Bizi Takip Edin

Amerika

ABD, Arjantin hükümetini kurtarma planını başlattı

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanlığı, Arjantin ile 20 milyar dolarlık bir swap anlaşması imzalayıp perşembe günü açık piyasada peso satın alarak kurtarma planının düğmesine bastı.

Böylece Başkan Donald Trump’ın sallantıda olan ülkeyi destekleme sözünü yerine getirmiş oldu ve peso ile dolar cinsinden Arjantin tahvillerinin değerinde keskin bir artış yaşandı.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, X’te bu önlemleri açıklarken, “ABD Hazine Bakanlığı, piyasalara istikrar sağlamak için gerekli olan her türlü olağanüstü önlemi derhal almaya hazır,” dedi.

Arjantin’in 2035 tahvili 4,5 sent yükselerek 60,5 sentten işlem görürken, peso/dolar paritesi 1,418’den kapandı ve önceki gün %3 düşüşün ardından %0,8 artış kaydetti.

Yerel hisse senetleri perşembe günü %5,3 yükseldi. Geçen ay, Bessent’in ilk destek sözü vermesinden birkaç gün önce 2025’in en düşük seviyesine ulaşmışlardı. ABD borsalarında işlem gören Arjantin hisse senetleri %13 değer kazandı.

Bessent, Arjantin Maliye Bakanı Luis Caputo ile dört gün süren görüşmelerin sonunda yaptığı açıklamada, Arjantin’e 20 milyar dolarlık kredi programı uygulayan Uluslararası Para Fonu (IMF) yetkililerinin de görüşmelere katıldığını belirtti.

IMF Genel Müdürü Kristalina Georgieva, X’te yaptığı bir paylaşımda ABD’nin bu hamlesini alkışlayarak, IMF’nin “ülkenin güçlü iktisadi programını, mali disiplini ve rezerv birikimini kolaylaştırmak için sağlam bir döviz rejimini desteklediğini” söyledi.

ABD Hazine Bakanlığı sözcüsü, satın alınan peso miktarı ve 20 milyar dolarlık döviz takas hattının nasıl yapılandırılacağı dahil olmak üzere daha fazla ayrıntı vermeyi reddetti.

Bessent daha önce, bakanlığın 221 milyar dolarlık Döviz İstikrar Fonu (ESF) ve Özel Çekme Hakları olarak bilinen IMF rezerv varlıklarının çoğunluk hisselerinden Arjantin’e destek vereceğini taahhüt etmişti.

Fox News’e konuşan Bessent, bu eylemin bir kurtarma operasyonu olmadığını savunarak, Buenos Aires’e hiçbir para transferi yapılmadığını ve ESF’nin “hiç para kaybetmediğini, bu durumda da para kaybetmeyeceğini” söyledi.

Bessent, bu yardımın ABD’ye stratejik faydalar sağladığını da ekledi. Bu faydalar arasında Arjantin lideri Javier Milei’nin “Çin’i Arjantin’den çıkarma” taahhüdü ve ABD şirketlerinin nadir toprak elementleri ve uranyum kaynaklarını geliştirmesine izin verme konusundaki açık tutumu yer alıyor.

Bessent, Milei’nin reformlarının, “Batı Yarımkürenin refahını sağlamlaştırmaya yardımcı olarak ABD için sistemik öneme sahip” bir başarı olduğunu söyledi.

Haftaya Washington’da düzenlenecek IMF ve Dünya Bankası yıllık toplantıları sırasında Trump ile görüşmesi planlanan Milei, X’te yayınladığı bir mesajda Bessent ve Başkan Donald Trump’a teşekkür etti.

Milei, “En yakın müttefikler olarak birlikte, ekonomik özgürlük ve refahın hakim olduğu bir yarımküre oluşturacağız. Halkımıza fırsatlar sunmak için her gün çok çalışacağız,” diye yazdı.

New York Times’ın haberine göre, büyük küresel yatırımcılar da kurtarma paketinin ayrıntılarını bekliyorlar. Eleştirmenler, Amerikan çiftçilerin zor durumda olduğu ve ABD hükümetinin kapalı olduğu bir dönemde bu paketin zengin fon yöneticilerine fayda sağlayacağını söylüyorlar.

BlackRock, Fidelity ve Pimco gibi yatırım şirketlerinin fonları, Stanley Druckenmiller ve Robert Citrone gibi yatırımcılar gibi Arjantin’e yoğun bir şekilde yatırım yapıyor. Bu iki isim de Bessent’in George Soros’un yatırımcısı olduğu dönemde onunla birlikte çalışmıştı.

Uluslararası yatırımcılar uzun zamandır Arjantin’i, özellikle ard arda gelen liderlerin üstlendiği devlet borcu ile ilgili olarak, kâr elde etmek için bir yer olarak görüyor.

Çoğu durumda, yatırımcılar orijinal tahvil sahipleri değil ama ülkenin orijinal kredi verenlerinden indirimli olarak satın aldılar ve rehinlerin sonunda geri ödeneceği veya yeniden müzakere edileceği üzerine bahis oynuyorlar.

Bu görüş, meyvelerini vermeye başlamış görünüyor. Bu yaz, bir Fidelity fonu, ülkenin borcundan elde ettiği kazançların, Venezuela ve Ukrayna dahil olmak üzere diğer gelişmekte olan piyasa ülkelerindeki yatırımlardan kaynaklanan kayıpları telafi etmeye yardımcı olduğunu belirtmişti.

Özellikle, Bessent ile yakın bağları olan zengin Amerikalılar büyük kazançlar elde edecek gibi görünüyor.

Druckenmiller, Soros Fund Management’ta Bessent’in mentoru idi. Bessent’in yönettiği Duquesne aile ofisi, Arjantin’in borsada işlem gören en büyük ikinci fonu olan Arjantin hisse senetleri havuzunun ikinci en büyük yatırımcısıydı.

Discovery Capital Management’ın kurucusu Citrone, Latin Amerika’yı dünyadaki en büyük yatırımı haline getirdi ve Arjantin, fonun bölgedeki en büyük yatırımı.

Citrone, 2013 yılında Soros’un altında Bessent ile çalışırken, onları Japon yeni karşısında şu anda ünlü olan bahislerini yapmaya ikna ettiğini ve Bessent’in kazandığı bonusun çoğundan kendisinin sorumlu olduğunu söylemişti.

Citrone, mayıs ayında Goldman Sachs’ın podcast’inde verdiği röportajda, “O zamanlar George ve Scott Bessent’i bu konuda büyük bir adım atmaya ikna ettim. Scott, o dönemde Soros’ta kazandığı bonusun yüzde 75’inden benim sorumlu olduğumu şaka yollu söylüyor,” demişti.

Citrone’nin Bessent’i Arjantin pesosunu desteklemeye ikna etmede herhangi bir rol oynayıp oynamadığı belli değil. 

Fakat anlaşma hakkında bilgi sahibi iki kişi, Citrone’nin geçen ay Hazine Bakanlığının açıklamasından önce Bessent ile yakın temas halinde olduğunu ve Arjantin’in para biriminin çökmesi halinde Milei’nin siyasi kaderinin de çökeceğini savunduğunu söyledi.

Citrone, Bessent’e, Milei’nin yaklaşan seçimleri kaybetmesi halinde Arjantin’in daha fazla iktisadi yardım için Çin’e yöneleceğini söyledi.

Citrone ayrıca Bessent’e, böyle bir sonucun ABD’nin Latin Amerika’daki en sadık müttefiklerinden birini kaybetmesi anlamına geleceğini de vurguladı.

NYT haberine göre, Citrone ve Muhafazakâr Siyasi Eylem Konferansı’nın (CPAC) liderleri, IMF ve Bessent’i Arjantin’i kurtarmak için lobi faaliyetlerinde de etkili olmuş olabilirler.

Nisan ayında IMF, 20 milyar dolarlık kurtarma anlaşmasıyla Arjantin ekonomisini destekledi. 48 aylık kredi, 1950’lerden bu yana Arjantin’in fondan aldığı 23. ekonomik destek paketi oldu.

Trump yönetiminin bir danışmanı ve Arjantin medyasının haberlerine göre, nisan ayında IMF anlaşması açıklandıktan sadece birkaç gün sonra, Citrone, CPAC’nin lobi kolu olarak bilinen Tactic Global’in liderlerinden birine ait bir uçakla Buenos Aires’e uçarak Milei ile görüştü.

Uçak, Tactic’in kurucularından biri olan Leonardo Scatturice’ye aitti. Scatturice, Milei hükümeti tarafından dağıtılan kârlı devlet ihalelerinden büyük bir servet kazanmıştı.

Citrone, ülkenin başkentine ayrı bir uçakla gelen Bessent’ten sadece birkaç saat önce Mile ile görüşmüştü.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English