Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’de Cumhuriyetçiler, sığınmacılara yönelik cezaların ağırlaştırılmasını istiyor

Yayınlanma

ABD Senatosu’ndaki Cumhuriyetçiler, Başkan Donald Trump’ın göçmenlik politikalarını savunmak ve demokratların sınır güvenliği birimlerine yönelik kısıtlama taleplerini geri çevirmek amacıyla kapsamlı bir siyasi mücadele başlatıyor. Trump’ın Politika ve İç Güvenlik Danışmanı Yardımcısı Miller ile eş güdüm içinde hareket eden senatörler, işbirliği yapmayan yerel yetkililere hapis cezası öngören ve yasa dışı girişi ağır suç kapsamına alan düzenlemeleri oylamaya sunmaya hazırlanıyor.

ABD Başkanı Trump’ın Senato’daki müttefikleri, bu hafta demokratların önerdiği göçmenlik reformlarına karşı kapsamlı bir siyasi mücadele yürütmeyi planlıyor.

The Hill gazetesinin haberine göre Beyaz Saray Politika ve İç Güvenlik Danışmanı Yardımcısı Stephen Miller ile yakın çalışan Cumhuriyetçi senatörler, başkanın en güçlü olduğu konulardan biri olan göçmenlik meselesinde savunmada kalmak yerine karşı hamle yapmaya hazırlanıyor.

Senato’daki muhafazakarlar, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) memurlarının maske takmasını yasaklayan ve adli arama izni alma zorunluluğu getirerek yetkilerini kısıtlayan herhangi bir uzlaşıya karşı çıkıyor.

Diğer yandan Senato Demokrat Grubu Lideri Chuck Schumer ve Temsilciler Meclisi Demokrat Grubu Lideri Hakeem Jeffries, kendi tabanlarından gelen yoğun baskı altında bulunuyor.

Demokrat taban, ya ICE ve Gümrük ve Sınır Koruma Dairesi (CBP) birimlerinin işleyişini temelden değiştirecek bir anlaşma yapılmasını ya da İç Güvenlik Bakanlığının bütçesinin engellenerek kurumun kapatılmasını talep ediyor.

Bu durum, her iki partiden hukukçuların hafta sonuna doğru hükümetin kısmen kapanmasına yönelik hazırlık yapmasına neden oluyor.

Cumhuriyetçi senatörler yasal yaptırımların sertleştirilmesini talep ediyor

Trump’ın yakın müttefiklerinden Güney Karolina Senatörü Lindsey Graham ve Missouri Senatörü Eric Schmitt, federal göçmenlik operasyonlarıyla işbirliği yapmayan yerel yetkililerin cezalandırılmasını öngören teklifleri oylamaya sunmak için baskı yapıyor.

Cumhuriyetçiler ayrıca, ülkeye yasa dışı yollardan giren göçmenler için zorunlu hapis cezası getirilmesini ve göçmenlik yasalarının sertleştirilmesini istiyor.

Senatörler, sınır dışı operasyonlarını engelleyen protestoculara yönelik yaptırımların artırılmasını ve bu protestoculara yardım eden kâr amacı gütmeyen kuruluşların vergi muafiyetlerinin iptal edilmesini hedefliyor.

Senato Cumhuriyet Grubu Lideri John Thune pazartesi günü gazetecilere yaptığı açıklamada, İç Güvenlik Bakanlığının finansmanına ilişkin müzakerelerde ilerleme kaydedildiğini belirtti.

Ancak Thune, varılacak herhangi bir anlaşmanın Cumhuriyetçi kanadın çoğunluğu tarafından onaylanıp onaylanmayacağının belirsizliğini koruduğunu ifade etti.

Cumhuriyetçi müzakerecilerin demokrat liderlere karşı bir teklif gönderdiğini ve yanıt beklediklerini ekleyen Thune, kısa süreli bir geçici bütçe olasılığına ilişkin ise müzakere sonucunun beklenmesi gerektiğini kaydetti.

Siyasi stratejinin merkezinde “güvenli şehirler” tartışması yer alıyor

Hafta sonu Trump ile bir araya gelen Lindsey Graham, Minneapolis gibi demokratlar tarafından yönetilen şehirlerde ICE ile işbirliğini reddeden yerel yetkilileri savunmak zorunda bırakarak demokratların üzerinde siyasi baskı kurmaları gerektiğini belirtti.

Graham, “Artık saldırı pozisyonuna geçiyoruz. Başkan Trump’ın kampanya vaatlerinden vazgeçeceğimiz düşüncesi doğru değil” diye konuştu.

Graham, Stephen Miller ile birlikte koordine ettikleri strateji kapsamında, gelecek hafta Senato Genel Kurulu’nda “güvenli şehirler” (sanctuary cities) üzerine bir oylama yapılacağını duyurdu.

Graham’ın önerisi, federal göçmenlik makamlarıyla işbirliği yapmayan eyalet ve yerel yönetim yetkililerine cezai yaptırımlar uygulanmasını içeriyor.

Cumhuriyetçiler, Jon Ossoff ve John Fetterman gibi kritik eyaletlerdeki demokrat senatörlerin, Schumer ve Jeffries tarafından sunulan 10 maddelik reform planına destek vermekte zorlanacağını tahmin ediyor.

Eric Schmitt sınır dışı işlemlerini engelleyenlere hapis cezası istiyor

Senatör Eric Schmitt, demokratların taleplerinin sınır muhafaza birimlerinin görev yapmasını engellediğini ve milyonlarca kişi için fiili bir af yarattığını belirtti.

Schmitt, “Bunu kabul etmeyeceğiz” diyerek “Amerika’yı Koru Yasası” (Protect America Act) isimli teklifini sundu.

Schmitt’in yasa tasarısı, ICE ile bilgi paylaşmayan veya gözaltındaki göçmenlerin federal makamlara teslimini koordine etmeyen eyalet ve yerel yönetimlere yönelik federal fonların kesilmesini öngörüyor.

Tasarı ayrıca, ülkeye yasa dışı girişi “ağır suç” (felony) kapsamına alarak ilk kez yakalananlar için bir yıldan beş yıla kadar, mükerrer suçlular için ise 10 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası getirilmesini hedefliyor.

Senato’daki Cumhuriyetçi kaynaklar, Graham ve Schmitt’in, Trump’ın operasyonlarını kısıtlayacak herhangi bir taviz verilmemesi için parti içi müzakereciler üzerinde baskı kurduğunu ifade ediyor.

Senato Cumhuriyet Grubu Lideri Thune, cuma gününe kadar nihai bir anlaşma beklemediğini ancak müzakerelerin devam etmesini sağlayacak kısa vadeli bir bütçe uzlaşısı için demokratların ikna edilebileceğini umduğunu belirtti.

Perşembe akşamı yaklaşık 20 senatörün Münih Güvenlik Konferansı ve ardından İtalya’daki Olimpiyatlar için yurt dışına seyahat edecek olması, cuma günü yaşanabilecek bir kapanmanın önlenmesi için siyasi bir teşvik unsuru olarak görülüyor.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English