Avrupa
AB depoladığı doğalgazı hızla tüketiyor

Soğuk hava nedeniyle artan talep ve deniz yoluyla yapılan ithalatın azalması, AB gaz depolama tesislerini üç yıl önceki enerji krizinden bu yana en hızlı şekilde boşalmasına neden oluyor.
Financial Times’ın (FT) Gas Infrastructure Europe’un verilerinden aktardığına göre bloğun depolama sahalarındaki gaz hacmi, gaz piyasalarında dolum sezonunun sona erdiği eylül sonundan aralık ortasına kadar yaklaşık %19 düştü.
Önceki iki yılda aynı dönemde sadece tek haneli düşüşler yaşanmış, normalden yüksek sıcaklıklar kış ısıtma sezonu boyunca depoların nispeten dolu kalmasını sağlamış ve endüstriler yüksek fiyatlar nedeniyle talebi azaltmıştı.
Fiyatlandırma kuruluşu Argus Media’nın Avrupa gaz fiyatlandırması başkanı Natasha Fielding, “Avrupa, sıvılaştırılmış doğalgaz ithalatındaki düşüşü telafi etmek ve daha güçlü talebi karşılamak için bu kış yeraltı depolarına son iki yıla kıyasla çok daha fazla güvenmek zorunda kaldı,” dedi.
Depolama seviyesi %75’e geriledi
Avrupa ayrıca son yıllara kıyasla daha düşük olan fiyatların cazibesine kapılan Asyalı alıcıların LNG ithalatı için daha fazla rekabetiyle karşı karşıya kaldı. Bu da ithalatın yavaşlamasına ve depolanan rezervlerden daha fazla yararlanma ihtiyacına yol açtı.
AB’nin depolama seviyeleri şu anda %75 seviyesinde ve Batı Avrupa hükümetlerinin Rusya’dan ithalata olan bağımlılıklarını azaltmaya çalışmasından önceki 10 yılın ortalamasının çok az üzerinde. Depolama seviyeleri geçen yıl aralık ayı ortalarında %90’a yakındı.
Avrupa’da gaz fiyatları 2022 yazındaki enerji krizi sırasında görülen megavat saat başına 300 avronun üzerindeki fiyatların yaklaşık %90 altında seyrediyor. Fakat kış aylarında depolama tesislerinin boşaltılması, gelecek yıl yeniden dolumu daha zor ve daha pahalı hale getirebilir.
Tüccarlar şimdiden önümüzdeki yaz teslim edilecek gazı, bir sonraki kış teslim edilecek olandan daha yüksek bir fiyattan satmaya başladılar ki bu da stokları yenilemenin maliyetinin giderek artığının bir işareti.
AB ülkelerinin, Avrupa Komisyonu’nun zorunlu dolum hedefi kapsamında kasım ayı başına kadar depolarını kapasitenin %90’ına kadar doldurmaları gerekiyor, fakat bazı ülkelerin daha düşük hedefleri var.
ABD ve Katar AB’nin en büyük LNG tedarikçileri arasında
Gaz arzının önemli bir kısmı artık LNG şeklinde geliyor ve bu da son haftalarda giderek daha politik bir hal aldı. ABD’nin seçilmiş başkanı Donald Trump, AB’yi “büyük ölçekli” miktarda ABD petrolü ve doğalgazı satın almayı taahhüt etmesi ya da gümrük vergileriyle karşı karşıya kalması gerektiği konusunda uyarırken Katar, üye devletlerin karbon emisyonları, insan ve işçi hakları konusunda belirlenen kriterleri karşılamayan şirketleri cezalandıracak yeni mevzuatı sıkı bir şekilde uygulaması halinde LNG sevkiyatlarını durdurmakla tehdit etti.
ABD, AB’nin en büyük, Katar ise üçüncü büyük LNG tedarikçisi konumunda.
Hızlı azalmanın bir diğer nedeni de Avrupa’nın daha soğuk havalar yaşaması ve Dunkelflaute (güneş panelleri ya da rüzgar türbinlerinin hiç enerji üretmediği günler) olarak adlandırılan ve enerji üretimi için gaz talebini artıran günlerin yaşanmasıydı.
Ukrayna’nın Rusya gazını kesmesi AB’ye ne kadar etkileyecek?
Columbia Üniversitesi Küresel Enerji Politikası Merkezinden küresel araştırma uzmanı Anne-Sophie Corbeau’ya göre bu yıl dokuz kuzeybatı Avrupa ülkesinde endüstriyel gaz talebi “2023’ün en düşük seviyelerinden toparlandı” ve Ocak-Kasım döneminde yıllık %6 artış gösterdi.
Bazı ülkeler stoklarını diğerlerinden daha hızlı tüketti. Hollanda’da kış başlangıcından bu yana depolanan gaz miktarında %33’lük bir düşüş yaşanırken, Fransa’da %28’lik bir düşüş görüldü.
Ukrayna üzerinden Avrupa’ya akan Rus gazının da bir transit anlaşmasının süresinin dolması nedeniyle önümüzdeki yılın sonunda durması bekleniyor. Bu güzergah AB’nin gaz ithalatının yaklaşık %5’ini oluşturuyor.
Endüstri kuruluşu Eurogas’ın genel sekreteri Andreas Guth, Rus gazının Ukrayna üzerinden geçişinin durma olasılığı konusunda “büyük bir endişe yok gibi göründüğünü” savundu ve “Bununla birlikte her marjinal hacim [gaz] elbette dolum sezonunda bir fark yaratacaktır,” dedi.
Avrupa
Radev: Bulgaristan Ukrayna koalisyonunda yer almayacak

Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, ülkesinin Ukrayna için kurulan “gönüllüler koalisyonuna” katılmayacağını açıkladı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan şahsen davet aldığını belirten Radev, Ukrayna’ya mali ve askeri yardımın sürdürülmesini savunan bir yapıda yer almayacaklarını ifade etti.
Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, ülkesinin Ukrayna’ya yönelik destek kapsamında oluşturulan “gönüllüler koalisyonunda” yer almayacağını duyurdu.
Fransa’nın milli günü vesilesiyle Paris’te düzenlenen askeri geçit töreni öncesinde Bulgaristan Ulusal Radyosuna (BNR) açıklamalarda bulunan Radev, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan bu yapıya katılmaları için şahsi davet aldığını aktardı.
Radev, “Ukrayna’ya yönelik mali ve askeri yardımın devam etmesi konusunda ısrarcı olan bir koalisyonda yer almıyoruz” dedi.
Ukrayna’daki çatışmanın askeri araçlarla uzatılmasını doğru bulmadığını ifade eden Radev, çözümün askeri yöntemlerle süreci uzatmak değil, tansiyonun yükselmesini nihayet nihayete erdirecek “güçlü bir diplomatik misyon” yürütmek olduğunu kaydetti.
Bulgaristan, Paris’te düzenlenen “gönüllüler koalisyonu” toplantısına katılım göstermedi.
Kararların alınacağı yerler AB ve NATO
Paris’te gündeme gelen “anti-balistik koalisyon” oluşturulması yönündeki kararı da değerlendiren Radev, “Kolektif güvenliğimizi ilgilendiren tüm kararlar farklı bir formatta ve başka yerlerde alınıyor. Çok sayıda öneri ve fikirle karşılaştık. Bulgaristan karar alma süreçlerinde aktif olarak rol alıyor. Bu kararlar, Bulgaristan’ın da ağırlığa sahip olduğu ve aktif temsil edildiği AB ve NATO çerçevesinde alınıyor” ifadelerini kullandı.
Bulgaristan Başbakanı, geçen hafta yaptığı açıklamada ise Sofya’nın Kiev’e yardımlarını kendi imkanları sınırında tutacağını belirtmişti.
Radev bu sınırın, vatandaşlara yönelik sosyal yükümlülükler ve önceki hükümetlerin geride bıraktığı yüksek bütçe açığı gözetilerek belirleneceğini vurgulamıştı. Bulgaristan Başbakanı haziran ayında da Ukrayna’ya silah sevkıyatını durduracaklarını açıklamıştı.
Dolaylı mühimmat tedariki sürüyor
Bloomberg’in verilerine göre Bulgaristan, Avrupa Birliği bünyesinde Sovyet dönemi standartlarındaki mühimmatın en büyük üreticileri arasında yer alıyor.
Ukrayna ordusunun çatışmaların ilk aşamasında bu mühimmatlara önemli ölçüde bağımlı olduğu biliniyor. Sofya yönetiminin doğrudan sevkıyat yapmayı reddetmesine rağmen, Bulgar üretimi askeri malzemelerin üçüncü ülkeler üzerinden Ukrayna’ya ulaştığı belirtiliyor.
Bulgaristan, 2022 yılından bu yana Kiev’e 13 askeri yardım paketi gönderdi ancak bu yardımların hacmi ve mali değeri hakkında resmi bir açıklama yapmadı.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise Paris’teki “gönüllüler koalisyonu” toplantısına tepki gösterdi.
Bu oluşumu “savaş kışkırtıcıları koalisyonu” olarak nitelendiren Peskov, “Bu yapı, barış istemeyen, savaşın sürmesini arzulayan ve ülkemizi stratejik bir yenilgiye uğratabilecekleri yönündeki derin bir yanılgıya kapılan ülkeler grubudur” değerlendirmesinde bulundu.
Avrupa
İngiliz savunma şirketlerine AB fonundan pay yolu açıldı

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, İngiliz savunma şirketlerinin Avrupa Birliği’nin Ukrayna’yı desteklemek amacıyla oluşturduğu 90 milyar euroluk program kapsamındaki ihalelere katılabileceğini duyurdu. İngiltere hükümetinin basın servisinden yapılan açıklamaya göre bu anlaşma, Londra ile Brüksel arasında savunma ve güvenlik alanındaki işbirliğini geliştirmek adına önemli bir adım niteliği taşıyor.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, ülkesindeki savunma sanayisi şirketlerinin Avrupa Birliği (AB) tarafından Ukrayna’ya destek amacıyla yürütülen 90 milyar euro (yaklaşık 102,6 milyar dolar) hacimli program kapsamındaki sözleşme ihalelerine katılabileceğini açıkladı.
İngiltere hükümetinin resmi internet sitesinde yayımlanan basın açıklamasında, bu uzlaşmanın mayıs ayında düzenlenen Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi’nin ardından Londra ile Brüksel arasında başlatılan müzakerelerin bir sonucu olduğu belirtildi.
İngiliz hükümeti, varılan anlaşmayı Londra ve Brüksel’in savunma ile güvenlik alanlarındaki işbirliğinde ileriye dönük önemli bir adım olarak nitelendirdi.
Başbakan Starmer, sağlanan mutabakatın İngiliz savunma işletmelerine yeni siparişler garanti edeceğini, istihdam olanakları yaratacağını ve ülkenin savunma sanayi kompleksini tahkim edeceğini kaydetti. İngiltere’nin bu programa yapacağı mali katkının boyutu, İngiliz şirketlerinin kazanacağı sözleşmelerin toplam değerine göre belirlenecek.
Londra yönetimi, bu yıl Ukrayna’ya hali hazırda 3,75 milyar sterlin (yaklaşık 4,8 milyar dolar) tutarında askeri yardım sağladığını hatırlattı.
Yapılan açıklamada ayrıca, Kiev’e her yıl 3 milyar sterlin (yaklaşık 3,8 milyar dolar) değerinde askeri destek sağlama taahhüdünün “gerektiği sürece” yürürlükte kalacağı vurgulandı.
Bloomberg’ün konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı daha önceki haberinde, AB’nin Ukrayna’ya İngiliz şirketlerinden silah satın alabilmesi için 60 milyar euro (yaklaşık 69 milyar dolar) tutarındaki kredi imkanını kullanma izni vermeye hazırlandığı belirtilmişti.
Habere göre anlaşma, Ukrayna tarafının İngiliz savunma üreticileriyle imzalayacağı sözleşmelerin maliyetinin İngiltere tarafından tazmin edilmesini öngörüyor.
Haberde paylaşılan diğer ayrıntılara göre bu mutabakat, tarafların İngiltere’nin Avrupa savunma fonu SAFE programına katılımı konusunda ortak bir paydada buluşamaması üzerine geliştirilen bir uzlaşı formülü niteliği taşıyor.
Avrupa
Estonya, Rusya sınırına yeni askeri üs kuruyor

Estonya, Rusya sınırındaki Narva kentinde 15 milyon euro bütçeyle askeri üs inşa etmeye hazırlanıyor. Kamu yayıncısı ERR’nin aktardığına göre, İvangorod kentinin karşısında yer alacak üssün 2028 yazında tamamlanması planlanıyor. Savunma Bakanı Hanno Pevkur, projenin ulusal güvenlik için stratejik bir karar olduğunu iddia etti.
Estonya, Rusya sınırındaki Narva kentinde askeri altyapı kurma çalışmalarına başlıyor. Rusya’nın İvangorod kentinin karşısında ve St. Petersburg’a en yakın sınır noktalarından birinde yer alacak üs için Estonya Savunma Yatırımları Devlet Merkezi, 15 milyon euro değerinde tasarım ve inşaat ihalesi açtı.
Estonya kamu yayıncısı ERR’nin haberine göre proje, 7 bin 500 metrekareden geniş bir alanda 12 binanın ve mühendislik altyapısının inşasını kapsıyor.
Ana tesislerin 2028 yazında faaliyete geçmesi planlanıyor. İlk etapta 150 askerin 2027 yılının başında yerleştirileceği üs, tamamlandığında Estonya Savunma Kuvvetleri 1. Piyade Tugayı’na bağlı yaklaşık 200 askere ev sahipliği yapacak.
Ancak tesis, ihtiyaç duyulması halinde NATO müttefiklerinin askeri birimlerini de ağırlayacak şekilde 1000 kişi kapasiteli olarak tasarlanıyor.
Estonya Savunma Bakanı Hanno Pevkur, daha önce yaptığı açıklamada Narva’da bir üs kurulmasını ulusal güvenlik alanında “stratejik bir karar” olarak nitelendirmişti.
Geçen yıl onaylanan projenin hayata geçirilmesi, arazi mülkiyeti meseleleri ve yerel halkla yürütülen görüşmeler nedeniyle gecikti. Üs fikri, Estonya’da Rusça konuşan nüfusun en yoğun olduğu Narva kentinde bazı yerel sakinlerin tepkisini çekti.
Sakinlerden bazıları, olası bir çatışma durumunda askeri tesisin hedef haline gelebileceği yönünde endişelerini dile getirdi.
Estonya Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Vahur Karus ise ordunun varlığının yerel halk için bir tehdit değil, aksine güvenlik garantisi olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.
Yeni üssün inşası, Estonya ve NATO’nun doğu kanadını güçlendirme programının bir parçasını oluşturuyor. Rusya sınırı boyunca Baltık Savunma Hattı’nın yapımı devam ederken, 1. Piyade Tugayı Karargahı da Narva yakınlarındaki modernize edilmiş Jõhvi üssüne taşınıyor.
Ayrıca tanksavar hendeklerinin yapımına başlanırken, Estonya’nın sınır hattına yaklaşık 600 sığınak ve diğer mühendislik engelleri inşa etmeyi planladığı belirtiliyor.
Bu önlemler alınırken Tallinn yönetimi askeri harcamalarını artırmayı sürdürüyor. Estonya Savunma Bakanlığı verilerine göre, ülkenin savunma bütçesi 2026 yılında yüzde 42 artışla 1,7 milyar eurodan 2,4 milyar euroya yükselecek ve askeri harcamalar gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 5,4’üne ulaşacak.
Yetkililer, savunma harcamalarını en az 2029 yılına kadar GSYH’nin yüzde 5’inin altında tutmamayı planlıyor.
Görüş1 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Diplomasi7 gün önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Amerika7 gün önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Görüş7 gün önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Dünya Basını2 hafta önceİran Ali Hamaney’e veda ediyor: Yas, hafıza ve sessizlik
Diplomasi6 gün önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti
Asya6 gün önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı








