Diplomasi
Trump yönetimi Türkiye’ye jet motoru satışı için adım attı

ABD’de Donald Trump yönetimi, Türkiye’ye milli muharip uçak KAAN projesinde kullanılmak üzere 700 milyon doların üzerinde jet motoru satışı yapma niyetini Kongre’ye resmen bildirdi. Bazı Demokrat Kongre üyeleri, Ankara’nın Rus S-400 hava savunma sistemlerine sahip olmasını gerekçe göstererek satışa karşı çıkıyor.
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Türkiye’ye değeri 700 milyon doların üzerinde olan onlarca jet motoru satma niyetini Kongre’ye resmen bildirdi.
Trump yönetiminin, Türkiye’nin 2019 yılında tedarik ettiği S-400 savunma sistemleri nedeniyle bazı milletvekillerinin itirazlarına rağmen satışı gerçekleştirmeyi planladığı bildirilmişti.
Reuters’ın haberine göre ABD Dışişleri Bakanlığı, Kongre’ye gönderdiği ve 24 Haziran tarihini taşıyan bildiriminde konuya ilişkin ayrıntılara yer verdi.
Çarşamba günü geç saatlerde iletilen bildirimde, “ABD hükümeti; siyasi, askeri, ekonomik, insan hakları ve silahların kontrolü hususlarını dikkate alarak bu malzemelerin ihracatını lisanslamaya hazırdır.” ifadesi kullanıldı.
Söz konusu satış, gelecek ay Ankara’da gerçekleştirilecek kritik NATO zirvesi öncesinde Türkiye’ye ve Trump’ın önemli bir müttefik olarak gördüğü Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yönelik önemli bir jest niteliği taşıyor.
Kongre satışı engellemek için ortak karar tasarısı sunabilir
Kongre’nin satışı engellemek istemesi halinde, ortak bir ret tasarısı sunmak için 15 günlük süresi bulunuyor. Böyle bir tasarının Kongre’nin her iki kanadından da geçmesi gerekiyor ve bu karar Trump tarafından veto edilebiliyor.
Biri ABD’li yetkili olmak üzere iki kaynağın aktardığına göre, Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu’nun en kıdemli Demokrat üyesi ve motor satışının önde gelen muhaliflerinden New York Temsilcisi Gregory Meeks, yönetimle yürütülen gayriresmi inceleme sürecinde itirazlarını dile getirdi ve bu pakete onay vermedi.
Meeks, çarşamba günü yaptığı açıklamada, yönetimin hem ikili ilişkiler hem de Türkiye’nin S-400’lere sahip olmasının satış üzerindeki etkileri konusunda kendisini bilgilendirmek için “iyi niyetli” bir çaba göstermediğini belirterek bu durumu eleştirdi.
Meeks açıklamasında, “Bu malzemeler yıllarca teslim edilmeyecek ve yönetim, ABD politikasının kilit yönlerine ilişkin bilgi ve açıklama taleplerini defalarca görmezden geldi” ifadesine yer verdi.
Çarşamba günü jet motorları, F-35 programı ve Ankara’daki zirveye ilişkin planları sorulan Trump, “Muhtemelen onları çok mutlu edecek bir şey yapacağım” şeklinde yanıt verdi.
General Electric motorları milli muharip uçak KAAN’a güç verecek
General Electric tarafından üretilen motorlar, Türkiye’nin ilk milli muharip uçağı KAAN’a güç verecek. KAAN, NATO üyesi Türkiye’nin savunmada daha kendi kendine yetebilme çabalarının bir parçası olarak 2016 yılında başlatılan büyük bir proje olarak biliniyor.
Türkiye, Batı ile geçmişte yaşadığı inişli çıkışli ilişkiler ve bazı silah ambargoları nedeniyle hayal kırıklığına uğramıştı.
Bununla birlikte Türk yetkililer, KAAN’ın hava kuvvetlerinin omurgasını oluşturan ABD yapımı F-16’ların yerini almasının yıllar alacağını kabul ediyor.
