için Ukrayna’ya desteği kesmekle tehdit etmiş
Anlaşma AB ile ABD arasında tartışma yarattı
Moskova ile Washington arasındaki dizel mutabakatı Brüksel’in tepkisini çekti. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Rusya üzerindeki baskıyı hafifletme zamanı olmadığını ve Avrupa’nın böyle bir adım atmayacağını söyledi.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise Kallas’ın açıklamalarını ikiyüzlülük olarak nitelendirdi. Bessent, Avrupa ülkelerinin Rus enerji kaynaklarından vazgeçememesi nedeniyle 2022’den bu yana Rusya’ya Ukrayna’ya verdikleri destekten daha fazla ödeme yaptıklarını kaydetti.
Petrol ürünlerindeki fiyat artışını frenlemek amacıyla G7 ülkeleri ve Uluslararası Enerji Ajansı, ekim ayı başında 100 milyon varile kadar dizel rezervini serbest bırakma kararı almıştı.
Avrupa Komisyonu Sözcüsü Anna-Kaisa Ikonen, bu tedbire rağmen enerji maliyetleri nedeniyle AB’yi “oldukça zorlu bir kış” döneminin beklediğini ifade etmişti.
Rusya
Finlandiya, AB’ye Ruslara turistik vizenin tamamen yasaklanmasını önerdi

Finlandiya, Ukrayna’daki savaş bitene kadar Rus vatandaşlarına turistik vize verilmesinin AB genelinde tamamen yasaklanması çağrısında bulundu. Üye ülkeler, Rus turistlerin dolaşımını kısıtlamak amacıyla vizelerin belirli ülkelerle sınırlandırılmasını ve LTV uygulamasını değerlendiriyor.
Finlandiya, Ukrayna’daki savaş sona erene kadar Rus vatandaşlarına turistik vize verilmesinin Avrupa Birliği (AB) genelinde tamamen yasaklanmasını önerdi.
AB’nin Finlandiya’nın izlediği yolu takip ederek Rusya vatandaşlarına turistik vize verilmesini tüm birlik genelinde durdurması durumunda, Rusların Avrupa ülkelerine seyahat imkanı ortadan kalkabilir.
Finlandiya Dışişleri Bakanı Elina Valtonen, Rusya Ukrayna’ya yönelik savaşını bitirene kadar Rus vatandaşlarına turistik vize verilmesini durdurması için AB’ye resmi çağrıda bulundu.
Valtonen, Finlandiya’da acil ve zorunlu olmayan gerekçelerle yapılan seyahatler ile turistik amaçlı vizelerin Ruslara verilmesinin 2022 yılında zaten yasaklandığını hatırlattı.
Bu uygulamanın artık birlik ölçeğinde de geçerli olması gerektiğini savunan Valtonen, “Aynı yaklaşımın nihayet AB düzeyinde de hayata geçirilmesi gerekiyor. Rusya saldırganlığını sürdürdüğü müddetçe vatandaşlarına turistik vize verilmemelidir. Rusya Ukraynalıların evlerini bombalarken Rusların Avrupa’ya gelmesi, buradaki yaşam tarzının ve özgürlüklerin tadını çıkarması doğru değil” değerlendirmesinde bulundu.
Birlik sınırlı geçerliliğe sahip vize seçeneğini değerlendiriyor
Üye ülkelerin ele alacağı vize politikasını sertleştirmeye dönük bir diğer seçenek, tüm Rusya vatandaşlarına sınırlı bölgesel geçerliliğe sahip vize (LTV) verilmesi sistemine geçilmesini içeriyor. Bu vizelerde hamilin kalabileceği ülke ya da ülkeler doğrudan belirtiliyor ve Schengen bölgesi içinde kalsa dahi bu sınırların dışına çıkılması vize rejimi ihlali kabul ediliyor.
AB Konseyinin 14 Ekim’de yapılması planlanan toplantısının gündeminde bu konunun değerlendirilmesi yer alıyor.
AB ülkeleri, 2024-2026 döneminde hem yaptırımların sıkılaştırılması hem de Rusların Avrupa içindeki serbest dolaşımını sınırlandırma arzusu doğrultusunda Rus vatandaşlarına giderek daha sık LTV vizesi vermeye başladı.
Valtonen, Avrupa Komisyonuna da ilettiği mektupta LTV vizelerinin uygulamaya konulması teklifine destek vereceğini, ancak bu yöntemi yalnızca geçici bir tedbir olarak gördüğünü kaydetti.
AB’yi vize kurallarını sertleştirmeyi tartışmaya sevk eden bir diğer etkeni, Rusya’ya atfedilen eylemler.
Bölgedeki istihbarat teşkilatları ile siyasetçiler, Moskova’nın Avrupa sahasında yürüttüğünü iddia ettiği “hibrit savaş eylemleri ve sabotaj girişimlerinin” giderek daha sık ve pervasız hale geldiğini, bu durumun can kayıplarına yol açabileceğini öne sürüyor.
Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski, Financial Times gazetesine yaptığı açıklamada vize kısıtlamalarının artırılması çağrısını dile getirdi.
Sikorski, “Kiev’deki köprülerin vurulduğu ve binalardan çocuk cesetlerinin çıkarıldığı görüntüleri izlerken, ardından Rus turistlerin Avrupa’da paralarını saçtığını duymak beni adeta sarsıyor” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Alman soruşturma makamları, Leipzig Havalimanı’nda insansız hava araçlarıyla sabotaj düzenleme girişiminde bulunan şüphelilerden birinin Almanya’ya turistik vizeyle giriş yapan ve Rus pasaportu taşıyan bir Belarus vatandaşı olduğunu iddia ediyor.
Leipzig’deki İHA olayında tanık ifadeleri resmi iddialarla çelişiyor
Avrupa Komisyonu nihai kuralları ocak ayında sunacak
AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanları, Lüksemburg’daki toplantıda Rus diplomatların hareket alanına getirilecek kısıtlamaları ve turistik vize uygulamasını ele almayı planlıyor.
Konu daha sonra üye ülkelerin liderleri tarafından da görüşülecek. Bazı AB temsilcilerinin Politico’ya aktardığına göre Avrupa Komisyonu, Rus vatandaşlarına yönelik vize kurallarının sertleştirilmesine ilişkin nihai teklif paketini ocak ayında sunmayı planlıyor.
Vize kurallarının köklü biçimde sıkılaştırılmasını Finlandiya ve Polonya’nın yanı sıra İsveç, Estonya ve bazı diğer ülkeler de talep ediyor.
Turistik vize verme konusunda ise Fransa, İtalya ve İspanya en faal ülkeler olarak öne çıkıyor. Rus vatandaşları 2025 yılında Schengen bölgesinde seyahat imkanı sağlayan yaklaşık 478 bin turistik vize aldı.
Görüş2 hafta önceEast-West Forum: Dünyanın artık kaçınamayacağı bir diyalog
Asya2 hafta önceÇin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor
Dünya Basını6 gün önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Dünya Basını2 hafta önceÇin büyük güç kavramının anlamını nasıl dönüştürmek istiyor?
Dünya Basını2 hafta önceYarım trilyon dolarlık balon: Süper zeka söylemi gerçek zararları gizliyor
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Richard Wolff: ABD’de oligarklar devleti rehin alarak piyasayı yönetiyor
Görüş1 hafta önceOrtadoğu’da Koridor İttifakları Devri
Asya2 hafta önceJapon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı











