Bizi Takip Edin

Amerika

ABD Senatosu’nda seçim güvenliği tartışması

Yayınlanma

Senato Çoğunluk Lideri John Thune, Başkan Trump’ın 15 eyalette seçim yönetiminin devralınması ve oylama sisteminin merkezileştirilmesi yönündeki çağrısına karşı çıktı. Thune, seçmen kimliği zorunluluğunu desteklediğini ancak seçimlerin federal bir yapıya bürünmesinin anayasaya aykırı olduğunu belirtti.

ABD Senatosu Çoğunluk Lideri Cumhuriyetçi John Thune, Başkan Donald Trump’ın Washington’daki Cumhuriyetçilere yönelik, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki oylama sistemini “merkezileştirme” ve 15 eyalette seçim yönetimini “devralma” çağrısını reddetti.

Thune, seçmenlerin vatandaşlıklarını kanıtlamak için kimlik göstermeleri zorunluluğunu güçlü bir şekilde desteklediğini; ancak federal hükümetin seçimleri yürütme yetkisini ele geçirmesine karşı olduğunu ifade etti.

The Hill’in haberine göre Anayasa’nın bu yetkiyi eyaletlere verdiğine dikkat çeken Thune, gazetecilere yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Sadece vatandaşların oy kullanmasını ve sandık merkezlerinde kimlik gösterilmesini destekliyorum. Bunun mantıklı olduğunu düşünüyorum. Ancak seçimlerin federalleştirilmesinden yana değilim. Bunun anayasal bir mesele olduğu kanaatindeyim.”

“Tek bir sistemi hacklemek 50 sistemi hacklemekten daha kolay”

Gücün merkeziyetten uzaklaştırılması ve dağıtılması gerektiğine inandığını vurgulayan Thune, federal seçimlerin eyaletler tarafından yönetilmesinin güvenlik avantajlarına değindi.

Thune, “Bence 50 seçim sistemini hacklemek, tek bir sistemi hacklemekten daha zor. En azından benim görüşüme göre, bu sistem her zaman oldukça iyi işledi” diyerek mevcut yapının korunması gerektiğini belirtti.

Thune bu açıklamaları, Trump’ın ara seçimlerde usulsüzlükleri önlemek adına Cumhuriyetçilere 15 eyalette oylama prosedürlerini devralmaları yönünde yaptığı çağrı üzerine gerçekleştirdi.

Demokratların ara seçimlerde Senato’da sandalye sayısını artırması ve Temsilciler Meclisi’nde kontrolü ele geçirmesi öngörülüyor.

Cumhuriyetçiler seçimlerin merkezileştirilmesi için baskı yapıyor

Eski FBI Direktör Yardımcısı ve muhafazakar yayıncı Dan Bongino’ya konuşan Trump, “Cumhuriyetçiler ‘yönetimi devralmak istiyoruz’ demeli. En az 15 yerde oylama işlemlerini devralmalıyız. Cumhuriyetçiler oylamayı merkezileştirilmeli” sözleriyle partisinin stratejisini belirlemişti.

Trump’ın bu çıkışı, Kongre’deki muhafazakarların SAVE Yasası’nı geçirme çabalarıyla eş zamanlı bir döneme denk geldi.

Söz konusu yasa tasarısı, seçmenlerin kayıt yaptırırken pasaport veya doğum belgesi gibi belgelerle vatandaşlıklarını kanıtlamalarını zorunlu kılıyor.

Tasarı ayrıca, çevrimiçi seçmen kayıt sistemlerinin revize edilmesini ve hatalı verilerle ilişkilendirilen seçmenlerin listelerden temizlenmesi için eyaletlerin düzenli incelemeler yapmasını öngörüyor.

Schumer düzenlemeyi yeni nesil ayrımcılık olarak nitelendirdi

Senato Demokrat Çoğunluk Lideri Chuck Schumer, daha katı oy kullanma şartlarının getirilmesine şiddetle karşı çıkacaklarını açıkladı.

Schumer, yaptığı yazılı açıklamada, “SAVE Yasası, Jim Crow yasalarının modern bir versiyonundan ibaret. Bu düzenleme milyonlarca Amerikalıyı seçmen haklarından mahrum bırakacaktır. Her bir Demokrat senatör, bu düzenlemeyi içeren her türlü tasarıya karşı ret oyu verecektir” dedi.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English