Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’den Meksika’ya ‘enerji’ tehdidi

Yayınlanma

ABD yönetimi, bir süredir anlaşmazlığa neden olan enerji sektörü düzenlemeleri nedeniyle güney komşusu Meksika’ya ültimatom vermeye hazırlanıyor.

Anlaşmazlığın kaynağı olarak, Meksika Başkanı Andres Manuel Lopez Obrador’un, Meksika’nın enerji ve petrol piyasalarını dış rakiplere açmayı amaçlayan reformları geri alma kararı gösteriliyor.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi kişilerin Reuters’a verdiği bilgiye göre, Amerika Birleşik Devletleri Ticaret Temsilciliğinin (USTR) Meksikalı müzakerecilere pazarlarını açmaları ve bazı artırılmış denetimleri kabul etmeleri için ‘nihai teklif’ olarak nitelendirilen bir teklifte bulunması bekleniyor.

Meksika’nın teklifi kabul etmemesi durumunda, ABD’nin USMCA anlaşması kapsamında bağımsız bir heyet kurulmasını talep edeceği belirtiliyor.

USMCA, NAFTA yerine ABD, Kanada ve Meksika arasında imzalanan serbest ticaret anlaşması.

ABD ve Kanada gümrük vergisi uygulayabilir

ABD ve Kanada 250 gün önce Meksika ile uyuşmazlık çözümü görüşmeleri talep etmişti. USMCA kuralları uyarınca, çözümsüz geçen 75 günün ardından, davayı karara bağlayan bir uyuşmazlık çözüm heyeti talep edebiliyorlardı.

Pazartesi günü düzenlenen bir etkinlikte Meksika Ekonomi Bakanı Raquel Buenrostro, ABD’nin 3 Ekim’den bu yana heyet talep etme hakkına sahip olduğunu söyledi.

Heyetin Meksika aleyhine karar vermesi ve Meksika’nın düzeltici adımlar atmaması halinde Washington ve Ottawa, Meksika mallarına milyarlarca dolarlık gümrük vergisi misillemesi uygulayabilir.

Beyaz Saray, göç ve uyuşturucu kaçakçılığı konularında işbirliği ararken Meksika ile ticaret gerilimini tırmandırmamayı umuyordu.

Fakat Reuters’a konuşan kaynaklar, aylardır süren görüşmelerin çok az ilerleme sağladığını ve yönetimin ‘daha az savaşçı seçeneklerinin tükendiğini’ savundu.

ABD Ticaret Temsilcisi (USTR) Katherine Tai, Senato Finans Komitesinde verdiği ifadede, “İstişare talebimizde belirtilen endişelerin giderilmesi için Meksika’nın atması gereken belirli ve somut adımlar konusunda temas halindeyiz. Bu konu halen canlı bir mesele,” diyerek gerilimi dolaylı yollardan teyit etti.

Chevron ve Marathon Petroleum gibi ABD’li petrol şirketlerinin yanı sıra güneş ve rüzgar enerjisi şirketleri de son yıllarda Meksika’da faaliyet göstermek için izin almakta zorlanıyor.

ABD’den ‘ayrımcılık’ suçlaması

Meksika Ekonomi Bakanı Raquel Buenrostro ise, sorunun temelini yenilenebilir enerjiye geçiş ve bu projeleri elektrik şebekesine bağlama konusundaki zorlukların oluşturduğunu söyledi.

“Mesele ABD’li şirketlere ayrımcılık yapılması değil, teknik nitelikte zorluklarımız var,” diyen Buenrostro, sorunları çözmek için elektrik dağıtımına yatırım yapıldığını da sözlerine ekledi.

ABD ve Kanada, Obrador’un devlet petrol şirketi Petroleos Mexicanos (Pemex) ve ulusal enerji şirketi Comision Federal de Electricidad’ı (CFE) kayırdığını ve ABD şirketlerine karşı ayrımcılık yaptığını iddia ediyor.

ABD Kongresinde hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar, Beyaz Saray’dan Meksika’ya karşı daha sert bir tutum takınmasını talep ediyor.

ABD ile Meksika arasında bu ayın başında da ‘GDO’lu ürün’ anlaşmazlığı olduğu medyaya yansımıştı. ABD, güney komşusunun genetiği değiştirilmiş mısır ve diğer tarımsal biyoteknoloji ürünlerinin ithalatını sınırlama planlarına itiraz etmiş ve resmi görüşmelere başlama talebinde bulunmuştu.

Meksika, GDO’lu mısırın insanların tüketimine sunulmasına yönelik kısıtlamalar getirmek istiyor.

Meksika’nın ‘enerji bağımsızlığı’ hedefi

Lopez Obrador, enerji anlaşmazlığı söz konusu olduğunda Meksika’nın hiçbir yasayı çiğnemediğini ve ‘hiçbir şey olmayacağını’ söyledi.

Meksika lideri, ulusal egemenliğin güçlendirilmesi gerekçesiyle, CFE’ye elektrik santrallerinin şebekeye bağlanmasında özel şirketlere göre öncelik verilmesini istemişti.

Enerji sektörüne yabancı ve özel sektör katılımına karşı çıkışını ‘yolsuzluğun kökünü kazıma’ çabasının bir parçası olarak yorumlayan Başkan, geçmiş hükümetlerin piyasayı özel sermaye lehine çarpıttığını savunuyor.

Enerjinin bir ‘iç mesele’ olduğunu savunan Obrador, USMCA’da bulunan, Meksika’nın petrol ve doğal gazının ‘devredilemez’ mülkiyetini öngören bir madde olduğuna da işaret ediyor.

Obrador yönetiminin planları kapsamında ulusal petrol şirketi Pemex, ham petrol ihracatını günde bir milyon varilden 2023 yılında günde sadece 435.000 varile indirecekti.

Bu hamle, Obrador’un benzin ve dizel gibi pahalı rafine ürünlerin ithalatını azaltma ve bunun yerine yerli üretime daha fazla güvenme çabasının bir parçası.

Pemex başkanı Octavio Romero Oropeza, güneydoğu eyaleti Tabasco’da yeni bir rafinerinin açılışında yaptığı konuşmada, “Meksika ham petrolünün neredeyse %100’ü ülkemizde rafine edilecek,” demişti.

John Kerry Meksika’da

Süreç devam ederken ilginç bir gelişme yaşandı ve Joe Biden’ın iklim temsilcisi John Kerry Mesika’ya gitti.

Başkan Obrador ile de görüşen Kerry, beklenmedik bir şekilde övgüler düzdü ve “Geçmişte yapılan bazı hataları telafi etmek ve halkın çıkarlarını desteklemek isteyen liderliğinde bilgelik görüyorum,” dedi.

Bununla birlikte Kerry’nin gezisini herkes hoş karşılamış görünmüyor. Wall Street Journal’da çıkan bir değerlendirme yazısında, ironik bir şekilde, “18 ay boyunca Meksika’ya yaptığı yedi gezi onu López Obrador’un yeni kankası yapmış gibi görünse de, Meksika’da yenilenebilir enerji davasını ilerletmek için hiçbir şey yapmadılar,” deniyor.

ABD-Meksika enerji ortaklığı

ABD’nin bazı güneybatı eyaletlerinin Meksika’daki yenilenebilir enerji tesislerince elektriklendirilmesi gündemde.

California Körfezinin Meksika sınırında kalan Sonora eyaletinin California ve Arizona eyaletlerine enerji vermesine yönelik önemli bir proje başlamış durumda. Güneş enerjisi panelleri projesinin 48 milyar dolara mal olacağı düşünülüyor.

Sonora’nın Puerto Peñasco kentindeki tesis geçen ay ulusal çapta enerji sağlamaya başladı. 120 megawattlık fotovoltaik santralin seneye 300 megawattlık yeni bir santralle desteklenmesi bekleniyor

Santral, CFE’nin mülkiyetinde ve yine CFE tarafından işletiliyor.

Geniş kapsamlı federal program, Sonora eyaletinde beş büyük fotovoltaik güneş enerjisi tesisi, yeni iletim hatları ve bir lityum madenciliği girişiminin inşasını içeriyor.

