Bizi Takip Edin

Diplomasi

JD Vance, Ukrayna’dan Rus limanlarını kullanan tankerlere saldırıları durdurmasını istedi

Yayınlanma

Ukrayna, geçen ayın sonunda ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in talebi üzerine, Karadeniz’deki kritik bir limanı kullanan petrol tankerlerine yönelik yoğun insansız hava aracı saldırılarını durdurdu.

Financial Times’ta (FT) yer alan iddiaya göre Washington, Ukrayna’nın Kazakistan’dan Rusya’nın Novorossiysk limanındaki Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu (CPC) terminaline boru hattıyla taşınan ham petrolü taşıyan tankerleri hedef alarak petrol piyasalarını daha da istikrarsız hale getirdiği ve ABD şirketlerine zarar verdiği konusunda endişeliydi.

Ukraynalı yetkililer ve konuyu yakından bilen diğer kaynaklar, Vance’in 31 Temmuz’da yapılan bir telefon görüşmesi sırasında Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’den saldırıları durdurmasını istediğini belirtti.

Yetkililer ve FT’nin açık kaynaklı bilgilere dayalı analizine göre, Ukrayna o tarihten bu yana CPC terminali yakınlarındaki tankerlere saldırı düzenlemedi.

Yetkililer, Ukrayna’nın, söz konusu gemiler Ukrayna’nın yaptırımlarına tabi olmadığı ve Rus petrolü ya da diğer Rus yükleri taşımadığı sürece, CPC altyapısını veya Rus olmayan gemileri hedef almamayı kabul ettiğini belirtti.

“Amerikalı ortaklarımızı çok dikkatle dinliyoruz,” diyen üst düzey bir Ukraynalı yetkili, Kiev’in ABD’nin talebine yanıt olarak ilgili “mekanizmaları” oluşturduğunu da sözlerine ekledi.

Bu yetkili, CPC’nin “ABD ve Kazakistan hükümetleriyle yapılan görüşmelerin düzenli bir parçası” olduğunu belirtti.

ABD’nin önde gelen enerji şirketleri Chevron ve ExxonMobil, Kazakistan’ın ana petrol ihracat yolu olan CPC’de ve bu hattı besleyen batı Kazakistan petrol sahalarında hisselere sahip.

Chevron, ülkenin en büyük petrol sahası olan Tengiz’in yüzde 50’sine sahipken, Exxon ise yüzde 25’ine sahip.

Bir ABD’li yetkili, yönetimin Ukrayna’yı Karadeniz’deki Rus olmayan gemileri ve CPC altyapısını hedef almayı durdurması konusunda uyardığını doğruladı.

Yetkili, “Yönetim, CPC’yi, Rus enerji kaynaklarına alternatif teşkil eden ve Avrupa pazarlarına Kazakistan menşeli enerjinin ulaştırılmasında hayati öneme sahip bir kanal olarak görüyor,” dedi.

Vance’in talebi, ABD’li yetkililerin Ukrayna’yı Rusya’daki Amerikan ticari çıkarlarına zarar vermekten caydırmaya çalıştıkları ilk örnek değil.

Şubat ayında, o dönem Ukrayna’nın Washington Büyükelçisi olan Olha Stefanişina, geçen yılın sonlarında Ukrayna’nın Novorossiysk limanına düzenlediği insansız hava aracı saldırısının ardından ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan bir demarş (hoşnutsuzluğu belirtmek amacıyla gönderilen diplomatik bir mesaj) aldığını söylemişti.

Geçen ay Ukrayna’nın CPC terminaline düzenlediği saldırılar, Azak Denizi’ndeki Rus gemilerine yönelik yoğun kampanyayla birlikte, kaosa yol açtı.

Bu durum Kazakistan’ı defalarca Novorossiysk’e petrol sevkiyatını durdurmaya zorladı ve nakliye ücretleri ile sigorta maliyetlerini iki katından fazla artırdı.

Enerji akışlarını izleyen Kpler’e göre, bunun sonucunda CPC temmuz ayında günde sadece 1,3 milyon varil yükledi.

Bu rakam bir önceki aya göre günde 300.000 varil ve mayıs ayına göre günde 600.000 varil daha azdı.

İran savaşı nedeniyle Orta Doğu’dan gelen arzın kısıtlı kalması nedeniyle Kazak ham petrolü küresel piyasalar için özellikle önemli hale geldi.

17 Temmuz’da CPC terminalinde yükleme için bekleyen Exxon tarafından kiralanmış bir tanker, saldırılar sırasında vuruldu.

Geçen ay Chevron CEO’su Mike Wirth, şirketin “boru hattının akışının kesintiye uğramamasını” sağlamak için ABD ve diğer hükümetlerle işbirliği içinde olduğunu belirtmişti.

Bu yılın başlarında Vance, Kiev’e askeri yardımı durdurmanın “yönetim olarak yaptığımız işler arasında en çok gurur duyduğum şeylerden biri” olduğunu söylemişti.

Ukrayna’nın tutumuna yakın bir kaynak, Kiev’in Trump yönetiminin talebini kabul ettiğini, çünkü Patriot önleme füzelerini üretmek için ABD’den lisans almaya çalıştığını belirtti.

Ayrıca, Rusya’nın kritik altyapıya yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırmasının beklendiği kış gelmeden önce bu füzelerden birkaç yüz adet satın almayı umuyor.

Ukrayna cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre, Zelenskiy 31 Temmuz’daki telefon görüşmesi sırasında Vance’e, Patriot füzeleri ve hava savunmasının Kiev için “en büyük öncelik” olduğunu söyledi.

Ukrayna, Rusya’nın diğer bölgelerdeki enerji altyapısına yönelik operasyonlarını hızlandırdı ve bu ay ülkenin iç kesimlerinde bulunan üç rafineriyi vurdu.

Bu saldırılar, Rusya’nın rafineri kapasitesinin büyük bir kısmını devre dışı bıraktı.

Bu durum, Rusya’yı yakıt ihracatını askıya almaya zorladı ve küresel dizel ve benzin fiyatları üzerinde baskı yarattı.

Diplomasi

NATO komutanı Varşova’da ittifakın “zafer teorisini” açıklayacak

Yayınlanma

NATO Avrupa Müttefik Yüksek Komutanı Orgeneral Alexus Grynkewich, Varşova Güvenlik Forumu’nda ittifakın yüksek yoğunluklu muhtemel bir çatışmaya dönük yeni stratejisini sunacak. Avrupa ve ABD kuvvetlerinin hazırlığı için 2029 yılı kritik hedef olarak belirlenirken, Askeri Komite Başkanı Dragone planın Rusya’ya karşı tehdit taşımadığını ifade etti.

NATO Avrupa Müttefik Yüksek Komutanı Orgeneral Alexus Grynkewich, Polonya’nın başkenti Varşova’da düzenlenecek güvenlik forumunda ittifakın yüksek yoğunluklu muhtemel bir çatışmaya hazırlık konsepti niteliğindeki “zafer teorisi” stratejisini açıklayacak.

Varşova Güvenlik Forumu organizatörlerinin yayımladığı basın bildirisinde, 12 ve 13 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilecek etkinlik kapsamında sunulacak stratejinin ayrıntılarına yer verildi.

Söz konusu strateji, NATO’nun muhtemel bir çatışmayı karşı taraf açısından sürdürülemez maliyetlere ulaştıracak askeri ve sınai kapasiteyi oluşturmasını öngörüyor.

Hazırlanan belgede, Avrupa ve ABD silahlı kuvvetlerinin gelecekteki sınamalara hazır hale getirilmesi amacıyla 2029 yılı temel dönüm noktası olarak belirlendi.

Varşova Güvenlik Forumu Başkanı Katarzyna Pisarska, konseptin kapsamına ilişkin açıklamasında, Orgeneral Grynkewich’in hazırladığı yaklaşımın ittifakın yüksek yoğunluklu bir çatışmaya hazır hale gelmesi için atılması gereken somut adımları ortaya koyduğunu kaydetti.

Pisarska, Grynkewich’in Varşova Güvenlik Forumu’nda yapacağı sunumla 2029 hedefinin Avrupa güvenliği ve ittifakın geleceği açısından taşıdığı kritik önemi ilk kez ayrıntılı biçimde izah edeceğini söyledi.

