Amerika
ABD ‘yeşil dönüşüm’ün neresinde?

ABD’de Cumhuriyetçiler ile Demokratlar arasındaki borç tavanı uzlaşmasının dikkat çekmeyen maddelerinden biri de, mütereddit muhafazakârların Biden yönetiminin başını çektiği ‘temiz enerji’ dönüşümüne verdiği –belki de gönülsüz– onaydı.
Anlaşma, Enflasyonu Düşürme Yasası’nın (IRA) iklim ve temiz enerji hükümlerinde herhangi bir değişiklik yapmayacak. Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçileri, yasanın temiz enerji vergi kesintileri ve sübvansiyonlarını yürürlükten kaldırmaya çalışmıştı. Çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim (ESG) meselesindeki muhalefet ise BlackRock gibi karanlık tekelleri bile etkilemiş görünüyor. Şirket CEO’su Larry Fink, bu yıl hissedarlara ve yatırımcılara yolladığı mektubunda, bir önceki yıldan farklı olarak, ESG konusunda daha mutedil bir dil tutturmuştu.
Dolayısıyla ‘Yeşil Mutabakat’ konusunda sektörel itirazlar dışında bir uzlaşma ile karşı karşıya olduğumuz söylenebilir. Bununla birlikte, ‘temiz enerji’ söz konusu olduğunda kağıt üzerindeki uzlaşmaların karşılığı belirsiz.
Petrol ve doğalgaz arama izinlerinde patlama
Örneğin, Aralık 2021 yılında Washington Post, “Analize göre Biden, Trump’a kıyasla kamu arazilerinde daha fazla petrol ve doğalgaz sondaj iznini onaylıyor,” diye yazıyordu. Arazi İdaresi Dairesi’nin (BLM) verilerine göre, Biden’ın görevdeki ilk yılında BLM ayda ortalama 333 sondaj iznini onayladı. Bu rakam, BLM’nin ayda ortalama 245 sondaj izni onayladığı Trump’ın görevdeki ilk yılına göre %35’ten fazla daha yüksek.
Anlaşılan o ki, sonraki iki yılda da bu eğilim devam etti. Geçen Ocak ayında Yahoo News’in yaptığı bir araştırma, Biden’ın görevdeki ilk 2 yılında Trump’tan daha fazla petrol ve doğal gaz sondaj izni verdiğini ortaya koyuyor.
BLM, 20 Ocak 2021’den bu yılın 19 Ocak tarihine kadar federal topraklarda petrol veya gaz sondajı için 6.430 izin onaylarken, Trump yönetiminin ilk iki yılında bu sayı 6.172 idi.
Biden göreve gelirken federal petrol ve gaz kiralamalarını sona erdirme sözü vermişti ama bu vaadinden geri adım atmak zorunda kaldı.
Geri adımın bir diğer gerekçesi ise 369 milyar dolarlık bütçeye sahip Enflasyonu Düşürme Yasası (IRA) için Demokrat Senatör Joe Manchin’in desteğini kazanmaktı.
Öte yandan, Barack Obama’nın görevdeki ilk iki yılında 65 olan kıyı sondajı kiralama sayısı Biden göreve geldiğinden bu yana sadece altı.
2021’de ABD’nin toplam petrol üretiminin dörtte biri ve doğal gaz üretiminin %12’si federal arazilerden geldi.
Biden’ın bu alanda selefinden bile daha hızlı bir şekilde sondaj izinlerini dağıttığı belirtiliyor. Biden döneminde New Mexico’da yaklaşık 4.000 izin, Wyoming’de 1.000’den fazla ve California, Colorado, Montana, Kuzey Dakota ve Utah’ta yüzer adet izin verildi.
Eylül ayına ait veriler, önceki 12 ayda BLM’nin sondaj izni başvurularının büyük çoğunluğunu onayladığını gösteriyor. Kurum, 1 Ekim 2021 ile 30 Eylül 2022 tarihleri arasında işleme koyduğu 3.400 sondaj izni başvurusundan 3.010’unu onayladı.
‘Sürdürülebilir’ olmayan ‘yenilenebilir’ enerji
Biden yönetiminin ‘yeni iktisadi siyaset’ kapsamında Çin ile rekabet ve ‘yeniden sanayileşme’ programı için, görünen o ki, ‘sürdürülebilir enerji’ kaynakları o kadar da sürdürülebilir değil.
