Bizi Takip Edin

Rusya

‘Rusya, İran’a hedef istihbaratı sağlıyor’

Yayınlanma

Wall Street Journal’a konuşan kaynaklar, Rusya’nın İran’a ABD ve müttefiklerinin Ortadoğu’daki hedeflerine yönelik saldırılar için istihbarat ve ileri dron teknolojisi sağladığını aktarıyor. Uydu görüntülerinden taktik önerilere uzanan bu destek, İran’ın son saldırılarında doğrudan etkili oldu.

Rusya, İran’a Ortadoğu’daki ABD ve müttefiklerine ait askeri hedeflere yönelik saldırılar için istihbarat ve gelişmiş insansız hava aracı teknolojisi sağlıyor.

Wall Street Journal’a konuşan, konuya aşina iki kaynak bu işbirliğinin Ukrayna savaşının ilk günlerinde kurulduğunu ve zaman içinde genişlediğini aktardı. Kaynaklar arasında Avrupa’daki üst düzey bir istihbarat yetkilisi ile Ortadoğulu bir diplomat yer aldı.

Aynı kaynaklar, Rusya’nın son dönemde İran’a doğrudan uydu görüntüleri aktardığını belirtti. Bu görüntüler, hedeflerin konumu ve askeri değerine ilişkin ayrıntılar içeriyor.

Rusya’nın desteği istihbaratla sınırlı kalmadı. Moskova, İran’a daha gelişmiş insansız hava aracı teknolojileri de sağladı. Sevkiyatlar, modifiye edilmiş Şahid dronları için iletişim, navigasyon ve hedefleme sistemlerini geliştiren bileşenleri kapsıyor.

Wall Street Journal’a konuşan birden fazla kaynak, Rusya’nın Ukrayna’daki bombardıman tecrübesini de İran’la paylaştığını ifade etti. Bu kapsamda, operasyonlarda kaç dron kullanılacağı ve hangi irtifadan saldırı yapılacağı gibi taktik öneriler Tahran’a iletildi.

Son saldırılarda Rus desteğinin izi görüldü

Kaynaklara göre Moskova’nın sağladığı bu destek, İran’ın son dönemde Ortadoğu’daki saldırılarında kullanıldı. Hedefler arasında Ürdün’de konuşlu THAAD füze savunma sistemine ait erken uyarı radarı yer aldı. Ayrıca Bahreyn, Kuveyt ve Umman’daki çeşitli askeri ve kritik altyapı tesisleri de saldırıların hedefi oldu.

Verilerin Rusya Hava-Uzay Kuvvetleri’ne ait uydulardan sağlandığı aktarıldı. King’s College London’da görev yapan ve geçmişte CIA’de İran silahlı kuvvetleri üzerine çalışan Jim Lamson, bu tür görüntülerin operasyonel değerine dikkat çekti.

Lamson, “Eğer bu görüntüler belirli uçak tipleri, mühimmat depoları, hava savunma sistemleri veya deniz unsurlarının hareketleri gibi ayrıntılar içeriyorsa, İran için doğrudan operasyonel avantaj sağlar” değerlendirmesinde bulundu.

İran’ın saldırı kapasitesi genişledi

İran, Haziran 2025’te İsrail ile 12 gün süren savaş sırasında da bölge ülkelerine sınırlı saldırılar düzenlemişti. Bu adımlar, ABD’nin İran’ın nükleer tesislerini hedef alan bombardımanının ardından tansiyonu düşürmeye yönelik bir hamle olarak yorumlanmıştı.

Ancak son dönemde İran, hem askeri hem sivil hedeflere yönelik daha kapsamlı ve etkili saldırılar gerçekleştirdi. Enerji altyapısı, liman tesisleri, Dubai’deki havaalanı, oteller ve konut alanları bu saldırılardan etkilendi. ABD büyükelçiliği, askeri üsler, hava savunma sistemleri, bankalar ve veri merkezleri de hedef listesinde yer aldı.

Rusya’nın Ukrayna taktikleri İran sahasına taşındı

Paris’teki Sciences Po Üniversitesi’nden Nicole Graewski, İran’ın saldırı yöntemlerinin Rusya’nın Ukrayna’daki taktiklerini yansıttığını belirtti.

Graewski, İran’ın geniş çaplı dron kullanımının radar sistemlerini devre dışı bırakmayı ve ardından füze saldırılarına zemin hazırlamayı hedeflediğini ifade etti.

Graweski, “Bu saldırılar ağırlıklı olarak radarlar ve komuta merkezlerini hedef alıyor. İran’ın kompleks saldırı modeli giderek Rusya’nın yaklaşımına benziyor” dedi.

Stratejik ortaklık sahaya yansıdı

Ocak 2025’te Rusya ve İran liderleri kapsamlı stratejik ortaklık anlaşması imzaladı. Ekim ayında yürürlüğe giren anlaşma, savunma, enerji, ekonomi, teknoloji ve güvenlik alanlarını kapsıyor. Metin doğrudan askeri destek maddesi içermese de iki ülke arasındaki işbirliği sahada giderek somutlaştı.

Geçmişte Moskova, İran’a doğrudan askeri destek vermemiş ve özellikle Haziran 2025’teki çatışmalar sırasında Tahran’a açık destek sunmamıştı. O dönemde bazı uzmanlar, Moskova’nın İran’a somut katkı sağlayacak kapasiteden yoksun olduğunu ifade etmişti.

Ancak mevcut tablo bu değerlendirmeyi değiştirdi. Rusya, daha savaş başlamadan önce İran’a Ukrayna’daki dron kullanımına ilişkin deneyim aktarmaya başladı. İranlı subaylardan oluşan bir heyet Kırım’a giderek Ukrayna şehirleri ve cephe hatlarına yönelik saldırıların görüntülerini inceledi.

Rusya’nın Tataristan’daki Alabuga özel ekonomik bölgesinde seri üretime geçirdiği İran menşeli dronlar önemli ölçüde geliştirildi. Bu sistemler daha hassas navigasyon, gelişmiş hedefleme ve elektronik harp karşı tedbirleriyle donatıldı. Moskova, bu teknolojilerin bir bölümünü Tahran’la paylaştı.

Moskova destek düzeyini sınırlı tutuyor

Rusya’nın daha geniş çaplı askeri destek sunma kapasitesi bulunmasına rağmen, Moskova’nın bu desteği sınırlı tuttuğu değerlendiriliyor. Bunun arkasında, Donald Trump yönetimiyle ilişkileri germeme isteği yer alıyor.

Trump, Rusya’nın İran’a “bir miktar” destek verebileceğini ifade etmişti.

Jim Lamson, mevcut desteğin kapsamı sınırlı olsa da etkisinin yüksek olduğunu vurguladı.

Lamson, “Rusya’nın sağladığı uydu verileri ve dron kullanımına ilişkin taktik öneriler sınırlı görünebilir. Ancak bu unsurlar, İran’ın savaş yürütme kabiliyetini ve belirli askeri hedefleri vurma kapasitesini doğrudan güçlendiriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Rusya

Rusya, 1000 kilometre menzile sahip kamikaze dronlarının seri üretimine başladı

Yayınlanma

Rus savunma sanayisi şirketi Almaz-Antey, 1000 kilometreden fazla menzile sahip Garpiya-A1 kamikaze dronlarının seri üretimine geçti. Rosoboroneksport, uluslararası pazara sunulan sistemin yabancı müşterilerin ilgisini çektiğini ve dost ülkelerde ortak üretime açık olduklarını bildirdi.

Rusya merkezli Almaz-Antey Doğu Kazakistan Bölgesi (VKO) Konsorsiyumu, dolanan mühimmat sınıfındaki “Garpiya-A1” kamikaze dronlarının seri üretimine başladı.

Rusya’nın resmi silah ihracat şirketi Rosoboroneksport’un basın servisi, üretimin sistemi dünya pazarına sunma hedefi doğrultusunda yürütüldüğünü duyurdu.

Rosoboroneksport Genel Direktörü Aleksandr Miheyev, şirketin ulaştığı üretim kapasitesine dikkat çekerek, “Almaz-Antey VKO Konsorsiyumu, Garpiya-A1 (E) sisteminin seri üretiminde yetkinlik kazandı. Ülkenin savunma kabiliyetine zarar vermeden, yabancı müşterilerle yapılan sözleşmeleri rekabetçi sürelerde yerine getirmeyi sağlayan bir seviyeye ulaştı” dedi.

Miheyev, şirketin sistemin sevkiyatına ve Rusya’ya dost ülkelerin topraklarında üretimin yerelleştirilmesine yönelik müzakerelere açık olduğunu belirtti.

İnsansız hava aracının ihraç versiyonunun yabancı müşterilerin ilgisini çektiğini vurgulayan Miheyev, ürünün bazı ortaklara tanıtıldığını kaydetti.

