Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’de bütçe krizi: Johnson ve Thune stratejide uzlaşamıyor

Yayınlanma

ABD tarihinin en uzun federal hükümet kapanışını sona erdirmeye çalışan Temsilciler Meclisi ve Senato Cumhuriyetçileri, kendi iç bölünmeleri ve Başkan Donald Trump’ın çelişkili mesajları nedeniyle ilerleme kaydedemiyor. Cumhuriyetçi Parti içindeki sağ kanat isyanı ve odalar arası güvensizlik, İç Güvenlik Bakanlığı’nın (DHS) yeniden açılmasını engellerken, on binlerce kurum çalışanının maaşları üzerindeki blokaj sürüyor.

ABD tarihinin en uzun federal hükümet kapanışını sona erdirmek için çabalayan Temsilciler Meclisi ve Senato Cumhuriyetçileri, kendi içlerindeki engellere takılmaya devam ediyor.

The Hill gazetesinin haberine göre Temsilciler Meclisi bünyesinde, Meclis Başkanı Mike Johnson ve liderlik ekibi, isyancı muhafazakâr kanadı kontrol altına alacak bir formül bulamadı.

Odalar arasında ise Johnson ve Senato Çoğunluk Lideri John Thune, hem içerik hem de strateji konusunda görüş ayrılığı yaşıyor. Beyaz Saray kanadından ise Başkan Trump’ın verdiği çelişkili mesajlar, bir atılımın yakın göründüğü kritik anlarda ilerlemeyi sekteye uğrattı.

Bu bileşim, on binlerce ajans çalışanının maaş çeklerinin dondurulduğu tarihi bir kapanışın ortasında, İç Güvenlik Bakanlığı’nın (DHS) yeniden açılmasına yönelik her türlü hızlı çözüm yolunu karmaşık hale getirdi.

Bu durum aynı zamanda, parti liderlerinin Kasım ayındaki zorlu ara seçim döngüsüne girerken birlik tablosu sergilemeye çalıştığı bir dönemde, Cumhuriyetçi saflar arasındaki bölünmeleri ve odalar arasındaki derin güvensizliği de ortaya koydu.

Her iki odadaki Cumhuriyetçi liderler, iç çekişmelere dair kanıtları önemsiz gibi göstermeye çalışıyor. Liderler, DHS üzerindeki kilitlenmenin sorumluluğunu doğrudan Demokratların üzerine yıkıyor.

Demokratlar, DHS’nin kolluk güçleri olan ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) ile Gümrük ve Sınır Koruma Dairesi’nin (CBP) faaliyetlerini düzenleyen daha sıkı kurallar eşlik etmediği sürece, göçmenlik uygulamaları için herhangi bir yeni finansmanı desteklemeyi reddetmişti.

Thune, perşembe günü Kongre Binası’nda muhabirlere yaptığı açıklamada, “Tahsisat sürecini rehin tutan Demokratlar var” dedi.

Thune, Demokratların “kolluk kuvveti karşıtı, açık sınır yanlısı ve polisin bütçesini kesmeyi savunan” kanadının yükselişte olduğunu belirterek, “Sanırım herkes onlardan korkuyor” ifadesini kullandı.

Buna rağmen Cumhuriyetçiler, Washington’daki tüm güç mekanizmalarını; Temsilciler Meclisi, Senato ve Beyaz Saray’ı kontrol ediyor.

Eğer partilerini bir plan etrafında toplayabilirlerse, partiler üstü tartışmanın merkezindeki kolluk faaliyetleri de dahil olmak üzere DHS’nin tamamını fonlamak için ellerinde güçlü araçlar bulunuyor. Şimdiye kadar bunu başaramadılar.

Nitekim Thune ve Senato Cumhuriyetçileri, geçen hafta göçmenlik uygulama fonlarını daha geniş bir DHS tasarısından ayırarak parçaları ayrı kulvarlarda ilerleten iki aşamalı bir planla bu zorluğun üstesinden geldiklerini düşünmüşlerdi.

Daha kapsamlı olan DHS tasarısı, üst kanattan tek bir çatlak ses çıkmadan geçti. Cumhuriyetçi senatörler Trump’ın da bu planı desteklediğine inanıyordu.

Ancak saatler sonra bu plan, Temsilciler Meclisi’ndeki muhafazakârların, DHS’nin ICE ve CBP olmadan fonlanmasının Demokratlara boyun eğmek anlamına geleceği ve ülkenin ulusal güvenliğini riske atacağı yönündeki uyarılarıyla sert bir kayaya çarptı.

Johnson hızlı bir kararla muhafazakârların yanında yer aldı, Senato tasarısını rafa kaldırdı ve bunun yerine DHS’yi sekiz hafta boyunca bütünüyle fonlayacak kısa vadeli bir teklif sundu. Meclis Başkanı, Senato’nun stratejisini “şaka” olarak nitelendirdi. Trump da bu duruma katılarak Senato’nun yaklaşımını eleştirdi.

Fakat bu tablo geçen haftaya aitti. Çarşamba günü Trump, Senato’nun stratejisini fiilen benimseyen bir Cumhuriyetçi anlaşması duyurdu. Johnson, şaşırtıcı bir geri dönüşle planı destekledi.

Thune ise Temsilciler Meclisi’nin Senato’dan geçen DHS tasarısını onaylamasını beklediğini, böylece Cumhuriyetçi liderlerin 2. Aşama olan ICE ve CBP’nin fonlanması konusuna odaklanabileceğini belirtti.

Cumhuriyetçiler, bu fonlamayı Demokratları tartışmanın dışında bırakan ve uzlaşma (reconciliation) olarak bilinen bir süreçle yürütmek istiyor.

Thune, “Temsilciler Meclisi’nin bununla ne yapacağını nihayetinde göreceğiz” dedi. Thune ayrıca, “Ancak ICE ve CBP’nin halihazırda fonlanmış olması -çünkü onları geçen yaz en azından mali yıl sonuna kadar Büyük, Güzel Yasa aracılığıyla önceden fonlamıştık- ve bizim bu hesapları tamamlamak için arkadan gelmemiz gerçeğinin, yeterli sayıda Meclis üyesini bakanlıktaki diğer kurumların fonlanmasını desteklemeye ikna edeceğini umuyorum” diye ekledi.

Thune’un konuşmasından kısa süre sonra Temsilciler Meclisi, mevcut bahar tatili gibi uzun aralarda rutin bir etkinlik olan kısa bir usul (pro forma) oturumu için açıldı. Bu, Cumhuriyetçi liderlere Senato’nun DHS tasarısını oybirliğiyle derhal ilerletme fırsatı sağladı. Liderler bu şansı geri çevirdi.

Bunun yerine Johnson, sabahın ilerleyen saatlerinde Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçileriyle genel bir telekonferans düzenledi. Görüşmede bazı muhafazakârların, Johnson’ın Senato’nun iki aşamalı yaklaşımını destekleme kararına öfke duyduğu belirtildi.

Bazı Cumhuriyetçi yasa koyucular, bir DHS paketi yasalaştıktan sonra ICE fonlarını ilerletme konusunda Senato Cumhuriyetçilerinin sözlerini tutacaklarına güvenmiyor. Bu isimler, kolluk kuvvetleriyle ilgili kısmın önce gelmesini talep etmek için oylarını koz olarak kullanıyor.

Florida Temsilcisi Randy Fine, “Senato’nun açık sınırlar tasarısını geçirip sonra sınırları kapatacak bir uzlaşma tasarısı almayı umut etmek gibi bir niyet yok. Bunların bir araya gelmesi gerekiyor” dedi. Fine, “Zaten elimizde bir tane var; Senato’nun açık sınırlar tasarısına sahibiz. Şimdi sınırları kapalı tutacak olanı göndermeleri gerekiyor” diyerek sözlerini sürdürdü.

Bu talep Johnson’ı zor bir durumda bırakıyor. Johnson, muhafazakâr tepkiyi görmezden gelip halihazırda destek sinyali veren Demokratların yardımıyla Senato tasarısını geçirmeyi deneyebilir. Ancak böyle bir hamle, kendi sağ kanadını galeyana getirebilir ve meclis başkanlığı koltuğu için parti içi bir meydan okuma riskini doğurabilir.

Alternatif olarak Johnson, muhafazakârların talep ettiği sıralama değişikliğini benimseyerek önce ICE kısmını ilerletebilir. Ancak bu hamle, kapanışın sona ermesini haftalarca, hatta aylarca geciktirebilir; bu da Cumhuriyetçileri, beceriksizliklerinin DHS açmazını ve beraberindeki aksaklıklar ile maaş dondurmalarını uzattığı suçlamalarına açık bırakacaktır.

Thune, Johnson’ın üzerinde hissettiği baskıların farkında olduğunu belirtti. Thune, bir miktar hayal kırıklığıyla muhafazakârların taleplerinin siyasi olarak imkansız olduğuna işaret etti. Thune, “Bazı insanların yapmak istediği şeyi biz yapamayız” dedi ve ekledi: “Mümkün olanın ne olduğunu bulmak zorundasınız.”

Tüm bu süreç boyunca Trump, işleri kolaylaştırmaya yardımcı olmadı. Tartışmanın kritik anlarında kamuya açık bir görüş belirtmeyi reddetti.

Bu sessizlik, önce Senato Cumhuriyetçilerinde Thune’un planını desteklediği izlenimini yarattı, ardından başlangıçta Johnson’a bu planı reddetmesi için siyasi alan sağladı.

Trump yorum yaptığında ise mesajları çelişkiliydi. Geçen hafta DHS’nin ICE olmadan fonlanmasına yönelik her türlü planı eleştirirken, çarşamba günü tam da bu yöntemi onayladı.

Başkan ayrıca, Ulaştırma Güvenliği İdaresi (TSA) çalışanlarına ödeme yapılması için tek taraflı hareket etti ve daha yakın zamanda tüm DHS çalışanlarının kapanış sırasında maaş çeklerini almalarını sağlayacak bir plan duyurdu. Bu adımlar, Kongre üzerindeki herhangi bir şey yapma baskısını büyük ölçüde hafifletti.

Trump’ın en son mesajı bile -ICE ve CBP fonlarının uzlaşma yoluyla ayrı olarak ilerletilmesine verilen destek- Senato’dan geçen DHS tasarısından veya Temsilciler Meclisi üyelerinin bu tasarıya nasıl yaklaşmasını istediğinden bahsetmiyor. Bu boşluk, Temsilciler Meclisi muhafazakârlarına Senato’nun tercih ettiği sıralamayı eleştirme ve göçmenlik uygulamaları kısmının daha geniş DHS tasarısından önce gelmesini talep etme özgürlüğü verdi.

Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçi liderlerinin nasıl tepki vereceği belirsizliğini koruyor. Temsilciler Meclisi’nin 13 Nisan haftasına kadar Washington’a dönmesi planlanmıyor. Bu sırada Thune, Senato’nun planının bir çözüme giden en hızlı yol olduğunu düşündüğünü net bir dille ifade ediyor.

Thune, “Seçenekler sınırlı” dedi ve sözlerini şöyle tamamladı: “Yaptığımız şeyi beğenmeyen herkese sorum şudur; bana daha iyi bir fikir verin, bana daha iyi bir seçenek sunun.”

Amerika

Casuslukla suçlanan Suudi OpenAI mühendisine mahkemeden tahliye engeli

Yayınlanma

OpenAI ofisine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi mühendis Abdulrahman Alfozan’ın kefalet talebi, savcılığın sunduğu kaçma riski gerekçesiyle reddedildi. Mahkeme, Suudi Arabistan Konsolosluğunun sunduğu sınırsız kefalet teklifini geri çevirirken yıllık 385 bin dolar maaşlı mühendisin kraliyetle mesajlaştığı tespit edildi.

Yapay zeka devi OpenAI ofislerine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi Arabistan vatandaşı çalışan Abdulrahman Alfozan, savcılığın kaçma şüphesi ve Suudi kraliyet ailesiyle üst düzey temaslarına dair sunduğu kanıtların ardından cezaevinde kalacak.

Financial Times gazetesinin haberine göre ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki federal mahkeme, Suudi Arabistan konsolosluğunun kefalet için sunduğu ve yargıcın “açık çek” olarak tanımladığı teklife rağmen 35 yaşındaki Alfozan’ın tahliye talebini reddetti.

ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, San Francisco’daki merkez ofisinde yer alan bir yönetici toplantı odasında tuvalet kağıdına sarılmış bir ses kayıt cihazı tespit etti. Bu gelişmenin ardından Suudi Arabistan vatandaşı mühendis, ekim ayında FBI tarafından gözaltına alındı.

Vaka, küresel yapay zeka yarışında avantaj yakalamak isteyen yabancı hükümetlerin öncü teknoloji şirketlerini sanayi casusluğu hedefi haline getirdiğine dair Silikon Vadisi’ndeki kaygıları yeniden alevlendirdi.

Savcılık makamı, “Sanık OpenAI toplantılarını ister kişisel kazanç sağlamak, ister yabancı bir devlete yardım etmek, isterse her iki amaçla kaydetmek istemiş olsun; eylemi suç teşkil ediyor. Bu da Silikon Vadisi’ndeki yenilikçilik ortamı için bir tehlike, ulusal güvenlik için ise bir endişe kaynağıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Duruşma öncesinde Alfozan’ın Suudi Arabistan ile kurduğu kişisel ve ticari bağlara dikkat çeken hükümet avukatları, sanığın “yabancı bir hükümetten kayda değer destek” gördüğünü savundu.

Dava dosyasına yansıyan ayrıntılara göre Alfozan, en azından geçen yıldan bu yana Suudi kraliyet ailesinin ismi açıklanmayan bir üyesiyle WhatsApp üzerinden sık sık mesajlaştı.

Söz konusu yazışmalarda, kraliyet mensubunun Alfozan’ı krallıkta başlatılan yeni bir yapay zeka girişimine dahil etme girişimleri yer aldı.

Kraliyet ailesi üyesi, mayıs ayında bilgisayar mühendisine “Suudi Arabistan’ın sana ABD’den daha çok ihtiyacı var” mesajını gönderdi. Alfozan ise bu mesaja onay anlamına gelen “100” yanıtını iletti.

Dava dosyasında Alfozan’ın, şirketteki hisse hak ediş süresi dolana kadar OpenAI’dan ayrılmayacağını belirttiği kaydedildi.

İkili arasındaki en son WhatsApp yazışmasının ise Alfozan’ın gözaltına alınmasından dört gün önce, 5 Ekim’de gerçekleştiği aktarıldı.

Savcılık sanığın kaçma ihtimali üzerinde duruyor

Mahkeme kayıtları, mühendisin gözaltına alınmasından bir gün sonra eşi ve oğlunun Katar’a uçtuğunu gösteriyor.

Belgelere göre bu uçuş, Suudi bir askeri yetkilinin ayırtıp ödediği tek yön business class biletle gerçekleşti.

Alfozan’ın avukatları ise uçak biletinin parasını eşinin bacanağının kendi kaynaklarıyla ödediğini savundu.

Savcılık bu iddiaya karşı çıkarak, Suudi konsolosluğunun da Alfozan’ın ailesi için başka bir uçuş ayarladığını ancak bu rezervasyonun sonradan iptal edildiğini bildirdi.

Suudi Arabistan Konsolosluğu ayrıca kefalet bedeli için herhangi bir üst sınır belirtmeksizin tüm tutarı karşılama teklifinde bulundu.

Sulh Ceza Hakimi Alex G Tse, duruşmada bu teklifi defalarca “açık çek” olarak niteledi.

Sanığın ABD dışına çıkması durumunda davanın fiilen düşeceğini vurgulayan Yargıç Tse, “Suudi Arabistan’ın suçluları iade etmeme konusundaki tutumu son derece net. ABD hükümetinin çıkarlarını koruyacaklarına dair bana nasıl bir güven verebilirler?” dedi.

Yargıç Tse, Alfozan’ın Suudi Arabistan’a dönmesi halinde bağlılığı nedeniyle “büyük ödüllerle karşılanabileceğini” dile getirdi. Suudi hükümetinin, ABD’de gözaltına alınan vatandaşlarının kefalet ve hukuki masraflarını karşıladığı biliniyor.

Savunma makamı casusluk suçlamalarını reddetti

Alfozan’ın avukatları, konsolosluğun teklifi yerine sanığın Charles Schwab bünyesindeki 1 milyon dolarlık kişisel yatırım hesabının kefalet teminatı olarak kabul edilmesini önerdi.

Savcılık verilerine göre Alfozan’ın OpenAI’daki yıllık maaşı 385 bin dolardı ve kendisine 2,2 milyon dolarlık hisse paketi tanımlanmıştı.

San Francisco’daki mahkeme salonuna turuncu cezaevi kıyafeti, beyaz spor ayakkabılar ve yargıcın karşısına geçtiğinde çıkardığı bir maskeyle gelen Alfozan hakkındaki suçlamaları avukatı reddetti.

Savunma avukatı William Pernick duruşmada, “Bu beyefendi bir turist değil. Hükümetin kurgusu, onu Amerikan teknolojisini çalmak için buraya yerleştirilmiş yabancı bir sızma unsuru gibi göstermekten ibaret” diye konuştu.

Müvekkilinin göçmenlerin bu ülkedeki hayali olan ABD vatandaşlığını almaya yalnızca birkaç hafta uzaklıkta olduğunu söyleyen Pernick, evinde bulunan kayıt cihazlarının internetten temin edilebildiğini kaydetti.

Pernick, OpenAI’ın çalışanları kod yazımı için bu cihazları kullanmaya teşvik ettiğini öne sürdü.

Avukat ayrıca evdeki kayıt cihazlarından birinin kedinin kum kabını izlemek amacıyla kullanıldığını savundu.

Pernick, OpenAI’ın Alfozan’ın Suudi Arabistan ile olan bağlantılarını desteklediğini ve bunlardan fayda sağladığını da sözlerine ekledi.

Sözlü iletişimi hukuka aykırı şekilde dinlemek veya dinlemeye teşebbüs etmekle suçlanan Alfozan, suçlu bulunması halinde yasa gereği beş yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de zenginler prestijli arsalar için milyonluk evleri yıktırıyor

Yayınlanma

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD’de milyarderler, prestijli kıyı bölgelerindeki arsa kıtlığı nedeniyle yüz milyonlarca dolarlık malikaneleri satın alıp yerle bir ediyor. Satış ilanlarında yapay zekayla boş arsa tasarımları öne çıkarken uzmanlar tek bir yıkım ve lüks inşaat döngüsünün 250 hanenin yıllık karbon salımına denk zarar ürettiğini belirtiyor.

ABD’de milyarderler, yüz milyonlarca dolar ödeyerek satın aldıkları lüks malikaneleri kısa süre içinde yıktırıyor.

The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre bu yönelimin arkasında, özellikle sahil şeritleri gibi prestijli bölgelerde yaşanan arsa kıtlığı yatıyor.

Çok zengin alıcılar için asıl belirleyici etken üzerindeki yapı değil, arazinin konumu haline geldi. Satın alınan mülkler yerle bir edildikten sonra açılan alana daha modern tarzda yeni konutlar inşa ediliyor.

Haberde lüks gayrimenkul piyasasındaki değişime dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:

“Daha önce pahalı gayrimenkul alımlarının temel nedeni olan evin kendisi, artık neredeyse önemini yitirdi. Alıcılar her şeyden önce okyanus kıyısında veya dağ zirvesinde yer alan, iyi konuma sahip araziler için yarışıyor.”

Gazete bu duruma örnek olarak ABD’li milyarder William Lauder’ın hamlelerini aktardı. Lauder, Mart 2023’te hayatını kaybeden radyo programcısı Rush Limbaugh’nun okyanus kıyısındaki mülkünü 155 milyon dolara aldıktan sonra temmuz ayında tamamen yıktırdı.

Lauder daha önce de Palm Beach sahilinde yaklaşık 1,2 hektarlık arazide yer alan iki evi yıktırmıştı. Başlangıçta bu alana kendi konutunu yapmayı tasarlayan Lauder, daha sonra boşalan arsayı yaklaşık 200 milyon dolara sattı.

Gayrimenkul değerleme uzmanı Jonathan Miller, arsa fiyatları arttıkça bu tür işlemlerin giderek yaygınlaştığını belirtti.

Yaşanan hareketlilik üzerine emlak danışmanları da lüks konutları doğrudan yıkıma uygun arsa olarak pazarlamaya başladı.

İlanlarda arazinin üzerindeki yapılar olmadan nasıl görüneceğini göstermek için yapay zekayla üretilen görseller kullanılıyor.

Pazarlamacılar “yıkım” sözcüğünü doğrudan kullanmamak adına “uyarlanabilir yeniden kullanım” gibi ifadelere başvuruyor.

Lüks konut piyasasında yıkım ilanı oranı artıyor

Eğilim yalnızca kıyı şeridiyle sınırlı kalmayıp ABD’nin diğer bölgelerine de yayılıyor.

Gayrimenkul aracılık şirketi Redfin’in verileri, satış ilanlarında binaların yıkılmasını öngören ifadelerin sıklaştığını ortaya koyuyor.

Söz konusu ifadelerin oranı Houston’ın Bunker Hill Village bölgesindeki ilanlarda yüzde 15’in üzerine çıkarken, Virginia’daki Pimmit Hills’te yüzde 6,67 seviyesinde seyrediyor.

Miami’de çalışan emlak danışmanı Dina Goldenteyer, alıcıların on yıldan daha eski evleri artık beğenmemesi nedeniyle üst üste yıkım uygulamalarının sıklaştığını dile getirdi.

Perakende sektörünün eski yöneticileri Jamie Dooley ve Christine Scott çifti, 2020 yılında Florida’daki Destin yakınlarında deniz kenarındaki bir evi yıkmak için 3,7 milyon dolar harcadı.

Çift, açılan alana modern bir konut inşa etmek için beş yıl harcamasına rağmen ortaya çıkan yeni yapıyı da yıkım şartıyla satışa çıkardı; gerekçe olarak yapıyı bu haliyle kimsenin satın almak istememesini gösterdi.

WAP Sustainability adlı çevre danışmanlığı şirketinin çalışanı William Paddock ise bu inşaat döngüsünün çevreye verdiği zarara işaret etti.

Paddock, yaklaşık 1000 metrekarelik bir evi yıkıp yerine yaklaşık 2 bin 700 metrekarelik yeni bir bina yapmanın, ortalama 250 Amerikan hanesinin yıllık emisyonuna denk bir karbon ayak izi ürettiğini vurguladı.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de enflasyon ara seçim öncesi yüzde 3,7’ye çıktı

Yayınlanma

ABD’de yıllık enflasyon eylül ayında yüzde 3,7’ye yükselirken enerji ve akaryakıt maliyetlerindeki artış devam ediyor. Benzin fiyatları yıllık bazda yüzde 35,3 artış kaydederken gıda maliyetlerindeki yıllık yükseliş yüzde 2,5 düzeyinde gerçekleşti.

ABD’de ara seçimler yaklaşırken eylül ayı enflasyonundaki artış, Kongre’nin kontrolünü Cumhuriyetçilerden geri almaya çalışan Demokratların hayat pahalılığı tartışmasını yeniden gündemin merkezine taşıdı.

Çalışma İstatistikleri Bürosunun yayımladığı tüketici fiyat endeksine göre yıllık enflasyon eylülde yüzde 3,7 oldu; enerji, benzin ve elektrik maliyetleri aylık bazda yükseldi.

Gıda fiyatları ağustostan eylüle değişmeyerek sabit kalırken geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,5 artış kaydetti.

Demokratlar seçim kampanyalarını geçim sıkıntısını hafifletme vaadi üzerine kuruyor ve fiyat artışlarından Başkan Donald Trump’ın gümrük tarifeleriyle İran savaşını sorumlu tutuyor.

Trump ve Cumhuriyetçiler ise bu yıl çok sayıda sol adayın ön seçimleri kazanmasına işaret ederek muhalefetin parti içindeki “komünistlerin” esiri olduğunu savunuyor.

Şubat ayında yıllık enflasyon yüzde 2,4 düzeyindeyken ABD ve İsrail’in ayın son gününde başlattığı İran savaşı boyunca fiyatlar yükselişini sürdürdü.

Son dönemdeki tırmanış, enflasyonun Haziran 2022’de yüzde 9,1 ile gördüğü 40 yılın zirvesinden bu yana kaydettiği düşüşü tümüyle tersine çevirmiş değil; ancak oran beş yılı aşkın süredir Merkez Bankasının (Fed) yüzde 2’lik hedefinin üzerinde seyrediyor.

Fed yetkilileri inatçı enflasyonla mücadele gerekçesiyle geçen ay politika faizini çeyrek puan artırdı. Yetkililer gelecek hafta yeniden toplanarak faizi artırma veya yüzde 3,75 ile yüzde 4 aralığında sabit tutma kararını değerlendirecek.

Enerji ve akaryakıt kalemi savaşın ilk ayından bu yana en sert yükselişini kaydetti

Eylül ayında enerji fiyatları, İran savaşının ilk tam ayı olan marttan bu yana görülen en büyük aylık sıçramayı yaparak yıllık bazda yüzde 20,4 arttı. Enerji maliyetleri temmuzdan ağustosa yüzde 2,1 artmış, hazirandan temmuza yüzde 1,5, mayıstan hazirana ise yüzde 5,7 gerilemişti.

Hürmüz Boğazı’nda petrol tankerlerine yönelik İran saldırıları son dönemde artarken Ukrayna güçleri de Rus rafinerilerine yönelik operasyonlarını sıklaştırdı. Küresel ham petrol ve işlenmiş yakıt piyasalarını zorlayan bu iki gelişme, ABD’de benzin ve motorin fiyatlarını yukarı çekti.

Benzin fiyatları da savaşın ilk ayından bu yana en büyük aylık artışını yaşayarak ağustostan eylüle yüzde 9,1 yükseldi ve yıllık artış yüzde 35,3’e ulaştı.

Amerikan Otomobil Birliği (AAA) verilerine göre ABD genelinde normal benzinin galon fiyatı ortalama 4,26 dolar düzeyinde; bu rakam bir ay önceki yaklaşık 4,48 dolarlık seviyenin altında kalsa da bir yıl öncesine göre 1,20 dolardan daha yüksek. Ortalama galon fiyatı California’da 6 doların, Washington eyaleti ile Nevada’da ise 5 doların üzerinde seyrediyor.

Elektrik fiyatları ağustostan eylüle yüzde 0,2 yükselerek temmuz ile ağustos arasındaki yüzde 0,2’lik düşüşü telafi etti ve yıllık bazda yüzde 4,4 arttı.

Yeni veri merkezlerinin yüksek enerji talebi yerel toplulukların elektrik faturalarına yansıyor. Trump, şirketlerin veri merkezlerinin ihtiyaç duyduğu elektriğin maliyetini bizzat karşılaması gerektiğini savundu.

Trump, Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda büyük veri merkezlerine kendi elektriklerini üretme ve fazlasını yerel şebekeye devretme zorunluluğu getirdiğini belirterek elektrik fiyatlarında “önemli bir düşüş yaşanabileceğini” öne sürdü.

Gıda harcamaları dengelenirken ikinci el araç piyasasında aylık artış sürüyor

Eylülde evde tüketilen gıdanın maliyeti aylık bazda yüzde 0,1 azalırken dışarıda yenen yemeğin fiyatı yüzde 0,2 arttı.

Yumurta fiyatı bir düzine için 2,27 dolara gerileyerek Eylül 2025’e göre yaklaşık yüzde 35 düştü; bu rakam Mart 2025’te görülen 6,23 dolarlık yirmi yılın zirvesinin oldukça altında kaldı.

Dana kıyma fiyatları Eylül 2025’e göre yaklaşık yüzde 2,4 artış gösterse de libresi 6,48 dolardan satılarak haziran ayında kaydedilen 6,98 dolarlık yirmi yıllık zirvenin gerisinde durdu.

Tavuğun libre fiyatı geçen ay bir yıl önceki seviyesini koruyarak 2,06 dolar oldu; tavuk fiyatları Kasım 2024’ten bu yana 2,01 ile 2,09 dolar bandında dalgalanıyor.

İkinci el otomobil ve kamyonet fiyatları Eylül 2025’e kıyasla yüzde 1,5 gerilese de temmuz ve ağustostaki yüzde 0,4’lük artışların ardından eylülde aylık bazda yüzde 0,7 yükseldi.

Navy Federal Credit Union Başekonomisti Heather Long, sektörün pahalı yedek parçalar ve nitelikli iş gücü açığı gibi etkenlerin birleştiği ağır bir baskıyla karşı karşıya kaldığını belirtti.

The Hill gazetesine konuşan Long, piyasadaki bütün maliyet baskılarının yerel oto tamircilerinde somut olarak hissedildiğini vurguladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English