Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’nin Maduro ve kurmayları hakkındaki iddianamesi açıklandı

Yayınlanma

ABD yönetimi, gece saatlerinde Delta Gücü’nün özel operasyonuyla Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro‘yu kaçırarak New York’a götürürken, Maduro ve üst düzey kurmayları hakkında hazırlanan kapsamlı iddianame gün yüzüne çıktı.

İddianamede, Maduro’nun 25 yılı aşkın süredir devlet kurumlarını yozlaştırarak tonlarca kokaini ABD’ye sokmak amacıyla narko-terörist örgütlerle iş birliği yaptığı ileri sürülüyor.

Aralarında “First Lady” Cilia Adela Flores de Maduro ve Maduro’nun oğlu “Nicolasito”nun da bulunduğu sanıklar, makineli tüfek kullanmak ve narko-terörizm komplosu kurmakla suçlanıyor.

ABD New York Güney Bölge Mahkemesi tarafından hazırlanan gizli yerine geçen iddianamede, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro Moros ve beraberindeki üst düzey isimler, on yıllardır süregelen bir uyuşturucu kaçakçılığı ve “narko-terörizm komplosu” kurmakla suçlanıyor.

İddianameye göre Venezuela liderleri, “25 yılı aşkın süredir kamu makamlarını istismar ederek tonlarca kokaini Amerika Birleşik Devletleri’ne sokmak amacıyla meşru kurumları yozlaştırdı”.

Sanıklar arasında Maduro’nun yanı sıra İçişleri, Adalet ve Sulh Bakanı Diosdado Cabello Rondon, eski Bakan Ramon Rodriguez Chacin, Maduro’nun eşi Cilia Adela Flores de Maduro, oğlu Nicolas Ernesto Maduro Guerra ve Tren de Aragua (TdA) lideri “Niño Guerrero” lakaplı Hector Rusthenford Guerrero Flores yer alıyor.

İddianamede Maduro’nun, Venezuela Ulusal Meclis üyeliği döneminden itibaren kolluk kuvvetlerinin koruması altında kokain sevkiyatı yaptığı, Dışişleri Bakanlığı döneminde ise uyuşturucu kaçakçılarına diplomatik pasaport ve koruma sağladığı öne sürülüyor.

Mevcut hükümet mensuplarının ve aile fertlerinin bu yozlaşma döngüsünden zenginleştiği belirtilen metinde, Venezuelalı yetkililerin FARC, ELN, Sinaloa Karteli, Zetas ve TdA gibi yabancı terör örgütleriyle (FTO) stratejik ortaklık kurduğu ifade ediliyor.

Belgeye göre, “Güneşler Karteli” (Cartel de Los Soles) olarak adlandırılan bu sistemde, üst düzey askeri ve sivil yetkililer kokain kârlarından pay alırken, narko-terörist örgütlerin Venezuela topraklarında cezasızlık zırhıyla faaliyet göstermesine izin verildi.

Savcılık, sanıkların 1999 yılından bu yana dünyanın en şiddet yanlısı uyuşturucu kartelleriyle işbirliği yaptığını iddia ediyor.

İddianamede, Şubat 2025’te yabancı terör örgütü listesine alınan Sinaloa Karteli, Zetas (CDN) ve TdA’nın, Venezuela üzerinden yürütülen sevkiyatlarda kilit rol oynadığı kaydediliyor. Özellikle Diosdado Cabello Rondon’un, tonlarca kokain taşıyan konteyner gemilerinin limanlardan güvenli çıkışını sağlamak için rüşvet aldığı ve askeri koruma sağladığı öne sürülüyor.

Ayrıca sanıkların, uyuşturucu kaçakçılığı faaliyetlerini korumak amacıyla tetiğin tek hareketiyle birden fazla atış yapabilen makineli tüfekler ve yıkıcı cihazlar bulundurdukları, bu suçları işlemek amacıyla yardım ve yataklık ettikleri suçlamalar arasında yer alıyor.

İddianameye göre, Maduro’nun eşi Cilia Adela Flores de Maduro’nun, uyuşturucu uçuşlarının güvenli geçişini sağlamak için yüz binlerce dolar rüşvet kabul ettiği iddia ediliyor.

2006 yılında Maiquetia Havalimanı’ndaki devlet başkanlığı hangarından kalkan ve 5,5 ton kokain taşıyan bir jetin Meksika’da yakalanmasının ardından, Cabello Rondon’un olayı örtbas etmek için 2,5 milyon dolar rüşvet aldığı öne sürülüyor.

Maduro’nun oğlu “Nicolasito”nun ise 2017 yılında Miami ve New York’a yüzlerce kilogram kokain sevk etmek için çalıştığı, 2022-2024 yılları arasında ise Cabello Rondon’un ELN kontrolündeki gizli uçak pistlerine düzenli ziyaretler gerçekleştirerek kokainin güvenli geçişini koordine ettiği iddialar arasında bulunuyor.

Dört ayrı suçlamadan yargılanacaklar

Büyük jüri tarafından yöneltilen dört ana suçlama şunlar:

  • Birinci suçlama: FARC, ELN ve TdA gibi örgütlere maddi destek sağlayan narko-terörizm komplosu.
  • İkinci suçlama: ABD’ye kokain ithal etmek için kurulan komplo.
  • Üçüncü suçlama: Uyuşturucu kaçakçılığı suçu sırasında makineli tüfek ve “yıkıcı cihaz” bulundurma.
  • Dördüncü suçlama: Makineli tüfek ve “yıkıcı cihaz” bulundurmak için komplo kurma.

ABD Başsavcısı Jay Clayton imzalı iddianamede, sanıkların suçtan elde ettikleri tüm mal varlıklarına, gelirlerine ve “suçta kullanılan” teçhizatlarına el konulması talep ediliyor.

İddianamenin ABD Adalet Bakanı Pam Bondi tarafından X üzerinden paylaşılan tam metni şöyle:

  1. Venezuela liderleri, 25 yılı aşkın bir süredir kamu güvenine dayalı makamlarını istismar etmiş ve tonlarca kokaini Amerika Birleşik Devletleri’ne sokmak amacıyla bir zamanlar meşru olan kurumları yozlaştırmıştır.
  2. Sanık NICOLAS MADURO MOROS, bu yozlaşmanın en ön saflarında yer alıyor ve yasa dışı yollardan elde ettiği yetkiyi ve çürüttüğü kurumları kullanarak binlerce ton kokaini Amerika Birleşik Devletleri’ne sevk etmek için suç ortaklarıyla işbirliği yaptı. MADURO MOROS, Venezuela hükümetindeki ilk günlerinden bu yana bulunduğu her devlet makamına leke sürdü. Venezuela Ulusal Meclisinin bir üyesi olarak MADURO MOROS, Venezuela kolluk kuvvetlerinin koruması altında kokain yüklerini sevk etti. Venezuela Dışişleri Bakanı olarak MADURO MOROS, uyuşturucu kaçakçılarına Venezuela diplomatik pasaportları sağladı ve kara para aklayıcılarının uyuşturucu gelirlerini Meksika’dan Venezuela’ya geri getirmek için kullandıkları uçaklara diplomatik koruma ayarladı. Venezuela Devlet Başkanı ve şu anki fiili yöneticisi olarak MADURO MOROS, kokainden beslenen yozlaşmanın kendi çıkarına, yönetici rejiminin üyelerinin çıkarına ve aile üyelerinin çıkarına gelişmesine izin veriyor.
  3. Sanık NICOLAS MADURO MOROS, şu anda uyuşturucu kaçakçılığı da dahil olmak üzere yasa dışı faaliyetleri korumak ve teşvik etmek için on yıllardır hükümet gücünü kullanan yozlaşmış, gayrimeşru bir hükümetin tepesinde oturuyor. Bu uyuşturucu kaçakçılığı, İçişleri, Adalet ve Sulh Bakanı sanık DIOSDADO CABELLO RONDON ve eski İçişleri ve Adalet Bakanı sanık RAMON RODRIGUEZ CHACIN de dahil olmak üzere Venezuela’nın siyasi ve askeri elitini zenginleştirdi ve yerlerini sağlamlaştırdı. Bu devasa ölçekteki uyuşturucu kaçakçılığı, aynı zamanda gücü ve serveti, Venezuela’nın sözde First Lady’si olan eşi sanık CILIA ADELA FLORES DE MADURO ve namıdiğer “Nicolasito”, namıdiğer “Prens” olarak bilinen oğlu, Venezuela Ulusal Meclisi üyesi sanık NICOLAS ERNESTO MADURO GUERRA da dahil olmak üzere MADURO MOROS’un ailesinin elinde topladı. Narkotik temelli bu yozlaşma döngüsü, Venezuelalı yetkililerin ve ailelerinin ceplerini doldururken, aynı zamanda Venezuela topraklarında cezasızlık zırhına bürünerek faaliyet gösteren ve tonlarca kokainin üretilmesine, korunmasına ve Amerika Birleşik Devletleri’ne taşınmasına yardım eden şiddet yanlısı narko-teröristlere de fayda sağlıyor.
  4. 1999 yılı civarından bu yana çeşitli zamanlarda, aralarında sanıklar NICOLAS MADURO MOROS, DIOSDADO CABELLO RONDON ve RAMON RODRIGUEZ CHACIN’in de bulunduğu Venezuelalı yetkililer, Fuerzas Armadas Revolucionarias de Colombia (“FARC”), Ejercito de Liberación Nacional (“ELN”), Sinaloa Karteli, Zetas ve TdA lideri namıdiğer “Niño Guerrero” olarak bilinen sanık HECTOR RUSTHENFORD GUERRERO FLORES da dahil olmak üzere Tren de Aragua (“TdA”) bünyesindeki narko-teröristlerle ortaklık kurdu. Özetle, MADURO MOROS ve suç ortakları, on yıllardır dünyanın en şiddet yanlısı ve üretken uyuşturucu kaçakçıları ve narko-teröristleriyle ortaklık kurmuş ve tonlarca kokaini Amerika Birleşik Devletleri’ne dağıtmak için bölge genelindeki yozlaşmış yetkililere dayanmıştır.

SANIKLAR

  1. Bir Venezuela vatandaşı olan sanık NICOLAS MADURO MOROS, daha önce Venezuela Devlet Başkanıydı ve son seçimlerdeki kayıplarına rağmen iktidarda kalarak şu anda ülkenin fiili ancak gayrimeşru yöneticisidir. MADURO MOROS ayrıca 2000 yılı civarı ile 2006 yılı civarı arasında Venezuela Ulusal Meclisinde milletvekilliği yaptı, 2006 yılı civarı ile 2013 yılı civarı arasında Venezuela Dışişleri Bakanı olarak görev aldı ve 2013 yılı civarında Venezuela Devlet Başkan Yardımcısı olarak hareket etti. MADURO MOROS, eski Devlet Başkanı Hugo Chavez’in 2013 yılı civarında ölmesinin ardından Venezuela devlet başkanlığına geçti ve kendi başkanlığı döneminde uyuşturucu satıcıları ve narko-terörist gruplarla birlikte kokain kaçakçılığına katılmaya devam etti. 2018 yılı civarında MADURO MOROS, Venezuela’da tartışmalı ve uluslararası alanda kınanan bir başkanlık seçiminde zafer ilan etti. 2019 yılı civarında Venezuela Ulusal Meclisi, Venezuela anayasasına başvurarak MADURO MOROS’un iktidarı gasp ettiğini ve Venezuela’nın meşru Devlet Başkanı olmadığını ilan etti. Buna rağmen MADURO MOROS, Venezuela devlet başkanlığı yetkilerini kullanmaya devam etti ve bu durum, aralarında Amerika Birleşik Devletleri’nin de bulunduğu 50’den fazla ülkenin MADURO MOROS’u Venezuela devlet başkanı olarak tanımayı reddetmesine neden oldu. 2024 yılı civarında Venezuela, uluslararası toplum tarafından yine geniş çapta eleştirilen bir başka başkanlık seçimi düzenledi ve MADURO MOROS, yaygın kınamalara rağmen kendini kazanan ilan etti.
  2. Bir Venezuela vatandaşı olan sanık DIOSDADO CABELLO RONDON, İçişleri, Adalet ve Sulh Bakanı, Venezuela silahlı kuvvetlerinin bir üyesi ve iktidardaki Venezuela Birleşik Sosyalist Partisinin Başkan Yardımcısıdır. CABELLO RONDON, Venezuela’daki en güçlü yetkililerden biri olarak kabul ediliyor. CABELLO RONDON daha önce 2001 yılı civarında Chavez’in Özel Kalem Müdürü, 2002 yılı civarında Venezuela Devlet Başkan Yardımcısı, 2004 yılı civarı ile 2008 yılı civarı arasında Venezuela’nın Miranda Eyaleti Valisi ve 2012 yılı civarı ile 2016 yılı civarı arasında Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı olarak görev yaptı. 2017 yılı civarı ile 2020 yılı civarı arasında CABELLO RONDON, Venezuela Ulusal Meclisinin anayasal yetkilerini iç eden ve MADURO MOROS rejimini daha da sağlamlaştıran Ulusal Kurucu Meclisin gayrimeşru kuruluşunun ardından, bu meclisin üyesi ve sonrasında Başkanı olarak hareket etti. Ulusal Kurucu Meclisin 2020 yılı civarında feshedilmesinin ardından, CABELLO RONDON 2021 yılı civarı ile 2024 yılı civarı arasında Venezuela Ulusal Meclisinin üyesi oldu.
  3. Sanık RAMON RODRIGUEZ CHACIN, 2002 yılı civarı ile 2008 yılı civarı arasında İçişleri ve Adalet Bakanı olarak görev yapmış Venezuelalı bir siyasetçi ve silahlı kuvvetlerin eski bir üyesidir. RODRIGUEZ CHACIN, 2012 yılı civarı ile 2017 yılı civarı arasında Venezuela’nın Guarico Eyaleti Valisiydi.
  4. Sanık CILIA ADELA FLORES DE MADURO, 2013 yılı civarında sanık NICOLAS MADURO MOROS ile evlenmiş olup Venezuela’nın fiili First Lady’sidir. FLORES DE MADURO uzun soluklu bir siyasi kariyere sahiptir. FLORES DE MADURO, (MADURO MOROS’un Dışişleri Bakanı olmak için bu görevden ayrılmasıyla başlayarak) 2006 yılı civarı ile 2011 yılı civarı arasında Ulusal Meclis Başkanı, 2012 yılı civarı ile 2013 yılı civarı arasında Venezuela Başsavcısı ve 2017 yılı civarından itibaren Ulusal Kurucu Meclis üyesi olarak görev yapmıştır.
  5. Namıdiğer “Nicolasito”, namıdiğer “Prens” olarak bilinen sanık NICOLAS ERNESTO MADURO GUERRA, sanık NICOLAS MADURO MOROS’un oğlu ve yozlaşmış bir Venezuelalı siyasetçidir. MADURO GUERRA, babası MADURO MOROS’un 2013 yılı civarında Venezuela Devlet Başkanı olmasının ardından siyasete girdi. O dönemde MADURO MOROS, MADURO GUERRA’yı kendisi için oluşturulan bir pozisyon olan “Başkanlık Özel Müfettişler Birliği Başkanı” olarak atadı. 2017 yılı civarında MADURO GUERRA, Venezuela Ulusal Kurucu Meclisine girdi ve Ocak 2021 civarında, halen görev yaptığı Venezuela Ulusal Meclisine girdi.
  6. Namıdiğer”Niño Guerrero” olarak bilinen sanık HECTOR RUSTHENFORD GUERRERO FLORES, on yılı aşkın bir süredir TdA’nın lideri veya eş lideri olarak görev yapmaktadır; bu süre zarfında TdA üyeleri ve ortakları, Venezuela, Amerika Birleşik Devletleri ve başka yerlerde gasp, adam kaçırma, cinayet, uyuşturucu kaçakçılığı, silah kaçakçılığı, fuhuş, seks ticareti, soygun, banka soygunları ve kara para aklama dahil olmak üzere çok çeşitli suçlara karışmıştır.

SANIKLARLA ORTAKLIK İÇİNDE ÇALIŞAN NARKO-TERÖRİST ÖRGÜTLER

  1. FARC, 1964’teki kuruluşundan bu yana dünyanın en büyük kokain üreticilerinden biri haline geldi. FARC, kokain kaçakçılığı yoluyla önemli gelirler elde etti ve bu gelirleri, büyük ölçekli silah alımları ve terör saldırıları da dahil olmak üzere operasyonlarını finanse etmek için kullandı. FARC ayrıca, Kolombiya dahil ancak bununla sınırlı olmamak üzere, yabancı yargı bölgelerindeki ABD vatandaşlarına ve mülklerine karşı şiddet eylemleri yönetti. Örneğin, en az 2003 yılı civarından 2008 yılı civarına kadar FARC liderliği, ABD’yi FARC’ın kokain ve kokain macunu üretimini ve dağıtımını ilaçlama ve engelleme çabalarından vazgeçirmek amacıyla, FARC üyelerine ABD vatandaşlarını kaçırma, öldürme ve ABD çıkarlarına saldırma emri verdi. Bu faaliyetlerle tutarlı olarak, 1997 yılı civarında ABD Dışişleri Bakanlığı (“Dışişleri Bakanlığı”), Göçmenlik ve Vatandaşlık Yasası’nın (“INA”) 219. Maddesi uyarınca FARC’ı yabancı terör örgütü (“FTO”) olarak tanımladı. 30 Kasım 2021’de Dışişleri Bakanlığı, FARC’ı FTO listesinden çıkardı ve eş zamanlı olarak iki FARC halef örgütünü INA’nın 219. Maddesi uyarınca FTO olarak tanımladı: FARC-EP ve Segunda Marquetalia; her ikisi de bu Yerine Geçen İddianame’nin dosyalandığı tarih itibarıyla bu statülerini korumaktadır.
  2. ELN, 1965’ten bu yana Kolombiya’nın demokratik yollarla seçilmiş hükümetini şiddet yoluyla devirmeye adamış bir Kolombiya terör örgütü olarak faaliyet göstermektedir. Hükümet karşıtı gündemini ilerletmek için ELN, sivilleri ve Kolombiya kolluk kuvvetlerini hedef alan adam kaçırma, bombalama ve diğer şiddet saldırılarını gerçekleştirdi. Ayrıca ELN, terör faaliyetlerini finanse etmek için her yıl Amerika Birleşik Devletleri’ne ve başka yerlere tonlarca kokain ihraç ediyor ve kokain kaçakçılığı ve şiddet gündemi doğrultusunda çeşitli zamanlarda diğer Kolombiyalı gerilla gruplarıyla ortaklık kurdu. Bu faaliyetlerle tutarlı olarak, 1997 yılı civarında Dışişleri Bakanlığı, ELN’yi INA’nın 219. Maddesi uyarınca FTO olarak tanımladı. ELN, bu Yerine Geçen İddianame’nin dosyalandığı tarih itibarıyla bu statüsünü korumaktadır.
  3. Meksika’nın Sinaloa eyaletinde yerleşik olan Sinaloa Karteli, köklerini, sözde Meksika Federasyonu’nun, başlıca liderlerinin ilgili uyuşturucu kaçakçılığı örgütlerinden temsilcilerin yer aldığı bir konsey olarak işlev gördüğü 1980’lerin sonlarına dayandırır. 1980’lerin sonları ve 1990’lar boyunca Meksika Federasyonu üyeleri, uyuşturucuyu Meksika üzerinden Amerika Birleşik Devletleri’ne taşımak için Kolombiyalı tedarik kaynaklarıyla ortaklık kurdu. 2000’lerin başında, namıdiğer “El Chapo” olarak bilinen Joaquin Archivaldo Guzman Loera ve namıdiğer “El Mayo” olarak bilinen Ismael Zambada Garcia, Meksika Federasyonu’nun dünyanın en büyük uyuşturucu kaçakçılığı örgütü haline gelen Sinaloa Karteli’ne dönüşmesine yol açan bir ortaklık kurdu. Halihazırda Sinaloa Karteli son derece örgütlüdür ve Meksika’daki tüm eyaletlerin yarısından fazlasında aktiftir. Gelişmiş ve ağır silahlı bir güvenlik aygıtı aracılığıyla Sinaloa Karteli, izinsiz olarak bölgelerine tecavüz eden polisleri, sivilleri ve diğer suç örgütü üyelerini öldürmek de dahil olmak üzere korku, tehdit ve şiddet yoluyla güç kullanır. Sinaloa Karteli üyeleri ayrıca algılanan sadakatsizlik, itaatsizlik nedeniyle veya bir mesaj vermek amacıyla öldürülebilir. Uyuşturucu çıkarlarını ilerletmek ve korumak için Sinaloa Karteli, rüşvet, gasp ve silah kaçakçılığı dahil olmak üzere diğer suç teşkil eden davranışlarda bulunur. Ek bir gelir ve kâr aracı olarak Sinaloa Karteli, göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti yapmaktadır. Bu faaliyetlerle tutarlı olarak, Şubat 2025 civarında Dışişleri Bakanlığı, Sinaloa Karteli’ni INA’nın 219. Maddesi uyarınca FTO olarak tanımladı. Sinaloa Karteli, bu Yerine Geçen İddianame’nin dosyalandığı tarih itibarıyla bu statüsünü korumaktadır.
  4. Daha sonra Cartel del Noreste (“CDN”) olarak bilinen Zetas, kuzeydoğu Meksika merkezli, uyuşturucu kaçakçılığı, adam kaçırma, gasp, insan kaçakçılığı ve diğer yasa dışı faaliyetlere karışan şiddet yanlısı ve üretken bir ulus aşırı uyuşturucu örgütüdür. Zetas, Meksika’daki hükümet yetkililerine yönelik saldırılar da dahil olmak üzere suç kontrolünü sağlamak için şiddet kullanır. 2000 yılı civarı ile 2010 yılı civarı arasında Zetas, kuzey Meksika merkezli bir uyuşturucu kaçakçıları grubu olan Körfez Karteli ile bir ittifak kurdu; buna göre Zetas, Meksika genelindeki uyuşturucu kaçakçılığı rotalarının kontrolünü sürdürmek için Körfez Karteli’nin silahlı askeri kanadı olarak görev yaptı. Zetas, örgüte katılmaları için Meksika özel kuvvetleri üyelerinin yanı sıra orduda veya polis gücünde hiç görev yapmamış uyuşturucu kaçakçılarını da işe aldı. 2010 yazı civarında, örgütler arasındaki yoğun şiddet döneminin ardından Zetas ve Körfez Karteli ittifakı parçalandı. O dönemde Zetas, Amerika Birleşik Devletleri’ne tonlarca miktarda kokain ithal eden bağımsız bir uyuşturucu kaçakçılığı örgütü olarak faaliyet gösterdi. Bu faaliyetlerle tutarlı olarak, Şubat 2025 civarında Dışişleri Bakanlığı, eskiden Zetas olarak bilinen CDN’yi INA’nın 219. Maddesi uyarınca FTO olarak tanımladı. CDN (bu Yerine Geçen İddianame’de “Zetas” olarak anılacaktır), bu Yerine Geçen İddianame’nin dosyalandığı tarih itibarıyla bu statüsünü korumaktadır.
  5. TdA, kökeni Venezuela’daki bir hapishane çetesi olan şiddet yanlısı bir ulus aşırı suç örgütüdür. TdA, suç şebekesinin Batı Yarımküre genelinde genişletmiş ve New York dahil olmak üzere Amerika Birleşik Devletleri’nde varlık göstermiştir. TdA’nın suç faaliyetleri arasında insan kaçakçılığı ve diğer yasa dışı eylemler yer almaktadır. TdA, uyuşturucu kaçakçılığı, ateşli silah kaçakçılığı, fuhuş, adam kaçırma, soygun, hırsızlık, dolandırıcılık ve gasp dahil olmak üzere bir dizi başka suç faaliyeti yoluyla ek gelir kaynakları geliştirmiştir. TdA üyeleri ayrıca örgütün suç faaliyetlerini uygulamak ve ilerletmek için cinayet, saldırı ve diğer şiddet eylemlerini işlemektedir. TdA, Batı Yarımküre’de faaliyet gösteren diğer suç gruplarıyla bağlar kurmuştur ve zaman zaman yerel ve duruma özel (ad hoc) temelde diğer suç grupları ve örgütleriyle iş birliği yapmaya isteklidir. Bu faaliyetlerle tutarlı olarak, Şubat 2025 civarında Dışişleri Bakanlığı, TdA’yı INA’nın 219. Maddesi uyarınca FTO olarak tanımladı. TdA, bu Yerine Geçen İddianame’nin dosyalandığı tarih itibarıyla bu statüsünü korumaktadır.

SANIKLARIN YOZLAŞMIŞ UYUŞTURUCU KAÇAKÇILIĞI VE NARKO-TERÖRİST GRUPLARLA BAĞLANTILARI

  1. Sanık NICOLAS MADURO MOROS -kendisinden önceki eski Devlet Başkanı Chavez gibi- güçlü Venezuelalı elitlerin uyuşturucu kaçakçılığı ve ortakları olan uyuşturucu kaçakçılarını koruma yoluyla kendilerini zenginleştirdikleri bir yozlaşma kültürüne katılmakta, bunu sürdürmekte ve korumaktadır. Bu yasa dışı faaliyetin kârları, en tepedekiler tarafından yönetilen bir himaye sisteminde faaliyet gösteren yozlaşmış sıradan sivil, askeri ve istihbarat yetkililerine akmaktadır; bu sistem, üst düzey Venezuelalı askeri yetkililerin üniformalarına takılan güneş armasına atıfla Cartel de Los Soles veya Güneşler Karteli olarak adlandırılmaktadır.
  2. Venezuela, birkaç büyük liman aracılığıyla Karayip Denizi’ne kuzeyden erişimi ve koka bitkisinin yetiştirilip orman laboratuvarlarında dünya kokain arzının büyük çoğunluğuna dönüştürüldüğü Kolombiya’nın dağlık bölgelerine batıdan erişimi ile uyuşturucu kaçakçıları için coğrafi olarak değerli bir konumda yer almaktadır. 1999 yılı civarından itibaren Venezuela, koruma için ödeme yapmaya istekli uyuşturucu kaçakçıları ile Kolombiya kolluk kuvvetlerinin ve ABD narkotik karşıtı yardımlarıyla desteklenen silahlı kuvvetlerin erişimi dışında faaliyet gösteren yozlaşmış Venezuelalı sivil ve askeri yetkilileri destekleyenler için güvenli bir liman haline geldi.
  3. Bu ortamda kokain kaçakçılığı gelişti. Aralarında sanıklar NICOLAS MADURO MOROS, DIOSDADO CABELLO RONDON, RAMON RODRIGUEZ CHACIN, CILIA ADELA FLORES DE MADURO ve namıdiğer “Nicolasito”, namıdiğer “Prens” olarak bilinen NICOLAS ERNESTO MADURO GUERRA’nın da bulunduğu Venezuelalı yetkililer ve aile fertleri, işlenmiş kokaini Venezuela’dan Honduras, Guatemala ve Meksika gibi Karayipler ve Orta Amerika’daki aktarma noktaları üzerinden Amerika Birleşik Devletleri’ne sevk eden narkotik kaçakçıları ve narko-terörist gruplarla ortaklık kurdu. 2020 yılı civarında Dışişleri Bakanlığı, Venezuela üzerinden yılda 200 ila 250 ton kokain kaçırıldığını tahmin ediyor. Deniz sevkiyatları, sürat tekneleri, balıkçı tekneleri ve konteyner gemileri kullanılarak Venezuela kıyılarından kuzeye gönderildi. Hava sevkiyatları genellikle topraktan veya çimden yapılmış gizli uçak pistlerinden ve ayrıca yozlaşmış hükümet ve askeri yetkililerin kontrolü altındaki ticari havalimanlarından sevk edildi.
  4. Bu uyuşturucu kaçakçılığı yoluyla sanık NICOLAS MADURO MOROS ve rejiminin yozlaşmış üyeleri, bölge genelinde uyuşturucu kaçakçılığından beslenen yozlaşmayı mümkün kıldı. Honduras, Guatemala ve Meksika’daki aktarma noktaları da benzer şekilde, bu ülkelerde faaliyet gösteren kokain kaçakçılarının kârlarının bir kısmını kendilerini koruyan ve yardım eden siyasetçilere ödedikleri bir yozlaşma kültürüne dayanıyordu. Buna karşılık, bu siyasetçiler kokain kaynaklı ödemeleri siyasi güçlerini sürdürmek ve artırmak için kullandılar. Aynı şekilde, “Karayip rotası” üzerindeki siyasetçiler de, tutuklanmaktan korunmak ve kokaini Venezuela’dan kuzeye, Amerika Birleşik Devletleri’ne doğru kaçırırken imtiyazlı kaçakçıların cezasızlıkla faaliyet göstermesine izin vermek için kendilerine ödeme yapan kokain kaçakçıları tarafından yozlaştırıldı. Böylece, Kolombiya’daki üreticilere, Venezuela’daki nakliyecilere ve dağıtıcılara ve kuzeydeki aktarma noktalarındaki alıcılara ve yeniden dağıtıcılara dayanan her adımda, kaçakçılar hem kendilerini hem de onları koruyan ve yardım eden yozlaşmış velinimetlerini zenginleştirdiler.
  5. Benzer şekilde, sanıklar NICOLAS MADURO MOROS, DIOSDADO CABELLO RONDON, RAMON RODRIGUEZ CHACIN ve rejimin diğer yozlaşmış üyeleri, örgütlerini kokain kârlarıyla besleyen şiddet yanlısı narko-terörist grupların güçlenmesini ve büyümesini kolaylaştırdı. Bu narko-terörist örgütler sadece üst düzey Venezuelalı yetkililerle doğrudan çalışıp onlara kâr göndermekle kalmadı, aynı zamanda talebin ve dolayısıyla kokain fiyatının en yüksek olduğu Amerika Birleşik Devletleri’ne giden yol boyunca her aktarma noktasında o kokainin artan değerinden de faydalandı. Bu örgütler arasında Kolombiya’nın dağlık bölgelerinde kokain üretimini kontrol eden FARC ve ELN; Orta Amerika’daki rotaları ve kokainin Meksika’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne geçirilme yöntemlerini kontrol eden Sinaloa Karteli ve Zetas; ve Venezuela içinde ve Venezuela kıyılarında kokainin taşınmasına yardımcı olabilecek bir suç şebekesini kontrol eden TdA yer almaktadır.

SANIKLARIN UYUŞTURUCU KAÇAKÇILIĞI VE NARKO-TERÖRİZM KOMPLOLARINI İLERLETEN SOMUT EYLEMLER

  1. Sanıklar, birlikte ve başkalarıyla beraber, bu Yerine Geçen İddianame’de suçlanan zaman dilimi boyunca amansız bir kokain kaçakçılığı kampanyası yürüttü ve bu kampanya binlerce ton kokainin Amerika Birleşik Devletleri’ne dağıtılmasıyla sonuçlandı. Süreç boyunca, sanık NICOLAS MADURO MOROS, aile üyeleri ve diğer yozlaşmış yetkililerle birlikte, uyuşturucu kaçakçılığı ortaklarının kokaini kuzeye, Amerika Birleşik Devletleri’ne taşıyacağını bilerek, kokainin Venezuela üzerinden taşınması için kolluk kuvveti koruması ve lojistik destek sağladı. Bu davranış suçlanan zaman dilimi boyunca düzenli ve tekrar tekrar meydana gelmekle birlikte, aşağıda sanıkların narko-terörist gruplarla ortaklık da dahil olmak üzere uyuşturucu kaçakçılığını ilerletmek için giriştikleri eylemlerin bazı örnekleri yer almaktadır:

    a. Yaklaşık 2006 ile 2008 yılları arasında, Venezuela Dışişleri Bakanı olarak görev yaparken MADURO MOROS, uyuşturucu gelirlerini diplomatik koruma altında Meksika’dan Venezuela’ya taşımak isteyen kaçakçılara yardımcı olmak amacıyla, uyuşturucu kaçakçısı olduğunu bildiği kişilere Venezuela diplomatik pasaportları sattı. Uyuşturucu kaçakçılarının uyuşturucu gelirlerini Meksika’dan Venezuela’ya geri taşıması gerektiğinde, MADURO MOROS, uçuşların kolluk kuvvetleri veya ordu tarafından herhangi bir incelemeye tabi tutulmamasını sağlamak için özel uçakların diplomatik koruma altında hareket etmesini kolaylaştırdı. Bu durumlarda MADURO MOROS, Meksika’daki Venezuela büyükelçiliğini arayarak özel uçakla bir diplomatik heyetin geleceğini bildirdi. Ardından, kaçakçılar MADURO MOROS’un gönderdiği bir diplomatik heyet himayesinde Meksika’daki Venezuela Büyükelçisi ile görüşürken, uçaklarına uyuşturucu gelirleri yüklendi. Uçak daha sonra diplomatik koruma altında Venezuela’ya geri döndü.

    b. Yaklaşık 2007 yılında, sanık CILIA ADELA FLORES DE MADURO, büyük ölçekli bir uyuşturucu kaçakçısı ile Venezuela Ulusal Uyuşturucuyla Mücadele Ofisi Direktörü Nestor Reverol Torres arasında bir görüşmeye aracılık etmek için yüz binlerce dolar rüşvet kabul ettiği bir toplantıya katıldı. Uyuşturucu kaçakçısı daha sonra Reverol Torres’e aylık rüşvet ödemesi yapmanın yanı sıra, uçuşun güvenli geçişini sağlamak için kokain taşıyan her uçuş başına yaklaşık 100.000 dolar ödemeyi ayarladı; bu miktarın bir kısmı daha sonra FLORES DE MADURO’ya ödendi. 2015 yılı civarında Reverol Torres, New York Doğu Bölgesi’nde narkotik suçlarıyla itham edildi ve şu anda kaçaktır.

    c. 2003 yılı civarı ile 2011 yılı civarı arasında, sanık DIOSDADO CABELLO RONDON Venezuela’da çeşitli resmi görevlerde bulunurken, Zetas, her biri beş ila altı ton ve bazen 20 tona kadar kokain taşıyan konteyner gemilerindeki yük konteynerlerini Venezuela limanlarından Meksika limanlarına ve nihayetinde Amerika Birleşik Devletleri’ne sevk etmek için bir grup Kolombiyalı uyuşturucu kaçakçısı ile çalıştı. Bu grup tarafından gönderilen on binlerce kilogram kokain, Venezuela’da “generaller” olarak anılan Venezuelalı askeri yetkililer tarafından korundu.

    d. 2004 yılı civarı ile 2015 yılı civarı arasında, MADURO MOROS ve FLORES DE MADURO, çoğu daha önce Venezuela kolluk kuvvetleri tarafından ele geçirilmiş olan kokainin kaçakçılığını silahlı askeri eskortların yardımıyla yapmak için birlikte çalıştı. Bu süre zarfında, MADURO MOROS ve FLORES DE MADURO, uyuşturucu kaçakçılığı operasyonlarını kolaylaştırmak ve korumak için colectivos olarak bilinen kendi devlet destekli çete gruplarını sürdürdü. MADURO MOROS ve FLORES DE MADURO ayrıca, kendilerine uyuşturucu parası borcu olan veya uyuşturucu kaçakçılığı operasyonlarını başka şekilde baltalayan kişilere karşı adam kaçırma, darp ve cinayet emirleri verdi; buna Venezuela, Caracas’taki yerel bir uyuşturucu patronunun öldürülmesi emri de dahildir.

    e. 2006 yılı civarında, Venezuelalı yetkililer 5,5 tondan fazla kokaini bir DC-9 jetiyle Venezuela’dan Meksika’ya sevk etti. CABELLO RONDON; Haziran 2025’te bu Bölge Mahkemesinde, bu davanın Birinci Yerine Geçen İddianamesi S1 11 Cr. 205 (AKH) kapsamındaki narko-terörizm, narkotik ve silah suçlarını kabul eden Venezuela askeri istihbarat teşkilatının o zamanki direktörü namıdiğer “El Pollo” olarak bilinen Hugo Armando Carvajal Barrios; ve Venezuela Ulusal Muhafız Yüzbaşısı Vassyly Kotosky Villarroel Ramirez, sevkiyatı koordine etmek için Venezuela rejiminin diğer üyeleriyle birlikte çalıştı. 5,5 tondan fazla kokain, yaklaşık beş kamyonetle Venezuela, Maiquetia’daki Simon Bolivar Uluslararası Havalimanı’nda (“Maiquetia Havalimanı”) Venezuela devlet başkanına ayrılan hangara taşındı. Maiquetia Havalimanı’nda, Venezuela Ulusal Muhafızları üyeleri kokaini uçağa yükledi ve uçak, Villarroel Ramirez’in rüşvet karşılığında onayladığı bir uçuş planını kullanarak havalandı. Bu rüşvetlerin ödenmesine rağmen, uçak Meksika, Campeche’deki Ciudad del Carmen Havalimanı’na indiğinde Meksikalı yetkililer 5,5 tondan fazla kokaine el koydu. El koyma işleminden kısa bir süre sonra Villarroel Ramirez, kendisiyle çalışan Venezuelalı uyuşturucu kaçakçılarına, Maiquetia Havalimanı’nda kendilerine yardım edenlerin tutuklanmamasını sağlamak için CABELLO RONDON’a rüşvet ödemeleri gerektiğini söyledi. Villarroel Ramirez daha sonra CABELLO RONDON ile bir toplantı ayarladı ve ardından kaçakçılar, aile üyesi aracılığıyla CABELLO RONDON’a yaklaşık 2.500.000 dolar ödedi. 2013 yılı civarında Villarroel Ramirez, New York Doğu Bölgesi’nde narkotik suçlarıyla itham edildi ve şu anda kaçaktır.

    f. Yaklaşık 2006 ile 2008 yılları arasında, namıdiğer “Niño Guerrero” olarak bilinen sanık HECTOR RUSTHENFORD GUERRERO FLORES, Venezuela’daki en büyük uyuşturucu kaçakçılarından biri olan Walid Makled ile çalıştı. Venezuela rejiminin üyeleri, Makled’in Venezuela, San Fernando de Apure’den Venezuela, Valencia’ya taşınan ve daha sonra Valencia uluslararası havalimanından uçakla Meksika’ya ve Orta Amerika’daki diğer yerlere, nihai olarak Amerika Birleşik Devletleri’ne dağıtılmak üzere gönderilen kokain sevkiyatlarını korumaya yardım etti. 2008 yılı civarı ile 2009 yılı civarı arasında GUERRERO FLORES, başka bir büyük Venezuelalı uyuşturucu kaçakçısına da Venezuela üzerinden geçen kokain sevkiyatları için koruma sağladı; buna diğer otomatik silahların yanı sıra AK-47, MP5 ve AR-15 ile el bombaları taşıyan silahlı adamlar sağlamak da dahildi. Zaman zaman GUERRERO FLORES, kuzeye nakledilmek ve nihayetinde Amerika Birleşik Devletleri’ne dağıtılmak üzere havalimanlarına veya uçak pistlerine giderken silahlı adam ekipleri tarafından korunan büyük kokain yüklerine bizzat eşlik etti. GUERRERO FLORES’e taşınan veya teslim alınan kokain kilogramı başına bir ücret ödendi ve bazen ödeme yerine bu devasa kokain sevkiyatlarının bir kısmından pay aldı. GUERRERO FLORES’in birlikte çalıştığı kaçakçılar, ayda birden çok kez sevkiyat başına binlerce kilogram taşıdı ve bu da yüzlerce ton kokainin Amerika Birleşik Devletleri’ne dağıtılmasıyla sonuçlandı. 2009 yılı civarında Makled bu Bölge Mahkemesinde narkotik suçlarıyla itham edildi ve şu anda kaçaktır.

    g. 2008 yılı civarında, sanık RAMON RODRIGUEZ CHACIN, Venezuela’nın Barinas Eyaleti’nde, herhangi bir zamanda otomatik tüfekler taşıyan yaklaşık 200 silahlı FARC üyesinin bulunduğu büyük bir FARC kampı ve eğitim okulu içeren geniş bir mülkü elinde tutuyordu. Bu süre zarfında RODRIGUEZ CHACIN, büyük ölçekli bir uyuşturucu kaçakçısını tutuklanmaktan ve iade edilmekten korumak amacıyla yozlaşmış nüfuzunu kullanmak için on binlerce dolar rüşvet kabul etti. Uyuşturucu kaçakçısı ile 2008 yılı civarı ile 2010 yılı civarı arasında yapılan sonraki görüşmelerde RODRIGUEZ CHACIN, Carvajal Barrios da dahil olmak üzere diğer Venezuelalı yetkililerle çok tonlu miktarlarda kokain kaçakçılığı yapmayı görüştü.

    h. 2011 yılı civarında, Sinaloa Karteli’nin o zamanki lideri namıdiğer “El Chapo” olarak bilinen Joaquin Archivaldo Guzman Loera, Kolombiya’daki kokain laboratuvarlarını finanse etti. Bu laboratuvarlarda üretilen kokain daha sonra FARC’ın koruması altında Venezuela’ya taşındı ve bir uçak pistine giderken MADURO MOROS ve CABELLO RONDON’un yakın müttefiki Carvajal Barrios’tan koruma aldı.

    i. 2013 yılı Eylül ayı civarında, MADURO MOROS’un Venezuela devlet başkanlığına geçmesinden sadece aylar sonra, Venezuelalı yetkililer Maiquetia Havalimanı’ndan Paris Charles de Gaulle Havalimanı’na giden ticari bir uçuşla yaklaşık 1,3 ton kokain sevk etti. Fransız yetkililer kokaine el koydu. El koyma işleminin ardından MADURO MOROS, diğerlerinin yanı sıra CABELLO RONDON ve Carvajal Barrios ile bir toplantı düzenledi. Toplantı sırasında MADURO MOROS, CABELLO RONDON ve Carvajal Barrios’a, 2006’daki Meksika el koyma olayından sonra uyuşturucu kaçakçılığı için Maiquetia Havalimanı’nı kullanmamaları gerektiğini ve bunun yerine kokain sevk etmek için diğer iyi kurulmuş uyuşturucu rotalarını ve yerlerini kullanmaları gerektiğini söyledi. Kısa bir süre sonra, MADURO MOROS ve diğerleri, kamuoyunun ve kolluk kuvvetlerinin incelemelerini MADURO MOROS, CABELLO RONDON ve Carvajal Barrios’un sevkiyata ve örtbas edilmesine katılımından başka yöne çekmek amacıyla belirli Venezuelalı askeri yetkililerin tutuklanmasına izin verdi.

    j. Yaklaşık 2014 ile 2015 yılları arasında, Venezuela, Margarita Adası’ndaki Venezuela Ulusal Muhafızları’nda görevli bir yüzbaşı, Margarita Adası’nı ayda yaklaşık iki kez ziyaret eden namıdiğer “Nicolasito”, namıdiğer “Prens” olarak bilinen sanık NICOLAS ERNESTO MADURO GUERRA da dahil olmak üzere Venezuelalı yetkililerin ziyaretleri için oteller, ulaşım, kadınlar ve yiyecek ayarladı. MADURO GUERRA, Venezuela devlet petrol şirketi Petróleos de Venezuela, S.A.’ya (“PDVSA”) ait bir Falcon 900 uçağıyla gelirdi. Adadan ayrılmadan önce, MADURO GUERRA’nın PDVSA uçağına, bazen silahlı çavuşların yardımıyla, yüzbaşının uyuşturucu olduğunu anladığı bantla sarılmış büyük paketler yüklenirdi. MADURO GUERRA, PDVSA uçağı yüklenirken oradaydı ve bir keresinde uçağın Amerika Birleşik Devletleri de dahil olmak üzere istediği yere gidebileceğini belirtti.

    k. 2015 yılı Ekim ayı civarı ile 2015 yılı Kasım ayı civarı arasında, MADURO MOROS ve FLORES DE MADURO’nun iki akrabası olan Efrain Campo Flores ve Franqui Francisco Flores de Freitas, DEA gizli kaynaklarıyla kaydedilen toplantılar sırasında MADURO MOROS’un Maiquetia Havalimanı’ndaki “başkanlık hangarından” yüzlerce kilogramlık kokain sevkiyatları yapmayı kabul etti. Kaynaklarla kaydedilen toplantılar sırasında Campo Flores ve Flores de Freitas, Amerika Birleşik Devletleri ile “savaşta” olduklarını açıkladılar, Cartel de Los Soles’i tarif ettiler, “sözde yüksek rütbeli” bir “FARC komutanı” ile bağlantıdan bahsettiler ve FLORES DE MADURO’nun 2015 sonundaki Venezuela Ulusal Meclisi seçimiyle bağlantılı bir kampanyasını desteklemek için 20 milyon dolar uyuşturucu geliri elde etmeye çalıştıklarını belirttiler. Campo Flores, MADURO MOROS’tan “babası” olarak bahsetti ve “istediğimiz şey onun Ulusal Meclisin kontrolünü tekrar ele geçirmesi” dedi. 2016 yılı Kasım ayı civarında, Campo Flores ve Flores de Freitas, bu Bölge Mahkemesindeki duruşmada Amerika Birleşik Devletleri’ne kokain ithal etmek için komplo kurmaktan suçlu bulundu.

    l. 2017 yılı civarında MADURO GUERRA, Venezuela’dan Miami, Florida’ya yüzlerce kilogram kokain sevk etmek için çalıştı. Bu süre zarfında MADURO GUERRA, uyuşturucu kaçakçılığı ortaklarıyla, diğer şeylerin yanı sıra, Miami’de satılamayacağı için düşük kaliteli kokainin New York’a gönderilmesi, Miami yakınlarındaki bir yük konteynerinden 500 kilogramlık bir kokain sevkiyatının boşaltılmasının ayarlanması ve New York limanlarına kokain kaçırmak için hurda metal konteynerlerinin kullanılması hakkında konuştu.

    m. 2018 ve 2019 yılları civarında RODRIGUEZ CHACIN, MADURO MOROS ile görüşmeler yapmak üzere kilit bir FARC lideriyle Barinas Eyaleti’nden Caracas’a çok sayıda seyahat gerçekleştirdi. Bu seyahatlar, RODRIGUEZ CHACIN’in MADURO MOROS tarafından FARC ve ELN’ye koruma ve destek sağlamakla görevlendirilmesi nedeniyle hem orman kamplarında hem de Barinas’ta FARC ve ELN üyeleriyle düzenli görüşmeler yaptığı uzun bir geçmişin parçasıydı. RODRIGUEZ CHACIN ayrıca FARC liderlerini MADURO MOROS ile görüşmek üzere Caracas’taki başkanlık sarayı Miraflores’e ve Caracas’taki ana askeri kompleks ve Venezuela Savunma Bakanlığı’nın merkezi olan Fuerte Tiuna’ya getirdi.

    n. 2019 yılı Temmuz ayı civarında, belirli FARC liderlerinin Kolombiya hükümetiyle yakın zamanda barış anlaşmaları imzalanmasına rağmen kamuoyu önünde silaha geri dönmelerinden kısa bir süre sonra, MADURO MOROS ve CABELLO RONDON, MADURO MOROS’un FARC ve liderlerinin Venezuela’da memnuniyetle karşılandığını duyurduğu videoya kaydedilmiş bir basın toplantısına katıldı.

    o. 2019 yılı civarında TdA lideri GUERRERO FLORES, Venezuela rejimiyle çalıştığını anladığı bir kişiyle uyuşturucu kaçakçılığını görüştü. Birden fazla görüşmede GUERRERO FLORES, kendisinin ve TdA’nın Venezuela’nın Aragua Eyaleti kıyılarını kontrol ettiğini açıklayarak uyuşturucu yükleri için eskort hizmetleri sağlamayı teklif etti. TdA’nın Tocorón Hapishanesi’ndeki operasyon üssünden konuşan GUERRERO FLORES, TdA’nın, GUERRERO FLORES’in Aragua Eyaleti’ndeki bir plajda bulunan “beşikler” olarak adlandırdığı depolama bölmelerinin kullanımı da dahil olmak üzere uyuşturucu ticaretinin her yönünün lojistiğini halledebileceğini açıkladı. Bunu yaparken GUERRERO FLORES, TdA’nın bir tondan fazla kokaini koruma yeteneğini teyit etti.

    p. 2020 yılı civarında MADURO GUERRA, Kolombiya, Medellin’de iki FARC temsilcisiyle bir toplantıya katıldı. Toplantı sırasında MADURO GUERRA, 2026 yılı civarına kadar önümüzdeki altı yıl boyunca Kolombiya üzerinden Amerika Birleşik Devletleri’ne büyük miktarlarda kokain ve silah taşıma düzenlemelerini görüştü. MADURO GUERRA ayrıca kokain yükleriyle bağlantılı olarak FARC’a silahla ödeme yapmayı da görüştü.

    q. 2007 yılı civarında, Carvajal Barrios’un talimatıyla Venezuelalı General Cliver Alcala Cordones, FARC liderliğine Venezuela Hükümetinden 20 el bombası ve iki bomba atar içeren dört sandık silah teslim etti. 2023 yılı Haziran ayı civarında Alcala Cordones, bu davanın Üçüncü Yerine Geçen Bilgilendirme Belgesi S3 11 Cr. 205 (AKH) uyarınca bir FTO olan FARC’a maddi destek sağlamak için komplo kurmaktan bu Bölge Mahkemesinde suçunu kabul etti.

    r. 2022 yılı civarı ile 2024 yılı civarı arasında CABELLO RONDON, kokainin Venezuela topraklarında güvenli geçişinin devamını sağlamak için Kolombiya-Venezuela sınırı yakınlarındaki ELN kontrolündeki gizli uçak pistlerine düzenli olarak seyahat etti. Bu uçak pistlerinden kokain, hem Venezuelalı askeri yetkililer tarafından onaylanan uçuşlarla hem de Güney ve Orta Amerika’daki kolluk kuvvetleri veya ordular tarafından tespit edilmekten kaçınmak için tasarlanmış gizli uçuşlarla Venezuela dışına sevk edildi.

    s. 2024 yılı sonu civarında CABELLO RONDON, kokain kaçakçılığından narkotik gelirleri elde etti ve 2025 yılı civarında Kolombiyalı uyuşturucu kaçakçıları, CABELLO RONDON’un bir ortağıyla Venezuela üzerinden devam edecek kokain kaçakçılığı planlarını görüştü.

HUKUKİ İDDİALAR BİRİNCİ SUÇLAMA

(Narko-Terörizm Komplosu)

  1. Bu Yerine Geçen İddianame’nin 1’den 21’e kadar olan paragrafları tekrar iddia edilmekte ve atıf yoluyla buraya tamamen dahil edilmektedir.
  2. En az 1999 yılı civarından 2025 yılı civarına kadar ve bu tarih dahil olmak üzere, Amerika Birleşik Devletleri’nin herhangi bir Eyaletinin veya bölgesinin yargı yetkisi dışında başlayan ve işlenen bir suçta, sanıklar NICOLAS MADURO MOROS, DIOSDADO CABELLO RONDON ve RAMON RODRIGUEZ CHACIN ile bilinen ve bilinmeyen diğer kişiler, içlerinden en az biri ilk olarak New York Güney Bölgesi’ne getirilecek ve tutuklanacak olup, kasten ve bilerek Birleşik Devletler Kanunu, Başlık 21, Madde 960a’yı ihlal etmek için bir araya geldi, komplo kurdu, ittifak yaptı ve birbirleriyle anlaştı.
  3. Sanıklar NICOLAS MADURO MOROS, DIOSDADO CABELLO RONDON ve RAMON RODRIGUEZ CHACIN ile bilinen ve bilinmeyen diğer kişilerin, Amerika Birleşik Devletleri yargı yetkisi dahilinde işlenmesi halinde Birleşik Devletler Kanunu, Başlık 21, Madde 841(a) uyarınca cezalandırılabilir bir davranışta bulunmaları ve bu davranışı gerçekleştirmeleri komplonun bir parçası ve amacıydı; yani, tespit edilebilir miktarda kokain içeren beş kilogram ve üzeri karışım ve maddelerin dağıtımı ve dağıtım niyetiyle bulundurulması; bunu, terörizm ve terör faaliyetinde (Birleşik Devletler Kanunu, Başlık 8, Madde 1182(a)(2)(B)’de tanımlandığı üzere) veya terörizmde (Birleşik Devletler Kanunu, Başlık 22, Madde 2656f(d)(2)’de tanımlandığı üzere) bulunan ve bulunmuş bir kişiye ve örgüte, doğrudan ve dolaylı olarak maddi değeri olan bir şey sağlama bilgisi ve niyetiyle yapmaları; yani, bu Yerine Geçen İddianame ile ilgili zamanlarda ABD Dışişleri Bakanı tarafından INA’nın 219. Maddesi uyarınca FTO olarak tanımlanan şu örgütler: FARC, FARC-EP, Segunda Marquetalia, ELN, TdA, Sinaloa Karteli, Zetas olarak da bilinen CDN ve her bir örgütün üyeleri, ajanları ve ortakları; bu örgütlerin ve kişilerin terör faaliyetinde ve terörizmde bulunduğunu ve bulunmuş olduğunu bilerek, Birleşik Devletler Kanunu, Başlık 21, Madde 960a’yı ihlal ederek.

    (Birleşik Devletler Kanunu, Başlık 21, Madde 960a; ve Birleşik Devletler Kanunu, Başlık 18, 3238. Madde)

İKİNCİ SUÇLAMA

(Kokain İthalat Komplosu)

Büyük Jüri ayrıca şu suçlamaları yöneltir:

  1. Bu Yerine Geçen İddianame’nin 1’den 21’e kadar olan paragrafları tekrar iddia edilmekte ve atıf yoluyla buraya tamamen dahil edilmektedir.
  2. En az 1999 yılı civarından 2025 yılı civarına kadar ve bu tarih dahil olmak üzere, Amerika Birleşik Devletleri’nin herhangi bir Eyaletinin veya bölgesinin yargı yetkisi dışında başlayan ve işlenen bir suçta, sanıklar NICOLAS MADURO MOROS, DIOSDADO CABELLO RONDON, RAMON RODRIGUEZ CHACIN, CILIA ADELA FLORES DE MADURO, namıdiğer “Nicolasito”, namıdiğer “Prens” olarak bilinen NICOLAS ERNESTO MADURO GUERRA ve namıdiğer “Niño Guerrero” olarak bilinen HECTOR RUSTHENFORD GUERRERO FLORES ile bilinen ve bilinmeyen diğer kişiler, içlerinden en az biri ilk olarak New York Güney Bölgesi’ne getirilecek ve tutuklanacak olup, kasten ve bilerek Birleşik Devletler Kanunu, Başlık 21, Madde 13, Alt Madde II hükümlerini ihlal etmek için bir araya geldi, komplo kurdu, ittifak yaptı ve birbirleriyle anlaştı.
  3. Sanıklar NICOLAS MADURO MOROS, DIOSDADO CABELLO RONDON, RAMON RODRIGUEZ CHACIN, CILIA ADELA FLORES DE MADURO, namıdiğer “Nicolasito”, namıdiğer “Prens” olarak bilinen NICOLAS ERNESTO MADURO GUERRA ve namıdiğer “Niño Guerrero” olarak bilinen HECTOR RUSTHENFORD GUERRERO FLORES ile bilinen ve bilinmeyen diğer kişilerin, Amerika Birleşik Devletleri dışındaki bir yerden Amerika Birleşik Devletleri’ne bilerek ve kasten kontrole tabi bir madde ithal etmeleri ve bunu gerçekleştirmeleri, Birleşik Devletler Kanunu, Başlık 21, Madde 952(a) ve 960(a)(l)’i ihlal ederek, komplonun bir parçası ve amacıydı.
  4. Ayrıca, sanıklar NICOLAS MADURO MOROS, DIOSDADO CABELLO RONDON, RAMON RODRIGUEZ CHACIN, CILIA ADELA FLORES DE MADURO, namıdiğer “Nicolasito”, namıdiğer “Prens” olarak bilinen NICOLAS ERNESTO MADURO GUERRA ve namıdiğer “Niño Guerrero” olarak bilinen HECTOR RUSTHENFORD GUERRERO FLORES ile bilinen ve bilinmeyen diğer kişilerin, söz konusu maddenin yasa dışı olarak Amerika Birleşik Devletleri’ne ve Amerika Birleşik Devletleri kıyısının 12 mil açığındaki sulara ithal edileceğini amaçlayarak, bilerek ve buna inanmak için makul nedenlere sahip olarak, kontrole tabi bir madde üretmeleri, dağıtmaları ve dağıtım niyetiyle bulundurmaları ve bunu gerçekleştirmeleri, Birleşik Devletler Kanunu, Başlık 21, Madde 959(a) ve 960(a)(3)’ü ihlal ederek, komplonun bir parçası ve amacıydı.
  5. Ayrıca, sanıklar NICOLAS MADURO MOROS, DIOSDADO CABELLO RONDON, RAMON RODRIGUEZ CHACIN, CILIA ADELA FLORES DE MADURO, namıdiğer “Nicolasito”, namıdiğer “Prens” olarak bilinen NICOLAS ERNESTO MADURO GUERRA ve namıdiğer “Niño Guerrero” olarak bilinen HECTOR RUSTHENFORD GUERRERO FLORES ile bilinen ve bilinmeyen diğer kişilerin, Amerika Birleşik Devletleri’ne kayıtlı bir hava aracında kontrole tabi bir madde üretmeleri, dağıtmaları ve dağıtım niyetiyle bulundurmaları ve bunu gerçekleştirmeleri, Birleşik Devletler Kanunu, Başlık 21, Madde 959(c) ve 960(a)(3)’ü ihlal ederek, komplonun bir parçası ve amacıydı.
  6. Sanıklar NICOLAS MADURO MOROS, DIOSDADO CABELLO RONDON, RAMON RODRIGUEZ CHACIN, CILIA ADELA FLORES DE MADURO, namıdiğer “Nicolasito”, namıdiğer “Prens” olarak bilinen NICOLAS ERNESTO MADURO GUERRA ve namıdiğer “Niño Guerrero” olarak bilinen HECTOR RUSTHENFORD GUERRERO FLORES’in (i) dışarıdaki bir yerden Amerika Birleşik Devletleri’ne ve Amerika Birleşik Devletleri gümrük bölgesine ithal etmek, (ii) söz konusu maddenin dışarıdaki bir yerden yasa dışı olarak Amerika Birleşik Devletleri’ne ve Amerika Birleşik Devletleri kıyısının 12 mil açığındaki sulara ithal edileceğini amaçlayarak, bilerek ve buna inanmak için makul nedenlere sahip olarak üretmek ve dağıtmak, ve (iii) Amerika Birleşik Devletleri’ne kayıtlı bir hava aracında üretmek, dağıtmak ve bulundurmak için komplo kurdukları kontrole tabi madde, Birleşik Devletler Kanunu, Başlık 21, Madde 960(b)(l)(B)’yi ihlal eden, tespit edilebilir miktarda kokain içeren beş kilogram ve üzeri karışım ve maddelerdi.

    (Birleşik Devletler Kanunu, Başlık 21, Madde 963; ve Birleşik Devletler Kanunu, Başlık 18, Madde 3238.)

ÜÇÜNCÜ SUÇLAMA

(Makineli Tüfek ve Yıkıcı Cihaz Bulundurma)

Büyük Jüri ayrıca şu suçlamaları yöneltir:

  1. Bu Yerine Geçen İddianame’nin 1’den 21’e kadar olan paragrafları tekrar iddia edilmekte ve atıf yoluyla buraya tamamen dahil edilmektedir.
  2. En az 1999 yılı civarından 2025 yılı civarına kadar ve bu tarih dahil olmak üzere, Amerika Birleşik Devletleri’nin herhangi bir Eyaletinin veya bölgesinin yargı yetkisi dışında başlayan ve işlenen ve iki veya daha fazla müşterek failden en az birinin ilk olarak New York Güney Bölgesi’ne getirileceği ve tutuklanacağı bir suçta, sanıklar NICOLAS MADURO MOROS, DIOSDADO CABELLO RONDON, RAMON RODRIGUEZ CHACIN, CILIA ADELA FLORES DE MADURO, namıdiğer “Nicolasito”, namıdiğer “Prens” olarak bilinen NICOLAS ERNESTO MADURO GUERRA ve namıdiğer “Niño Guerrero” olarak bilinen HECTOR RUSTHENFORD GUERRERO FLORES, bir Birleşik Devletler mahkemesinde yargılanabilecekleri bir uyuşturucu kaçakçılığı suçu sırasında ve bununla ilişkili olarak; yani MADURO MOROS, CABELLO RONDON ve RODRIGUEZ CHACIN için bu Yerine Geçen İddianame’nin Birinci ve İkinci Suçlamalarında itham edilen kontrole tabi madde suçları ve FLORES DE MADURO, MADURO GUERRA ve GUERRERO FLORES için bu Yerine Geçen İddianame’nin İkinci Suçlamasında itham edilen kontrole tabi madde suçu için, bilerek ateşli silahlar kullandı ve taşıdı ve bu suçları ilerletmek amacıyla bilerek ateşli silahlar bulundurdu ve ateşli silahların kullanımına, taşınmasına ve bulundurulmasına yardım ve yataklık etti; yani, tetiğin tek bir hareketiyle manuel yeniden doldurma olmaksızın birden fazla atış yapabilen makineli tüfekler ve yıkıcı cihazlar.

    (Birleşik Devletler Kanunu, Başlık 18, Madde 924(c)(l)(A), 924(c)(l)(B)(ii), 3238 ve 2.)

DÖRDÜNCÜ SUÇLAMA

(Makineli Tüfek ve Yıkıcı Cihaz Bulundurma Komplosu)

Büyük Jüri ayrıca şu suçlamaları yöneltir:

  1. Bu Yerine Geçen İddianame’nin 1’den 21’e kadar olan paragrafları tekrar iddia edilmekte ve atıf yoluyla buraya tamamen dahil edilmektedir.
  2. En az 1999 yılı civarından 2025 yılı civarına kadar ve bu tarih dahil olmak üzere, Amerika Birleşik Devletleri’nin herhangi bir Eyaletinin veya bölgesinin yargı yetkisi dışında başlayan ve işlenen bir suçta, sanıklar NICOLAS MADURO MOROS, DIOSDADO CABELLO RONDON, RAMON RODRIGUEZ CHACIN, CILIA ADELA FLORES DE MADURO, namıdiğer “Nicolasito”, namıdiğer “Prens” olarak bilinen NICOLAS ERNESTO MADURO GUERRA ve namıdiğer “Niño Guerrero” olarak bilinen HECTOR RUSTHENFORD GUERRERO FLORES ile bilinen ve bilinmeyen diğer kişiler, içlerinden en az biri ilk olarak New York Güney Bölgesi’ne getirilecek ve tutuklanacak olup, kasten ve bilerek Birleşik Devletler Kanunu, Başlık 18, Madde 924(c)’yi ihlal etmek için bir araya geldi, komplo kurdu, ittifak yaptı ve birbirleriyle anlaştı.
  3. Sanıklar NICOLAS MADURO MOROS, DIOSDADO CABELLO RONDON, RAMON RODRIGUEZ CHACIN, CILIA ADELA FLORES DE MADURO, namıdiğer “Nicolasito”, namıdiğer “Prens” olarak bilinen NICOLAS ERNESTO MADURO GUERRA ve namıdiğer “Niño Guerrero” olarak bilinen HECTOR RUSTHENFORD GUERRERO FLORES ile bilinen ve bilinmeyen diğer kişilerin, bir Birleşik Devletler mahkemesinde yargılanabilecekleri bir uyuşturucu kaçakçılığı suçu sırasında ve bununla ilişkili olarak; yani MADURO MOROS, CABELLO RONDON ve RODRIGUEZ CHACIN için bu Yerine Geçen İddianame’nin Birinci ve İkinci Suçlamalarında itham edilen kontrole tabi madde suçları ve FLORES DE MADURO, MADURO GUERRA ve GUERRERO FLORES için bu Yerine Geçen İddianame’nin İkinci Suçlamasında itham edilen kontrole tabi madde suçu için, bilerek ateşli silahlar kullanmaları ve taşımaları ve bu suçları ilerletmek amacıyla bilerek ateşli silahlar bulundurmaları ve ateşli silahların kullanımına, taşınmasına ve bulundurulmasına yardım ve yataklık etmeleri; yani, tetiğin tek bir hareketiyle manuel yeniden doldurma olmaksızın birden fazla atış yapabilen makineli tüfekler ve yıkıcı cihazlar, Birleşik Devletler Kanunu, Başlık 18, Madde 924(c)(l)(A) ve 924(c)(l)(B)(ii)’yi ihlal ederek, komplonun bir parçası ve amacıydı.

    (Birleşik Devletler Kanunu, Başlık 18, Madde 924(o) ve 3238.)

MÜSADERE İDDİALARI

  1. Bu Yerine Geçen İddianame’nin Birinci Suçlamasında itham edilen kontrole tabi madde suçunu işlemenin bir sonucu olarak, sanıklar NICOLAS MADURO MOROS, DIOSDADO CABELLO RONDON, RAMON RODRIGUEZ CHACIN, Birleşik Devletler Kanunu, Başlık 21, Madde 853 ve 970 uyarınca, sanıkların suçlar sonucunda doğrudan veya dolaylı olarak elde ettikleri her türlü geliri oluşturan veya bunlardan türetilen her türlü mal varlığını ve bu Yerine Geçen İddianame’nin Birinci Suçlamasında itham edilen suçu işlemek ve işlenmesini kolaylaştırmak için herhangi bir şekilde veya kısmen kullanılan veya kullanılması amaçlanan her türlü mal varlığını Amerika Birleşik Devletleri’ne müsadere ettirecektir.
  2. Bu Yerine Geçen İddianame’nin İkinci Suçlamasında itham edilen kontrole tabi madde suçunu işlemenin bir sonucu olarak, sanıklar NICOLAS MADURO MOROS, DIOSDADO CABELLO RONDON, RAMON RODRIGUEZ CHACIN, CILIA ADELA FLORES DE MADURO, namıdiğer “Nicolasito”, namıdiğer “Prens” olarak bilinen NICOLAS ERNESTO MADURO GUERRA ve namıdiğer “Niño Guerrero” olarak bilinen HECTOR RUSTHENFORD GUERRERO FLORES, Birleşik Devletler Kanunu, Başlık 21, Madde 853 ve 970 uyarınca, sanıkların suçlar sonucunda doğrudan veya dolaylı olarak elde ettikleri her türlü geliri oluşturan veya bunlardan türetilen her türlü mal varlığını ve bu Yerine Geçen İddianame’nin İkinci Suçlamasında itham edilen suçu işlemek ve işlenmesini kolaylaştırmak için herhangi bir şekilde veya kısmen kullanılan veya kullanılması amaçlanan her türlü mal varlığını Amerika Birleşik Devletleri’ne müsadere ettirecektir.
  3. Bu Yerine Geçen İddianame’nin Üçüncü ve Dördüncü Suçlamalarında itham edilen ateşli silah suçlarını işlemenin bir sonucu olarak, sanıklar NICOLAS MADURO MOROS, DIOSDADO CABELLO RONDON, RAMON RODRIGUEZ CHACIN, CILIA ADELA FLORES DE MADURO, namıdiğer “Nicolasito”, namıdiğer “Prens” olarak bilinen NICOLAS ERNESTO MADURO GUERRA ve namıdiğer “Niño Guerrero” olarak bilinen HECTOR RUSTHENFORD GUERRERO FLORES, Birleşik Devletler Kanunu, Başlık 18, Madde 924(d) uyarınca, bu Yerine Geçen İddianame’nin Üçüncü ve Dördüncü Suçlamalarında itham edilen suçların işlenmesine karışan ve kullanılan tüm ateşli silahları ve mühimmatı Amerika Birleşik Devletleri’ne müsadere ettirecektir.

İkame Varlıklar Hükmü

  1. Yukarıda açıklanan müsadereye tabi herhangi bir mal varlığı, sanıklar NICOLAS MADURO MOROS, DIOSDADO CABELLO RONDON, RAMON RODRIGUEZ CHACIN, CILIA ADELA FLORES DE MADURO, namıdiğer “Nicolasito”, namıdiğer “Prens” olarak bilinen NICOLAS ERNESTO MADURO GUERRA ve namıdiğer “Niño Guerrero” olarak bilinen HECTOR RUSTHENFORD GUERRERO FLORES’in herhangi bir eylemi veya ihmali sonucunda:

    a. gerekli özenin gösterilmesine rağmen bulunamazsa;

    b. üçüncü bir kişiye devredilmiş, satılmış veya tevdi edilmişse;

    c. Mahkemenin yargı yetkisi dışına çıkarılmışsa;

    d. değerinde önemli ölçüde azalma olmuşsa; veya

    e. zorluk çekilmeden ayrılamayacak şekilde diğer mal varlıklarıyla karışmışsa;

Amerika Birleşik Devletleri’nin niyeti, Birleşik Devletler Kanunu, Başlık 21, Madde 853(p) ve Birleşik Devletler Kanunu, Başlık 28, Madde 2461(c) uyarınca, sanığın diğer herhangi bir mal varlığının, yukarıdaki müsadereye tabi mal varlığının değeri tutarında müsadere edilmesini talep etmektir.

JÜRİ SÖZCÜSÜ

(Birleşik Devletler Kanunu, Başlık 18, Madde 924;

Birleşik Devletler Kanunu, Başlık 21, Madde 853 ve 970; ve

Birleşik Devletler Kanunu, Başlık 28, Madde 2461.)

JAY CLAYTON

Amerika Birleşik Devletleri Başsavcısı

Amerika

ABD, “Havana sendromu” mağdurlarına 3 milyon dolar ödedi

Yayınlanma

ABD ordusu ve istihbarat personeli, gizemli “Havana sendromu” rahatsızlığı sebebiyle ilk kez resmi tazminat aldı. Pentagon, sinirsel saldırı mağdurları için çıkarılan yasa kapsamında yaklaşık 3 milyon dolar ödeme yapıldığını duyurdu. Diplomatlar ve ajanlarda görülen bu rahatsızlığın nedeni üzerindeki araştırmalar ise sürüyor.

ABD yönetimi, diplomatlar ve istihbarat görevlileri arasında görülen ve “Havana sendromu” olarak adlandırılan gizemli rahatsızlığın mağdurlarına ilk kez resmi tazminat ödemesi yaptı.

ABD Savaş Bakanlığı (Pentagon), “Nörolojik Saldırı Mağduru Amerikalılara Yardım Yasası” (HAVANA) kapsamında hak sahiplerine toplamda yaklaşık 3 milyon dolar ödeme yapıldığını bildirdi.

Pentagon’dan konuya ilişkin yapılan açıklamada, bakanlığın zarar gören personele yardım ulaştırılması konusuna öncelik verdiği vurgulandı.

Açıklamada, “Bakanlık, etkilenen personele destek vermeyi öncelik haline getirdi ve herhangi bir başkanlık yönetimi döneminde HAVANA Yasası kapsamında yapılan ilk ödemeler olarak yaklaşık 3 milyon dolar tazminat dağıttı” ifadelerine yer verildi.

Savaş Bakanlığı, anormal tıbbi vakaları inceleyen departmanlar arası çalışma grubunu temel alarak yönlendirilmiş enerjinin biyolojik etkilerini araştıracak yeni bir ihtisas grubu kurulduğunu da duyurdu.

Açıklamada ayrıca, “Bakanlık, doğrulanmış sonuçlar elde etmek, mağdurların tedavisini iyileştirmek ve dinamik harekat ortamına uyum sağlamak amacıyla şeffaflık ile bilimsel dürüstlüğe odaklanmaya devam edecek” değerlendirmesi aktarıldı.

İlk vakalar Küba’da kaydedildi

Söz konusu rahatsızlık, ilk kez 2016 yılında Küba’da görev yapan Amerikalı diplomatlarda görülmesi nedeniyle “Havana sendromu” adını aldı.

Bölgedeki personel; ani baş ağrısı, işitme ve görme kaybı, denge bozukluğu ile mide bulantısı gibi şikayetlerle tıbbi yardım talep etti. Yapılan klinik muayenelerde, bazı çalışanlarda hafif beyin travması ve merkezi sinir sistemi hasarı saptandı.

Benzer semptomlar, 2018 yılında Çin’deki bir ABD’li diplomat üzerinde de görüldü. Amerikan medyasından The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre, 2021 yılında Almanya’daki Amerikalı diplomatlar da aynı rahatsızlığı yaşadıklarını bildirdi.

Gazete aynı yıl, bir CIA personelinin de benzer şikayetler nedeniyle Sırbistan’dan tahliye edildiğini yazdı.

Cihaz iddiaları ve istihbarat raporları

CNN televizyonunun 13 Ocak tarihli haberine göre Pentagon, “Havana sendromu” yaratma kapasitesine sahip olduğu değerlendirilen gizli bir cihazı bir yılı aşkın süredir test ediyor.

Gizli bir operasyonla ele geçirildiği belirtilen ve sırt çantasına sığabilecek büyüklükte olan bu cihazın, darbeli radyo dalgaları ürettiği ifade ediliyor.

Televizyon kanalına konuşan ve konuya aşina kaynaklar, bazı hükümet yetkilileri ile bilim insanlarının bu dalgaları rahatsızlığın temel nedeni olarak gördüğünü kaydetti. Aynı kaynaklar, cihazın Rus yapımı parçalar içerdiğini ancak tamamen Rusya üretimi olmadığını öne sürdü.

Öte yandan, ABD istihbarat topluluğunda konuya ilişkin ciddi bir görüş ayrılığı yaşandığı kaydediliyor. Bloomberg’in aktardığı bilgilere göre, Ocak 2025’te yedi ABD istihbarat kurumundan beşi, söz konusu vakaların arkasında Washington karşıtı yabancı güçlerin bulunması ihtimalini “son derece düşük” gördü. Diğer iki istihbarat teşkilatı ise olaylardan yabancı servislerin sorumlu olabileceğini değerlendiriyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Lindsey Graham’a muhtaç olan sistem

Yayınlanma

Thomas Karat, davranış analisti

Senatör cumartesi gecesi, yetmiş bir yaşında, beşinci dönem seçimi için yürüttüğü kampanyanın tam ortasında, aort yırtılması nedeniyle yaşamını yitirdi. İletişim direktörü, adli tabibin ilk bulgularını aktardı: damar sertliğine bağlı kardiyovasküler hastalığın bir sonucu olarak, vücudun en büyük atardamarında meydana gelen bir yırtılma. Övgü dolu anma mesajlarının ulaşması birkaç saati bulmadı. Trump onu gerçek bir Amerikan vatanseveri olarak andı. Kendisiyle henüz geçen hafta iki kez görüşen Volodimir Zelenski, en çok ihtiyaç duyulan anda yanlarında duran bir dost olarak tanımladı. Mark Rutte ve Binyamin Netanyahu da kendi mesajlarını paylaştı. Silahlı Hizmetler Komitesi Başkanı Roger Wicker, Graham’ın Birleşik Devletler’in iç ve dış politikası üzerindeki etkisini tarif etmeye kelimelerin yetmeyeceğini belirtti.

Kelimeler var elbet. Vefat yazıları yanlış olanları seçti ve bunu yaparken, böyle bir adam hakkında sorulması gereken yegane soruyu ıskaladı. Mesele inançlarında samimi olup olmadığı değil -ki insanı tüketecek kadar samimiydi-; asıl mesele, her dış krize verdiği refleksif yanıt askeri güçten ibaret olan bir senatörün, bu fikrini hayata geçirmesine olanak tanıyan komite üyeliklerini, ekran sürelerini ve dört farklı başkanın yakınlığını yirmi üç yıl boyunca nasıl elinde tutabildiğidir. Graham, sistemin kerhen katlandığı bir sapma değildi. Aksine, işlevsel olduğu için bizzat sistem tarafından üretilen, pazarlanan ve stokta tutulan bir üründü.

Kariyerinin genel hatlarına bir bakın. Mart 2003’te, Bağdat’a bombalar yağarken Graham ülkeye, geçmişteki görüş ayrılıklarının yerini bu girişimi sonuna kadar götürme yönünde ortak bir kararlılığa bırakması gerektiğini söylüyordu. O gün onayladığı savaş, en ihtiyatlı doğrudan ölüm tahminlerine göre bile çeyrek milyondan fazla Iraklı sivilin hayatına mal oldu, IŞİD’e dönüşecek isyanı doğurdu ve geride harabeye dönmüş bir ülke bıraktı. Bundan hiçbir ders çıkarmadı. Libya 2011’de parçalanıp savaş ağalarının eline bırakıldığında müdahaleyi desteklemişti. Suriye bölündüğünde daha derin bir askeri müdahale istemişti. Yirmi yıl boyunca koca bir coğrafya harap olurken, Graham’ın her yıkıma verdiği karşılık bir sonrakinin menzilini belirlemek oldu.

Bu yılın şubat ayına gelindiğinde, o sonraki hedef artık İran’dı. Ayın yirmi altısında Graham, Senato antetli kağıdıyla, bugün okunduğunda apaçık bırakılmış bir itirafı andıran bir yazı kaleme aldı. Yazısında İran’ın bir “Berlin Duvarı anı” yaşadığını öne sürüyordu. Rejim 1979’dan bu yana en zayıf dönemindeydi ve nihai temennisi bir rejim değişikliğinin gerçekleşmesiydi. Kendi ifadesiyle, 7 Ekim saldırılarını “bir umut ışığı” olarak nitelendirdi; zira ardından gelen İsrail harekâtı İran’ın askeri gücünü yıpratmıştı. Halihazırda yürütülen bir bombalama kampanyasını övdüğü aynı paragraflarda, Trump’ı savaş değil barış peşinde koştuğu için yüceltiyordu. Bu hava saldırılarının bir adı vardı: Gece Yarısı Çekici Harekâtı. Graham bunu, Ortadoğu’da bin yılı aşkın süredir barış ve refah için ortaya çıkan en büyük fırsat olarak adlandırıyordu.

Asıl niyetini ise hava saldırıları başlamadan iki haftadan kısa bir süre önce, 16 Şubat’ta Tel Aviv’de gazetecilere açıkça söyledi. Birleşik Devletler, bölgedeki en büyük devlet destekli terör odağını tasfiye etmenin eşiğindeydi. Savaşın ilk günlerinde çıktığı Fox News ekranlarında ise bilançoyu en çıplak haliyle sundu: Rejim çöktüğünde yeni bir Ortadoğu kurulacağını ve Birleşik Devletler’in muazzam miktarda para kazanacağını belirtti. Venezuela ve İran’ın dünyada bilinen petrol rezervlerinin neredeyse üçte birine sahip olduğuna dikkat çekerek, bu girişimin amacının söz konusu rezervlerle ortaklık kurmak olduğunu kaydetti. Gayrimenkul işlemine indirgenmiş bir rejim değişikliği. Yazdığına göre, tüm bunların ulaşılabilir olduğunu ve Birleşik Devletler’e olağanüstü fayda sağlayacağını teyit etmek amacıyla bir önceki hafta İsrail, BAE ve Suudi Arabistan’ı ziyaret etmişti. Haftalar önce de Mossad ile görüşmüş, gazetecilere onların kendisine kendi hükümetinin bile söylemeyeceği şeyleri anlatacağını aktarmıştı.

Tüm bunların ona en ufak bir bedeli olmadı. Vefat yazılarının bir türlü yüzleşemediği kısım da bu; çünkü bunu görmek, o yazıları kaleme alan kurumları da itham etmek anlamına geliyor. Siyasi kariyeri boyunca Amerikan askeri gücünün yaratacağı sonuçlar konusunda sürekli yanılan -Irak’ta yanılan, Libya’da yanılan, yıkılmasına önayak olduğu her rejimin ardından ne geleceği konusunda hep haksız çıkan- bir senatör, bu yüzden hiçbir zaman rütbe kaybetmedi. Aksine, terfi ettirildi. Görev aldığı komitelerin dökümü, bu hikayeyi olabilecek en kuru dille özetliyor. Yıllarca Silahlı Hizmetler Komitesi’nde yer aldı ve oradan Senato’ya, orduya duyulan sevginin hiçbir şey satın almadığını, asıl önemli olanın bütçe tahsisatları olduğunu, bütçe konusunda endişelenen meslektaşlarının ise gerçeklerden kopuk yaşadığını vaaz etti. Hayata gözlerini yumduğunda, Bütçe Komitesi’ne başkanlık ediyor ve Ödenekler Komitesi’nde yer alıyordu; yani rakamları belirleyen ve harcamaları onaylayan kurullarda. Çıkabilecek her savaşı canıgönülden isteyen bu adam, tekrar tekrar o savaşların faturasını ödeyen komitelere yerleştirildi.

Paranın izini sürdüğünüzde resim daha da netleşiyor. Federal Seçim Komisyonu kayıtlarında belgelenen kariyeri boyunca Graham’ın bağışçıları, onun savunduğu tezlerin işaret ettiği yerlerde kümelendi. Savunma sanayii devleri -uçak, füze ve silah sistemlerini üretenler- parayı onun komitelerine ve siyasi eylem komitelerine (PAC) akıttı. Kariyeri boyunca aldığı toplam bağış miktarının detayları, otomatik doğrulamayı engelleyen bir ödeme duvarının arkasında kaldığı için bu yazıda kesin bir rakama yer verilmiyor. Ancak bu döngüyü okumak için kesin bir sayıya ihtiyaç yok. Her silah sistemini onaylayan, savunma harcamalarındaki yetersizliği acil durum ilan eden ve askeri bütçenin kısılmasını ahlaki bir başarısızlık olarak gören bir senatör, o silahları üretenler için yatırıma değer bir isimdir. Yapılan katkılar birer rüşvet değildi. Zaten buna gerek de yoktu. Bunlar, zaten bu fikirlere canıgönülden inanan ve bu inancı kazançlı sözleşmelere dönüştürebilecek bir koltukta oturan bir adama yapılan yatırımlardı.

Bu çarkı tamamlayan ise medya oldu. Graham’ın pazar programlarının ve haber kanallarındaki kulislerin vazgeçilmez siması olmasının bilgece duruşuyla hiçbir ilgisi yoktu; her şey tamamen yayın formatıyla alakalıydı. Akılda kalıcı demeçler vermesi, her an yayına hazır bulunması ve istikrarlı bir şahin duruşu sergilemesi, onu doğruluk yerine kesinliği, derinlemesine düşünme yerine çatışmayı ödüllendiren programlar için biçilmiş kaftan haline getirdi. Bu akış çift yönlü işliyordu. Ekran süresi onu ulusal bir figüre dönüştürdü, ulusal bir figür olmak ise ona daha fazla ekran süresi kazandırdı. Tüm bu mekanizma, güya sadece aktardığını iddia ettiği gerilimi bizzat besledi ve ödüllendirdi. Herhangi bir saldırıda parmağı olup olmadığına bakılmaksızın İran’ın bombalanması çağrısında bulunup İsrail’e işi bitirme çağrısı yaptığında, bu sözleri yurt dışında infiale yol açarken yurt içinde yeni televizyon davetlerini beraberinde getirdi. Savaş şahinleri pazarı oldukça genişti ve o da bu pazarın arzını sağlıyordu.

Graham’ı bu denli kalıcı kılan şey, fikirlerinin hiçbir zaman bir düşünce meydanında sınanmak zorunda kalmaması, sadece onları barındıran kurumların müsamahasına ihtiyaç duymasıydı. 2015 yılında Trump’ı ırkçı, yabancı düşmanı bir yobaz ve ahmak olarak nitelendirirken, onun ikinci başkanlık dönemine gelindiğinde en sadık savunucularından biri olmuştu; zira güce yakın olmanın, o gücü elinde tutan kişinin niteliğinden çok daha önemli olduğunu keşfetmişti. Hava saldırılarına ilişkin haberlere göre, bu yılki savaşı tetikleyen o ikna konuşması golf sahasında yapılmıştı. Graham, Trump’a İran’ın onun istediği her şeyi baltalayan bir unsur olduğunu söylemiş, “Rejimi çökertirseniz, bu adeta Berlin Duvarı’nın yıkılışı gibi bir etki yaratır” demişti. Başkan ikna oldu. Bombalar yağdı. Bir gazeteci Graham’a “ertesi günün” planının ne olduğunu sorduğunda -ki bu soru Irak tecrübesinden sonra Washington’daki her şahinin zihnine kazınmış olmalıydı- bunun kendi işi olmadığını söyledi. İran’ın geleceğine ancak İran halkının karar vereceğini belirtti. Savaşı o istemişti; faturasını ödemek ise başkalarına kalmıştı.

Anlaşma zaten hep buydu. Savaşları savunmak onun işiydi, ama sorumluluğunu üstlenmek hiçbir zaman ona düşmedi. Sabah programlarına çıkıp savaş çığırtkanlığı yapar, bütçe komitelerinde oturup onları fonlar, bu işten kâr sağlayan şirketlerin parasını alır ve bu girişimler yeni bir felakete dönüştüğünde yine televizyona çıkıp bir sonrakini talep ederdi. Geride bıraktığı yıkım, onun itibarını zedelemek bir yana dursun, adeta daha da pekiştirirdi. Bu, sıra dışı bir figürün portresi değil. Bu, insan çehresine bürünmüş bir çıkar ve teşvik mekanizmasının biyografisidir.

Öldüğünde, koltuğu çoktan hareket halindeydi. Cenazesi bile kalkmadan, birkaç saat içinde haberlerin seyri değişti; tartışmalar yerine kimin geleceğine, geçici bir halef atayacak olan valiye ve onun yokluğunun her bir oyu hesaplayan Cumhuriyetçi çoğunluk üzerindeki etkisine odaklandı. Trump, NBC’ye aklında zaten bir isim olduğunu söyledi. Lindsey Graham’ı var eden o makine, onun yasını tutmak için bir an olsun duraksamadı. Boşalan yeri doldurmak için derhal çalışmaya başladı; çünkü işgal ettiği makam hiçbir zaman bizzat o şahısla ilgili değildi. Mesele, o koltukta onun söylediklerini yineleyecek birinin oturmasını sağlamaktı. Bu göreve aday olacakların sayısı hiç de az değil. İşte vefat ilanlarının size hissettirmemek için çabaladığı asıl dehşet verici gerçek bu: O gitti, ama onu yaratan düzen aynen yerinde duruyor.

***

Çok uluslu teknoloji şirketlerinde uzun yıllar çalışan davranış analisti Thomas Karat, yüksek lisans derecesini Manchester Metropolitan Üniversitesi Fen ve İletişim bölümünden aldı. Güç dinamiklerindeki dil psikolojisi üzerine çalışmalar yürüten Karat’ın lisansüstü tezi, yüksek riskli iş müzakerelerindeki dilsel aldatma belirtilerini inceliyor. SaltCubeAnalytics adlı YouTube podcast’inin sunuculuğunu yapan yazar, karat.substack.com adresinde yazıyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Veri merkezleri ABD’li valilik adaylarının hedefinde

Yayınlanma

Yapay zekanın hızla yayılmasıyla inşa edilen devasa veri merkezleri, ABD genelindeki valilik yarışlarında adaylar için en kritik tartışma noktalarından biri haline geliyor. Artan enerji maliyetleri, arazi kullanımı ve çevreye etkiler seçmen nezdinde endişe yaratırken, adaylar eski kararlarını gözden geçirmek veya yeni kısıtlamalar vadetmek zorunda kalıyor.

Yapay zeka altyapısının fiziki temelini oluşturan devasa veri merkezlerine yönelik toplumsal tepki, valilik seçimlerinde yarışan adayları zor durumda bırakıyor.

Bu dev tesislerin varlığı, seçim pusulalarındaki pek çok yarışta en hararetli tartışma konularından biri haline geliyor.

Görevdeki valiler ve onların yerine geçmeyi hedefleyen rakipler, Amerikalıların yapay zeka hakkındaki artan endişeleriyle birlikte, veri merkezlerinin inşasından kaynaklanan enerji fiyatları ve arazi kullanımı korkularıyla da mücadele etmek zorunda kalıyor.

Yapay zeka modellerini, sistemlerini ve diğer teknolojileri çalıştırmak için kullanılan geniş alanlara yayılmış bu binalar, yapay zekanın hızlı gelişiminin somut olarak görülebildiği nadir alanlar arasında yer alıyor.

Teknoloji ve siyasetin kesişim noktasına odaklanan Silverman Strategy Group kurucusu Sam Silverman konu hakkında yaptığı değerlendirmede, “Çabalasanız bile bundan daha kolay bir siyasi hedef icat edemezdiniz” dedi. Silverman, stratejide devasa değişiklikler yapılmadığı takdirde bu durumun daha da kötüleşeceğini kaydetti.

En son Demokrat Temsilci Pat Ryan ile çalışan Silverman, “Genel olarak teknoloji iyimseriyim ancak kendi bölgesinde aktif olarak veri merkezi taraftarı bir kampanya yürüten herkese bunun seçimsel bir hata olduğunu söylerim” ifadelerini kullandı.

Eyaletlerde veri merkezlerine yönelik tartışmalar giderek büyüyor. Eyalet milletvekilleri, bu tesislerin çevresel ve ekonomik etkileriyle mücadele etmek amacıyla geçici durdurma kararları veya daha sıkı düzenlemeler getirilmesi yönünde adımlar atıyor.

Adaylar da seçmenlerin desteğini kazanmak için bu hareketlilikten faydalanıyor ya da yapay zeka altyapısına daha önce verdikleri desteklerden geri adım atıyor.

Silverman, valilik yarışlarının bu politikaların pratikte ilk kez ciddi şekilde sınandığı yerler olduğunu belirtiyor.

ABD’de veri merkezlerine “dur” deme arayışı

Pennsylvania

Pennsylvania valilik yarışı bu yeni dinamiğin en net görüldüğü yerlerden biri olarak öne çıkıyor. Demokrat Vali Josh Shapiro, Cumhuriyetçi Pennsylvania Saymanı Stacy Garrity karşısında zorlu bir sınav veriyor.

Gelecekte 2028 Demokrat başkan adaylığı için adı geçen isimlerden biri olan Shapiro, geçen yıl eyaletteki yeni Amazon veri merkezi projesini memnuniyetle karşıladıktan sonra, o tarihten bu yana daha temkinli bir yaklaşım sergiliyor.

Shapiro, mayıs ayında valiliğin Sorumlu Altyapı Geliştirme girişimi (GRID) olarak adlandırılan ve veri merkezlerine yönelik yasal sınırları belirleyen bir çerçeve plan açıkladı.

Geçen ay Pennsylvania Temsilciler Meclisinden geçen bu önlem, veri merkezi geliştiricilerinin elektrik maliyetlerini tüketicilerin üstlenmesini önlemek için kendi enerji üretimlerini finanse etmelerini ve planları konusunda yerel topluluklara karşı şeffaf olmalarını zorunlu kılıyor.

Düzenleme ayrıca veri merkezlerinin, belirli sayıda yeni istihdam güvencesi vermelerini ve çevreyi koruma taahhütlerini içeren toplumsal fayda sözleşmeleri imzalamak üzere belediyelerle işbirliği yapmasını talep ediyor.

Shapiro’nun seçim kampanyası sözcüsü Manuel Bonder, eyalet senatosundan da geçmesi gereken bu çerçevenin, valinin yerel topluluk, sendika ve çevre liderleriyle yürüttüğü çalışmalar doğrultusunda tasarlandığını ifade etti.

Vali, bu planı Amazon’un eyalet genelinde çok sayıda bulut bilişim ve yapay zeka kampüsü kurmak üzere en az 20 milyar dolarlık yatırım yapacağını duyurmasından bir yıldan kısa bir süre sonra hayata geçirdi.

Yeniden seçim yarışında açık ara önde olan Shapiro, bu projenin ardından dengeli bir politika izlemeye çalışıyor. Pennsylvania’nın büyük projeler için rekabet ettiğini ve inovasyona öncülük ettiğini belirten Bonder, Shapiro’nun sıkı standartlar belirlemeye, projelerin topluma fayda sağlamasına ve eyalet sakinlerine ek maliyet getirmemesine odaklandığını aktardı.

Buna rağmen rakibi Garrity, seçim kampanyasında Shapiro’nun bu projeye verdiği desteği hedef almayı sürdürüyor.

Garrity yaptığı açıklamada, “Bir yıldan kısa bir süre önce Josh Shapiro, Pennsylvania’da sınırsız veri merkezi gelişiminin en büyük amigo kızlığını yapıyordu ancak gördüğümüz üzere yerel topluluklara hiçbir liderlik göstermedi ve neredeyse hiç bilgi vermedi” diyerek hazırlanan çerçevenin sadece gönüllülük esasına dayandığına işaret etti.

Bununla birlikte Garrity de seçimler yaklaştıkça veri merkezlerine yönelik görüşlerini değiştirdi. Eyalet saymanı, o dönemde Amazon projesini övmüş ve daha sonra Pennsylvania’nın veri merkezi gelişiminde geri kaldığını savunarak kuralların esnetilmesini talep etmişti.

Geçen hafta ise yönünü değiştiren Garrity, yerel, bölge ve eyalet liderleriyle gerçekleştirdiği bir toplantıda veri merkezi geliştirme çalışmalarına ara verilmesi çağrısında bulundu.

Lehigh Üniversitesinde görev yapan siyaset bilimci Christopher Borick, valilik yarışının seçilmiş yetkililerin veri merkezleri konusundaki söylemlerini ve politikalarını ne kadar sert bir biçimde yeniden yapılandırmak zorunda kaldıklarını gösterdiğini ifade etti.

Borick, pek çok yetkilinin ve yeniden seçilmek için yarışan adayın bu konuda aceleci davrandığını ve kendilerini karmaşık bir dengenin ortasında bulduklarını kaydetti.

Texas

Shapiro gibi, görevdeki Cumhuriyetçi Vali Greg Abbott da bu sonbaharda yapılacak seçimler öncesinde veri merkezlerine yönelik bakış açısını değiştiriyor.

Abbott, geçen ay bir kampanya durağında eyaletin kırsal kesimlerinde yeni veri merkezi inşaatlarının engellenmesi çağrısında bulunarak dikkatleri üzerine çekmişti.

Yerel basına yansıyan haberlere göre Abbott, Doğu Texas değerlerini koruma mücadelesiyle doğrudan örtüşen bir diğer konunun, mahallelerde kurulmak istenen yapay zeka veri merkezlerine karşı çıkmak olduğunu belirtti.

Bu açıklamalar, Abbott’ın eyalet düzenleyici kurumlarına gönderdiği ve vatandaşların altyapı maliyetleri altında ezilmemesinin güvence altına alınmasını talep ettiği mektuptan birkaç hafta sonra geldi. Vali mektubunda, veri merkezlerine yönelik satış vergisi muafiyetlerinin kaldırılmasını, bu tesislerin Texas’ın elektrik kapasitesine katkıda bulunmasını ve su tasarruflu teknolojilerle inşa edilmesini önermişti.

Bu yaklaşım, Google’ın eyaletteki veri tesisleri yatırımı için sunduğu 40 milyar dolarlık projeyi memnuniyetle karşılayan ve Texas’ı yapay zeka gelişiminin merkez üssü olarak nitelendiren geçen kasım ayındaki Abbott portresinden ciddi bir sapma gösteriyor.

Demokrat valilik adayı ve Texas eyalet milletvekili Gina Hinojosa, Abbott’ın bu geçmişini kullanarak veri merkezlerini seçim kampanyasının ana gündem maddesi haline getiriyor.

Hinojosa yaptığı açıklamada, “Veri merkezleri Texas’a taşınıyor çünkü Greg Abbott, faturayı eyalet sakinlerinin ödemesi için ülkedeki en cömert vergi muafiyeti sisteminin kurulmasına yardımcı oldu” diyerek eyaletteki vergi muafiyetlerinin 2028 yılına kadar kamuda 3 milyar dolardan fazla kayba yol açabileceğine işaret etti.

Hinojosa, yapay zeka geliştiricilerinin artan elektrik ve su maliyetlerini ödemesi yönündeki toplumsal baskının artması sebebiyle valinin geri adım attığını savunuyor.

Hinojosa, “Abbott’ın bu konuda hiçbir inandırıcılığı yok, kimse yangını çıkaran kundakçının o yangını söndüreceğine inanmaz” diye ekledi.

Bu dönemdeki diğer Demokratlar gibi popülist bir yaklaşım benimseyen Hinojosa, seçmenlerin bu merkezlerin sahibi olan aşırı zengin teknoloji baronlarına karşı duyduğu tepkiyi arkasına alıyor.

Borick, veri merkezlerinin yapay zekayla bağlantılı güçlü teknoloji şirketlerine ve nüfuzlu kişilere yönelik duyulan öfkeyle doğrudan kesiştiğini belirtiyor.

Georgia

Kritik seçim eyaletlerinden Georgia’da anketörler, valilik yarışının eski Atlanta Belediye Başkanı Demokrat Keisha Lance Bottoms ile milyarder sağlık sektörü yöneticisi Rick Jackson arasında başabaş geçeceğini öngörüyor.

Vergi teşvikleri ve ucuz elektrik tarifeleri sayesinde ülkedeki en fazla veri merkezine ev sahipliği yapan eyaletlerden biri olan Georgia’da, iki adayın bu konudaki yaklaşımları tamamen ayrışıyor.

Bottoms, faturaların yükselmesine ve su kaynaklarının tükenmesine yol açtığını iddia ettiği veri merkezlerinin genişlemesinin durdurulmasını ve durumun yeniden değerlendirilmesini istiyor. Demokrat aday, bu değerlendirmeler sürerken yeni inşaatlara geçici bir yasak getirilmesini öneriyor.

Bottoms’ın kampanya iletişim direktörü TaNisha Cameron, Georgia’da bir plan olmadan kontrolsüz bir şekilde veri merkezi inşa edilmesini kabul etmeyeceklerini belirtti.

Mevcut Vali Brian Kemp ise geçen ay bu yaklaşımı sorumsuzluk olarak nitelendirerek eleştirdi.

Veri merkezi projesinde yatırımı olan rakip aday Jackson ise bu merkezlerin topluma ekonomik fayda sağlayabileceğini savunarak sektörü destekliyor. Jackson, yine de tesislerin nereye kurulacağı konusunda yerel toplulukların söz hakkı olması gerektiğine inanıyor.

Sektörün zorlu mücadelesi

Adaylar veri merkezlerine yönelik tepkileri yönetmeye ve bazı durumlarda bu tepkilerden siyasi fayda sağlamaya çalışırken, veri merkezi sektörü temsilcileri ise bu tesislerin farklı kullanım alanları olmasına rağmen sadece yapay zekayla ilişkilendirilmesinden rahatsızlık duyuyor.

Bir veri merkezi sektörü uzmanı, seçim yılında olunması nedeniyle uygun fiyatlılık tartışmalarının odağında veri merkezlerinin günah keçisi ilan edildiğini kaydetti.

Uzman, “Bu görüşmelerde altyapı ile uygulamayı birbirinden ayırmak zor oluyor, bu da bizi hayal kırıklığına uğratıyor çünkü uygulamanın nasıl kullanılacağı konusunda bizim bir etkimiz olmuyor” dedi.

Veri merkezleri ve yapay zekaya yönelik toplumsal algıyı ölçen Fairleigh Dickinson Üniversitesi Anketi Direktörü Dan Cassino ise tepkilerin doğrudan yapay zekanın kendisine yönelik olduğunu vurguladı.

Cassino, insanların elektrik faturalarını artıran şeyin yapay zeka için kurulan veri merkezleri olduğuna inandığını belirterek, “İnsanlara yapay zeka hakkındaki görüşlerini sorduğumuzda, çoğunlukla olumsuz yanıtlar alıyoruz” dedi.

ABD’de veri merkezleri hiç popüler değil

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English