Rusya
Patruşev’den seyrüsefer güvenliği ve Rusya Federasyonu’nun deniz sınırları üzerine

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı Nikolay Patruşev, Batı’nın Rus deniz ticaretine yönelik kısıtlama ve saldırılarını modern birer “korsanlık” faaliyeti olarak niteleyerek, bu kuşatmanın gerekirse askeri güçle yarılacağını ilan ediyor. Argumentı i Faktı dergisine mülakat veren Patruşev, Rusya Donanması’nın sadece bir savunma gücü değil, aynı zamanda petrol ve tahıl sevkiyatı gibi hayati ekonomik çıkarları koruyan esnek bir jeopolitik enstrüman olduğunu vurguluyor. BRICS ülkeleriyle yapılan ortak tatbikatlar üzerinden Batı hegemonyasına karşı çok kutuplu bir deniz düzeni kurulduğunu belirten Patruşev, sektördeki gençleşme ve akademik atılımları Büyük Petro’dan devralınan imparatorluk vizyonuyla ilişkilendiriyor. Patruşev, mülakatını “huzura güvenip askeri hazırlığı elden bırakmama” düsturuyla sonlandırarak, hem diplomasinin bittiği noktaya işaret ediyor hem de Rusya’nın tarihsel denizci kimliğini yeniden tahkim ediyor.
“Donanma ablukayı yaracak”: Patruşev’den seyrüsefer güvenliği ve Rusya Federasyonu’nun deniz sınırları üzerine
Vitaliy Tseplyayev
Argumentı i Faktı
17 Şubat 2026
Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu [1] Başkanı Nikolay Patruşev, “Eğer onlara gereken sertlikte bir karşılık vermezsek, çok yakında İngilizler, Fransızlar ve hatta Baltık milletleri, küstahlıkta öyle bir noktaya varacaklar ki, ülkemizin denizlere erişimini en azından Atlantik havzasında sımsıkı kapatıp mühürlemeye yeltenecekler” ifadelerini kullanıyor.
Vatan Savunucuları Günü [2] arifesinde, aif.ru’ya verdiği bu münhasır mülakatta Patruşev; ülkenin seyrüsefer güvenliği ve deniz hudutlarının muhafazası, Donanma’nın tahkim edilmesi, gençlerin gemi inşa sanayine ve bahriye hizmetine ilgi duyup duymadığı hususlarında alınan tedbirleri anlattı.
Vitali Seplyayev, aif.ru: Nikolay Platonoviç, Dünya Okyanusu’ndaki vaziyet o denli keskinleşti ki, kimi uzmanlar “Kolektif Batı’nın Rusya Federasyonu’na karşı yeni bir cephe açmasından” dem vuruyor. Sadece bayrağımızı taşıyan gemilere ve yüklerimize el konulması hadiseleri bile tek başına vahameti göstermeye yetmez mi? Öngörüleriniz nelerdir, Rusya buna nasıl bir mukabelede bulunacak?
Nikolay Patruşev: Rus deniz ticaretine yönelik bu -özü itibarıyla korsanlık olan- saldırılar, Batılı hasımlarımızın Rusya ekonomisinin şah damarlarından birine, dış ticarete darbe indirme kararı aldığını ve onu felç etmek istediklerini gösteriyor. Elimizdeki veriler, bu tür eylemlerin şiddetleneceğine; gemilerimize ve yüklerimize yönelik saldırıların sıklaşacağına işaret ediyor. Şayet onlara sert bir karşılık vermezsek, çok yakında İngilizler, Fransızlar ve hatta Baltık milletleri küstahlıkta öyle bir noktaya varacaklar ki, ülkemizin denizlere erişimini en azından Atlantik havzasında sımsıkı kapatıp mühürlemeye yeltenecekler.
Elbette Batı’nın bu hamlelerine karşı reaksiyon tedbirleri, Denizcilik Kurulu nezdinde de üretilmektedir. Kanaatimizce, tarih boyunca olduğu gibi bugün de seyrüsefer emniyetinin en büyük teminatı askeri deniz filosudur (VMF). Başlıca deniz rotalarında ve Rusya’dan uzak bölgelerde, Batılı korsanların [3] ateşini söndürecek, onların hevesini kursağında bırakacak heybetli kuvvetlerin daimi surette mevcudiyet göstermesi elzemdir.
Peki, gücümüz buna yetecek mi?
Saklayacak değilim; halihazırda Donanmamız, deniz ticaretini koruma vazifesini kuvvetlerini oldukça yüksek bir gerilim hattında kullanarak ifa etmektedir. Üslerinden çok uzak mesafelerde, uzun süre otonom hareket kabiliyetine sahip “açık deniz” ve okyanus bölgesi gemilerine ihtiyacımız mevcuttan çok daha fazladır. Mevcut konjonktür gösteriyor ki, tüm silahlı kuvvet türleri arasında filo; hem barış zamanında hem de silahlı çatışma döneminde aktif kullanıma en müsait, en kudretli ve aynı zamanda en esnek jeopolitik enstrümandır.
Bir donanmaya sahip olmak; denizdeki iktisadi faaliyetlerimizi koruyabilmek, petrolümüzü, tahılımızı, gübremizi dışarıya sevk edebilmek, devletin normal hayatiyetini sürdürebilmesi için bir şarttır. Bu bağlamda, Donanma’nın inkişafı için gerekli talepleri, VMF’nin 2050 yılına kadarki güncellenmiş gemi inşa programına derç ediyoruz. Bu program şu an son şeklini almakta olup, VMF’nin yeni Kalkınma Stratejisi’ni ve FSB organlarının gemi inşa programını halihazırda onaylamış olan Devlet Başkanı’na yakında arz edilecektir.
Rusya’ya nasıl bir filo lazım; küresel meseleleri çözecek devasa bir yapı mı, yoksa kıyı savunmasına odaklı kompakt bir güç mü?
Rusya’ya, tüm hayati meseleleri çözebilecek ve zamanın -bilhassa teknolojik- icaplarına cevap verebilecek, dengeli bir filo gereklidir. Deniz harp sanatının kökten değiştiği bir çağda yaşıyoruz. Daha yakın zamanda filonun envanterine mürettebatsız tekneler girdi; fakat çok uzak olmayan bir gelecekte dünyanın önde gelen donanmaları, en azından “korvet” sınıfında mürettebatsız gemilerle kitlesel olarak takviye edilecektir. Deniz savaşının çehresini tamamen değiştirecek daha onlarca yeni teknoloji devreye girecektir. Bu ahvalde, bizim de yüksek teknolojiye dayalı bir filo inşasına oynamamız icap eder. İşte bu yüzden, zikredilen belgelere koyduğumuz önceliklerden biri “teknolojik liderlik”tir.
Abluka senaryosundan bahsettiniz. Geçenlerde Fransa Genelkurmay Başkanı Mandon; Baltık Denizi’nin güya tamamen NATO’nun elinde olduğunu ve Rusya için her an kapatılabileceğini beyan etti. Cevabımız ne olacak?
Baltık’ta vaziyet elbette çetrefilli. NATO mensupları fiilen taarruz harekatlarına odaklı, çok uluslu bir gruplaşma teşkil ediyorlar. Mesela Finler, ülkemizin kuzeybatı bölgelerini pekala vurabilecek menzilde taarruz silahlarıyla donatılmış korvetler ediniyorlar. Diğer hususların yanı sıra, NATO planları; Kaliningrad bölgesinin ablukaya alınmasını, ticaret gemilerine el konulmasını ve bilahare kinik bir tavırla yine bizi suçlayacakları su altı iletişim hatlarına yönelik sabotajları ihtiva ediyor.
Ülkemize yönelik her türlü deniz ablukası teşebbüsü, uluslararası hukuk nezdinde gayrimeşrudur. AB temsilcilerinin her köşe başında dillerine pelesenk ettikleri o “gölge filo” [4] kavramı da hukuki bir kurgudan ibarettir. Yine de ilk adım olarak, genel kabul görmüş siyasi-diplomatik ve hukuki mekanizmaları devreye sokacağız. Ancak dürüst olalım; Batı’nın diplomasiye ve hukuka zerre kadar saygısı kaldığına dair ümitlerimiz tükenmek üzere.