Teknik olarak, rüzgar ve güneş enerjisi gibi ‘yenilenebilir’ enerji kaynaklarının, fosil yakıtlar ve nükleer enerjiye kıyasla ‘kesintili’ (intermittent) olması dönüşümün önündeki en büyük engellerden. Dolayısıyla maliyet karşılaştırmaları söz konusu olduğunda, güneş ve rüzgar enerjilerine yönelik yatırım ve alınacak karşılık, hâlâ fosil yakıt ve nükleer enerji kadar ‘gerçekçi’ görünmüyor.
Dahası, rüzgar ve güneş enerjisi söz konusu olduğunda, bu üretim alanları için en iyi noktaların ve arazilerin hızlı ‘çitlenmesi’ meselesi de gündemde. Başka bir deyişle, rüzgar ve güneş enerjisi çiftlikleri için yapılan her yeni inşaat, doğal olarak, daha az rüzgarlı ve daha az güneşli alanlarda olmaya başlayacak.
Örneğin geçen temmuz ayında Bloomberg’de yayınlanan bir haber, Teksas’taki rüzgar enerjisi üretimi fiyaskosunu masaya yatırıyor. Teksas’ta rüzgar enerjisi, kapasitesinin sadece %8’inde ve çoğu zaman bundan çok daha düşük bir performansta çalışıyordu. Ortaya çıktığı üzere, dışarısı çok sıcak olduğunda rüzgar esmiyordu.
Hesaplamalara bakılırsa, rüzgar ve güneş enerjisinin örneğin 2.000 megavatlık gaz ya da kömür kapasitesinin yerini alabilmesi için yaklaşık 8.000 megavat ya da daha fazlasına ihtiyaç duyuluyor.
Dolayısıyla enerji piyasasında, fosil yakıtların ve nükleerin yerini almak söz konusu olduğunda, genellikle zayıf durumdaki enerji kaynakları daha çok daha ‘tamamlayıcı’ nitelikte görülüyor.
Bunun yanı sıra, 2022 yılında rüzgar ve güneş enerjisi üretiminde kullanılan hammedelerin fiyatlarındaki enflasyon nedeniyle maliyet bir hayli arttı. Çin’in tedarik zincirlerinin merkezinde yer aldığı bu emtia piyasasındaki artış %34’tü. Bu hammaddelere yönelik talebin küresel olarak hızla arttığı da düşünüldüğünde, ‘yenilenebilir enerji’ ve batarya maliyetlerinin şu anda öngörülenden çok daha yüksek olacağı tahmin ediliyor.
ABD’nin (ve dünyanın) en büyük ekonomilerinden California, orman yangınlarından çıkan dumanın güneş panellerinin çalışmasını engellediği geçen yaz sonundaki sıcak hava dalgası sırasında elektriğin %60’ından fazlasını doğal gazdan elde etti. Buna rağmen eyaletin yine de yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmesi elektrik fiyatlarının yükselmesine neden oldu (2022’de yaklaşık %15 artış). Daha ironik olanı ise, ‘yenilenebilir’ yatırımlara rağmen eyaletin CO2 emisyonları düşmüyor.
Eski Vali Arnold Schwarzenegger’in, eyaletin kamu kuruluşlarının 2020 yılına kadar sattıkları elektriğin üçte birini yenilenebilir enerji kaynaklarından elde etmelerini zorunlu kılan bir kararname imzaladığı 2008 yılından bu yana, California’daki tüm sektörlerdeki elektrik fiyatları %80 oranında arttı.
Altyapı sorunu
Bir başka mesele ise henüz yeterli olmayan enerji nakil hatları. Yenilenebilir enerji kaynaklarının ABD elektrik şebekesine aktarılması için gerekli iletim hatlarının inşa edilmesi önemli bir engel. Örneğin ‘çevreci’ Rocky Mountain Enstitüsü, büyük miktarlarda rüzgar ve güneş enerjisini uygulanabilir kılmak için ABD’deki iletim şebekesinin boyutunu iki hatta üç katına çıkarmak gerektiğini söylüyor.
Ara bağlantı başvuru sürecinin çok uzun sürdüğü ve rüzgar ve güneş enerjisinin nakil şebekelerinde büyük iyileştirmeler gerektirdiği belirtiliyor. Bu da büyük ve pahalı yatırımlar demek. Örneğin Federal Enerji Düzenleme Komisyonu, bugün üzerinde çalışılan rüzgar ve güneş enerjisi projelerinin büyük çoğunluğunun hiçbir zaman gün ışığına çıkmayacağını bildiriyor.
ABD’nin en ‘yeşil dönüşümcü’ eyaletlerindeki veriler de pek pembe bir tablo çizmiyor. California Bağımsız Sistem Operatörü bölgesinin tamamlanma oranı %13, New York Bağımsız Sistem Operatörü bölgesinin ise %15.
Yenilenebilir enerji çiftliklerinin kurulmasına yeni bir mülksüzleşme dalgasının eşlik etmesi ve aynı zamanda çevresel zararları da cabası. Örneğin dünyanın en büyük offshore rüzgar enerjisi üreticisi olmak isteyen California’da proje geliştiricileri ve tedarik zincirindeki şirketler, projeler için daha fazla kullanılabilir deniz alanı ve federal sularda rüzgar kiralamaları için daha fazla ihale istiyor. Dahası, eyaletin 2045 yılına kadar açık denizde kurulmasını istediği 25 GW’lık rüzgar enerjisi santralleri için şirketler garantili bir alıcı talep ediyor. Elbette en büyük sorun yine enerji nakil hatları.
Yeşil sömürgecilik
Geçtiğimiz hafta Washington’daki bir bağış toplama etkinliğinde konuşan Başkan Joe Biden, Angola’daki bir güneş enerjisi projesinden övgüyle bahsetti. Beyaz Saray’ın web sitesinde bulunabilen konuşma metnine göre Biden şunları söyledi:
“Pasifik’ten Hint Okyanusu’na kadar uzanan bir demiryolu inşa etme planlarımız var. Angola’da dünyanın en büyük güneş enerjisi santrallerinden birini inşa etme planlarımız var. Devam edebilirim ama etmiyorum. Senaryo dışına çıkıyorum. Başım belaya girecek.”
Biden’ın başının neden belaya gireceğini anlamak mümkün olmasa da, bahsettiği projenin 1 Haziran’da ABD İhracat-İthalat Bankası tarafından açıklanan ve Angola’da 500 megawattlık bir güneş enerjisi projesinin inşasını destekleyecek olan 900 milyon dolarlık kredi taahhüdü olduğu anlaşılıyor.
Ex-Im Bank, anlaşmayı duyurduğu basın açıklamasında projenin ‘500 megavattan fazla yenilenebilir enerji üreteceğini; Angola genelinde temiz enerji kaynaklarına erişim sağlayacağını; [ve] Angola’nın iklim taahhütlerini yerine getirmesine yardımcı olacağını’ iddia etmişti.
Dünya Bankası’nın verilerine göre nüfusunun yüzde 40’ından azının elektriğe erişiminin bulunduğu Angola’nın ‘iklim hedefleri’nin ne olduğunu ve Angola’nın CO2 emisyonlarının ABD’ye kıyasla 25 kat az olduğunu bir kenara bırakıp bu ülkenin hayli zengin petrol ve doğalgaz yataklarına sahip bulunduğunu, OPEC üyesi olduğunu, yakın zamanda Exxon Mobil’in 15 milyar dolarlık yatırım planladığını ve ABD’ye her gün on binlerce petrol ihraç ettiğini akılda tutalım.
Angola’da elektrik üretimini besleyecek bol miktarda gaz var. Ülkedeki kanıtlanmış gaz rezervlerinin toplamı 301 milyar metreküp. Bu kadar gaz ülkeye onlarca yıl yetebilir. Fakat ABD yönetimi, Angola’dan fosil yakıt almaya devam ederken bu doğal kaynaklarca zengin ama yoksul kalmış ülkenin ‘yeşillenmesini’ istiyor.
‘Yeşil sömürgecilik’ veya ‘eko-emperyalizm’ olarak da adlandırılan bu süreçte, gelişmiş ülkeler, yoksul ülkelerin ve yerli halkların topraklarını, kaynaklarını ve insanlarını, ‘çevreye fayda sağladıkları’ gerekçesiyle ve mali yardım vaadiyle etkileyerek kullanma yoluna gidiyor.
Mayıs 2022’de Afrika Birliği eski Başkanı Macky Sall, “Afrika, kalkınmasını ilerletmek ve hala mahrum olan 600 milyon insanın elektriğe erişimini sağlamak için büyük gaz rezervlerini 20 veya 30 yıl daha kullanabilmelidir. Bizi durdurmak haksızlık olur,” demişti.
Biden’ın fosil dönüşü
Biden yönetimi de bu bağlamda “Bizi durdurmak haksızlık olur,” demiş görünüyor.
Alaska’da, eyaletin güney kıyısı için önerilen 40 milyar dolarlık bir proje olan Alaska LNG, eyalette Trump yönetimi döneminde duraklayan ama Biden döneminde yeniden canlandırılan ikinci büyük fosil yakıt projesi olacak.