Türkiye’nin 2019 yılında Rus hava savunma sistemlerini satın alması, ABD ile ilişkileri bozmuş ve Kongre’nin Ankara’ye olan desteğini engellemişti.
Washington bu adıma yanıt olarak yaptırımlar uygulamış ve Türkiye’yi F-35 savaş uçağı programından çıkarmıştı.
Kongre ayrıca, Rus sistemlerinin ABD yapımı savaş uçakları için güvenlik riski oluşturduğunu belirterek, Ankara S-400’leri elinde tuttuğu sürece Türkiye’ye herhangi bir F-35 satışını yasaklayan bir yasayı kabul etmişti.
Bu durum, Türkiye’nin Trump yönetiminde Washington ile daha sıcak ilişkilere sahip olmasına rağmen o zamandan beri iki ülke arasında önemli bir anlaşmazlık noktası olmaya devam ediyor.
Perşembe günü bazı Demokrat milletvekilleri, motor satışına karşı çıktıklarını belirterek yönetimi Ankara’ya herhangi bir F-35 satışı yapılması konusunda uyardı.
New Hampshire Temsilcisi Chris Pappas, bir sosyal medya paylaşımında, “ABD yasalarını ihlal etmeye ve güvenilir, demokratik müttefiklerimizi tehdit etmeye devam eden Erdoğan hükümetini ödüllendiremeyiz. Türkiye’ye kesinlikle F-35 verilmemeli” ifadelerini kullandı.
Nevada’dan Demokrat Temsilciler Meclisi Üyesi Dina Titus da jet motorlarının satışına atıfta bulunarak yaptığı sosyal medya paylaşımında, “Eğer ABD Başkanı bu yolda ilerlemeye devam ederse, bir ortak reddetme tasarısı sunacağım” dedi.
Diplomasi
Trump baskı yaptı, Kiev Rus petrol rafinerilerini vurmayı durdurdu

Trump’ın küresel akaryakıt fiyatlarını artırdığı gerekçesiyle yürüttüğü baskı sonuç verdi ve Ukrayna, Rus petrol rafinerilerine yönelik saldırılarına gayriresmi olarak ara verdi. Wall Street Journal’ın haberine göre 3 Kasım’daki ABD Kongresi ara seçimlerine kadar sürmesi beklenen duraklama öncesinde Washington, Kiev’den saldırıları 30 günlüğüne kesmesini istedi.
The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin haberine göre ABD, Rusya’daki petrol rafinerilerine düzenlenen Ukrayna saldırılarının durdurulması için ABD Başkanı Donald Trump’ın haftalarca sürdürdüğü baskı sonucunda amacına ulaştı.
Gazeteye konuşan kaynakların belirttiğine göre saldırılardaki “gayriresmi ara” en azından 3 Kasım’da yapılacak ABD Kongresi ara seçimlerinin sonuna kadar sürecek, hatta bu süreyi de aşabilecek.
Kiev yönetimi ise saldırıların durdurulduğuna dair resmi bir açıklama yapmadı.
Son haftalarda Kiev’den Rus petrol rafinerilerini vurmayı bırakmasını talep eden Trump, küresel akaryakıt fiyatlarındaki artıştan Ukrayna’yı sorumlu tutuyordu.
Gazetenin görüşlerine başvurduğu enerji uzmanları ise fiyat artışını ağırlıklı olarak ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşa bağlıyor.
WSJ’nin iki Amerikalı yetkiliye dayandırdığı haberine göre ABD Özel Temsilcisi Jared Kushner, 20 Ekim’de Oslo’da Ukrayna lideri Vladimir Zelenskiy ile yapılan görüşmede Trump’ın talebini yineledi.
WSJ’ye konuşan kaynaklardan biri bu görüşmeyi “çok sert” diye nitelendirdi.
Amerikalı yetkililerden birinin aktardığına göre toplantıya uzaktan katılan Kushner, Washington’a duyulan minnettarlığın bir göstergesi olarak Ukrayna’ya petrol rafinerisi saldırılarını 30 günlüğüne durdurmayı önerdi.
WSJ’nin belirttiğine göre uydu internet sistemi Starlink’in çalışmasındaki kısıtlamalar da Kiev’in tutumunu etkiledi.
14 Ekim’de başlayan bu kısıtlamalar Ukrayna’nın insansız hava araçlarını kullanmasını zorlaştırdı.
Hizmetin tam kapasiteyle çalışmasına ancak on gün sonra, Trump’ın SpaceX CEO’su Elon Musk’a başvurmasıyla geri dönülebildi.
Gazetenin haberine göre Ukrayna’nın Avrupalı müttefikleri de ABD’deki oylama tamamlanana kadar rafineri saldırılarına ara verilmesini tavsiye etti.
Gazete, Starlink’teki kesintinin ve ABD’nin Kiev’e desteği kesme tehditlerinin sonucunda Ukrayna’nın Beyaz Saray’a duyduğu güvenin daha da sarsıldığı değerlendirmesini yaptı.
Enerji ateşkesi tartışmaları Rus motorini anlaşmasının gölgesinde yürüdü
Trump, 11 Ekim’de Rusya ve Ukrayna’nın enerji tesislerine yönelik saldırıları durdurma konusunda anlaştığını duyurmuştu.
Ukrayna lideri Vladimir Zelenskiy ise Amerikalı mevkidaşının sözlerini ilk kez duyduğunu söylemiş, ancak Rusya’nın da kabul etmesi şartıyla ateşkese hazır olduğunu dile getirmişti.
Rusya Devlet Başkanı Sözcüsü Dmitriy Peskov da 13 Ekim’de enerji ateşkesine ilişkin temasların sürdüğünü doğrulamıştı.
Buna rağmen ertesi gün Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, Ryazan ve Saratov bölgelerindeki petrol rafinerilerine saldırılar düzenlendiğini açıkladı.
Ryazan Bölgesi Valisi Pavel Malkov ise 15 Ekim sabahı insansız hava aracı saldırısının ardından yerel petrol rafinerisi arazisinde yangın çıktığını duyurdu.
Devlet Başkanı Vladimir Putin de enerji altyapısına yönelik saldırıların sorun yarattığını ancak cephedeki durumu etkilemediğini söylüyordu.
Putin 1 Ekim’de yaptığı açıklamada “Bizim petrol rafinerilerimizde de tablo aynı. Petrol rafinerilerini vurmaya başladılar ve amaçlarını doğrudan ekonomimize zarar vermek olarak açıkladılar. Amaçlarına ulaştılar mı? Kısmen, çünkü tahminlerimize göre gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 1’ini kaybettik. Üstelik bunu bilinçli yaptılar, bunlar sivil hedefler, sivil hedefleri vurdular. Peki ne oldu? Birebir karşılığını aldılar” dedi.
Enerji ateşkesi görüşmeleri, Moskova ile Washington arasında 9 Ekim’de varılan Rus motorini tedariki anlaşmasının gölgesinde yürütüldü.
Zelenskiy bu anlaşmayı ABD’nin ihaneti olarak nitelendirmişti.
Diplomasi
Ukrayna ekonomisi, 2022’den bu yana ilk kez küçülmeye gidiyor

Ukrayna Merkez Bankası, Rus saldırılarının ticari faaliyeti vurması nedeniyle ülke ekonomisinin bu yıl yüzde 0,4 daralacağını tahmin ederek faiz artışına gitti. Gelecek yılın bütçesini 47,5 milyar dolar açıkla onaylayan hükümet azami tasarruf rejimine geçerken Kiev, AB’nin vaat ettiği 90 milyar avroluk kredinin şimdiye kadar yalnızca 19,8 milyar avrosuna erişebildi.
Bloomberg’in Ukrayna Merkez Bankasının tahminine dayandırdığı habere göre Ukrayna ekonomisi 2022’den bu yana ilk kez küçülecek.
Banka, bu yılın sonunda ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 0,4 daralacağını öngörüyor.
Ukrayna Merkez Bankası daha önce ekonominin yüzde 1,8 büyüyeceğini tahmin ediyordu.
Ülke ekonomisindeki son daralma, gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 30’dan fazla eridiği 2022 yılında kayıtlara geçmişti.
Ukrayna Merkez Bankası tahminin kötüleşmesini, Rus saldırılarının “iş aktivitesinde keskin bir düşüşe” yol açmasıyla açıkladı.
Rusya Savunma Bakanlığı, saldırıların yalnızca Ukrayna’nın askeri ve enerji tesisleri ile bunlarla bağlantılı altyapıyı hedef aldığını defalarca vurguladı.
Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rus ordusunun Ukrayna altyapısına yönelik saldırılarının etkili ve zamanında adımlar olduğunu, zira askerlerin önlerindeki muharebe görevlerini çözmelerine yardımcı olduğunu söyledi.
Ukrayna Merkez Bankası, ekonominin savunma sanayisine ve diğer projelere yönelik yatırımların artması sayesinde gelecek yıl yeniden yüzde 0,4 büyüme patikasına girmesini bekliyor.
Bloomberg’in aktardığına göre Ukrayna Merkez Bankası, kötüleşen ekonomik tahminlerin ardından politika faizini artırdı.
Merkez Bankasının güncellenen değerlendirmeleri daha önce beklenenden daha yüksek bir enflasyona işaret ediyor.
Hükümet harcamaları kesti ve tasarruf moduna geçti
Ukrayna Başbakanı Sergey Koretskiy, eylül ayı sonunda ülkenin azami tasarruf rejimine geçtiğini ve acil olmayan bütün harcamaları ertelediğini duyurdu.
Koretskiy daha önce ülkenin kamu maliyesindeki tablonun kritik seviyeye yaklaştığını dile getirmişti.
Ukrayna’nın 2026 yılı bütçesi yaklaşık 1,9 trilyon grivna, yani 47,5 milyar dolarlık açıkla kabul edildi.
Yaklaşan 2026 kışını ülke için “nesnel biçimde zorlu” olarak niteleyen Koretskiy, kış dönemi öncesinde Ukrayna’nın enerji sektöründeki finansman açığının yaklaşık 650 milyon avro seviyesinde kaldığına dikkat çekti.
Ukrayna Maliye Bakanlığı, 2026-2029 döneminde ülkenin gereksinim duyduğu dış finansman miktarını neredeyse 146 milyar dolar olarak hesaplıyor.
Uluslararası Para Fonu ise Ukrayna’nın 2029 yılına kadar 54 milyar dolara varan bir finansman açığıyla karşı karşıya kalacağını öngörüyor.
Avrupa Birliği yılın başında Kiev için 60 milyar avrosu savunma harcamalarına, 30 milyar avrosu ise bütçe ve ekonomi desteğine ayrılan 90 milyar avroluk bir kredi paketinde uzlaştı.
Ukrayna, kararlaştırılan krediden 14 Ekim itibarıyla toplam tutarın yalnızca yüzde 22’sine denk gelen 19,8 milyar avro alabildi.
Moskova yönetimi Kiev’e verilen askeri desteği kınıyor.
Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Sergey Şoygu, AB’nin Ukrayna’ya sağladığı krediyi değerlendirirken bu politikanın Avrupa devletlerini “egemenliklerini nihai olarak kaybetmeye” sürüklediğini öne sürdü.
Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’ya “bütün Batı’nın” yardım ettiğini ifade etti.
Putin, teslim ettikleri silahların Rusya topraklarına yönelik saldırılarda kullanılmasına izin veren ülkelerin askeri tesislerine karşı Rusya’nın silah kullanma hakkını saklı gördüğünü belirtti.
Diplomasi
Kanada, AB ile “giderek daha yakın” ilişkiler kurmak istiyor

Kanadalılar, AB ile daha yakın işbirliğinin getireceği iktisadi fırsatları, düzenleyici zorlukları ve kimlik meselelerini değerlendiriyor.
Kanada Başbakanı Mark Carney, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’yı, ticaret, güvenlik, teknoloji ve halklar arası bağların güçlendirilmesine odaklanan iki günlük bir zirve için ağırlıyor.
Liderlerin, Kanada ile AB arasında “Gelecek İttifakı” olarak adlandırılan ve “her zamankinden daha yakın bir birliktelik” olarak tanıtılan önerileri de içeren iddialı yeni bir ortaklığı ilerletmeleri bekleniyor.
Peki, Kanadalılar bu yeni anlaşma hakkında ne düşünüyor?
Rapporteur’ün aktardığına göre anket şirketi Abacus Data’nın Şubat 2026’da yaptığı bir ankette ortaya çıktı ki, Kanadalıların %74’ü dış politika, savunma ve ekonomik öncelikler konusunda AB ile daha yakın işbirliğini destekliyor. Sadece %10’u buna karşı çıkarken, %15’i kararsız kalıyor.
Bu geniş destek, farklı siyasi tutumları gizliyor. Ankete göre, Liberal seçmenlerin %60’ı AB’yi Kanada’nın en önemli iki ortağı arasında sayarken, %36’sı ABD’yi bu listeye dahil ediyor.
Muhafazakârlar arasında ise rakamlar tersine dönüyor: %65’i ABD’ye öncelik verirken, AB’yi öncelikli görenlerin oranı %36’da kalıyor.
Abacus Data’nın araştırmasına göre, Kanadalıların %48’i AB üyeliğini desteklerken, %28’i buna karşı çıkıyor.
Anket şirketi Rapporteur’e yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“ABD, Kanadalıların düşünce yapısında hâlâ merkezi bir yer tutuyor ama bu durum değişmeye devam ediyor. Bugün hâlâ en önemli ortak olarak görülüyor fakat artık tartışmasız bir konumda değil.”
Kanada Ticaret Odası’nın Stratejik Politika ve Küresel Ortaklıklar Başkan Yardımcısı Catherine Fortin LeFaivre, Donald Trump döneminde Avrupa’ya yönelmeye istekli olsa da AB’nin bürokratik engelleri konusunda endişeleri var:
“Kanada’nın ABD ile ilişkisi her zaman son derece önemli olacak ama son iki yıl, çeşitlendirmenin gerekliliğini görmezden gelinemez hale getirdi. Avrupa, iktisadi bağları derinleştirmek için doğal bir yer. Fakat istemediğimiz şey, ek bir regülasyon katmanına kapı açmak.”
Ontario’lu çiftçi Hannah Hutchings de bu endişeyi paylaşıyor.
“ABD hâlâ vazgeçilmez bir iş ortağıdır,” diyen Hutchings, AB ile daha yakın bağların, daha fazla rekabet ve regülasyon yaratmadan çiftçilere iktisadi fayda sağladığı takdirde, Kanadalı tarım ürünlerinin Avrupalı tüketicilere ulaşmasına yardımcı olabileceğini savundu.
2017 yılından bu yana geçici olarak uygulanan AB-Kanada Kapsamlı Ekonomi ve Ticaret Anlaşması (CETA), ticaret engellerini azaltmış olsa da Kanadalı ihracatçılara her pazarı açmadı.
Kanada Tarım-Gıda Ticaret Birliği’nin genel müdürü Michael Harvey, “Daha yakın ilişkiler, AB ile ticaret olanakları üzerinde çalışmak için bir fırsat sunuyor ve müzakerelerde bize daha fazla pazarlık gücü sağlıyor. Bazı tarım ürünleri için, tarife dışı engeller hâlâ pazara erişimi engelliyor çünkü AB, kendi kriterlerini tüm dünyaya dayatmak istiyor,” dedi.
Harvey, AB’nin büyüme hormonları ve bitki koruma ürünleri üzerindeki kısıtlamalarına değindi:
“Bu yakınlaşma döneminde, bu konular üzerinde çalışmalıyız. Daha yakın ilişkiler halk tarafından büyük ölçüde olumlu karşılanıyor, ancak ayrıntılar fark yaratacak. Bu, her iki taraf için de kazançlı bir durum olmalı.”
Hutchings de tarımsal inovasyon ve sürdürülebilirlik alanlarında işbirliği fırsatları gördüğünü belirterek, artan maliyetler, işgücü kıtlığı, iklim değişikliği ve genç nesilleri tarıma çekme gibi ortak zorluklara dikkat çekti.
Kanadalı işletmeler için Avrupa’nın cazibesi, öngörülebilirliğinde de yatıyor.
Fortin LeFaivre, “ABD ile ticaretin maliyetini tahmin etmek zor hale geldi. Avrupa daha güvenilirdir ve iş planlaması yapmaya, pazara giriş maliyetini anlamaya ve ticaret koşullarını öngörmeye imkân tanır,” dedi.
Kanada Ticaret Odası, işletmelerin özellikle Avrupa’da yeni ihracat fırsatlarını belirlemelerine yardımcı olan “Trade Explorer” adlı bir araç geliştirdi.
Quebec merkezli kayak üreticisi Ferreol’un kurucu ortağı ve CEO’su Jonathan Audet, 2025 yılının sonlarında Fransız pazarına girdi ve satışlarının %5’ini buradan elde etti.
Audet, Avrupa’daki pazar payının zamanla Kanada’yı geçeceğini öngörüyor:
“İş ortamı ABD’dekinden daha elverişli. AB ile daha yakın bağlar kurmak, ihracatı artıracak ve ticari ortaklıklar ile ortak inovasyon ortaklıkları kurmamızı sağlayacak.”
Fakat Audet, özellikle Avrupa’daki ticaret misyonlarına ürün numuneleri götürürken idari prosedürlerin daha basitleştirilmesini istiyor.
“Onları satmayacağız, sadece ürünleri sergilemek için götürüyoruz, ancak gümrük açısından bu iş karmaşık. Mallar için bir tür pasaport olan ATA Karnesi’ne başvurmak zorundayım,” diyerek gecikmelerden, ücretlerden ve havaalanı gümrük işlemlerinden bahsetti.
Öğrenciler de fırsatlar görüyor. Ottawa’daki Carleton Üniversitesi öğrencisi ve öğrenci birliği yönetim kurulu başkanı Alex Simion, Avrupa’daki eğitim ve istihdam olanaklarına daha kolay erişimi destekliyor.
“Carleton, mühendislik öğrencisi sayısı fazla olan bir üniversite. Öğrenciler, AB ile daha yakın bağların kurulmasını coşkuyla karşılıyorlar,” diyen Simion, vize işlemlerinin basitleştirilmesini ve öğrenci konutlarına daha iyi erişim sağlanmasını talep etti.
Fakat belirsizlik hâlâ ortadan kalkmış değil. Simion, “Çoğumuz Brexit süreci yaşanırken liseye başladık, bu yüzden büyürken AB’de bir sorun olduğunu gördük,” dedi.
Onun için bu tartışma, Kanada kimliği hakkında daha derin sorular da gündeme getiriyor.
“Kanadalı olmak ne demektir? Hâlâ bunu anlamaya çalışıyoruz,” diyen Simion, AB üyeliğinin Kanada’nın kendine özgü kimliğini zedeleyip zedelemediğini sorguladı:
“Daha yakın bir bağ, AB’ye katılmadan önce Kanadalı olmanın ne anlama geldiğine bir cevap bulmamızı daha da önemli hale getiriyor.”
Amerika2 hafta önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Diplomasi5 gün önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Dünya Basını1 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Söyleşi7 gün önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Görüş1 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Dünya Basını1 hafta önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar
Dünya Basını1 hafta önce“Tescilli aşırı sağcı”: Alman parti sisteminin bumerangı
Amerika2 hafta önceMilenyum kuşağı tarihin en büyük nostalji dalgasını başlattı