Diploması ve hukuk işe yaramazsa, o zaman ne olacak?
Esasında Avrupalılar, deniz ablukası planlarını hayata geçirerek bilinçli bir askeri tırmanış senaryosu uyguluyor, sabrımızın sınırlarını yokluyor ve bizi aktif karşı tedbirlere kışkırtıyorlar. Şayet bu vaziyet barışçıl yollarla tanzim edilemezse, o vakit ablukayı Donanma yaracak ve bertaraf edecektir. Unutmayalım ki, denizlerde Avrupa bayrakları altında seyreden pek çok gemi var. Onların ne taşıdığı ve nereye gittiği, bizim de ilgimizi çekmeye başlayabilir.
Yani Dünya Okyanusu, birkaç asır evvel olduğu gibi, işbirliği sahası olmaktan çıkıp yeniden bir harp meydanına mı dönüşüyor?
Vakıalar gösteriyor ki deniz, yeniden askeri saldırganlıklar için bir harekat üssü haline gelmektedir. Venezuela’da yahut İran etrafında yaşananların da işaret ettiği üzere, o eski “gambot diplomasisi” [5] pratiği geri dönüyor. Fakat hüküm verirken sadece Batılı ülkelerin eylemlerine bakmamak lazım. Batı, denizlerde uzun süre, hatta bulunduğumuz asrın başına kadar hüküm sürdü; fakat artık onların hegemonyası büyük ölçüde maziye karıştı.
Halihazırdaki kilit vazife, Dünya Okyanusu’nda çok kutuplu bir dünya düzeni tesis etmektir ve Rusya, hemfikir olduğu müttefikleriyle birlikte bu konuda faal bir mesai harcamaktadır. Denizcilik Kurulu vasıtasıyla yabancı ortaklarımızla düzenli müzakereler yürütüyoruz. Şunu belirteyim ki; Rusya’nın deniz askeri işbirliği, ticari gemicilik, liman altyapısının geliştirilmesi, gemi inşası, deniz bilimleri ve eğitimi alanlarındaki teklifleri fevkalade müspet karşılanmaktadır. BRICS’in potansiyelini devreye sokuyoruz; artık bu yapıya tam manasıyla stratejik bir deniz boyutu kazandırmanın vakti gelmiştir. Ocak ayında Güney Atlantik’te Rusya, Çin, İran, BAE ve Güney Afrika’nın iştirakiyle ilk BRICS deniz tatbikatı olan “Barış İradesi-2026” başarıyla icra edildi. Donanmalar, Batı korsanlığı da dahil olmak üzere günümüzde giderek daha savunmasız hale gelen ticaret yollarının korunması hususunda müşterek çalışma pratikleri geliştirdi. Hürmüz Boğazı’nda Rusya, Çin ve İran’ın gemilerini sevk ettiği “Deniz Güvenlik Kuşağı-2026” tatbikatı da son derece isabetli olmuştur.
Harp gemilerinin inşası ve genel gemi inşaatı mevzusuna dönersek. Kalifiye kadroların yetiştirilmesi gerekliliğinden defalarca bahsettiniz. Bu sahada bir muvaffakiyet var mı?
Önceliğimiz, gemi inşaatını ve yan sanayileri; hem maddi hem kariyer hem mesleki ve hatta gündelik yaşam açısından uzmanlar için cazip bir saha haline getirmektir. Evet, halen orta mesleki ve yüksek öğrenime sahip uzmanlar konusunda ciddi bir açık görüyoruz ama aynı zamanda denizcilik teknik üniversitelerine ve kolejlerine başvuranların sayısı da artıyor. Sektörün kadro yapısı gençleşiyor. Tersaneler tedricen çehre değiştiriyor; pek çok atölyeye girmek artık insana keyif veriyor, insanlar oralara şevkle çalışmaya gidiyor, emekleri kıymet görüyor. Eğer büyük bir deniz devleti olarak kalmak istiyorsak, gemi inşa mühendisliği mesleği -maddi boyutunu bir kenara bırakıyorum- izzet ve hürmetle kuşatılmalıdır.
Peki ya gençler? Sektöre rağbet ediyorlar mı?
Daha 2-3 sene evveline kadar gemi inşaatında genç uzmanlara rastlamak, sadece çalışma koşulları yüzünden değil, aynı zamanda kalıplaşmış yargılar sebebiyle de istisnai bir durumdu. Gemileri ancak yaşı kemale ermiş, tecrübeli insanların inşa etmesi gerektiği düşünülürdü. Bir yönetici, gençlerin diskli telefon kullanmayı bile bilmediğini söyleyerek latife ediyordu. Hakikatte ise genç uzmanlarımız bilgili, enerjik; dijitalleşme ve yapay zeka gibi ileri alanlarda iyi donanımlı olup, işe sıra dışı ve inovatif bir yaklaşım sergiliyorlar. Geçenlerde Moskova Tersanesi’ni açtık. Orada üretilen elektrikli gemilerin orijinal tasarımı ve konstrüksiyonu, yaş ortalaması 30’u zor bulan mimar ve mühendislere aittir. Bana kalırsa bu, sektörün gençleşmesinin en güzel timsalidir.
Denizciler arasında da aynı eğilim mevcut mu?
Hem VMF hem de sivil filo, istikbal vadeden ve azimli uzmanlarla takviye ediliyor. Ocak ayında Pasifik Filosu fırkateyni “Marşal Şapoşnikov”u ziyaret ettim. Denizciler beni misafir etmek, gemiyi gezdirmek istediler. Subay salonunda (kamara) subaylarla hasbihal ettim ve memnuniyetle müşahede ettim ki; bunlar ekseriyetle enerjik çocuklar, denizcilik zanaatının ustaları… Üstelik zeki, keskin sorular soruyor; ciddi ve stratejik kategorilerle düşünüyorlar.
Gençlik, sivil filoya da şevkle yöneliyor. Bu, büyük ölçüde zamanın icaplarına göre yeniden yapılandırılan yerli denizcilik eğitiminin bir başarısıdır. Müstakbel denizcilerin ve gemi inşaatçılarının eğitimi, hakikaten heyecan verici bir meşgale haline geldi. Eğitim, dünyada emsali olmayan modern simülatörlerde veriliyor. Öğrencilerin staj yapabileceği ve kendi araştırma projelerini hayata geçirebileceği üretim laboratuvarları açılıyor. Meşhur “Korabelka”yı [6], “Makarovka”yı [7] ve diğer üniversiteleri ziyaret ettiğimde tüm bunları bizzat görüyorum.
Gençlerin denize her şeyden evvel romantizm için açıldığı zamanlar vardı…
Elbette, işte tam da bu yüzden, finansal teşvik araçlarının yanı sıra, yeni nesil denizcilerde o romantizm ruhunu yeniden diriltmenin; müstakbel bahriyelilerde vatanlarına karşı mesuliyet bilincini küçük yaşlardan itibaren terbiye etmenin ve genç gemi inşaatçılarına başarılarından haz duymayı öğretmenin vakti gelmiştir. Gençler arasında denizcilik mesleklerinin itibarını yükseltmek, Rus denizcilik tarihini ve gemi inşaatını popülerleştirmek icap eder.
Seri gelmişken; bu yıl, iki yüzden fazla yerli denizaltının genel tasarımcısı, büyük ve yetenekli alim, mühendis İgor Dmitriyeviç Spasski’nin [8] yüzüncü doğum yılı idrak edilecek. Onun Vatan’a sadakati ve Donanma’ya bağlılığı, modern denizci ve tasarımcı nesli için bir emsal teşkil etmektedir.
2026 yılı, denizcilik sahasında başka jübile ve anma tarihleri açısından da zengindir. Mart ayında Rus Donanması, denizaltı filosunun kuruluşunun 120. yılını kutlayacak. Ve tabii ki, içinde bulunduğumuz yıl, Rusya’nın varlığını ilk imparatorumuza borçlu olduğu Rus filosunun 330. kuruluş yıldönümüdür. Büyük Petro, diğer sözlerinin yanı sıra şöyle demişti: “Huzura itimat edip askerlik işinde gevşeklik göstermek icap etmez.” [9] Bu sözü, Vatan Savunucuları Günü arifesinde hususi bir manayla iktibas etmek; bugün Zafer’i yakınlaştıranlara, orduda ve donanmada muharebe görevlerini ifa edenlere ve savunma sanayi işletmelerinde ter dökenlere şükranlarımı sunmak isterim. Tüm kalbimle size ve ailelerinize sağlık, saadet, barış ve esenlik diliyorum.
