Bizi Takip Edin

Amerika

ABD Hazine Bakanı Bessent: Resesyon olmayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, yeni gümrük vergilerine tepki olarak küresel finans piyasalarında yaşanan sert satışlar karşısında meydan okuyan bir tavır sergileyerek, vergilerin gerekli olduğunu savundu ve ABD’’de resesyona neden olacağı fikrini reddetti.

Bessent, NBC’de katıldığı bir programda verdiği demeçte, “Resesyona girmemiz için bir neden göremiyorum,” dedi.

Bessent ayrıca, Amerikalıların düşen enerji fiyatları ve faiz oranlarından, düşen hisse senedi fiyatlarından zarar göreceklerinden daha fazla fayda sağlayacağını belirtti.

Ticaret Bakanı Howard Lutnick ve Beyaz Saray ticaret sorumlusu Peter Navarro ile birlikte ayrı ayrı açıklamalarda bulunan Bessent, Başkan Donald Trump’ın geçen hafta uygulamaya koyduğu kapsamlı yeni gümrük vergileri konusunda geri adım atacağına dair hiçbir işaret vermedi.

ABD açısından bakıldığında diğer ülkelerin “uzun süredir kötü aktörler olduğunu” savunan Bessent, sorunların birkaç gün ya da hafta içinde müzakere edilemeyeceğini sözlerine ekledi.

Bakan, “Ülkelerin ne teklif ettiğini ve bunun inandırıcı olup olmadığını görmemiz gerekecek. Sanırım ileriye dönük yolu görmemiz gerekecek,” dedi.

Piyasadaki düşüş ‘organik hayvanların kısa vadeli tepkileri’

Trump’ın gümrük vergisi açıklamasını takip eden iki gün içinde piyasalar 5,4 trilyon dolar değer kaybetti ve S&P 500’ü 11 ayın en düşük seviyesine çekti.

Bessent, piyasadaki düşüşü “organik hayvanların” kısa vadeli tepkileri olarak değerlendirdi ve “Zaman zaman bu tür kısa vadeli piyasa tepkileriyle karşılaşıyoruz. Piyasa Donald Trump’ı sürekli olarak hafife alıyor,” diye konuştu.

Açıklanan gümrük vergileri ABD’nin ithalat vergilerini yüzyılı aşkın bir sürenin en yüksek seviyesine çıkaracak ve ABD ve küresel ekonomiler için büyüme beklentilerinde yaygın bir düşüşe neden oldu.

JPMorgan ekonomistleri cuma günü yaptıkları açıklamada ABD’nin bu yıl resesyona girmesini beklediklerini ifade ettiler.

Ticaret Bakanı: Başkan’ın küresel ticareti resetlemesi gerekiyor

Ticaret Bakanı Howard Lutnick de aynı şekilde meydan okuyan bir tonda konuşarak çarşamba günü karşılıklı tarifeler olarak adlandırılan kapsamlı gümrük vergilerini ertelemeye yönelik herhangi bir plan olmadığını söyledi.

CBS’in “Face the Nation” programında “Gümrük vergileri geliyor,” diyen Lutnick, Trump’ın “bunu ilan ettiğini ve şaka yapmadığını” da sözlerine ekledi.

Bakan, “Bence asıl mesele, Amerika Birleşik Devletleri’nin gücünü resetlemeniz ve bunu hem müttefiklerimize hem de düşmanlarımıza karşı resetlemeniz gerektiğidir,” dedi.

Tarifelerin, Amerikan imalat sanayiini, bir ulusal güvenlik meselesi olarak yeniden restore etmenin tek yolu olduğunu savunan Lutnick, “Erteleme diye bir şey yok. Başkan’ın küresel ticareti resetlemesi gerekiyor,” diye konuştu.

‘Bu müzakere değil, ulusal acil durum’

Fox News’in “Sunday Morning Futures” programında konuşan ABD Ticaret Temsilcisi (USTR) Navarro ise, “Bu bir müzakere değil, bu hile yüzünden kontrolden çıkan ticaret açığına dayanan ulusal bir acil durum. Her zaman dinlemeye hazırız,” ifadelerini kullandı.

Beyaz Saray Ulusal Ekonomi Konseyi Başkanı Kevin Hassett, Trump’ın gümrük vergilerinin bir sonucu olarak ABD tüketici fiyatlarının “bir miktar artabileceğini” kabul etti, ama iktisatçılar, Fed ve bazı Kongre üyeleri arasındaki endişenin abartıldığını öne sürdü.

ABC’nin “This Week” programında konuşan Hassett, “ABD’deki tüketici üzerinde büyük bir etki” beklemediğini ve Amerikalıların Trump’ın Kongre’den geçirmek istediği vergi ve harcama kesintilerinden eninde sonunda faydalanacağını savundu.

Hem Bessent hem de Hassett, gümrük vergisi bombardımanının enflasyonu körükleyeceğine dair endişeleri reddetti ve Fed ile Wall Street’ten gelen alarmist tepkileri küçümsedi.

‘Piyasaları bilerek çökertmiyoruz, Amerikan işçilerine altın çağ yaratmak istiyoruz’

Geçen haftaki piyasa çöküşü sırasında Trump, Fed Başkanı Jerome Powell’ın faiz oranlarını düşürmesi için “MÜKEMMEL” bir zaman olduğunu söyleyerek Fed ile çatışmayı körüklemişti.

Trump’ın yorumlarından kısa bir süre sonra cuma günü yaptığı bir konuşmada Powell, “gümrük vergisi artışlarının beklenenden çok daha büyük olacağının netleştiğini”, bunun da muhtemelen daha yüksek enflasyona ve daha yavaş büyümeye yol açacağını söylemişti.

Hassett, “Başkan’ın fikir sahibi olmasına izin verildiğini ama Fed üzerinde herhangi bir siyasi baskı olmayacağının kesin olduğunu” söyledi.

Hassett ayrıca, Başkan’ın Fed’i faizleri düşürmeye teşvik etmek için finansal piyasaları bilerek çökertmeye çalıştığını öne süren bir videonun bağlantısını paylaşmasının ardından Trump’ın stratejisi hakkındaki spekülasyonları da reddetti.

Hassett, “Bu, piyasaların çökmesi için bir strateji değil, Amerikan işçisi için bir altın çağ yaratma stratejisi,” iddiasında bulundu.

Hafta sonunu telefon görüşmeleri yaparak ve Florida’daki golf kulübünde kulüpler şampiyonasında yarışarak geçiren Trump, küresel ekonomiyi Amerika’nın lehine yeniden şekillendirmek istediğini söylüyor.

Trump, gümrük vergilerinin şirketlerin ABD’de yeni fabrikalar inşa etmesiyle yeni bir yatırım dalgası getireceğini, istihdamı ve zenginliği ülkeye getireceğini savunuyor.

Amerika

Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

Yayınlanma

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.

ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.

Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.

Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.

Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.

Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.

Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.

Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.

ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.

Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.

The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.

Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.

Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English