Bizi Takip Edin

Diplomasi

ABD, Ukrayna tahılına alternatif rota için Türkiye ile görüşüyor

Yayınlanma

Rusya’nın Karadeniz tahıl koridoru anlaşmasından çekilmesinin ardından, ABD, Ukrayna tahılı için alternatif ihracat yollarının kullanımını arttırmak üzere Türkiye, Ukrayna ve Ukrayna’nın komşularıyla görüşmeler yürütüyor.

Wall Street Journal’ın (WSJ) haberine göre ABD destekli plan, Ukrayna’nın Ekim ayına kadar Tuna Nehri üzerinden ayda dört milyon ton tahıl ihraç edebilmesi için kapasitenin artırılmasını içeriyor. Tahılın büyük bir kısmı Tuna’dan aşağı doğru ve Karadeniz üzerinden Romanya’daki yakın limanlara gönderilecek ve buradan da diğer varış noktalarına sevk edilecek. Daha yavaş ve daha pahalı olsa da bu rota, geçen yıl Rusya, Türkiye ve Birleşmiş Milletler ile yapılan bir anlaşma çerçevesinde oluşturulan Karadeniz nakliye koridoruna alternatif olma hedefinde.

WSJ’ye konuşan üst düzey bir ABD’li yetkili, “Gerçek şu ki Rusya küresel gıda tedarikine saldırmaya karar verdi ve saldırısını tamamladığını düşünene kadar onları geri getirmek zor olacak,” iddiasında bulundu.

Tuna güzergahına askeri koruma getirilebilir

Yetkililer, Ukrayna’nın Tuna Nehri üzerinden ihracat kapasitesini artırma çabasının, Türkiye ve Birleşmiş Milletler’in Rusya’yı tahıl anlaşmasına geri döndürmeye yönelik çabalarına paralel olarak gerçekleştiğini söyledi. Diplomatlar, geçen yıl anlaşmaya aracılık eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, hasat edilen Ukrayna tahılı Eylül başında yığılmaya başlamadan önce anlaşmayı yeniden canlandırmak için ‘baskı altında olduğunu’ söyledi.

ABD’nin Ukrayna’nın Tuna limanlarına giden ve gelen gemileri korumak için askeri çözümler de dahil olmak üzere tüm potansiyel seçenekleri değerlendirdiğini söyleyen ABD yetkilisi, bu seçenekler hakkında ayrıntı vermeyi ya da hangi ülkelerin bu seçeneklere dahil olacağını söylemeyi reddetti. Yetkili, nakliye hattını koruma çabaları için, “Her şeye bakacağız,” dedi.

Romanya ihracat kapasitesini iki katına çıkaracak

ABD Dışişleri Bakanlığı, üst düzey ABD’li yetkililerin Cuma günü Romanya’nın Galati kentinde yapılan bir toplantıda Ukrayna, Moldova ve Romanya liderleriyle bu planı görüştüklerini söyledi.

Romanya Ulaştırma Bakanı daha sonra gazetecilere yaptığı açıklamada ülkesinin tahıl ihracatı kapasitesini iki katına çıkararak ayda dört milyon tona çıkaracağını söyledi.

AB’nin ‘dayanışma hatları’ yeni plana dahil

ABD’nin planları, tahıl ve diğer kargoların Ukrayna’ya mümkün olduğunca sorunsuz bir şekilde girip çıkması için ‘dayanışma hatları’ olarak bilinen karayolu, demiryolu ve deniz yollarının oluşturulmasına yönelik Avrupa Birliği girişiminden de kısmen yararlanacak. AB bu planı savaşın ilk aylarında, nakliyecilerin Ukrayna, Moldova ve AB arasında izinsiz transit geçiş yapmalarının önünü açan karayolu taşımacılığı anlaşmalarının ardından oluşturmuştu. AB o zamandan bu yana daha hızlı ihracat yolları oluşturmak ve gümrük işlemlerini hızlandırmak için bir dizi altyapı projesine yatırım yaptı.

Mayıs 2022’den bu yana söz konusu rotalar Ukrayna’dan 41 milyon ton tahılın ihraç edilmesini sağladı. WSJ’nin iddiasına göre bu rakam, Karadeniz Tahıl Girişiminin elde ettiğinden çok daha fazla. Avrupa Birliği’nin Tarımdan sorumlu komisyon üyesi Janusz Wojciechowski geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada, bloğun dayanışma hatlarının birkaç ay içinde Ukrayna’nın Karadeniz tahıl rotalarının tamamının yerini alabileceğini söylemişti.

