Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’de otomotiv grevi anlaşma ile sona erdi

Yayınlanma

ABD’de üç büyük otomobil devini etkileyen grevler geçici anlaşmalarla sona erdi. Son olarak General Motors (GM), altı haftalık grevi sona erdirmek üzere Birleşik Otomobil İşçileri (UAW) sendikası ile geçici bir anlaşmaya vardı. Bu anlaşma ile birlikte ABD’nin en büyük üç otomobil üreticisindeki ilk eşgüdümlü grev sona eriyor.

Sendikanın Pazartesi günü yaptığı açıklamaya göre GM, dört yıllık anlaşma süresince saat başına yüzde 25’lik bir ücret artışını kabul etti. Financial Times’ın (FT) anlaşmanın ayrıntılarını bilen kişilerden aktardığına göre, anlaşma aynı zamanda çalışanlar için hayat pahalılığı ödeneklerini geri getiriyor ve emekliler için bir seferlik ikramiyeler içeriyor.

Şartlar geçen hafta Ford ile sendika arasında varılan geçici anlaşmaya benziyor. Stellantis de Cumartesi günü kendi anlaşmasına vardı.

UAW Başkanı Shawn Fain, Pazartesi günü geç saatlerde yaptığı açıklamada, “Grevimizin General Motors’u son kuruşuna kadar sıkıştırdığına yürekten inanıyoruz,” dedi. Fain, sendikanın Detroit’in üç otomobil üreticisine karşı yürüttüğü grevi ‘resmi olarak askıya aldığını’ da sözlerine ekledi.

Grev GM’i vurdu

UAW üyeleri 15 Eylül’den itibaren, iş sözleşmeleri yeni bir anlaşma yapılmadan sona erdiği için iş bırakmaya başladı. İşçiler, otomobil üreticilerini önceden uyarmadan seçilmiş fabrikaları ve parça depolarını işgal etti; bu strateji otomobil üreticilerinin faaliyetlerini aksatırken sendikanın grevci işçilere ödeme yapmak için kullandığı fonu da korudu. UAW’nin 146.000 üyesinden yaklaşık 50.000’i iş bıraktı.

UAW, Stellantis ile yaptığı anlaşmayı duyurduktan saatler sonra, hafta sonu GM’ye karşı eylemlerini tırmandırarak Spring Hill, Tennessee’deki fabrikasındaki çalışmayı durdurdu. GM geçen hafta analistlere grevin şirkete haftada 200 milyon dolara mal olduğunu ve bunun da faiz ve vergi öncesi kazançlarda 800 milyon dolara denk geldiğini söylemişti.

GM CEO’su Mary Barra Pazartesi günü yaptığı açıklamada, “GM, UAW ile ekibin katkılarını yansıtan ve geleceğimize yatırım yapmaya ve ABD’de iyi işler sağlamaya devam etmemize olanak tanıyan geçici bir anlaşmaya varmış olmaktan memnuniyet duymaktadır,” dedi.

Biden rahat bir nefes aldı

Ford ise sendika ile anlaşmaya vardıktan sonra yaptığı açıklamada, grev nedeniyle 1,3 milyar dolar kaybettiğini söylemişti. Ford finans müdürü John Lawler, işçilerin grevde olduğu günlerde şirketin normalde üretmesi gerekenden 80.000 daha az otomobil ve kamyon ürettiğini açıklamıştı.

UAW’nin her üç otomobil üreticisiyle yaptığı anlaşmaların yürürlüğe girmesi için sendika üyeleri tarafından oylanarak onaylanması gerekiyor fakat Fain, grevdeki 18.000 GM işçisine işlerine dönmeleri talimatını verdi. Ford ve Stellantis’teki greve katılan sendika üyeleri ise şimdiden işlerine dönmeye başladı.

ABD Başkanı Joe Biden gazetecilerin anlaşma hakkındaki sorularına baş parmağını sallayarak cevap verdi ve “Bence bu harika,” dedi. Biden daha sonra Beyaz Saray’da düzenlenen bir etkinlikte, “Bu rekor anlaşmalar, on yıldan uzun bir süre önce yaşanan mali kriz sırasında sektörü ayakta tutmak için çok şeyden vazgeçen otomobil işçilerini ödüllendiriyor. Bu anlaşmalar, ikonik Üç Büyükler’in kalite ve inovasyonda hâlâ dünyaya liderlik edebilmesini sağlıyor,” dedi.

Anlaşmanın elektrikli araçlar boyutu

Sektördeki elektrikli araç oranının büyümesi, elektrikli araçların içten yanmalı motorlardan daha az parça gerektirmesi nedeniyle geçişin sendikasız fabrikalara fayda sağlayacağı ve işçileri yerinden edeceği endişesiyle UAW’nin dile getirdiği sorunlardan biriydi.

UAW, GM’nin ortak girişim batarya şirketi Ultium Cells çalışanlarının Pazartesi günü varılan anlaşma uyarınca sendikanın ana sözleşmesine dahil edileceğini söyledi. Sendikaya göre, daha önce ana sözleşmeye dahil edilmeyen bir şirket iştiraki olan GM Subsystems LLC’deki işçiler de eklenecek.

Bir fabrikanın ana sözleşmeye dahil edilip edilmemesi önemli çünkü bu, fabrikalarda ayrı ayrı sözleşmeler için örgütlenmek ve pazarlık yapmak yerine, fabrikanın tüm işçilerini UAW’nin greve gittiği şartlara dahil edecek.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English