Savunma planının Rusya’yı hedef almadığı açıklandı

Polonya’nın ev sahipliğinde on yılı aşkın süredir düzenlenen ve transatlantik işbirliği ile uluslararası güvenlik konularına odaklanan foruma, 90 ülkeden 2 bin 500’ü aşkın temsilcinin katılması planlanıyor.

Norveç’in ortak ülke olarak yer aldığı forumda Ukrayna’daki savaş ile Kuzey Avrupa, Baltık ülkeleri ve Polonya arasındaki işbirliği başlıkları da ele alınacak.

Toplantıda NATO Genel Sekreter Yardımcısı Radmila Şekerinska ve NATO Askeri Komite Başkanı Oramiral Giuseppe Cavo Dragone de hazır bulunacak. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ise oturumlara video konferans yöntemiyle bağlanarak hitap edecek.

İttifakın savunma planlamalarının Rusya’ya karşı yönelmediğini belirten NATO Askeri Komite Başkanı Dragone, “NATO kimseyi tehdit etmiyor. En iyi zafer, uğruna savaşmak zorunda kalmadığımız zaferdir” ifadesini kullandı.

Dragone, planın özünün kamuoyuna ve taraflara izah edilmesi amacıyla Grynkewich tarafından yapılacak sunumu yerinde ve gerekli gördüğünü dile getirdi.

Hafta başında Bloomberg tarafından kurum içi belgelere ve diplomatik kaynaklara dayandırılarak yayımlanan haberde, NATO’nun üye ülkelerden birinin topraklarına yönelik muhtemel bir askeri müdahaleye verilecek operasyonel karşılıkları belirleyen bir savunma planı üzerinde çalıştığı bildirilmişti.

Gelişmeye ilişkin değerlendirmesi sorulan Orgeneral Grynkewich’in sözcüsü Albay Martin O’Donnell, NATO’nun “tamamen savunma amaçlı” bir ittifak olduğunu hatırlatarak hazırlanan planın operasyonel detaylarına dair bilgi paylaşmaktan kaçındı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Axios: ABD Ukrayna’yı istihbarat akışını kesmekle tehdit etti

Yayınlanma

Axios haber sitesi, Kiev’in Rus rafinerilerine saldırıları durdurmaması halinde ABD’li yetkililerin Ukrayna’ya istihbarat akışını kesme uyarısında bulunduğunu aktardı. Trump yönetimi artan benzin fiyatları nedeniyle Ukrayna’dan tek taraflı adım beklerken, Washington ile Moskova arasında küresel pazarlara milyonlarca tonluk Rus motorini sevkiyatı yapılması konusunda uzlaşmaya varıldı.

ABD yönetiminden temsilcilerin, Ukrayna’nın Rusya’daki petrol rafinerilerine yönelik insansız hava aracı saldırılarını durdurmaması ve ABD Başkanı Donald Trump’ın bu yöndeki taleplerine uymaması halinde Kiev yönetimine istihbarat paylaşımını kesme tehdidinde bulunduğu iddia edildi.

Amerikan haber sitesi Axios’un Ukraynalı bir yetkiliye dayandırdığı haberine göre söz konusu uyarı, Florida eyaletinin Miami kentinde gerçekleştirilen müzakereler sırasında iletildi.

Ukraynalı yetkili, görüşmelerin ABD Başkanı’nın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Donald Trump’ın damadı Jared Kushner ile yapıldığını aktardı.

Ukraynalı muhataplarıyla bir araya gelen Witkoff ve Kushner’ın, Kiev yönetiminin Washington’dan gelen talepleri dikkate almaması durumunda Trump’ın Ukrayna’ya sağlanan istihbarat akışını tamamen durdurabileceğini açıkça dile getirdiği öne sürüldü.

Amerikalı bir yetkili ise haberde yer alan bu iddiaları reddetti.

Amerikalı kaynak, müzakerelerde herhangi bir şantaj ya da doğrudan tehdit yöneltilmediğini, Washington yönetiminin silah ve bilgi desteği sağlayan güvenilir bir ortak kalmaya devam ettiğini Ukrayna tarafına yalnızca hatırlattıklarını savundu.

Trump benzin fiyatlarındaki artıştan endişe duyuyor

Axios’a konuşan kaynak, Trump’ın Ukrayna’dan Rus rafinerilerine yönelik hava saldırılarını tek taraflı şekilde derhal sonlandırmasını talep ettiğini belirtti.

Habere göre Beyaz Saray yönetimi, Rusya’daki petrol işleme tesislerinin vurulmasının küresel petrol arzını olumsuz etkileyerek doğrudan ABD iç pazarındaki benzin fiyatlarının tırmanmasına yol açtığını değerlendiriyor.

Bununla birlikte ABD Başkanı Trump’ın, Ukrayna’nın Rus rafinerilerine dönük saldırıları ile Rus ordusunun Ukrayna enerji altyapısına yönelik kapsamlı taarruzlarını eşdeğer görmediği de kaydedildi.

Bu temasların hemen öncesinde ABD Başkanı Trump, Rus mevkidaşı Vladimir Putin ile “son derece başarılı müzakereler” gerçekleştirdiklerini ve Rus dizel yakıtının küresel piyasalara yeniden sevkiyatı hususunda anlaşmaya vardıklarını açıklamıştı.

Trump, Truth Social platformundaki resmi hesabından yaptığı paylaşımda, varılan mutabakatın ayrıntılarına ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Rusya derhal Amerikan ve dünya pazarına 300 bin tondan fazla dizel yakıtı sevk edecek. Kasım ayı içinde 500 bin ton daha gönderilecek ve bunun hemen peşinden de 1 milyon tonluk sevkiyat yapılacak. Ayrıca rafinerilerinin durumuna bağlı olarak Rusya, kısa süre içinde 3 milyon ton dizel yakıtı sağlayacak.”

Zelenskiy yaptırımların gevşetilmesini zayıflık olarak niteledi

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ise Washington ile Moskova arasındaki dizel sevkiyatı anlaşmasına ve ABD’nin Rusya’ya yönelik yaptırımları geçici olarak askıya alma kararına sert tepki gösterdi.

Axios’a verdiği mülakatta ABD’nin attığı bu adımı “haksız ve dürüstlükten uzak” olarak tanımlayan Zelenskiy, kararın Ukrayna’nın mücadelesini zedelediğini söyledi.

Zelenskiy, kendi Telegram kanalından yayımladığı açıklamada da çatışmaların yoğunluğunun azaltılması yönünde somut bir anlaşmaya varılmadan Rusya üzerindeki yaptırım baskısının hafifletilmesine kesin biçimde karşı çıktı. Ukrayna lideri, böylesi bir tavizi “açık bir zayıflık” olarak değerlendirdi.

ABD Başkanı Donald Trump ise Zelenskiy’nin bu eleştirilerine yalnızca “tamam” (ok) yanıtını vermekle yetindi.

Trump ayrıca çatışmaların çözüm sürecine ilişkin değerlendirmesinde, Ukrayna’daki çatışmaların çözüme kavuşturulmasında “baş döndürücü bir hız” yakalandığını ve krizin sonuna yaklaşıldığını ileri sürdü.

Buna karşılık ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio sahadaki vaziyeti bir “çıkmaz” olarak niteleyerek, bu kilitlenmeden yalnızca diplomatik müzakereler veya yeni bir askeri tırmanış yoluyla çıkılabileceğine işaret etti.

Moskova dizel ihracat kısıtlamasını gevşetmeye hazırlanıyor

Rusya’da büyük petrol şirketleri, petrol depolama tesisleri ve bağımsız tüccarlar dahil olmak üzere tüm ihracatçılar için geçerli olan motorin yurt dışı çıkış yasağının ekim ayı sonuna kadar sürmesi öngörülüyordu.

Rus medya kuruluşu RBK’ya konuşan konuya yakın bir kaynak, Rusya Enerji Bakanlığının 8 Ekim itibarıyla dizel yakıt ihracatına getirilen kısıtlamaların gevşetilmesini öngören bir kararname taslağı hazırlayarak hükümete sunduğunu aktardı.

Öte yandan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ağustos ayı içinde yaptığı değerlendirmede Ukrayna enerji altyapısına yönelik düzenlenen hava saldırılarını “etkili ve zamanında adımlar” olarak savunmuştu.

Putin, bu saldırıların askeri teçhizat ve mühimmat sevkiyatını güçleştirdiğini, Ukrayna birliklerinin cephedeki rotasyonunu aksattığını ve askeri-sanayi tesislerinin işleyişini sekteye uğratarak Rus ordusunun sahadaki operasyonel görevlerini yerine getirmesine doğrudan katkı sağladığını ifade etmişti. Moskova yönetimi ayrıca Kiev’e yapılan her türlü yabancı askeri yardımı kınamayı sürdürüyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Prof. Abdullah Baabood: Körfez kendi güvenliğini yeniden düşünmeli

Yayınlanma

Editörün notu: 26 Eylül’de İstanbul’da düzenlenen East-West Forum’da konuşan Prof. Abdullah Baabood, Ortadoğu’daki savaşların ve yıkımın bölge halklarına yüklediği ağır bedeli ele aldı. İran’a yönelik saldırının, Amerikan güvenlik şemsiyesi altında bulunan Körfez ülkelerini de tehlikeye attığını kaydeden Baabood, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının petrol ve doğal gaz ticaretini, ithalatı ve bölge ekonomilerini olumsuz etkilediğini belirtti. ABD’yle ilişkilerin ve bölgedeki Amerikan askeri varlığının geleceğinin artık daha fazla sorgulandığını söyleyen Baabood, bölge ülkelerinin kendi güvenliklerini dış başkentlerin kararlarına bırakmak yerine ortak bir anlayışla şekillendirmesi gerektiğini vurguladı.


Öncelikle herkese iyi günler. Umarım hâlâ uyanıksınızdır.

Teşekkürler Pascal. Nazik davetleri için Tunç’a ve Harici’ye de teşekkür ederim.

Son konuşmacı olmak her zaman güzeldir. Çünkü farklı panellerde duyduğunuz bütün iyi fikirleri yeniden kullanabilirsiniz. Ama sizi bundan kurtarıp oldukça farklı şeyler söyleyeceğim.

Aslında başka bir konu hakkında konuşacağımı düşünmüştüm. Şimdi fikrimi değiştirdim, çünkü değinmek istediğim bazı konulara zaten değinildi.

Size bölgeden gelen birinin düşüncelerini aktarayım. Waseda University’den geldiğim yazıyor olsa da, ki orası Japonya’da, ikimiz de aynı üniversitede çalıştık, ben hâlâ oradayım, aslen Ummanlıyım. Bu yüzden orada Maskat yazıyor.

Bugün Orta Doğu’ya baktığınızda, İngilizlerin çekilmesinden bu yana, hatta öncesinden beri ne görüyorsunuz? Çatışma, yıkım, on yıllardır süren savaşlar.

Bunun daha ne kadar süreceğini kendimize soruyoruz. Çevremize baktığımızda harap olmuş devletler görüyoruz. İnsanlar neredeyse her gün öldürülüyor.

Yalnızca Filistin’de değil. O ayrı bir mesele ve daha önce söz edildi. Lübnan’a bakın, Suriye’ye bakın, Libya’ya, Sudan’a, Somali’ye, Yemen’e, Irak’a bakın.

Bir keresinde bir diplomatla konuşuyordum. Şöyle dedim: “Bütün bunlar yaşanıyor. Bu bir komplo teorisi olabilir mi? Ben komploya inanmıyorum.”

Şöyle dedi: “Komplo değilse nedir? Bütün bunları nasıl açıklarsın?”

Hâlâ bir anlam veremiyorum. Belki siz verebiliyorsunuzdur.

Bölgede geriye kalan istikrarlı, güvenli birkaç ülke, Amerika’nın şemsiyesi altında olduğu söylenen, petrol ve doğal gaz sayesinde refah içindeki Körfez ülkeleriydi.

Peki ne oldu? Başkan Trump, komşu bir ülkeye hukuka aykırı biçimde saldırmaya karar verdi. İran’ın bölgedeki Amerikan varlığına misilleme yapacağını gayet iyi biliyordu.

Bu ne demek? Bölgemizdeki ülkelerimizin İran’ın saldırısına uğrayacağı demek. Elbette altyapımızın bir kısmı da öyle.

Üstelik Hürmüz Boğazı artık kapalı. Açıktı, şimdi kapalı. Belki Umman dışında bütün Körfez ülkeleri, petrol ve doğal gaz ihracatında ve ithalatlarında Hürmüz Boğazı’na bağımlı.

Şimdi ekonomileri zarar görüyor. Altı, yedi ay oldu. Bunun daha ne kadar süreceğini bilmiyoruz. Bölge, birilerinin kararı yüzünden çok ağır bir bedel ödüyor.

Tel Aviv’de biri, Washington’da biri, bunu yapmak istediklerine karar verdi. Nedenini bile anlamıyoruz.

Mesele nükleer programsa, bu zaten çok önceden Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) kapsamında çözülmüştü. Ayrıca İran her zaman nükleer silah ve bomba yapmak için asla zenginleştirme yapmayacağını söyledi.

Üstelik savaştan önce de Umman Dışişleri Bakanı, İranlılar ve Amerikalılarla müzakere yürütüyordu. İranlılar, Başkan Trump’ın istediği neredeyse her şeyi kabul etmişti.

Bu yüzden Umman Dışişleri Bakanı televizyona çıkıp şaşırdığını söyledi. Müzakereler hâlâ sürerken savaş kararının çoktan alınmış olmasına şaşırmıştı.

Bölgenin gözünden bakınca şöyle düşünüyoruz: Peki, her yeri harap ettiniz. Çevremizdeki bütün bölge harap oldu, şimdi de biz. Üstelik biz müttefikiz. ABD’nin şemsiyesi altındayız.

İhtiyacınız olan bütün desteği size verdik. Petrol ve doğal gaz almanızı sağladık. Küresel ekonominin ihtiyaç duyduğu enerjiyi alıp iyi işlemesini sağladık.

Petrol ve doğal gaz gelirlerini ekonominize, teknolojinize, teknik bilginize ve silahlarınıza yatırdık. Bunun karşılığını da böyle alıyoruz.

Bence artık ABD’yle ilişkilerin geleceğine dair pek çok soru gündeme geldi. Bölgedeki Amerikan üsleri ve Amerikan varlığı bakımından da ilişkilerin geleceği sorgulanıyor.

Bence Amerika bu durumda kendi ayağına kurşun sıktı. Belki de bundan biraz daha fazlasını yaptı.

Halkta büyük bir öfke var. Yalnızca tanık oldukları, Gazze konusunda İsrail’e verilen koşulsuz destek, katliamlar ve soykırım yüzünden değil; şimdi yaşananlar yüzünden de.

Bu yüzden pek çok sorunun gündeme geleceğini düşünüyorum. Bence bu çatışma, küresel düzeyde yaşanan değişimi daha da hızlandıracak.

Son olarak şunu söyleyeyim: Bence bölge artık alışılmış kalıpların dışında düşünmeye, ABD’nin ya da başka ülkelerin güvenlik şemsiyelerine bel bağlamanın ötesine geçmeye başlamalı.

Bölgenin kendi güvenliğini düşünmesinin zamanı geldi. Güvenliğine Washington’da, Londra’da ya da başka bir yerde karar verilmesi gerekmiyor. Bölge içinde, bölge ülkelerinin iş birliğiyle karar verilmeli.

Bölgede güvenliği ve istikrarı desteklemeye yardımcı olabilecek birçok ülke var. Bu, Amerikalılara veda etmek anlamına gelmiyor. Her zaman müttefik kalacaklar. Ama Çin’le, Rusya’yla, Hindistan’la ve diğer güçlerle ilişkilerimizi de çeşitlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Elbette Türkiye burada çok önemli bir rol oynuyor. Pakistan da öyle.

Bence güvenliği, istikrarı ve ekonomik kalkınmayı sağlayacak, bölgemizin güvenliği için yabancı güçlere bağımlılığımızı azaltacak bir bölgesel mekanizmaya ihtiyacımız var.

Çok teşekkürler.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English