Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’de bütçe krizi: Johnson ve Thune stratejide uzlaşamıyor

Yayınlanma

ABD tarihinin en uzun federal hükümet kapanışını sona erdirmeye çalışan Temsilciler Meclisi ve Senato Cumhuriyetçileri, kendi iç bölünmeleri ve Başkan Donald Trump’ın çelişkili mesajları nedeniyle ilerleme kaydedemiyor. Cumhuriyetçi Parti içindeki sağ kanat isyanı ve odalar arası güvensizlik, İç Güvenlik Bakanlığı’nın (DHS) yeniden açılmasını engellerken, on binlerce kurum çalışanının maaşları üzerindeki blokaj sürüyor.

ABD tarihinin en uzun federal hükümet kapanışını sona erdirmek için çabalayan Temsilciler Meclisi ve Senato Cumhuriyetçileri, kendi içlerindeki engellere takılmaya devam ediyor.

The Hill gazetesinin haberine göre Temsilciler Meclisi bünyesinde, Meclis Başkanı Mike Johnson ve liderlik ekibi, isyancı muhafazakâr kanadı kontrol altına alacak bir formül bulamadı.

Odalar arasında ise Johnson ve Senato Çoğunluk Lideri John Thune, hem içerik hem de strateji konusunda görüş ayrılığı yaşıyor. Beyaz Saray kanadından ise Başkan Trump’ın verdiği çelişkili mesajlar, bir atılımın yakın göründüğü kritik anlarda ilerlemeyi sekteye uğrattı.

Bu bileşim, on binlerce ajans çalışanının maaş çeklerinin dondurulduğu tarihi bir kapanışın ortasında, İç Güvenlik Bakanlığı’nın (DHS) yeniden açılmasına yönelik her türlü hızlı çözüm yolunu karmaşık hale getirdi.

Bu durum aynı zamanda, parti liderlerinin Kasım ayındaki zorlu ara seçim döngüsüne girerken birlik tablosu sergilemeye çalıştığı bir dönemde, Cumhuriyetçi saflar arasındaki bölünmeleri ve odalar arasındaki derin güvensizliği de ortaya koydu.

Her iki odadaki Cumhuriyetçi liderler, iç çekişmelere dair kanıtları önemsiz gibi göstermeye çalışıyor. Liderler, DHS üzerindeki kilitlenmenin sorumluluğunu doğrudan Demokratların üzerine yıkıyor.

Demokratlar, DHS’nin kolluk güçleri olan ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) ile Gümrük ve Sınır Koruma Dairesi’nin (CBP) faaliyetlerini düzenleyen daha sıkı kurallar eşlik etmediği sürece, göçmenlik uygulamaları için herhangi bir yeni finansmanı desteklemeyi reddetmişti.

Thune, perşembe günü Kongre Binası’nda muhabirlere yaptığı açıklamada, “Tahsisat sürecini rehin tutan Demokratlar var” dedi.

Thune, Demokratların “kolluk kuvveti karşıtı, açık sınır yanlısı ve polisin bütçesini kesmeyi savunan” kanadının yükselişte olduğunu belirterek, “Sanırım herkes onlardan korkuyor” ifadesini kullandı.

Buna rağmen Cumhuriyetçiler, Washington’daki tüm güç mekanizmalarını; Temsilciler Meclisi, Senato ve Beyaz Saray’ı kontrol ediyor.

Eğer partilerini bir plan etrafında toplayabilirlerse, partiler üstü tartışmanın merkezindeki kolluk faaliyetleri de dahil olmak üzere DHS’nin tamamını fonlamak için ellerinde güçlü araçlar bulunuyor. Şimdiye kadar bunu başaramadılar.

Nitekim Thune ve Senato Cumhuriyetçileri, geçen hafta göçmenlik uygulama fonlarını daha geniş bir DHS tasarısından ayırarak parçaları ayrı kulvarlarda ilerleten iki aşamalı bir planla bu zorluğun üstesinden geldiklerini düşünmüşlerdi.

Daha kapsamlı olan DHS tasarısı, üst kanattan tek bir çatlak ses çıkmadan geçti. Cumhuriyetçi senatörler Trump’ın da bu planı desteklediğine inanıyordu.

Ancak saatler sonra bu plan, Temsilciler Meclisi’ndeki muhafazakârların, DHS’nin ICE ve CBP olmadan fonlanmasının Demokratlara boyun eğmek anlamına geleceği ve ülkenin ulusal güvenliğini riske atacağı yönündeki uyarılarıyla sert bir kayaya çarptı.

Johnson hızlı bir kararla muhafazakârların yanında yer aldı, Senato tasarısını rafa kaldırdı ve bunun yerine DHS’yi sekiz hafta boyunca bütünüyle fonlayacak kısa vadeli bir teklif sundu. Meclis Başkanı, Senato’nun stratejisini “şaka” olarak nitelendirdi. Trump da bu duruma katılarak Senato’nun yaklaşımını eleştirdi.

Fakat bu tablo geçen haftaya aitti. Çarşamba günü Trump, Senato’nun stratejisini fiilen benimseyen bir Cumhuriyetçi anlaşması duyurdu. Johnson, şaşırtıcı bir geri dönüşle planı destekledi.

Thune ise Temsilciler Meclisi’nin Senato’dan geçen DHS tasarısını onaylamasını beklediğini, böylece Cumhuriyetçi liderlerin 2. Aşama olan ICE ve CBP’nin fonlanması konusuna odaklanabileceğini belirtti.

Cumhuriyetçiler, bu fonlamayı Demokratları tartışmanın dışında bırakan ve uzlaşma (reconciliation) olarak bilinen bir süreçle yürütmek istiyor.

Thune, “Temsilciler Meclisi’nin bununla ne yapacağını nihayetinde göreceğiz” dedi. Thune ayrıca, “Ancak ICE ve CBP’nin halihazırda fonlanmış olması -çünkü onları geçen yaz en azından mali yıl sonuna kadar Büyük, Güzel Yasa aracılığıyla önceden fonlamıştık- ve bizim bu hesapları tamamlamak için arkadan gelmemiz gerçeğinin, yeterli sayıda Meclis üyesini bakanlıktaki diğer kurumların fonlanmasını desteklemeye ikna edeceğini umuyorum” diye ekledi.

Thune’un konuşmasından kısa süre sonra Temsilciler Meclisi, mevcut bahar tatili gibi uzun aralarda rutin bir etkinlik olan kısa bir usul (pro forma) oturumu için açıldı. Bu, Cumhuriyetçi liderlere Senato’nun DHS tasarısını oybirliğiyle derhal ilerletme fırsatı sağladı. Liderler bu şansı geri çevirdi.

Bunun yerine Johnson, sabahın ilerleyen saatlerinde Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçileriyle genel bir telekonferans düzenledi. Görüşmede bazı muhafazakârların, Johnson’ın Senato’nun iki aşamalı yaklaşımını destekleme kararına öfke duyduğu belirtildi.

Bazı Cumhuriyetçi yasa koyucular, bir DHS paketi yasalaştıktan sonra ICE fonlarını ilerletme konusunda Senato Cumhuriyetçilerinin sözlerini tutacaklarına güvenmiyor. Bu isimler, kolluk kuvvetleriyle ilgili kısmın önce gelmesini talep etmek için oylarını koz olarak kullanıyor.

Florida Temsilcisi Randy Fine, “Senato’nun açık sınırlar tasarısını geçirip sonra sınırları kapatacak bir uzlaşma tasarısı almayı umut etmek gibi bir niyet yok. Bunların bir araya gelmesi gerekiyor” dedi. Fine, “Zaten elimizde bir tane var; Senato’nun açık sınırlar tasarısına sahibiz. Şimdi sınırları kapalı tutacak olanı göndermeleri gerekiyor” diyerek sözlerini sürdürdü.

Bu talep Johnson’ı zor bir durumda bırakıyor. Johnson, muhafazakâr tepkiyi görmezden gelip halihazırda destek sinyali veren Demokratların yardımıyla Senato tasarısını geçirmeyi deneyebilir. Ancak böyle bir hamle, kendi sağ kanadını galeyana getirebilir ve meclis başkanlığı koltuğu için parti içi bir meydan okuma riskini doğurabilir.

Alternatif olarak Johnson, muhafazakârların talep ettiği sıralama değişikliğini benimseyerek önce ICE kısmını ilerletebilir. Ancak bu hamle, kapanışın sona ermesini haftalarca, hatta aylarca geciktirebilir; bu da Cumhuriyetçileri, beceriksizliklerinin DHS açmazını ve beraberindeki aksaklıklar ile maaş dondurmalarını uzattığı suçlamalarına açık bırakacaktır.

Thune, Johnson’ın üzerinde hissettiği baskıların farkında olduğunu belirtti. Thune, bir miktar hayal kırıklığıyla muhafazakârların taleplerinin siyasi olarak imkansız olduğuna işaret etti. Thune, “Bazı insanların yapmak istediği şeyi biz yapamayız” dedi ve ekledi: “Mümkün olanın ne olduğunu bulmak zorundasınız.”

Tüm bu süreç boyunca Trump, işleri kolaylaştırmaya yardımcı olmadı. Tartışmanın kritik anlarında kamuya açık bir görüş belirtmeyi reddetti.

Bu sessizlik, önce Senato Cumhuriyetçilerinde Thune’un planını desteklediği izlenimini yarattı, ardından başlangıçta Johnson’a bu planı reddetmesi için siyasi alan sağladı.

Trump yorum yaptığında ise mesajları çelişkiliydi. Geçen hafta DHS’nin ICE olmadan fonlanmasına yönelik her türlü planı eleştirirken, çarşamba günü tam da bu yöntemi onayladı.

Başkan ayrıca, Ulaştırma Güvenliği İdaresi (TSA) çalışanlarına ödeme yapılması için tek taraflı hareket etti ve daha yakın zamanda tüm DHS çalışanlarının kapanış sırasında maaş çeklerini almalarını sağlayacak bir plan duyurdu. Bu adımlar, Kongre üzerindeki herhangi bir şey yapma baskısını büyük ölçüde hafifletti.

Trump’ın en son mesajı bile -ICE ve CBP fonlarının uzlaşma yoluyla ayrı olarak ilerletilmesine verilen destek- Senato’dan geçen DHS tasarısından veya Temsilciler Meclisi üyelerinin bu tasarıya nasıl yaklaşmasını istediğinden bahsetmiyor. Bu boşluk, Temsilciler Meclisi muhafazakârlarına Senato’nun tercih ettiği sıralamayı eleştirme ve göçmenlik uygulamaları kısmının daha geniş DHS tasarısından önce gelmesini talep etme özgürlüğü verdi.

Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçi liderlerinin nasıl tepki vereceği belirsizliğini koruyor. Temsilciler Meclisi’nin 13 Nisan haftasına kadar Washington’a dönmesi planlanmıyor. Bu sırada Thune, Senato’nun planının bir çözüme giden en hızlı yol olduğunu düşündüğünü net bir dille ifade ediyor.

Thune, “Seçenekler sınırlı” dedi ve sözlerini şöyle tamamladı: “Yaptığımız şeyi beğenmeyen herkese sorum şudur; bana daha iyi bir fikir verin, bana daha iyi bir seçenek sunun.”

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English