Bizi Takip Edin

Diplomasi

ABD ve Filipinler, Balikatan tatbikatları kapsamında ‘tam muharebe testi’ yapacak

Yayınlanma

ABD ve Filipinler kuvvetleri, Tayvan ya da Güney Çin Denizi gibi parlama noktalarında birlikte savaşmak için Balikatan tatbikatları kapsamında ilk “tam muharebe testini” gerçekleştirecek.

İki ülkenin pazartesi günü başlayan yıllık ana ikili tatbikatı olan Balikatan tatbikatları bu yıl, son iki yılda uygulanan – düşman gemilerini kıyıdan füzelerle hedef almak ya da adaları saldırıya karşı korumak gibi – unsurları gerçekçi koşullar altında bir savaş senaryosunda birleştirecek.

ABD tatbikat direktörü Korgeneral James Glynn pazartesi günü Manila’da düzenlenen açılış töreninde yaptığı konuşmada “Sadece 1951’den beri var olan karşılıklı savunma anlaşmamızı sürdürme irademizi değil, aynı zamanda bunu yapmak için eşsiz kabiliyetimizi de göstereceğiz” dedi.

Filipinler Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı General Romeo Brawner bu ayın başlarında yaptığı açıklamada iki kuvvetin “geçtiğimiz yıllarda geliştirdiğimiz tüm planları, tüm prosedürleri şimdi test ettiklerini” söylemişti.

Analistler tatbikatın, Başkan Donald Trump’ın istikrarsız dış politikasının müttefikler arasında yarattığı şüphelere rağmen, ABD ordusunun söz verdiği gibi Hint-Pasifik bölgesine odaklandığını gösterdiğini söyledi.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth geçen ay Filipinler’e yaptığı bir ziyaret sırasında Washington’un “caydırıcılığı yeniden tesis etmeye ve bu bölgede her şeyden önce müttefiklerimiz ve ortaklarımızın yanında yer almaya” kararlı olduğunu söyledi.

Sızdırılan bir strateji rehber belgesinde Hegseth, ABD’nin “tek hız tehdidi” olarak Çin’e odaklanmak için diğer bölgelerde “risk üstleneceğini” söyledi.

Balikatan tatbikatları

Filipin dili Tagalog’da “omuz omuza” anlamına gelen Balikatan’la ilgili gelişme, Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr’ın 2022’de göreve gelmesinden ve selefi Duterte’nin Çin’le iyi ilişkiler kurma politikasını tersine çevirmesinden bu yana iki ülkenin savunma ilişkilerini derinleştirdiğini gösteriyor.

Manila, ABD güçlerine daha önce anlaşmaya varılan beş askeri üsse ek olarak dört Filipin askeri üssüne daha erişim izni verirken, Balikatan’ın büyüklüğü neredeyse iki katına çıkarak 2023‘te yaklaşık 18.000 askere ulaştı.

O yıl, Filipinler’in Tayvan sınırındaki en kuzey bölgesi olan Batanes, ABD ve Filipin denizcilerinin düşman tarafından ele geçirilen stratejik konumdaki bir adayı geri alma pratiği olarak ilk kez tatbikatlara dahil edildi.

Şimdi, tatbikatın bu bileşeni Tayvan sınırındaki üç adayı kapsayacak şekilde 10 güne uzatılacak ve ABD Deniz Piyadeleri ilk kez Luzon Boğazı’nda gemi savar füzeleri konuşlandıracak.

İki ordu ayrıca Denizde Kilit Arazi Güvenlik Operasyonları (MKTSO) olarak adlandırılan bu operasyonları Çin’in neredeyse tamamında hak iddia ettiği tartışmalı Güney Çin Denizi’nin kenarına kadar genişletecek.

ABD kuvvetlerine açık üslerden birine ev sahipliği yapan Balabac adacığında beş günlük bir MKTSO planlandığı da kaydedildi. Filipinler ve Çin’in defalarca çatıştığı İkinc Thomas Sığlığı ve Sabina Sığlığı gibi ihtilaflı resif ve kıyılara en yakın büyük ada olan Palawan’ın hemen güneyinde yer alıyor.

Palawan aynı zamanda düşman kuvvetlerinin sahile inmesini engellemek üzere tasarlanan ve daha önce daha az hassas yerlerde gerçekleştirilen canlı ateş tatbikatına da ev sahipliği yapacak.

Japon kuvvetleri bu yıl ilk kez Balikatan’ı gözlemlemek yerine tatbikata katılacak. Japon kuvvetleri, 2014 yılından bu yana küçük birlikler gönderen ABD’nin bölgedeki bir diğer önemli müttefiki Avustralya’ya katılacak.

Çin’den tepki

Pazartesi günü Çin, ABD ve Filipinler tarafından gerçekleştirilen ortak askeri tatbikatları şiddetle onaylamadığını ifade ederek bu faaliyetlerin “bölgesel stratejik istikrarı baltaladığını” söyledi.

Tartışmalı Güney Çin Denizi’nde başlatılan tatbikatlar Pekin tarafından bölgesel “istikrarsızlığın artmasına katkıda bulunduğu” şeklinde değerlendirildi.

Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Guo Jiakun Pekin’de düzenlediği basın brifinginde durumu yorumladı.

Filipinler’i kapsamlı askeri operasyonlar düzenlemek için “dış ülkelerle işbirliği içinde” çalışmakla suçladı.

Guo’ya göre bu tatbikatlar hem stratejik hem de taktik silahların tanıtılmasını ve konumlandırılmasını içeriyor ve bölgenin stratejik dengesine tehdit oluşturuyor ve ekonomik kalkınması üzerinde belirsizlik yaratıyor.

Diplomasi

Ermenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı

Yayınlanma

Ermenistan ve ABD, “Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Güzergahı” (TRIPP) projesine ilişkin stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını imzaladı. Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından da imzalanan belgenin Ermenistan’a ulaştığını ve onay sürecine hazır olduğunu bildirdi.

Ermenistan ve ABD, Ermenistan topraklarında gerçekleştirilmesi planlanan “Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Güzergahı” (Trump Route for International Peace and Prosperity – TRIPP) projesine yönelik stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını imzaladı. Gelişme, Ermenistan Dışişleri Bakanlığının resmi internet sitesi üzerinden duyuruldu.

Ermenistan Dışişleri Bakanlığının internet sitesinde, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan’ın ilgili belgeyi imzaladığı anlara ait bir video paylaşıldı.

İmza töreninin ardından açıklamalarda bulunan Bakan Mirzoyan, “TRIPP projesine ilişkin çerçeve anlaşmasını az önce imzaladım. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da anlaşmayı imzalayarak belgeyi Ermenistan’a gönderdi. Böylece anlaşma onaylanmaya hazır hale geldi” ifadelerini kullandı.

Mirzoyan ve Rubio, 26 Mayıs’ta Ermenistan’ın başkenti Erivan’da TRIPP projesine yönelik stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını parafe etmişti.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ABD Başkanı Donald Trump ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ağustos 2025’te ortak bir deklarasyona imza atmıştı. Söz konusu deklarasyonda, Erivan yönetiminin Ermenistan topraklarında TRIPP projesinin çerçevesini oluşturmak üzere Washington ve üçüncü taraflarla birlikte çalışacağı taahhüt edilmişti.

Proje kapsamında Ermenistan topraklarında karayolu, demiryolu ile petrol ve doğalgaz boru hattı altyapısının inşa edilmesi planlanıyor. TRIPP projesi, Azerbaycan’ın ana topraklarını Ermenistan üzerinden geçecek 42 kilometre uzunluğundaki bir hatla Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ne ve ardından Türkiye’ye bağlamayı hedefliyor.

Mayıs ayında, Amerikan mühendislik ve danışmanlık şirketi AECOM yetkilileri, TRIPP projesinin hayata geçirileceği sahada inceleme çalışmalarına başlamıştı. AECOM ekibinin, ABD Dışişleri Bakanlığı Küresel Altyapı ve Yatırım Ortaklığı Fonu adına Erivan’a geldiği bildirilmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

OECD raporu: Uzun süreli enerji kesintisi küresel ekonomiyi resesyona sürükleyebilir

Yayınlanma

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yayımlanan küresel ekonomik görünüm raporu, İran’daki savaşa bağlı olarak enerji arzında yaşanacak uzun süreli kesintilerin dünya ekonomisine ağır bir darbe vurabileceğini ortaya koydu. Raporda, böylesi bir krizin ülkeleri resesyona sürükleme ve işsizliği artırma riski taşıdığı belirtilirken, çatışmanın küresel ekonomik görünümü şekillendiren temel unsur haline geldiği vurgulandı.

Çarşamba günü yayımlanan yeni bir ekonomik görünüm raporu, İran’daki savaştan kaynaklanacak uzun süreli bir enerji arzı kesintisinin küresel ekonomiye ağır bir darbe indireceğine işaret etti.

Araştırma verileri, bu tür kesintilerin ülkeleri resesyona sürükleme olasılığının yüksek olduğunu ve işsizlikte artışa yol açabileceğini gösterdi.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), söz konusu savaşın etkilerini “küresel ekonomik görünümü şekillendiren baskın güç” olarak tanımladı.

Aksaklıkların kalıcı olması halinde, küresel büyümenin 2026 yılındaki yüzde 2,1 seviyesinden 2027 yılında yüzde 1,8’e gerileyerek önemli ölçüde yavaşlayabileceği kaydedildi. Bu yavaşlama, dünya ekonomisini Kovid-19 pandemisi ve Büyük Resesyon döneminden bu yana görülmemiş seviyelere düşürebilir.

OECD Başekonomisti Stefano Scarpetta raporda, “Yüksek emtia fiyatlarından kaynaklanan yukarı yönlü baskıların, zayıflayan nihai talep tarafından kısmen dengelenmesiyle birlikte, küresel enflasyon 2026’da 0,4 yüzde puan, 2027’de ise 1,3 yüzde puan yükselecektir” ifadesine yer verdi.

Gelişmekte olan ve enerji rezervleri sınırlı olan ekonomilerin, ham petrol, akaryakıt ve doğal gaza bağımlı Asya ekonomileriyle birlikte bu durumdan en ağır darbeyi alacak kesimler arasında yer alacağı aktarıldı.

Alternatif bir kısa vadeli senaryo üzerinde duran araştırmacılar, enerji üretiminin ve Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan sevkiyatların çatışma öncesindeki seviyelere yeniden ulaşması durumunda, büyümenin 2027 yılında yüzde 3,1’e geri dönebileceğini bildirdi.

Küresel ekonominin “tek bir tıkanma noktasına” karşı olan hassasiyetinin arz zincirlerini güçlendirme ve daha çeşitli bir enerji arzı yaratma ihtiyacını ortaya koyduğunu belirten araştırmacılar, fosil yakıt ithalatına olan bağımlılıktan kurtulmak amacıyla daha fazla yatırım yapılması gerektiğinin her zamankinden daha acil olduğunu vurguladı.

Raporda ayrıca, bu yıl artan savunma harcamalarının, inovasyon yoluyla savunma dışı sektörlerde yayılma etkileri yaratmadığı sürece üretim kapasitesini muhtemelen genişletmeyeceğine dikkat çekildi.

Scarpetta, politika yapıcıların zor kararlarla karşı karşıya olduğunu belirterek, “Merkez bankaları, enflasyon beklentileri iyi çıpalanmış kaldığı ve ikinci tur etkiler kontrol altında tutulduğu sürece, arz kaynaklı fiyat artışlarını görmezden gelebilir. Ancak fiyat baskılarının genişlemesi veya büyümenin önemli ölçüde zayıflaması halinde bir politika hamlesi gerekli hale gelebilir” değerlendirmesinde bulundu.

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, ABD ve İsrail’in şubat ayı sonunda İran’a yönelik ilk saldırıları düzenlemesinden bu yana petrol fiyatlarının yüksek kalmasına neden oldu.

ABD’deki ortalama akaryakıt fiyatları, çatışmayı sona erdirecek bir anlaşmaya yönelik son görüşmelerin etkisiyle düşüş gösterse de AAA’in çarşamba günü açıkladığı verilere göre 4,26 dolar ile yüksek seyrini korudu.

Geçen yıl 3,14 dolar olan ortalamanın ardından, geçen haftaki ortalamanın da 4,50 dolar seviyesinde gerçekleşerek yüksek kalmaya devam ettiği bildirildi.

Çatışmanın başlangıcından bu yana yapılan kamuoyu yoklamaları, yaşam maliyeti üzerindeki etkilerin uzaması nedeniyle Amerikalıların çoğunun savaşı desteklemediğini ortaya koydu.

Politico tarafından cuma günü yayımlanan son anket, katılımcıların yüzde 60’ından fazlasının Başkan Trump’ın Amerikalıları savaşın ekonomik etkilerinden korumak için yeterli çabayı göstermediğine inandığını gösterdi.

Ankete katılanların yüzde 53’ü yaşam maliyetinin hatırlayabildikleri en kötü seviyede olduğunu ifade ederken, çoğunluk Trump’ın göreve dönmesinden bu yana mali durumlarının kötüleştiğini dile getirdi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

İran, ABD’ye dört aşamalı barış anlaşması planı sundu

Yayınlanma

İran, ABD ile olası bir barış anlaşması için dört aşamalı bir çerçeve plan sundu. ABD Başkanı Donald Trump Tahran ile bir hafta içinde ateşkes sağlanabileceğini belirtirken, ABD Temsilciler Meclisi İran’a yönelik askeri operasyonlar için kongre onayı şartı getiren bir kararı kabul etti.

İran, ABD’ye olası bir barış anlaşmasına zemin oluşturabilecek dört aşamalı bir çerçeve yapı önerdi.

Fars haber ajansının İran müzakere heyeti üyesi Said Acarlu’ya dayandırdığı habere göre öneri, çatışmaların sonlandırılması ve yaptırımların kaldırılmasına yönelik kademeli bir takvimi içeriyor.

Planın ilk aşaması, İran, ABD ve “direniş cephesi” dahil olmak üzere tüm tarafların katılımıyla savaşın durdurulmasını ve bütün askeri operasyonların tamamen tam zamanlı olarak askıya alınmasını öngörüyor.

Olası anlaşmanın ikinci aşaması ise başta boğazla ilgili meseleler olmak üzere pratik adımlara, ablukaların kaldırılmasına, petrol yaptırımlarının iptal edilmesine ve İran’ın dondurulmuş varlıklarının bir kısmının serbest bırakılmasına odaklanıyor.

Üçüncü aşamada daha geniş kapsamlı yaptırımlar ve nükleer meseleler ele alınırken, son aşama ise anlaşmanın uygulanmasını denetlemek ve tarafların yükümlülüklerine bağlılığını güvence altına almak için bir izleme komitesi kurulmasını içeriyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, konuya ilişkin değerlendirmesinde, ABD ile İran arasındaki savaşın ancak “Lübnan’da da sona erdiğinde” biteceğini ifade etti.

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Haziran tarihinde New York Post gazetesinin podcast yayınında Ortadoğu’daki savaş ortamını değerlendirdi. Trump, İran’ın nükleer silahtan vazgeçmeyi kabul ettiğini belirtti ancak “fikirlerini değiştirebilecekleri” yönünde bir ihtiyat payı bıraktı.

Bu açıklamadan bir gün önce ABC News televizyonuna konuşan Trump, İran ile bir ateşkes anlaşmasına “önümüzdeki hafta içinde” ulaşılabileceğini kaydetmişti.

Ancak aynı gün Tesnim haber ajansı, İran’ın, İsrail’in Lübnan’daki askeri faaliyetlerini protesto etmek amacıyla aracılar vasıtasıyla yürütülen müzakereleri askıya aldığını bildirdi.

Tüm bu diplomatik hareketlilik sürerken, ABD Temsilciler Meclisi askeri operasyonlara yönelik kısıtlayıcı bir adım attı. Temsilciler Meclisinde yapılan oylamada, Kongre’nin onayı alınmadığı takdirde Trump’ın İran ile savaşı sonlandırmasını zorunlu kılan karar tasarısı kabul edildi.

Söz konusu tasarı, aralarında 4 Cumhuriyetçi temsilcinin de bulunduğu 215 kongre üyesinin kabul oyuna karşılık 208 ret oyuyla yasalaştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English