Halen büyük ekonomik zorluklarla karşı karşıya olan proje, eyaletin North Slope bölgesinde üretilen sıvılaştırılmış doğal gazın ayda 20 milyon metrik tonunu sevk edecek. Sektördeki kişiler, Japonya, Güney Kore ve diğer ülkelerdeki alıcıların projeyle yakından ilgilendiğini söylüyor.
Çevreci gruplar, Enerji Bakanlığı’nın tahminlerine göre, karbon yakalama teknolojisi kullanılsa bile, projenin 30 yıllık ömrü boyunca atmosfere 1,5 milyar ton karbondioksite eşdeğer karbondioksit yayacağına işaret ediyor. Bu da 8 milyondan fazla vagon dolusu kömürün yakılmasına eşdeğer.
Birkaç hafta önce de, Biden yönetimi, doğal gaz ihracatı için iki dev projeye, Texas LNG ve Rio Grande LNG’ye onay verdi.
Amerika
Cumhuriyetçiler Hegseth’in 37 milyar dolarlık savaş bütçesine şüpheyle yaklaşıyor

ABD Savaş Bakanı Hegseth, İran savaşının hızla tüketen stokları ve bütçeyi karşılamak için talep ettiği on milyarlarca dolarlık finansman konusunda Senato’da kayda değer bir destek kazanamadı. Çarşamba akşamı iki saati aşan kapalı toplantıya rağmen Cumhuriyetçi senatörler, 73 milyar dolarlık savunma ve istihbarat fonunu içeren 95 milyar dolarlık uzlaşma paketi konusunda ikna olmuş değil veya sessiz kalmayı tercih ediyor.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, İran savaşının hızla tükettiği ABD stoklarını ve Pentagon kasalarını yeniden doldurmak için Trump yönetiminin talep ettiği on milyarlarca dolarlık acil finansman konusunda Senato’da henüz kayda değer bir destekçi kazanamadı.
Savaşın sonu görünmeden altıncı ayına girmesiyle birlikte Cumhuriyetçi senatörlerin Hegseth’in ordu liderliğine olan güveni de azalıyor.
Parti içinde bazı isimler, yönetimin kendilerini çatışmanın maliyeti konusunda tam olarak hazırlamadığını belirtiyor.
Hegseth Temmuz ayı başında maliyetin 37,5 milyar dolara ulaştığını açıklamıştı ancak Moody Analytics gibi bağımsız analistler rakamın en az 132 milyar dolar olduğunu öngörüyor.
Çarşamba akşamı Savaş Bakanı ile kilit senatörler arasında iki saatten uzun süren bir toplantı yapıldı.
Görüşmenin ardından Beyaz Saray’ın talebi konusunda hala kararsız olan milletvekilleri, 73 milyar dolarlık Pentagon ve ABD istihbarat teşkilatları finansmanını da içeren 95 milyar dolarlık uzlaşma paketini ilerletip ilerletmeyecekleri konusunda ya ikna olmadıklarını belirtti ya da sessiz kaldı.
Yaz boyunca devam eden benzer görüşmeler zincirinin son halkası olan bu toplantı, yönetimin derin bir hoşnutsuzluğa yol açan savaşı finanse etme ve Başkan Trump’ın arzuladığı askeri planları hayata geçirecek başka bir uzlaşma tasarısını geçirme konusundaki sürekli mücadelesini gözler önüne serdi.
Cumhuriyetçi Alaska Senatörü Lisa Murkowski gazetecilere yaptığı açıklamada, toplantının “bakan ve ekibinin savunma harcamaları vizyonunu ortaya koyması için daha çok bir fırsat” olduğunu söyledi.
Murkowski, “Bu tür brifingler partiler üstü olduğunda daha faydalı olur çünkü bence konu özellikle ülkemizin savunmasıysa hepimiz anlamalıyız” diye konuştu.
Murkowski’ye ABD’nin uzlaşma tasarısında yönetimin talep ettiği tutarı harcaması gerektiğine ikna olup olmadığı sorulduğunda, “Bence buna henüz karar verilmedi” yanıtını verdi.
Hegseth talebe ilişkin soruları yanıtlamak üzere 21 Temmuz’da Senato Tahsisat Komisyonu huzuruna çıkmıştı.
Iowa Cumhuriyetçi Senatörü Joni Ernst, bu ifadenin ardından “Onu neden Kongre’ye çağırıp rakamları sunmasını istediklerini düşünüyorum ve hala bu konuda fazla bir netlik olduğunu sanmıyorum. Sanırım birçok insanın endişe duyduğu şey de bu” dedi.
Trump ile harcama yetkisi konusunda mücadele eden Maine Cumhuriyetçi Senatörü ve Senato Tahsisat Komisyonu Başkanı Susan Collins, geçen haftaki toplantı hakkında yorum yapmayı reddetti ve gerekçe olarak toplantının gizli niteliğini gösterdi.