Belirlenen koordinatlardaki sabit hedefleri vurmak üzere tasarlanan “Garpiya-A1 (E)” sistemi bünyesindeki uzun menzilli BLA-D insansız hava aracı, 50 metreden 2 bin 500 metreye kadar irtifada uçabiliyor.

Saatte 170 kilometreye varan hıza ulaşabilen araç, 1000 kilometrenin üzerinde mesafe katedebiliyor. Havada en az altı saat kalabilen dron, 50 kilogramın üzerinde harp başlığı taşıma kapasitesine sahip.

Rusya’da insansız sistemlere yönelik geliştirme faaliyetleri sürerken Kalaşnikov Konsorsiyumu Başkanı Alan Luşnikov da ağustos ayı başında yaptığı açıklamada, 11 kilogramlık harp başlığına ve yapay zeka unsurları içeren bir otomatik güdüm sistemine sahip “Kub-10ME” kamikaze dronunun yakında Ukrayna’daki askeri harekat bölgesinde kullanılacağını açıklamıştı.

Okumaya Devam Et

Rusya

Şeremetyevo özelleştirmesinde devlet altın hisse hakkını kullanacak

Yayınlanma

Rusya hükümeti, Şeremetyevo Uluslararası Havalimanı’nın yönetiminde Rusya Federasyonu’nun “altın hisse” özel hakkını kullanmasını kararlaştırdı. Başbakan Mihail Mişustin’in imzaladığı karar, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in havalimanındaki kamu hisselerinin özelleştirilmesine izin veren kararnamesi doğrultusunda alındı.

Rusya hükümeti, Şeremetyevo Uluslararası Havalimanı Anonim Şirketi’nin yönetiminde Rusya Federasyonu adına özel bir hak olan “altın hisse” uygulamasını devreye sokma kararı aldı.

İnterfaks ajansının aktardığına göre Başbakan Mihail Mişustin ilgili kararnameyi 18 Ağustos’ta imzaladı.

Söz konusu belge, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ağustos ayı başında yayımlanan kararnamesinin icrası kapsamında hazırlandı. Putin, bahsi geçen kararnameyle Şeremetyevo’yu stratejik işletmeler listesinden çıkarmış ve havalimanındaki kamu hisselerinin özelleştirilmesine izin vermişti.

“Altın hisse”, bir anonim şirkette hissedar konumundaki kamu tüzel kişiliklerine veya yerel yönetimlere tanınan kurumsal bir hakkı ifade ediyor.

Özelleştirilen işletmeler üzerindeki devlet denetimini koruma işlevi gören bu hak, yabancı yatırımcıların yer aldığı şirketlerde genel olarak oy kullanma imkanı sağlamasa da devlete ana sözleşme değişikliklerini onaylama veya veto etme yetkisi veriyor.

Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yayımladığı kararname, özelleştirme ve stratejik işletme statüsüne dair hükümlerin yanı sıra havalimanının ana faaliyet alanının korunmasını, tesis ve kapasitelerin modernizasyonu için gerekli şartların sağlanmasını şart koşuyor.

Belge aynı zamanda hisse senetlerinin doğrudan ya da dolaylı yoldan yabancı kişi ve kuruluşların kontrolündeki tüzel kişilere geçmesini engellemeyi de güvence altına alıyor.

Putin, 2015 yılında Şeremetyevo’nun varlıklarının konsolidasyonunu ve kısmi özelleştirmesini öngören kararnameyi imzalamıştı.

Devlet, yeni kurulan “Şeremetyevo Havalimanı” şirketine federal mülkiyette bulunan yüzde 83,038 oranındaki havalimanı hissesini devrederken kamu payının en az yüzde 30 seviyesinde kalması şartı getirilmişti.

Varlıkların birleştirilmesi süreci Mayıs 2017’de tamamlandı. Bu konsolidasyon sonucunda Şeremetyevo Holding havalimanının yüzde 66,06 hissesine sahip olurken Rusya Federal Mülkiyet Yönetim Ajansı (Rosimuşçestvo) yüzde 30,46’lık payı elinde tuttu.

Geriye kalan hisselerin yüzde 2,43’ü Aeroflot’a, yüzde 1,05’i ise havalimanı yönetimine geçti.

Şeremetyevo Holding 2020 yılında devlete ait hisseleri satın almak üzere başvuruda bulunmuş, ancak daha sonra işlemden vazgeçmişti. Bu vazgeçmeyle birlikte havalimanının mülkiyeti bütünüyle özel sektöre devredilmemişti.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya, Alman gazeteci Michael Martens hakkında arama kararı çıkardı

Yayınlanma

Rusya İçişleri Bakanlığı, Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi muhabiri Michael Martens hakkında uluslararası arama kararı çıkardı. Kararın, gazetecinin Ukrayna ve Sırbistan liderlerinin basın toplantısında Rus askerlerinin öldürülmesine dair yönelttiği sorunun ardından alındığı bildirildi. Rusya Dışişleri Bakanlığı ve ilgili diplomatik misyonlar gazetecinin ifadelerine sert tepki gösterdi.

Rusya, Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesi muhabiri Michael Martens hakkında uluslararası arama kararı çıkardı.

RBK’ya konuşan kolluk kuvvetlerindeki iki kaynak, kararın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic’in ortak basın toplantısının ardından alındığını aktardı.

Rusya İçişleri Bakanlığının arananlar veri tabanında, Martens’in Rusya Ceza Kanunu’nun ilgili maddesi uyarınca arandığı bilgisi yer alıyor.

Martens söz konusu basın toplantısında, Avrupa ülkelerinin “daha fazla Rus’un öldürülmesine yardımcı olmak” için neler yapabileceğini sormuştu.

Gelişmelerin ardından FAZ gazetesi, sorunun ifade ediliş biçimini “yanıltıcı” olarak nitelendirerek kurumun yayın politikasının “mümkün olduğunca çok sayıda Rus askerinin öldürülmesine yönelik çağrıları” kapsamadığını vurguladı.

RBK’nın kaynaklarına göre, gazeteci hakkındaki arama kararı Moskova İçişleri Ana Müdürlüğü tarafından 13 Ağustos’ta çıkarıldı.

Martens’e gıyabında Rusya Ceza Kanunu’nun 282. maddesinin 2. fıkrası uyarınca nefret veya düşmanlığı körükleme suçlaması yöneltildi. Soruşturma makamlarının yakın zamanda mahkemeye başvurarak gazeteci hakkında gıyabi tutuklama talep etmeyi planladığı belirtildi.

Rusya’nın Berlin Büyükelçiliği, Martens’in sözlerini “iğrenç” olarak nitelendirerek Moskova’nın hukuki mekanizmaları kullanma ihtimalini değerlendireceğini duyurdu.

Diplomatik temsilcilik, Martens’in fiilen Zelenskiy’e Rus askerlerinin öldürülmesi konusunda yardım teklif ettiğini ve gazetecinin daha sonra sosyal medyada yaptığı paylaşımların “her türlü yanlış anlaşılmayı ortadan kaldırdığını” açıkladı.

Büyükelçilik ayrıca Alman makamlarının, Almanya Gazeteciler Birliği dahil olmak üzere meslek örgütlerinin ve meslektaşlarının çoğunluğunun bu ifadeleri kınamamasını “üzüntü verici” bulduğunu bildirdi.

Büyükelçilik açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“FAZ’ın kısa açıklaması maalesef durumu kökten değiştirmiyor. Gazetenin Michael Martens’in ifadelerindeki ‘muğlaklığa’ sığınma girişimi eleştirilere dayanamaz; nitekim gazeteci sonrasında tam olarak söylediği şeyi kastettiğini ve bunda kınanacak bir yön görmediğini defalarca teyit etti.”

Rus diplomatlar, ifade özgürlüğünün, “burada resmi düzeyde iddia edildiği gibi” Almanya’nın resmi olarak çatışma halinde bulunmadığı bir devletin vatandaşları da dahil olmak üzere insanların öldürülmesine yönelik aleni çağrıları kapsamaması gerektiğini değerlendirdi.

Rusya’nın Washington Büyükelçiliği ise Martens’in sorusunu “Freudyen bir dil sürçmesi” olarak nitelendirdi ve bu çıkışın Alman makamlarının “Rusya-ABD cepheleşmesi” yönündeki arzusunu yansıttığını öne sürdü.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Sırbistan makamlarına çağrıda bulunarak Martens’in sorusuna tepki göstermelerini istedi.

Gazetecinin ifadelerini kabul edilemez olarak nitelendiren Lavrov, Vucic’in bu soruyu duyduğunda “adeta donakaldığına” dikkat çekti.

Lavrov, bu tür görüşlere sahip bir kişinin medyada veya devlet kurumlarında görev almaması gerektiğini söyledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English