Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’de ara seçimler öncesi ‘seçim bölgesi’ kavgası kızıştı

Yayınlanma

Teksas’taki Demokrat Partili vekiller, Cumhuriyetçilerin seçim bölgelerinin sınırlarını yeniden çizme planını engellemek amacıyla eyaleti terk etti. Cumhuriyetçilerin bu hamlesiyle ara seçimlerde Temsilciler Meclisi’nde beş sandalye daha kazanabileceği belirtilirken, Demokratlar bu planı “ırkçı” olarak nitelendiriyor.

The Texas Tribune gazetesinin aktardığına göre, Teksas meclisindeki Demokrat Partili vekiller, Cumhuriyetçilerin eyaletteki seçim bölgelerinin sınırlarını yeniden çizme planını engellemek için yeterli çoğunluğun (quorum) sağlanmasını önlemek amacıyla eyaleti terk etti.

Teklif edilen seçeneklerden birine göre, yeni seçim haritası halihazırda eyaleti kontrol eden Cumhuriyetçilerin lehine daha da büyük avantaj sağlayacaktı.

Teksas Temsilciler Meclisi’ndeki Demokrat lider Jin Wu, “Bu karar ahlaki değerlere uygun olarak alındı.

Eyalet Valisi Cumhuriyetçi Greg Abbott, milyonlarca siyahi ve Latin kökenli Teksaslının oylarını çalmak için kasıtlı olarak ırkçı kartı kullanıyor,” diye konuştu.

The Hill gazetesinin haberine göre, eyaleti terk eden vekiller Illinois, New York ve Massachusetts’e gitti.

Cumhuriyetçiler beş sandalye kazanabilir

Yeni haritanın 30 Temmuz’da onaylanması durumunda, Cumhuriyetçiler büyük ihtimalle Demokratları ABD Temsilciler Meclisi’ndeki beş sandalyeden mahrum bırakabilecek.

Halihazırda Teksas temsilcileri, seçim bölgesi sayısına göre 38 sandalyeye sahip ve bunların 25’i Cumhuriyetçilerin kontrolünde.

Demokratlar ayrıca Cumhuriyetçileri, seçim bölgelerinin sınırlarını değiştirme konusundaki geleneksel uygulamayı ihlal etmekle eleştiriyor. Bu işlem genellikle on yılda bir nüfus sayımından sonra yapılıyor.

ABD’de son nüfus sayımı 2020’de yapılmıştı ve yerleşik kurallara göre, seçim bölgelerini yeniden çizmek için bir sonraki fırsat, yasal olarak zorunlu olmasa da, 2030’daki nüfus sayımından sonra ortaya çıkacaktı.

Demokratlar eyalete dönmeyecek

Teksaslı Cumhuriyetçiler, yeni haritayı 21 Temmuz’da toplanan ve 30 gün süren yerel yasama meclisinin özel oturumunda onaylamayı planlıyordu. Şimdi yerel Demokratların bu süre dolana kadar eyalette görünmeyecekleri tahmin ediliyor.

Ancak eyalet valisi, özel oturumu istediği kadar toplayabilir. Bu durumda, Demokratların teorik olarak ara seçimler için adaylık başvurularının başlayacağı Kasım 2025’e kadar Teksas’ta bulunmamaları gerekiyor.

The Texas Tribune‘e konuşan uzmanlar, böyle bir senaryonun pek muhtemel olmadığını düşünüyor.

Tutuklama tehdidi

Yerel yasalara göre, eyaleti terk eden Demokrat vekiller 500 dolardan başlayan para cezası ve hatta tutuklama ile karşı karşıya kalabilir.

Teksas Başsavcısı Ken Paxton, X (eski adıyla Twitter) hesabından yaptığı açıklamada, kongre üyelerinin tutuklanarak Dallas’taki meclis binasına getirilmesini teklif etti.

Illinois Valisi Demokrat Jay Pritzker ise eyaletine gelen parti üyelerini mümkün olan her şekilde koruyacağına dair söz verdi.

Trump’ın ara seçim planı

Teksaslı Cumhuriyetçilerin haritayı 2025 gibi erken bir tarihte yeniden çizme çabası, liderleri ve eski ABD Başkanı Donald Trump’tan gelen baskıyla bağlantılı.

Trump, Kasım 2026’da yapılacak ara seçimler öncesinde partisinin şansını artırmayı hedefliyor. Tarihsel olarak, başkanın partisi bu tür seçimlerde Temsilciler Meclisi’nde neredeyse her zaman kaybederken, Senato’daki a koruyor.

Seçim bölgelerinin sınırlarının olağanüstü bir şekilde değiştirilmesi tartışmaları diğer eyaletlerde de sürüyor. Bu durum, Cumhuriyetçi eyaletler olan Missouri, Ohio, Florida ve Indiana’nın yanı sıra Demokratların yönetimindeki Illinois, New Jersey, New York, Kaliforniya ve Maryland için de geçerli.

Kaliforniya ve New York gibi bazı eyaletlerde ise bu amaçla kurulmuş özel bağımsız komisyonlar bulunuyor. Bu komisyonları aşmak mümkün olsa da, ilgili karmaşık prosedür eyaletten eyalete farklılık gösteriyor.

Ayrıca, harita değiştirilmeyi başarsa bile, karara mahkemede itiraz edilebiliyor.

Seçim mühendisliği: Gerrymandering nedir?

ABD’de “gerrymandering” olarak bilinen seçim bölgelerinin sınırlarının değiştirilmesi, her iki parti için de sıradan bir uygulama haline geldi. Sistem şu şekilde işliyor: Belirli seçmen grupları ya bir veya iki bölgede toplanıyor (“packing”) ya da rakibin seçim çoğunluğunu bölen yeni sınırlar çiziliyor (“cracking”).

Örneğin, Cumhuriyetçiler Demokratlara oy veren seçmenlerin mümkün olduğunca fazlasını tek bir bölgeye yerleştirebilir. Veya tam tersine, her bir bölgedeki büyük bir Demokrat seçmen grubunu azınlığa dönüştürecek şekilde sınırları yeniden düzenleyebilir.

Bu durum, nispi çoğunluk sistemine dayalı Temsilciler Meclisi’ndeki sandalye dağılımının yapısını önemli ölçüde değiştiriyor.

Örneğin, 2018 ara seçimlerinde Demokratlar Kuzey Karolina’da oyların yüzde 48’ini almalarına rağmen sandalyelerin sadece yüzde 23’ünü kazanabilmişti.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English