Bizi Takip Edin

Amerika

ABD yönetimi H-1B vizelerine 103 bin dolarlık yeni harç önerdi

Yayınlanma

ABD İç Güvenlik Bakanlığı, H-1B çalışma vizeleri için 103 bin 265 dolarlık yeni bir başvuru harcı kuralı önerdi. Öte yandan Trump yönetiminin, sığınma başvurusunda bulunan yaklaşık 200 bin yabancının ticari ve turistik vizelerini iptal etmeye hazırlandığı bildirildi.

ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS), ABD’de istihdam edilmek isteyen ve yıllık yasal kontenjana tabi olan tüm yabancı çalışanlar için H-1B vizesi başvurularına 103 bin 265 dolar harç getirilmesini öngören yeni bir kural önerisi yayımladı.

Pazartesi günü yayımlanan kural bildiriminde, toplanacak harcın yasal göçmenlik sisteminin yürütülmesinde federal hükümetin üstlendiği maliyetlerin karşılanması amacıyla kullanılacağı belirtildi. Bu harcamaların DHS ile Adalet, Dışişleri ve Çalışma bakanlıklarının yürüttüğü faaliyetleri kapsadığı kaydedildi.

ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetleri (USCIS) Sözcüsü Zach Kahler konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Önerilen H-1B harcı, aksi takdirde vergi mükelleflerince finanse edilmesi gereken yasal göçmenlik programlarının karara bağlanması, güvenlik soruşturmalarının yapılması ve desteklenmesi için federal hükümet genelinde oluşan maliyetlerin geri kazanılmasını amaçlamaktadır” dedi.

Söz konusu adım, federal bir yargıcın Trump yönetiminin H-1B başvuruları için daha önce önerdiği 100 bin dolarlık harcı haziran ayında iptal etmesinin ardından geldi.

ABD Bölge Yargıcı Leo Sorokin, göçmenlik politikasını ve vergileri belirleme yetkisine sahip tek yasama organının Kongre olduğunu vurgulayarak vize başvurularına vergi getirilmesinin hukuka aykırı olduğuna hükmetmişti.

İlk öneri üniversiteleri, hastaneleri ve araştırmaya dayalı kuruluşları kapsıyordu. Ancak DHS’nin yeni önerdiği kural kapsamında bu işverenler yeni harç uygulamasından etkilenmeyecek.

Cato Enstitüsünden David Bier, The Hill’e yaptığı değerlendirmede kararı eleştirerek şu ifadeleri kullandı:

“İlk harç başvurularda yaklaşık yüzde 90’lık bir düşüşe ve 28 milyon dolarlık gelir kaybına yol açmasına rağmen yönetim yeni harcın bir ‘maliyet karşılama mekanizması’ olacağını iddia ediyor. Hükümetin kendisi mahkemeye 100 bin dolarlık harcın ‘muhtemelen engelleyici’ olduğunu ve ‘gelir getirmediğini’ söylemişti. Gelir getirse bile bu durum harcı yasal kılmaz; zira göçmenlik harçları yalnızca başvuru değerlendirme ve vatandaşlık hizmetlerinin maliyetlerini karşılamak için getirilebilir. Üstelik bu bir başvuru harcı olduğundan, işverenler USCIS’in başvuruyu onaylayacağına dair hiçbir garanti olmadan bu tutarı ödemek zorunda kalacak. Onay garantisi yokken neredeyse hiç kimse 100 bin dolardan fazla parayı riske atmaz.”

Yeni H-1B vizeleri için standart yıllık yasal sınır 85 bin olarak uygulanıyor. Bu kota, 65 bin genel vize ile ABD’deki bir yükseköğretim kurumundan yüksek lisans veya doktora derecesine sahip başvuru sahiplerine ayrılan 20 bin vizeden oluşuyor. 65 binlik genel kontenjanın 6 bin 800’ü ise münhasıran Şili ve Singapur vatandaşlarına tahsis ediliyor.

ABD’li şirketlerin uzmanlık gerektiren yüksek nitelikli mesleklerde yabancı çalışan istihdam etmesine olanak tanıyan H-1B vizeleri, özellikle teknoloji sektöründeki tartışmaların merkezinde yer alıyor.

Partiler Üstü Politika Merkezi verilerine göre, onaylanan H-1B başvurularının yaklaşık üçte ikisini yazılım mühendisliği, veri bilimi ve bilişim desteği gibi bilgisayarla ilişkili pozisyonlar oluşturuyor.

Yetkililer, önerilen kuralın salı günü Federal Register’da yayımlanacağını ve şirketler ile teknoloji çalışanlarının kural hakkında görüş bildirmek için 30 günlük süreye sahip olacağını bildirdi.

ABD tarihinin en büyük vize iptali hazırlığı

Öte yandan Donald Trump yönetiminin, ABD tarihinin en büyük kitlesel vize iptali işlemine hazırlandığı bildirildi. Associated Press’in (AP) ABD Dışişleri Bakanlığı belgelerine ve Amerikalı yetkililere dayandırdığı habere göre bu adım, ülkede sığınma başvurusunda bulunan 200 bine yakın yabancıyı etkileyebilir.

Dışişleri Bakanlığının, 2016 ile 2026 yılları arasında verilmiş B1 ticari vizeleri ile B2 turist vizelerini, daha önce sığınma talebinde bulunan ya da halen talepte bulunan yabancılardan önümüzdeki haftalarda geri çekmesi bekleniyor. Tedbir, İç Güvenlik Bakanlığı ile koordinasyon halinde yürütülecek.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott, bakanlıkların ABD’ye kısa süreli ziyaretçi olarak giren ancak daha sonra ülkede kalıcı olmak amacıyla sığınma başvurusunda bulunan yabancıları tespit etmek için ortak çalışma yürüttüğünü açıkladı.

Pigott, iptal edilecek vize sayısına ilişkin kesin bir rakam vermezken sürecin devam edeceğini ve nihai karar sayısının değişebileceğini ifade etti.

AP’nin aktardığına göre vize iptalleri doğrudan ve derhal sınır dışı edilme sonucunu doğurmayacak. Sığınma başvurusu inceleme aşamasında olan yabancıların büyük çoğunluğu başka bir yasal kategoriye aktarılacak ancak ticari veya turistik ziyaretçi statülerini kaybedecek.

Mevcut başvuru sahiplerinin ise ABD’de sığınma talebinde bulunma niyetlerinin olmadığını kanıtlamaları ve ülkelerine geri dönme kararlılıklarını belgelemeleri gerekecek.

Geçerli B1 ve B2 vizesi sahiplerine yönelik incelemenin, Dışişleri Bakanlığının ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetlerinden sığınma başvurularına dair verileri almasının ardından başladığı belirtildi. Haberde, vize iptali kararının henüz kesinleşmediği ve konunun yargıya taşınabileceği aktarıldı.

ABD Dışişleri Bakanlığı son 18 ayda suçtan hüküm giyen, suç isnat edilen veya ABD politikalarını kamuoyu önünde eleştiren kişilere ait yaklaşık 175 bin vizeyi iptal etti. Bakanlık, vize iptal mekanizmasını bir göç kontrol aracı olarak kullanmaya ve tehdit oluşturabilecek yabancıları tespit etmeye devam edeceğini duyurdu.

Trump yönetimi daha önce aralarında Rusya’nın da bulunduğu 75 ülkenin vatandaşlarına yönelik göçmen vizesi işlemlerini süresiz olarak durdurmuştu.

Trump, seçim kampanyası sürecinde Beyaz Saray’a döndüğü anda ABD tarihinin en büyük yasa dışı göçmen sınır dışı etme operasyonunu başlatacağını vadetmişti.

The Washington Post’un haberine göre Trump yönetimi, yeni başkanlık döneminin ilk yılında 1 milyona yakın göçmeni sınır dışı etmeyi hedefliyordu.

ABD Dışişleri Bakanlığı 2025 yılı içinde yabancılara ait 100 binden fazla vizeyi iptal etmiş, bunlar arasında yaklaşık 8 bin öğrenci vizesi de yer almıştı.

Amerika

Pentagon’dan küresel savaş planı: Üsler 90 günlük abluka senaryosuna hazırlanıyor

Yayınlanma

Pentagon, küresel bir savaş durumunda elektrik şebekelerinin çökmesi ve tedarik zincirlerinin kopması ihtimaline karşı askeri üslerini 90 gün boyunca dışarıdan bağımsız çalışacak şekilde hazırlıyor. FORTRESS adlı strateji kapsamında taşınabilir nükleer reaktörler, mikro enerji şebekeleri ve yedek ikmal hatları devreye alınırken askeri tesislerin sivil altyapıdan tamamen koparılması hedefleniyor.

ABD Savaş Bakanlığı (Pentagon), elektrik şebekelerini felç edebilecek, ikmal hatlarını kesebilecek ve ülke topraklarındaki kritik altyapıyı hedef alabilecek küresel bir savaş ihtimaline karşı askeri üslerini 90 gün boyunca dış desteğe ihtiyaç duymadan çalışacak şekilde hazırlıyor.

Fox News’un incelediği belgelere göre hazırlıklar, FORTRESS adlı askeri plan kapsamında yürütülüyor.

Plan, sivil altyapı çökse bile Amerikan birliklerinin operasyonlarını kesintisiz sürdürmesini hedefliyor.

Bu doğrultuda ABD anakarasındaki her büyük askeri üssün; su, yakıt, elektrik ve iletişim dahil tüm temel ihtiyaçlarda en az 90 gün boyunca tamamen özerk kalabilmesi öngörülüyor.

“Sivil altyapıya bel bağlayamayız”

Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, televizyon kanalına yaptığı açıklamada ordunun artık belediye hatlarına bağımlı kalamayacağını belirterek “Ulusal savunmayı sağlamak için standart sivil belediye altyapısına güvenmek istemiyoruz. Bunu yapamayız, bu kabul edilemez bir risk” dedi.

Parnell, elektriğin günümüz çatışmalarının temeli olduğuna dikkat çekerek enerji kesildiğinde muhaberenin, su ikmalinin, lojistiğin, montaj hatlarının ve hatta temel komuta kademelerinin dahi işlevsiz kalacağını vurguladı.

FORTRESS konsepti, askeri tesisleri sivil şebekeden tamamen ayırabilecek mikro şebekeleri, büyük ölçekli batarya depolama sistemlerini ve taşınabilir nükleer reaktörleri kapsıyor. Bu altyapı sayesinde askeri üslerin, uzun süreli elektrik kesintilerinde bile bağımsız faaliyet yürütmesi amaçlanıyor.

Sözcü Parnell, olası bir savaşın tek bir bölgeyle sınırlı kalmayacağını kaydederek “Bir sonraki çatışma büyük ihtimalle birden fazla cephede cereyan edecek. Büyük savaşların jeopolitiğine bakın; bu gerçekleştiğinde küresel tedarik zincirleri kopacaktır” ifadelerini kullandı.

Pentagon, kriz anında sivil fabrikaları savunma sanayisi üretimine yönlendirmeyi, alternatif ikmal hatları oluşturmayı ve silah ile yakıt akışını güvenceye alacak stratejik rezervler kurmayı amaçlıyor.

Olası bir tedarikçi kaybında operasyonların aksamaması için en kritik ihtiyaçlarda en az iki bağımsız üretim veya dağıtım kanalının kurulması hedefleniyor.