[1] Denizcilik Kurulu (Морская коллегия – Morskaya Kollegiya): Patruşev’in unvanı sıradan bir bürokratik atama değildir. “Morskaya Kollegiya”, kökleri Büyük Petro dönemine (1718) dayanan, Çarlık Rusyası’nın denizcilik idaresini merkezileştiren tarihi bir kurumdur. Kremlin, bu ismi yeniden canlandırarak Rusya’nın denizcilikteki imparatorluk mirasına ve “büyük devlet” (Derjava) iddiasına atıfta bulunur. Bu kurum, askeri ve sivil denizciliğin “beyni” olarak konumlandırılmıştır. (ç.n.)
[2] Vatan Savunucuları Günü (День защитника Отечества – Den zahitnika Oteçestva): Eski adıyla “Kızıl Ordu Günü” (23 Şubat). Rusya’da fiilen “Erkekler Günü” olarak kutlansa da, 2022 sonrası konjonktürde militarist ve patriyotik anlamı zirveye çıkmıştır. Patruşev, bu mülakatı sıradan bir günde değil, ordunun kutsandığı bu “seküler bayram” arifesinde vererek sözlerine manevi bir zırh giydirmektedir. (ç.n.)
[3] Batılı Korsanlar (Западные корсары – Zapadnıye korsarı): Patruşev burada basit “korsan” (pirat) kelimesini kullanabilirdi ama “korsar”ı (corsair) seçmiş. Korsan, yasasız hayduttur; “Korsar” (Fransızca corsaire) ise devletinden aldığı icazetle (Letters of Marque) düşman gemilerini yağmalayan “resmi” deniz akıncısıdır. Patruşev, Batılı devletlerin Rus gemilerine el koymasını “hukuksuzluk” olarak değil, Batı devletlerinin resmi ama haydutça bir politikası olarak nitelendiriyor. (ç.n.)
[4] Gölge Filo (Теневой флот – Tenevoy flot): Batı medyasında Rusya’nın petrol yaptırımlarını atlatmak için kullandığı, sigortasız ve yaşlı gemilerden oluşan filoya verilen ad. Patruşev, “dillerine pelesenk ettikleri” (razmahivayut na kajdom uglu – kelime anlamıyla ‘her köşede salladıkları’) diyerek bu kavramı küçümsüyor ve bunun Batı’nın uydurduğu bir “hukuki kurgu” (yuridiçeskaya fiksiya) olduğunu ifade ediyor. (ç.n.)
[5] Gambot Diplomasisi (Дипломатия канонерок – Diplomatiya kanonerok): 19. yüzyılda emperyalist güçlerin, daha zayıf ülkelerin kıyılarına savaş gemisi (gambot) göndererek siyasi taviz koparma stratejisi. Patruşev, Batı’nın Venezuela ve İran’a karşı tutumunu bu arkaik ve sömürgeci terimle tanımlayarak, onları “modern zamanların sömürgecileri” olarak çerçeveliyor. (ç.n.)
[6] Korabelka (Корабелка): St. Petersburg Devlet Deniz Teknik Üniversitesi’nin (SPbGMTU) halk arasındaki sevecen lakabı. Nasıl ki İTÜ’ye “Teknik Üniversite” denirse, Rus denizcilik camiasında da buraya “Gemicik” veya “Gemi Okulu” manasında Korabelka denir. (ç.n.)
[7] Makarov (Макаровка): Amiral Makarov Devlet Denizcilik ve İç Su Yolları Üniversitesi. Sivil denizciliğin en prestijli okuludur. Patruşev “Makarovka” diyerek, o okulun kültürüne, zorlu eğitimine ve mezun dayanışmasına selam çakıyor. (ç.n.)
[8] İgor Spasski (Игорь Спасский): Sovyet ve Rus denizaltı tasarımının efsanevi ismi. Rubin Tasarım Bürosu’nun başındaydı. Patruşev’in onu anması, teknolojik sürekliliğe ve Sovyet mirasının modern Rusya’daki meşruiyetine yapılan bir vurgudur. 2026 yılı, onun 100. doğum yılıdır (d. 1926). (ç.n.)
[9] Petro’nun sözü: Orijinal: «Надеясь на мир, не надлежит ослабевать в военном деле». “Barışa umut bağlayıp…” şeklinde motomot çevirmek yerine, 17. yüzyıl sonu/18. yüzyıl başı Osmanlı-Türk diplomatik diline yakın, hafif arkaik bir ton tercih ettik: “Huzura itimat edip askerlik işinde gevşeklik göstermek icap etmez.” (ç.n.)
Rusya
Moskova’dan Londra açıklaması: Büyükelçi Kelin’in görevi sona erdi

Rusya’nın Londra Büyükelçisi Andrey Kelin’in diplomatik görevinin planlı şekilde sona erdiği açıklandı. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, yeni büyükelçinin uygun zamanda duyurulacağını açıkladı.
Rusya’nın Londra Büyükelçisi Andrey Kelin’in İngiltere’deki diplomatik misyonunu planlı şekilde tamamladığı bildirildi. Gelişmeyi Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova basın toplantısında duyurdu.
Zaharova, “Andrey Vladimiroviç Kelin, büyükelçilik görevindeki süresini planlı biçimde tamamladı” dedi.
Kelin’in yerine atanacak yeni büyükelçinin adının uygun zamanda kamuoyuna açıklanacağını belirten Zaharova, “Büyükelçi atama süreci Rusya Federasyonu Devlet Başkanı’nın yetkisindedir. Bu süreç bir anda gerçekleşmez; belirlenen usullere uygun olarak olağan akışında ilerler” ifadelerini kullandı.
Sözcü Zaharova, Kelin’in görevinin sona ermesinin “siyasallaştırılmaması” çağrısında bulundu. Kelin’in “son derece zorlu bir dönemde” görev yaptığını belirten Zaharova, büyükelçinin görev süresine koronavirüs salgını ile Londra’nın “Rusya karşıtı kampanyasını” yoğunlaştırdığı sürecin denk geldiğini savundu.
Bakanlık Sözcüsü, “Kelin, ülkemizin çıkarlarını koruma ve aynı zamanda diyalog kanallarını sürdürme konusunda önemli bir çalışma yürüttü. Üstelik bu durum, İngiliz tarafının ikili ilişkileri tamamen tasfiye etme çabalarına rağmen gerçekleşti” değerlendirmesini yaptı.
Kelin 2019’dan bu yana görevdeydi
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Andrey Kelin’i Londra Büyükelçisi olarak Kasım 2019’da atamıştı. Kelin, bu makamda sekiz yıl boyunca görev yapan Aleksandr Yakovenko’nun yerine geçmişti. Kelin, Temmuz ayında yaptığı bir açıklamada misyonunu “yakın zamanda” noktalayacağını duyurmuştu.
Kelin, büyükelçilik görevine getirilmeden önce Rusya Dışişleri Bakanlığı Pan-Avrupa İşbirliği Dairesi Başkanlığı görevini yürüttü; 2011-2015 yılları arasında ise Rusya’nın Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Daimi Temsilcisi olarak görev yaptı. Diplomatik kariyerine 1979 yılında başlayan Kelin, kıdemli bir diplomat olarak tanınıyor.
Andrey Kelin, 2020 yılında RBK’ya verdiği mülakatta Moskova ile Londra arasındaki siyasi ilişkilerin “donma noktasında veya buna çok yakın” olduğunu ifade etmişti. Kelin bununla birlikte, yaşanan siyasi krize rağmen iki ülke arasındaki ekonomik, bilimsel ve kültürel bağların korunduğunu dile getirmişti.
Rusya
Rusya’da Duma seçimlerine beş kala: Neler biliyoruz?

Rusya’da halk, parlamentonun alt kanadı Devlet Duması’nın yeni üyelerini belirlemek üzere 18-20 Eylül 2026 tarihlerinde sandık başına gidiyor. Seçimlerde 450 sandalye için yarışacak siyasi partiler ve adaylar netleşirken, yapay zeka yasakları ve yeni elektronik oylama sistemleri de devreye giriyor.
Rusya Federasyonu Federal Meclisi Devlet Duması, Rusya parlamentosunun iki kanadından birini oluşturuyor. Diğer kanat olan Federasyon Konseyi ile birlikte çalışan Duma, yasalarda böyle bir ayrım bulunmamasına rağmen gündelik dilde geleneksel olarak parlamentonun alt kanadı olarak adlandırılıyor.
Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 16 Haziran’da imzaladığı kararname uyarınca, Devlet Duması milletvekili olağan seçimleri 20 Eylül 2026 tarihinde yapılacak. Rusya Merkez Seçim Kurulu (MSK) ise 17 Haziran’da aldığı kararla oy verme işleminin 18 ile 20 Eylül tarihleri arasında üç gün sürmesini onayladı. Bu durum, vatandaşların bu üç günden birinde oy kullanabileceği, ancak resmi seçim gününün 20 Eylül olarak kabul edileceği anlamına geliyor. Bu gün, Ortak Seçim Günü (EDG) olarak adlandırılıyor.
Milletvekili seçimlerine ilişkin mevzuat, Rusya Anayasası’na dayanıyor ve seçim haklarının temel güvenceleri ile milletvekili seçimlerine dair yasalardan oluşuyor.
Devlet Duması seçimlerini kim ilan ediyor?
Devlet Duması seçimleri, Devlet Başkanı’nın kararnamesiyle ilan ediliyor ve belgenin imzalandığı andan itibaren seçim kampanyası resmi olarak başlıyor. Mevzuat, oy verme gününün belirlenmesi için kesin süreler öngörüyor: Kararın, seçim tarihinden 90 ila 110 gün önceki dönemde alınması gerekiyor. Devlet Başkanı’nın kararnameyi belirlenen sürede yayımlamaması halinde, seçimi ilan etme yetkisi Merkez Seçim Kuruluna geçiyor. Her halükarda oy verme tarihi, bir önceki dönemin görev süresinin sona erdiği ayın üçüncü pazar gününe denk geliyor.
Parlamentonun alt kanadının mevcut döneminin yetkileri, yeni dönemin çalışmalarına başladığı andan itibaren sona eriyor.
Duma milletvekilleri ne sıklıkla seçiliyor?
Duma’nın bileşimi her beş yılda bir seçiliyor. Parlamentonun bu kanadının görev süresi 2008 yılına kadar dört yıl iken, 2008’de Anayasa’da yapılan değişiklikle bu süre beş yıla çıkarıldı. Duma, ilk kez 2011 yılında beş yıllık bir süre için seçildi. Mevcut 8’inci dönem Devlet Duması 2021 yılında seçilmişti. Buna bağlı olarak, Eylül 2026’da 9’uncu dönem Devlet Duması seçilecek.
Anayasa, Devlet Duması’nın feshedilebileceği (ancak zorunlu olmayan) ve yeni seçimlerin ilan edilebileceği bir dizi durum öngörüyor. Bunlar arasında, hükümet başkanı adaylarının üç kez reddedilmesi, başbakan yardımcıları ve federal bakan adaylarının üç kez reddedilmesi (bu durumda hükümet üyelerinin üçte birinin makamının boş kalması şartıyla) ve üç ay içinde hükümete iki kez güvensizlik oyu verilmesi yer alıyor. Duma’nın feshedilmesi durumunda Devlet Başkanı yeni bir seçim tarihi belirliyor.
Uygulamada, Devlet Duması’nın ilk kez seçildiği 1993 yılından bu yana Anayasa’nın fesihle ilgili hükümleri hiç işletilmedi.
Devlet Duması’nın son seçimleri ne zamandı?
Sekizinci dönem Devlet Duması, çalışmalarını 27 Temmuz 2026’da tamamladı. Bu meclis, 2021 seçimlerinin sonuçlarına göre oluşturulmuştu. Oy verme işlemi 17-19 Eylül tarihleri arasında üç gün boyunca sürmüştü. Bir önceki döneme kıyasla parlamentoda temsil edilen parti sayısı dörtten beşe çıkmıştı: Birleşik Rusya, Rusya Federasyonu Komünist Partisi (KPRF), Rusya Liberal Demokrat Partisi (LDPR) ve Adil Rusya partilerinin yanı sıra, seçimlerden yaklaşık bir buçuk yıl önce kurulan Yeni İnsanlar partisi de parlamentonun alt kanadına girmişti. Anayasal çoğunluğu 324 sandalye kazanan Birleşik Rusya korumuştu. KPRF 57, Adil Rusya 27, LDPR 21 ve Yeni İnsanlar 13 sandalye elde etmişti. Bütün bu siyasi güçler kendi gruplarını kurmuştu. Bunun dışında parlamentoya beş bağımsız aday ve diğer partilerden üç temsilci girmiş, bunların çoğu daha sonra parti gruplarına katılmıştı.
Devlet Duması seçimleri nasıl işliyor?
Devlet Duması’nda 450 milletvekili bulunuyor. Dönem içinde milletvekillerinin başka görevlere geçmesi, vefat etmesi, yetkilerinin erken sonlandırılması gibi nedenlerle bu sayı azalabiliyor. Milletvekilinin seçilme şekline bağlı olarak, yetkisi başka bir kişiye devredilebiliyor veya ara seçim kararı alınabiliyor.
Duma milletvekilleri karma nispi-çoğunluk sistemiyle seçiliyor: 225 milletvekili parti listelerinden, 225 milletvekili ise tek isimli dar bölge seçim çevrelerinden seçiliyor.
Her partinin federal listesi, genel federal bölüm ile bir veya birkaç bölgeyi kapsayan bölgesel gruplardan oluşuyor. Listenin tamamı 200 ila 400 aday içermek zorunda.
Listenin genel federal bölümüne en fazla 15 kişi girebiliyor. Partiler, seçmenlerden en yüksek oyu alabilmek için genellikle liderlerini ve en tanınmış, en çok bilinen partilileri bu bölüme dahil ediyor. Seçimler yapıldıktan sonra, listede yer alan adaylar kazandıkları vekilliklerden feragat edip bunları partinin diğer üyelerine devredebiliyor (“lokomotif” taktiği). Uygulamada genel federal bölüm, (örneğin bu eylül seçimlerinde Yeni İnsanlar partisinin listesinde olduğu gibi) üç adaydan da oluşabiliyor veya (örneğin KPRF’de olduğu gibi) azami sınırda da tutulabiliyor.
Bölgesel bölümün, Rusya’nın bütün bölgelerini kapsayan en az 35 gruptan oluşması gerekiyor.
Genel olarak listenin genel federal bölümü ve bölgesel gruplardaki ilk sıralar neredeyse kesin seçilme garantisi taşıdığından, partiler en değerli adaylarını bu pozisyonlara yerleştirmeye çalışıyor.
Milletvekillerinin diğer yarısı tek isimli dar bölge seçim çevrelerinden seçiliyor; bunların sayısı 225. Ülkenin bütün toprakları bu çevrelere bölünmüş durumda. Her seçim çevresinden bir milletvekili seçiliyor. Bölgelerin seçim çevrelerine nasıl bölüneceği, nüfuslarına ve dolayısıyla seçmen sayılarına bağlı. 2025 yılının ilkbaharında seçim çevrelerinin yeni sınırları onaylandı. Bölgelerin nüfuslarındaki değişim ve Donetsk Halk Cumhuriyeti (DHC), Lugansk Halk Cumhuriyeti (LHC), Herson ve Zaporojye bölgelerinin Rusya’ya katılmasına dair yasaların imzalanması nedeniyle böyle bir önleme ihtiyaç duyuldu.
Sonuç olarak, Moskova ve Moskova bölgesi gibi bazı bölgeler ek bir seçim çevresi kazanırken, bazıları seçim çevrelerinden birini kaybetti. Ayrıca, Duma seçimlerine ilk kez katılacak olan dört yeni bölge de seçim çevrelerine ayrıldı. Bir kişi hem listede yer alıp hem de aynı anda tek isimli dar bölge seçim çevresinden aday olabiliyor.
Seçimlerde seçmene iki oy pusulası veriliyor: Birinde parti listeleri yer alıyor ve seçmen listenin bütününe oy veriyor; diğerinde ise kendi tek isimli dar bölge seçim çevresindeki adaylar bulunuyor ve bunlardan birine oy vermesi gerekiyor. Partilerin amblemlerinin pusulada hangi sırayla yer alacağı MSK tarafından kura ile belirleniyor. Seçim çevresinden vekillik için yarışan adaylar ise pusulada alfabetik sıraya göre diziliyor.
Bir partinin Devlet Duması’na girebilmesi için, seçime katılan seçmenlerin en az yüzde 5’inin oyunu alması gerekiyor.
Devlet Duması’nda sandalyeler nasıl dağıtılıyor?
Tek isimli dar bölge seçim çevrelerinde milletvekilleri basit çoğunlukla seçiliyor; en çok oyu alan aday Devlet Duması’na giriyor.
Geriye kalan 225 sandalyenin dağıtımı, listelere verilen oyların sayılmasının ardından orantılı olarak yapılıyor. Bunun için, yüzde 5 barajını aşan bütün partilerin listelerine verilen toplam oy sayısı 225’e bölünüyor. Çıkan sonuç kotayı, yani bir sandalye elde etmek için gereken oy sayısını ifade ediyor. Ardından, her bir partiye verilen oy sayısı bu kotaya bölünüyor. Böylece, bir partinin listesi ne kadar çok oy alırsa, dar bölgeden kazandığı vekilliklere ek olarak o kadar çok sandalye elde ediyor. Her bir sandalye bir milletvekilliği anlamına geliyor.
Seçimlere hangi partiler katılabiliyor?
Bu yıl Adalet Bakanlığı 20 siyasi partiyi tescil etti; bunlardan 17’si Devlet Duması seçimlerine katılma hakkına sahip: 11’i aday göstermek için imza toplama zorunluluğu olmaksızın, altısı ise zorunlu imza toplama şartıyla katılabiliyor.
Bir partinin yasal olarak tam kapsamlı faaliyete başlayabilmesi için tescil edilmesi zorunlu bir aşama. Tescil sırasında parti, Tüzel Kişiler Tekil Devlet Siciline (EGRYUL) kaydediliyor. Ancak bu durum partiye otomatik olarak Devlet Duması seçimlerine katılma hakkı vermiyor. Bu imkana sahip olabilmek için partilerin Duma’da veya bölge parlamentolarında milletvekillerinin bulunması, bir önceki Duma seçimlerinde en az yüzde 3 oy almış olması veya adaylığını desteklemek üzere en az 200 bin imza toplaması (her bölgeden en fazla 7 bin olmak şartıyla) gerekiyor.
İmza toplamadan seçimlere katılma hakkı kazanan partiler ve gerekçeleri şöyle:
- Birleşik Rusya (Duma’da milletvekili var)
- KPRF (Duma’da milletvekili var)
- LDPR (Duma’da milletvekili var)
- Adil Rusya (Duma’da milletvekili var)
- Yeni İnsanlar (Duma’da milletvekili var)
- Emekliler Partisi (Bölge parlamentosunda milletvekili var)
- Yeşiller (Bölge parlamentosunda milletvekili var)
- Rodina (Bölge parlamentosunda milletvekili var)
- Rusya Komünistleri (Bölge parlamentosunda milletvekili var)
- Yabloko (Bölge parlamentosunda milletvekili var)
- Doğrudan Demokrasi Partisi (Bölge parlamentosunda milletvekili var)
İmza toplaması gereken altı partiden hiçbiri, aday listelerinin onaylanması için gerekli belgeleri süresi içinde MSK’ya teslim etmedi. Bu partiler şunlar: Rusya Demokratik Partisi, Rusya Federasyonu Kazak Partisi, Rusya’nın Yeniden Doğuşu Partisi, İlerleme Partisi, Adalet İçin Parti ve Rusya Özgürlük ve Adalet Partisi.
Seçimlere katılma hakkı bulunmayan geriye kalan üç partiden Yeşil Alternatif, resmi olarak tasfiye kararı aldı ve fiilen ekoloji gündemine sahip diğer parti olan Yeşiller’e katılacak. Sivil Platform partisinin faaliyetleri Yüksek Mahkeme kararıyla askıya alındı. Sosyal Güvenlik Partisi hakkında ise mahkeme, haziran ayında Adalet Bakanlığının tasfiye talepli idari davasını kabul etti.
Aday gösterme süreci nasıl işliyor?
21 yaşını doldurmuş ve ülkede sürekli ikamet eden her Rusya vatandaşı Devlet Duması milletvekili adayı olabiliyor. Mahkeme tarafından fiil ehliyeti kısıtlanmış olanlar, cezaevinde cezasını çekenler, başka bir devletin vatandaşlığına veya oturum iznine sahip olanlar ve belirli suçlardan hüküm giymiş kişiler bu haktan mahrum bırakılıyor.
Bir aday hem bir partiden aday gösterilebiliyor hem de bağımsız olarak (ancak bu durumda yalnızca tek isimli dar bölge seçim çevresinden) seçime girebiliyor.
Resmi seçim kampanyası başlamadan önce partiler kimi aday göstereceklerine karar veriyor. Partilerin listelerinin bileşimi ve tek isimli dar bölge seçim çevrelerindeki adaylar hakkında resmi karar aldıkları aday gösterme aşaması, haziran ve temmuz aylarındaki kongrelerde gerçekleştirildi. Adaylara yönelik oylamalar gizli yapıldı. MSK’nın onayladığı takvime göre, aday gösterme işlemi 11 Temmuz dahil olmak üzere bu tarihe kadar mümkündü.
Birleşik Rusya, yaklaşan seçimler için 600’den fazla kişiyi aday gösterdi. Listenin genel federal bölümüne beş kişi girdi: Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Moskova Belediye Başkanı Sergey Sobyanin, Devlet Başkanı Çocuk Hakları Komiseri Mariya Lvova-Belova, savaş muhabiri Yevgeniy Poddubnıy ve Yunarmiya ana karargah başkanı Vladislav Golovin.
KPRF’nin listesinin başında parti başkanı Gennadiy Zyuganov bulunuyor. Onun dışında ilk beşte, milletvekilleri ve Komünist Parti Merkez Komitesi Başkanlık Divanı üyeleri Yuriy Afonin, Dmitriy Novikov ve İvan Melnikov ile Hakasya Başkanı Valentin Konovalov yer alıyor.
LDPR’nin ilk beşi şu isimlerden oluşuyor: Başkan Leonid Slutskiy, gönüllü tugay komutanı Aleksey Vereşçagin, Devlet Duması Gençlik Parlamentosu eski başkanı Mariya Voropayeva, milletvekili Andrey Lugovoy ve ABD’de yasa dışı silah ticareti suçlamasıyla hapis yatmış olan iş insanı Viktor But.
Adil Rusya, listenin genel federal bölümüne dört kişiyi dahil etti: Parti lideri Sergey Mironov, Devlet Duması Başkan Yardımcısı Aleksandr Babakov, milletvekili ve televizyon sunucusu Marina Kim ile askeri operasyon katılımcısı Oleg Çernışev.
Yeni İnsanlar partisinin federal listesinde üç isim bulunuyor: Parti başkanı Aleksey Neçayev, Duma Başkan Yardımcısı Vladislav Davankov ve milletvekili Sardana Avksentyeva.
Yabloko partisinin seçime kabulü ve ihracı
Merkez Seçim Kurulu, 29 Temmuz’da Yabloko partisinin federal listesini tescil etti. Listenin başında Çelyabinsk teşkilatı başkanı Yaroslav Şçerbakov yer aldı. İlk yedide ayrıca St. Petersburg yasama meclisi milletvekili Dmitriy Anisimov ve Moskova Yabloko başkanı Kirill Gonçarov da bulunuyordu.
Parti, Devlet Duması seçimlerine “Barış ve özgürlük için! Korkusuz bir yaşam için!” sloganıyla giriyordu. Programın ana maddeleri ateşkes ve barışın sağlanmasıydı.
MSK, 5 Ağustos’ta yapılan kuranın ardından tescilli partilerin oy pusulasındaki yerleşim sırasını onayladı. Yabloko’ya burada ikinci sıra düştü.
7 Ağustos’ta Rodina partisi, Yabloko’nun tescilinin iptali için Yüksek Mahkemeye dava açtı. Rodina Başkanı, Devlet Duması milletvekili ve LDPR grubu üyesi Aleksey Juravlev, davada rakiplerin yarış dışı bırakılması için üç potansiyel gerekçe bulunduğunu savundu: Kampanyanın sosyal ağlarda finanse edilmesi, görsellerde telif hakkı ihlali ve partinin barış ile askeri eylemlerin durdurulması yönündeki seçim öncesi çağrılarında aşırılıkçılık.
Yüksek Mahkeme, 10 Ağustos’ta Yabloko’nun Devlet Duması seçimlerindeki tescilini iptal etti. Parti karara itiraz etti, ancak Yüksek Mahkeme Temyiz Kurulu 17 Ağustos’ta şikayeti reddetti.
Haziran ayında eski Devlet Duması milletvekili Boris Nadejdin, Mıtişçi tek isimli dar bölge seçim çevresinden Devlet Duması’na aday olma niyetini açıkladı. Adalet Bakanlığı, 10 Temmuz’da kendisini yabancı ajanlar siciline dahil etti. 2024 yılında seçim mevzuatında yapılan değişiklikler, yabancı ajan olarak kabul edilen kişilerin hiçbir düzeydeki seçime katılmasını yasaklıyor. Bir hafta sonra Dolgoprudnıy Şehir Mahkemesi, Nadejdin’i aşırılıkçı semboller sergilemekten suçlu bularak kendisine bin ruble para cezası verdi.
Adayların tesciline veya tescilin reddine ilişkin nihai karar 16 Ağustos’a kadar verilecek. Oy pusulaları için kesin listeler ancak bundan sonra oluşturulacak.
Buna ilişkin bilgiler MSK, bölgesel seçim kurulları ve partilerin kendileri tarafından yayımlanacak.
Partiler seçimlere hangi sloganlarla giriyor?
Birleşik Rusya, “halk programı” olarak adlandırdığı programa dayanıyor ve “ulusal kalkınma ajandasının uygulanmasına yönelik çalışmaları sürdürmek” amacıyla seçimlere giriyor.
LDPR programının temel hedefleri olarak çok çocuklu ebeveynler için vergi yükünün azaltılması, emekli maaşları ve sosyal yardımların her yıl en az yüzde 20 oranında endekslenmesi, öğrenci burslarının asgari ücret seviyesine çıkarılması ve genç uzmanlar, kamu çalışanları ile barınma koşullarını iyileştirmeye ihtiyaç duyan aileler için yüzde 3 faizli “Halk İpoteği” programının başlatılmasını belirledi.
Doğrudan Demokrasi Partisi insan onuru, adil toplum, güçlü devlet ve açık dünya hakkında 12 tez öne sürdü.
Yeşiller’in programı; kamusal ekolojik denetim, enerji fiyatlarının devlet tarafından düzenlenmesi, erişilebilir konut, adil vergi politikası, modern teknolojiler kullanılarak herkes için erişilebilir sağlık hizmeti, Rus tarımının desteklenmesi ve gıda kalitesinin sıkı denetimini içeren yedi adımdan oluşuyor.
Adil Rusya kendine on hedef belirledi: “Savunucuları korumak”, “Rusya’nın kültürünü gelecek nesillere aktarmak”, “Fiyat artışlarını durdurmak”, “Maaşları artırmak, emekliliği onurlu hale getirmek”, “Rus ailelerini korumak”, “Erişilebilir konut, konut ve fatura tarifelerini dondurmak”, “Ücretsiz ve erişilebilir sağlık hizmetini halka geri vermek”, “Kaliteli ve ücretsiz modern eğitim”, “Göçü sıkı kontrol altına almak”, “Vatandaşların dijital haklarını garanti altına almak”.
Rodina partisinin programında devlet kurucu halkın önceliği, göçün sıkı kontrolü, ekonomik egemenlik, çalışanların yoksulluğunun ortadan kaldırılması, aile ve çok çocukluluk kültü ile Transdinyester’in Rusya ile yeniden birleşmesi üzerine 12 tez bulunuyor.
KPRF; “Fiyat, borç ve tarife artışlarına son”, “Halk için sağlık”, “Haraçsız eğitim”, “Ülkenin zenginliklerini halka geri vermek”, “Banka sistemini ülkenin hizmetine sunmak”, “Vergi yükünü zenginlere yüklemek”, “Temiz siyaset” gibi tezlerle ilerliyor. Zyuganov’un ifadelerine göre, partinin bütün programı sosyalizmin yeniden inşasını hedefliyor.
Emekliler Partisi, ilk üç tez olarak temel emeklilik geliri, ücretsiz kaliteli protez ve bir milletvekilinin Devlet Duması’nda bulunma süresinin tek dönemle sınırlandırılmasına yönelik yasal girişim sunan Normal Yaşam Programı ile seçimlere giriyor. Programın ana yönelimleri sağlık, emeklilik ve ekonomi, aileler, eğitim, gençlik politikası, iktidarın topluma karşı sorumluluğunun sağlanması, gazilerin ve hizmet eden kişilerin desteklenmesini kapsıyor.
Rusya Komünistleri, stratejik hedeflerini “insanlığın geleceği olarak komünizmin inşası” olarak görüyor. Bunun için ülkenin ulusötesi sermayenin etkisinden kurtarılmasının, ayrıca oligarkların ve “onlarla bütünleşmiş bürokrasinin” iktidardan uzaklaştırılmasının ardından “devrimci dönüşümler” gerçekleştirilmesi gerektiğini savunuyor.
Yeni İnsanlar “normal bir Rusya’ya” giden yolda 12 adım belirledi. Manifestoda bunlar şu şekilde ifade ediliyor: “Güven ve onur ülkenin ana sermayesidir”, “İnternetin düzenlenmesi geniş değil, akıllıca olmalı”, “Yapay Zeka mahkemesi – teknoloji hızında adalet”, “Kendi işini yapanlar, serbest çalışanlar, girişimciler; ekonomi sizsiniz”, “Güçlü bölgeler güçlü ülkedir”, “Konut lüks değil, bir başlangıçtır”, “Eğitim diploma değil, beceridir”, “Aile demografi değil, insandır”, “Sosyal destek hızlı ve aşağılamadan olmalı”, “Fiyatlar – tekeller yerine rekabet”, “İstikrarlı kurallar kalkınmanın temelidir”, “Yaşamak istenen bir Rusya”.
Kimler oy kullanabilir?
Birini seçme hakkına aktif seçim hakkı, seçilme hakkına ise pasif seçim hakkı deniyor. Mahkeme tarafından fiil ehliyeti kısıtlanmamış ve cezaevinde cezasını çekmeyen 18 yaşını doldurmuş bütün Rusya vatandaşları, Duma seçimlerinde aktif seçim haklarını kullanabiliyor.
Partinin federal listesi için bütün Rusya vatandaşları, tek isimli dar bölge seçim çevresindeki adaylar için ise o bölgenin sınırları içinde kayıtlı olanlar oy kullanabiliyor.
Kağıt pusula ve DEG ile oylama
2026 Devlet Duması seçimlerinde oylamaya katılmak için çeşitli yöntemler öngörülüyor. Bunlardan biri, seçim merkezine geleneksel ziyarettir. Bunun için kişinin kendi seçim merkezinin adresini (MSK’nın sitesi veya Gosuslugi (Rusya’nın e-devleti) portalındaki kişisel hesap üzerinden) önceden öğrenmesi ve çalışma saatleri içinde pasaportuyla oraya gitmesi gerekiyor. Seçim merkezleri genellikle 8:00 ile 20:00 saatleri arasında açık oluyor. Ayrıca, fiilen bulunulan yerdeki uygun herhangi bir merkezde oy kullanma imkanı da sunuluyor; ancak bu durumda Gosuslugi, Çok Fonksiyonlu Kamu Hizmet Merkezleri (MFC) veya seçim kurulu aracılığıyla önceden ilgili başvurunun yapılması gerekiyor.
Bunun yanı sıra, belirli durumlarda (örneğin hastalık veya hasta bir akrabanın bakımı gibi) evde oy kullanılabiliyor. Evde oy kullanma talebinin İlçe Seçim Kurulu (UİK) veya Gosuslugi üzerinden iletilmesi gerekiyor. Bu durumda, kurul görevlileri oy pusulaları ve oylama için gerekli bütün malzemelerle birlikte seçmenin evine gidiyor.
Ulaşılması zor yerlerde yaşayanlar için erken oylama organize edilecek; seçim kurulu üyeleri bu bölgelere giderek resmi oylama başlamadan önce oyları toplayacak. Yurt dışında bulunanlar için ise sınır ötesi seçim merkezleri kurulacak.
Uzaktan Elektronik Oylama (DEG) bu yıl 33 bölgede erişilebilir olacak. MSK Başkanı Ella Pamfilova’nın açıklamasına göre, “durumu tırmandırmamak” amacıyla Duma seçimlerinde DEG sistemine yalnızca daha önce uygulandığı bölgeler için onay verildi. Bu bölgeler arasında Moskova ve Moskova bölgesi bulunuyor. Ancak St. Petersburg ve Leningrad bölgesinde DEG uygulanmayacak.
Bununla birlikte, DEG’in varlığı geleneksel yöntemle oy kullanmaya yönelik bir kısıtlama anlamına gelmiyor. MSK Başkan Yardımcısı Nikolay Bulayev 13 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, seçmenlerin kağıt pusula kullanarak oy verme hakkının federal mevzuatla güvence altına alındığını vurguladı. Bulayev, “Kendi seçim çevresi sınırları içinde seçmen, oy pusulasını kağıt formatında alabilir” dedi.
Moskova’da da (sadece ön başvuru ile pusula verilen 2024 Moskova Şehir Duması seçimlerinin aksine) herhangi bir ek işlem gerekmeksizin kağıt pusula ile oy kullanılabilecek. Moskova Şehir Seçim Kurulu Başkanı Olga Kirillova, “Hiçbir başvuruya, önceden hiçbir şey sunmaya gerek yok. Pusulaların yüzde 100 tirajla basılmasını öngördük” açıklamasını yaptı.
Seçim Komisyonu, seçimlerin hukuki detaylarını açıkladı
2026 Ortak Seçim Günü’nde (EDG), 20 bin 700 milletvekilliğinin doldurulmasının planlandığı “geniş çaplı” bir seçim kampanyası bekleniyor. Sekiz bölgede doğrudan valilik seçimleri yapılacak; ancak Merkez Seçim Kurulu (MSK) Başkanı Ella Pamfilova, siyasi parti temsilcileriyle yaptığı görüşmede haziran sonuna kadar bu sayının artabileceğini belirtti.
Pamfilova’nın açıklamalarına göre, Devlet Duması seçimleri 1 ile 21 Haziran arasında, bölgesel seçimler 11 ile 21 Haziran arasında, yerel yönetim seçimleri ise 21 Haziran ile 1 Temmuz arasında ilan edilecek. Pamfilova, seçmenlerden bu yönde bir “talep” olması nedeniyle oylamanın büyük ihtimalle (18-20 Eylül) üç günlük olacağını söyledi.
Neler yeni?
MSK Hukuk Dairesi Başkanı Oleg Lisitsin, adayları bekleyen yenilikleri anlattı. Örneğin yasada yapılan düzenlemeyle, seçim kampanyasında bir kişinin (ölmüş veya kurgusal kişiler dahil) görüntüsünün ve yapay zeka da dahil olmak üzere üretilmiş ses kopyasının kullanılamayacağı netleştirildi.
Oy pusulalarının teslim süreleri de bir gün kaydırıldı; daha önce cuma günü yapılan oylamalarda pusulalar çarşamba günü merkeze ulaştırılırken, şimdi son gün perşembe olarak belirlendi. Lisitsin bunu şu sözlerle açıkladı: “Kuşkusuz bu yenilik, her şeyden önce ülkemizin şu an içinde bulunduğu zor durumla bağlantılı. Görevlerinden biri de kurula koruma altında getirilen oy pusulalarının güvenliğini sağlamak olan içişleri organlarının, polisin üzerine düşen ağır yükü biliyorsunuz.”
Ayrıca bu yıldan itibaren mali raporların kağıt ortamında yayımlanması zorunluluğu kaldırıldı. MSK temsilcisi bunun basit bir açıklaması olduğunu belirtti: İnternet kullananların sayısı, herhangi bir gazetenin abone sayısından çok daha fazla.
Partilerin, imzaların Gosuslugi üzerinden nasıl toplanacağı ve federal seçimlerde böyle bir imkanın olup olmadığı yönünde de soruları oldu. MSK Başkan Yardımcısı Nikolay Bulayev, bu seçeneğin var olduğu 2020 yılından bu yana sadece üç kişinin bunu tam anlamıyla kullandığını ve bunların tamamının bağımsız aday olarak seçime giren görevdeki valiler olduğunu vurguladı.
Pamfilova, federal seçimlerde çevrimiçi imza toplama uygulamasının henüz devreye alınmadığını belirterek, “Neden olmadığını açıklayayım. Çünkü bütün bölgelerdeki milletvekillerinin (ilgili değişiklikleri) kabul etmesini bekliyoruz, deneyimi analiz edeceğiz ve ancak ondan sonra federal düzeyde uygulanması için yasa tasarısıyla harekete geçeceğiz” dedi.
Yeni yazılım
Gündemdeki bir diğer konu, partilerin, dar bölge adaylarının ve bağımsız adayların sunacakları belgeleri hazırlayabilecekleri özel bir yazılımın (yazılım donanımının) kullanıma sunulmasıydı. Ana sunumu dinleyen MSK üyesi Yevgeniy Kolyuşin, programın adayın girdiği hatalı veya kasıtlı olarak çarpıtılmış verileri tespit edip etmediğini sordu. Kolyuşin, örneğin bir kişinin Rus vatandaşlığı girmemesi durumunda yazılımın bu hatayı fark edip etmeyeceğini merak ettiğini belirtti. Bu sorunun ardından bir tartışma başladı.
Pamfilova bu sorunun arkasında gizli bir niyet sezdiğini ifade etti: “Bunu sorduğunuz için size minnettarım, ancak şu an Yevgeniy İvanoviç’in sorusunu değil, affedersiniz ama bu konuda bizi yıpratabilecekleri bir dizi senaryoyu anında gördüm.” Pamfilova, böyle bir mekanizmanın provokasyonlar için kullanılabileceğini belirterek şunları söyledi: “Kişinin örneğin Rus vatandaşlığı gibi tek bir vatandaşlığı var, ancak o kişi bazı amaçlar doğrultusunda ‘404’ ülkelerinden vatandaşlıklar girecek. Program da otomatik olarak bu seçeneği eleyecek. Sonra aynı kişi (başvurusunun reddedildiği gerekçesiyle) bize şikayette bulunacak. Düşünün meslektaşlar, partilere yardım etme çabalarımız yüzünden sonradan yüzümüze tokat yemeyelim.”
Kolyuşin ise ısrar etti: Meselenin provokasyon ihtimali değil, programın bu haneyi hatalı olarak işaretleyip işaretlemeyeceği olduğunu savundu. Pamfilova, “Sadece göstermeli, ama filtrelememeli. Çünkü bu, sonradan aleyhimize işleyecek saf bir provokasyon olabilir” yanıtını verdi.
Tartışmaya bir diğer MSK üyesi Yevgeniy Şevçenko da dahil oldu: “Yevgeniy İvanoviç, sizi Devlet Duması milletvekili seçimleri yasasına yönlendirmek istiyorum.” Komünist üye ise “Beni yasaya yönlendirmenize gerek yok!” diyerek karşılık verdi.
Şevçenko buna karşılık, “holiganlık” suçundan sabıkası olan bir adayın seçimlere katılmak için başvuru yaptığını, ancak ilgili haneye yanlışlıkla “sabotaj” maddesinin yazıldığı bir olayı anlattı. Bu nedenle belgelerin doldurulması ve sunulması sürecine tam bir sorumlulukla yaklaşılması gerektiğini özetledi.
Pamfilova, “Seçimleri itibarsızlaştırmak ve rayından çıkarmak için bizi seçimler sırasında nasıl vurabileceklerini hesaplıyoruz ve (öngörmeye çalışıyoruz). Ancak yasalara saygılı partilerimizin buna iştirak etmeyeceğini umuyoruz” dedi.
Pamfilova, yaptırımlar sonrasında teknik parçaların satın alınamaması nedeniyle MSK’nın 27 Mayıs’ta 2010 model eski Elektronik Oy Sayım Makinelerinin (KOİB) kullanımdan kaldırılmasına karar verdiğini hatırlattı. Bunun kurul için büyük bir “üzüntü” kaynağı olduğunu ve yaşananların MSK’nın hatasından kaynaklanmadığını bir kez daha yineledi. Sırada 2017 model KOİB’ler var; kurul bunların kullanılabilirliğini test etmeye karar verdi. Eğer çalışır durumdalarsa, MSK bunları yeniden kullanıma sokacak. Bu bağlamda Pamfilova, kampanyanın “mümkün olduğunca temiz, şeffaf ve meşru” geçmesi için gözlemci görevlendirme konusuna “çok ciddi yaklaşılmasını” rica etti, zira bunun bir “onur meselesi” olduğunu vurguladı.
MSK Başkanı ayrıca, Merkez Seçim Kurulunun (Moskova’daki TEG’ler gibi) kendi oy verme terminallerini geliştirmeyi ve önümüzdeki yıllarda bunları bütün Rusya’ya yaymayı planladığını duyurdu. Burada kastedilenin DEG (Uzaktan Elektronik Oylama) değil, seçim merkezlerinde kağıt pusula yerine terminal ekranındaki bir düğmeye basarak oy kullanma imkanı olduğu belirtildi. Pamfilova, 2025 Ortak Seçim Günü’nde Moskova’da bir deney yapıldığını; vali seçimlerinin olduğu bölgelerden gelen seçmenlerin Moskova’da TEG’ler aracılığıyla oy kullanabildiğini hatırlattı.
Rusya
Rusya, Arktik koridoru için 10 trilyon rublelik yatırım hedefliyor

Rusya Devlet Nükleer Enerji Şirketi Rosatom’un Genel Müdürü Aleksey Lihaçev, Arktik projelerinde 2030-2035 dönemine kadar 200 bin kişilik istihdam ihtiyacı doğabileceğini açıkladı. Lihaçev, bölgeye çalışan çekmek için yalnızca yüksek maaşların değil, gelişmiş kentsel altyapı ve sosyal imkanların da zorunlu olduğunu belirtti.
Rusya Devlet Nükleer Enerji Şirketi (Rosatom) Genel Müdürü Aleksey Lihaçev, Rusya’nın Arktik bölgesindeki projeleri için 2030–2035 yıllarına kadar 200 bin kişilik personel ihtiyacı oluşabileceğini açıkladı.
Expert dergisine mülakat veren Lihaçev, insanları Arktik’e çekmek için dönüşümlü çalışma modelinin ve yüksek maaşların tek başına yeterli olmadığını; gelişmiş bir şehir ortamı, okullar, sağlık hizmetleri, spor tesisleri ve mesleki gelişim fırsatlarının sağlanması gerektiğini vurguladı.
Lihaçev, ünlü bir Rus şarkısına atıfta bulunarak, “İnsanlar bu topraklara sadece ‘sisin ve tayganın kokusu için’ gitmiyor. Gelecek için gidiyorlar. Dönüşümlü çalışma için insanları romantizm ve yüksek maaşla çekmek halen mümkün olabilir” ifadelerini kullandı.
Arktik’in kalkınmasının altyapı inşasıyla eş zamanlı yürütülmesi gerektiğine dikkat çeken Lihaçev; limanların, demir yollarının ve filonun eş güdümlü geliştirilmesinin ve uygun sezonda kargo taşımacılığının garanti altına alınmasının önemine işaret etti.
Transarktik Koridoru için 10 trilyon rublelik bütçe
Lihaçev, Transarktik Ulaşım Koridoru’nun (TUK) finansal ve ekonomik modeli hakkında da bilgi verdi.
Projeler için 2030 yılına kadar yaklaşık 5 trilyon rubleye, takip eden beş yılda ise bir 5 trilyon rubleye daha ihtiyaç duyulacağını belirten Rosatom Genel Müdürü; finansman kaynaklarının özel sektör ve devlet bütçesinin yanı sıra kredi fonları ile uluslararası yatırımlardan oluşması gerektiğini ifade etti.
Lihaçev, söz konusu kaynağın kullanımına ilişkin olarak, “Bu parayla ulaşım altyapısı genişletilecek, filo köklü biçimde yeniden donatılacak. Burada mesele yalnızca buz kırıcılar değil, bu enlemlerdeki görevleri yerine getirmek için gerekli olan buz sınıfı ticaret gemileridir. Ancak şunu anlamak önemli: Bu para ‘donmuş toprağa gömülen’ bir kaynak değildir. İş dünyası için farklı bir gelir seviyesi, bütçe için farklı bir gelir seviyesidir” dedi.
Transarktik Ulaşım Koridoru altyapısı için gereken yatırımların 5 trilyon rubleyi aşacağı, daha önce Rusya Uzak Doğu ve Arktik’i Geliştirme Bakanı Aleksey Çekunkov tarafından da dile getirilmişti.
Çekunkov, Rus Arktik bölgesindeki madencilik ve hammadde projelerine yapılacak toplam yatırım hacminin 30 trilyon rubleyi geçeceğini, altyapı harcamalarının ise kaba bir hesapla bu tutarın yaklaşık yüzde 15’ine karşılık gelebileceğini açıklamıştı.
Kuzey lojistiğine Çin ve Ortadoğu merkezli yatırımcıların da ilgi gösterebileceğini belirten Çekunkov, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in daha önce Çinli denizcilik şirketlerine Kuzey Deniz Rotası üzerinden taşınan kargo hacmini 2030’a kadar 20 milyon tona çıkarma hedefi koyduğunu hatırlattı.
Lavrov’dan NATO’ya Kuzey Kutbu uyarısı: Çatışma riski artıyor
Kuzey Deniz Rotası (KDR), Arktik denizleri üzerinden geçen ve ağırlıklı olarak Rus hammaddelerinin Asya pazarlarına ihraç edilmesinde kullanılan bir ulaşım koridoru niteliği taşıyor.
2018 yılının sonundan itibaren rotanın operatörlüğüne Rosatom getirildi. Devlet şirketi güzergahın kapsamlı geliştirme planını hazırlarken, bünyesindeki Atomflot ise rota üzerindeki buz kırıcı eskort hizmetlerinden, yeni nükleer buz kırıcıların inşasından, Arktik limanlarının sularındaki tarama faaliyetlerinden ve diğer alanların koordinasyonundan sorumlu.
Rosatom yönetimi, söz konusu rotayı başta Süveyş Kanalı olmak üzere geleneksel lojistik yollara transit bir alternatif haline getirme hedefini sıklıkla yineliyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2025 yılında hükümete ve Rosatom’a; Kuzey Deniz Rotası’nın yanı sıra Arktik limanlarına bağlanan demir yolu ve nehir hatlarını da kapsayan Transarktik Ulaşım Koridoru için kapsamlı bir kalkınma planı hazırlama talimatı vermişti.
Amerika2 hafta önceSteve Jobs’ı iflastan kurtaran gizli CIA anlaşması gün yüzüne çıktı
Dünya Basını2 hafta önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Dünya Basını6 gün önceMilanovic uyardı: Dünya 1914 öncesine benzer bir uçurumun kenarında
Dünya Basını2 hafta önceProf. Hanke: Trump İran konusunda kendini çıkamayacağı bir köşeye sıkıştırdı
Dünya Basını2 hafta önceAmerika’dan vazgeçmeyi göze alamayan müttefikler
Ortadoğu1 hafta önceMekke Anlaşması için İran iddiası: Tahran teklifi inceliyor
Amerika1 hafta önceKıyamete beş kala – 1: Thiel, Deccal’i arıyor
Rusya1 hafta önceTürkiye’den Rusya’ya ilk deniz yolu benzin sevkiyatı yola çıktı










