Bizi Takip Edin

Rusya

Patruşev’den seyrüsefer güvenliği ve Rusya Federasyonu’nun deniz sınırları üzerine

Yayınlanma

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı Nikolay Patruşev, Batı’nın Rus deniz ticaretine yönelik kısıtlama ve saldırılarını modern birer “korsanlık” faaliyeti olarak niteleyerek, bu kuşatmanın gerekirse askeri güçle yarılacağını ilan ediyor. Argumentı i Faktı dergisine mülakat veren Patruşev, Rusya Donanması’nın sadece bir savunma gücü değil, aynı zamanda petrol ve tahıl sevkiyatı gibi hayati ekonomik çıkarları koruyan esnek bir jeopolitik enstrüman olduğunu vurguluyor. BRICS ülkeleriyle yapılan ortak tatbikatlar üzerinden Batı hegemonyasına karşı çok kutuplu bir deniz düzeni kurulduğunu belirten Patruşev, sektördeki gençleşme ve akademik atılımları Büyük Petro’dan devralınan imparatorluk vizyonuyla ilişkilendiriyor. Patruşev, mülakatını “huzura güvenip askeri hazırlığı elden bırakmama” düsturuyla sonlandırarak, hem diplomasinin bittiği noktaya işaret ediyor hem de Rusya’nın tarihsel denizci kimliğini yeniden tahkim ediyor.


“Donanma ablukayı yaracak”: Patruşev’den seyrüsefer güvenliği ve Rusya Federasyonu’nun deniz sınırları üzerine

Vitaliy Tseplyayev
Argumentı i Faktı
17 Şubat 2026

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu [1] Başkanı Nikolay Patruşev, “Eğer onlara gereken sertlikte bir karşılık vermezsek, çok yakında İngilizler, Fransızlar ve hatta Baltık milletleri, küstahlıkta öyle bir noktaya varacaklar ki, ülkemizin denizlere erişimini en azından Atlantik havzasında sımsıkı kapatıp mühürlemeye yeltenecekler” ifadelerini kullanıyor.

Vatan Savunucuları Günü [2] arifesinde, aif.ru’ya verdiği bu münhasır mülakatta Patruşev; ülkenin seyrüsefer güvenliği ve deniz hudutlarının muhafazası, Donanma’nın tahkim edilmesi, gençlerin gemi inşa sanayine ve bahriye hizmetine ilgi duyup duymadığı hususlarında alınan tedbirleri anlattı.

Vitali Seplyayev, aif.ru: Nikolay Platonoviç, Dünya Okyanusu’ndaki vaziyet o denli keskinleşti ki, kimi uzmanlar “Kolektif Batı’nın Rusya Federasyonu’na karşı yeni bir cephe açmasından” dem vuruyor. Sadece bayrağımızı taşıyan gemilere ve yüklerimize el konulması hadiseleri bile tek başına vahameti göstermeye yetmez mi? Öngörüleriniz nelerdir, Rusya buna nasıl bir mukabelede bulunacak?

Nikolay Patruşev: Rus deniz ticaretine yönelik bu -özü itibarıyla korsanlık olan- saldırılar, Batılı hasımlarımızın Rusya ekonomisinin şah damarlarından birine, dış ticarete darbe indirme kararı aldığını ve onu felç etmek istediklerini gösteriyor. Elimizdeki veriler, bu tür eylemlerin şiddetleneceğine; gemilerimize ve yüklerimize yönelik saldırıların sıklaşacağına işaret ediyor. Şayet onlara sert bir karşılık vermezsek, çok yakında İngilizler, Fransızlar ve hatta Baltık milletleri küstahlıkta öyle bir noktaya varacaklar ki, ülkemizin denizlere erişimini en azından Atlantik havzasında sımsıkı kapatıp mühürlemeye yeltenecekler.

Elbette Batı’nın bu hamlelerine karşı reaksiyon tedbirleri, Denizcilik Kurulu nezdinde de üretilmektedir. Kanaatimizce, tarih boyunca olduğu gibi bugün de seyrüsefer emniyetinin en büyük teminatı askeri deniz filosudur (VMF). Başlıca deniz rotalarında ve Rusya’dan uzak bölgelerde, Batılı korsanların [3] ateşini söndürecek, onların hevesini kursağında bırakacak heybetli kuvvetlerin daimi surette mevcudiyet göstermesi elzemdir.

Peki, gücümüz buna yetecek mi?

Saklayacak değilim; halihazırda Donanmamız, deniz ticaretini koruma vazifesini kuvvetlerini oldukça yüksek bir gerilim hattında kullanarak ifa etmektedir. Üslerinden çok uzak mesafelerde, uzun süre otonom hareket kabiliyetine sahip “açık deniz” ve okyanus bölgesi gemilerine ihtiyacımız mevcuttan çok daha fazladır. Mevcut konjonktür gösteriyor ki, tüm silahlı kuvvet türleri arasında filo; hem barış zamanında hem de silahlı çatışma döneminde aktif kullanıma en müsait, en kudretli ve aynı zamanda en esnek jeopolitik enstrümandır.

Bir donanmaya sahip olmak; denizdeki iktisadi faaliyetlerimizi koruyabilmek, petrolümüzü, tahılımızı, gübremizi dışarıya sevk edebilmek, devletin normal hayatiyetini sürdürebilmesi için bir şarttır. Bu bağlamda, Donanma’nın inkişafı için gerekli talepleri, VMF’nin 2050 yılına kadarki güncellenmiş gemi inşa programına derç ediyoruz. Bu program şu an son şeklini almakta olup, VMF’nin yeni Kalkınma Stratejisi’ni ve FSB organlarının gemi inşa programını halihazırda onaylamış olan Devlet Başkanı’na yakında arz edilecektir.

Rusya’ya nasıl bir filo lazım; küresel meseleleri çözecek devasa bir yapı mı, yoksa kıyı savunmasına odaklı kompakt bir güç mü?

Rusya’ya, tüm hayati meseleleri çözebilecek ve zamanın -bilhassa teknolojik- icaplarına cevap verebilecek, dengeli bir filo gereklidir. Deniz harp sanatının kökten değiştiği bir çağda yaşıyoruz. Daha yakın zamanda filonun envanterine mürettebatsız tekneler girdi; fakat çok uzak olmayan bir gelecekte dünyanın önde gelen donanmaları, en azından “korvet” sınıfında mürettebatsız gemilerle kitlesel olarak takviye edilecektir. Deniz savaşının çehresini tamamen değiştirecek daha onlarca yeni teknoloji devreye girecektir. Bu ahvalde, bizim de yüksek teknolojiye dayalı bir filo inşasına oynamamız icap eder. İşte bu yüzden, zikredilen belgelere koyduğumuz önceliklerden biri “teknolojik liderlik”tir.

Abluka senaryosundan bahsettiniz. Geçenlerde Fransa Genelkurmay Başkanı Mandon; Baltık Denizi’nin güya tamamen NATO’nun elinde olduğunu ve Rusya için her an kapatılabileceğini beyan etti. Cevabımız ne olacak?

Baltık’ta vaziyet elbette çetrefilli. NATO mensupları fiilen taarruz harekatlarına odaklı, çok uluslu bir gruplaşma teşkil ediyorlar. Mesela Finler, ülkemizin kuzeybatı bölgelerini pekala vurabilecek menzilde taarruz silahlarıyla donatılmış korvetler ediniyorlar. Diğer hususların yanı sıra, NATO planları; Kaliningrad bölgesinin ablukaya alınmasını, ticaret gemilerine el konulmasını ve bilahare kinik bir tavırla yine bizi suçlayacakları su altı iletişim hatlarına yönelik sabotajları ihtiva ediyor.

Ülkemize yönelik her türlü deniz ablukası teşebbüsü, uluslararası hukuk nezdinde gayrimeşrudur. AB temsilcilerinin her köşe başında dillerine pelesenk ettikleri o “gölge filo” [4] kavramı da hukuki bir kurgudan ibarettir. Yine de ilk adım olarak, genel kabul görmüş siyasi-diplomatik ve hukuki mekanizmaları devreye sokacağız. Ancak dürüst olalım; Batı’nın diplomasiye ve hukuka zerre kadar saygısı kaldığına dair ümitlerimiz tükenmek üzere.

Diploması ve hukuk işe yaramazsa, o zaman ne olacak?

Esasında Avrupalılar, deniz ablukası planlarını hayata geçirerek bilinçli bir askeri tırmanış senaryosu uyguluyor, sabrımızın sınırlarını yokluyor ve bizi aktif karşı tedbirlere kışkırtıyorlar. Şayet bu vaziyet barışçıl yollarla tanzim edilemezse, o vakit ablukayı Donanma yaracak ve bertaraf edecektir. Unutmayalım ki, denizlerde Avrupa bayrakları altında seyreden pek çok gemi var. Onların ne taşıdığı ve nereye gittiği, bizim de ilgimizi çekmeye başlayabilir.

Yani Dünya Okyanusu, birkaç asır evvel olduğu gibi, işbirliği sahası olmaktan çıkıp yeniden bir harp meydanına mı dönüşüyor?

Vakıalar gösteriyor ki deniz, yeniden askeri saldırganlıklar için bir harekat üssü haline gelmektedir. Venezuela’da yahut İran etrafında yaşananların da işaret ettiği üzere, o eski “gambot diplomasisi” [5] pratiği geri dönüyor. Fakat hüküm verirken sadece Batılı ülkelerin eylemlerine bakmamak lazım. Batı, denizlerde uzun süre, hatta bulunduğumuz asrın başına kadar hüküm sürdü; fakat artık onların hegemonyası büyük ölçüde maziye karıştı.

Halihazırdaki kilit vazife, Dünya Okyanusu’nda çok kutuplu bir dünya düzeni tesis etmektir ve Rusya, hemfikir olduğu müttefikleriyle birlikte bu konuda faal bir mesai harcamaktadır. Denizcilik Kurulu vasıtasıyla yabancı ortaklarımızla düzenli müzakereler yürütüyoruz. Şunu belirteyim ki; Rusya’nın deniz askeri işbirliği, ticari gemicilik, liman altyapısının geliştirilmesi, gemi inşası, deniz bilimleri ve eğitimi alanlarındaki teklifleri fevkalade müspet karşılanmaktadır. BRICS’in potansiyelini devreye sokuyoruz; artık bu yapıya tam manasıyla stratejik bir deniz boyutu kazandırmanın vakti gelmiştir. Ocak ayında Güney Atlantik’te Rusya, Çin, İran, BAE ve Güney Afrika’nın iştirakiyle ilk BRICS deniz tatbikatı olan “Barış İradesi-2026” başarıyla icra edildi. Donanmalar, Batı korsanlığı da dahil olmak üzere günümüzde giderek daha savunmasız hale gelen ticaret yollarının korunması hususunda müşterek çalışma pratikleri geliştirdi. Hürmüz Boğazı’nda Rusya, Çin ve İran’ın gemilerini sevk ettiği “Deniz Güvenlik Kuşağı-2026” tatbikatı da son derece isabetli olmuştur.

Harp gemilerinin inşası ve genel gemi inşaatı mevzusuna dönersek. Kalifiye kadroların yetiştirilmesi gerekliliğinden defalarca bahsettiniz. Bu sahada bir muvaffakiyet var mı?

Önceliğimiz, gemi inşaatını ve yan sanayileri; hem maddi hem kariyer hem mesleki ve hatta gündelik yaşam açısından uzmanlar için cazip bir saha haline getirmektir. Evet, halen orta mesleki ve yüksek öğrenime sahip uzmanlar konusunda ciddi bir açık görüyoruz ama aynı zamanda denizcilik teknik üniversitelerine ve kolejlerine başvuranların sayısı da artıyor. Sektörün kadro yapısı gençleşiyor. Tersaneler tedricen çehre değiştiriyor; pek çok atölyeye girmek artık insana keyif veriyor, insanlar oralara şevkle çalışmaya gidiyor, emekleri kıymet görüyor. Eğer büyük bir deniz devleti olarak kalmak istiyorsak, gemi inşa mühendisliği mesleği -maddi boyutunu bir kenara bırakıyorum- izzet ve hürmetle kuşatılmalıdır.

Peki ya gençler? Sektöre rağbet ediyorlar mı?

Daha 2-3 sene evveline kadar gemi inşaatında genç uzmanlara rastlamak, sadece çalışma koşulları yüzünden değil, aynı zamanda kalıplaşmış yargılar sebebiyle de istisnai bir durumdu. Gemileri ancak yaşı kemale ermiş, tecrübeli insanların inşa etmesi gerektiği düşünülürdü. Bir yönetici, gençlerin diskli telefon kullanmayı bile bilmediğini söyleyerek latife ediyordu. Hakikatte ise genç uzmanlarımız bilgili, enerjik; dijitalleşme ve yapay zeka gibi ileri alanlarda iyi donanımlı olup, işe sıra dışı ve inovatif bir yaklaşım sergiliyorlar. Geçenlerde Moskova Tersanesi’ni açtık. Orada üretilen elektrikli gemilerin orijinal tasarımı ve konstrüksiyonu, yaş ortalaması 30’u zor bulan mimar ve mühendislere aittir. Bana kalırsa bu, sektörün gençleşmesinin en güzel timsalidir.

Denizciler arasında da aynı eğilim mevcut mu?

Hem VMF hem de sivil filo, istikbal vadeden ve azimli uzmanlarla takviye ediliyor. Ocak ayında Pasifik Filosu fırkateyni “Marşal Şapoşnikov”u ziyaret ettim. Denizciler beni misafir etmek, gemiyi gezdirmek istediler. Subay salonunda (kamara) subaylarla hasbihal ettim ve memnuniyetle müşahede ettim ki; bunlar ekseriyetle enerjik çocuklar, denizcilik zanaatının ustaları… Üstelik zeki, keskin sorular soruyor; ciddi ve stratejik kategorilerle düşünüyorlar.

Gençlik, sivil filoya da şevkle yöneliyor. Bu, büyük ölçüde zamanın icaplarına göre yeniden yapılandırılan yerli denizcilik eğitiminin bir başarısıdır. Müstakbel denizcilerin ve gemi inşaatçılarının eğitimi, hakikaten heyecan verici bir meşgale haline geldi. Eğitim, dünyada emsali olmayan modern simülatörlerde veriliyor. Öğrencilerin staj yapabileceği ve kendi araştırma projelerini hayata geçirebileceği üretim laboratuvarları açılıyor. Meşhur “Korabelka”yı [6], “Makarovka”yı [7] ve diğer üniversiteleri ziyaret ettiğimde tüm bunları bizzat görüyorum.

Gençlerin denize her şeyden evvel romantizm için açıldığı zamanlar vardı…

Elbette, işte tam da bu yüzden, finansal teşvik araçlarının yanı sıra, yeni nesil denizcilerde o romantizm ruhunu yeniden diriltmenin; müstakbel bahriyelilerde vatanlarına karşı mesuliyet bilincini küçük yaşlardan itibaren terbiye etmenin ve genç gemi inşaatçılarına başarılarından haz duymayı öğretmenin vakti gelmiştir. Gençler arasında denizcilik mesleklerinin itibarını yükseltmek, Rus denizcilik tarihini ve gemi inşaatını popülerleştirmek icap eder.

Seri gelmişken; bu yıl, iki yüzden fazla yerli denizaltının genel tasarımcısı, büyük ve yetenekli alim, mühendis İgor Dmitriyeviç Spasski’nin [8] yüzüncü doğum yılı idrak edilecek. Onun Vatan’a sadakati ve Donanma’ya bağlılığı, modern denizci ve tasarımcı nesli için bir emsal teşkil etmektedir.

2026 yılı, denizcilik sahasında başka jübile ve anma tarihleri açısından da zengindir. Mart ayında Rus Donanması, denizaltı filosunun kuruluşunun 120. yılını kutlayacak. Ve tabii ki, içinde bulunduğumuz yıl, Rusya’nın varlığını ilk imparatorumuza borçlu olduğu Rus filosunun 330. kuruluş yıldönümüdür. Büyük Petro, diğer sözlerinin yanı sıra şöyle demişti: “Huzura itimat edip askerlik işinde gevşeklik göstermek icap etmez.” [9] Bu sözü, Vatan Savunucuları Günü arifesinde hususi bir manayla iktibas etmek; bugün Zafer’i yakınlaştıranlara, orduda ve donanmada muharebe görevlerini ifa edenlere ve savunma sanayi işletmelerinde ter dökenlere şükranlarımı sunmak isterim. Tüm kalbimle size ve ailelerinize sağlık, saadet, barış ve esenlik diliyorum.


[1] Denizcilik Kurulu (Морская коллегия – Morskaya Kollegiya): Patruşev’in unvanı sıradan bir bürokratik atama değildir. “Morskaya Kollegiya”, kökleri Büyük Petro dönemine (1718) dayanan, Çarlık Rusyası’nın denizcilik idaresini merkezileştiren tarihi bir kurumdur. Kremlin, bu ismi yeniden canlandırarak Rusya’nın denizcilikteki imparatorluk mirasına ve “büyük devlet” (Derjava) iddiasına atıfta bulunur. Bu kurum, askeri ve sivil denizciliğin “beyni” olarak konumlandırılmıştır. (ç.n.)

[2] Vatan Savunucuları Günü (День защитника Отечества – Den zahitnika Oteçestva): Eski adıyla “Kızıl Ordu Günü” (23 Şubat). Rusya’da fiilen “Erkekler Günü” olarak kutlansa da, 2022 sonrası konjonktürde militarist ve patriyotik anlamı zirveye çıkmıştır. Patruşev, bu mülakatı sıradan bir günde değil, ordunun kutsandığı bu “seküler bayram” arifesinde vererek sözlerine manevi bir zırh giydirmektedir. (ç.n.)

[3] Batılı Korsanlar (Западные корсары – Zapadnıye korsarı): Patruşev burada basit “korsan” (pirat) kelimesini kullanabilirdi ama “korsar”ı (corsair) seçmiş. Korsan, yasasız hayduttur; “Korsar” (Fransızca corsaire) ise devletinden aldığı icazetle (Letters of Marque) düşman gemilerini yağmalayan “resmi” deniz akıncısıdır. Patruşev, Batılı devletlerin Rus gemilerine el koymasını “hukuksuzluk” olarak değil, Batı devletlerinin resmi ama haydutça bir politikası olarak nitelendiriyor. (ç.n.)

[4] Gölge Filo (Теневой флот – Tenevoy flot): Batı medyasında Rusya’nın petrol yaptırımlarını atlatmak için kullandığı, sigortasız ve yaşlı gemilerden oluşan filoya verilen ad. Patruşev, “dillerine pelesenk ettikleri” (razmahivayut na kajdom uglu – kelime anlamıyla ‘her köşede salladıkları’) diyerek bu kavramı küçümsüyor ve bunun Batı’nın uydurduğu bir “hukuki kurgu” (yuridiçeskaya fiksiya) olduğunu ifade ediyor. (ç.n.)

[5] Gambot Diplomasisi (Дипломатия канонерок – Diplomatiya kanonerok): 19. yüzyılda emperyalist güçlerin, daha zayıf ülkelerin kıyılarına savaş gemisi (gambot) göndererek siyasi taviz koparma stratejisi. Patruşev, Batı’nın Venezuela ve İran’a karşı tutumunu bu arkaik ve sömürgeci terimle tanımlayarak, onları “modern zamanların sömürgecileri” olarak çerçeveliyor. (ç.n.)

[6] Korabelka (Корабелка): St. Petersburg Devlet Deniz Teknik Üniversitesi’nin (SPbGMTU) halk arasındaki sevecen lakabı. Nasıl ki İTÜ’ye “Teknik Üniversite” denirse, Rus denizcilik camiasında da buraya “Gemicik” veya “Gemi Okulu” manasında Korabelka denir. (ç.n.)

[7] Makarov (Макаровка): Amiral Makarov Devlet Denizcilik ve İç Su Yolları Üniversitesi. Sivil denizciliğin en prestijli okuludur. Patruşev “Makarovka” diyerek, o okulun kültürüne, zorlu eğitimine ve mezun dayanışmasına selam çakıyor. (ç.n.)

[8] İgor Spasski (Игорь Спасский): Sovyet ve Rus denizaltı tasarımının efsanevi ismi. Rubin Tasarım Bürosu’nun başındaydı. Patruşev’in onu anması, teknolojik sürekliliğe ve Sovyet mirasının modern Rusya’daki meşruiyetine yapılan bir vurgudur. 2026 yılı, onun 100. doğum yılıdır (d. 1926). (ç.n.)

[9] Petro’nun sözü: Orijinal: «Надеясь на мир, не надлежит ослабевать в военном деле». “Barışa umut bağlayıp…” şeklinde motomot çevirmek yerine, 17. yüzyıl sonu/18. yüzyıl başı Osmanlı-Türk diplomatik diline yakın, hafif arkaik bir ton tercih ettik: “Huzura itimat edip askerlik işinde gevşeklik göstermek icap etmez.” (ç.n.)

Rusya

NYT: Batı’nın tecrit planı çöktü, Trump Putin’in dönüşüne yol açtı

Yayınlanma

Amerikan The New York Times gazetesi, Batı’nın tecrit çabalarına rağmen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in dünya sahnesine döndüğünü yazdı. Analizde, Donald Trump yönetiminin Rus dizeline onay vermesi ve yaptırımları hafifletme arayışının Moskova’nın diplomatik hareket alanını genişlettiği kaydedildi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Batılı ülkelerin Moskova’yı diplomatik tecrit altında tutma çabalarına rağmen uluslararası temaslarını adım adım yeniden kurarak dünya siyasetinin merkezine dönüyor.

Amerikan gazetesi The New York Times, Rus liderin son dönemdeki dış politika trafiğini incelediği analizinde Batı’nın tecrit stratejisinin çöktüğü sonucuna vardı.

Haberde, “Putin tecritten kurtuluyor ve ABD Başkanı Donald Trump bu süreçte kendisine büyük destek veriyor.” değerlendirmesi yer aldı.

Gazete, Rus liderin yabancı devlet ve hükümet başkanlarıyla yürüttüğü temas trafiğindeki belirgin artışa dikkat çekti.

Putin geçen hafta Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ve Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre ile telefon görüşmeleri yaptı.

Rus lider ayrıca Moskova’da Katar Emiri Temim bin Hamed es-Sani ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile bir araya geldi.

Putin, Rusya-Afrika Zirvesi kapsamında Afrika ülkelerinin temsilcileriyle de müzakereler yürüttü.

Gazetenin değerlendirmesine göre, Donald Trump yönetiminin Rusya politikasındaki rota değişikliği Putin’in diplomatik manevra alanını genişletti.

ABD Başkanı Rus dizel yakıtının ithalatına onay verirken, Washington yönetimi Rusya Doğrudan Yatırım Fonu’na (RDIF) yönelik yaptırımları kaldırma seçeneğini de gündemine aldı.

Haberde, Moskova ile Washington arasındaki yakınlaşmanın paralelinde ABD ile Ukrayna ilişkilerinin kötüleşmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

Avrupa ülkelerinin ise Putin ile doğrudan diyalog kurulması gerekip gerekmediği konusunda görüş ayrılığı yaşadığı vurgulandı.

The New York Times’ın aktardığı bilgilere göre Rus liderin kasım ayında Çin’in Shenzhen kentinde düzenlenecek Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) Zirvesi’ne katılması bekleniyor.

Rusya Federasyon Konseyi Başkanı Valentina Matviyenko, Putin’in söz konusu zirvede Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile bir araya geleceğini duyurdu.

Putin’in, Trump’ın ilettiği daveti kabul etmesi durumunda aralık ayında Miami’de yapılacak G20 zirvesine de katılabileceği belirtiliyor.

Trump, ekim ayında Amerikan pazarına ve dünya piyasalarına Rus dizel yakıtı sevkiyatı yapılması konusunda Putin ile anlaştıklarını açıklamıştı.

Bu mutabakatın ardından ABD Hazine Bakanlığı, Rus dizeliyle yapılacak işlemlere ve yakıtın ABD’ye ithalatına 7 Nisan 2027 tarihine kadar izin veren geçici bir lisans yayımladı.

Rus hükümeti de yakıt ihracatındaki kısıtlamaları kısmen gevşeterek ilk etapta küresel piyasalara 500 bin ton dizel sevk edilmesine onay verdi.

Söz konusu uzlaşmanın uygulanması sürecine Rusya Doğrudan Yatırım Fonu dahil edildi.

RDIF Başkanı Kirill Dmitriyev, ABD Hazine Bakanlığı’nın ödemelerin ve mali takas işlemlerinin yürütülmesine yardımcı olması için fondan talepte bulunduğunu söyledi.

Okumaya Devam Et

Rusya

Hindistan’da el konulan tankerdeki Rus denizciler ülkelerine dönüyor

Yayınlanma

Hindistan’da mali anlaşmazlıklar nedeniyle alıkonulan Unity tankerinde aylardır mahsur kalan yedi denizci, bir Rus diplomatın gözetiminde karaya çıkarıldı. Odişa Yüksek Mahkemesi, armatörün maaşlarını ödemediği ve erzak temin etmediği 23 kişilik mürettebatı resmi olarak terk edilmiş denizciler kabul etti.

Hindistan’da el konulan Unity isimli tankerde aylardır mahsur kalan mürettebatın ilk grubu ülkelerine dönüyor.

Rusya’nın Kalküta Başkonsolosluğu, gemi sahibine yönelik mali talepler sebebiyle aylardır evlerine gidemeyen denizcilerden yedisinin 31 Ekim’de Rusya’ya uçacağını duyurdu.

Başkonsolosluk, RBK haber kuruluşuna yaptığı açıklamada, “Gemi personelinin 31 Ekim’de ülkelerine uçuşu planlandı” bilgisini verdi.

Diplomatik misyonun verdiği bilgilere göre denizciler, bir Rus diplomatın gözetiminde 29 Ekim’de gemiden ayrıldı. Aralarında altı Rusya ve bir Mısır vatandaşının yer aldığı yedi kişilik grup, şu anda Orissa eyaletinin başkenti Bhubaneşvar’da kalıyor ve her iki ülke vatandaşı da kendi evlerine dönmek üzere yola çıkıyor.

Paradip Limanı İdaresine atıfta bulunan konsolosluk, gemide kalan diğer 16 mürettebat üyesinin tahliyesinin, gemiye yeni bir ekip temin edilmesinin ardından kasım ayının ilk yarısında gerçekleşeceğini bildirdi.

Mürettebattan bir denizcinin yakını ise RBK’ya yaptığı açıklamada, ilk grubun karaya ayak bastığını, dönüş güzergahı planlamasının sürdüğünü ve Rusya’ya varışın 1 Kasım’da beklendiğini aktardı.

Denizci yakını, “Kalan personelin de gelecek hafta gönderilmesi planlanıyor” dedi.

Kamerun bayraklı Unity tankeri, 11 Mayıs’tan bu yana Hindistan’ın Paradip Limanı açıklarında adli makamların denetiminde tutuluyor.

Gemi, yük boşaltma işlemlerini tamamlamasının hemen ardından armatör şirkete yönelik mali alacaklar nedeniyle alıkonulmuştu. Rus diplomatik temsilciliği, Hindistan makamlarının personelin ayrılışını yeni bir mürettebatın getirilmesi şartına bağladığını aktarmıştı.

Odişa Yüksek Mahkemesi, 8 Ekim’de aldığı kararla 23 kişilik mürettebatın ülkelerine gönderilmesini ve tankere yedek ekip sağlanmasını hükme bağladı.

Mahkeme kararında, gemi sahibinin maaşları ödememesi, zaruri erzak tedarik etmemesi ve vardiya değişimi ile geri dönüş imkanlarını sağlamaması gerekçesiyle kaptan ve personeli “terk edilmiş denizciler” statüsünde kabul etti.

Mürettebat yakınları, yaklaşan fırtına tehdidi sebebiyle tankerin daha sonra kıyıya yakın bir noktaya çekildiğini belirtti. Gemi daha önce, 25 Eylül’deki şiddetli fırtınada demir tarayarak motorları çalışmaksızın denizde sürüklenmişti.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya parlamentosu, madencilik sektörüne aşırı kazanç vergisi öngören yasayı kabul etti

Yayınlanma

Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma, madencilik ve metalürji şirketlerinden aşırı kazanç vergisi alınmasını öngören yasa tasarısını ilk okumada kabul etti. Maliye Bakanlığı 2027-2029 döneminde geçerli olacak yüzde 20 ila yüzde 30 oranındaki bu vergiden 683 milyar ruble gelir bekliyor.

Rusya parlamentosunun alt kanadı Devlet Duması, madencilik ve metalürji şirketlerine yönelik aşırı kazanç vergisini içeren yasa tasarısını ilk okumada kabul etti.

Devlet Dumasının internet sitesindeki yasa tasarısı kartında yer alan bilgiye göre düzenleme, meclisin 2027 yılı federal bütçesi ile 2028 ve 2029 planlama dönemine ilişkin bütçe tasarısını ilk okumada onaylamasının hemen peşinden geldi.

Rusya Maliye Bakanlığının 2027-2029 bütçe paketiyle hükümete sunduğu tasarı, katı maden işletmecilerinden üç yıl boyunca ek gelir vergisi tahsil edilmesini öngörüyor.

Düzenlemeye göre madencilik şirketlerine uygulanacak vergi oranı katı madenlerin büyük bölümü için yüzde 30, altın üreticileri için ise yüzde 20 seviyesinde belirlendi.

Çıkarılan hammaddenin ortalama küresel piyasa fiyatının, 2025 yılı temel ağırlıklı ortalama fiyatını aşması durumunda ortaya çıkan ek değer verginin konusunu oluşturacak.

Vergi matrahının doğması için hammadde ortalama fiyatının 2026 yılında en az yüzde 10 artış kaydetmesi gerekiyor.

Sonraki dönemlerde ise temel fiyat kademeli endekslenecek; baz fiyat 2027 yılı vergi hesabında 2025 göstergesine kıyasla yüzde 10, 2028 yılı hesabında ise yüzde 21 oranında artırılacak.

Yasa tasarısı, ödenecek aşırı kazanç vergisi tutarını maden çıkarma vergisi düşüldükten sonra hesaplanan tahmini hasılatın yüzde 15’i ile sınırlandırıyor.

Maliye Bakanlığının hesaplamalarına göre bu yeni verginin bütçeye üç yılda toplam 683 milyar ruble gelir getirmesi planlanıyor.

Rusya Sanayici ve Girişimciler Birliğinin projeksiyonları ise aynı makroekonomik varsayımlar altında toplam vergi tahsilatının yaklaşık 1,1 trilyon rubleye ulaşabileceğini ve bakanlık tahminini 1,6 kat aşacağını gösteriyor.

Maliye Bakanlığı uzlaşma açıkladı ancak iş dünyası kararı nihai görmüyor

Maliye Bakanı Anton Siluanov, 5 Ekim Pazartesi günü yaptığı açıklamada aşırı kazanç vergisi üzerinde iş dünyasıyla ortak bir paydada buluştuklarını duyurdu.

Federasyon Konseyindeki parlamento oturumunda konuşan Siluanov, yasa tasarısını hazırlarken girişimcilerin endişelerini dikkate aldıklarını ve ani fiyat dalgalanmalarının etkisini yumuşatacak bir mekanizma kurduklarını belirtti.

Siluanov meclis kürsüsünden yaptığı değerlendirmede, “Çok iyi bir çalışma yürüttük, iş dünyasıyla bir araya geldik ve aşırı kazanç vergisi konusunda uzlaşmaya vardık. Fiyatlarında ani sıçrama yaşayanların bu dalgalanmalarını törpüleyecek bir formül geliştirdik” dedi.

Rusya Sanayici ve Girişimciler Birliği Başkanı ve İş Dünyası Ombudsmanı Aleksandr Şohin ise RBK’ya yaptığı açıklamada Maliye Bakanlığının uzlaşma ilan etmesine rağmen konunun henüz nihai bir zemine oturmadığını vurguladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English