Amerika
Elektrikli araçlar için umutsuz gelecek: Otomotiv sektöründen uyarılar

Bir süre önce SpaceX ve Tesla kurucusu Elon Musk, Tesla’nın üçüncü çeyrek için gelir ve kâr hedeflerini tutturamamasının ardından elektrikli araçlara (EV) yönelik talebin yavaşladığı konusunda uyarıda bulundu.
Musk, ‘otomobil satın alan insanların büyük çoğunluğu’ için ilk endişenin ‘aylık ödeme’ olduğunu söyledi ve “Faiz oranları yüksek kalırsa ya da daha da yükselirse, insanların araba satın alması çok daha zorlaşır… Bunu karşılayamazlar,” uyarısında bulundu.
Musk, yüksek kredi kartı faizleri de dahil olmak üzere yüksek faiz oranlarının büyük bir endişe kaynağı olduğunu birçok kez tekrarladı. Faiz oranlarının düşmesi gerektiğini savunan Tesla’nın sahibi, faiz oranlarının yükselmeye devam etmesi halinde ‘satın alınabilirliğin’ azalacağını söyledi.
Musk’ın şikayetlerinin okyanusun ötesinde de yankılandığı görülüyor. Alman lüks otomobil üreticisi Porsche, 3. çeyrek finansal sonuçlarının açıklanmasının ardından, enflasyon ve yüksek faizlerin etkisinin endişe verici olduğu konusunda uyarıda bulundu.
Porsche CFO’su Lutz Meschke gazetecilerle yaptığı bir görüşmede, “Devletler faiz oranlarını büyük ölçüde artırdı… bu da müşterilerin yeni bir ürüne [yatırım yapma konusunda] oldukça isteksiz olduğu bir durum yaratıyor,” dedi.
Meschke ayrıca, 2024 yılında, jeopolitik durum ve Çin’deki ekonomi nedeniyle zorlu bir yıl beklediklerini de sözlerine ekledi.
Porsche’den Brüksel’e Çin resti
Öte yandan Alman şirketi, Brüksel tarafından Çin menşeli EV’lere yönelik başlatılan ‘anti-sübvansiyon’ soruşturmasına sert tepki gösterdi.
Meschke, “Güçlü bir Alman otomotiv topluluğu olarak [yeni tarifelere] karşı savaşmak istiyoruz ve savaşacağız,” dedi. Meschke, AB’nin bu hamlesinin genel olarak birlik için ‘pek yararlı olmadığını’, ama özellikle Çin’e ihracata büyük ölçüde bağımlı olan Almanya için ‘hiç de yararlı olmadığını’ söyledi.
AB’nin soruşturma başlatma kararı, Stellantis ve Renault gibi otomobil üreticilerinin Çin’de Alman rakiplerinden çok daha küçük bir varlığa sahip olması nedeniyle Fransa için bir kazanç olarak görülüyor.
Satışlarının yaklaşık üçte birini Çin’de gerçekleştiren Porsche, dünyanın en büyük otomobil pazarındaki iktisadi toparlanmanın gecikmesi nedeniyle ülkede teslim edilen otomobil sayısının yılın ilk dokuz ayında 2022’nin aynı dönemine kıyasla yüzde 12 azaldığını açıkladı.
Şirketin Çin’e yönelik planı, büyük kentlerdeki Porsche sahipleri için özel şarj merkezlerine ve topluluk merkezlerine yapılan yatırımlarla ‘elektrifikasyona geçiş’ ile ilişkilendirmeyi içeriyor.
Ford zarar açıkladı
Perşembe günü Ford, üçüncü çeyrekte elektrikli araç bölümünde 1,3 milyar dolarlık bir faaliyet zararı bildirdi. Bu, dönem boyunca sattığı 20.962 elektrikli aracın her biri için 62.016 dolarlık bir kayıp anlamına geliyor.
Şirket ikinci çeyrekte her bir elektrikli araç için 72.762 dolar, ilk çeyrekte ise 66.446 dolar kaybetmişti.
Üçüncü çeyrekteki 1,3 milyar dolarlık elektrikli araç zararı, 1,1 milyar dolarlık ikinci çeyrek elektrikli araç zararı ve 722 milyon dolarlık ilk çeyrek elektrikli araç zararı ile birleştiğinde, Ford’un bu yıl elektrikli araç işinde yaklaşık 3,1 milyar dolar kaybettiği anlamına geliyor.
Ford yaptığı basın açıklamasında, 1,3 milyar dolarlık zararın ‘yeni nesil elektrikli araçlara yapılan yatırımların devam etmesinden ve zorlu pazar dinamiklerinden kaynaklandığını’ belirtti ve ‘elektrikli araç fiyat baskısına’ da atıfta bulunuldu. Şirkete göre ‘pazar dinamikleri’ ve fiyat baskıları kayıplara neden oluyor.
Ford, 26 Ekim tarihli basın açıklamasında EV kayıplarına ilişkin ek bir yorumda bulunarak, “Şirkete göre, EV satın almakla ilgilenen birçok Kuzey Amerikalı müşteri, gazlı veya hibrit araçlar yerine onlara yüksek ödeme yapmak istemiyor ve bu da EV fiyatlarını ve karlılığını keskin bir şekilde sıkıştırıyor,” dedi.
Mercedes: EV sektörü ‘acımasız bir alan’
Perşembe günü Mercedes-Benz de şirket açısından hayal kırıklığı yaratan gelirler bildirdi.
Reuters, Alman otomobil devinin CFO’su Harald Wilhelm’in elektrikli araç sektörünü ‘oldukça acımasız bir alan’ olarak nitelendirdiğini aktardı.
Otomobil üreticisi, EV hedeflerine bağlı kaldığını fakat EV’lerdeki marjların daha önce varsayılandan daha düşük kalması durumunda içten yanmalı motor portföyünden daha iyi getiri elde ederek kazançlarını destekleyebileceğini söyledi.
Wilhelm, bazı otomobil üreticilerinin elektrikli araçları daha yüksek üretim maliyetlerine rağmen içten yanmalı motorlu araçların seviyesinin altında fiyatlarla sattığını ileri sürdü.
Haberde ayrıca Wilhelm’in, “Mevcut statükonun herkes için tamamen sürdürülebilir olduğunu hayal bile edemiyorum,” sözlerine de yer verildi.
Wilhelm, Ford’dan Tesla’ya kadar otomobil üreticilerinin yıl boyunca birçok pazarda talebi canlandırmak için fiyatları düşürmesine atıf yapıyor. Rakiplerinin aksine Mercedes-Benz, ‘fiyat kırmaya’ direnmişti.
Honda ve GM ortak projeyi iptal etti
Çarşamba günü yine Reuters, Honda ve General Motors’un (GM) ‘daha düşük maliyetli elektrikli araçları birlikte geliştirmek için 5 milyar dolarlık bir planı’, bu çabayı duyurduktan sadece bir yıl sonra sona erdirdiğini bildirdi.
Haberde, Salı günü GM’nin ‘kısa vadeli EV çabalarını belirli hacim hedeflerine ulaşmak yerine talebi karşılamaya odaklayacağını’ söylediği belirtiliyor.
Bir GM sözcüsü CNBC’ye yaptığı açıklamada, “Kapsamlı çalışmalar ve analizlerin ardından, programı durdurma konusunda ortak bir karara vardık,” dedi. Sözcü, her iki şirketin de ‘elektrikli araç pazarında satın alınabilirlik konusunda kararlı olduğunu’ sözlerine ekledi.
Bundan birkaç gün önce General Motors, Michigan’daki bir fabrikada planlanan Chevrolet Silverado ve GMC Sierra elektrikli kamyonetlerinin üretimini erteleyeceğini duyurmuştu. Yaklaşık iki hafta önce de Ford, elektrikli F-150 Lightning kamyonetini üreten fabrikadaki üç vardiyadan birini azalttığını açıkladı.
Geçtiğimiz ay Ford, ABD’deki Enflasyonu Düşürme Yasası (IRA) kapsamında milyarlarca dolar vergi indirimi alabilecek olan Marshall, Michigan’daki bir elektrikli batarya fabrikası üzerindeki çalışmalarını durdurduğunu ilan etmişti.
Toyota’dan ‘EV tutkunlarına’ uyarılar
EV sektöründe dile getirilen aşırı optimizme itiraz eden otomotiv devlerinin başında Akio Toyota geliyor.
Toyota Başkanı Toyoda, “Hakikat olarak gördüğüm şeyi söylemeye devam ettim. Dağa tırmanmanın, yani karbon nötrlüğüne ulaşmanın pek çok yolu var,” dedi.
Toyoda, insanların elektrikli araçlarla ilgili olarak ‘nihayet gerçeği gördüklerini’ de söyledi. Japon otomotiv devine göre alternatif yöntemlerden biri, Toyota’nın elektrikli araç satışlarında uzun zamandır önemli bir paya sahip olan hibrit ve plug-in hibrit modeller.
EV sektörü beklendiği gibi büyümüyor
Bu ayın başlarında California Üniversitesi’nden araştırmacılar, ‘Cambridge MA, San Francisco CA ve Seattle WA gibi zengin sol eğilimli şehirlere sahip bölgelerin, elektrikli araçların benimsenmesindeki tüm ulusal artışı yönlendirmede orantısız bir şekilde büyük bir rol oynadığını’ ileri süren bir çalışma yayınladı.
Araştırmacıların ‘sol’ saydığı bölgelerden kasıt, Demokratlara oy veren eyaletler ve kentler olmaları.
Yazarlar, “Sonuçlar, siyasi ideoloji ile ABD’de elektrikli araçların benimsenmesi arasında güçlü ve kalıcı bir korelasyon olduğuna işaret etmektedir,” diyor ve araştırmanın odaklandığı periyotta (2012-2022) yeni elektrikli araların nispeten kentli, yüksek gelirli ve Demokrat eğilimli ilçelere gittiğini gösteriyor.
Araştırmacılara göre sonuçlar, ABD’de elektrikli araçların benimsenmesinde yüksek seviyelere ulaşmanın daha önce düşünüldüğünden daha zor olabileceğini gösteriyor.
ABD’de elektrikli araç pazarının önemli ölçüde genişlemesi için yeterince zaman geçtiğine işaret eden araştırmacılar, buna rağmen ‘siyasi ideoloji’ ile elektrikli araçların benimsenmesi arasında güçlü ve kalıcı bir korelasyon bulduklarını söylüyor ve “Genel olarak, ABD elektrikli araç pazarının siyasi yelpazede genişlediğine dair bir kanıt bulamıyoruz,” diyor.
Amerika
Musk ara seçimler için Cumhuriyetçilere 445 milyon dolar bağışladı

Milyarder Elon Musk, ABD’de düzenlenecek Kongre ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti’ye 445 milyon dolardan fazla bağış yaptı. Bütçesinin 158 milyon dolarını Teksas’taki Senato yarışına aktaran Musk, Demokrat finansör George Soros’un harcamalarını geride bıraktı.
Milyarder Elon Musk, ABD’de yapılacak Kongre ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti’ye 445 milyon dolardan fazla bağış yaptı.
Bloomberg’in haberine göre bu harcama, Musk’ı seçim tarihinin en büyük siyasi bağışçılarından biri konumuna getirdi.
Federal Seçim Komisyonu verilerine göre Musk, yalnızca ekim ayının ilk iki haftasında Cumhuriyetçi adayları destekleyen America PAC adlı siyasi eylem komitesine 77 milyon dolar aktardı.
Musk’ın mali desteği, Demokrat Parti’ye kaynak sağlayan finansör George Soros gibi geleneksel bağışçıların harcamalarını geride bıraktı.
America PAC, Cumhuriyetçi adayların yarıştığı kritik eyaletlerdeki Senato seçimleri için 71 milyon dolar harcadı.
Bu kaynak Ohio, Michigan, Iowa ve Maine eyaletlerindeki yarışların yanı sıra Temsilciler Meclisi’ndeki 30’u aşkın çekişmeli bölgeye dağıtıldı.
En büyük harcama Teksas’taki Senato yarışı için yapıldı
Musk bütçesindeki en büyük payı Teksas eyaletindeki Senato seçimine ayırdı.
Eylül ayında Senate Leadership Fund adlı fona 158 milyon dolar aktaran Musk, bu kaynağın Texas PAC üzerinden Cumhuriyetçi Başsavcı Ken Paxton’a ulaştırılmasını sağladı.
Paxton’ın Demokrat rakibi James Talarico, seçim kampanyasında Musk’ın finansal gücünü gündeme taşıyarak milyarderi “Senato koltuğunu satın almaya çalışmakla” suçladı.
Seçim sonuçları, faaliyetleri federal düzenleyici kurumların denetimine bağlı şirketleri yöneten Musk için önem taşıyor.
SpaceX, Tesla, Boring Company ve Neuralink’in sahibi olan Musk’ın hükümet verimliliği birimindeki (DOGE) görevi, Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kazanması durumunda Kongre denetimine takılabilir.
The New York Times daha önce Musk’ı “tarihin en büyük Cumhuriyetçi bağışçısı” olarak nitelendirmişti.
Musk da ara seçimlerde partisinin adaylarına en az 100 milyon dolar harcayacağını açıklamıştı.
Kongre ara seçimleri 3 Kasım 2026’da yapılacak.
Seçmenler, 100 üyeli Senato’nun 35 koltuğunu ve 435 sandalyeli Temsilciler Meclisi’nin tamamını yenilemek üzere sandık başına gidecek, ayrıca 36 eyalette vali seçecek.
Amerika
ABD’de birbiri ardına sahte seçim anketi itirafları

ABD’de Wedgewood Polls adlı araştırma kuruluşu, son bir yılda Michigan’dan Maine’e kadar birçok kritik seçim anketinde verileri uydurduğunu itiraf etti. Büyük medya kuruluşlarının ortalamalarına giren ve adayların yarıştan çekilmesine yol açan sahte anketler, sektörde yıl içindeki ikinci vaka olarak kayıtlara geçti.
ABD’de kamuoyu araştırması kuruluşu Wedgewood Polls, son bir yılda yayımladığı bir dizi ankette verileri uydurduğunu itiraf etti. Salı akşamı yapılan bu açıklamayla birlikte sektörde yıl içinde ikinci kez bir şirketin sahte veri ürettiği belgelendi.
Wedgewood tarafından üretilen anket sonuçları The Hill, The New York Times ve Decision Desk HQ (DDHQ) dahil olmak üzere çok sayıda medya kuruluşu tarafından haberleştirilmişti.
DDHQ ve diğer anket derleme platformları sahte sonuçları hızla ortalamalarından çıkardı ancak olay, kamuoyu güveniyle zaten sorun yaşayan sektördeki belirsizliği artırdı.
Anket derleme ve siyasi analiz platformu FiftyPlusOne’ın kurucusu G. Elliott Morris, yaşananları “Bu, anketçilik için yeni bir tehdit” sözleriyle değerlendirdi.
Morris, metodolojik açıdan kamuoyu araştırmalarının sürekli bir yenilik tarihi olduğunu belirterek artık anketleri tüketenlerin de yenilikçi yöntemler geliştirmek zorunda kalacağı bir döneme girildiğini söyledi.
Wedgewood, X platformundaki hesabından paylaştığı açıklamada, bu girişimin sahte bir anket şirketinin siyasi tartışmalarda derin bir denetim görmeden zemin kazanıp ciddiye alınıp alınamayacağını test etmek üzere kurgulanmış bir “deney” olduğunu öne sürdü.
Şirketin paylaşımında, “Wedgewood Polling hiçbir zaman bir seçimi etkileme veya kamuoyunu kalıcı olarak yanıltma amacı taşımadı; bu bir uyarı zili olarak tasarlandı” ifadelerine yer verildi.
Açıklamada, sektör emektarlarından oluşan küçük bir grubun yönettiği hayali bir yapının ana anket ortalamalarına girebilmesi ve büyük haber kuruluşlarınca alıntılanabilmesi durumunda verilerin doğrulanma, derlenme ve haberleştirilme standartlarının değişmesi gerektiği savunuldu.
Eleştirmenler ise Michigan’dan Maine’e kadar Senato yarışlarını kapsayan sahte verilerin siyasi sahada çok somut sonuçlar doğurduğuna dikkat çekiyor.
Wedgewood’un haziran ayında Michigan Demokrat Parti ön seçimi için yayımladığı sahte ankette Abdul El-Sayed yüzde 46 ile önde gösterilirken Temsilciler Meclisi üyesi Haley Stevens yüzde 39’da kalmıştı. Aynı araştırma, eyalet senatörü Mallory McMorrow’un yüzde 9 destek alarak yarışın tamamen gerisine düştüğünü öne süren ilk anketler arasındaydı.
McMorrow, kendisini geride gösteren birkaç anketin ardından adaylıktan çekilme kararı aldı.
McMorrow, yarıştan çekilmesi yönündeki baskıların artmasında ve bağış kaynaklarının kesilmesinde söz konusu anket sonucunun belirleyici bir etken olduğunu dile getirdi.
