Amerika
ABD Temsilciler Meclisi’nde Cumhuriyetçi kanatta görülmemiş istifa dalgası

ABD Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçiler, yasama organındaki işleyiş sorunları ve siyasi tıkanıklık nedeniyle rekor sayılarda emeklilik veya farklı görevlere geçiş kararı alıyor. Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson’ın dar marjlı çoğunluğunu koruma çabalarını zora sokan bu dalga, 2018 ara seçimlerindeki rekoru geride bıraktı.
ABD Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçiler, benzeri görülmemiş bir oranda emekli olmayı veya başka makamlar için yarışmayı tercih ediyor. Bu durum, Temsilciler Meclisi Başkanı Cumhuriyetçi Mike Johnson’ın 2026 ara seçimlerinde olası bir Demokrat dalgasını savuşturma ve sahip olduğu kıl payı çoğunluğu koruma girişimlerini karmaşık hale getiriyor.
Son olarak Missouri Temsilcisi Sam Graves’in katılımıyla birlikte, şu ana kadar toplam 36 Cumhuriyetçi vekil dönem sonunda koltuklarını bırakacaklarını duyurdu. Vekiller bu kararlarına gerekçe olarak yasama sürecindeki tıkanıklığı, ailevi yükümlülükleri veya yeni nesil liderlere yer açma isteğini gösteriyor.
Bu sayı, Demokratların Başkan Trump’ın ilk döneminde alt meclisin kontrolünü geri kazandığı 2018 ara seçim dönemindeki 34 kişilik rekoru şimdiden geride bırakmış durumda. Buna karşılık, bu yıl yeniden seçilme arayışında olmayan Demokrat vekil sayısı 21’de kaldı.
Johnson daralan çoğunluk ve disiplin sorunlarıyla karşı karşıya
Cumhuriyetçilerin “Trump 2.0” döneminde Washington’daki rollerini yeniden değerlendirmesi ve başkanın partisinin ara seçimlerde tarihsel olarak kayba uğradığı gerçeği göz önüne alındığında, ayrılanların sayısının önümüzdeki haftalarda artması bekleniyor.
Graves cuma günü yaptığı açıklamada, görevden ayrılma kararının kolay olmadığını ancak “doğru karar” olduğunu ifade etti.
Graves, “Gelecek nesillere yer açılması gerektiğine inanıyorum; meşaleyi devretme ve muhafazakar liderlerin yeni bir muhafız birliğinin Missouri halkı için ileriye dönük bir yol çizmesine izin verme zamanı geldi” derken, kamu hizmetinin “kolay olmadığını” da sözlerine ekledi.
Graves, aralarında Temsilciler Meclisi üyeleri Chip Roy, Jodey Arrington ve Michael McCaul gibi yüksek profilli muhafazakarların yanı sıra Nebraska’dan Don Bacon gibi rekabetçi bölgelerde defalarca seçim kazanan ılımlı isimlerin de bulunduğu geniş bir yelpazedeki istifacı listesine katıldı.
Bazı üyeler, yerleşik siyasi kutuplaşma ve Kongre eylemlerinin durma noktasına gelmesinden duydukları memnuniyetsizliği açıkça dile getiriyor.
Vekiller eyalet yönetimlerine ve Senato’ya yöneliyor
Bacon ocak ayında The Hill gazetesine verdiği demeçte, “Yeni bir şeye hazırdım, eşimin de öyle olduğunu biliyorum; asıl sebep buydu. Daha tali sebepler ise işleyiş bozukluğunun cazip olmamasıdır” dedi.
Bacon ayrıca, bir yandan solla mücadele ederken diğer yandan bizzat başkanla pek çok konuda ters düşmenin usta bir taktisyen olmayı gerektirdiğini ve artık değişim vaktinin geldiğini belirtti.
Kongre’den ayrılan 36 Cumhuriyetçiden 10’u valilik için yarışıyor. Bu isimler arasında David Schweikert, Tom Tiffany, Nancy Mace, Ralph Norman, Dusty Johnson, Randy Feenstra, John James, John Rose, Byron Donalds ve Andy Biggs bulunuyor. Chip Roy ise Teksas Başsavcılığı için adaylığını koydu.
Güney Carolina Valiliği için yarışan Norman, Kongre yerine valilik konutunda daha fazla iş başarabileceğine inandığını söyledi. Norman, “Vali olarak ulusal düzeyde çok daha fazlasını başarabilirim. 535 Kongre üyesine karşılık sadece 50 vali var; dolayısıyla Güney Carolina’nın valisi olarak sesim çok daha gür çıkacaktır” ifadelerini kullandı.
Ara seçimler öncesi “yeni gardiyanlar” arayışı
Meclisten ayrılan diğer bazı üyeler ise Senato için yarışarak Kongre’den tamamen kopmamayı tercih ediyor. Kevin Hern, Julia Letlow, Harriet Hageman, Barry Moore, Mike Collins, Earl Carter, Andy Barr ve Ashley Hinson bu listede yer alıyor. Wesley Hunt ise Teksas Senato ön seçimlerini kaybetti.
Markwayne Mullin’in İç Güvenlik Bakanı olarak atanmasının ardından onun koltuğu için yarışan Hern, yayınladığı kampanya videosunda, “Amerikan rüyası, Başkan Trump’ın ‘Önce Amerika’ gündemine karşı çıkan ve ABD’yi üçüncü dünya ülkesine çevirmek isteyen radikal sol ve sözde Cumhuriyetçilerin (RINO) tehdidi altındadır” dedi. Hern, Trump’ın Senato’da sadık bir müttefiki olmak için aday olduğunu vurguladı.
Bu süreçten bağımsız olarak, dört Cumhuriyetçi vekil yılın başında istifa ederken bir vekil de hayatını kaybetti. Johnson, 2024’te kazanılan koltukları korumak, yenilerini eklemek ve Trump’ın görev süresinin son iki yılında Meclis Başkanı olarak kalmak için bu ayrılıklar karşısında ciddi bir sınavla karşı karşıya bulunuyor.
Başkan Johnson, özellikle emekli olan veya başka ofisler için yarışan üyelerin oylamalara katılım motivasyonunun düşmesi ve seçim kampanyaları ile yasama sorumluluklarını dengeleme zorluğu nedeniyle katılım sorunlarıyla da mücadele ediyor.
Ocak ayındaki bir savaş yetkileri oylamasında liderlik, o dönemde Teksas Senatosu için kampanya yürüten Hunt’ın gelip oy kullanması için oylamayı bir saatten fazla açık tutmak zorunda kaldı.
Kongre emeklilikleri üzerine çalışan siyaset bilimi profesörü Michael Romano, bazı vekillerin Kongre’de “bir tür duvara tosladıklarını” hissettiklerini belirtti.
Romano, bu kişilerin ya Washington’da yapmaları gerekeni yaptıklarını düşündüklerini ya da artık istediklerini gerçekleştiremedikleri bir tıkanıklığa girdiklerini ifade etti. Profesöre göre vekiller, hayal kırıklığı veya siyasi oyuna farklı bir açıdan yaklaşma arzusuyla Kongre’nin artık kendilerine göre olmadığını değerlendiriyor.
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa5 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya3 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek












