Bizi Takip Edin

Diplomasi

AB, Çin’le ticari cepheleşmeyi erteledi

Yayınlanma

AB liderleri, misilleme korkusu nedeniyle Pekin’e karşı derhal harekete geçmek yerine diyaloğu tercih etti.

Avrupa Birliği (AB), Avrupa sanayi üretimini aşındıran Pekin kaynaklı ucuz ithalatla nasıl başa çıkılacağı konusunda blok içindeki ayrılıkları açığa çıkaran zirvede, Çin’le ticari cepheleşmeyi erteledi.

Brüksel’deki toplantı öncesinde sert söylemler dile getirilmesine rağmen 27 lider, “küresel makroekonomik dengesizlikler” olarak niteledikleri sorunla başa çıkmak için derhal harekete geçmek yerine diyaloğu tercih etti.

Bir AB yetkilisi, Financial Times’a liderlerin “iki sütuna dayanan bir Avrupa yanıtı: Avrupa birliği ve başlıca ekonomik ortaklarımızla diyalog” çağrısında bulunduğunu söyledi.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, perşembe günü akşam yemeğinde AB ihracatının düştüğünü, Çin ithalatının ise arttığını gösteren çarpıcı bir ekonomik tablo ortaya koydu; mal ticareti açığının günde 1 milyar avroya ulaştığını belirtti. Von der Leyen, sorunla başa çıkmak için yeni araçlar geliştirilmesini istedi.

Yetkiliye göre liderler, von der Leyen’e “başlıca ekonomik ortaklarımızla yapıcı diyaloğu sürdürme” talimatı verdi ve “bu diyaloğun sonuç üretmesi gerektiğini” vurguladı.

İkinci olarak liderler, von der Leyen’in “ticaret savunması ve sanayi politikası alanındaki araç kutusunu geliştirmesi ve nihayetinde tamamlaması” gerektiğini söyledi.

Zirve başlarken, von der Leyen’in mensubu olduğu Avrupa Halk Partisi —AB’nin en büyük siyasi grubu olan merkez sağ grup— “Çin’in haksız piyasa müdahalesini kabul etmeyeceğini” açıkladı ve Komisyon’a “mevcut ticaret savunma araçlarını” güçlendirme çağrısı yaptı.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, von der Leyen ve 10 diğer lider bu açıklamaya imza attı. Açıklamada AB’den, “Çin’in uzun vadeli emellerine karşı saflığı bırakması” talep edildi.

Almanya, Fransa, İtalya, Polonya ve Hollanda bu hafta, Çin’in otomobil ve rüzgâr türbinleri gibi ürünlerin üretiminde kullanılan bazı nadir toprak elementlerinin ihracatını kısıtlamasının ardından, tarifeleri ve kotaları artıracak ve şirketleri kritik girdiler için alternatif kaynaklar bulmaya zorlayacak yeni araçlar çağrısında bulundu.

Ancak bir hükümet yetkilisine göre İspanya yeni tedbirlere karşı çıktı; Merz de akşam yemeğindeki tartışma sırasında daha ihtiyatlı bir tutum aldı.

İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, zirveye gelirken gazetecilere yaptığı açıklamada Çin’in “potansiyel bir müttefik” olduğunu söyledi.

Bir AB hükümeti yetkilisi, “Yeni enstrümanlar konusunda anlaşmadan hâlâ uzağız. Görüşmeler henüz olgunlaşmış değil” dedi.

Zirveye katılan üst düzey bir AB diplomatı, “Kasım ayında Çin’le ilgili durumun nasıl tahammül edilemez olduğundan ve harekete geçmemiz gerektiğinden söz ediyorduk. Şimdi yine buradayız ve aynı şeyi konuşuyoruz” dedi.

İkinci bir AB diplomatı ise, “Liderler Komisyon’a, pazarlarını sübvansiyonlu ithalata karşı korumak için ek ticaret savunma araçları geliştirme konusunda açık bir yetki verdi” dedi.

Birçok diplomat FT’ye, bazı üye devletlerin misilleme korkusu nedeniyle tarife uygulamadan önce Çin’e bağımlılığı azaltmayı tercih ettiğini söyledi. AB’nin Çin menşeli elektrikli araç ithalatına tarife koymasının ardından Pekin, AB’nin gıda ve şarap ürünlerine ek vergiler getirmişti.

Finlandiya Başbakanı Petteri Orpo, Komisyon’dan kırılgan alanlara ve bağımlılıkların nasıl azaltılacağına ilişkin bir yol haritası hazırlamasını istedi.

Avusturya Başbakanı Christian Stocker FT’ye, “Belki saflığımızdan, belki fazla rahat olduğumuzdan kendimizi, kendi kazdığımız bu çukurdan çıkmamız gereken bir duruma soktuk” dedi. “AB’nin stratejik bir yeniden yönelime ihtiyacı var” diye vurguladı.

Stocker sözlerine şöyle devam etti: “Bizim için açık olan şu: Her eylem bir tepki doğuracaktır ve bu tepkinin Avrupa Birliği’nin başa çıkabileceği bir tepki olması gerekir.”

Diplomasi

“Ağ Devleti” kurmak isteyen Srinivasan, ABD ile Malezya’yı nasıl karşı karşıya getirdi?

Yayınlanma

Tartışmalı “Ağ Devleti” fikrinin mucidi teknoloji yöneticisi Balaji Srinivasan, dünyayı dolaşarak göçebe bir eğitim topluluğu kurmak için uygun bir yer arıyordu.

Coinbase’in eski teknoloji direktörü Srinivasan, Malezya’da, bu ülkeyi komşusu Singapur’dan ayıran su yolunun hemen karşısındaki, büyük ölçüde tamamlanmamış bir kompleks içinde aradığı yeri bulduğunu düşünüyordu.

Srinivasan’ın Network School’u (Ağ Okulu), konumu konusunda kasıtlı olarak belirsiz bırakılmış tek bir sosyal medya videosu sosyal medya kullanıcılarının dikkatini çekene kadar yıllarca sorunsuz bir şekilde faaliyet göstermişti.

Fakat bu durum, 21 Temmuz’da okulun kapılarının kapanmasına yol açan Malezya devletinin müdahalesiyle değişti.

Ertesi gün Srinivasan, Orta Asya’da Kazakistanlı yetkililerle bir mutabakat zaptı (MOU) imzaladı.

Srinivasan, X’te paylaştığı bir gönderide, “Yeni kampüsümüz, hızlandırılmış vize işlemleri, kolaylaştırılmış ikametgah değişikliği ve aktif yetenek işe alımıyla küresel teknoloji iyimserliğinin sığınağı haline gelecek,” diye yazdı.

Fortune’un aktardığına göre Malezya yetkilileri, İsrailli vatandaşların ikinci ülke pasaportlarıyla ülkeye girerek Network School’un programına katıldıklarına dair internetteki iddiaların ardından soruşturma başlattı.

Malezya, İsrail’i tanımıyor ve genellikle İsrail pasaportu sahiplerinin ülkeye girişini yasaklıyor.

Dışişleri Bakanı Muhammed Hasan, Malezya’nın göçmenlik politikalarının İsrail’i tanımadığını belirtti; bu uzun süredir devam eden tutumun, Büyükelçi Muhammed Şahrul İkram Yakub tarafından da Washington’a iletildiğini vurguladı.

Bernama’nın aktardığına göre Hasan, “ABD ve İsrail çifte vatandaşlığına sahip bir kişi, ABD pasaportunu kullanarak Malezya’ya giriş yaptı. Fakat yapılan kontroller sonucunda bu kişinin İsrail vatandaşlığına da sahip olduğu ortaya çıktı ve biz de kendisinden ülkeyi terk etmesini istedik,” dedi.

Soruşturmada seyahat belgeleriyle ilgili herhangi bir ihlal kanıtı bulunamadı. Yine de Iskandar Puteri Belediye Meclisi, 21 Temmuz’da Network School’un işletme ruhsatını iptal etme kararı aldı ve bunun gerekçesi olarak, kurumun ruhsat koşullarını ve tesis kullanım şartlarını ihlal ettiğini gösterdi.

Belediye Meclisi ayrıca, tesiste yürütülen ticari faaliyetlerin ofis kullanım ruhsatında belirtilenlerden farklı olduğunu tespit ettikten sonra Network School’un reklam ruhsatını da iptal etti.

Johor Eyaleti Başbakanı Onn Hafiz Ghazi, 21 Temmuz’da bir sosyal medya paylaşımında, 22 Temmuz’dan itibaren şirketin Forest City’deki tüm faaliyetlerinin durdurlacağı haberlerini teyit etti.

Malezya ile ABD arasında “İsrail” krizi

Anlaşmazlık daha sonra diplomatik bir olaya dönüştü. Malezya Dışişleri Bakanı, devletin haber ajansı Bernama’ya, ABD ve İsrail çifte vatandaşı olan bir kişinin ülkeyi terk etmesi emredildiğini söyledi.

Bunun üzerine ABD Dışişleri Bakanlığı, Malezya’nın İsrail konusundaki tutumunu açıklaması için ülkenin büyükelçisini çağırdı.

Ibrahim gazetecilere yaptığı açıklamada, “Yahudilere hakaret etmiyoruz. İsrail’in yaptıklarına karşıyız. Sanki belirli bir gruba karşıymışız gibi etiketleniyoruz. Biz sadece başkalarını ezip sömüren ülkelere karşıyız,” demişti.

Malezya’nın İsrail’e yönelik politikasının Malezyalılar tarafından olumlu karşılandığını fakat ABD’li Kongre üyeleri tarafından aynı şekilde karşılanmadığını söyleyen başbakan, “Biz egemen ve bağımsız bir ülkeyiz. Taviz vermeyeceğiz ve tek bir İsraillinin bile Malezya topraklarına ayak basmasına izin vermeyeceğiz,” dedi.

Anlaşmazlık, İbrahim’in İsrailli vatandaşların sınır dışı edilmesine ilişkin açıklamalarının ardından sekiz ABD Kongre üyesinin Washington’dan Malezya ile olan bağları gözden geçirmesini talep etmesiyle ortaya çıktı.

Kongre üyeleri, 15 gün içinde bu kararın geri alınmaması halinde, Malezyalı askeri personele ABD tarafından profesyonel eğitim sağlayan Uluslararası Askeri Eğitim ve Öğretim programına yönelik fonların kesilmesini talep ettiler.

Ayrıca, Enver hükümetini, Washington tarafından “yabancı terör örgütü” olarak tanımlanan Hamas ile açık ilişkiler sürdürmekle suçlayarak, Hamas militanlarının Malezya topraklarında eğitim gördüğünü iddia ettiler.

Malezya Başbakanı, bu iddiaları temelsiz olarak reddetti ve Hamas liderleriyle yaptığı görüşmeleri hiçbir zaman gizlemediğini fakat bu görüşmelerin bombalamalar ve cinayetlerden etkilenen ailelere taziyelerini iletmek amacıyla yapıldığını söyledi.

Öte yandan ABD’nin Malezya’nın İsrailli vatandaşlara uyguladığı giriş yasağına yönelik eleştirilerinin, ülkenin dış politikasında büyük bir değişiklik yaratmasının pek olası olmadığı düşünülüyor.

Silikon Vadisi zenginlerinin Grönland seferi

Ağ Okulu nedir?

Srinivasan, 2024 yılında Malezya’da yaklaşık 100 uluslararası katılımcıya yönelik 90 günlük bir pilot program olarak Network School’u başlattı.

2025 yılının başlarında bu programı bir yıllık bir programa genişletti.

Bu kompleks, “teknoprenörler” (teknoloji girişimcileri) ve içerik üreticiler için bir ortak yaşam alanı işlevi görüyor.

Aylık 1.500 dolar karşılığında konaklama, yemek, spor salonu erişimi ve düzenli olarak düzenlenen teknoloji atölyeleri ile “hackathonlar” (hack maratonları) sunuluyor.

Katılımcılar, Straits Times’a verdikleri demeçte, programın Silikon Vadisi ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki benzer tekliflerden daha ucuz olduğunu, bu programların maliyetinin üç ila beş kat daha fazla olabileceğini savundular.

Srinivasan ise Ağustos 2024’te X’te paylaştığı bir gönderide , “ABD’deki mevcut lisans eğitimi modeli işlevsiz… Dört yıllık bir derece için 100 bin doların üzerinde para ödüyorsunuz, ancak hayatınız boyunca geçim masrafları için hiçbir bütçe ayırmıyorsunuz,” diye yazdı.

Srinivasan, okulun komşu Singapur’a yakınlığını önemli bir satış argümanı olarak öne çıkarıyordu.

O dönemde, “Burası güzel ve güneşli bir yer; uluslararası bir havalimanına (Changi) sahip büyük bir şehirden (Singapur) bir saatten daha az uzaklıkta. Bu, hafta içi derslerinize yoğunlaşabileceğiniz, hafta sonları eğlenmek için şehre gidebileceğiniz ve aynı gün içinde Asya’nın hemen hemen her yerine ulaşabileceğiniz anlamına geliyor,” diye yazmıştı.

Kısa bir süre öncesine kadar Malezyalı yetkililer bu projeyi destekliyordu. Hatta sadece üç ay önce, dijital bakan Gobind Singh Deo kampüsü “küresel teknoloji yetenekleri için yükselen bir destinasyon” olarak tanımlamıştı.

Network School’un Singapur’a yakınlığı dikkatleri üzerine çekti. 10 Temmuz’da okulun sosyal medyada yayınlanan bir reklamında, okulun “Singapur yakınlarındaki yapay bir adada” bulunduğu vurgulanmıştı.

Bu durum, çevrimiçi araştırmacıları konuyu derinlemesine incelemeye yönlendirdi ve bu süreçte Network School’un aslında Singapur sınırının karşısında yer alan Malezya eyaleti Johor’da bulunduğunu ortaya çıkardılar.

Aynı gün, Filistin yanlısı bir aktivist grubun Instagram paylaşımı, Network School’u ülkenin yasalarını ihlal ederek İsraillileri Malezya’ya getirmekle suçladı.

Srinivasan 2023 yılında, toprak biriktirme ve kendi kaderini tayin etme hedefini içeren “ağ devleti” stratejisini tanımlamak için “teknoloji Siyonizmi” terimini kullanmıştı.

Soyut bir yönetişim benzetmesi olarak kullanılan bu terim, kamuoyunun güçlü bir şekilde Filistin yanlısı olduğu bir ülkede pek iyi karşılanmadı.

Kuşatma sıkılaşmaya başlayınca Srinivasan, Başbakan Enver İbrahim ile bir görüşme talep etmeye çalıştı ve Malezya’daki yatırımları dondurmakla tehdit etti fakat bu çabaları sonuçsuz kaldı.

Mülk sahipleri için ütopya, mülksüzler için egemenlik kaybı

Balaji Srinivasan kimdir?

Srinivasan, Coinbase’in kendi girişimini satın almasının ardından 2018 yılında şirketin teknoloji direktörü olarak görev yaptı ve bir yıl sonra şirketten ayrıldı.

Daha önce genetik test girişimi Counsyl’in kurucu ortağıydı ve risk sermayesi şirketi Andreessen Horowitz’de genel ortak olarak çalıştı.

Ayrıca, küresel teknoloji sektörünü ulusal egemenlikten koparmak için uzun süredir sürdürdüğü çabalarıyla da tanınıyor.

2013 yılında, ABD teknoloji endüstrisinin ülkeyi terk edip yurt dışına taşınması gerektiğini savunmuştu. 2022’de ise “Ağ Devleti” konseptine ilişkin fikirlerini ayrıntılı olarak anlattığı bir kitap yayınladı.

Srinivasan, 2020’nin başlarında COVID-19 pandemisinin ABD’de yayılmaya başladığı dönemde, bu salgının oluşturduğu tehdit ve yıkıcı etkiler konusunda Silikon Vadisi’nde uyarıda bulunan ilk kişilerden biriydi.

Ayrıca 2023’te, Bitcoin’in 90 gün içinde 1 milyon dolara ulaşacağına dair talihsiz bir iddiaya girmesiyle kısa süreliğine gündeme gelmişti.

Fakat bu iddiadan sadece iki ay sonra vazgeçerek, fonları karşı taraf olan GiveDirectly yardım kuruluşuna ve bir Bitcoin geliştirme fonuna bağışladı.

Bunun yanı sıra bu teknoloji girişimcisi, Peter Thiel ile birlikte “Amerika’nın yegane monarşisti” Curtis Yarvin’in “Karanlık Aydınlanma” çevresine mensuptu.

Srinivasan, “bulut ülkesi” olarak adlandırdığı kendi şehrini, Washington’ın boğucu yasalarının, bürokrasisinin, medyasının, Harvard ve Yale’in diplomalarının karşısına çıkarıyordu.

Fiziki topraklara göçün sürdürülebilir olmayacağını kabul eden Srinivasan, dijital topluluklar kurmayı kafasına koymuştu.

Ona göre çevrimiçi ilişkiler dil-din-ırk farkı bilmiyordu ve yakınlık kurmaya fiziksel ilişkilerden daha meyyaldi.

Önce sanal bir ağ kuracak, sonra o sanal ağ yeni bir şehre dönüşecek, en nihayetinde de yeni bir ülke meydana gelecekti.

Srinivasan, münzeviliğe ve kendi kendine yeterliliğe vurgu yapan “Ada” temalı kaçışlardan ziyade, daha “kolektif” bir kuruluşa çağrı yapıyordu. Singapur ve onun ebedi şefi Lee Kuan Yew bu nedenle ona daha çok hitap ediyordu.

Bunun yanı sıra, Güney Kore’de yer alan ve bir özel şirket tarafından “yurttaş-müşteri”lerin pay sahibi olduğu New Songolo City de, teknoloji zenginimizin gözdelerindendi.

2013 yılında yaptığı bir konuşmada, Silikon Vadisi’nin ABD’den “nihai çıkışını” (ultimate exit) savunmuş ve ABD’nin “modası geçmiş ve yenilikçilere düşman” olduğunu iddia etmişti.

Srinivasan, Ağ Devleti adlı kitabında, “sınırın yeniden açıldığını” ve teknolojideki ilerlemeler sayesinde yeni egemen entitelerin sayısının katlanarak artacağını savunuyordu.

Srinivasan, kitabında da İsrail’in kendilerine bir model olduğundan bahsediyordu. İsrail’in kuruluşu ile birlikte Yahudiler, “Tanrı/Devlet/Ağ” dizisinin başarılı bir örneğini sergiliyorlardı.

