Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’li Senatörler İran savaşına ara verecek anlaşmanın detaylarını bekliyor

Yayınlanma

ABD Senatosunda hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler İran’daki savaşı sonlandıracak ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden açacak bir anlaşma için yüksek beklenti taşıyor. Senatörler, olası anlaşmanın nükleer program, Hürmüz Boğazı’nın güvenliği ve bölgedeki milis güçlerin finansmanı gibi kritik başlıklarına açıklık getirilmesini istiyor.

ABD Senatosundaki hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi üyeler, İran’daki savaşı sonlandıracak ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden ticarete açacak bir anlaşmanın tamamlanması yönünde yüksek beklenti taşıyor.

Ancak İsrail ile İran’ın bölgedeki müttefiki olan Hizbullah arasındaki kırılgan ateşkes süreci, ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran yönetimiyle yürüttüğü müzakereleri karmaşık hale getiriyor. Bu durum, tatil sonrası Washington’a dönen Kongre üyelerinin daha fazla bilgi talep etmesine yol açıyor.

Başkan Trump, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada bir anlaşmanın imzalanmaya çok yakın olduğunu işaret etmişti.

Ancak hafta sonu İsrail’in Lübnan’a yönelik gerçekleştirdiği saldırılar müzakereleri belirsiz bir zemine taşıdı. Tahran yönetimi, bu saldırıların ABD ile varılan daha geniş kapsamlı mutabakatın ihlali olduğunu belirterek tepki gösterdi.

Trump, pazartesi günü Truth Social hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinin ardından İsrail askerlerinin Beyrut’tan çekileceğini duyurdu. Buna karşın Netanyahu kendi açıklamasında İsrail’in tutumunun “değişmeden kaldığını” ifade etti.

Bu belirsizlik ortamı, Trump’ın İran stratejisinin bu hafta Kongre önünde vereceği çok sayıda sınavla aynı döneme denk geliyor.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, salı ve çarşamba günleri düzenlenecek rutin bütçe oturumları kapsamında Kongre binasında olacak. Kongre üyelerinin bu oturumlarda Rubio’ya Ortadoğu’daki son duruma ilişkin sorular yöneltmesi bekleniyor.

Aynı zamanda Kongre’nin her iki kanadı da Trump’ın Kongre onayı olmadan İran’daki askeri eylemleri sürdürme yetkisini kısıtlamayı amaçlayan ikiz karar tasarılarını yeniden ele alacak.

Senato Dış İlişkiler Komisyonu üyesi ve ilgili karar tasarısının ana destekçilerinden Demokrat Senatör Tim Kaine, pazartesi akşamı gazetecilere yaptığı açıklamada, ateşkesin İran ordusu ile İsrail ve ABD orduları arasında topyekun bir savaşı engelleme görevini halen sürdürdüğünü belirtti. Kaine, bir anlaşma sürecinin halen devam ediyor olabileceğini ima etti.

Kaine, “Ateşkes tamamen korunaklı olmasa da artık geçmişteki kitlesel bombardıman döneminde değiliz. Bu nedenle, konuşmak ve hiç başlamaması gereken bir savaştan çıkış yolu bulmak için ateşkesi uzatmak şu an yapmamız gereken şeydir” dedi.

Savaş yetkileri tasarısının Senato versiyonu, geçen ay birkaç Cumhuriyetçi üyenin de desteğiyle komisyondan genel kurula sevk edilmişti.

Tasarının Temsilciler Meclisindeki benzeri ise Cumhuriyetçi liderliğin benzer firelerden çekinerek oylamayı iptal etmesinin ardından çarşamba günü oylamaya sunulacak. Kaine, Senato’daki Demokratların sonraki adımlarını Temsilciler Meclisindeki oylamanın sonucuna göre belirleyeceğini kaydetti.

Bu süreçte senatörler olası anlaşmaya dair daha fazla bilgi edinmek için baskı uygularken, her iki parti de anlaşmada benzer maddelerin yer almasını talep ediyor.

Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu üyesi Cumhuriyetçi Senatör Joni Ernst, pazartesi günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Trump’ın müzakere sürecini yönetme biçimine güvendiğini belirtti ancak “İran’ın dize getirilmesi gerektiğini” vurguladı.

Ernst, “İran kesinlikle terör örgütü uzantılarını fonlamayı durdurmalı. Zenginleştirilmiş uranyuma sahip olmaya devam edemezler, bu durum ortadan kaldırılmalı. Biz sadece Ortadoğu’da daha istikrarlı bir varlık görmeyi istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Ernst ayrıca, küresel deniz taşımacılığı için hayati öneme sahip olan Hürmüz Boğazı’nın açılmasının elzem bir ilk adım olduğunu ve İran’ın geçmişte tehdit ettiği gibi bu boğazdan geçen gemileri kontrol etmesine veya onlardan haraç kesmesine izin verilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Su yolunun kapalı olması akaryakıt fiyatlarında artışa yol açarken, bu durum özellikle geçim maliyetlerine odaklanan ara seçim sürecinde Cumhuriyetçiler arasında huzursuzluğa neden oluyor.

Senato Dış İlişkiler Komisyonu’nun en kıdemli Demokrat üyesi Senatör Jeanne Shaheen, The Hill gazetesine yaptığı açıklamada, olası anlaşmaya dair henüz hiçbir ayrıntıyı bilmediğini söyledi. Neleri bilmek istediği sorulduğunda Shaheen, Ernst ile benzer konulara işaret etti.

Shaheen, “Boğaz açılacak mı? Başkan Trump bizi buraya sürüklemeden, İran’da bir savaş başlatmadan önce olduğu gibi ticaret gemilerine süresiz ve ücretsiz olarak açık olacak mı? Zenginleştirilmiş uranyum ve nükleer program konusu ne olacak? Bu nasıl çözülecek? Hizbullah gibi terör faaliyetlerinin fonlanmaya devam etmesi konusunda ne yapılacak? Bu detayların hiçbirine sahip değiliz” dedi.

Shaheen, salı günü Rubio ile yapılacak oturumda bu sorulara yanıt almayı umduğunu belirtti.

Kongre içinde askeri operasyonların bir an önce sonlandırılmasını destekleyen birçok isim bulunurken, Trump’ın partisindeki savunma şahinleri, kendilerine göre İran’a karşı çok yumuşak kalacak bir anlaşmaya şüpheyle yaklaşıyor.

Trump’ın yakın müttefiklerinden Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, daha önce gündeme gelen ve İran’a karşı zayıf kalacağını savunduğu olası bir anlaşmanın ilk aşamalarına karşı çıkmıştı.

Ancak hafta sonu sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda Graham, Trump’ın Hürmüz Boğazı’nı açmayı ve İran’ın nükleer programına ilişkin görüşmeleri sürdürmeyi öngören planını artık desteklediğini açıkladı.

Yine de Graham, İsrail’in Hizbullah’a karşı askeri operasyonlarını durdurmasını gerektirecek bir anlaşmaya destek vermeyeceğini net bir dille ifade etti.

Graham, “Hizbullah ile yapılacak herhangi bir ateşkes onların yeniden silahlanmasına ve güçlenmesine olanak tanır. Bana göre, bir İran anlaşması ile İsrail’in Lübnan’da Hizbullah’ın kesintisiz saldırganlığına karşı koyma gücü arasında hiçbir bağ kurulmamalıdır” dedi.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English