Avrupa
AB, Rusya’dan koparken ABD gazına bağımlı hale gelmekten korkuyor

Avrupa ülkeleri, 1 Ocak 2027 itibarıyla Rusya’dan sıvılaştırılmış doğalgaz ithalatının yasaklanmasının ardından Washington’ın öngörülemeyen politikalarına bağımlı hale gelmekten endişe duyuyor. ABD’li üreticiler mevcut durumda Avrupa’nın LNG ithalatının üçte ikisini karşılarken bu oranın on yılın sonuna kadar yüzde 80’e ulaşabileceği belirtiliyor.
Avrupa ülkelerinde, 1 Ocak 2027 tarihinden itibaren Rusya’dan sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ithalatının tamamen durdurulması kararının ardından bölgenin Washington’ın öngörülemeyen politikalarına yeni bir bağımlılıkla karşı karşıya kalacağı endişesi yaşanıyor.
The New York Times gazetesinin haberine göre Avrupa, Rus LNG’sinden doğan açığı kapatmak amacıyla başta ABD olmak üzere alternatif alımlarını artırıyor.
Amerikan üreticileri halihazırda Avrupa’nın sıvılaştırılmış gaz ithalatının yaklaşık üçte ikisini sağlıyor.
Haberde, Amerikan gazının Avrupa pazarındaki payının on yılın sonuna kadar yüzde 80 seviyesine ulaşabileceği vurgulanıyor.
Buna karşın ABD ile Avrupa arasındaki ilişkiler, ABD Başkanı Donald Trump’ın gümrük vergisi tehditleri, Grönland ile ilgili talepleri ve ABD’nin İran ile yaşadığı savaş etrafındaki görüş ayrılıkları nedeniyle en düşük seviyesinde seyrediyor.
Bu da Avrupa yetkililerinde huzursuzluk yaratırken gazete, Avrupa Birliği’nin Rusya’ya olan bağımlılığı ABD’ye olan bağımlılıkla değiştirmesinden korkulduğunu yazdı.
Avrupa Komisyonunun Konut ve Enerjiden Sorumlu Üyesi Dan Jørgensen konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “ABD kesinlikle kısa vadede sorunumuzun çözümünün bir parçasıdır ancak uzun vadede doğalgaz bağımlılığından tamamen kurtulma yolundayız” ifadelerini kullandı.
Jørgensen, hem ekonomik açıdan hem de güvenlik açısından bölgenin son derece kırılgan ve sürdürülemez bir durumda bulunduğunun altını çizdi.
Hem ABD’deki hem de Avrupa’daki petrol ve doğalgaz sektörü temsilcileri ise The New York Times’a yaptıkları değerlendirmelerde Washington’ın güvenilmez bir ortak olabileceği yönündeki görüşleri reddetti.
Sektör temsilcileri, Amerikan pazarının federal politikalardan ziyade ağırlıklı olarak ticari sözleşmelerle düzenlendiğini dile getirdi.
Uluslararası Petrol ve Gaz Üreticileri Birliği (IOGP) Strateji Başkanı Nareg Terzian da Avrupa’nın ABD’ye bağımlılığına ilişkin endişelerin abartıldığını düşündüğünü bildirdi.
Terzian şöyle konuştu:
“Bu kaygılar genel olarak gaz veya LNG kullanımından pek memnun olmayan kişiler tarafından dile getiriliyor. Temel olarak hem ABD’nin hem de AB’nin akışın sürdürülmesinde çıkarı olduğuna inanıyoruz ve bunun bu şekilde kalacağını umuyoruz.”
Öte yandan, yürürlüğe girecek yasağa rağmen Avrupa’nın Rus gazı alımlarını artırdığı görüldü.
AB verilerine dayandırılan haberde, 18 Mart ile 31 Mayıs tarihleri arasında Rusya’dan yapılan LNG ithalatının 2025 yılının aynı dönemine kıyasla yüzde 17, boru hattı gazı ithalatının ise yüzde 5 oranında yükseldiği kaydedildi.
Küresel LNG piyasası aynı zamanda ABD ile İran arasındaki savaş nedeniyle ciddi bir istikrarsızlık yaşıyor. Dünyanın en büyük ikinci gaz ihracatçısı konumundaki Katar’a yönelik saldırılar ülkenin ihracat kapasitesine zarar verdi.
Hürmüz Boğazı’ndaki saldırıların gaz taşıyıcı tankerlerin hareketini neredeyse tamamen durdurduğu ve bu durumun Avrupa’daki gaz fiyatlarını yukarı tırmandırdığı aktarıldı.
ABD Enerji Bakanı Chris Wright Haziran ayında yaptığı açıklamada, Avrupa ülkelerinin metan emisyonu üzerindeki denetimleri yumuşatmaması halinde Washington’ın bu ülkelere sağladığı sıvılaştırılmış doğalgaz tedarikini durdurabileceğini söyledi.
Jørgensen ise AB’nin metan kurallarının gözden geçirilmesini talep eden ABD ve diğer LNG ihracatçılarının baskılarına boyun eğmeyeceklerini bildirdi.
Bloomberg’in aktardığı bilgilere göre AB, Rusya’dan yapılan sevkiyatları 2022 yılında durdurma kararı almasının ardından ABD gazına her geçen gün daha fazla bağımlı hale geldi.
Bununla birlikte metan emisyonlarıyla mücadele, iklim bloğunun temel çevre hedeflerinden biri olmayı sürdürüyor.
Ocak ayında Politico tarafından yayımlanan haberde de Avrupa’nın kullandığı gazın çeyreğini zaten ABD’den ithal ettiği ve AB’nin Rus gazına yönelik tam ambargoyu devreye sokmasıyla bu oranın daha da artabileceği ifade edilmişti.
Gazete, bazı AB diplomatlarının ABD’nin ortaya çıkan bu enerji bağımlılığını kendi dış politika hedeflerini gerçekleştirmek amacıyla kullanabileceği değerlendirmesinde bulunduklarını aktarmıştı.
Avrupa
Almanya’da askere alımlar artmaya devam ediyor

Alman Silahlı Kuvvetleri’nin (Bundeswehr) aktif asker sayısı 186.700’e ulaşarak son 13 yılın en yüksek seviyesine çıktı.
Savunma Bakanlığı’nın temmuz ayına ait yeni verilerine göre, Bundeswehr son 12 ayda yaklaşık 3.700 erkek ve kadını kadrosuna kattı. Bu, yaklaşık %2’lik bir artışa tekabül ediyor.
Genel olarak, Bundeswehr geçen ay 47.300 başvuru aldı; bu rakam, Temmuz 2025’e kıyasla %26 artışa işaret ediyor.
Fakat bakanlık, çoğu yeni subayın eğitiminin bu ay içinde başlaması nedeniyle temmuz ayında genellikle mevsimsel bir askere alma artışının yaşandığını belirtti.
Yine de bu artış, Almanya’nın hedeflediği noktadan hâlâ çok uzak: 2035 yılına kadar 260.000 aktif asker ve 200.000 yedek asker.
Yıllık yaklaşık %2’lik mevcut büyüme hızı artmazsa, Berlin hedefine ulaşmakta zorlanacak.
Bu oranda doğrusal bir artış, önümüzdeki dokuz yıl içinde sadece yaklaşık 36.000 asker ekleyecek.
Bu rakam, Almanya’nın ihtiyaç duyduğunu belirttiği yaklaşık 80.000 ek askerden çok uzak.
Bu açığı kapatmaya yardımcı olmak amacıyla, özellikle yedek kuvvetler konusunda Almanya, bu yıl 6 aylık gönüllü askerlik hizmetini hayata geçirdi.
Şu anda yaklaşık 12.100 gönüllü ve kısa süreli sözleşmeli asker hizmet vermekte olsa da, gönüllü hizmetin Berlin’in umduğu sayıları sağlayıp sağlayamayacağı konusunda şüpheler devam ediyor.
Parlamentonun Alman ordusu sorumlusu Henning Otte, programın gerekli artışı sağlayacağı konusunda “biraz şüpheli” olduğunu belirtti.
Bundeswehr, bu yıl 20.000, 2027’de ise 23.000 gönüllü çekmeyi hedefliyor. Bu hedefler tutturulamazsa, Berlin zorunlu askerlik uygulamasını yeniden getirebilir.
Bu kapsamda Almanya, dijital dönüşümü bir adım daha ileri götürerek, Bundeswehr’in askere alma kanallarını sosyal medya kültürüne uyum sağlayan bir askeri kurumun en göze çarpan örneklerinden biri haline getirdi.
TikTok’ta, Bundeswehr Karriere hesabı, askere alma mesajlarını mizah, samimi videolar ve askeri yaşamın gündelik yönlerini yansıtan perde arkası içerikleriyle harmanlıyor.
Silahlı kuvvetleri yalnızca resmi törenler veya askeri teçhizat görüntüleri aracılığıyla tanıtmak yerine, bu strateji kişilere odaklanıyor.
Askerler görevlerini açıklıyor, eğitim rutinlerini gösteriyor ve askeri hayata daha samimi bir bakış açısı sunuyor.
2026 yılında Almanya, askere alma kampanyasının başlatılmasının ardından silahlı kuvvetlerine olan ilginin arttığını kaydetti; başvuru sayısında geçen yıla göre %20 artış görüldü.
Avrupa
Almanya siyasileri koruyan hakaret yasasını değiştirmeyi tartışıyor

Almanya’da Başbakan Friedrich Merz’i eleştiren vatandaşlar hakkında açılan soruşturmaların ardından, siyasetçilere hakareti cezalandıran yasa maddesinin yeniden düzenlenmesi gündeme geldi. Politico’nun haberine göre Federal Meclis’teki (Bundestag) partiler, Ceza Kanunu’nun 188’inci maddesinin tamamen yürürlükten kaldırılması ya da kapsamının daraltılması konusunda farklı görüşler savunuyor.
Almanya’da siyasetçilere hakarete karşı özel koruma sağlayan yasal düzenlemelerin yeniden ele alınması tartışılıyor. Politico’nun haberine göre bu adım, Başbakan Friedrich Merz’i eleştiren vatandaşlar hakkında yürütülen bir dizi soruşturmanın ardından gündeme taşındı.
Tartışmaların odağında, 1951 yılından bu yana yürürlükte olan ve 2021 yılında cezaları ağırlaştırılan Almanya Ceza Kanunu’nun 188’inci maddesi yer alıyor.
Söz konusu madde, kamu görevindeki siyasetçilere faaliyetleriyle bağlantılı olarak ve çalışmalarını önemli ölçüde engelleyecek nitelikte alenen hakaret edenlere üç yıla kadar hapis veya para cezası verilmesini öngörüyor. İftira ve karalama içeren beyanlar için ise yasada daha ağır cezalar bulunuyor.
Yasanın yeniden gözden geçirilmesi ihtiyacı, Merz hakkında “yalancı Fritz” ve “Pinokyo” ifadelerini kullanan kişilere yönelik adli işlemlerle belirginleşti. Bu süreçte 66 yaşındaki bir emekli hakkında, Başbakan’ın bir ziyareti öncesinde Facebook üzerinden “Pinokyo geliyor” paylaşımını yapması nedeniyle soruşturma yürütüldü. Söz konusu soruşturma daha sonra kapatıldı.
Partiler düzenlemenin kapsamı konusunda ayrışıyor
Federal Meclis’teki (Bundestag) başlıca partiler düzenlemenin değiştirilmesi gerektiği konusunda görüş birliği taşıyor. Sol Parti (Die Linke) ile Almanya için Alternatif (AfD) 188’inci maddenin tamamen yürürlükten kaldırılmasını talep ediyor.
Hristiyan Demokrat Birlik (CDU), Yeşiller ve Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD) ise maddenin uygulama alanının daraltılmasından yana tavır alıyor.
Tartışılan seçenekler arasında, özel koruma zırhının yalnızca yerel düzeyde seçilmiş kamu görevlileriyle sınırlandırılması bulunuyor.
Buna karşın parlamentoda henüz resmi bir yasa teklifi hazırlığı yürütülmüyor. CDU ve Yeşiller, yaz tatilinin ardından konuya ilişkin bir yasa tasarısı sunmayı planlamıyor. Federal Meclis daha önce AfD’nin söz konusu maddenin yürürlükten kaldırılmasına yönelik önerisini geri çevirmişti.
Merz sosyal medya şikayetlerine son verdiğini açıklamıştı
ABD’de, Merz’e “Pinokyo” diyen Alman vatandaşının adli takibata uğramasına tepki gösterildi.
Başbakan Friedrich Merz haziran ayında yaptığı açıklamada, başbakanlık görevine başlamasından bu yana sosyal medyadaki hakaretler nedeniyle güvenlik birimlerine suç duyurusunda bulunmayı bıraktığını duyurdu.
Alıngan bir yapıya sahip olmadığını belirten Merz, Almanya Ceza Kanunu’nun 188’inci maddesinde yapılacak bir reformu müzakere etmeye hazır olduğunu kaydetti.
Welt am Sonntag gazetesinin soruşturma dosyalarına dayandırdığı haberine göre, Merz’in geçmişteki suç duyurularına “küçük Nazi” ve “pis ayyaş” ifadeleri gerekçe oluşturmuştu.
Hristiyan Demokratların (CDU) liderliğini yürüten Merz’in kişisel kamuoyu desteği mayıs ayında yüzde 13 seviyesine gerileyerek tarihi en düşük düzeyini kaydetti.
Avrupa
Burnham, Beyaz Saray yetkilisiymiş gibi yapan biriyle mesajlaştı

Andy Burnham, “utanç verici bir güvenlik ihlali” olarak nitelendirilen olayda, ABD Başkanı Donald Trump’ın en yakın danışmanlarından birinin kimliğine bürünen bir kişiyle mesajlaşmış.
Başbakanlık, “ulusal güvenlik meseleleri” hakkında yorum yapmayı reddetti.
Fakat Burnham’ın, Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles olduğunu iddia eden biriyle iletişim halinde olduğunu inkar etmedi.
Konuyla ilgili bilgilendirilen kişiler, görüşmelerin telefon görüşmesi değil mesaj yoluyla gerçekleştiğini ve mesajlarda önemli hiçbir bilginin aktarılmadığını vurguladı.
Bu kişiler, mesajlaşmalarla ilgili endişelerin dile getirildiğini ve iki taraf arasında birkaç mesajın ardından şüpheli faaliyetin “hızla ilgili makamlara bildirildiğini” belirtti.
Burnham, geçen ay göreve başladığından bu yana Trump ile henüz yüz yüze görüşmedi.
İkili telefonla görüştü ve ABD başkanı, Birleşik Krallık’ın fosil yakıtlar ve göç konusundaki politikalarını sert bir şekilde eleştirdi.
Güvenlik ihlalini ilk kez haber yapan POLITICO, İngiliz büyükelçiliğinin olaydan endişe duyduğunu ve konuyu Beyaz Saray’a bildirdiğini fakat Beyaz Saray’ın yorum yapmayı reddettiğini belirtti.
Geçen yıl, politikacılar ve ABD’li iş dünyası yöneticileri, kendilerini özel kalem müdürü olarak tanıtan birinden kısa mesajlar ve telefon aramaları aldıktan sonra, FBI, Wiles’ın kişisel telefonuna yönelik bir hack girişimini soruşturmuştu.
O dönemde bir Beyaz Saray sözcüsü, “Beyaz Saray, tüm personelinin siber güvenliğini çok ciddiye almaktadır ve bu konu soruşturulmaya devam ediyor, demişti.
Üst düzey bir İngiliz politikacının, kendisini yabancı bir ülkenin üst düzey siyasi figürü olarak tanıtan bir kişi tarafından güvenlik ihlaline maruz kalması ilk kez yaşanmıyor.
2024 yılında, o dönem Dışişleri Bakanı olan David Cameron, eski Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko gibi davranan birinden gelen sahte bir aramanın kurbanı olmuştu.
Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün o dönemde yaptığı açıklamaya göre, taklitçi ile Cameron arasında bir dizi kısa mesaj alışverişi de gerçekleşmiş ve Cameron hatasını fark edince pişmanlık duymuştu.
Sözcü, “Görüntülü görüşme açıkça Bay Poroşenko ile yapılıyor gibi görünse de, konuşmanın ardından Dışişleri Bakanı şüpheye kapıldı,” demişti.
Dünya Basını2 hafta önceMilyarder Elon Musk: Paranın hiçbir değerinin kalmayacağı döneme giriyoruz
Ortadoğu1 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını6 gün önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio yapay zeka balonu ve küresel borç krizini değerlendirdi
Görüş1 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Asya2 hafta önceAlibaba 2,4 trilyon parametreli yapay zeka modeli Qwen3.8-Max’i tanıttı
Dünya Basını2 hafta önceYen müdahalesinin asıl mesajı: Doların rezerv para statüsü artık eskisi kadar güçlü değil
Rusya2 hafta önceRusya’nın buğday ihracatı temmuzda yüzde 17,7 geriledi