Planın diğer ayağını ise askeri iletişim, uydu ve seyrüsefer sistemlerinin karıştırmalara karşı dayanıklı hale getirilmesi oluşturuyor. ABD ordusu, GPS sinyallerinin kesildiği veya uzay altyapısının devre dışı kaldığı senaryolara karşı tedbirlerini artırıyor.

İki okyanus doktrini terk ediliyor

Parnell, ABD’nin kendi topraklarını koruma yaklaşımında uzun yıllar ülkeyi iki okyanusun koruduğu yönündeki anlayışa dayandığını, ancak bu yaklaşımın artık eskidiğini dile getirdi.

Pentagon’un artık birden fazla yönden gelecek eşzamanlı çatışmaları ve küresel lojistiğin dağılma ihtimalini temel aldığını aktaran Parnell, “Çok cepheli küresel bir çatışmanın ortasındayken bu kararları almaya çalışamazsınız. Bir planımız olmak zorunda” dedi.

Washington yönetimi ocak ayında yayımladığı Ulusal Savunma Stratejisi’nde Rusya’yı NATO için “yönetilebilir bir tehdit” olarak nitelendirmiş ve Moskova’nın elindeki nükleer cephaneliğe işaret etmişti.

Belgede Rusya ile stratejik istikrarın yeniden kurulması ve savaşın istem dışı tırmanmasının önlenmesi hedeflenirken, Moskova da önceki belgelerin aksine hasım olarak tanımlanmamasını olumlu bir adım olarak değerlendirmişti.

Ağustos ayında NBC’nin geçtiği habere göre ise Pentagon, taktik nükleer silahların kullanımını ve başkana yeni askeri seçenekler sunmayı içeren güncellenmiş bir nükleer strateji üzerinde çalışmayı sürdürüyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Demokratlar Kongre’yi alırsa Ukrayna’ya yardımda Trump vetosunu aşabilir

Yayınlanma

Demokrat Parti 3 Kasım’daki ara seçimlerde Kongre kontrolünü kazanırsa gündemi belirleyerek Başkan Donald Trump’ın vetosunu aşmayı ve Kiev’e yeni yardım paketleri sunmayı hedefliyor. Reuters’a konuşan analistler, olası bir zaferin Rusya ile dizel anlaşmasını engelleme, İran savaşı harcamalarını denetleme ve İsrail’e yardımları sınırlama adımlarını da beraberinde getireceğini kaydediyor.

Demokratlar, 3 Kasım’da yapılacak ara seçimlerde ABD Kongresi’nin kontrolünü geri alırlarsa Ukrayna’ya yeni askeri yardım paketlerinin önünü açabilir.

Reuters’ın analistlere dayandırdığı haberine göre, Temsilciler Meclisi ve olası bir Senato çoğunluğu, Demokratlara oylama takvimini ve gündemi belirleme gücü vererek Başkan Donald Trump’ın vetosunu aşma imkânı tanıyabilir.

Temsilciler Meclisi’ndeki 435 sandalyenin tamamı ile 100 üyeli Senato’nun 33 veya 34 sandalyesi için sandık kurulacak. Kamuoyu yoklamaları, Demokratların Kongre’de çoğunluğu yeniden ele geçirme ihtimalinin güçlü olduğunu gösteriyor.

Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kazanması durumunda Dışişleri Komisyonu başkanlığına Gregory Meeks’in geçmesi bekleniyor.

Meeks, Trump’ın Rusya ile yaptığı dizel anlaşmasını engellemeyi hedefleyen iki partinin desteklediği bir yasa tasarısını hazırlayan isim olarak öne çıkıyor.

Kongre’de ibrenin dönmesi Washington’ın diğer dış politika başlıklarını da doğrudan etkileyecek. Demokratlar, savunma harcamalarında kesintiye giderek Trump’ı İran ile savaşı sürdürmek için Kongre’den resmi yetki istemeye zorlayabilir.

Demokrat Parti, Gazze Şeridi’ndeki askeri adımları nedeniyle İsrail’e sağlanan askeri desteği sınırlamayı ya da tamamen kesmeyi tartışıyor. İsrail’e ayrılan bu yardım son mali yılda 3,8 milyar dolara ulaştı.