López Obrador Pazartesi günü düzenlediği basın toplantısında gazetecilere, Puerto Peñasco tesisinin Sonora’nın diğer bölgelerinde de çoğaltılması ihtiyacını tartışırken John Kerry ile ‘5 milyar dolarlık bir yatırım olasılığı’ hakkında konuştuğunu söyledi.

ABD’nin başlangıçta özel yatırım olması konusunda çok ısrar ettiğini vurgulayan Obrador, Amerikalı yetkililerin nihayetinde Meksika’nın şartlarını kabul ettiğini söyledi. Buna göre finansman doğrudan CFE’ye gönderilen kamu kredisi olacak ve faiz oranları düşük kalacak.

ABD’li yetkililer ise projenin finansmanı konusunda anlaştıkları iddialarını doğrulamıyorlar.

Amerika

New York eyaleti Kalshi platformuna 36 milyar dolarlık dava açtı

Yayınlanma

ABD’de New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, tahmin pazarı platformu Kalshi’ye lisanssız ve yasa dışı kumar oynattığı gerekçesiyle dava açtı. Eyalet yönetimi, şirketin New York’taki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının iade edilmesini ve en az 36 milyar dolar ceza ödenmesini talep ediyor.

New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, en büyük tahmin pazarı platformlarından biri olan Kalshi’ye karşı lisanssız yasa dışı şans oyunları düzenlediği suçlamasıyla dava açtı.

Eyalet yetkilileri, servisin eyaletteki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının geri ödenmesini ve şirketten en az 36 milyar dolar tahsil edilmesini talep ediyor.

New York yetkililerinin değerlendirmesine göre Kalshi, eyalet sakinlerinin eyalet şans oyunları komisyonundan lisans almadan spor, kültür olayları ve seçimler üzerine bahis oynamasına izin verdi.

Dava dilekçesinde ayrıca şirketin yasalarla öngörülen vergileri ödemediği ileri sürülüyor.

Tahmin pazarları (prediction markets), kullanıcıların “evet” veya “hayır” jeton-bahisleri satın alarak spor, siyaset ve daha birçok olayın sonucu üzerine bahis oynadığı platformlar olarak tanımlanıyor.

Bahsin piyasa fiyatı, olasılığa dair kolektif değerlendirmeyi yansıtıyor. Örneğin 0,20 dolar, olayın gerçekleşme şansının yüzde 20 olduğunu gösteriyor.

Kazanan jetonlar her biri için 1 dolar kazandırırken, kaybeden jetonlar sıfırlanıyor. Jetonlar, sonuç gerçekleşene kadar platformların içinde bir borsadaki gibi takas edilebiliyor.

Kalshi ve Polymarket bu alandaki en büyük iki platform konumunda. Kalshi, ABD Emtia Vadeli Ticaret Komisyonu (CFTC) lisansına, New York Menkul Kıymetler Borsasının (NYSE) işletmeci şirketinin desteğine ve televizyon kanalları, medya, spor birlikleri ile büyük kripto borsalarıyla ortaklıklara sahip.

Blokzincir üzerinde çalışan Polymarket ise başlangıçta kripto para ortamından çıktı. Her iki servis de milyarlarca dolarlık değerlemelere ve onlarca milyon dolarlık yatırımlara sahip.

New York yetkilileri davayla eş zamanlı olarak mahkemeden, yargılama sona erene kadar Kalshi’nin eyalet sakinlerine ilgili olay sözleşmelerini sunmasının yasaklanmasını istedi.

Eyalet yönetimi ayrıca, şirketin kullanıcılara fonlarını tamamen tazmin etmesini, bu ürünlerden elde edilen tüm geliri iade etmesini, yasa dışı yollardan elde edilen hasılatın üç katı tutarında ceza ve bu tür sözleşmelerin her bir teklifi için 100 bin dolar ödemesini talep ediyor.

Mahkeme belgelerine göre, talep edilen toplam tazminat miktarı en az 36 milyar doları bulabilir. Nihai miktar, tam finansal hesaplamanın ardından belirlenecek.

New York Eyaleti Valisi Kathy Hochul konuya ilişkin açıklamasında, “Kalshi, tüketicileri koruyan, sorunlu kumarın gelişmesini önleyen, önemli devlet programlarının finansmanını sağlayan ve tüm şirketlerin tek bir kurala göre çalışmasını garanti eden New York’un kumar yasalarını göz ardı etmeyi seçti” dedi.

CoinDesk’in hesaplamalarına göre, son Dünya Kupası sırasında Kalshi, Polymarket ve onların daha küçük ölçekli rakipleri 50 milyar dolardan fazla bahis işledi.

Bu miktar, tüm Amerikalı bahis şirketlerinin toplamından katbekat fazla bir büyüklüğe karşılık geliyor.

New York eyaletinin davası, düzenleyici kurum CFTC’nin mahkeme yoluyla ayrı eyaletlerin yetkililerinin CFTC onaylı tahmin pazarı platformlarına karşı tedbir uygulamasının yasaklanmasını talep etmesinin ertesi günü açıldı.

Daha önce ABD’nin diğer eyaletlerinin yetkilileri de Kalshi ve Polymarket ile mahkemelik olmuştu.

Tahmin pazarlarındaki kripto para bahisleri son iki yılda büyük popülerlik kazandı. Ancak ülkeler birbiri ardına tahmin pazarlarını yasa dışı kumar kapsamına alıyor.

Bu tür bahislerin yasa dışı olduğunu belirten ve Polymarket’i engelleyen son ülkelerden biri Çekya oldu.

Daha önce benzer tedbirler Almanya, Belçika, Romanya, İsviçre, Polonya, Yunanistan, Kıbrıs, Portekiz, İspanya ve Ukrayna tarafından alındı.

Hollanda, Fransa ve Birleşik Krallık da platformun faaliyetlerinin kumar mevzuatına girebileceğini bildirdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Cumhuriyetçi senatörler Trump’ın Adalet Bakanı adayı Blanche’a karşı

Yayınlanma

ABD’de Cumhuriyetçi Senatörler John Cornyn ve Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması planlanan fonun iptal edildiğine dair yazılı garanti verilene kadar Todd Blanche’ın adalet bakanlığı adaylığını desteklemeyeceklerini bildirdi. İki senatörün muhalefeti üzerine Senato Yargı Komisyonundaki oylama iptal edilirken ABD Başkanı Donald Trump adaylığı geri çekebileceğini açıkladı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın bir sonraki adalet bakanı olarak belirlediği ve halen bakan vekili olarak görev yapan Todd Blanche’ın adaylığı, Senato Yargı Komisyonundaki iki Cumhuriyetçi üyenin muhalefeti nedeniyle belirsizliğe girdi.

Teksas Senatörü John Cornyn ve Kuzey Karolina Senatörü Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması önerilen “hukukun araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonunun tamamen kaldırıldığına dair yazılı bir garanti talep ediyor.

Senato Yargı Komisyonunda yer alan Cornyn veya Tillis’ten gelecek tek bir “hayır” oyu, Blanche’ın adaylık sürecini engelleme gücüne sahip bulunuyor. Komisyon, iki senatörün karşı duruşu nedeniyle perşembe sabahı yapılması planlanan oylamayı iptal etti.

İki senatörün Trump ile görüş ayrılığı yaşadığı tek konu Blanche’ın adaylığı değil. Kongre’den ayrılmaya hazırlanan ve Trump yönetimiyle sorun yaşayan diğer bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri de başkanın çeşitli pozisyonlarına karşı tavır alıyor.

“YOLO” grubu ve Kongre’deki dengeler

Kongre çevrelerinde şakayla karışık “YOLO” grubu olarak adlandırılan bu yapı, ocak ayında görev süreleri dolacak olan ve artık Trump’a siyasi bir bağımlılığı kalmadığı belirtilen Cumhuriyetçilerden oluşuyor.

İngilizce “sadece bir kez yaşarsın” (you only live once) ifadesinin kısaltması olan “YOLO”, gelecekteki sonuçları önemsemeden hareket eden tavırları tanımlamak için kullanılıyor.

Bu gruptaki isimlerin bir kısmı emekli olmayı tercih ederken, bir kısmı ise Cumhuriyetçi Parti içindeki ön seçimlerde Trump’ın desteklediği adaylara karşı kaybetti.

