Bizi Takip Edin

Avrupa

İtalyan enerji devi Eni: Rusya’dan LNG sevkiyatı yasağı askıya alınmalı

Yayınlanma

İtalyan enerji şirketi Eni’nin Genel Direktörü Claudio Descalzi, İran’daki savaş ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz ablukası nedeniyle Rusya’dan sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ithalatına yönelik yasağın ertelenmesi gerektiğini belirtti. Descalzi, Ortadoğu’daki tedarik kesintilerinin Avrupa’da ciddi bir arz-talep dengesizliğine ve akaryakıt kıtlığına yol açabileceği uyarısında bulundu.

İtalyan enerji devi Eni’nin Genel Direktörü Claudio Descalzi, Ortadoğu’da devam eden savaş ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz ablukası şartları altında, Rusya’dan ithal edilen sıvılaştırılmış doğalgaza (LNG) yönelik kısıtlamaların ötelenmesi çağrısında bulundu.

İtalyan basınından Corriere della Sera gazetesine açıklamalarda bulunan Descalzi, enerji piyasalarındaki güncel gelişmeleri değerlendirdi.

Descalzi, Avrupa Birliği (AB) genelinde uygulanması öngörülen takvime atıfta bulunarak, “Rusya’dan gelen 20 milyar metreküp hacmindeki LNG sevkiyatına yönelik, 1 Ocak 2027 tarihinde yürürlüğe girecek yasağın askıya alınmasının gerekli olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Avrupa Birliği bünyesinde daha önce kabul edilen düzenlemeler doğrultusunda, Rus doğalgazının ithalatına yönelik tam yasak kararı Şubat ayında yürürlüğe girmişti.

Söz konusu takvim uyarınca Rusya’dan LNG tedarikinin 1 Ocak 2027, boru hattı gazı sevkiyatının ise 30 Eylül 2027 itibarıyla tamamen durdurulması hedefleniyor.

Avrupa’da arz-talep dengesizliği uyarısı

Eni Genel Direktörü, bu erteleme talebinin gerekçesi olarak Ortadoğu kaynaklı sevkiyatların azalmasını ve bunun Avrupa’daki arz-talep dengesini bozma riskini gösterdi.

Bölgedeki krizin etkilerine değinen Descalzi, “Katar’dan 6,5 milyar metreküp gaz geliyordu; ancak biz bu açığı Angola, Nijerya, Kongo ve ABD’den gelecek tedariklerle ikame edeceğiz” bilgisini paylaştı.

Avrupa’nın yıllık yaklaşık 60 milyon ton jet yakıtı tükettiğini ve bunun yüzde 35’ini ithal ettiğini vurgulayan Descalzi, mevcut konjonktürde bu kaynağın nasıl ve hangi maliyetlerle bulunacağının anlaşılması gerektiğini kaydetti.

Akaryakıt istasyonlarında dizel sıkıntısı

Descalzi, Avrupa genelinde dizel yakıt kıtlığı yaşanabileceği uyarısında bulunarak, geçtiğimiz hafta sonu kendi ağlarındaki duruma dikkat çekti.

Genel Direktör, “Geçtiğimiz hafta sonu 600 istasyonumuzda dizel yakıt tükendi. Bu bizim hatamızdı; fiyatları çok düşük tuttuğumuz için stoklar hızla eridi. Ancak 600 istasyonda dizel yakıtın bitmesi potansiyel bir soruna işaret etmektedir” açıklamasında bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından ilan edilen Hürmüz Boğazı deniz ablukasının söz konusu açığı daha da derinleştireceğini belirten Descalzi, olası bir ambargonun piyasadan günlük 1,5 milyon varil petrolün çekilmesine yol açabileceğini ifade etti.

Descalzi, İran’ın savaşın sürdüğü 44 gün boyunca bu miktarı ağırlıklı olarak Çin’e ihraç etmeyi başardığını hatırlatarak, bu durumun petrol edinme yarışını hızlandırabileceğini belirtti.

Asya’daki fiziki petrol piyasasında varil fiyatının 150 dolara ulaştığını kaydeden Descalzi, “Kargolar en yüksek fiyata satıldıkları yere gidiyor, bu nedenle mesele fiyat değil, hacim meselesidir” değerlendirmesini yaptı.

Avrupa’nın Shell, BP, TotalEnergies ve Equinor ile birlikte en büyük enerji şirketleri arasında yer alan Eni’nin yöneticisi, İtalya’nın Rus gazına olan bağımlılığını azaltma konusundaki verileri de hatırlattı.

2022 yılı başında İtalya’nın doğalgaz ihtiyacının yüzde 40’ını karşılayan Rusya’nın payı, geçtiğimiz yılın Nisan ayı itibarıyla yaklaşık yüzde 10 seviyesine kadar gerilemişti.

Eni, 2023 yılı ilkbaharında, Gazprom’un mevcut sözleşmeler kapsamındaki sevkiyatları azaltması nedeniyle tahkim sürecine başvurmuştu. Gazprom ise söz konusu kesintinin Avusturya üzerinden geçişlerde yaşanan sorunlardan kaynaklandığını öne sürmüştü.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise geçtiğimiz Mart ayında yaptığı açıklamada, Avrupa ile petrol ve gaz tedariki konusunda iş birliğine hazır olduklarını, ancak karşı taraftan bu yönde bir istek sinyali gelmesi gerektiğini söylemişti.

Putin, yeni kısıtlamalar öncesinde Avrupa pazarından çekilme olasılığını da dışlamamış, diğer pazarlarda yer edinmenin daha karlı olabileceğini belirtmişti.

Avrupa

Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Yayınlanma

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.

Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.

The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.

Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.

Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.

Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.

Fransa’da okul boykotları yayılıyor

“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.

Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.

Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.

Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.

Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.

17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.

BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.

Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.

Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.

Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.

Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.

Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.

Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.

Bu kapsamda iki soru sorulacak:

  • Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
  • Beklentileriniz nelerdir?

Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.

Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Yayınlanma

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.

Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.

Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.

Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.

Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.

İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).

Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.

BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.

Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.

Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.

Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.

Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.

Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.

Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.

Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

Yayınlanma

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.

Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.

Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.

Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.

Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.

Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.

Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English