Parti üyeleri Beyaz Saray’ın savunma bütçesini artırma taleplerine de karşı çıkıyor. Trump bu yıl için 1,5 trilyon dolarlık bütçe isterken, Demokratlar yönetimin İran savaşı konusunda Kongre’ye danışmamasını ve sosyal yardım harcamalarını ciddi biçimde kısmasını gerekçe göstererek bu talebi Senato’da durdurdu.

Analistler, Demokratların çoğunluğu sağlaması durumunda dış yardımları yeniden canlandırmaya çalışacağını aktarıyor.

Trump’tan “İki yıl boyunca bloke ederim” mesajı

Donald Trump ise Demokratların Kasım seçimlerinden sonra Kongre kontrolünü kazanması halinde onların hazırlayacağı tasarılara geçit vermeyeceğini savundu. “Sonunda bir engelleyiciye dönüşeceğim; iki yıl boyunca onların bütün kötü girişimlerini bloke edeceğim” diyen Trump, Cumhuriyetçilerin kaybetmesi halinde Amerikalıları “bir cehennemin beklediğini” iddia etti.

Seçmene seslenen Trump, “Kaybedersek sınırlarınızı, vergi indirimlerinizi, güvenliğinizi ve korumanızı kaybedeceksiniz. Refahınız elinizden gidecek. Ülkemiz tam bir cehennemden geçiyor ve tıpkı iki yıl önce olduğu gibi bu cehennemden yeniden geçmek zorunda kalacaksınız” ifadelerini kullandı.

NBC News anketlerine göre Trump’ın icraatlarını onaylayanların oranı yüzde 38’de kalırken, onaylamayanların oranı yüzde 61’e çıkıyor.

Seçmenlerin yüzde 52’si Kongre’de çoğunluğun Demokratlara geçmesini isterken, Cumhuriyetçilerin kontrolünü tercih edenlerin oranı ise yüzde 43 seviyesinde seyrediyor. Moskova ise Kiev yönetimine yönelik askeri desteğin sürmesine karşı çıkmaya devam ediyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Brezilya’da yeniden Lula zaferi

Yayınlanma

Lula, Trump’ın müttefiki Flavio Bolsonaro’yu yenerek Brezilya’da ikinci turda geriden gelip kazanan ilk aday oldu.

Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, pazar günü yapılan seçimlerin ikinci turunda ilk turdaki yenilgisini tersine çevirerek yeniden seçildi.

Yüksek Seçim Mahkemesi, oyların yüzde 99,83’ü sayıldığında Lula’nın geçerli oyların yüzde 51,76’sını, sağcı Senatör Flavio Bolsonaro’nun ise yüzde 48,24’ünü aldığını açıkladı. Brezilya’nın 1989’da iki turlu seçim sistemine geçmesinden bu yana ilk turu geride tamamlayan hiçbir aday ikinci turda seçimi kazanamamıştı.

Aşırı sağcı Flavio Bolsonaro ise, sonuçları tanımadığını ve seçimlerin iptali için yargıya başvuracağını açıkladı.

Ulusal basında çıkan habere göre, Bolsonaro, talebine gerekçe olarak Federal Yüksek Mahkeme (STF) Yargıcı Cristiano Zanin’in oy verme süresini 2 saat uzatma kararını gösterdi.

Kararı, 2023’te Yüksek Mahkemeye atanmadan önce Lula’nın avukatlığını yapan Yargıç Cristiano Zanin verdi. Zanin, Lula’nın kampanya ekibinin, Bahia eyaletinde Flavio Bolsonaro’nun müttefikleri tarafından yönetilen kentlerde otobüslerin garajlarda tutulduğu ve bu nedenle yoksul seçmenlerin sandıklara ulaşamadığı yönündeki şikâyeti üzerine harekete geçti.

Flavio Bolsonaro’nun avukatları da üç eyalette selden etkilenen 17 belediyede oy verme süresinin uzatılması için seçim mahkemesine ayrı bir başvuruda bulunmuştu.

Zanin’in kararı sandıklara ulaştığında birçok sandık kurulunda oy verme cihazları çoktan kapatılmıştı. Sistem, kapatılan bir cihazın yeniden açılmasına izin vermiyordu. Bunun üzerine Yüksek Seçim Mahkemesi, bölgesel seçim mahkemelerine yalnızca hâlâ açık olan sandıklarda saat 19.00’a kadar oy kullanılmasına izin verilmesi talimatını verdi. Zanin de kararının kapsamını buna uygun şekilde daralttı.

Bazı seçmenler saat 17.00’de oy kullanamadan evlerine gönderilirken, diğerleri saat 19.00’a kadar oy verebildi. Her iki adayın kampanyası da bu durumu gerekçe göstererek seçimin iptalini talep edebilir. Böyle bir başvuru, Jair Bolsonaro’nun Yüksek Mahkemeye atadığı ilk yargıç olan Kassio Nunes Marques’in başkanlığındaki Yüksek Seçim Mahkemesi tarafından değerlendirilecek.

Seçim sonucu, Latin Amerika’nın en büyük ekonomisi ve Çin sermayesinin yurt dışında en fazla yöneldiği ülke olan Brezilya’nın, Arjantin, Şili ve Kolombiya’nın da aralarında bulunduğu Trump yanlısı hükümetler grubuna katılmasını engelledi. Böylece Washington’ın Çin’in Batı Yarımküre’deki varlığını sınırlandırma çabaları da sekteye uğradı.

ABD ile gümrük tarifeleri ve kritik mineraller konusunda yürütülen görüşmeler, Amerikan şirketlerine nadir toprak elementlerine erişim imkânı sunan ancak ayrıcalıklı muameleyi reddeden bir hükümetle devam edecek.

Seçim programları

Lula’nın seçim programı ayrıca kritik minerallerin haritalandırılması ve işlenmesine yönelik bölgesel bir strateji geliştirilmesini ve Trump’ın ek gümrük tarifeleriyle cezalandırmakla tehdit ettiği BRICS gündeminin sürdürülmesini öngörüyor.

80 yaşındaki Lula, Brezilya tarihinde görevdeki en yaşlı devlet başkanı olma unvanını taşıyor. İlk kez iktidara gelişinden 20 yılı aşkın süre sonra, ocak ayında dördüncü görev dönemine başlayacak.

2003-2010 yılları arasında ülkeyi yöneten Lula, 2022 seçimlerinde Senatör Flavio Bolsonaro’nun babası Jair Bolsonaro’yu az farkla yenerek 2023’te yeniden iktidara gelmişti. Jair Bolsonaro ise bu yenilginin ardından seçim sonuçlarını tersine çevirmeye yönelik bir komplo kurmaktan aldığı 27 yıllık hapis cezasını çekiyor.

 

Flavio Bolsonaro, seçim kampanyasını Trump yönetimiyle kurduğu ilişkiler üzerine inşa etti. Mayıs ayında Oval Ofis’te kabul edilen Bolsonaro, Amerika kıtasında ABD öncülüğünde kurulacak bir güvenlik ittifakına katılma sözü verdi ve Çin tedarikine alternatif olarak Brezilya’nın nadir toprak elementlerini Washington’a sunmayı vadetti.

Lula, yılın büyük bölümünde seçimin favorisi olarak görülüyordu. Kamuoyu araştırma şirketi Quaest, ocak ayında yaptığı bir ankette Lula’nın olası bir ikinci turda rakibine yedi puan fark attığını ortaya koymuştu.

İlk tur öncesinde araştırma yayımlayan yedi şirketten altısı Lula’yı önde gösteriyordu. Ancak Lula, ilk turu rakibinin 2,2 milyon oy gerisinde tamamladı.

İkinci tur öncesindeki anketlerin çoğu ise Flavio Bolsonaro’nun küçük bir farkla önde olduğunu ya da iki adayın hata payı içinde başa baş gittiğini gösteriyordu. Lula’nın ekibi, seçmenlerin rakibine yönelik olumsuz tutumunu güçlendirmeye ve ilk turda sandığa gitmeyen seçmenleri oy kullanmaya ikna etmeye çalıştı.

Lula, siyasi saldırılarını Jair Bolsonaro’nun Kovid-19 salgınını yönetme biçimine ve Flavio Bolsonaro’nun hâlen cezaevinde bulunan bankacı Daniel Vorcaro ile ilişkilerine yoğunlaştırdı.

Senatör Bolsonaro, merkez bankasının söz konusu finans kuruluşunu dolandırıcılık şüphesiyle kapatmasından aylar önce, babasının hayatını konu alan biyografik bir filmin finansmanı için bankacıdan 24 milyon dolar istemişti.

Flavio Bolsonaro ise Lula’nın oğlu Fabio Luis hakkında yürütülen polis soruşturmasını gündeme taşıyarak karşılık verdi.

Yüksek Mahkeme yargıçlarından biri, Fabio Luis’in emeklilerin maaşlarından usulsüz şekilde para kesildiği iddia edilen bir planla bağlantılı bir şirket adına kamu görevlileri nezdinde lobi yapıp yapmadığının araştırılması için temmuz ayında soruşturmaya izin vermişti. Lula ise bu ay televizyonda yayımlanan bir tartışmada, söz konusu dolandırıcılığın Jair Bolsonaro hükümeti döneminde başladığını söyledi.

Egemenlik ve Washington

Lula, Brezilya’nın yeni bir gümrük tarifesi dalgasını önlemeye çalıştığı mayıs ayında Beyaz Saray’da yaklaşık üç saat görüştüğü Trump ile ilişkiyi sürdürmeye çalışmıştı.

Washington, geçen yıl Jair Bolsonaro’nun yargılanmasını protesto etmek amacıyla Brezilya ürünlerine yüzde 50’ye varan gümrük vergileri uygulamıştı.

Lula, görüşmede ABD Başkanı’na, Brezilya’nın kritik minerallerinin bunları ülke içinde işlemeye istekli bütün ülkelere açık olduğunu söyledi.

Görüşmenin ardından yaptığı açıklamada Lula, “Amerikalılar, Çinliler, Almanlar, Japonlar, Fransızlar… Bizimle birlikte bu nadir toprak elementlerini çıkarmak, ayrıştırmak ve sundukları zenginliği üretmek isteyen herkes davetlidir” ifadelerini kullandı.

Ancak görüşmeler, Washington’ın temmuz ayında Brezilya ürünlerinin büyük bölümüne yüzde 25 gümrük vergisi uygulamasını engelleyemedi. Lula, bu durumdan Bolsonaro ailesini sorumlu tuttu. Senatörün kardeşi Eduardo, geçen yıl babalarının yargılanması nedeniyle Brezilyalı yetkililere yaptırım uygulanması için Washington’da lobi faaliyetleri yürütmüştü.

Lula, seçim kampanyasının merkezine ulusal egemenlik meselesini yerleştirdi. Eylül ayında televizyonda yayımlanan bir konuşmasında, Brezilya’nın nadir toprak elementi rezervlerini başka ülkelere teslim etmeye hazır olanların “vatanın asıl hainleri” olduğunu söyledi.

Brezilya, Çin’in ardından dünyanın en büyük ikinci nadir toprak elementi rezervine sahip ülkesi konumunda.

Lula, “Yurt dışında bu kaynaklara göz dikenler, burada da her şeyi altın tepside sunmaya hazır olanlar var” dedi. “Bu kez yalnızca kaya ihraç edip karşılığında teknoloji satın almayacağız” diye ekledi.

İki hafta sonra Lula, nadir toprak elementlerini de kapsayan ulusal kritik mineraller politikasını oluşturan yasayı imzaladı.

Seçim kampanyasının son haftasında ABD hükümetini Flavio Bolsonaro lehine müdahalede bulunmakla suçladı. Lula’nın kampanya ekibi ayrıca Meta Platforms’un Bolsonaro’nun internetteki görünürlüğünü artırdığı iddialarını gerekçe göstererek senatörün adaylığının iptal edilmesini Yüksek Seçim Mahkemesinden talep etti.

Pekin ile ilişkiler

Lula, Nisan 2023’te Pekin’i ziyaret etti. Hükümeti, bu ziyareti Jair Bolsonaro döneminde soğuyan ilişkileri yeniden canlandırma çabası olarak tanımladı.

Şanghay’da Huawei Technologies’in araştırma merkezini gezen Lula, iki ülke arasındaki ticarette ABD dolarına alternatif bir para birimi kullanılması çağrısında bulundu.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Kasım 2024’te Brezilya’nın başkenti Brasília’ya resmî bir ziyaret gerçekleştirerek Lula’nın ziyaretine karşılık verdi. İki hükümet bu ziyaret sırasında 37 anlaşma imzaladı ve ikili ilişkileri “ortak geleceğe sahip bir topluluk” düzeyine yükseltti.

Brezilya, Çin’in küresel altyapı stratejisi olan Kuşak ve Yol Girişimi’ne katılmaktan kaçındı. Bunun yerine girişimi kendi yatırım programlarıyla ilişkilendirmeyi tercih etti.

Lula, geçen yıl mayıs ayında Latin Amerikalı liderlerle düzenlenen bir zirve için yeniden Pekin’e gitti. Great Wall Motor ve Meituan gibi şirketlerden toplam 27 milyar real (4,7 milyar dolar) tutarında yatırım taahhüdü alarak ülkesine döndü.

Brezilya-Çin İş Konseyi verilerine göre Çinli şirketler geçen yıl Brezilya’ya diğer bütün ülkelerden daha fazla yatırım yaptı. Toplam 52 projeye yayılan yatırımlar, 6,1 milyar dolarla rekor seviyeye ulaştı.

İran’daki savaşın Körfez bölgesinden yapılan petrol sevkiyatını aksatmasının ardından Brezilya’nın petrol satışlarının hızla artmasıyla, iki ülke arasındaki ticaret hacmi bu yılın ilk dokuz ayında 143 milyar dolara ulaşarak rekor kırdı.

Brezilya Hazinesi ise Çin’de ilk kez yuan cinsinden tahvil ihraç etmeye hazırlanıyor. Brezilya, bu adımla Çin piyasasından düzenli olarak borçlanmayı hedefliyor.

BRICS

BRICS’in dönem başkanlığını gelecek yıl Çin devralacak. Lula hükümetinin programı, yükselen ekonomilerden oluşan bu blokla ilişkilerin daha da geliştirilmesini öngörüyor. Flavio Bolsonaro ise Washington’ın zayıflatmaya çalıştığı BRICS’ten Brezilya’yı çekebileceğini söylemişti.

Washington’ın gümrük tarifelerini açıklamasından iki haftadan kısa süre sonra Xi Jinping, Lula ile yaptığı telefon görüşmesinde Çin’in Brezilya’yı “egemenliğini ve bağımsızlığını koruma ve dış müdahaleye karşı çıkma” konusunda desteklediğini söyledi.

İki lider arasında bu yıl gerçekleşen ikinci telefon görüşmesi yaklaşık bir saat sürdü. Görüşmede, Çin ile Güney Amerika ticaret bloğu Mercosur arasında bir ticaret anlaşmasına yönelik müzakerelerin hızlandırılması konusunda mutabık kalındı. Ancak anlaşmanın ayrıntılarına ilişkin bilgi verilmedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English