Amerika
ABD, İmran Han’ın görevden alınması için Pakistan’a baskı yapmış

The Intercept tarafından elde edilen gizli bir Pakistan hükümeti belgesine göre, ABD Dışişleri Bakanlığı 7 Mart 2022’de yaptığı bir toplantıda, Pakistan hükümetini, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalindeki tarafsızlığı nedeniyle İmran Han’ı başbakan olarak görevden almaya teşvik etti.
Pakistan’ın ABD Büyükelçisi ile iki Dışişleri Bakanlığı yetkilisi arasındaki görüşme, son bir buçuk yıldır Pakistan’da yoğun inceleme, tartışma ve spekülasyon konusu oldu. Siyasi mücadele, 5 Ağustos’ta Han’ın yolsuzluk suçlamasıyla üç yıl hapis cezasına çarptırılması ve devrilmesinden bu yana ikinci kez tutuklanmasıyla tırmandı. Han’ın savunucuları suçlamaları asılsız olarak nitelendirerek reddediyor. Siyasetten 5 yıl süreyle men edilmesi kararı aynı zamanda Pakistan’ın en popüler siyasetçisi olan Han’ın bu yıl Pakistan’da yapılması beklenen seçimlere katılmasını da engelliyor.
Sızdırılan Pakistan hükümet belgesinde yer alan ABD’li yetkililerle görüşmeden bir ay sonra, Parlamento’da güven oylaması yapıldı ve bu oylama Han’ın iktidardan alınmasına yol açtı. Oylamanın Pakistan ordusunun desteğiyle düzenlendiği yorumları yapılıyor. O zamandan beri Han ve destekçileri, Han’ın ABD’nin talebi üzerine iktidardan indirildiğini iddia ederek ordu ve onun sivil müttefikleriyle bir mücadele içine girdiler.
Pakistan’ın ABD Büyükelçisinin sızdırılan telgrafı
Büyükelçi tarafından görüşmeye ilişkin hazırlanan ve Pakistan’a iletilen telgrafın metni daha önce yayınlanmadı. Ülke içinde “gizli mesaj” olarak bilinen telgraf, Han’ın görevden alınması durumunda ABD ile daha sıcak ilişkiler, alınmaması durumunda ise tecrit vaat ediyor.
“Gizli” etiketli belgenin, Güney ve Orta Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Donald Lu da dahil olmak üzere Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ile o sırada Pakistan’ın ABD Büyükelçisi olan Asad Majeed Han arasındaki görüşmenin bir kaydını içerdiği belirtiliyor.
Belge, İmran Han veya Han’ın partisiyle hiçbir bağları olmadığını söyleyen Pakistan ordusundaki isimsiz bir kaynak tarafından The Intercept’e sızdırıldı. Intercept, metindeki küçük yazım hatalarını düzenleyerek belgenin tamamını yayımladı:
Bugün Güney ve Orta Asya Dışişleri Bakan Yardımcısı Donald Lu ile öğle yemeğinde bir toplantı yaptım. Kendisine Dışişleri Bakan Yardımcısı Les Viguerie eşlik etti. DCM, DA ve Danışman Qasim bana katıldı.
Başlangıçta Don, Pakistan’ın Ukrayna krizi konusundaki pozisyonuna atıfta bulundu ve “Buradaki ve Avrupa’daki insanlar, Pakistan’ın (Ukrayna konusunda) neden bu kadar agresif bir şekilde tarafsız bir pozisyon aldığı konusunda oldukça endişeli. Bize o kadar da tarafsız bir tavır gibi gelmiyor” dedi. MGK ile yaptığı görüşmelerde, “Bunun Başbakan’ın politikası olduğu oldukça açık görünüyor” dedi ve “Bunun (Başbakanın) ihtiyaç duyduğu İslamabad’daki mevcut siyasi dramlara bağlantılı olduğu ve kamuoyuna bir yüz göstermeye çalıştığı” görüşünde olduğunu paylaştı. Ben buna yanıt olarak, Pakistan’ın Ukrayna konusundaki pozisyonunun yoğun kurumlar arası istişarelerin bir sonucu olduğu için durumu doğru bir şekilde okumadığını söyledim. Pakistan hiçbir zaman kamuya açık bir alanda diplomasi yürütmeye başvurmamıştı. Başbakan’ın siyasi bir miting sırasında yaptığı açıklamalar, İslamabad’daki Avrupa Büyükelçilerinin diplomatik görgü kurallarına ve protokole aykırı olarak kamuoyuna açıkladıkları mektuba tepki niteliğindeydi. İster Pakistan’da ister ABD’de olsun, herhangi bir siyasi lider, böyle bir durumda halka açık bir yanıt vermek zorunda kalır.
Don’a ABD’nin sert tepkisinin sebebinin Pakistan’ın BM Genel Kurulu’ndaki oylamada çekimser kalması olup olmadığını sordum. Kendisi kategorik olarak olumsuz yanıt verdi ve bunun Başbakan’ın Moskova ziyaretinden kaynaklandığını söyledi. “Bence Başbakan’a karşı yapılan güvensizlik oylaması başarılı olursa Washington’da her şey affedilecek çünkü Rusya ziyareti Başbakan’ın bir kararı olarak görülüyor. Aksi takdirde işlerin zorlaşacağını düşünüyorum.” Durakladı ve ardından “Bunun Avrupa tarafından nasıl görüleceğini bilemem ama onların da benzer bir tepki vereceğinden şüpheleniyorum” dedi. Ardından “dürüst olmak gerekirse Başbakan’ın Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından çok güçlü bir şekilde izole edileceğini düşünüyorum” dedi. Don ayrıca, Başbakan’ın Moskova ziyaretinin Pekin Olimpiyatları sırasında planlanmış gibi göründüğünü ve Başbakan’ın Putin ile görüşme girişiminde bulunduğunu ancak başarılı olamadığını ve daha sonra Moskova’ya gitme fikrinin ortaya çıktığını belirtti.
Don’a bunun tamamen yanlış bilgilendirilme ve yanlış bir algı olduğunu söyledim. Moskova ziyareti en az birkaç yıldır planlanıyordu ve müzakereye dayalı kurumsal bir sürecin sonucuydu. Başbakan Moskova’ya uçarken Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin henüz başlamadığını ve barışçıl bir çözüm için hala umut olduğunu vurguladım. Ayrıca aynı tarihlerde Avrupa ülkelerinin liderlerinin de Moskova’ya gitmekte olduğuna dikkat çektim. Don araya girerek “bu ziyaretlerin özellikle Ukrayna sorununa çözüm aramak için yapıldığını, Başbakan’ın ziyaretinin ise ikili ekonomik nedenlerle gerçekleştiğini” söyledi. Başbakan’ın Moskova’da bulunduğu sırada durumdan açıkça üzüntü duyduğuna ve diplomasinin işe yaramasını umduğu gerçeğine dikkat çektim. Başbakan’ın ziyaretinin tamamen ikili bağlamda gerçekleştiğini ve Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik eylemlerine bir göz yumma ya da onaylama olarak görülmemesi gerektiğini vurguladım. Pozisyonumuzun tüm taraflarla iletişim kanallarını açık tutma arzumuz tarafından belirlendiğini söyledim. BM’de ve Sözcümüz tarafından yapılan müteakip açıklamalarda bu husus açıkça ifade edilirken, BM Şartı, güç kullanılmaması veya güç kullanma tehdidinde bulunulmaması, Devletlerin egemenliği ve toprak bütünlüğü ile ihtilafların barışçıl yollarla çözülmesi ilkelerine bağlılığımız bir kez daha teyit edilmiştir.
Don’a Pakistan’ın Ukrayna krizinin Afganistan bağlamında nasıl sonuçlanacağından endişe duyduğunu da söyledim. Bu çatışmanın uzun vadeli etkileri nedeniyle çok yüksek bir bedel ödedik. Önceliğimiz Afganistan’da barış ve istikrarın sağlanmasıydı ve bunun için Rusya da dâhil olmak üzere tüm büyük güçlerle işbirliği ve koordinasyon içinde olmamız şarttı. Bu açıdan da iletişim kanallarının açık tutulması elzemdi. Bu faktör aynı zamanda Ukrayna krizi konusundaki tutumumuzu da belirliyordu. Pekin’de yapılacak Genişletilmiş Troyka toplantısına atıfta bulunmam üzerine Don, ABD’nin Genişletilmiş Troyka toplantısına mı yoksa Rus temsilcilerin de katılacağı Afganistan konulu Antalya toplantısına mı katılması gerektiği konusunda Washington’da tartışmaların devam ettiğini, zira ABD’nin şu anda Rusya ile sadece Ukrayna konusuna odaklandığını söyledi. Ben de tam olarak bundan korktuğumuzu söyledim. Ukrayna krizinin dikkatleri Afganistan’dan başka yöne çekmesini istemiyorduk. Don yorum yapmadı.
Don’a tıpkı onun gibi benim de bakış açımızı açık sözlü bir şekilde aktaracağımı söyledim. Son bir yıldır ABD liderliğinin bizim liderliğimizle ilişki kurma konusunda sürekli olarak isteksiz davrandığını hissettiğimizi söyledim. Bu isteksizlik Pakistan’da görmezden gelindiğimiz ve hatta hafife alındığımız yönünde bir algı yaratmıştı. Ayrıca ABD’nin kendisi için önemli olan tüm konularda Pakistan’dan destek beklerken, Pakistan’ın buna karşılık vermediği ve Pakistan’ı ilgilendiren konularda, özellikle de Keşmir konusunda ABD’nin desteğini pek göremediğimiz hissi vardı. Bu algıyı ortadan kaldırmak için en üst düzeyde işleyen iletişim kanallarına sahip olmanın son derece önemli olduğunu söyledim. Ayrıca, Ukrayna krizi konusundaki tutumumuz ABD için bu kadar önemliyse, Moskova ziyareti öncesinde ve hatta BM’de oylama yapılacağı sırada ABD’nin neden bizimle en üst düzey liderlik düzeyinde temasa geçmediğine şaşırdığımızı söyledim. (Dışişleri Bakanlığı konuyu DCM düzeyinde gündeme getirmişti.) Pakistan üst düzey temasların devam etmesine önem veriyordu ve bu nedenle Dışişleri Bakanı, Bakan Blinken ile görüşerek Pakistan’ın Ukrayna krizine ilişkin pozisyonunu ve bakış açısını bizzat açıklamak istedi. Bu görüşme henüz gerçekleşmedi. Don, Washington’daki düşüncenin, Pakistan’daki mevcut siyasi kargaşa göz önüne alındığında, böyle bir angajman için doğru zaman olmadığı ve Pakistan’daki siyasi durum yatışana kadar beklenebileceği yönünde olduğunu söyledi.
Ukrayna krizi gibi karmaşık bir durumda ülkelerin taraf seçmek zorunda bırakılmaması gerektiği yönündeki görüşümüzü yineledim ve siyasi liderlik düzeyinde aktif ikili iletişimin gerekliliğini vurguladım. Don “pozisyonunuzu net bir şekilde ifade ettiniz ve ben de bunu kendi liderliğime götüreceğim” şeklinde cevap verdi.
Don’a ayrıca Senato’nun ABD-Hindistan ilişkilerini ele alan alt komite oturumunda Ukrayna krizi konusunda Hindistan’ın tutumunu savunduğunu gördüğümüzü söyledim. ABD’nin Hindistan ve Pakistan için farklı kriterler uyguladığı görülüyordu. Don, ABD’li milletvekillerinin Hindistan’ın BMGK ve BM Genel Kurulu’ndaki çekimser oylarına ilişkin güçlü duygularının duruşma sırasında açıkça ortaya çıktığını söyledi. Oturumda ABD’nin Hindistan’dan Pakistan’dan daha fazla şey beklediğini ancak Pakistan’ın pozisyonu konusunda daha endişeli göründüğünü söyledim. Don kaçamak bir cevap verdi ve Washington’un ABD-Hindistan ilişkilerine daha çok Çin’de olup bitenlerin merceğinden baktığını söyledi. Hindistan’ın Moskova ile yakın bir ilişkisi olduğunu da sözlerine ekleyen Don, “Tüm Hintli öğrenciler Ukrayna’dan çıktıktan sonra Hindistan’ın politikasında bir değişiklik göreceğimizi düşünüyorum” dedi.
Başbakan’ın Rusya ziyareti konusunun ikili ilişkilerimizi etkilemeyeceğini umduğumu ifade ettim. Don şu cevabı verdi: “Bizim açımızdan ilişkilerde zaten bir çentik açtığını iddia edebilirim. Siyasi durumun değişip değişmeyeceğini görmek için birkaç gün bekleyelim, bu da bu konuda büyük bir anlaşmazlık yaşamayacağımız ve bu göçüğün çok hızlı bir şekilde ortadan kalkacağı anlamına gelecektir. Aksi takdirde, bu meseleyle doğrudan yüzleşmek ve nasıl yöneteceğimize karar vermek zorunda kalacağız.”
Ayrıca Afganistan ve ikili ilişkilerle ilgili diğer konuları da ele aldık. Görüşmemizin bu kısmına ilişkin ayrı bir bildirimde bulunacağız.
Değerlendirme
Don, defalarca atıfta bulunduğu Beyaz Saray’ın açık onayı olmadan böylesine güçlü bir tehditte bulunamazdı. Don’un Pakistan’ın iç siyasi süreciyle ilgili olarak haddini aşan bir konuşma yaptığı açıktır. Bu konu üzerinde ciddi bir şekilde düşünmeli ve İslamabad’daki ABD merkezine uygun bir uyarıda bulunmayı değerlendirmeliyiz.
Amerika
Tesla ve SpaceX için 3,6 trilyon dolarlık birleşme planı

Tesla ve SpaceX yönetim kurulları, iki şirketi yaklaşık 3,6 trilyon dolarlık piyasa değeri altında bir araya getirebilecek birleşme planını incelemek üzere bağımsız komiteler kurdu. Yapay zeka yatırımları ve roket harcamaları nedeniyle birleşen yapının yıllık serbest nakit akışının en az eksi 54 milyar dolara inmesi bekleniyor.
Elektrikli araç üreticisi Tesla ile uzay taşımacılığı şirketi SpaceX’in olası birleşimi, piyasa değeri yaklaşık 3,6 trilyon dolara ulaşan yeni bir yapı ortaya çıkarabilir.
Financial Times, yatırımcılar, hukukçular ve analistlerin değerlendirmelerine dayandırdığı incelemesinde, her iki şirketin yönetim kurullarının bağımsız komiteler kurarak birleşme ihtimalini araştırmaya başladığını duyurdu.
Elon Musk, 20 Ekim’de yaptığı açıklamada birleşmeyi “iyi bir fikir” olarak nitelendirdi ancak koşulların henüz netleşmediğini ve anlaşmanın garanti olmadığını belirtti. Girişimci, çıkar çatışması sebebiyle görüşmelere doğrudan katılamayacağını bildirdi.
Hissedarlar açısından birleşmenin en belirgin avantajı, Musk’ın zaman ve kaynak paylaşımına dair soru işaretlerini giderebilmesi. İsmi açıklanmayan bir Tesla yatırımcısı, “Şu an vaktinin bir kısmını Tesla’da, bir kısmını da SpaceX’te geçiriyor ve hissedarlar gücünün veya parasının büyük bölümünün nereye gittiğini anlayamıyor” dedi.
Otomobil üreticisine yakın bir kaynak, iki şirketin Roadster spor modelinden malzeme, yakıt ve üretim teknolojilerine kadar uzanan mevcut işbirliğini hatırlattı. Aynı kaynak, birleşmenin işlem gücü ile yapay zekanın fiziksel cihazlardaki kullanımını entegre eden dikey bir yapı kuracağını kaydetti.
Tesla ile SpaceX arasındaki finansal ilişkiler şimdiden belirgin bir hacme ulaştı. SpaceX, Tesla’dan yaklaşık 1 milyar dolar değerinde Megapack batarya sistemleri ve Cybertruck araçları satın aldı.
Tesla, yapay zeka girişimi xAI’a yaptığı 2 milyar dolarlık yatırımın Şubat 2026’da SpaceX ile birleşmesi sonucunda uzay şirketinin doğrudan hissedarı haline geldi. Musk, xAI hamlesini yapay zeka, roket teknolojisi ve uydu iletişimini bir araya getirerek uzayda veri merkezleri kurma hedefiyle gerekçelendirmişti.
Visible Alpha tarafından derlenen analist tahminleri, Tesla ve SpaceX’in toplam gelirinin 2026 yılında 153 milyar dolara çıkacağını gösteriyor. Buna karşılık yapay zeka altyapısı, çip üretimi ve roket harcamaları sebebiyle iki yapının toplam serbest nakit akışının en az eksi 54 milyar dolar olması bekleniyor.
Financial Times, 3,6 trilyon dolarlık büyüklüğün kesinleşmiş anlaşma bedelini değil, şirketlerin mevcut piyasa değerini yansıttığını bildirdi. Olası birleşme aynı zamanda Musk’ın Tesla üzerindeki kontrolünü güçlendirebilir.
Girişimci, imtiyazlı hisseler sayesinde SpaceX’te yaklaşık yüzde 84 oy gücünü elinde tutarken bu oran Tesla’da yüzde 20 civarında kalıyor. Anlaşmanın kabul edilmesi için Tesla tarafında yalnızca oylamaya katılanların değil, tüm hisselerin çoğunluğunun desteği aranacak.
Hukuk uzmanları, birleşme müzakerelerinin bir tarafın diğerinin aleyhine avantaj sağlamadığına piyasayı ikna edecek biçimde yürütülmesi gerektiğini belirtiyor. Colorado Üniversitesi kurumsal hukuk profesörü Ann Lipton, her iki şirketin merkezini taşıdığı Teksas yasalarının yönetim kararlarına itirazı zorlaştırdığına işaret etti.
Lipton, çıkar çatışması iddiasının tek başına yetersiz kalacağını, hissedarların dolandırıcılık veya kasıtlı yasa ihlali gibi fiilleri ispat etmek zorunda olduğunu söyledi. Sürecin bir diğer zorlu ayağını ise küresel onaylar oluşturuyor.
Hukukçulara göre anlaşmanın AB, Birleşik Krallık ve Çin’deki düzenleyici kurumlardan onay alması gerekecek. Geçen yıl Tesla’ya 21 milyar dolarla toplam cirosunun yaklaşık yüzde 22’sini kazandıran Çin, şirketin en büyük otomobil fabrikasına Şanghay’da ev sahipliği yapıyor.
SpaceX’in ABD savunma ihalelerini üstlenmesi ve askeri Starshield uydularını üretmesi, Pekin hattında güvenlik çekincelerini artırıyor. JPMorgan analistleri, ulusal güvenlik kaygıları nedeniyle Çin onayının ciddi engellerle karşılaşabileceğini bildirdi.
Banka analistleri, Tesla’nın Çin operasyonlarını tamamen ayırmasını veya kontrolü yerel bir konsorsiyuma devrederek marka ile otonom sürüş lisans gelirleriyle yetinmesini olası seçenekler arasında gösterdi.
The Wall Street Journal temmuz ayında Tesla’nın Çin birimini satmayı değerlendirdiğini yazmış, ancak Musk bu iddiayı “kesinlikle sahte haber” diyerek yalanlamıştı.
Tesla’ya yakın bir kaynak, birleşmenin Donald Trump’ın 2029’da bitecek başkanlık görev süresinden önce tamamlanmasının önem taşıdığını ifade etti. Kaynak, “Bu anlaşma gerçekleşecek, ama herkesin düşündüğü kadar hızlı değil” dedi.
SpaceX’in halka arzının ardından haziran ayında tarihin ilk trilyoneri unvanını alan Musk, hisselerdeki dalgalanmalar nedeniyle bu eşiğin altına indi. Forbes verilerine göre 13 Ekim’de SpaceX hisselerinin değer kaybetmesiyle serveti 982,9 milyar dolara gerileyen girişimcinin güncel varlığı 925 milyar dolar seviyesinde.
Amerika
ABD’de yolsuzluğu ihbar edene ödül verilecek

ABD Başkanı Donald Trump, kamudaki dolandırıcılıkları ihbar edenlere nakit ödeme sağlayacak 25 milyon dolarlık teşvik programını tanıttı. Mahkûmiyetle sonuçlanan bildirimlere yüzde 1 komisyon vadeden düzenlemede ilk ödeme 10 bin dolarla muhafazakâr YouTuber Nick Shirley’ye yapıldı.
ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance, federal hükümeti dolandıranları ihbar edenlere nakit para ödenmesini öngören 25 milyon dolarlık bir ihbarcı programı açıkladı.
Oval Ofis’te duyurulan Dolandırıcılık İhbar Teşvik Programı kapsamında, mahkûmiyetle sonuçlanan başarılı bildirimlerde bulunanlara yüzde 1 oranında komisyon verilmesi planlanıyor.
Ödüllerin kimlere dağıtılacağı konusundaki tek yetkilinin kendisi olacağını belirten Trump, süreçte son sözü söyleyeceğini dile getirdi.
Trump, Oval Ofis’teki konuşmasında, “Biri birini ihbar ederse yüzde 1 komisyon alacak. Bu harika olacak çünkü bu ülkeden çalınan para trilyonları buluyor” ifadelerini kullandı.
İhbarların “America.gov/fraud” internet sitesi üzerinden toplanacağını aktaran Trump, süreci hızlandırmak adına aynı ödül için birden fazla talep gelmesi durumunda bağlayıcı hakem rolünü bizzat üstleneceğini bildirdi.
Trump, ödemelere ilişkin takdir yetkisini, “Başka bir deyişle o kişinin bunu hak edip etmediğine ben karar vereceğim ve oldukça cömert davranacağım” sözleriyle savundu.
İnternet sitesindeki yönergede, yapılan bildirimin cezai kovuşturmaya yol açması şartıyla ödülün en fazla 30 bin dolara kadar çıkabileceği belirtiliyor.
Öte yandan Trump, Oval Ofis’te yaptığı konuşmada bir kişinin alabileceği tutarda herhangi bir tavan sınır olmadığını iddia etti.
İhbarcıların çok yüksek gelirler elde edebileceğini öne süren Trump, “İnsanlar başkalarını ihbar ederek milyonlarca dolar kazanacak” dedi.
Trump ayrıca ödemelerin ceza davası açılmasına bağlı kalmayacağını, çalınan paranın geri alınması durumunda yapılacağını savundu.
Program kapsamında verilen ilk ödül, Oval Ofis’te Trump ve Vance’in yanında yer alan muhafazakâr YouTuber Nick Shirley’ye gitti. Fox News, Shirley’ye bu kapsamda 10 bin dolar ödendiğini aktardı.
Shirley, Minnesota’daki çocuk bakım programlarında yürütülen usulsüzlük iddialarını araştırdığı bir video yayımlamasının ardından geçen yıl sağ çevrelerde tanınmıştı.
Yeni program, Başkan Yardımcısı Vance’in başkanlığını yürüttüğü dolandırıcılıkla mücadele görev gücünün çalışmalarına dayanıyor.
Vance, “Başkan bu durumun durması gerektiğini söyledi. Artık duruyor ve bunu durdurmamıza yardım etmek isterseniz, ABD Başkanı’nın yaptıkları sayesinde siz de bu ödülleri paylaşabilirsiniz” diye konuştu.
Trump, federal hükümet programlarındaki suistimalleri incelemek ve azaltmak amacıyla mart ayında Dolandırıcılığı Ortadan Kaldırma Görev Gücü’nü kurmuş, yapının başına da Vance’i getirmişti.
Amerika
Anthropic halka arz öncesinde 80,7 milyar dolar zarar açıkladı

Yapay zeka devi Anthropic, 2026’nın ilk yarısında 80,7 milyar dolar net zarar açıklarken gelirini 16,3 milyar dolara taşıdı. Şirket, halka arz izahnamesinde modellerin şantaj benzeri davranışlar sergileyebileceği ve felaket boyutundaki risklerin sigortalanamayacağı uyarısını yaptı.
Yapay zeka modeli Claude’un geliştiricisi Anthropic, 30 Haziran’da sona eren 2026’nın ilk altı ayında 80,7 milyar dolar net zarar açıkladı.
The Wall Street Journal gazetesinin şirketin halka arz izahname taslağına dayandırdığı habere göre kaydedilen bu zarar, 2025 yılının tamamında gerçekleşen 42 milyar dolarlık kaybı neredeyse ikiye katladı.
Söz konusu devasa tutarın 72 milyar dolarlık büyük bölümü muhasebe kaynaklı defter değeri düşüşlerinden kaynaklandı.
Buna karşın şirketin gelirlerinde sert bir yükseliş görüldü; yılın ilk yarısındaki ciro, önceki yılın aynı dönemindeki 1,1 milyar dolardan 16,3 milyar dolara ulaştı.
Anthropic bu dönemde işlem gücü ve altyapı ihtiyaçları için yaklaşık 9 milyar dolar harcayarak, 2025’in tamamında yapılan 7,3 milyar dolarlık harcamayı altı ayda geride bıraktı.
Şirketin önümüzdeki 7 ila 10 yıl içinde bulut hizmetleri sözleşmeleri kapsamında yaklaşık 450 milyar dolar ödeme taahhüdü bulunuyor.
Bu yükümlülükler çerçevesinde Google Cloud ile 111 milyar dolar, Amazon Web Services ile 110 milyar dolar ve Microsoft ile 31 milyar dolarlık sözleşmeler planlanıyor.
Anthropic ayrıca yapay zeka odaklı daha küçük bulut sağlayıcıları Nscale ve Lambda üzerinden Nvidia çipleri kiralamak için sırasıyla 2033 ve 2034 yıllarına kadar 86 milyar dolara varan harcama yapacak.
Şirket gelecek yıllarda bilgi işlem kapasitesini artırmak amacıyla 750 milyar dolar daha harcayabilir.
Halka arz izahname taslağının yaklaşık üçte birlik kısmı ise doğrudan risk faktörlerine ayrıldı.
Belgede modellerin gerçek dünyada somut zararlara yol açma olasılığına dikkat çekilirken, yapay zekanın “kendini koruma” eğilimi sergileyebileceği ve “şantajı” andıran yanıtlar üretebileceği kaydedildi.
Anthropic, yapay zeka kaynaklı “felaket boyutundaki bir olayın” yaratacağı hasarın büyüklüğü nedeniyle bu tür riskleri sigortalamanın imkansız hale gelebileceği uyarısında bulundu.
Piyasa beklentilerine göre Anthropic’in halka arzı tarihin en büyük işlemlerinden biri olabilir ve SpaceX’in rekorunu geride bırakabilir.
Borsaya açılmanın ardından şirketin piyasa değerinin 2 trilyon dolara kadar ulaşabileceği öngörülüyor.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Asya2 hafta önceEndonezya’nın yeni iş yasası işçileri memnun etti, iş dünyasını endişelendirdi
Diplomasi2 hafta önceİtalyan gazeteci ve yazar Thomas Fazi: Avrupa, II. Dünya Savaşı’ndan beri ABD işgali altında
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor











