Bizi Takip Edin

Amerika

Silikon Vadisi Çin yapay zekâsına yönelik ABD yasaklarına neden karşı çıkıyor?

Yayınlanma

ABD’de Trump yönetimi, Çin menşeli açık ağırlıklı yapay zekâ modellerini yasaklama fikrini gündeme getirdiğinde, Çinli teknoloji şirketleri ve Çin hükümeti daha tepki göstermeden Silikon Vadisi itiraz etmeye başladı.

Yalnızca bir hafta içinde, irili ufaklı ABD’li teknoloji şirketleri tarafından Çin modellerine yönelik bir yasağa karşı çıkan iki açık mektup yayımlandı.

Nvidia CEO’su Jensen Huang’ın X platformundaki ilk paylaşımında yer verdiği mektuplardan biri; Google, Microsoft, OpenAI ve Meta’nın da aralarında bulunduğu 100’den fazla sektörün önde gelen ismi tarafından imzalandı.

Mektupta, “Bu riske verilecek doğru yanıt, açık ağırlıkları yasaklamak değildir” denildi ve politika yapıcılara kapsamlı bir yasaktan kaçınmaları, “erken kısıtlamalardan uzak durarak yapay zekâ alanındaki çeşitliliği korumaları” çağrısında bulunuldu.

Diğer mektup ise yaklaşık 200 girişim ve yatırımcıdan oluşan Little Tech Association tarafından doğrudan Trump yönetimine gönderildi. Mektupta böyle bir yasağın “rekabeti boğacağı, mevcut büyük oyuncuların konumunu güçlendireceği ve zekâ üzerinde bir vergi işlevi göreceği”, aynı zamanda Amerikan şirketlerinin maliyetlerini artırıp seçeneklerini daraltacağı belirtildi.

Washington ile Silikon Vadisi arasında yapay zekâ konusunda yaşanan ayrışmayı tetikleyen gelişme, Çinli girişim Moonshot AI’ın son modeli Kimi K3’ü piyasaya sürmesi oldu. Bu model, geçen yıl DeepSeek’in büyük çıkışının ardından yönetimin başlattığı tartışmayı yeniden alevlendirdi: Çin yapay zekâ modelleri nasıl sınırlandırılmalı?

Özellikle Kimi K3’ün piyasaya sürülmesiyle birlikte ABD ve Çin modelleri arasındaki fark giderek daralıyor. Bazıları bu gelişmeyi “yeni bir DeepSeek anı” olarak nitelendirirken, model Silikon Vadisi’nde yeni bir sarsıntı yarattı. Temmuz ayında Claude ve GPT’nin son modelleri, Artificial Analysis’in küresel zekâ sıralamasının zirvesinde yer aldı. Kimi K3 kısa süreliğine dördüncü sıraya yükseldi, ardından yedinciliğe geriledi. Buna rağmen en yüksek sıralamaya sahip Çin modeli olmayı sürdürdü.

Çin yapay zekâ modellerine doğrudan yasak getirilmesini karmaşıklaştıran temel unsur, bu modellerin çoğunun açık ağırlıklı olması.

Açık ağırlıklı bir model yayımlandığında herkes bu modeli çalıştırabilir, ince ayar yapabilir ve üzerine ürünler geliştirebilir. Ancak modelin eğitildiği verilere erişemez. Açık kaynaklı modeller ise buna karşılık eğitim verilerini ve kodlarını da yayımlar.

DeepSeek ve Kimi K3 dâhil olmak üzere tartışmanın merkezindeki Çin modellerinin hiçbiri tam anlamıyla açık kaynaklı değil. Çünkü tamamı eğitim verilerini gizli tutuyor. Bu durum, modellerin önyargılı biçimde eğitilmiş olabileceği ya da Pekin yönetimine gizli erişim sağlayabilecek “arka kapılar” gibi uyuyan işlevler barındırabileceği yönündeki iddialara alan açıyor.

ABD’li teknoloji şirketlerinin Çin yapay zekâ modellerine ve daha genel anlamda açık ağırlıklı ve açık kaynaklı yapay zekâ modellerine yönelik bir yasağa karşı çıkma nedenleri farklılık gösteriyor. Ancak Silikon Vadisi’nden yükselen geniş çaplı tepki, yapay zekâ değer zincirindeki hemen herkesin bir şekilde bu modellerin piyasada kalmasına ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.

Nvidia’nın öncülük ettiği çip üreticileri, yasağa neden karşı çıktıkları konusunda oldukça açık.

Huang geçen hafta Axios’a verdiği röportajda, “Bu Çin modelleri mükemmel. Mükemmel olan açık kaynaklı modeller kullanılmalı” dedi.

Huang, “Ücretsiz yapay zekâ donanım sektörü için harika olmalı. Ücretsiz yapay zekâ çipler için harika olmalı. Ücretsiz yapay zekâ veri merkezleri için harika olmalı” ifadelerini kullandı.

Başka bir deyişle, açık olsun ya da olmasın, yeni modeller eğitildikçe ve devreye alındıkça özellikle Nvidia’nın ürettiği gelişmiş yapay zekâ çiplerine olan talep artıyor.

Çin yapay zekâ modellerinin yapay zekâ çıkarım maliyetlerini düşürmesiyle birlikte daha fazla girişim bu modellerin üzerine ürün geliştirebiliyor. Bu da Nvidia ve diğer şirketlerin çiplerine yönelik talebi artırıyor.

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi bünyesindeki Wadhwani Yapay Zekâ Merkezi Direktörü Aalok Mehta, “Bir çip sağlayıcısıysanız, piyasada daha fazla rakibin bulunmasından ve dolayısıyla çiplere yönelik toplam talebin artmasından elbette fayda sağlarsınız” dedi.

Nvidia yalnızca açık mektubu imzalamak ve paylaşmakla yetinmedi.

Şirket pazartesi günü, güvenli ve emniyetli yapay zekâ için açık kaynaklı araçlar geliştirmeyi amaçlayan Open Secure AI Alliance’ı duyurdu. Yaklaşık 40 şirketten oluşan koalisyonda Microsoft, Cisco, SpaceX ile Güney Koreli SK Telecom ve Naver da yer alıyor.

Google, Microsoft ve Amazon gibi büyük bulut hizmeti sağlayıcıları ise Çin’in açık ağırlıklı yapay zekâ modellerini destekleyenler arasında daha çelişkili bir konumda bulunuyor. Bu şirketler model düzeyinde Çinli oyuncularla rekabet etmek zorunda. Ancak hangi model kazanırsa kazansın, söz konusu model kendi bulut altyapılarında çalıştığı sürece ücret geliri elde ediyorlar.

Teknoloji stratejisti ve “Tech Money” kitabının yazarı Igor Pejic, “Bu büyük bulut sağlayıcıları yapay zekâ alanında mümkün olduğunca fazla faaliyet olmasını istiyor” dedi.

Pejic, “Diyelim ki Gemini en iyi model olmadı. Google yine de kazançlı çıkacaktır. Çünkü kendi bulut hizmetinde çok sayıda açık kaynaklı ya da açık ağırlıklı model barındıracaktır. Dolayısıyla her durumda kazanıyorlar” ifadelerini kullandı.

Bunun somut bir örneği çarşamba günü yapılan bilanço görüşmesinde görüldü. Microsoft CEO’su Satya Nadella, geçen hafta OpenAI modellerinin yapay zekâ platformu Hugging Face’in veri tabanına sızdığı bir olayı gündeme getirdi. Hugging Face, saldırıyı analiz etmek ve kontrol altına almak için Çinli Zhipu AI’ın açık ağırlıklı GLM-5.2 modelini kullandı.

Nadella görüşmede, “Buradan çıkarmamız gereken en önemli ders, tek bir modele bağımlı olamayacağınızdır” dedi.

Silikon Vadisi ve hatta OpenAI gibi öncü yapay zekâ laboratuvarlarının Çin’in açık ağırlıklı modellerine yönelik bir yasağa karşı çıkmasının daha temel ve yaygın bir nedeni ise böyle bir adımın Washington’ın yapay zekâyı daha sert biçimde düzenlemesinin önünü açabileceği endişesi.

Trump yönetimi bugüne kadar yapay zekâ alanında katı sınırlamalar getirmiş değil. Başkan haziran ayında, Amerika’nın Çin’le yapay zekâ yarışını daha fazla değil, daha az düzenlemeyle kazanacağı varsayımına dayanan bir başkanlık kararnamesi imzaladı.

Meta CEO’su Mark Zuckerberg bu hafta Financial Times’a verdiği röportajda, Çin modellerini tamamen yasaklamanın ABD’yi önde tutmak için “etkili bir çözüm olmadığını” söyledi. Zuckerberg, Washington’ın bunun yerine kendi yapay zekâ sektörünün önündeki “darboğazları” ortadan kaldırmaya odaklanması gerektiğini belirtti.

Zuckerberg çarşamba günü yapılan bilanço görüşmesinde, Meta’nın yapay zekâ ekibinin en zeki modelleri geliştirirken “engellenmemesini” istediğini ifade etti ve şirketin yakında bazı açık kaynaklı modeller yayımlayacağını söyledi.

Pejic, “Zuckerberg hükümetin açık biçimde müdahaleden uzak durmasını istiyor. Dolayısıyla onun açısından yasağa karşı çıkmak son derece mantıklı” dedi. Pejic, OpenAI gibi yapay zekâ geliştiricilerinin de Washington’ın açık ağırlıklı modelleri sınırlandırması hâlinde hükümet müdahalesinden endişe duyabileceğini ekledi.

Analistler ve sektör temsilcilerine göre, teknoloji hisselerinde son dönemde yaşanan satışlarla birlikte olası bir yatırım balonuna ilişkin endişeler artarken, düşük maliyetli Çin yapay zekâ modelleri ABD için son derece gerekli bir uyarı niteliği taşıyor.

ABD’nin önde gelen yapay zekâ laboratuvarlarından birinde çalışan bir araştırmacı Nikkei Asia’ya, “Çin modelleri bizi şu soruyla yüzleşmeye zorluyor: Gerçekten doğru yolda mı ilerliyoruz?” dedi.

Araştırmacı, “Yapay zekâyı geliştirmek için daha düşük maliyetli ve daha verimli yöntemler olabilir. Bugüne kadar inşa ettiklerimiz konusunda fazla rehavete kapılmamalıyız” ifadelerini kullandı.

Jefferies analisti Edison Lee, Çin’in açık kaynak yaklaşımının “bir taşla iki kuş vurabileceğini” söyledi. Lee’ye göre bu yaklaşım yalnızca ABD’nin kapalı kaynaklı modelleri üzerinde fiyat baskısı yaratmakla kalmayabilir, aynı zamanda Çin modellerini diğer gelişmekte olan pazarlar için de erişilebilir hâle getirebilir.

Wadhwani Yapay Zekâ Merkezi’nden Mehta’ya göre Silikon Vadisi yapay zekâ şirketleri, açık ağırlıklı modellere yönelik bir yasağa karşı çıkarak “bu tür modelleri geliştirme ve dünyanın dört bir yanına yayma seçeneklerini ellerinde tutmak istiyor.”

Amerika

ABD’de iktisadi büyüme yavaşladı

Yayınlanma

Ticaret açığının genişlemesi nedeniyle ABD’nin iktisadi büyümesi ikinci çeyrekte yavaşladı.

Öte yandan tüketici harcamalarındaki hızlanma ve yapay zeka altyapısının kurulmasıyla ilgili ekipmanlara yönelik güçlü iş yatırımları, ekonominin temelindeki gücü ortaya koydu.

Ticaret Bakanlığı’na bağlı Ekonomik Analiz Bürosu bugün (30 Temmuz) açıkladığı ikinci çeyrek GSYİH ön tahmininde, geçen çeyrekte GSYİH’nin yıllıklandırılmış bazda %1,5 oranında arttığını belirtti.

Reuters’ın anketine katılan ekonomistler, GSYİH’nın %2,1 oranında artacağını öngörmüştü. Tahminler %0,8 ile %2,9 arasında değişiyordu.

Anket, mal ticaret açığında ılımlı bir daralma ve perakende stoklarında değişiklik olmadığını gösteren haziran ayı öncü iktisadi göstergeler raporunun yayınlanmasından önce gerçekleştirilmişti.

Bu veriler, bazı ekonomistlerin GSYİH tahminlerini 0,8 puan kadar düşürerek %1,5’e kadar indirmesine neden oldu. Ekonomi, ilk çeyrekte %2,1 oranında büyümüştü.

ABD iktisadi faaliyetinin üçte ikisinden fazlasını oluşturan tüketici harcamaları, Ocak-Mart çeyreğinde %0,5’lik bir büyüme hızına ani bir şekilde yavaşladıktan sonra, geçen çeyrekte %3,2 oranında artış gösterdi.

Orta Doğu’daki çatışmaya rağmen, harcamalar dirençli seyrini sürdürdü; bunun bir nedeni de, savaştan kaynaklanan yüksek benzin fiyatlarına karşı tüketicilere bir tampon görevi gören, bu yılki daha yüksek vergi iadeleriydi.

Başkan Donald Trump’ın “Büyük Harika Yasa”dan sağlanan cömert vergi iadelerinin yanı sıra, varlık fiyatlarındaki güçlü artıştan faydalanan yüksek gelirli haneler de harcamaları artırıyor.

Kısa süre önce sona eren FIFA Dünya Kupası turnuvası da, kâr amacı gütmeyen kuruluşların ara seçimlerle ilgili harcamaları gibi, harcamaları canlandırmaya katkıda bulunmuş olabilir.

Birçok teknoloji şirketinin değerlemelerinin aşırı yükseldiğine dair yatırımcı endişelerine rağmen yavaşlama belirtisi göstermeyen yapay zeka (AI) yatırım patlaması da iç talebi desteklemeye yardımcı oluyor. 

Fakat iktisatçılar, şu anda altıncı ayına giren ABD öncülüğündeki İran ile savaşın, talebe ve nihayetinde yılın ikinci yarısındaki iktisadi büyümeye aşağı yönlü bir risk oluşturduğu konusunda uyarıda bulundu.

Fed dün referans gecelik faiz oranını %3,50–%3,75 aralığında bıraktı. ABD merkez bankasının politika belirleme komitesinin üç üyesi bu karara karşı çıktı. Bu üyeler, çeyrek puanlık bir faiz artışını “tercih ettiler.”

Fed, iktisadi faaliyeti “kısmen Orta Doğu’daki çatışmaya bağlı olarak artan belirsizliğe rağmen sağlam bir hızda genişleyen” olarak nitelendirdi. 

İktisatçılar, enflasyonu dizginlemek için Fed’in eylül ayında faiz oranlarını artırmasını bekliyorlar.

Bu beklenti, ikinci yarıda ekonomik büyümenin yavaşlayacağına dair tahminlerine de yansımıştı.

Ortalama benzin fiyatları, Orta Doğu’daki yeniden alevlenen çatışmalar nedeniyle galon başına 4 doların üzerine çıktı.

Ücretlerin enflasyona zar zor ayak uydurması nedeniyle hanehalkları, harcamalarını sürdürebilmek için birikimlerini kullanıyor ve daha az tasarruf ediyor.

İktisatçılar bu durumun “sonsuza kadar” devam edemeyeceğini belirtiyor.

Bazıları, iktisadi belirsizlik ışığında hanehalklarının önlem olarak tasarruf yapmaya odaklanmaya başlayacağını öngörüyordu.

Okumaya Devam Et

Amerika

Rand Paul, Trump’la ilişkisini siyasi çıkarlar üzerinden onarıyor

Yayınlanma

ABD’li Senatör Rand Paul, Cumhuriyetçi liderlikle ilişkileri gerilen Donald Trump’ın Senato’daki beklenmedik müttefiklerinden biri oldu. İkilinin ilişkisi, Paul’ün Thomas Massie’yi desteklemesine rağmen Massie’nin ön seçimi kaybetmesinin ardından yumuşadı. Ancak Paul, İran savaşı ve başkanın askeri yetkileri konusunda Trump’a karşı çıkmayı sürdürüyor.

Kentucky Senatörü Rand Paul, ABD Başkanı Donald Trump’ın Senatodaki Cumhuriyetçi parti yönetimiyle ilişkilerinin giderek gerildiği bir dönemde ABD Başkanı için beklenmedik bir müttefik olarak öne çıktı.

Paul’ün sürekli bir pürüz olma konumundan fırsatçı bir dostluğa uzanan beklenmedik dönüşümü, Mayıs ayındaki ön seçimlerde yaşandı.

Paul gibi liberteryen eğilimleri güçlü olan ve Kentucky’yi temsil eden Temsilciler Meclisi Üyesi Thomas Massie, Trump’ın desteklediği rakip aday karşısında seçimi kaybetti. Paul, söz konusu ön seçimde Massie’yi desteklemişti.

Trump, Salı akşamı Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda Massie’nin yenilgisine atıfta bulundu.

Paul’ün, eski Beyaz Saray Baş Tıbbi Danışmanı Dr. Anthony Fauci’nin katıldığı çekişmeli Senato oturumu öncesinde paylaşım yapan Trump, “Büyük Kentucky Eyaleti’ndeki MASSIE KATLİAMI, iki yıl sonra seçime girecek olan Senatör Rand Paul üzerinde gerçekten harika bir etki yarattı. Son zamanlarda muazzam gidiyor!” ifadelerini kullandı.

Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Ulusal Enstitüsünün eski direktörü olan Fauci, oturum sırasında Anayasa’nın Beşinci maddesine 100’den fazla kez başvurarak soruları yanıtlamayı reddetti.

Paul ve diğer Cumhuriyetçi milletvekilleri, Fauci’nin yargılanması gerektiğini defalarca dile getirdi. Temsilciler Meclisi Üyesi James Comer da Salı günü yaptığı açıklamada, eski Başkan Joe Biden’ın kıdemli sağlık yetkilisi için çıkardığı af kararının, yetkilinin Çarşamba günkü tanıklığını kapsamayacağı uyarısında bulundu.

Paul, oturum öncesinde Beyaz Saray ile görüşmediğini gazetecilere söyledi ancak “başkan tarafından övülmekten her zaman memnuniyet duyduğunu” kaydetti.

Cumhuriyetçi senatör, 70 milyar dolarlık göçmenlik muhafaza finansman tasarısının sorumluluğunu üstlenerek de Trump’a yaklaşım sergiledi.

Paul, geçen ay Oval Ofis’te düzenlenen imza töreninde başkanın yanında yer aldı. Paul ayrıca, maliyetli çatışmaya kamuoyu önünde karşı çıkmasına rağmen İran savaş yetkileri oylamalarında çekimser kaldı.

İki isim arasındaki ilişkilerin yumuşaması, geçen yıla kıyasla büyük bir değişim olarak değerlendiriliyor. Trump geçen yıl, senatörün Karayipler’de uyuşturucu taşıdığı iddia edilen teknelere düzenlenen ABD saldırılarına yönelik eleştirilerine yanıt olarak Paul için “çirkin küçük adam” ifadesini kullanmıştı.

Gözlemciler bu ilişkiyi pragmatik ve her iki isim için de bir zorunluluk ilişkisi olarak tanımlıyor.

ABD Başkanı, Cumhuriyetçilerin Paul’ün de desteklediği Amerikalı Seçmen Uygunluğunu Koruma (SAVE America) Yasası’nı geçirmesi yönündeki talepleri de dahil olmak üzere bir dizi konuda Senatoyla giderek daha fazla görüş ayrılığı yaşıyor. Trump ayrıca Senatoya, İran savaşını finanse edecek bütçe uzlaşma paketini ilerletme çağrısında bulundu.

The Hill gazetesine konuşan bir Cumhuriyetçi stratejist, “Günün sonunda Senato, çoğunluğa sahip olsa bile tamamen başkanın safında yer almıyor” değerlendirmesini yaptı. Stratejist, “Her senatör ve her oy önemli. Sanırım başkan, ilişkileri zedelemek yerine geliştirmenin kendi amacına ve gündemine yardımcı olacağını görecek kadar zeki” diye ekledi.

Paul da Trump ile kurduğu bağlardan siyasi fayda sağlama potansiyeline sahip.

Aynı stratejist, “Senatoda bir şeyler başarmak istiyor. Kendisi için önemli olan kendi öncelikli gündem maddeleri var” dedi.

Paul, 2028 başkanlık adaylığı ihtimalini de göz dışı bırakmadı. Bu yılın başlarında CBS News’a konuşan Paul, kararını ara seçimlerden sonra vereceğini söyledi. Stratejist, “Başkanın kendi yanında olmasının bu süreci çok daha kolaylaştıracağını anlayacak kadar zeki” dedi.

İş ilişkilerindeki gelişmeye rağmen Paul ve Trump arasında birçok konuda görüş ayrılıkları devam ediyor.

Stratejist, “Rand Paul’ün dünya görüşü ile Donald Trump’ın dünya görüşü, Demokratlar bir kenara bırakılırsa, muhtemelen siyasi ideolojiyle birleşmiş kişilik açısından bulunabilecek en zıt kutuplardır” ifadelerini kullandı.

Paul geçen hafta yaptığı açıklamada, İran savaşının bir başarı olduğuna inanmadığını ve ABD’nin bu savaş nedeniyle daha kötü durumda olduğunu söyledi.

Paul, Trump yönetimini askeri eylemlerini sınırlamaya zorlamak için daha fazla fırsat bulursa bunları değerlendirebileceğinin işaretini verdi.

Demokrat Senatör Tim Kaine, Trump’ın Kongre’nin onayı olmadan özellikle İran’da savaş yürütme yetkisini sınırlamak amacıyla hazırlanan Senato kararlarında Paul ile birden fazla kez ortak hareket etti.

Paul, bu yöndeki son karar tasarısı oylamasını kaçırmış olsa da Kaine, Trump’ı sınırlandırma çabalarında Paul’e bir müttefik olarak güvenmeye devam edebileceğini belirtti.

Kaine, “Çok tutarlı bir tutum sergiledi. Paul-Trump diyaloğunun durumu hakkında gerçekten yorum yapamam, bu muhtemelen sadece başkanın yorumlayabileceği bir şey. Ancak Rand bu konularda çok ama çok tutarlıydı, bu da gerçekten çok yardımcı oluyor” dedi.

Paul, Trump ile ilişkilerini düzelten birkaç Cumhuriyetçiden biri konumunda bulunuyor.

Paul, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Senatör Ted Cruz ve hayatını kaybeden Senatör Lindsey Graham, 2016 Cumhuriyetçi Parti başkanlık ön seçimleri sırasında Trump ile sert tartışmalar yaşamış, ancak daha sonra Trump’ın yakın sırdaşları haline gelmişlerdi.

ABD Başkanı, Salı günkü cenaze töreninde Graham için bir anma konuşması yaparak merhum senatörü “sevilen bir dost” olarak anmıştı.

Eski bir Trump Beyaz Saray yetkilisi, “Trump’ın Lindsey ile olan ilişkisine bakmak yeterli. Hiç kimse Trump hakkında Lindsey’den daha kötü şeyler söylememişti. Ama sonunda bunu çözdüler. Massie’nin veya diyelim ki Pence’in ekibe geri döneceğini görmüyorum. Ama bu imkansız da değil” değerlendirmesinde bulundu.

Aynı eski yetkili, Trump’ın ilişkilerinin “her zaman değişken” olduğu uyarısında bulundu.

Yetkili, “Neredeyse hiç kimse tamamen ‘dışarıda’ kalmaz… Ve tersine, hiç kimse tamamen ‘içeride’ değildir. Massie doğru şeyleri yapar veya söylerse ya da Trump herhangi bir nedenle Massie’ye bir şey için ihtiyacı olduğuna karar verirse, bu ilişki bir anda değişebilir” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Trump’ın bütçe çerçevesi talebi Senato’da karşılık bulmadı

Yayınlanma

ABD Senatosundaki Cumhuriyetçiler, Temsilciler Meclisinin geçen hafta kabul ettiği bütçe çerçevesinin ağustos tatilinden önce Senatodan geçmesi için gereken 50 oya sahip olmadığını bildirdi. Başkan Donald Trump’ın ağustos tatili öncesi onay baskısını reddeden senatörler, tasarının Senato tüzük danışmanı ve parti içi uzlaşı süreçlerinden geçmesinin haftalar süreceğini belirtti.

ABD Temsilciler Meclisinin geçen hafta kabul ettiği ve 73 milyar dolarlık yeni savunma harcaması ile SAVE America Yasası kapsamındaki reformların finanse edilmesini öngören bütçe çerçeve tasarısı, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ağustos tatilinden önce yasalaşması yönündeki doğrudan talebine rağmen Senatoda oylamaya sunulmaya hazır değil.

Senatodaki Cumhuriyetçiler Çarşamba günü yaptıkları açıklamalarda, Temsilciler Meclisinden geçen teklifin ilerlemek için ihtiyaç duyduğu 50 oya sahip olmadığını bildirdi. Senatörler, hem kendi içinde bölünmüş olan grubu birleştirecek hem de Senato Tüzük Danışmanı nezdinde kabul görecek bir karar tasarısı hazırlamanın haftalar sürecek bir çalışma gerektireceği konusunda uyarıda bulundu.

Trump’ın, Senatonun beş haftalık tatile çıkmadan önce bütçe çerçevesini onaylaması yönündeki talebinin reddedilmesi, Beyaz Saray ile Senatodaki Cumhuriyetçiler arasında tırmanan gerilimi daha da tırmandıracak. Trump’ın Temsilciler Meclisinde kabul edilen bütçe kararı konusunda Senatoya yönelik baskısını yinelemesinin ardından konuşan Senato Çoğunluk Lideri Cumhuriyetçi John Thune, “Şu anda 50 oya sahip değiliz” uyarısını yaptı.

Trump ise Çarşamba günü yaptığı açıklamada bu durumdan memnun olmadığını açıkça gösterdi. Üçüncü bütçe uzlaşma süreci için bir yol bulunamamasının Thune için “çok kötü” ve Cumhuriyetçi Parti için “çok kötü” olduğunu söyledi.

Thune’un elinde gerekli oyların bulunduğunu savunan Trump, bu işin tamamlanması gerektiği konusunda ısrar etti.

Trump, Salı gecesi yaptığı paylaşımda Senatonun tatile girmeden önce Temsilciler Meclisinde onaylanan karar tasarısını kabul etmesini talep etmişti.

Truth Social hesabından açıklama yapan Trump, “Senatoya Ağustos tatilinden önce bu kritik ilk adımı atması için çağrıda bulunuyorum. Bu Karar Tasarısı basit çoğunluk eşiğiyle kabul edilebilir. BU İŞİ BİTİRİN!” ifadelerini kullanmıştı.

Ancak Cumhuriyetçi senatörler, uzlaşma paketinde nelerin yer alacağına ve ara seçimlerden birkaç hafta önce Demokratların kendilerini hangi değişiklik önergelerini oylamaya zorlayacağına dair net bir plan olmadan, tatilden önce bütçe oylamasına geçilmesine Çarşamba günü itiraz etti.

Ağustos tatilinden önceki süreci hükümeti 4 Aralık’a kadar finanse edecek geçici bir bütçe kararı (devam eden karar tasarısı) üzerinde çalışarak geçirmek isteyen Senato Tahsisat Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Susan Collins, “Şu anda herhangi bir şey yapmaya hazır olduğumuzu düşünmüyorum” dedi.

Collins, “Bana öyle geliyor ki önceliğimiz geçici bütçe kararını geçirmek olmalı. Partiler üstü bir anlayışla çalışıyoruz ve benim kişisel önceliğim bu. Bir bütçe kararı üzerinde ilerlemeye hazır olduğumuzu sanmıyorum” diye konuştu.

Bütçe kararının Senato Tüzük Danışmanı Elizabeth MacDonough ile yürütülen ve zaman alan inceleme sürecine atıfta bulunan Collins, “Byrd Testi için tüzük danışmanının onayından geçmesi gerekiyor” dedi.

Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu üyesi Cumhuriyetçi Joni Ernst, Senato Savunma Bakanlığına ilave 70 milyar dolar gönderilmesinin yolunu açacak bir bütçe kararını oylamaya başlamadan önce, Pentagon’un ihtiyaçları konusunda daha fazla şeffaflık istediğini belirtti.

Ernst, “Son altı ay boyunca Pentagon’dan çok farklı rakamlar duyduk, bu yüzden gerçekten neye ihtiyaç duyduklarını bilmek istiyorum. Kimse kişisel olarak oturup bu rakamları benimle görüşmedi, bu yüzden tek ihtiyaçlarının bu olduğu konusunda oldukça şüpheciyim. Muhtemelen önemli ölçüde daha fazlasına ihtiyaç duyduklarını düşünüyorum” değerlendirmesini yaptı.

Senatonun üçüncü bir bütçe uzlaşma sürecini başlatmak için Ağustos tatilinden önce harekete geçip geçmemesi gerektiği sorulduğunda Ernst, “Henüz hazır olduğumuzu düşünmüyorum” yanıtını verdi.

Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Roger Wicker ise her türlü bütçe uzlaşma paketinin, Temsilciler Meclisinde kabul edilen bütçe çerçevesinde savunma için ayrılan 73 milyar dolardan önemli ölçüde daha fazlasını içermesi gerektiğini söyledi. Wicker, ilave savunma harcamaları için hedefinin ne olacağını açıklamaktan kaçındı.

Senato Cumhuriyetçi Grubundaki tartışmanın diğer tarafında ise savunma, çiftçiler ve seçim reformları için yapılacak yeni harcamaların diğer programlardaki kesintilerle karşılanması gerektiğini savunan mali muhafazakarlar yer alıyor. 3 Kasım seçimlerinden hemen önce böyle bir adımın atılması oldukça zorlu bir süreç olarak değerlendiriliyor.

Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul, “Bizi daha da borçlandıracak bir bütçe uzlaşması kullanmaktan yana değilim. Eğer bütçe uzlaşması yapmak istiyorsanız ve ‘Bütçeyi dengeleyeceğiz ya da açığı küçültmek için harcamaları azaltacağız’ diyorsanız, bunlar ilgileneceğim şeyler olurdu” diyerek borcun artırılmasıyla ilgilenmediğini ekledi.

Senatoda başka bir bütçe uzlaşma süreciyle ilerleme ihtimali, Trump’ın başkanlığının son iki yılını kapsayacak şekilde borç limitinin artırılmasına yönelik maddeleri pakete ekleme yönündeki son dakika baskısıyla daha da karmaşık hale geldi.

Thune Gazetecilere yaptığı açıklamada, Trump’ın Kongrenin her iki kanadını da kontrol ettikleri süre boyunca borç limitinin kendi görev süresinin kalan kısmı için artırılması konusuna “yoğun ilgi duyduğunu” söyledi.

Ancak Thune, seçimlerden hemen önce bir bütçe uzlaşma paketi içinde borç limitini artırmaya çalışmanın tasarının geçmesini zorlaştıracağı konusunda uyardı. Her iki kanattaki mali muhafazakarların, borçlanma yetkisindeki artışı dengelemek için büyük harcama kesintilerinde ısrar edeceğini vurguladı.

Senato Cumhuriyetçi lideri, geçen yıl kabul edilen One Big Beautiful Bill Yasası’nın maliyetini karşılamak için Medicaid ve Ek Beslenme Yardım Programı’nda (SNAP) yapılan kesintilerde olduğu gibi, büyük harcama kesintileri üzerinden yaşanacak iç çekişmelerden kaçınmayı tercih ediyor. Bahsi geçen yasa borç limitini 5 trilyon dolar artırarak 41,1 trilyon dolara yükseltmişti.

Paul, “Ben daha az borçtan yanayım, daha fazlasından değil. Tarihsel olarak muhafazakar tutum, borca yol açan harcamalara oy vermemek ve dolayısıyla borç tavanının yükseltilmesine de oy vermemek olmuştur. Bir yılda 5 trilyon dolarlık borçlanma gücünü tükettiysek… Bir yılda 5 trilyon doları nasıl harcıyoruz anlamıyorum, bu çılgınlık” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Bill Cassidy de Ağustos tatilinden önce bir bütçe kararıyla ilerleme konusunda endişelerini dile getirerek, “Bütçe kararı ne diyor? Ben harcamaların karşılanmasını istiyorum” ifadelerini kullandı. Seçimden önce borç limitinin yeniden artırılmasıyla ilgili olarak ise Cassidy, “Bu konu üzerinde düşünmedim, bu yüzden bunu neden şimdi yaptığımızı anlamak isterim” dedi.

Thune, Cumhuriyetçi meslektaşlarının kapalı toplantılarda dile getirdiği endişeler nedeniyle Trump’ın yüksek sesli çağrılarına rağmen bütçe kararında frene bastığını söyledi.

Konunun tartışıldığı Cumhuriyetçi öğle yemeği toplantısının ardından konuşan Thune, “Başından beri bütçe kararlarının ve uzlaşma tasarılarının çok zorlu olduğunu söyledim. Bu durum bir istisna değil” dedi.

Thune, Temsilciler Meclisinden geçen bütçe kararının çok sayıda Senato komisyonunu ilgilendirebileceği, bunun da Demokratların Cumhuriyetçileri zorlu değişiklik önergeleri oylamaya zorlamasının önünü açabileceği uyarısında bulundu. Bu önergelerin bütçe paketine eklenme şansının yüksek olduğunu, çünkü sadece 51 oyla kabul edilebileceklerini belirtti.

Thune, “Bu bütçe kararı mevzuatında öngörülen bazı hususlar, sayıları 12, 13 veya 15’e kadar çıkabileceği belirtilen çok sayıda komisyonu ilgilendirebilir. Bu durumda genel kurulda sunulan tüm değişiklik önergeleri tasarıyla doğrudan ilgili sayılacak ve bunların her biri 50 oyla kabul edilebilecek önergeler haline gelecektir. Bu durum, sadece tasarıyı ele almak için değil, sunulan her bir değişiklik önergesini reddetmek ve nihayetinde tasarıyı kabul etmek için 50 oy sağlamayı zorlaştıran çetin bir engel oluşturuyor” diye konuştu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English