Bizi Takip Edin

Diplomasi

İlk Türkiye-Japonya savunma etkinliği İstanbul’da düzenlendi

Yayınlanma

İstanbul’daki ilk Türkiye-Japonya savunma etkinliği daha yakın işbirliğine işaret ediyor. Devlet kurumları, silah fuarında işbirliğini artırmaya yönelik anlaşma imzaladı.

Nikkei Asia’nın haberine göre, Terra Drone dâhil 10’dan fazla Japon şirketi, çarşamba günü büyük silah fuarında Türk muhataplarıyla düzenlenen ilk savunma iş eşleştirme etkinliğine katıldı. Aynı gün devlet kurumları da daha fazla işbirliği için bir niyet mektubu imzaladı.

Türkiye-Japonya Savunma Sanayii İş Birliği Günü, cumartesi gününe kadar devam eden iki yılda bir düzenlenen SAHA Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayii Fuarı’nın 5’incisi kapsamında gerçekleştirildi.

Japon heyetinin varlığı, bir yandan büyüyen Türk savunma sanayiiyle işbirliğine yönelik artan isteği yansıtıyor. Diğer yandan ikinci dünya savaşından beri sürdürdüğü iddia edilen pasifist savunma politikasından vazgeçen ve özellikle de Tayvan üzerinden Çin’le sık sık karşı karşıya geldiği ve iki ülke arasında gerilimin arttığı bu dönemde silahlanmaya başlayan Japonya, kabiliyetlerini genişletme planının parçası olarak yerli bir drone sanayii geliştirmeye istekli. Bu kapsamda Baykar ve Türk Havacılık ve Uzay Sanayii ile görüşmeler yürütüyor.

Türkiye ise, Rusya-Ukrayna savaşında sınanan Bayraktar TB2 modeliyle ün kazanan gelişmiş bir drone sanayiine sahip.

SAHA Yönetim Kurulu Başkanı ve drone şirketi Baykar’ın CEO’su Haluk Bayraktar, etkinliğin iki sanayi için tarihî bir ilk adım olduğunu söyledi. Bayraktar, toplantıların Japonya’nın gelişmiş takım tezgâhları gibi teknolojileri Türk savunma sanayiine ihraç etmesinin önünü açmasını umduğunu ifade etti.

Japonya, silah ihracatına ilişkin düzenlemeleri gevşetiyor

Japonya’nın Ankara Büyükelçisi Masami Tamura, yaptığı konuşmada Türk silahlarının muharebe sahasındaki etkinliğine atıfta bulundu ve daha yakın ilişkilere ihtiyaç olduğuna dikkat çekti.

Tamura, “Zorlu küresel koşulların ortasında, dostluk, karşılıklı saygı, ortak değerler ve hukukun üstünlüğüne inançla bağlı iki ülke olan Japonya ve Türkiye’nin, özellikle savunma sanayii alanında savunma işbirliğimizi derinleştirmesi gerektiğine inanıyorum” dedi. “Bugün bu işbirliği yönünde önemli bir adımdır”diye ekledi.

Devlet kurumlarının düzenli olarak bir araya gelme konusunda mutabakata varmasıyla, Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ve savunma sanayii yetkililerinden oluşan bir heyetin haziran ayında Japonya’yı ziyaret etmesi için planlar yapılıyor.

STM, Roketsan ve Nurol Makina dâhil yaklaşık 30 Türk şirketi iş eşleştirme etkinliğine katıldı.

Fuarda standı bulunan Tokyo borsasına kote Terra Drone, önleyici drone’larını tespit, teşhis, takip ve komuta-kontrol işlevlerine sahip daha büyük sistemlere entegre etmek için ortaklar arıyor. CEO Toru Tokushige, salı günü telekonferans aracılığıyla Nikkei Asia’ya bunu söyledi.

Şirket, iş eşleştirme etkinliğinde Türkiye’nin önde gelen savunma elektroniği şirketi ASELSAN ve diğer firmalarla görüştü.

Son yirmi yılda NATO üyesi Türkiye, Batılı müttefiklerinin yaptırım ve kısıtlamalarıyla karşı karşıya kalan savunma sanayiinde yerlileşmeyi hızlandırdı.

Türkiye’nin 40’tan fazla ülkeye ihraç edilen silahlı drone’ları Ukrayna, Suriye, Libya, Azerbaycan ve Afrika kıtasındaki savaşlarda test edildi.

Geçen yıl Baykar, Japonya ve Birleşik Krallık ile birlikte yeni nesil savaş uçakları üretmeyi amaçlayan Küresel Muharip Hava Programı’nın ortağı İtalya’nın kilit savunma yüklenicisi olan ve İsrail’le silah ticareti yapan Leonardo ile LBA Systems adlı bir drone ortak girişimi kurdu.

Çarşamba günü Baykar ayrıca en gelişmiş Kızılelma drone’ları için Endonezya ile ilk ihracat anlaşmasını imzaladı.

Devlete ait TUSAŞ hâlihazırda Malezya ve Endonezya’ya drone ihraç ediyor. Şirket, Endonezya ile 5’inci nesil savaş uçağı KAAN’ın ihracatına yönelik bir anlaşma da imzalamıştı. Daha yakın zamanda TUSAŞ, Airbus ile ortak girişim kapsamında İspanya’ya 30 adet Hürjet süpersonik jet eğitim uçağı satmak üzere bir anlaşma imzaladı.

İş eşleştirme etkinliğine katılan bir Türk katılımcı, Japonya’nın Türkiye ile Güney Kore arasındaki başarılı savunma işbirliğini örnek almak istediğini söyledi.

Türkiye, Güney Kore’den teknoloji transferleri aldı ve tankları ile obüslerinde önemli parçalar kullandı; Türk bileşenleri de Güney Kore silahlarına entegre ediliyor.

Japonya, silah satışlarında ortaklarından Ekipman ve Teknoloji Transfer Anlaşması’nı imzalamalarını şart koşuyor. Japonya bu anlaşmaları ABD, Avustralya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Malezya dâhil 17 ülkeyle imzaladı.

Diplomasi

Ermenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı

Yayınlanma

Ermenistan ve ABD, “Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Güzergahı” (TRIPP) projesine ilişkin stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını imzaladı. Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından da imzalanan belgenin Ermenistan’a ulaştığını ve onay sürecine hazır olduğunu bildirdi.

Ermenistan ve ABD, Ermenistan topraklarında gerçekleştirilmesi planlanan “Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Güzergahı” (Trump Route for International Peace and Prosperity – TRIPP) projesine yönelik stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını imzaladı. Gelişme, Ermenistan Dışişleri Bakanlığının resmi internet sitesi üzerinden duyuruldu.

Ermenistan Dışişleri Bakanlığının internet sitesinde, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan’ın ilgili belgeyi imzaladığı anlara ait bir video paylaşıldı.

İmza töreninin ardından açıklamalarda bulunan Bakan Mirzoyan, “TRIPP projesine ilişkin çerçeve anlaşmasını az önce imzaladım. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da anlaşmayı imzalayarak belgeyi Ermenistan’a gönderdi. Böylece anlaşma onaylanmaya hazır hale geldi” ifadelerini kullandı.

Mirzoyan ve Rubio, 26 Mayıs’ta Ermenistan’ın başkenti Erivan’da TRIPP projesine yönelik stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını parafe etmişti.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ABD Başkanı Donald Trump ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ağustos 2025’te ortak bir deklarasyona imza atmıştı. Söz konusu deklarasyonda, Erivan yönetiminin Ermenistan topraklarında TRIPP projesinin çerçevesini oluşturmak üzere Washington ve üçüncü taraflarla birlikte çalışacağı taahhüt edilmişti.

Proje kapsamında Ermenistan topraklarında karayolu, demiryolu ile petrol ve doğalgaz boru hattı altyapısının inşa edilmesi planlanıyor. TRIPP projesi, Azerbaycan’ın ana topraklarını Ermenistan üzerinden geçecek 42 kilometre uzunluğundaki bir hatla Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ne ve ardından Türkiye’ye bağlamayı hedefliyor.

Mayıs ayında, Amerikan mühendislik ve danışmanlık şirketi AECOM yetkilileri, TRIPP projesinin hayata geçirileceği sahada inceleme çalışmalarına başlamıştı. AECOM ekibinin, ABD Dışişleri Bakanlığı Küresel Altyapı ve Yatırım Ortaklığı Fonu adına Erivan’a geldiği bildirilmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

OECD raporu: Uzun süreli enerji kesintisi küresel ekonomiyi resesyona sürükleyebilir

Yayınlanma

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yayımlanan küresel ekonomik görünüm raporu, İran’daki savaşa bağlı olarak enerji arzında yaşanacak uzun süreli kesintilerin dünya ekonomisine ağır bir darbe vurabileceğini ortaya koydu. Raporda, böylesi bir krizin ülkeleri resesyona sürükleme ve işsizliği artırma riski taşıdığı belirtilirken, çatışmanın küresel ekonomik görünümü şekillendiren temel unsur haline geldiği vurgulandı.

Çarşamba günü yayımlanan yeni bir ekonomik görünüm raporu, İran’daki savaştan kaynaklanacak uzun süreli bir enerji arzı kesintisinin küresel ekonomiye ağır bir darbe indireceğine işaret etti.

Araştırma verileri, bu tür kesintilerin ülkeleri resesyona sürükleme olasılığının yüksek olduğunu ve işsizlikte artışa yol açabileceğini gösterdi.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), söz konusu savaşın etkilerini “küresel ekonomik görünümü şekillendiren baskın güç” olarak tanımladı.

Aksaklıkların kalıcı olması halinde, küresel büyümenin 2026 yılındaki yüzde 2,1 seviyesinden 2027 yılında yüzde 1,8’e gerileyerek önemli ölçüde yavaşlayabileceği kaydedildi. Bu yavaşlama, dünya ekonomisini Kovid-19 pandemisi ve Büyük Resesyon döneminden bu yana görülmemiş seviyelere düşürebilir.

OECD Başekonomisti Stefano Scarpetta raporda, “Yüksek emtia fiyatlarından kaynaklanan yukarı yönlü baskıların, zayıflayan nihai talep tarafından kısmen dengelenmesiyle birlikte, küresel enflasyon 2026’da 0,4 yüzde puan, 2027’de ise 1,3 yüzde puan yükselecektir” ifadesine yer verdi.

Gelişmekte olan ve enerji rezervleri sınırlı olan ekonomilerin, ham petrol, akaryakıt ve doğal gaza bağımlı Asya ekonomileriyle birlikte bu durumdan en ağır darbeyi alacak kesimler arasında yer alacağı aktarıldı.

Alternatif bir kısa vadeli senaryo üzerinde duran araştırmacılar, enerji üretiminin ve Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan sevkiyatların çatışma öncesindeki seviyelere yeniden ulaşması durumunda, büyümenin 2027 yılında yüzde 3,1’e geri dönebileceğini bildirdi.

Küresel ekonominin “tek bir tıkanma noktasına” karşı olan hassasiyetinin arz zincirlerini güçlendirme ve daha çeşitli bir enerji arzı yaratma ihtiyacını ortaya koyduğunu belirten araştırmacılar, fosil yakıt ithalatına olan bağımlılıktan kurtulmak amacıyla daha fazla yatırım yapılması gerektiğinin her zamankinden daha acil olduğunu vurguladı.

Raporda ayrıca, bu yıl artan savunma harcamalarının, inovasyon yoluyla savunma dışı sektörlerde yayılma etkileri yaratmadığı sürece üretim kapasitesini muhtemelen genişletmeyeceğine dikkat çekildi.

Scarpetta, politika yapıcıların zor kararlarla karşı karşıya olduğunu belirterek, “Merkez bankaları, enflasyon beklentileri iyi çıpalanmış kaldığı ve ikinci tur etkiler kontrol altında tutulduğu sürece, arz kaynaklı fiyat artışlarını görmezden gelebilir. Ancak fiyat baskılarının genişlemesi veya büyümenin önemli ölçüde zayıflaması halinde bir politika hamlesi gerekli hale gelebilir” değerlendirmesinde bulundu.

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, ABD ve İsrail’in şubat ayı sonunda İran’a yönelik ilk saldırıları düzenlemesinden bu yana petrol fiyatlarının yüksek kalmasına neden oldu.

ABD’deki ortalama akaryakıt fiyatları, çatışmayı sona erdirecek bir anlaşmaya yönelik son görüşmelerin etkisiyle düşüş gösterse de AAA’in çarşamba günü açıkladığı verilere göre 4,26 dolar ile yüksek seyrini korudu.

Geçen yıl 3,14 dolar olan ortalamanın ardından, geçen haftaki ortalamanın da 4,50 dolar seviyesinde gerçekleşerek yüksek kalmaya devam ettiği bildirildi.

Çatışmanın başlangıcından bu yana yapılan kamuoyu yoklamaları, yaşam maliyeti üzerindeki etkilerin uzaması nedeniyle Amerikalıların çoğunun savaşı desteklemediğini ortaya koydu.

Politico tarafından cuma günü yayımlanan son anket, katılımcıların yüzde 60’ından fazlasının Başkan Trump’ın Amerikalıları savaşın ekonomik etkilerinden korumak için yeterli çabayı göstermediğine inandığını gösterdi.

Ankete katılanların yüzde 53’ü yaşam maliyetinin hatırlayabildikleri en kötü seviyede olduğunu ifade ederken, çoğunluk Trump’ın göreve dönmesinden bu yana mali durumlarının kötüleştiğini dile getirdi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

İran, ABD’ye dört aşamalı barış anlaşması planı sundu

Yayınlanma

İran, ABD ile olası bir barış anlaşması için dört aşamalı bir çerçeve plan sundu. ABD Başkanı Donald Trump Tahran ile bir hafta içinde ateşkes sağlanabileceğini belirtirken, ABD Temsilciler Meclisi İran’a yönelik askeri operasyonlar için kongre onayı şartı getiren bir kararı kabul etti.

İran, ABD’ye olası bir barış anlaşmasına zemin oluşturabilecek dört aşamalı bir çerçeve yapı önerdi.

Fars haber ajansının İran müzakere heyeti üyesi Said Acarlu’ya dayandırdığı habere göre öneri, çatışmaların sonlandırılması ve yaptırımların kaldırılmasına yönelik kademeli bir takvimi içeriyor.

Planın ilk aşaması, İran, ABD ve “direniş cephesi” dahil olmak üzere tüm tarafların katılımıyla savaşın durdurulmasını ve bütün askeri operasyonların tamamen tam zamanlı olarak askıya alınmasını öngörüyor.

Olası anlaşmanın ikinci aşaması ise başta boğazla ilgili meseleler olmak üzere pratik adımlara, ablukaların kaldırılmasına, petrol yaptırımlarının iptal edilmesine ve İran’ın dondurulmuş varlıklarının bir kısmının serbest bırakılmasına odaklanıyor.

Üçüncü aşamada daha geniş kapsamlı yaptırımlar ve nükleer meseleler ele alınırken, son aşama ise anlaşmanın uygulanmasını denetlemek ve tarafların yükümlülüklerine bağlılığını güvence altına almak için bir izleme komitesi kurulmasını içeriyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, konuya ilişkin değerlendirmesinde, ABD ile İran arasındaki savaşın ancak “Lübnan’da da sona erdiğinde” biteceğini ifade etti.

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Haziran tarihinde New York Post gazetesinin podcast yayınında Ortadoğu’daki savaş ortamını değerlendirdi. Trump, İran’ın nükleer silahtan vazgeçmeyi kabul ettiğini belirtti ancak “fikirlerini değiştirebilecekleri” yönünde bir ihtiyat payı bıraktı.

Bu açıklamadan bir gün önce ABC News televizyonuna konuşan Trump, İran ile bir ateşkes anlaşmasına “önümüzdeki hafta içinde” ulaşılabileceğini kaydetmişti.

Ancak aynı gün Tesnim haber ajansı, İran’ın, İsrail’in Lübnan’daki askeri faaliyetlerini protesto etmek amacıyla aracılar vasıtasıyla yürütülen müzakereleri askıya aldığını bildirdi.

Tüm bu diplomatik hareketlilik sürerken, ABD Temsilciler Meclisi askeri operasyonlara yönelik kısıtlayıcı bir adım attı. Temsilciler Meclisinde yapılan oylamada, Kongre’nin onayı alınmadığı takdirde Trump’ın İran ile savaşı sonlandırmasını zorunlu kılan karar tasarısı kabul edildi.

Söz konusu tasarı, aralarında 4 Cumhuriyetçi temsilcinin de bulunduğu 215 kongre üyesinin kabul oyuna karşılık 208 ret oyuyla yasalaştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English