Maine’de zorlu bir yeniden seçim kampanyası yürüten Collins, daha önce başka bir bütçe uzlaşma paketinin geçme ihtimaline şüphecilikle yaklaşmıştı.
Collins, komisyondan partiler üstü mutabakat gerektiren normal tahsisat süreci yerine uzlaşma sürecinin kullanılmasına uzun süredir mesafeli duruyor.
Trump parti çizgisinde bir harcama yasasını imzalamayı umuyor ancak Senato’da engellerle karşılaşıyor. Savunma şahinleri daha fazla harcama yapılması gerektiğini savunurken açığı dikkate alan diğer Cumhuriyetçiler daha düşük bir tutardan yana.
Senato Çoğunluk Lideri John Thune Perşembe günü yaptığı açıklamada, Senato beş haftalık Ağustos tatili için Washington’dan ayrılmadan önce gelecek hafta oylama yapılabilmesi adına hükümet finansman anlaşmasının zamanında sonuçlanmasını umduğunu söyledi.
Temsilciler Meclisi yasa için 95 milyar dolarlık bir bütçe taslağını zaten kabul etti.
Uzlaşma paketi gündemdeyken Trump yönetimi ayrıca 87,6 milyar dolarlık bir ek paket talep ediyor. Bu paketin büyük kısmı, bu hafta Mısır, Suudi Arabistan ve Ürdün’e düzenlenen saldırılarla yeniden alevlenen İran savaşı nedeniyle Pentagon’u takviye etmek için ayrılacak.
Trump ayrıca 2027 mali yılı için 1,15 trilyon dolarlık ana bütçe satırı ve 350 milyar dolarlık bir uzlaşma tasarısıyla birlikte tarihi bir 1,5 trilyon dolarlık savunma bütçesi istiyor.
ABD Başkanı, Cuma günü Camp David’deki kabine toplantısında ABD ordusuna yapılan “emsalsiz yatırımı” vurguladı ve 1,5 trilyon doları “dört gözle beklediğini” söyledi.
Trump söz konusu tutar hakkında “İnsanlar artık bunun ne kadar önemli olduğunu görüyor. Güvenli bir ülke sağlamak istiyoruz” dedi. Ancak ordu için talep edilen toplam dolar miktarı Kongre için zorlu bir istek haline geldi ve bu durum Hegseth’i desteği pekiştirmek için son birkaç aydır çok sayıda kez Temsilciler Meclisi ve Senato Cumhuriyetçi milletvekilleriyle bir araya gelmeye sevk etti.
Hegseth’in Kongre’deki son toplantısından önce Beyaz Saray Bütçe Direktörü Russell Vought ve Trump’ın en üst düzey yasama yardımcısı James Braid, günün erken saatlerinde Senato Cumhuriyetçileriyle kapalı kapılar ardında bir öğle yemeğinde buluştu.
Florida Cumhuriyetçi Senatörü Rick Scott, milletvekilleri ve yönetim yetkililerinin Hegseth toplantısından “çok iş çıkardığını” ancak Temsilciler Meclisi’nin belirlediğinden daha fazla para sağlamanın zor olacağını söyledi.
Scott, daha fazla finansman sağlamayı istese de Kongre’nin bunu ara seçimlerden sonra başka bir uzlaşma paketiyle yapması gerekeceğini ekledi.
Cumhuriyetçi Utah Senatörü John Curtis ise Kongre tarafından yetkilendirilmediği takdirde İran savaşı için finansmanı desteklemeyeceğini ima etti.
The Hill tarafından geçen hafta 73 milyar dolarlık savunma finansmanının önünü açacak bir bütçe kararına yönelik oylamayı destekleyip desteklemeyeceği sorulan Curtis, “İçinde ne olduğuna dair sıfır bilgim var” yanıtını verdi.
Amerika
ABD Senatosu, hükümetin kapanmasını engelleyecek bütçe tasarısında anlaştı

ABD Senatosu Tahsisat Komisyonu üyeleri, eylül sonunda hükümetin kapanmasını önleyecek ve aralık ayına kadar finansman sağlayacak geçici bütçe tasarısında uzlaştı. Tasarı kapsamında ilk prosedür oylamasının pazartesi gecesi yapılması ve Senato tatile girmeden metnin yasalaşması hedefleniyor.
ABD Senatosu Tahsisat Komisyonu üyesi senatörler, eylül sonunda hükümetin kapanmasını engelleyecek ve hükümeti aralık ayının bir bölümüne kadar finanse edecek bütçe tasarısı üzerinde pazar günü anlaşmaya vardı.
Senato liderleri, tatile girmeden önce tasarıyı kabul etmeyi hedeflerken metne ilişkin ilk prosedür oylamasının pazartesi gecesi yapılması planlanıyor. Tasarının kabul edilmesi halinde hükümetin finansmanı 11 Aralıka kadar güvence altına alınacak.
Hazırlanan tasarı; Kadınlar, Bebekler ve Çocuklar İçin Özel İlave Beslenme Programı (WIC), Afet Yardım Fonu ve çeşitli deniz araçlarını kapsayan gemi yapımı için “gerekli ayarlamaları” içeriyor. Düzenleme aynı zamanda Beyaz Sarayın hibe onay süreçlerinde değişiklik yapmasını geçici olarak engelliyor.
Komisyonun Başkan Yardımcısı Demokrat Senatör Patty Murray yaptığı açıklamada, “Bu kısa vadeli finansman tasarısı, Trump’ın daha fazla federal hibeyi rehin almasına izin verecek yozlaşmış bir politikayı engelliyor ve Temsilciler Meclisindeki Cumhuriyetçilerin diğer kurumlardan fon çekip Sınır Devriyesine aktarmak için kullandığı açık kapıyı kapatıyor” dedi.
Komisyon Başkanı Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins ise yaptığı açıklamada, “Partiler üstü bu anlaşmanın, Yönetim ve Bütçe Ofisinin (OMB) federal finansal yardımlara ilişkin önerdiği kuralın yürürlüğe girmesini engellemesinden memnuniyet duyuyorum” ifadelerini kullandı.
Collins açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Bu önlem, yıllık hükümet finansmanını yürütmede her zaman güçlü tercihim olan partiler üstü tahsisat tasarıları üzerindeki çalışmalarımıza devam etmemiz için Kongreye ihtiyacımız olan zamanı kazandırıyor. Meslektaşlarımın emeği için müteşekkirim; bu geçici bütçe tasarısı, yalnızca hayati programlara ve federal çalışanlara zarar veren yıkıcı bir kapanmayı önleme yolunda büyük bir adımdır.”
Senato Azınlık Lideri Demokrat Chuck Schumer, X sosyal platformunda yaptığı paylaşımda Murray’nin adını anarak hibe onay sürecinin durdurulmasından dolayı kendisine teşekkür etti.
Schumer, geçici önlemi “Amerikalı ailelerin yararına sonuçlar üreten bir bütçe üzerinde partiler üstü müzakerelerin devam etmesine imkan tanıyan sorumlu bir ilerleme yolu” olarak niteledi.
Schumer, “Demokratlar, çalışkan Amerikalıların ilerlemesine yardımcı olan ve Trump’ın aileleri başarısızlığa uğratan israfçı ve yozlaşmış gündemini engelleyen finansman müzakerelerine bağlı kalmayı sürdürüyor” değerlendirmesini yaptı.
Senato Çoğunluk Lideri Cumhuriyetçi John Thune’un sözcüsü Ryan Wrasse, Politico’ya yaptığı açıklamada tasarının “şimdi kabul edilmesinin sonbaharda maliyetli bir hükümet kapanmasını önleyeceğini” bildirdi.
Thune, perşembe günü yaptığı açıklamada, Senatonun bu hafta oylayabilmesine yetişecek şekilde bir finansman anlaşmasının hazırlanmasını umduğunu söylemişti.
Collins, hibeler üzerindeki nihai onay yetkisine ilişkin düzenlemeyi “son derece kusurlu bir kural” olarak nitelemiş ve geçen ayın başlarında OMB Direktörü Russell Vought’a bir mektup yazarak yapılması gereken değişiklikleri iletmişti.
Collins daha önce The Hill’e yaptığı açıklamada, “Bir senatörden OMB’ye muhalefetimizi ifade eden ilk mektubu ben yazdım. Buna karşı çıkan devasa bir kuruluş grubu var” demişti.
Amerika
Kripto sektörü ABD ara seçimlerine 200 milyon dolar yatırdı

Kripto sektörü, dijital varlıkların federal gözetimini yeniden şekillendirecek yasaların Kongre’den geçmesi amacıyla kasım ayındaki ara seçimlere yaklaşık 200 milyon dolar aktardı. Washington merkezli gözlem grubu Public Citizen raporuna göre sektör, adaylara doğrudan bağış yapmayan ve bağımsız faaliyetleri fonlayan Fairshake adlı süper PAC üzerinden 189 milyon dolar harcadı.
Kripto sektörü, kasım ayında yapılacak ara seçimlere yaklaşık 200 milyon dolar aktararak dijital varlıkların federal gözetimini yeniden şekillendirecek yasaların geçmesi yönünde Kongre üzerindeki nüfuzunu ortaya koydu.
Sektör temsilcilerinin Senato’nun ağustos tatiline girmesinden önce tasarının yasalaşması için bu hafta kritik bir zaman dilimine girdiği belirtiliyor.
Sektörün bu harcama hamlesi, 2024 seçimlerinde Kongre adaylarını desteklemek için harcanan ve birçoğu yarışları kazanan 170 milyon dolarlık bütçenin devamı niteliğinde değerlendiriliyor.
Bu finansal destek, Kongre’nin geçen yıl dolar endeksli kripto jetonlar olarak bilinen sabit coin’ler için kurallar oluşturan ve bunların kullanımını artırma potansiyeli taşıyan Genius Yasası’nı kabul etmesinde rol oynadı.
Sektör ayrıca, destekçilerinin kripto endüstrisini daha güçlü bir yasal zemine oturtarak kullanımını yaygınlaştıracağını savunduğu daha kapsamlı Clarity Yasası’nın Kongre’den geçmesini talep ediyor.
Senato’da görüşülmeye devam eden tasarının ağustos tatilinden önce yasalaşması için sınırlı bir zaman aralığı bulunuyor.
Washington merkezli gözlem grubu Public Citizen tarafından haziran ayında yayımlanan rapora göre sektör, bu yılki seçimlere 189 milyon dolar harcadı. Bu miktarın büyük bir kısmı, kripto yanlısı adayları desteklemek amacıyla kurulan Fairshake adlı süper siyasi eylem komitesi (PAC) üzerinden aktarıldı.
ABD Federal Seçim Komisyonu (FEC) kayıtları, Fairshake’in fonlarını Demokrat ve Cumhuriyetçi ortaklı iki ayrı süper PAC aracılığıyla adayları destekleyen reklam ve benzeri bağımsız faaliyetlere yönlendirdiğini gösteriyor. Süper PAC’ler doğrudan adaylara bağış yapamıyor.
Reuters’ın haberine göre Fairshake’in seçim sürecinde en fazla harcama yaptığı 10 Kongre adayı ve detayları şu şekilde:
1. Barry Moore (Cumhuriyetçi): 9,43 milyon dolar
Alabama Cumhuriyetçi Temsilcisi ve Senato adayı Barry Moore, Genius Yasası dahil olmak üzere kripto dostu birden fazla düzenlemenin öne çıkması yönünde oy kullandı.
Moore, geçen temmuz ayında Temsilciler Meclisi’ndeki Clarity Yasası metnine de onay verdi. Temsilci Moore, stratejik bir bitcoin rezervi ile Hazine Bakanlığı bünyesinde bir dijital varlık stoku oluşturulmasını resmiyete dökecek bir yasa tasarısı sundu.
ABD Başkanı Donald Trump geçen yıl her iki yapının kurulması için bir başkanlık kararnamesi imzalamıştı. Ancak analizciler, bu kararların onun yönetiminden sonra da kalıcı olabilmesi için yasalaşması gerektiğini vurguluyor.
2. Andy Barr (Cumhuriyetçi): 7,17 milyon dolar
Kentucky’den Senato adaylığı koyan Cumhuriyetçi Temsilci Andy Barr, geçen temmuz ayında Temsilciler Meclisi’nde hem Genius hem de Clarity yasalarına evet oyu verdi. Barr ayrıca, eski Demokrat Başkan Joe Biden dönemindeki bankacılık düzenleyicilerinin kripto şirketlerini hedef aldığı ve haksız yere banka hesabı vermediği yönündeki iddialara destek sundu. Bankalar ve düzenleme kurumları ise bu iddiaları reddediyor.
3. Christian Menefee (Demokrat): 6,47 milyon dolar
Demokrat partili Christian Menefee, yapılan ara seçimin ardından şubat ayından bu yana Teksas Temsilcisi olarak görev yapıyor ve henüz kriptoyla ilgili bir yasa tasarısında oy kullanmadı. Teksas’taki seçim bölgelerinin yeniden düzenlenmesi nedeniyle Menefee, kripto sektörünü “Kongre’yi kontrol etmek için milyonlarca dolar harcamakla” suçlayan uzun süreli Temsilci Al Green’e karşı ön seçimde yarıştı.
Ön seçimi kazanan Menefee, kasım ayındaki seçimlerde yeniden düzenlenen bölge sandalyesi için mücadele edecek.
4. Jasmine Clark (Demokrat): 4,21 milyon dolar
Georgia’da eyalet temsilcisi olan Demokrat Jasmine Clark, Georgia’nın 13. kongre bölgesini temsil etmek üzere adaylığını koydu. Clark, mart ayında Georgia’da sabit coin’ler için eyalet düzeyinde düzenleme ve lisanslama çerçevesi sağlayan yasa tasarısının ilerletilmesi yönünde oy kullandı.
Clark mart ayındaki bir sosyal medya paylaşımında, “Kongre benzer düzenlemeleri değerlendirirken, dijital varlıkların geleceği temsil ettiğini ve bankacılık hizmetlerine erişimi olmayan topluluklar için gecikmiş finansal araçlar sunduğunu unutmamalıdır” ifadesini kullandı.
5. Adrian Boafo (Demokrat): 3,29 milyon dolar
Maryland Eyalet Temsilcisi olan Demokrat Adrian Boafo, Temsilciler Meclisi için yarışıyor. Boafo, mart ayında Maryland Genel Kuruluna eyalet kurumlarının dijital varlıklar üzerindeki belirli kısıtlamalarını yasaklayacak bir tasarı sundu ancak bu tasarı yasalaşmadı.
Boafo ayrıca ocak ayında Maryland’de kripto kullanımına ilişkin tavsiyelerde bulunmak üzere bir Dijital Varlık ve Blokzincir Teknolojisi Görev Gücü kurulmasını öngören yasa tasarısını Genel Kurula sundu. Yasa tasarısı Maryland Valisi Wes Moore tarafından onaylandı.
6. Randy Fine (Cumhuriyetçi): 1,67 milyon dolar
Cumhuriyetçi Temsilci Randy Fine, 2025 yılında Florida’da yapılan ara seçimi kazandı ve yeniden seçilmek için yarışıyor. Fairshake’in Cumhuriyetçi ayağı olan Defend American Jobs, geçen yılki ara seçim sırasında Fine’ı desteklemek için 1,67 milyon dolar harcadı.
Fine, Genius ve Clarity yasalarının ilerletilmesi yönünde oy kullandı.
Ocak 2025’te yaptığı bir sosyal medya paylaşımında, “Floridalılar kripto inovasyonu istiyor” değerlendirmesinde bulunan Fine, “yenilikçi istihdamı Amerika’da tutmak için” çalışacağını ifade etti.
7. James Walkinshaw (Demokrat): 1,01 milyon dolar
Demokrat Temsilci James Walkinshaw, geçen yıl Virginia’da eski Temsilci Gerry Connolly’nin yerine seçilmek üzere yapılan ara seçimi kazandı ve yeniden aday oldu. Fairshake’in Demokrat kolu Protect Progress, ara seçim sürecinde Walkinshaw’u desteklemek amacıyla 1,01 milyon dolar harcadı.
Walkinshaw, Genius ve Clarity yasaları Temsilciler Meclisi’nde görüşülürken Kongre üyesi değildi. Ancak Haziran 2025’te yerel bir gazetede, blokzincir teknolojisinin kendi bölgesindeki ekonomiyi çeşitlendirebileceğini savunan bir makaleyi ortak yazar olarak kaleme aldı.
8. Jessica Hart Steinmann (Cumhuriyetçi): 771 bin 657 dolar
Trump’ın ilk başkanlık döneminde Adalet Bakanlığı’nda görev yapan Cumhuriyetçi Jessica Hart Steinmann, Teksas’ta bir bölgeyi temsil etmek için yarışıyor.
Kripto borsası Coinbase tarafından desteklenen ve adaylar ile seçilmiş yetkililerin kripto pozisyonlarını takip eden Stand With Crypto adlı savunma grubu, Steinmann’ın “dijital varlıkları düzenlemek için net yasal çerçeveleri” desteklediğini belirttiğini aktarıyor.
9. Houston Gaines (Cumhuriyetçi): 708 bin 828 dolar
Cumhuriyetçi Georgia eyalet temsilcisi Houston Gaines, Kongre için adaylığını koydu. Stand With Crypto’nun aktardığına göre Gaines, Genius ve Clarity yasalarını destekliyor.
10. Carlos De La Cruz (Cumhuriyetçi): 615 bin 885 dolar
Carlos De La Cruz, Teksas’taki bir kongre bölgesini temsil etmek üzere aday oldu. Stand With Crypto’nun aktardığı bilgilere göre Cumhuriyetçi aday De La Cruz, inovasyonu teşvik edecek net federal kuralları destekliyor.
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını7 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Dünya Basını1 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Avrupa7 gün önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı











