Bizi Takip Edin

Amerika

ABD bankalarındaki kayıplar yeni bir küresel krizin habercisi mi?

Yayınlanma

ABD’de iki bankanın zarar açıklaması, 2008’deki mali krize benzer bir sürecin başlayabileceği endişesiyle küresel piyasaları sarstı. Yatırımcılar bankacılık sektöründeki gizli risklerden endişe ederken altın fiyatları rekor kırdı, borsalarda ise sert düşüşler yaşandı.

ABD’de iki bankanın açıkladığı zararlar, küresel piyasalarda tedirginliğe yol açtı. Yatırımcılar, 2008’deki mali krizin başlangıcına benzer işaretlerin yeniden ortaya çıktığı kaygısını dile getiriyor.

Bu gelişmelerle birlikte altın fiyatı yeni bir rekor kırarken, borsalarda düşüşler hızlandı ve tahvil getirileri geriledi.

İki bankanın zararı piyasaları sarstı

ABD merkezli Zions Bank, üçüncü çeyrekte sorunlu iki krediden kaynaklanan 50 milyon dolarlık zarar açıkladı. Bu haberin ardından bankanın hisseleri yüzde 13 değer kaybetti.

Bir diğer banka olan Western Alliance Bank da bir sözleşme tarafına açılan dolandırıcılık davası sonrasında hisselerinde yüzde 11 düşüş yaşadı.

IG danışmanlık şirketinden analist Tony Sycamore, Reuters’e yaptığı değerlendirmede, “Her ne kadar bu iki bankadaki sorunlar şimdilik sınırlı görünse de 2023’te alınan önlemler yeni bir kriz ortamı yaratabilir” dedi.

Sycamore, geçen yıl çok sayıda bankanın iflas ettiğini ve ABD Merkez Bankasının (Fed) finansal sistemi istikrara kavuşturmak için olağanüstü tedbirler almak zorunda kaldığını hatırlattı.

Yatırımcılar büyük bankalardaki gizli risklerden endişeli

Piyasa uzmanlarına göre asıl sorun 50 milyon dolarlık zararın büyüklüğünde değil, yatırımcıların daha büyük bankalarda da benzer gizli problemler olduğuna inanmasında yatıyor. Bu nedenle yatırımcılar yalnızca iki bankanın değil, genel olarak tüm sektörün hisselerini elden çıkarıyor.

Nitekim ABD bankalarının piyasa değeri son birkaç hafta içinde yüzde 7 eridi.

Uzmanlar, faiz oranlarının son yıllarda yüksek seyretmesinin, işletmelerin borç geri ödemelerini zorlaştırdığını ve bunun da tahsil edilemeyen krediler riskini artırdığını belirtiyor. Analistlere göre, “ucuz para döneminin bedeli” şimdi ödeniyor.

Devletin, hane halkının ve şirketlerin borçlarının ciddi seviyelere ulaştığı, yatırımcıların ise bu durumu uzun süre görmezden geldiği ifade ediliyor.

2008’in hayaleti

2023’te Silikon Vadisi Bankası ve First Republic Bank’ın çöküşü üzerine Fed hızlı müdahale etmiş ve kriz kısa sürede kontrol altına alınmıştı.

Ancak 2008’deki finansal çöküşün de benzer şekilde başladığı ve etkilerinin yaklaşık on yıl sürdüğü hatırlatılıyor. 2008 ile 2015 arasında ABD’de 500 bankanın kapandığı ve o dönemdeki krizin, sistemin genel zafiyetini ortaya koyduğu vurgulanıyor.

Mevcut kayıpların daha geniş bir krize dönüşüp dönüşmeyeceğini öngörmek ise güç. Analistlere göre, ABD bankacılık sistemindeki riskin gerçek boyutunu kimse bilmiyor.

Eğer tahsil edilemeyen krediler kritik eşiğe ulaşırsa, faiz indirimlerinin de çözüm getirmeyebileceği değerlendiriliyor.

Küresel etki kaçınılmaz görülüyor

ABD bankalarının likidite sıkıntısı tüm dünyayı etkileyebilir. 2008’deki emlak krizi nasıl küresel ekonomiyi sarstıysa, benzer bir süreç şimdi de yaşanabilir

Son dönemde artan kredi batıkları ve dolandırıcılık zararlarının finansal istikrarı zayıflatıyor.

Ekonomistlere göre ABD, hem en büyük yatırımcı hem de sermaye çekim merkezi konumunda bulunuyor.

Amerikan bankalarında bir sıkıntı yaşanması durumunda riskli varlıkların elden çıkarılacağı, bunun da hisse senetleri, gelişmekte olan ülke tahvilleri ve emtia fiyatlarında dalgalanmalara yol açacağı belirtiliyor.

Sonuç olarak sermaye dolaşımının yavaşlaması, yatırımların azalması, üretim ve istihdam üzerinde baskı oluşması bekleniyor.

ABD ile ekonomik ilişkileri sınırlı olsa bile Rusya’nın bu gelişmelerden bağımsız kalamayacağı ifade ediliyor.

Batı’daki talep azalırsa Asya’daki ticaret zincirlerinin de etkileneceği, enerji ve metal ihracatında fiyatların düşeceği ve döviz gelirlerinin azalacağı öngörülüyor. Bu durumun sanayiden devlet gelirlerine kadar her alanda hissedileceği kaydediliyor.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English