Senatoda bu grupta yer alan isimler arasında, bu yılki ön seçimleri kaybeden Teksas Senatörü Cornyn ve Louisiana Senatörü Bill Cassidy ile Trump’ın “Tek Büyük, Güzel Yasa” tasarısı nedeniyle başkanla ters düşerek geçen yıl emekli olacağını açıklayan Kuzey Karolina Senatörü Tillis bulunuyor. Her üç isim de önemli konularda başkanla görüş ayrılığı yaşadı.

Temsilciler Meclisinde ise Trump’ın müttefiki bir adaya ön seçimi kaybeden Kentakki Temsilcisi Thomas Massie ile yıl sonunda emekliye ayrılacak olan Nebraska Temsilcisi Don Bacon bu grupta yer alıyor.

Trump adaylığı geri çekebileceğini belirtti

YOLO grubunun farklı üyeleri başka konularda Trump’a karşı gelse de Blanche’ın adaylığının onaylanmasında kilit rolü Cornyn ve Tillis elinde tutuyor.

Senato Yargı Komisyonu Başkanı Chuck Grassley’nin, Blanche’ın Adalet Bakanlığına kalıcı olarak atanmasını değerlendirmek üzere yapılması planlanan toplantıyı iptal etmesinin ardından Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada adaylığı geri çekmeyi değerlendireceğini söyledi.

Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda Cornyn ve Tillis’in Blanche’ın adaylığı konusunda net bir tutum sergilemekten kaçındığını vurguladı.

Trump paylaşımında, “Todd Blanche bir YILDIZ ve herkes bunu biliyor! Tüm zamanların en büyük adalet bakanlarından biri olma potansiyeline sahip” ifadelerini kullandı.

Açıklamasına devam eden Trump, “Ancak Teksaslı John Cornyn ve Kuzey Karolina’dan Thom Tillis -ki her ikisini de desteklemeyi reddettim ve siyasi kariyerleri benim bu hareketimle sona erdi- her durumda bakan vekili olarak kalacak olan bu harika adaya oy vermeyi reddediyorlar” diye yazdı.

1,8 milyar dolarlık fon tartışması

İki senatörün muhalefetinin merkezinde, Adalet Bakanlığının “taraflı tutumunun” mağduru olduğunu iddia eden kişilere ödeme yapması öngörülen 1,8 milyar dolarlık “adaletin araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonu yer alıyor.

Kongre’deki her iki partiden eleştirmenler, bu fonun 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınına katılanlar da dahil olmak üzere Trump’ın müttefiklerine para aktarma aracı olacağını belirterek fona karşı çıkıyor.

Trump, Adalet Bakanlığı ve ABD İç Gelir Servisi (IRS) arasındaki bir uzlaşmanın parçası olarak gündeme gelen fon hakkında Blanche, konunun artık “hükümsüz” olduğunu ve fonun gündemden kalktığını savundu. Ancak Cornyn, bu ayın başlarında Yargı Komisyonundaki onay oturumunda Blanche’ın bu iddiasına şüpheyle yaklaştı.

Cornyn, 15 Temmuz’da oturum salonunun dışında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Uzlaşma anlaşması tarafların yazılı izni olmadan değiştirilemez. Tarafların böyle bir yazılı izni yok ve kendisi de bunun bir sözleşme unsuru olarak yürürlüğe konulabileceğini kabul etti” dedi.

Teksas senatörü sözlerini şöyle sürdürdü: “Düzeltmeye çalıştığım kayıtlara geçmesi açısından bunun gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum. Sorularıma dürüstçe yanıt verdi ancak bu yanıtlar inevitably konunun kapandığı sonucuna varılmasını sağlamıyor. İleride tekrar gündeme getirilebilir.”

Cornyn, bu yılın başlarında Teksas’taki Cumhuriyetçi ön seçiminde Trump’ın desteklediği Teksas Başsavcısı Ken Paxton’a kaybettikten sonra Beyaz Saray’a yönelik eleştirilerini daha yüksek sesle dile getirmeye başladı.

Komisyondaki diğer Cumhuriyetçi senatör Tillis ise Blanche’ın adaylığına karşı çıkmasının Trump ile yaşadığı anlaşmazlıklardan kaynaklandığı yönündeki iddiaları reddetti.

The Independent gazetesinin haberine göre Kuzey Karolina senatörü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gerçek şu ki, başkandan hiçbir zaman destek talep etmedim, buna rağmen bana destek verdi. Başkan bu tür bir aracı kullandığı anda karşısında Tillis’in yanıtını bulurdu ama bunu hiçbir zaman yapmadı” diye konuştu.

Her iki senatör de fonun resmi ve kalıcı olarak iptal edildiğine dair güvence almadıkları sürece Blanche’ın komisyondan geçmesi yönünde oy kullanmayacaklarını bildirdi.

Blanche komisyondan geçse dahi göreve atanabilmek için Senato genel kurulunda basit çoğunluğun desteğine ihtiyaç duyacak.

Adalet Bakanlığına yönelik eleştiriler sürüyor

Senatör Cassidy, perşembe günü CBS News’ten Nikole Killion’a yaptığı açıklamada, Adalet Bakanlığının mevcut tutumundan “büyük endişe duyduğunu” belirtti. Cassidy, eski Beyaz Saray çalışanı ve 6 Ocak olaylarının kilit tanıklarından Cassidy Hutchinson hakkında soruşturma yürütmek üzere bir büyük jüri oluşturulduğuna dikkati çekti.

Cassidy, “Her Amerikalı Adalet Bakanlığının bir silah gibi kullanılmasından korkmamalı mı? Buna tatmin edici yanıtlar verilemiyorsa, o zaman muhtemelen başka birinin bu göreve gelmesi gerekir” dedi. Cassidy, Blanche’ın “iyi yanıtlar verebilmesi, Tillis ve Cornyn’e bu taahhüdü sunabilmesi ve Hutchinson’a bu süreçlerin neden yürütüldüğünü açıklayabilmesi durumunda yola devam edilebileceğini” ekledi.

Mayıs ayında yapılan ön seçimlerde Trump’ın desteklediği Temsilciler Meclisi Üyesi Julia Letlow’a kaybeden Cassidy, yenilgisinden bu yana geçen aylarda Trump yönetimini ve karşı çıktığı bazı Cumhuriyetçi politikaları açıkça eleştiriyor.

Louisiana senatörü, Blanche’ın adaylığına destek verip vermeyeceği konusunda renk vermeyerek perşembe günü gazetecilere “halen bilgi toplama aşamasında olduğunu” söyledi.

Diğer bazı Cumhuriyetçi senatörler de bu hafta yaptıkları değerlendirmelerde, tartışmanın ön planında Cornyn ve Tillis yer alsa da kendilerinin de adaylık ve fon konusunda endişeleri bulunduğunu bildirdi.

Cornyn ve Tillis perşembe günü Blanche ile bir görüşme gerçekleştirdi, bu nedenle taraflar arasında bir uzlaşma sağlanabileceği belirtiliyor.

Ancak Trump’ın adaylığı geri çekme düşüncesini hayata geçirmesi ihtimaline değinen Cornyn, ön seçimi kazanan Paxton’ın kasım ayındaki genel seçimi kazanmasının kesin olmadığını hatırlattı. Teksas Başsavcısı Paxton, seçilmesi halinde Trump yönetiminin yasama önceliklerine güçlü destek vereceğini taahhüt etmişti.

Buna karşın Paxton, kasım ayındaki seçimlerde Demokrat Eyalet Temsilcisi James Talarico karşısında zorlu bir yarışla karşı karşıya bulunuyor. Cook Political Report, Cornyn’in mayıs ayındaki ikinci tur yenilgisinin ardından bu yarışa ilişkin değerlendirmesini “Muhtemel Cumhuriyetçi” seviyesinden “Cumhuriyetçilere Kayıyor” seviyesine revize etti. Son anketlerde Demokrat adayın farkı açtığı görülüyor.

Cornyn perşembe günü yaptığı açıklamada, “Yani bizi istediği noktada getirdiğini düşünebilir. Ancak gerçek şu ki, Senatör Tillis ve benim yerimizi kimin alacağına dair bir garanti yok. Gelecek yıl elindeki kozlar şu ankinden daha zayıf olabilir. Bu talihsiz bir durum çünkü biz bu kavgayı büyütmemeye çalıştık” ifadelerini kullandı.

Kendi koltuğu “Demokratlara kayıyor” kategorisinde değerlendirilen Tillis de benzer bir uyarıda bulunarak sürecin ters tepebileceğini söyledi.

Tillis, fonun artık yürürlükte olmadığına dair beklentilerin karşılanması durumunda kendisini onaylamaya hazır bir grupla çalışmak yerine, Trump’ın bir sonraki Kongre’deki sandık sayılarını hesaba katması gerektiğini vurguladı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Minnesota’da 30’dan fazla su tesisine siber saldırı

Yayınlanma

ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları araştırıyor. İncelemelerde olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntılara ulaşıldığı bildirildi. Eyalet ve federal kurumlar, kamu hizmetlerinin aksamaması ve sistemlerin emniyete alınması için ortak çalışma yürütüyor.

ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları inceliyor. Soruşturmada olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntıların yer aldığı belirtildi.

Minnesota Bilişim Teknolojileri (MNIT) kurumu Salı günü saldırılara ilişkin bir uyarı yayımladı.

Kurum; ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı (CISA), ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve Federal Soruşturma Bürosu (FBI) dahil olmak üzere federal kurumlarla koordineli bir inceleme yürüttüklerini duyurdu.

Uyarda yer alan bilgilere göre yetkililer, devam eden soruşturma nedeniyle “faaliyeti henüz belirli bir aktöre bağlamadıklarını” veya saldırıların tek bir aktöre atfedilemeyeceğini kaydetti.

Araştırmacılar, Minnesota genelindeki vakalar arasında saldırı zamanlamaları ve “kullanılan teknoloji türleri” de dahil olmak üzere benzerlikler tespit etmeyi başardı.

MNIT, Minnesota Sağlık Bakanlığının yerel su sistemleri üzerindeki etkileri araştırdığını ekledi. Kurum, şehirlerden “içme suyu kullanımlarını değiştirme” yönünde gelen “herhangi bir aktif talep” bulunmadığını bildirdi.

Pazar ve Pazartesi günleri gerçekleşen saldırılarda, operatörlerin kullandığı bilgisayar ekranları olan “programlanabilir mantıksal denetleyiciler” (PLC) ile “insan-makine arayüzleri” (HMI) hedef alındı.

Minnesota Bilgi Güvenliği Başkanı John Israel, eyaletin bilgileri federal kurumlara ilettiğini ve bu kurumların “bu faaliyeti daha geniş bir ulusal bağlamda değerlendirdiğini” söyledi.

CISA, FBI ve diğer federal kurumlar tarafından 22 Temmuz’da yayımlanan ortak bir uyarıda, İranlı bilgisayar korsanlarının su sistemlerini ve diğer PLC’leri hedef aldığı konusunda uyarıda bulunulmuştu.

Açıklamada ayrıca operasyonel teknoloji (OT) sahipleri ve operatörlerinin “doğrudan internet erişimini sınırlandırmalarının ve güvenli PLC kurulumunu sağlamalarının” önemi vurgulanmıştı.

FBI Siber Bölümü Direktör Yardımcısı Brett Leatherman söz konusu uyarıda, İranlı aktörlerin “ABD’nin kritik altyapısını hedef almaya” ve “Amerikalıların bağımlı olduğu temel hizmetleri aksatmaya devam ettiğini” ifade etmişti.

Bu durum, İran savaşı sırasında ABD’nin ülkedeki kritik altyapıyı hedef alan saldırılarını takip ediyor. ABD ordusu İran’daki bir liman tesisine, enerji altyapısına ve köprülere saldırılar düzenlemişti.

MNIT; su ve atıksu sistemlerine, internetten erişilebilen operasyonel teknolojileri tespit etmeleri ve tesislerdeki uzaktan erişim imkanlarını kontrol etmek gibi adımları derhal atarak sistem güvenliğini sağlamaları tavsiyesinde bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English