AB yetkilileri özel görüşmelerde, ‘her şeyin yolunda gitmesi halinde’ birliğin Ukrayna’nın ayda ortalama 5 milyon ila 5,5 milyon ton tahıl ihraç etmesine izin verebileceğine inandıklarını söylüyor. AB’nin şimdiye kadar gerçekleştirdiği en yüksek tahıl ihracatı Kasım ayında 4,2 milyon ton oldu. Haziran ayında ise Ukrayna AB girişimiyle 3 milyon ton ihracat yapmıştı.

AB yetkilileri, Tuna güzergahının bu ihracatın %60 gibi büyük bir kısmını karşıladığını söyledi. Karadeniz Tahıl Girişimi, en yoğun döneminde Ukrayna’nın geçen yıl Odesa çevresindeki üç limandan ayda yaklaşık 6 milyon ton ihracat yapmasına olanak sağlamıştı.

Dayanışma hatlarının kısıtları

WSJ’ye göre tüm olumlu görüşlere rağmen dayanışma hatları da zorluklarla kuşatılmış durumda.

AB yetkilileri, bazı güzergahlarda gelen kargoların gerekli sağlık ve gümrük kontrollerini hızlı bir şekilde yapmak için yeterli personel ve kaynak bulunmadığını, bunun da bazen trafiği yavaşlatan ve Ukrayna’nın tahıl ihracatının maliyetini artıran karayolu taşımacılığı fiyatlarını yükselten yığılmalara ve gecikmelere neden olduğunu söylüyor.

Ukrayna ile Romanya arasında, Ukrayna’nın tahıl taşıyan gemilerin geçişini kolaylaştırmak için Tuna deltasındaki nakliye kanallarını tarama çalışmaları nedeniyle, şimdi çözüme kavuşturulmuş olan anlaşmazlıklar yaşanmıştı.

ABD’li yetkililer, daha büyük gemilerin geçebilmesi için Tuna güzergahının verimliliğinin artırılması, park için yer açılması ve gemileri kilit bir kanaldan geçirecek pilot sayısının artırılması konularını görüştüklerini söylüyorlar.

Ne var ki, USAID Avrupa ve Avrasya Bürosu Yönetici Yardımcısı Erin Elizabeth McKee bu ay verdiği bir brifingde bu çabaların ‘başta Odesa olmak üzere Karadeniz limanlarının yerini almayacağını ve bu nedenle bir çözüm değil; gerçekten geçici bir alternatif olduğunu’ söylemişti.

Tahıl anlaşmasının sona ermesinden bu yana Ukrayna’nın Karadeniz üzerinden tahıl ihracatı için elinde kalan tek yol olan Tuna güzergahı, küçük gemilerle Romanya, Bulgaristan ve başka yerlerdeki limanlara tahıl götürerek dünya pazarlarına sevk ediyor.

Rusya, Tuna limanlarını da hedef almaya başladı

Rusya Tuna yolunu kesmekle tehdit etmiş, Romanya ve Moldova sınırlarına yakın Ukrayna’nın Tuna’daki limanları İzmail ve Reni’ye drone saldırıları düzenlemiş ve Pazar günü limana giden Türk mürettebatlı bir gemiye el koymuştu.

Pazartesi günü Romanya donanması, Costinesti sahil beldesindeki bir iskelenin bir patlamada hafif hasar görmesinin ardından, ülkenin Karadeniz kıyısındaki ‘başıboş mayınları’ araştırmak üzere bir gemi ve bir helikopter görevlendirdiğini açıkladı.

Pazar günü bir Rus savaş gemisi Romanya kıyılarından çok uzak olmayan İzmail’e gitmekte olan bir kargo gemisine uyarı ateşi açmıştı.

Diplomasi

G20 ticaret bakanları açıklamasına tek itiraz Çin’den geldi

Yayınlanma

G20 ticaret yetkilileri bu hafta Milwaukee’de bir araya geldi ve küresel çelik arz fazlasıyla mücadeleye yönelik yeni bir anlaşma duyurdu.

“Milwaukee Çerçevesi”, ülkeleri piyasayı bozan sübvansiyonları kısıtlamaya ve çelik ithalatı ile ticaretin kuralları dışına çıkarılmasının izlenmesini artırmaya çağırıyor.

Ayrıca, olası gümrük vergileri de dahil olmak üzere, kapasite fazlasına karşı “kanıta dayalı önlemleri” destekliyor.

Bu anlaşma, Eylül ayında Kuzey Carolina’nın Asheville kentinde düzenlenen G20 maliye bakanları toplantısında varılan daha geniş kapsamlı bir mutabakatın ardından geldi.

Toplantıda ABD ve diğer neredeyse tüm G20 ekonomileri, büyük ve kalıcı ticaret dengesizliklerinin diğer ülkelere zarar verebileceği konusunda mutabık kaldı.

Büyük ticaret fazlası olan ülkelerden, büyüme için ihracata aşırı bağımlı hale getiren politikalarını gözden geçirmelerini isteyen bir bildirgeyi imzaladılar.

Çin, bu bildirgeye itiraz eden tek G20 üyesi oldu.

Axios’a göre giderek daha fazla ülke, Donald Trump’ın küresel ticaretteki sorunlara ilişkin argümanının temel bir unsurunu benimsiyor. Üstelik bu durum, Trump’ın uyguladığı gümrük vergilerinin dünya ekonomisini sarsmasına rağmen gerçekleşiyor.

On yıllardır hükümetler, aşırı çelik üretimi de dahil olmak üzere küresel ticaretteki dengesizlikler konusunda uyarıda bulunuyorlar.

Değişen şey ise, yerli sanayilere verilen zararı kabul etme ve onları koruma konusundaki istek.

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, konferansın aralarında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çoğu ülke bu küresel sorunlara katılıyor, insanlar teşhise katılıyor fakat harekete geçmekten çekiniyorlar,” dedi.

Greer’e göre Milwaukee anlaşmasının “2015 yılında gerçekleşmesi” mümkün değildi.

Greer şöyle konuştu:

“Diğer tüm ülkeler, ABD pazarına erişimlerini sürdürmek istiyorlarsa uluslararası sistemi yeniden düzenlememiz gerektiğini biliyorlar. Yaratıcı fikirler, yeni yapılar ve tutarlı planlar ortaya koydukça, onlar da bu sürece katılıyorlar.”

AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, salı günü Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezinde Greer ve imalat sektöründen CEO’larla düzenlenen yuvarlak masa toplantısında, yönetimin kapasite fazlası konusuna odaklanmasını olumlu karşıladı.

Greer, “Ticaret komiseri ve diğerleri de dahil olmak üzere Avrupa’daki pek çok kişinin bu konu hakkında oldukça net bir görüşe sahip olduğunu düşünüyorum… Onlar, bizim 10 yıl önce atmaya başladığımız bazı adımları atmaya başlıyorlar,” dedi ve Avrupa’nın kendisinin de küresel kapasite fazlasına katkıda bulunduğuna inandığını ekledi.

ABD’nin ticaret ortakları, Washington ile birlikte çözmeye çalıştıkları bazı sorunları hedef alan gümrük vergileriyle ya da bu vergilerin uygulanma olasılığıyla karşı karşıya kalıyor.

Kanada’nın ABD’ye yaptığı çelik ihracatının çoğu %50’lik bir gümrük vergisiyle karşı karşıya. 

Ülkenin ticaret yetkililerinden biri Milwaukee’ye vardığında, belirli Kanadalı ürünlere yönelik bir ithalat yasağı yürürlüğe girdi.

Greer ayrıca 16 ekonomideki kapasite fazlası ve üretimi de soruşturuyor ve bu soruşturmalar nihayetinde yeni gümrük vergilerinin önünü açabilir.

Greer, yuvarlak masa toplantısındaki gerginliği kabul ederek, ABD ile ticaret ortakları arasında anlaşmazlıklar olabileceğini ama yine de başka yerlerdeki üretim fazlası konusunda ortak endişeleri paylaştıklarını belirtti.

Dış ticaret bakanları dün öğleden sonra, Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezine 1,5 mil (yaklaşık 2,4 km) uzunluğundaki bir yolculuk için otobüslere bindi ve burada fabrika tesisini gezdi.

Bu “saha gezisi”, Trump yönetiminin teşvik etmek istediği türden ileri düzey yerli üretimi sergilemeyi amaçlıyordu.

Rockwell, bakanlara gezi için çelik burunlu spor ayakkabılar hediye etti (bu ayakkabılar Vietnam’da üretilmişti).

Fabrikalarda kullanılan otomasyon teknolojisi üreten Rockwell, ABD’deki tesislerine, insan kaynağına ve teknolojiye 2 milyar dolarlık yatırım yapıyor. 

Fakat gümrük vergileri de bu üreticinin maliyetlerini artırıyor. Rockwell, yaz aylarında yatırımcılara bazı müşterilerinin projelerini ertelediğini bildirdi.

CEO Blake Moret, şirketin kazanç açıklamasında, “Gümrük vergileri ve enflasyon açısından bu kadar dalgalı bir ortamda, müşteriler iş planlarının maliyet tarafının sağlam olduğundan emin olmak istiyorlar,” dedi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Tayvan, Xi-Trump zirvesinin ardından gelen F-16V teslimatını memnuniyetle karşıladı

Yayınlanma

Tayvan, ayrı bir milyarlarca dolarlık silah paketine ilişkin ABD başkanlığı tarafından getirilen askıya alma kararına rağmen, uzun süredir ertelenen iki adet F-16V savaş uçağının teslimatını, ABD’nin askeri desteğinin devam ettiğinin bir göstergesi olarak değerlendirdi.

Cuma günü doğudaki Taitung ilçesindeki Chihhang Hava Üssü’ne ulaşan iki tek kişilik uçak, 1997 yılında orijinal F-16A/B filosunun teslimatlarının başlamasından bu yana adanın aldığı ilk yeni F-16’lar.

Önceki versiyonlarla karşılaştırıldığında, F-16V konfigürasyonu Northrop Grumman APG-83 aktif elektronik taramalı dizi radarını, güncellenmiş aviyonik sistemleri ve geliştirilmiş hedef tespit ve izleme yeteneklerini içermektedir.

Bu iki uçak, ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk görev dönemi sırasında, Ağustos 2019’da Washington tarafından onaylanan 247,2 milyar NT$ (7,76 milyar ABD doları) tutarındaki 66 adet F-16V satışının bir parçası.

İki uçağın, geçen hafta Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in ABD’ye yaptığı devlet ziyaretinden yaklaşık bir ay önce, ağustos ayı sonunda Tayvan’a ulaşması bekleniyordu. Ne Taipei ne de Washington, gecikmeyle ilgili kamuoyuna bir açıklama yapmadı.

Kongre’nin gayri resmi incelemesinden geçen, Taipei’ye yönelik yaklaşık 14 milyar ABD doları değerindeki ayrı bir silah paketi ise başkanın onayı beklenirken askıda kalmaya devam ediyor.

Trump’ın Xi’yi sıcak bir şekilde karşılamasının adada bir miktar belirsizliğe yol açmasının ardından, cuma günkü teslimat Tayvan’ın iktidar partisi Demokratik İlerleme Partisi (DPP) tarafından memnuniyetle karşılandı.

Tayvanlı lider William Lai Ching-te, Tayvan’ın kendini savunmasına yönelik “uzun vadeli desteği” ve iki taraf arasındaki güvenlik işbirliğini derinleştirmeye devam ettiği için Washington’a teşekkür etti. Ayrıca, bu teslimatı bölgesel istikrarla ilişkilendirerek, bunun ABD’nin “güvenliği ilerletmek için Tayvan dahil Hint-Pasifik ortaklarıyla birlikte çalışma” taahhüdünü gösterdiğini belirtti.

Demokrasi İlerleme Partisi (DPP) milletvekili Chen Kuan-ting de, bu teslimatın zirveden bu yana ABD’nin silah satışlarında “yapısal bir değişiklik” olmadığını gösterdiğini belirtti.

Buna karşılık, muhalefetteki Kuomintang milletvekili Ma Wen-chun, uçakların gelmesinin programdaki gecikmelerden dikkatleri başka yöne çekmemesi gerektiğini belirterek, savunma bakanlığını kalan uçaklar için net bir takvim sunmaya çağırdı. “İkisi geldi; kalan 64’ü de zamanında gelmelidir” dedi.

Tayvan Savunma Bakanlığı başlangıçta 66 savaş uçağının tamamını yıl sonuna kadar teslim almayı umuyordu, ancak program planlanan takvimin çok gerisinde kaldı. Tayvanlı yetkililer, takvimi etkileyen başlıca faktörler arasında üretim hattının yer değiştirmesini ve tedarik zincirindeki aksaklıkları gösterdi.

Savunma Bakanı Wellington Koo Li-hsiung cuma günü, yıl sonuna kadar daha fazla F-16V’nin teslim edileceğini söyledi, ancak kesin bir sayı vermedi.

İlk iki savaş uçağının teslim süreci de beklenmedik bir şekilde uzamıştı.

17 Ağustos’ta ABD anakarasından ayrılan uçaklar, Pasifik’i aşan yolculuklarında havada yakıt ikmali yaparak 21 Ağustos’ta Hawaii’deki Pearl Harbour-Hickam Ortak Üssü’ne ulaştı. Uçakların birkaç gün içinde Tayvan’a doğru yola devam etmeleri bekleniyordu, ancak bunun yerine üssünde neredeyse altı hafta kaldılar.

Tayvanlı medya ve askeri gözlemciler, teknik sorunlar, elverişsiz hava koşulları ve yakıt ikmal uçağının bulunmaması gibi çeşitli olası açıklamalar öne sürdü.

Nedeni açıklanamayan bu gecikme, Tayvan’da Washington’un, Xi’nin ABD’ye yapacağı devlet ziyaretinden kısa bir süre önce siyasi açıdan hassas bir teslimatı önlemek istemiş olabileceğine dair spekülasyonlara yol açtı.

Tayvan’ın United Daily News gazetesi, isimsiz bir kaynağa atıfta bulunarak, bu hafta bir ekipman sorununun uçağın Hawaii’de gecikmesine neden olmasının ardından Washington’un, teslimatın Xi’nin ziyareti etrafında daha fazla karmaşıklığa yol açmasını istemediğini bildirdi.

Ne ABD ne de Tayvanlı yetkililer, teslimatın zamanlamasını Xi’nin Washington ziyaretiyle ilişkilendirdi.

South China Morning Post, Xi’nin Washington ziyaretinden önce, yönetimin Tayvan’a yönelik büyük çaplı yeni silah satışlarını ertelemeyi değerlendirdiğini bildirmiş; kaynaklar, Pekin’in Xi’nin gezisi sırasında yeni anlaşmaların onaylanmamasını sağlamak için Washington’a gizlice baskı uyguladığını belirtmişti.

14 milyar ABD doları tutarındaki silah paketi, bu yılın başlarında zaten askıya alınmıştı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington’un silah satışlarını değerlendirirken kendi askeri ihtiyaçlarını, üretim kapasitesini ve silah stoklarını yenileme gerekliliğini de göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamıştı.

Geçen hafta Trump ile yapılan zirve sırasında Xi, ABD’nin “Tayvan bağımsızlığına” karşı çıkacağını ve Tayvan meselesini ihtiyatla ele alacağını umduğunu yineledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, zirvenin ardından Tayvan’a yönelik genel ABD politikasının değişmediğini vurgulamaya çalıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO’nun Kafkasya’daki genişlemesine Fransız-Türk anlaşmazlığı engel oluyor

Yayınlanma

NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan ile işbirliğini güçlendirme çabası, Fransa ile Türkiye arasındaki gerginlik nedeniyle tıkanma noktasına geldi.

POLITICO’ya konuşan üç NATO diplomatına göre, Fransa, bir Fransız vatandaşının tutuklanmasını temel gerekçe göstererek Bakü ile yeni bir ortaklık planını onaylamayı reddetti.

Buna karşılık Türkiye de, yakın müttefiki Azerbaycan’a dayanışma göstermek amacıyla Ermenistan’ın planının yenilenmesini engelledi.

Beş NATO diplomatı, iki Kafkas ülkesinin tatbikatlar, askeri eğitim ve diğer alanlarda NATO ile daha derin bir işbirliği arayışında olduğunu belirtti.

Sonuç olarak, her iki plan da bir yılı aşkın süredir belirsizlik içinde kaldı.

Aylar süren NATO anlaşmazlığı, geçen hafta Fransa’nın Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarının yenilenmesini engellemesinin ardından yeni bir aciliyet kazandı.

Paris, Brüksel’in Rus-Özbek milyarder Alişer Usmanov’a yönelik kısıtlamaları kaldırmasının ardından itirazını geri çekti.

Bu da Azerbaycan’ı, bir Fransız vatandaşı da dahil olmak üzere birkaç tutukluyu serbest bırakmaya sevk etti.

Geçen çarşamba günü Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in tutukluları serbest bırakmasının ardından Fransa, NATO ile Bakü arasındaki bağların güçlendirilmesine yönelik vetosunu kaldırması yönünde baskı altında bulunuyor.

NATO diplomatlarından biri, “Eğer veto hakkını kaldırmazlarsa, bu ne sağlam bir siyasi hamle olur ne de ittifakın çıkarları doğrultusunda hareket eden bir müttefik olarak kendilerini göstermiş olurlar. Ermenistan için bu çok tehlikeli; onların yakınımızda olmasının iyi olduğunu düşünüyoruz,” dedi.

İkinci bir NATO diplomatı ise şöyle konuştu: “Bir hayal kırıklığı var: İkili meseleler için NATO’yu kullanmayı bırakın.”

Hem Ermenistan hem de Azerbaycan, son yıllarda Rusya ile ilişkilerini soğutmuş durumda ve Avrupa ile bağlarını derinleştirmeye çalışıyor.

Erivan, Moskova liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (CSTO) savunma ittifakındaki üyeliğini askıya aldı, AB üyeliği lehine bir yasa kabul etti ve buna karşılık Moskova’dan ticaret kısıtlamaları ve sert eleştirilerle karşı karşıya kaldı.

Fransa uzun süredir Ermenistan ile yakın ilişkiler sürdürürken, Bakü ise bölgedeki Rus etkisini dengelemek için Türkiye ile olan yakın ittifakına güveniyor.

Bir Türk yetkili, “Mesele kesinlikle bir Türkiye-Fransa ya da Türkiye-Ermenistan kavgası değil,” diyerek şunları ekledi:

“Her ikisinin de erken onaylanmasını sağlamak amacıyla, Ermenistan ve Azerbaycan’ın ITPP [Bireysel Olarak Uyarlanmış Ortaklık Programları] belgelerini birlikte onaylamaya oldukça uzun bir süredir hazırız.”

NATO’nun ITTP ortaklıkları, ittifakın NATO üyesi olmayan ülkelerle siyasi diyalog ve askeri işbirliği için kullandığı başlıca araç.

Bu programlar dört yılda bir yenilenir ve hedeflerinin düzeyi, yararlanıcı ülkelerin ittifakla entegre olma isteğine bağlı.

Üç diplomat, yeni planlara ilişkin müzakerelerin neredeyse sonuçlandırılmak üzere olmasına rağmen, yaşanan gecikme nedeniyle NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan’ın güncelliğini yitirmiş ortaklıklarını geçici olarak uzatmak zorunda kaldığını belirtti.

Yeni planlar, bu ülkelerin ortak askeri tatbikatlara katılımına olanak tanıyacak, ordular arası eğitimi artıracak ve yerel İngilizce derslerinin düzenlenmesine kadar uzanan kültürel işbirliğini yoğunlaştıracak.

Bazıları, Erivan’ın dış politikasını Rusya’dan uzaklaştırmak için aldığı riskler göz önüne alındığında, bu gecikmenin Ermenistan’ın Batı ile yeniden yakınlaşma çabasını da engelleyebileceğinden endişe duyuyor.

“Bu bir endişe kaynağı… Bazı ülkelerde beklentiler yaratıyoruz, sonra da bunları karşılayamıyoruz — bu da daha sonra kızgınlığa yol açabilir,” diyen üçüncü NATO diplomatı, Bakü ve Erivan’ı ittifaka yaklaştırmanın her iki ülke arasındaki kırılgan barışı pekiştirmeye yardımcı olabileceğini de sözlerine ekledi.

Diplomat, “Artık iki ülke arasında barış olduğu için, bu NATO’nun onları daha fazla kendi tarafımıza çekmesi için iyi bir fırsat,” diye ekledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English