Theodor Herzl’in eserlerini kitabının ilham kaynağı olarak gösteren Srinivasan, ABD-Çin kutupları dışındaki üçüncü bir kutbun, teknolojik olarak gelişkin İndo-İsrail kutbu olacağına inanıyor.

Peter Thiel, AI destekli “paralel yargı” kurmak istiyor

Malezya-Singapur hattında Kuşak ve Yol bağlantısı

Network School, Çinli gayrimenkul geliştiricisi Country Garden tarafından 2016 yılında başlatılan devasa bir konut projesi olan Forest City’de faaliyet gösteriyordu.

Proje, Asya, Afrika ve Avrupa’da altyapı inşa etmeyi amaçlayan küresel bir strateji olan Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi tarafından da desteklenmişti.

Hedef, Singapur’un hemen karşısında, Johor Boğazı’nın Malezya tarafında 700.000 kişiyi barındırabilecek bir şehir inşa etmekti. 

Fakat taahhüt edilen yaklaşık 100 milyar dolarlık yatırıma rağmen inşaat hiçbir zaman tamamlanamadı.

Projenin yalnızca %15’i inşa edildi ve bunun da çok daha azı olan %1’i yerleşime açıldı.

Forest City daireleri çoğu Malezyalı için çok pahalıydı; bu da projenin Çinli alıcıları hedeflediği anlamına geliyordu. 

Fakat Çin’deki sermaye kontrolleri, COVID salgını ve ardından emlak devi Evergrande’nin çöküşünün tetiklediği emlak krizi, bu umutları suya düşürdü.

Bir zamanlar “örnek geliştirici” olarak görülen Country Garden, 2023 yılından bu yana borç yeniden yapılandırmasıyla boğuşuyor.

Geliştirici, geçen yıl 22,9 milyar dolarlık gelir bildirdi; bu rakam, 2022’deki 63,6 milyar dolarlık zirve seviyesinin üçte ikisinden fazlası kadar düşük.

Johor, o zamandan beri Forest City’yi yeni imzalanan Johor-Singapur Özel Ekonomik Bölgesine dahil etti ve burayı bir özel finans bölgesi olarak belirledi.

Yetkililer burayı uluslararası aile ofisleri ve sermaye merkezi olarak tanıtıyor.

Peter Thiel’in yatırım şirketi, Nijerya’da “şehir devleti” kuruyor

Srinivasan’ın Kazakistan’da ne işi var?

Network School’un yeni kampüsüyle ilgili ayrıntılar henüz sınırlı. Yine de Srinivasan, yapay zeka alanında eğitim ve araştırma fırsatları ile teknoloji girişimlerine destek sunacak bir alan vaat ediyor.

Network School ile ülkenin Yapay Zeka ve Dijital Kalkınma Bakanlığı arasında imzalanan beş yıllık mutabakat zaptı, her iki tarafın da uluslararası etkinlikler ve hackathonlar düzenlemesini ve bu yıl Kazakistan’da bir Ağ Devleti konferansının düzenlenmesini öngörüyor.

Kazakistan Yapay Zeka ve Dijital Kalkınma Bakanlığı, 22 Temmuz tarihli bir Instagram paylaşımında şunları yazdı:

“Bu mutabakat zaptı, ortak projelerin hayata geçirilmesi ve Kazakistan’ın yapay zeka ve inovasyon alanında bölgesel bir merkez olarak daha da gelişmesi için temel oluşturacak.”

Bakanlık kampüsün, önde gelen uzmanları, teknoloji şirketlerini ve yatırımları Kazakistan’a çekmek amacıyla da inşa edileceğini ekledi.

Kazakistan, kendisini yabancı teknoloji şirketlerine tanıtmaya çalışıyor. Cumhurbaşkanı Kasım-Cömert Tokayev, 10 Temmuz’da yaptığı açıklamada, “Sermaye liderlerini, benzersiz yasal düzenlemelerimizi güvenli ve yüksek getirili bir başlangıç noktası olarak değerlendirmeye davet ediyoruz,” demişti.

Ülke, Nvidia gibi ortaklarla birlikte 1 gigawatt kapasiteli bir veri merkezi kampüsü kurmayı planlıyor.

Srinivasan Singapur vatandaşlığı da aldı

Öte yandan eski Coinbase CTO’su, ABD vatandaşlığından ayrılarak Singapur vatandaşlığı aldığını da açıkladı.

Srinivasan, bu şehir devletinin “inovasyon ve girişimciliğe” karşı sergilediği misafirperver ortamı gerekçe göstererek ABD’den ayrıldığını ve Singapur vatandaşı olduğunu söyledi.

İnovasyonun Asya’ya doğru kaymakta olduğunu savunan Srinivasan, Singapur ve Hindistan gibi ülkelerin iş dünyasına elverişli politikalar, verimli yönetişim ve yeni teknolojilere açıklık sunduğunu belirtiyor.

Srinivasan, ABD’deki teknoloji ortamını eleştirerek, bu ortamın aşırı bürokratik ve kutuplaşmış hale geldiğini ve bu durumun girişimcilerin iddialı projeler peşinde koşmasını zorlaştırdığını söylüyor.

O, Singapur’un inovasyon ve girişimciliğin daha güçlü kurumsal destek gördüğü, daha istikrarlı bir ortam sağladığına inanıyor.

Girişimcinin bu kararı, Amerika’da Hint kökenli bir göçmen olarak yaşadığı kişisel deneyimlerinden de etkilenmiş gibi görünüyor.

Silikon Vadisi eskatolojisi – 3: Kudretli elimle sizi özgür kılacağım

Çocukken zorbalığa maruz kaldığını ve oraya ait olmadığını hissettiğini hatırlasa da, Singapur’un çokkültürlü toplumunun kendisine kabul gördüğünü ve kültürel bir bağ kurduğunu hissettirdiğini belirtiyor.

Hint kökenli kimliğinin bu ülkede kabul gördüğünü vurgulayan Srinivasan, özellikle Tamilcenin Singapur’un resmi dillerinden biri olduğunu ve inancını özgürce yaşayabileceği Hindu tapınaklarının varlığını örnek gösterdi.

Yatırımcı, bu kararının, “meritokrasi ve sosyal istikrar” gibi değerleriyle daha uyumlu olduğuna inandığı bir ülkede yaşamayı tercih ettiğini gösterdiğini söyledi.

“Tepkimi ayrılarak gösterdim,” diyen Srinivasan, taşınmasını Amerikan kültüründe yetişmiş olmasının bir reddi değil, kişisel bir tercih olarak nitelendirdi.

Srinivasan’ın bu argümanı, insanların ortak değerler etrafında topluluklar kurmasını ve nihayetinde yeni toplumlar yaratmasını savunan, daha geniş kapsamlı “Ağ Devleti” felsefesinin bir parçası.

Ayrıca bu şehir devleti, Srinivasan’ın ilgi alanlarıyla örtüşen finans, yapay zeka, blok zinciri ve biyoteknoloji alanlarında küresel bir merkez olarak konumlanmış durumda.

Srinivasan için bu hamle, sadece bir yer değişikliği değil, inovasyonun geleceğinin giderek daha küresel bir nitelik kazanabileceği ve Singapur gibi şehirlerin Silikon Vadisi gibi geleneksel teknoloji merkezleriyle rekabet edeceği yönündeki daha geniş kapsamlı bir argümanın parçası.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna’nın menzilli dron saldırılarına ABD ve Fransa desteği

Yayınlanma

Ukrayna ordusunun Rusya topraklarında petrol rafinerileri ve lojistik merkezlerine yönelik düzenlediği uzun menzilli dron saldırılarının ABD ve Fransa istihbaratının yardımıyla gerçekleştirildiği bildirildi. Financial Times’a konuşan kaynaklar, iki ülkenin hava savunma sistemlerini aşacak rotaları ve kritik altyapı tesislerini belirlemede Ukrayna’ya veri sağladığını aktardı.

Ukrayna ordusunun Rusya topraklarında yer alan onlarca büyük petrol rafinerisini ve ardından Wildberries şirketine ait depoları hedef alan uzun menzilli saldırı serisinin, ABD ve Fransa istihbaratının sağladığı destek sayesinde mümkün olduğu bildirildi.

Financial Times (FT) gazetesinin konuya vakıf yetkililere dayandırdığı haberine göre, ABD ve Fransız istihbarat servisleri Ukrayna Silahlı Kuvvetlerine hedef seçimi, hava savunma sistemlerinin konumlarının değerlendirilmesi ve insansız hava araçlarının (İHA) Rusya topraklarının derinliklerindeki hedeflere ulaşmasını sağlayacak rotaların belirlenmesi konularında yardım etti.

Ukraynalı yetkililer, ABD ve Fransa’dan sağlanan istihbarat verilerinin hedef seçim sürecini iyileştirdiğini ve Ukrayna birliklerinin “nerelerin vurulacağını anlamalarına” yardımcı olduğunu belirtti.

Ukrayna’nın eski Savunma Bakanı Andrey Zagorodnyuk FT’ye yaptığı açıklamada, “Rusya’yı bir sistem olarak düşünüyoruz. Bu sistemi anlamak, etkinin çok daha önemli olacağı kritik unsurları tespit etmeye imkan tanıyor” dedi.

Zagorodnyuk, ABD ve Fransız istihbaratının öncelikli hedefleri belirleme kabiliyetini artırdığını kaydetti.

Zagorodnyuk’un aktardığına göre, hava savunma sistemlerinin engellemesi veya teknik sorunlar nedeniyle ana hedefin vurulması imkansız hale geldiğinde, operatörler yedek tesislere yöneliyor.

Temmuz ayında yalnızca Rus enerji altyapısına değil, aynı zamanda e-ticaret platformu Wildberries’in depolarına yönelik saldırılar da başladı.

Verstka yayınının hesaplamalarına göre, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri bir buçuk hafta içinde şirketin toplam alanı yaklaşık 860 bin metrekareyi bulan sekiz deposunu vurdu. Bu alan, e-ticaret platformuna ait tüm kapalı mekanların yaklaşık yüzde 15,4’üne denk geliyor.

Şirket için en büyük hasar, Moskova bölgesindeki Elektrostal kentinde bulunan Wildberries deposunda meydana geldi. 18 Temmuz’daki saldırının ardından tesisteki yaklaşık 250 bin metrekarelik alan yandı.

Financial Times’ın haberine göre Ukrayna, petrol altyapısına yönelik uzun menzilli saldırı taktiğini de değiştirdi. Ukrayna ordusu, fabrikalara ve depolama tanklarına yönelik kitlesel saldırılar yerine kritik öneme sahip kilit noktaların vurulmasına ağırlık vermeye başladı.

Rusya SİHA ve terör riski sigortasında tekil sisteme geçiyor

The New York Times gazetesi daha önce yayımladığı haberde, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) uzmanlarının ekipmanlar içinde değiştirilmesi veya tamir edilmesi son derece zor olan belirli unsurları tespit ettiğini yazmıştı.

CIA ayrıca Karadeniz, Akdeniz ve diğer denizlerdeki tankerlere insansız deniz araçları ve kamikaze İHA’larla düzenlenen saldırılarda da Ukraynalılara yardım sağlıyor.

Saldırı öncesinde İHA müfrezeleri, mühendislerden ve sektör uzmanlarından danışmanlık alıyor. Bu uzmanlar, işletmelerin çalışması açısından kritik öneme sahip olan ve değiştirilmesi en zor ekipman unsurlarını belirliyor.

Yeni taktiğin unsurlarından biri de tamirat tamamlanana kadar aynı kritik bileşenlere yönelik tekrarlayan saldırılar düzenlemek oldu.

Ukraynalı planlamacılar ayrıca Rusya’nın enerji altyapısının ayrıntılı bir haritasını oluşturdu. Bu harita, hasar görmesi halinde sistemin işleyişinde ölçekli aksamalara yol açabilecek tesislerin tespit edilmesini sağlıyor.

İnsansız hava aracı saldırıları sonucunda Tyumen Petrol Rafinerisi 28 Temmuz’da, Gazprom Neftekhim Salavat Rafinerisi 14 Temmuz’da, Rosneft’e ait Sızran Petrol Rafinerisi 12 Temmuz’da, Saratov Petrol Rafinerisi 8 Temmuz’da, Omsk Petrol Rafinerisi 6 Temmuz’da ve Lukoil’e ait Nijegorodnefteorgsintez tesisi 2 Temmuz’da üretimi durdurdu.

Energy Intelligence verilerine göre, Rusya’daki petrol işleme hacmi Temmuz ayında günlük 3,58 milyon varile geriledi. Bu miktar, en azından 2002 yılından bu yana kaydedilen en düşük seviye olma niteliği taşıyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Avrupalıların FIFA başkanlığına adayı Katarlı el-Halifi

Yayınlanma

Avrupa futbol yetkilileri, FIFA başkanlığı için gelecek yıl yapılacak seçimlerde Katarlı spor yöneticisi Nasır el-Halifi’yi potansiyel bir aday olarak değerlendiriyor.

POLITICO’ya göre bu durum, Başkan Gianni Infantino’nun Dünya Kupası hisselerini dış yatırımcılara satma önerisinin, planın eleştirmenlerini bir rakip bulmak için telaşlandırmasının ardından ortaya çıktı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın ailesiyle bağlantıları olan bir yatırım şirketi, bu hafta Avrupa’daki siyasetçiler ve spor liderleri arasında tepki uyandıran plandan yararlanmak için en avantajlı konumda bulunuyor.

Avrupa futbolunun yönetim organı UEFA, 55 ulusal federasyonuyla Perşembe günü acil bir toplantı düzenleyerek, bir sonraki Dünya Kupası’nın boykot edilmesi de dahil olmak üzere ortak bir tutum belirlemeye çalışacak.

Avrupalı futbol liderleri, mart ayında FIFA başkanlığı için üçüncü tam dönem adaylığını koyan Infantino’ya karşı bir meydan okuma başlatmaya da kararlı.

Geçen ayki Dünya Kupası sırasında başlayan görüşmelerde, el-Halifi ciddi bir aday olarak gündeme geldi.

FIFA, Dünya Kupası’nın ticari haklarını özel yatırımcılara satmayı planlıyor

El-Halifi, Fransız Paris Saint-Germain’in başkanı, kıtadaki takımları bir araya getiren Avrupa Futbol Kulüpleri çatı organizasyonunu yönetiyor ve devasa beIN Media imparatorluğunun CEO’su.

Katar, 2022 FIFA Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmıştı.

Avrupa futbolunun en etkili iş adamlarından biri olan el-Halifi, FIFA’nın en üst düzey pozisyonu için ilgi çekici bir aday.

Katar’ın muazzam servetinin desteğiyle, Avrupa’nın en iyi futbol takımı haline gelen Paris Saint-Germain’in eşi benzeri görülmemiş bir başarı dönemine öncülük etti.

El-Halifi, Nisan 2021’de, 12 önde gelen Avrupa kulübünün bir “süper lig” kurmak için ayrılma planı yapması kıtanın futbol düzenini altüst etme tehdidi oluşturduğunda, o dönemde Avrupa Kulüpler Birliği olarak adlandırılan kulüpler çatı organizasyonunu istikrara kavuşturmak için devreye girmişti.

Çarşamba akşamı, el-Halifi’nin bir temsilcisi şöyle konuştu:

“Nasser’in FIFA başkanlığı konusunda kesinlikle hiçbir hırsı, niyeti veya ilgisi yok ve dünya ile Avrupa futbolunun tüm kurumlarını gizli bir şekilde desteklemeye devam edecek.”

FIFA’nın turnuvalarındaki hisselerini satma planını yakından takip eden bir Avrupa Birliği yetkilisi, el-Halifi’nin dünya futbolunun yönetim organını yönetme olasılığı hakkında “Yıldızlar hizalandı. Göreve gelip gelmeyeceği ise başka bir mesele,” dedi.

Çarşamba günü erken saatlerde FIFA, üye federasyonlarına, uluslararası futbolu denetleyen İsviçre merkezli kar amacı gütmeyen kuruluştan yeni bir şirketin ayrılmasını öngören Infantino’nun planına 19 Eylül’e kadar katılmaları gerektiğini bildirdi.

FIFA Forward Enterprise, yayın hakları, sponsorluk, bilet satışı, lisanslama ve ilgili işler dahil olmak üzere FIFA müsabakalarının ticari haklarına sahip olacak ve bunları yönetecek.

En tartışmalı nokta ise, bu şirketteki yüzde 20 hissenin özel yatırımcılara satılması ve şirketin değerinin yaklaşık 20 milyar dolar olarak belirlenmesi.

Trump’ın damadı ve “gönüllü” diplomat Jared Kushner’ın kardeşi Joshua Kushner’ın başını çektiği bir risk sermayesi şirketi, önerilen anlaşmada baş yatırımcı olarak sıralanıyor.

FIFA, yeni bağlı şirketin kontrolünü elinde tutacağını, yatırımcıların ise sadece azınlıkta ve kontrol hakkı olmayan hisselere sahip olacağını belirtiyor.

Bu anlaşma ise dünya futboluna yeniden dağıtılabilecek milyarlarca dolarlık taze sermaye akışını sağlayacak.

Infantino, çarşamba günü yayınlanan bir videoda, “Futbolun artan ticari değerinin çok azı, buna en çok ihtiyaç duyan kesimlere ulaşıyor. Bu değeri elde etmek, sporu yönetmek ve geliştirmekten farklı olarak ek uzmanlık ve ek içgörü gerektiriyor,” dedi.

Destek toplamak amacıyla Infantino, bu öneriyi FIFA üye federasyonlarının geliştirme programına yönelik fonlarda önemli bir artışla birleştirdi.

211 federasyonun çoğunluğu planı onaylarsa, her biri önümüzdeki yıllarda artacak ödemelerin yanı sıra tek seferlik 20 milyon dolara kadar hibe almaya hak kazanacak.

Nisan ayında Vancouver’da düzenlenen FIFA Yıllık Kongresi’nde, Infantino üye federasyonlara 2027’de dört yıllık bir dönem daha aday olmayı planladığını söyledi.

Infantino’nun Trump ile olan yakın ilişkisi, özellikle Avrupa’dan yoğun eleştiri görüyor.

Bu ayın başlarında, Trump’ın Dünya Kupası sırasında önemli bir ABD’li oyuncunun cezasının kaldırılması için Infantino’ya müdahale etmesinin ardından, Avrupa Parlamentosu’nun 90 üyesi, yönetim organının siyasi tarafsızlığını zedelediğini söyledikleri eylemler nedeniyle örgüte itiraz eden iki mektubu imzaladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English