McMorrow’u destekleyen bağımsız harcama komitesini (Super PAC) yöneten Jennifer Holdsworth da X platformunda yaptığı paylaşımda, rakiplerin harcama üstünlüğü kurduğu kritik bir dönemde birçok bağışçının bu anketi gerekçe göstererek maddi desteği kestiğini aktardı.
Wedgewood’un ürettiği sahte anketlerin büyük bölümünün Demokrat adayları avantajlı gösterdiği görülüyor. Veriler meşru anket şirketlerinin bulgularından bütünüyle kopuk olmasa da Demokratların güçlü bir konumda olduğu yönündeki anlatıyı pekiştirdi.
Yayımlanan veriler arasında, Maine eyaletinde Demokrat Senato adayı Troy Jackson’ın Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins’in 4 puan önünde yer aldığı iddiası bulunuyordu. Genel seçim anketinde ise El-Sayed, eski Temsilciler Meclisi üyesi Cumhuriyetçi Mike Rogers karşısında 6 puan önde gösterilerek diğer şirketlerin bulgularının oldukça üzerinde bir fark yaratıldı.
Gerçek olması halinde şaşkınlık yaratacak bir diğer sahte veri Mississippi eyaletinden geldi; Demokratlar lehine genel bir dalga yaşansa dahi kazanılması imkansıza yakın görülen yarışta, Cumhuriyetçi Senatör Cindy Hyde-Smith’in Demokrat rakibi Scott Colom karşısında yalnızca 4 puan önde olduğu öne sürüldü.
Bu gelişme, yıl içinde geniş yankı uyandıran ilk sahte anket vakası değil. Ağustos ayında Median Strategies adlı bir başka sahte şirket, Wisconsin Demokrat Parti Senato ön seçimi ile Los Angeles belediye başkanlığı yarışı için yayımladığı iki anketin sahte olduğunu kabul etmişti.
The Guardian, söz konusu anketlerin kaynağının 21 yaşındaki üniversite mezunu Rahil Prakash olduğunu ortaya çıkarmış, Prakash da gazeteye bu sahte verileri sosyal bir deney çerçevesinde paylaştığını söylemişti.
Wedgewood’un arkasında gerçekte kimlerin yer aldığı ise henüz netlik kazanmadı.
The Hill’in Wedgewood yetkililerine ek açıklama için ulaşma girişimleri sonuçsuz kaldı. Şirketin X hesabında listelenen e-posta adresine gönderilen iletiler teslim edilemeyerek geri dönerken internet sitesinin de kapatıldığı görüldü; platformdaki X hesabı ise mesaj göndermek için özel bir kod talep ediyor.
Wedgewood itirafı kendisi yapmış olsa da bu adımın arkasında Morris’in yönettiği FiftyPlusOne platformunun yürüttüğü incelemenin yattığı anlaşılıyor. Morris ve FiftyPlusOne ekibi, yayımladıkları blog yazısında geçen hafta Wedgewood’un sahte veri ürettiğine işaret eden kanıtlarla birlikte anonim bir ihbar aldıklarını belirtti.
Ekip, kendi araştırmasını tamamlayıp Wedgewood’u ifşa eden bir dosya hazırladıktan sonra yorum almak üzere şirketle iletişime geçti. Blog paylaşımına göre Wedgewood bu temasın hemen ardından itiraf açıklamasını yayımladı ve FiftyPlusOne ekibine küfür içeren bir yanıt gönderdi.
Morris, The Hill’e yaptığı değerlendirmede, yaşananların doğru sonuçlar üretmek için çaba gösteren meşru anket şirketlerini zaten zorlayan güven erozyonunu daha da ağırlaştırdığını kaydetti.
İtiraf, anketlerin çoğunlukla Demokratların seçim günü büyük kazanımlar elde edeceğini gösterdiği ve Cumhuriyetçilerin kamuoyu araştırmalarına yönelik şüphelerini artırdığı bir süreçte geldi. Cumhuriyetçiler, anketlere güvenilemeyeceğini savunmak için Wedgewood’un itirafını gecikmeden kullandı.
Senato Cumhuriyetçilerinin kampanya biriminin ulusal basın sözcüsü Bernadette Breslin, konuya ilişkin açıklama yaptı. Breslin, “Sol eğilimli medya kuruluşları, bu sahte anketleri üreten Demokrat aparatlar kadar sahte anketlere alan açmaktan da sorumludur. Abdul El-Sayed ve Troy Jackson ön seçimlerde basını kandırmış olabilir ancak radikal ve vergi artıran gündemleri kasım ayında seçmenleri kandıramayacak” dedi.
ABD Federal İletişim Komisyonu (FCC) Başkanı Brendan Carr ise X platformunda gazetecileri ve yayıncıları “temel gazetecilik etiğini gözetmeksizin bu anketleri yaymaktan veya ekrana taşımaktan” kaçınmaları konusunda uyardı.
Tümüyle sahte anketlerde belirgin bir artış yaşandığını kaydeden Carr, FCC’nin bu meseleleri ciddiyetle ele aldığını belirterek “Yayıncıların, federal lisans şartları uyarınca haberleri çarpıtması veya asılsız yayın kurgularını teşvik etmesi yasaktır” hatırlatmasını yaptı.
Morris ve diğer uzmanlar, bu tür olayların sahadaki tabloyu çarpıttığını, buna karşılık anketlerin ezici çoğunluğunun meşru verilerden oluştuğunu vurguladı. Uzmanlar, güvenilir olanla şüpheyle yaklaşılması gereken veriyi ayırt etmeye yarayan yöntemlerin mevcut olduğunu yineliyor.
Kamuoyu araştırmaları şirketi Verasight’ın kurucu ortağı ve icra kurulu başkanı Ben Leff, Amerikan Kamuoyu Araştırmaları Derneği’nin (AAPOR) süreçlerini belirli asgari kriterlere göre yürüten şirketler için akreditasyon standartları uyguladığını hatırlattı. Leff, bu standartların verilerin nasıl toplandığını açıklayan açık ve şeffaf bir metodoloji raporunu da zorunlu kıldığını vurguladı.
Leff, “Ruhsatı olmayan bir doktora ya da baroyu geçmemiş bir avukata gitmezsiniz; medya kuruluşları da anket şirketlerine aynı standardı uygulamalıdır” diyerek bir anketörün AAPOR sertifikasına sahip olup olmadığını denetlemenin iyi bir ilk adım olduğunu ifade etti.
Bununla birlikte, Wedgewood örneğinde görüldüğü gibi metodoloji raporunun da bütünüyle uydurulabileceği gerçeği zorluk yaratmayı sürdürüyor.
Anket derleme platformu VoteHub’ın veri bilimi yöneticisi Zachary Donnini, “Dürüst olacağım. Ne yazık ki belirli bir noktadan sonra her şeyi yakalamanız mümkün olmuyor” dedi. Donnini, herhangi bir kişinin aniden şirket itibarını hiçe sayıp sırf kötü niyetli mali gerekçelerle bile sahte anket yayımlamaya başlayabileceğini belirtti.
Donnini, güvenilirliklerini sorgulamak amacıyla daha önce Wedgewood ile doğrudan temas kurduğunu dile getirdi.
Donnini’nin aktardığına göre yapının tespitini güçleştiren temel unsur, Wedgewood ile bağlantılı görünen isimlerin daha önce meşru bir araştırma kuruluşu olan SoCal Strategies bünyesinde çalışmış olmasıydı.
Donnini, “Hiçbir yerden çıkıp gelen rastgele insanlar değildi; daha önce gerçekten meşru anketler yapmışlardı” değerlendirmesinde bulundu.
Leff, sahte anketlerin gerçek kamuoyu araştırma sektörüyle hiçbir bağı bulunmadığını anlatmanın hayati ama meşakkatli bir iş olduğunu belirtti.
Leff, “Haber kanalları insanların tükettiği içeriğin yalnızca küçük bir bölümünü oluşturuyor; bu nedenle kamuoyunun sosyal medyada ve internette çok dikkatli olması, anketlere atıf yapan içerikleri okurken bu kurumların meşru olup olmadığını mutlaka kontrol etmesi gerekecek” uyarısını yaptı.
Amerika
ABD bankalarında yapay zeka paniği: Müşteri hesaplarına eriştiler

Axios’un haberine göre yapay zeka ajanları ABD’nin önde gelen bankalarında müşterilerin hesaplarına girerek kullanıcı onayı dışındaki işlemleri denedi. Morgan Stanley ve JPMorgan gibi finans devleri erişim engelleri getirirken Hazine ve Fed yetkilileri sistemik öneme sahip bankalarla acil güvenlik toplantısı yaptı.
ABD’nin en büyük bankalarında, yetkisiz yapay zeka ajanlarının müşterilerin hesaplarına erişim sağladığı olaylar tespit edildi.
Axios’un kaynaklarına dayandırdığı haberine göre bu yapay zeka ajanlarından bazıları, kullanıcı talimatlarında yer almayan adımları atmaya kalkıştı.
Bu tür ajanlardan kaynaklanan risklerle yüz yüze gelen kurumlar arasında Morgan Stanley, Bank of America, JPMorgan, Wells Fargo ve Citi gibi önde gelen bankalar yer alıyor.
Bazı vakalarda yapay zeka yazılımları, kullanıcı adı ve parolalarını kullanarak müşteri hesaplarına doğrudan kullanıcıların onayıyla girdi.
Buna karşılık çoğu bankanın güvenlik kuralları, kullanıcıların hesaplarına bizzat giriş yapmasını zorunlu kılıyor.
Axios’un aktardığına göre diğer bazı örneklerde ise müşteriler adına görev yürütmek üzere tasarlanan yapay zeka ajanları, doğrudan bankaların çağrı merkezleriyle irtibat kurdu veya kullanıcıdan herhangi bir talimat almaksızın bağımsız adımlar atmaya çalıştı.
Banka yöneticileri, kimlik bilgilerine erişimi olan bu tür yazılımların yetkisiz biçimde alışveriş yapmasından ya da para transferi gerçekleştirmesinden endişe duyuyor.
Söz konusu risklerin ardından bankalar, üçüncü taraf yapay zeka ajanlarının platformlarına erişimini kısıtlama yoluna gidiyor. Morgan Stanley bu tür yazılımları engellemeye başlarken JPMorgan, Bank of America ve Citi de benzer kısıtlamalar getiriyor.
Bankalar aynı zamanda yapay zeka ajanlarına yalnızca okuma yetkisi veren, işlem yapma olanağını ise tamamen kapatan bir finansal erişim modeli sunmayı değerlendiriyor.
Axios’a konuşan kaynaklar, bir ajanın kullanıcının talimatıyla mı hareket ettiğini yoksa hesaba tamamen kendi inisiyatifiyle mi eriştiğini tespit etmenin bankalar açısından son derece güç olduğuna dikkat çekiyor.
Düzenleyiciler sistemik risk taşıyan bankalarla acil gündemle toplandı
Bloomberg ve Financial Times’ın kaynaklarına dayandırdığı haberlere göre ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ve ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, Anthropic şirketinin geliştirdiği yeni yapay zeka modelinin yaratabileceği siber tehdit endişeleri nedeniyle nisan ayında ülkenin en büyük bankalarının tepe yöneticileriyle olağanüstü bir toplantı yaptı.
Görüşmeye ilişkin bilgi veren kaynaklar, ABD’li yetkililerin Claude Mythos modeliyle bağlantılı riskler konusunda bankaların farkındalığını ölçmek ve sistemlerini korumak için aldıkları önlemleri denetlemek istediğini belirtti.
Toplantıda Citigroup Inc., Bank of America Corp., Wells Fargo & Co., Goldman Sachs Group Inc. ve Morgan Stanley’nin üst düzey yöneticileri hazır bulundu.
Kısa sürede organize edilen bu zirve, denetleyici kurumların söz konusu yeni nesil siber saldırı tipini finans sektörü için en büyük tehditlerden biri olarak gördüğüne işaret etti.
Masada temsil edilen bankaların tamamı, küresel finans yapısı içinde sistemik öneme sahip kuruluşlar sınıfında yer alıyor.
Axios, aralarında Anthropic ve OpenAI’ın da yer aldığı öncü yapay zeka şirketlerinin önümüzdeki 6 ila 12 aylık süreçte yapay zeka kaynaklı “yıkıcı bir olay” yaşanabileceği yönünde endişeler taşıdığını aktardı.
Amerika5 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Avrupa2 hafta önceLe Pen ve Mélenchon farkı açıyor
Rusya2 hafta önceRosatom davasında mahkeme Finlandiya’nın sözleşme feshini hukuka aykırı gördü












