Avrupa
AB, ABD ile yaşanan Grönland gerilimi sonrası LNG tedarikini çeşitlendirmeye odaklandı

Avrupa Birliği, ABD yönetimiyle yaşanan Grönland gerilimi ve potansiyel ticaret kısıtlamaları nedeniyle sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tedarik kaynaklarını çeşitlendirme kararı aldı. Enerji Komisyonu Üyesi Dan Jørgensen, Rus gazına olan bağımlılığın sona ermesinin ardından ABD’ye yönelik benzer bir bağımlılık geliştirmekten kaçındıklarını belirterek, Kanada, Katar ve Cezayir ile temasların sıklaştığını açıkladı.
ABD menşeli sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG), Avrupa’nın Gazprom tedarikindeki kaybı ikame etmesinde kritik bir rol üstlendi.
Ancak Beyaz Saray yönetiminin Avrupa’ya yönelik gümrük vergisi söylemleri ve bir müttefik toprağına ilişkin güç kullanımı tehditleri, Avrupa Birliği’ni (AB) ABD’ye olan artan bağımlılığı sorgulamaya yöneltti.
AB Enerji Komisyonu Üyesi Dan Jørgensen, Politico’ya yaptığı açıklamada, birliğin LNG tedarikini çeşitlendirme çalışmalarına hız verdiğini bildirdi.
“Bir bağımlılığı diğeriyle değiştirmek istemiyoruz”
Jørgensen, Avrupa Komisyonu’nun aktif olarak alternatif LNG tedarikçileri aradığını ve önümüzdeki aylarda Kanada, Katar ve Cezayir gibi ülkelerle enerji bağlarını derinleştirmeyi planladığını belirtti.
Brüksel’in ayrıca Rus nükleer yakıtını ikame edecek kaynakların tedariki üzerinde çalıştığı kaydedildi.
AB’nin Washington ile bir ticaret savaşı arzusunda olmadığını vurgulayan Jørgensen, buna karşın birlik içinde “bir bağımlılığı diğeriyle değiştirme” riskine dair endişelerin arttığını kabul etti.
Rusya’nın Ukrayna’daki askeri müdahalesinin ABD ile ilişkilerdeki bozulmaya kadar uzanan jeopolitik sarsıntıların uyarıcı nitelikte olduğunu ifade eden Komisyon Üyesi, son haftalardaki gelişmelere dikkat çekerek şunları söyledi:
“Durumu daha ciddi ve karmaşık hale getiren unsur, ABD ile ilişkilerin kötüleşmesi ve Grönland’a karşı güç kullanımını ihtimal dışı bırakmayan bir Amerikan başkanının varlığıdır.”
ABD LNG’sinin pazar payı ve ticaret hacmi
Reuters’ın Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Avrupa’nın ABD’den LNG alımları 2021’deki 18 milyon ton seviyesinden 2025 yılında 65 milyon tona yükseldi.
Bu miktar, geçen yıl AB ve İngiltere tarafından ithal edilen toplam sıvılaştırılmış gazın yüzde 57’sini oluşturuyor. Mevcut durumda Avrupa Birliği’ne ithal edilen toplam gazın yaklaşık dörtte biri ABD kaynaklı LNG’den sağlanıyor.
Geçen yıl ABD ile AB arasında varılan ancak Donald Trump’ın Grönland meselesi kaynaklı tehditleri nedeniyle henüz onaylanmayan ticaret anlaşması kapsamında, Brüksel’in 2026-2028 döneminde 250 milyar dolarlık Amerikan enerji kaynağı satın alması öngörülmüştü.
Söz konusu ithalat tutarı geçen yıl 75 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) tahminlerine göre, 2025-2030 yılları arasında küresel LNG ihracat kapasitesinin, ağırlıklı olarak ABD ve Katar öncülüğünde yüzde 50 oranında artması bekleniyor. Diğer ülkeler de bu alandaki yatırımlarını genişletiyor.
Kanada, geçen temmuz ayında British Columbia’daki LNG Canada Development tesisinin ilk hattından ihracata başladı; tesisin ikinci hattı ise yıl sonunda devreye alındı.
Bloomberg’in hesaplamalarına göre Kanada, LNG ihracatçısı ülkeler arasında 8. sıraya yerleşecek. Ülkede 2027 ve 2028 yıllarında iki yeni projenin daha faaliyete geçmesi planlanıyor.
Dünyanın en büyük LNG tedarikçilerinden Katar ise üretim kapasitesini 2030 yılına kadar yüzde 85 artırarak yıllık 77 milyon tondan 142 milyon tona çıkarmayı hedefliyor.
TotalEnergies CEO’su Patrick Pouyanné, geçen yıl yaptığı değerlendirmede, Rusya’ya dönük yaptırımlarla tetiklenen 2022 krizi sonrası inşa edilen yeni tesisler sayesinde küresel LNG piyasasının “2027, 2028 ve 2029 yıllarında iyi bir arz dengesine sahip olacağını” belirtmişti.
Pouyanné, Avrupa’da Rus gazına yönelik birçok alternatifin ortaya çıkacağını ifade etti.
Avrupa
Volkswagen CEO’su Blume “alarm veriyor”

Volkswagen CEO’su Oliver Blume, otomobil üreticisinin “kritik sınırın ötesinde” bir durumda olduğu uyarısında bulundu.
Şirketin intranetinde yayınlanan ve AFP’ye gönderilen bir röportajda Blume, Volkswagen ve Alman otomotiv endüstrisinin, küresel olumsuzluklar ve Çinli rakipler nedeniyle “tarihlerinin en büyük sarsıntısıyla” karşı karşıya olduğunu söyledi.
Otomobil üreticisi, büyük çaplı işten çıkarmaları değerlendiriyor ve önümüzdeki günlerde Blume, şirketin planları hakkında güncel bilgiler vermek üzere Volkswagen’in Wolfsburg’daki genel merkezinde ve Zwickau ile Emden’deki tesislerinde çalışanlarla bir araya gelecek.
Blume röportajda, fabrika kapatmalarına ilişkin henüz bir karar alınmadığını belirtmekle birlikte, “Emden, Hannover, Zwickau ve Neckarsulm’daki fabrikaların 2030’larda kârlı kalabilmelerine yönelik şu anda herhangi bir yol göremedikleri” şeklindeki şirketin tutumunu yineledi.
Şirketin ayrıca Avrupa’da yıllık 500.000 araçlık bir üretim fazlasıyla başa çıkmak zorunda olduğunu da sözlerine ekledi.
Blume, fabrikaların kapatılmasının her zaman “en son ve en pahalı çözüm” olacağını belirtti.
Otomobil üretiminin durdurulabileceği tesislerde Volkswagen’in başka “endüstriyel çözümler” araştırdığını da ekleyen Blume, Osnabrück’teki fabrikasının kullanımı konusunda savunma sanayinden şirketlerle ileri aşamadaki görüşmelere işaret etti.
Temmuz ayında Blume, Volkswagen denetim kuruluna tasarruf planlarını sunmuş fakat herhangi bir karar alınmamıştı.
Alman basını o dönemde, Volkswagen Grubu’nun ana hissedarı olan ve oy haklarının %20’sine sahip Aşağı Saksonya eyalet hükümetinin planları onaylamayı reddettiğini bildirmişti.
Grup halihazırda 50.000 kişilik işten çıkarma kararı almıştı ve Blume, 37.000 çalışanla anlaşmaya varıldığını belirtti.
Blume, otomotiv devi adına çalışanlara “el ele vermeleri” çağrısında bulundu ve “Şirketteki herkes bu planı desteklerse başarılı olabiliriz,” dedi.
IG Metall sendikasının başkanı cuma günü yönetimi sert bir şekilde eleştirdi ve fabrika kapanmalarına direneceğine söz verdi.
Christiane Benner, Wirtschaftswoche haftalık dergisine verdiği demeçte, “Volkswagen çalışanları zaten ağır ve acı verici kesintileri kabul etmek zorunda kaldı ve şimdi de bir tokat daha yiyorlar,” dedi.
Avrupa
AB, Ukrayna’ya 6,1 milyar avroluk desteği onayladı

AB, Ukrayna’nın hava savunma sistemlerinin artan Rus füze ve insansız hava aracı saldırılarını püskürtmekte zorlandığı bir ortamda, ülkeye 6,1 milyar avroluk yeni bir fon tahsis etmeyi onayladı.
Ukrayna, AB destek kredisinden sağlanan bu parayı, zor durumda olan hava savunmasını güçlendirmek ve diğer askeri ihtiyaçlarını karşılamak için kullanabilir.
Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, hafta sonu yaptığı açıklamada, ülkesinin bu yıl AB’den toplam 30 milyar avroluk destek beklediğini belirtti.
Avrupa Komisyonuna göre, yeni fon hava ve füze savunma sistemleri, füzeler, mühimmat ve radarları karşılamak üzere ayrıldı.
Rus hava saldırılarıyla ağır darbe alan Ukrayna’nın hava savunma sistemlerinde özellikle balistik füze önleyiciler konusunda eksiklik yaşanıyor.
6,1 milyar avro, 90 milyar avroluk Ukrayna Destek Kredisi’nin bir parçası ve gelecekteki silah alımları için halihazırda onaylanmış olan 16 milyar avroya ekleniyor.
Bu 16 milyar avronun 8,35 milyar avrosu, her bir ödemenin AB’nin somut satın alma sözleşmelerini onaylamasına bağlı olması nedeniyle, şu ana kadar ödenmiş durumda.
Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen bugün (24 Ağustos) yaptığı basın açıklamasında, “Rusya saldırılarını yoğunlaştırırken, Ukrayna’nın halkını koruması ve hava sahasını savunmasına yardımcı olmak için adımlar atıyoruz. Avrupa, Ukrayna’nın yanındadır ve ihtiyaç duyduğu anda ihtiyaç duyduğu her şeyi sağlayacağız,” dedi.
Komisyon, fonun büyük bir kısmının Avrupa yapımı savunma teçhizatına harcanacağını belirtti.
AB yürütme organı, “stokların eritilmesi, siparişlerin önceliklerinin yeniden belirlenmesi ve üretimin artırılması yoluyla AB tedariklerinde önemli bir artışa” ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Zelenskiy, sosyal medyada yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın gelecek yılın başında ordusuna yeterli teçhizat sağlamak için 7 milyar ila 9 milyar avroya ihtiyacı olacağını söyledi. Maaşlar ve diğer harcamalar için ise 17 milyar avro daha gerekecek.
Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’nın da aralarında bulunduğu “İstekliler Koalisyonu” temsilcileri, Ukrayna’ya ek destek konusunu görüşmek üzere şu anda Kiev’de toplanıyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise önleme sistemlerinin teslimatını hızlandıracağına dair taahhütte bulundu.
Avrupa
İsviçreli bankaya göre Avrupa yapay zeka trenini kaçırdı

Financial Times, ABD’nin yapay zeka gelişimine Avrupa’dan katbekat fazla yatırım yaparak teknolojik ilerlemedeki farkı açtığını aktardı. İsviçreli özel banka J Safra Sarasin Başekonomisti Karsten Junius, Avrupa’nın son ileri teknoloji dalgasını kaçırdığını ve ABD’yi yakalayamazsa refah seviyesinin gerileyeceğini belirtti.
ABD, yapay zeka alanındaki gelişimini Avrupa’ya kıyasla katbekat yüksek yatırımlarla sürdürürken iki taraf arasındaki teknolojik ilerleme farkı giderek açılıyor.
Financial Times’ın (FT) haberine göre, İsviçreli özel banka J Safra Sarasin’in Başekonomisti Karsten Junius, Avrupa’nın en son ileri teknoloji dalgasını kaçırdığını belirtti.
Junius, Avrupa ile ABD arasındaki devasa yatırım farkının en azından kısmen geçici bir durum olduğunu savundu. Junius konuya ilişkin değerlendirmesinde, “ABD’deki yapay zeka yatırımları bu ölçekte sonsuza kadar sürmeyecektir” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte Avrupa’da yenilikçilik ve esneklik düzeyinde bir gerileme görüldüğüne işaret eden ekonomist, bu tablonun kısmen iş gücü piyasalarındaki katılıktan kaynaklanabileceğine dikkati çekti.
Junius ayrıca, “Avrupa ileri teknolojiler alanında ABD’yi yakalayamazsa ABD’ye kıyasla göreli yaşam standardımız düşmeye devam edecektir” uyarısında bulundu.
Daha önce, 21 Ağustos’ta Bloomberg tarafından yayımlanan haberde, Çin’in yapay zeka alanındaki liderlik yarışında ABD ile arasındaki farkı hızla kapattığı bildirilmişti.
Çin modellerinin kullanım ölçeği ve maliyet gibi temel göstergelerde şimdiden öne geçmeye başladığı, bu durumun da OpenAI ve Anthropic dahil olmak üzere ABD’li şirketlerde endişeye yol açtığı kaydedilmişti.
Bundan önce ise ABD Başkanı Donald Trump, yapay zekanın petrol sektöründen daha büyük bir endüstri haline gelebileceğini ve bu alandaki yarışı kazanan tarafın belirleyici bir üstünlük elde edeceğini ifade etmişti.
Nisan ayında Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası’nın bahar toplantıları kapsamında maliye bakanları, merkez bankası başkanları ve ilgili düzenleyici kurum temsilcileri en yeni yapay zeka modellerinin barındırdığı tehditleri ele almıştı.
Toplantılar marjında İngiltere Merkez Bankası Başkanı Andrew Bailey, düzenleyici kurumların küresel finans sistemine yönelik siber riskleri hızlandırılmış bir süreçle değerlendirmek zorunda kalacağını açıklamıştı.
Dünya Basını2 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Ortadoğu2 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Amerika3 gün önceSteve Jobs’ı iflastan kurtaran gizli CIA anlaşması gün yüzüne çıktı
Diplomasi2 hafta önce‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?
Dünya Basını6 gün önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Diplomasi2 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı
Rusya1 hafta önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Dünya Basını2 hafta önceÇin, Buz İpek Yolu yarışını kazanıyor










