Bizi Takip Edin

ASYA

ABD, Güney Kore ve Japonya’dan denizaltı tatbikatı

Yayınlanma

ABD, Güney Kore ve Japonya, Kore Yarımadası açıklarında ortak deniz tatbikatları başlattı. Pyongyang “benzeri görülmemiş bir karşılık” sözü verdi.

Güney Kore Savunma Bakanlığı yaptığı açıklamada, iki günlük denizaltısavar ve kurtarma tatbikatlarının pazartesi günü Güney Kore’nin Jeju Adası açıklarında uluslararası sularda başladığını ve ABD’nin USS Nimitz uçak gemisi grubuna ait gemileri de kapsadığını söyledi.

Açıklamada, “Bu denizaltı savaş tatbikatı, Kuzey Kore’nin artan su altı tehditlerine ve denizaltından fırlatılan balistik füzelere karşı Güney Kore, ABD ve Japonya’nın yanıt verme yeteneklerini geliştirmek için hazırlandı” denildi.

Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC), tatbikatlara benzeri görülmemiş bir yanıt sözü verdi.

Bu “yanıt”ın aynı zamanda Pyongyang’ın geçen ay test ettiği ve Güney Kore ordusunun “radyoaktif tsunami” oluşturabileceğini söylediği yeni bir insansız denizaltı aracının kullanımını içerebileceği düşünülüyor.

KDHC, ABD ve “kukla devlet” müttefiklerini, tatbikatlarla “kendilerini ciddi bir tehlikeye yaklaştırdıkları” konusunda uyardı ve nükleer cephaneliğinin “savaş manyaklarının pervasız hareketlerini caydırmak için her an kullanılmaya hazır” olduğunu söyledi.

Kore Merkezi Haber Ajansı’nda tatbikatla ilgili yapılan açıklamada, “Talihsiz bir felaketten gerçekten kaçınmak için iki kez düşünmeli ve düşüncesizce yaptıklarının bedelini ağır bir şekilde ödemek zorunda kalacaklarını unutmamalılar” denildi.

Tatbikatlar yarımadada gerilimi yükseltiyor

Japonya, Güney Kore ve ABD, en son eylül sonu-ekim başında bir ABD Donanması uçak gemisi grubunun eşliğinde yarımada açıklarında ortak deniz eğitimi düzenlemişti. KDHC ise, ekim ayında Japonya üzerinden 4.600 kilometre (2.860 mil) mesafe kat eden bir Hwasong-12 orta menzilli balistik füze ateşleyerek yanıt vermişti. Bu, KDHC’nin fırlattığı en uzak menzilli füze olarak kayıtlara geçmişti.

Güney Kore ve ABD geçen ay da  son beş yılın en büyük ortak askeri tatbikatını gerçekleştirmişti. Tatbikat öncesi, KDHC yanıt olarak denizaltından iki “stratejik seyir füzesi” fırlatmıştı.

KDHC’ye karşı bariz güç gösterilerinde bulunan ABD, son zamanlarda Kore Yarımadası’na B-1B ve B-52H stratejik bombardıman uçakları ve nükleer enerjiyle çalışan denizaltı da dahil olmak üzere yüksek ölçekli askeri varlıklar konuşlandırdı.

Pekin ise, ortak tatbikatların bölünmüş yarımadadaki gerilimi tırmandırdığını vurguladı. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mao Ning, pazartesi günü Pekin’de düzenlediği olağan basın toplantısında gazetecilere verdiği demeçte, “İlgili taraflar diyaloğun yeniden başlaması için elverişli koşullar yaratmalı” dedi.

ASYA

Endonezya’nın İsrail ile ilişkileri normalleştirmesi ‘siyasi intihar’ olur

Yayınlanma

Endonezya’nın Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’ne (OECD) üye olabilmek için İsrail ile diplomatik ilişkiler kurmayı düşündüğüne dair haberler, dünyanın en büyük Müslüman çoğunluğuna sahip ülkesindeki gözlemciler tarafından kesin bir dille reddedildi ve böyle bir hamle “siyasi intihar” olarak nitelendirildi.

Endonezya’nın 38 üyeli Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’ne katılımı için yapılacak oylama öncesinde Cakarta’nın İsrail’i resmen tanıması ve ilişkilerini normalleştirmesi için varıldığı iddia edilen anlaşma geçen hafta İsrail haber sitesi Ynet tarafından haberleştirilmişti.

Ancak Endonezya Orta Doğu Araştırmaları Merkezi’nin kurucusu Dina Süleyman’a göre, Endonezyalı bir siyasetçinin Yahudi çoğunluklu bir devletle ilişkileri normalleştirme konusunda konuşması “siyasi intihar olur”. This Week in Asia’ya konuşan Süleyman, “Endonezya halkının çoğunluğu hala Filistin yanlısı” dedi.

OECD’ye katılmak için adayların İsrail de dahil olmak üzere mevcut tüm üye ülkelerin onayını alması gerekiyor. Örgütün üyeliğe giden yol haritasına göre başarılı adaylar “… örgüt ve üyeleriyle ilişkilerinde söylem ve eylemlerinde benzer düşüncelere sahip olduklarını gösterirler”.

Ynet’in perşembe günü yayınlanan haberinde, OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann’ın geçen ay İsrail Dışişleri Bakanı Israel Katz’a gönderdiği ve örgütün ana karar alma organının “Endonezya’nın OECD’ye kabul edilmesi yönünde herhangi bir karar alınmadan önce tüm OECD üyesi ülkelerle diplomatik ilişkiler kurması gerektiği yönündeki açık ve net erken koşulları resmi olarak kabul ettiğini” belirten bir mektuba yer verildi.

Haberde ayrıca Katz’ın geçen hafta çarşamba günü Cormann’a gönderdiği ve Endonezya’nın İsrail’e yönelik “düşmanca politikasında” “olumlu bir değişiklik beklediğini” ve böylece iki ülkenin ilişki kurabileceğini söylediği bir mektuptan alıntı yapıldı. Haberde Endonezya’nın OECD’ye katılımının üç yıl kadar süreceği ve Cakarta’nın ilişkileri normalleştirememesi halinde İsrail’in veto yetkisine sahip olacağı iddia edildi.

Endonezya iddiaları yalanlarken, dışişleri bakanlığı sözcüsü Lalu Muhammad Iqbal perşembe günü yaptığı açıklamada “İsrail ile diplomatik ilişki kurma planımız yok, özellikle de İsrail’in Gazze’deki vahşetinin ardından.”

“Endonezya’nın pozisyonu değişmedi ve iki devletli bir çözüm çerçevesinde Filistin’in bağımsızlığını desteklemeye devam ediyoruz. Endonezya her zaman tutarlı olacak ve Filistin halkının haklarını savunmada ön saflarda yer alacaktır.”

Lalu, Endonezya’nın OECD’ye katılmasının “oldukça uzun bir zaman” alacağını söyledi, ancak Cakarta’nın örgütün üyelik yol haritasını önümüzdeki aya kadar kabul etmeyi planladığını kaydetti.

Ocak ayında OECD büyükelçilerinin katıldığı bir toplantıda İsrail’in, iki ülke arasında diplomatik bağların bulunmaması nedeniyle Endonezya’nın örgüte katılmasına itiraz ettiği bildirildi.

Ynet’in haberi bu yıl Endonezya’nın İsrail’i resmen tanımaya hazırlandığını iddia eden ilk haber değildi. ABD merkezli medya kuruluşu Jewish Insider şubat ayı sonunda, Hamas’ın Gazze’de devam eden savaşı ateşleyen ölümcül saldırısını başlatmasından hemen önce, iki ülkenin ekim ayında bir anlaşma ilan etmeye hazırlandığını bildirmişti.

Görevden ayrılan Endonezya Devlet Başkanı Joko Widodo’nun personel koordinatörü Ari Dwipayana, o dönemde ülkenin Antara haber ajansına verdiği demeçte haberi yalanladı: “bilgi tamamen yanlıştır” dedi.

Daha önce de İsrail’de yayımlanan Jerusalem Post gazetesi, Güneydoğu Asya ülkesinin seçilmiş devlet başkanı olan Endonezya Savunma Bakanı Prabowo Subianto’nun tarım alanında işbirliği çabalarına öncülük ettiğini yazmış, bunun üzerine Prabowo böyle bir ortaklığı yalanlayan bir açıklama yapmıştı.

İsrail-Gazze savaşının etkileri

Haberlerin doğruluğu ne olursa olsun, 33,000’den fazla Filistinlinin öldüğü bildirilen kanlı Gazze savaşının ortasında kamuoyunun duyarlılığı göz önüne alındığında, Cakarta’nın İsrail ile ilişkileri normalleştirmesinin şu an için imkansız olduğu düşünülebilir.

Endonezya Orta Doğu Çalışmaları Merkezi’nden Süleyman, “Özellikle son birkaç aydır, insanlar Gazze’de olup bitenlerden endişe duydukları için kamuoyu Filistin yanlısı bir tutum sergiliyor,” dedi. “İsrail ile normalleşmenin yakın gelecekte gerçekleşmeyeceğinden eminim” diye ekledi.

Singapur’daki ISEAS-Yusof Ishak Enstitüsü tarafından bu ayın başlarında yapılan bir anket, Endonezyalı katılımcıların yüzde 74,7’sinin İsrail-Gazze savaşını en önemli jeopolitik endişe kaynağı olarak gördüğünü ve katılımcıların yaklaşık yüzde 80’inin Gazze’ye yönelik saldırının çok ileri gittiğinden endişe ettiğini gösterdi.

Yogyakarta’daki Gadjah Mada Üniversitesi’nde Orta Doğu yönetimi ve siyaseti üzerine ders veren Siti Mutiah Setiawati, İsrail’in 2020’den itibaren Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve diğer Arap ülkeleriyle ABD arabuluculuğunda vardığı İbrahim Anlaşmaları’nın üzerine inşa etmek için Endonezya ile diplomatik normalleşme peşinde olduğunu söyledi.

Setiawati, Endonezya ile resmi ilişkilerin İsrail’in Malezya, Pakistan ve Bangladeş dahil olmak üzere Asya’daki diğer Müslüman çoğunluklu ülkelere diplomatik erişimini genişletmesinin önünü açabileceğini söyledi.

Siti, İsrail ve Endonezya’nın yıllardır gayrı resmi savunma anlaşmaları yaptığını belirterek, Endonezya Hava Kuvvetleri’nin 1979-82 yılları arasında İsrailli mevkidaşından 30 Skyhawk savaş uçağı satın aldığını ve aynı dönemde Endonezyalı pilotların İsrail’deki bir hava üssünde eğitildiğini hatırlattı.

Ancak Endonezya OECD üyesi olmayı hedefliyor diye bu tür gayrı resmi bağların tam bir diplomatik ilişkiye dönüşmesi pek olası değil.

Siti, “Bu tür bağlar kurulursa toplum içinde kargaşa ve muhalefet dalgaları olacaktır” dedi.

“Endonezya’nın en tutarlı dış politikası Filistin meselesidir. Endonezya’nın bağımsızlık lideri] Sukarno’dan Jokowi’ye [Widodo olarak biliniyor] kadar hiçbir başkan İsrail ile diplomatik ilişkiler kurulmasını önermedi” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam Et

ASYA

Çin’in GSYİH’si ilk çeyrekte %5,3 artışla beklenenin üzerine çıktı

Yayınlanma

Çin ilk çeyrekte yüzde 5,3 ile beklenenden daha iyi bir ekonomik büyüme kaydederek, emlak piyasasındaki gerileme ve iç talepteki durgunluktan kaynaklanan zorluklara rağmen bu yılki büyüme hedefine doğru ilerlemeye devam etti.

Yaygın olarak izlenen gayri safi yurtiçi hasıla (GSYİH) büyümesi, Çinli finansal veri sağlayıcısı Wind’in anketine katılan ekonomistlerin tahmin ettiği yüzde 4,9’luk artışı aştı ve geçen yılın dördüncü çeyreğindeki yüzde 5,2’lik büyümenin üzerinde gerçekleşti. Çin ekonomisi yılın ilk üç ayında bir önceki üç aydaki yüzde 1,2’lik artışa kıyasla çeyrek bazda yüzde 1,6 oranında büyüdü.

Standard Chartered Bank’ın Büyük Çin ekonomisti Ding Shuang, “Rakamlar, hizmetler sektöründeki hızlı büyümenin yanı sıra artan denizaşırı talebin sanayi sektöründeki ihracat büyümesini desteklemesinden kaynaklandı,” dedi.

“Özellikle ABD’nin son zamanlarda kapasite fazlası sorunlarından Çin’i sorumlu tutması nedeniyle, ek gümrük vergileri de dahil olmak üzere Batı’daki potansiyel ticaret sürtüşmesi önemli bir engeldir. Bu durum Çin’in ticaret sektörü için bir zorluk teşkil ediyor” diye ekledi.

Ulusal İstatistik Bürosu’nun salı günü yaptığı açıklamaya göre perakende satışlar mart ayında yıllık bazda %3,1 artarken, ocak ve şubat aylarının toplamında %5,5’lik bir büyüme kaydedildi.

Pekin, bu yıl ekonomik toparlanmayı hızlandırmak ve pekiştirmek için tüketime büyük umutlar bağladı, ancak perakende satışlar aylık bazda şubat ayına göre yüzde 0,26 arttı.

Sanayi üretimi mart ayında yıllık bazda yüzde 4,5 artarak Wind tarafından yapılan ankette beklenen yüzde 5,3’lük artışın altında kaldı. Sabit varlık yatırımları yılın ilk iki ayındaki yüzde 4,2’lik artışa kıyasla ilk üç ayda bir önceki yıla göre yüzde 4,5 oranında büyüdü.

Geçen yıl GSYİH büyümesini önemli ölçüde etkileyen gayrimenkul yatırımları yılın ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 9,5 oranında düşerken, yılın ilk iki ayında bu oran yüzde 9 olarak gerçekleşti.

Bu arada, yatırımcı güveninin bir göstergesi olan özel yatırımlar yılın ilk üç ayında yüzde 0,5 oranında arttı.

Kentlerdeki genel işsizlik oranı ise mart ayında yüzde 5,2 olarak gerçekleşirken, bu oran yılın ilk iki ayında yüzde 5,3 idi.

Pekin yıllık büyüme hedefini “yaklaşık yüzde 5” olarak belirledi. Standard Chartered Bank’tan Ding, yılın ikinci yarısındaki zorluklar nedeniyle Çin ekonomisinin bu yıl yüzde 4,8 oranında büyüyeceğini tahmin etti.

Okumaya Devam Et

ASYA

Xiaomi’nin elektrikli araç pazarındaki atılımı: İnsan-araba-ev akıllı ekosistemi

Yayınlanma

Dünyanın en büyük akıllı telefon üreticilerinden biri olan Xiaomi, ABD’li Tesla ve Alman Porsche tarafından sunulan elektrikli araçların (EV) yarısından daha düşük fiyatlı, ancak bu prestijli markalardan daha iyi performans sunan bir model çıkararak elektrikli araç pazarına girdi.

Bir “rüya otomobil” hayal eden Xiaomi CEO’su Lei Jun, 28 Mart’ta Pekin’de düzenlenen bir etkinlikte şirketinin ilk elektrikli aracı SU7 hakkında övgüyle konuştu.

SU7 ailesinin en üst modeli olan Max, 800 kilometre menzile ve saatte 265 kilometre azami hıza sahip, yani rakipleri Porsche Taycan ve Tesla Model S’ten daha uzağa, daha hızlı gidebiliyor. 100 kilometre hıza 2,78 saniyede ulaşarak Alman ve Amerikan otomobillerinden daha hızlı ivmeleniyor.

ABD’li Apple, Apple Car projesini iptal ederken, Xiaomi cesaretle ortaya çıktı.

SU7 Max ayrıca Tesla için 698,900 yuan ve Porsche için 1,518,000 yuan ile karşılaştırıldığında 299,900 yuan (41,500 $) gibi cazip bir fiyat etiketi taşıyor.

Xiaomi, kuruluşundan sadece beş yıl sonra Apple’ın iPhone’u ile karşılaştırılabilir özelliklere sahip telefonları yarı fiyatından daha ucuza satarak lider bir akıllı telefon üreticisi haline geldi.

Ardından, Mart 2021’de Xiaomi, araştırma ve geliştirme için 10 yıl boyunca 10 milyar dolar harcama sözü vererek elektrikli araç işine girdiğini duyurdu. Üretim konusunda Beijing Automobile Works Group ile ortaklık kuran Xiaomi, sadece üç yıl içinde, birçok yönden daha deneyimli rakiplerini geride bırakan yeni bir elektrikli araç piyasaya sürdü. Lei, Xiaomi’nin “15 ila 20 yıl içinde dünyanın ilk beş otomobil markasından biri” haline geleceğini söylüyor.

Xiaomi, Tesla ve diğer gelişmekte olan elektrikli araç üreticilerinin izlediği stratejiyi benimseyerek elektrikli araç pazarına yüksek performanslı bir modelle girdi: üstün performansa meraklı sürücüleri kazanmak, ardından daha ucuz otomobillerden oluşan kitlesel pazara geçmek. Xiaomi, Speed Ultra 7’nin kısaltması olan SU7 için piyasaya sürüldükten sadece 27 dakika sonra 50.000’den fazla ön sipariş aldığını söylüyor.

Lei, Xiaomi’nin “tüm elektrikli araç kategorilerinde” ürünler sunacağını ve yeni araçlar geliştirdiğini belirtti ve şirketin boru hattında daha fazla model olduğunu söyledi.

SU7’nin, Xiaomi’nin Tesla ve Çinli BYD Auto’nun öncülük ettiği bazı teknolojilerden yararlanırken, bazıları rakiplerinden daha gelişmiş olan kendi teknolojileriyle yüksek performanslı bir elektrikli araç geliştirmeye çalıştığı söyleniyor.

Çinli şirket ayrıca, elektrikli araçlarını akıllı telefonlarına ve ev aletlerine bağlayarak teknolojik ekosistemini modern yaşamın her köşesine taşıyacak bir “Xiaomi küresi” inşa etmeyi planlıyor.

Akıllı telefonlarda, ev aletlerinde ve cihazlarda kullanılan HyperOS işletim sistemini SU7’ye dahil ederek Xiaomi, teknoloji ekosisteminden para kazanmaya çalışıyor olabilir: Fukao’ya göre, aracı diğer cihazlara bağlayarak hizmetler sunacak.

Itochu Araştırma Enstitüsü’nde kıdemli bir araştırma görevlisi olan Sanshiro Fukao, müşterilerinin günlük faaliyetlerinin çoğunun, SU7 de dahil olmak üzere 200’den fazla cihaz aracılığıyla bir şekilde bu ekosisteme bağlı olacağını söyledi. Elektrikli araç, Xiaomi alanını genişletmenin merkezinde yer alıyor. “Xiaomi, Apple’ın sunmak isteyebileceği hizmetleri başlatıyor” dedi.

Xiaomi, en iyi küresel akıllı telefon üreticisi olarak zaten geniş bir müşteri tabanına sahip olmasıyla diğer yeni EV üreticilerinden ayrılıyor. ABD’li araştırma uzmanı IDC’ye göre, Xiaomi geçen yıl dünya çapında 145 milyon akıllı telefon sevk ederek Apple ve Güney Koreli Samsung Electronics’in ardından 3 numaralı üretici oldu.

Aralık ayında sona eren mali yılda Xiaomi 270,9 milyar yuan (37 milyar $) satış gerçekleştirdi. Bu rakam, 31 Mart’a kadar olan yılda 4,6 trilyon yen (30 milyar $) satış yapan Suzuki Motor’dan çok daha büyük bir şirket olduğunu gösteriyor.

Analistler Xiaomi’nin hızlı büyümesini Mi Fan Club’a bağlıyor. Lei’nin “Sadece Hayranlar İçin” felsefesi şirkete sosyal medyada büyük bir takipçi kitlesi kazandırdı. Şirket, birçoğunun bir Xiaomi EV’nin direksiyonuna geçmek isteyeceğini umduğu bu hayranlara yönelik etkinliklere ev sahipliği yapıyor.

Pekin’deki SU7 lansman etkinliğinde Lei, Xiaomi’nin Apple’ın CarPlay, iPad ve diğer Apple ürünlerini destekleyeceğini söyleyerek Çinli şirketin ABD’li teknoloji şirketinin şemasındaki yerini anladığını vurguladı. Başka bir deyişle Xiaomi, elektrikli araçlarıyla Apple ürünlerinin kullanıcılarını da cezbetmeyi planlıyor.

Tesla elektrikli araçları ve yenilenebilir enerjiyi birleştirmeye çalışırken, Xiaomi insanların hayatları tarafından üretilen verileri entegre etmeye çalışıyor. Lei, Xiaomi’nin “insan-araba-ev akıllı ekosistemini” tamamlayacağını söyledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English